Windows 10’a ücretsiz güncelleme 29 Temmuz’da sona eriyor
Microsoft’un eski Windows sürümü sahipleri için Windows 10’a ücretsiz geçmek için tanıdığı süre 29 Temmuz’da sona eriyor. Microsoft’un son Windows ürününe geçiş yapmak isteyenler için bir yıldır sürdürdüğü ücretsiz güncelleme imkanı sona erdiğinde, kullanıcıların yeni Windows’a geçiş için 119 dolarlık lisans ücretini ödemesi gerekecek.
Redmond’lu yazılım devinin son Windows sürümünün birinci yılına özel olarak önümüzdeki günlerde yayınlamayı planladığı yeni güncellemesinde ise gelişmiş yeteneklerin, yeni Cortana komutlarının ve Windows/Xbox uygulama marketinin birleştirilmiş versiyonunun yer alması bekleniyor.
Microsoft yöneticileri, son Windows sürümüne ücretsiz geçmek isteyenler için bir yıllık süre tanıdıklarını ve bu sürenin sonunda 119 dolarlık lisans ücretinin ödenmesi gerekeceğini açıklamışlardı. 29 Temmuz’dan sonra bu kararın uzatılıp uzatılmayacağı ise şimdilik belli değil. Microsoft’un yeni Windows’a geçiş hızını kesmemek ve eski Windows’ların zaman içinde oluşan yükünden kurtulmak için bir yıllık ücretsiz güncelleme teklifini bir süre daha uzatması ihtimal dahilinde görünüyor.
İngiltere’den Güney Kore’ye fintech köprüsü
Yakın dönemde yaşanan Brexit referandumu ile ülkedeki uluslararası girişimlerin ekmeğine kan doğrayan Birleşik Krallık, Güney Kore ile kurduğu “fintech köprüsü” sayesinde finansal teknoloji şirketleri ve bunların yatırımcıları için iki ülke arası erişim olanağı sunmaya hazırlanıyor.
İngiltere’deki finans otoritesi FCA ve Güney Kore’deki dengi FSC tarafından imzalanan iş birliği anlaşması çerçevesinde, iki ülke fintech pazarları arasında finansal inovasyon hakkında bilgi paylaşımı gerçekleşecek. Bu bilgilerin içinde yükselen trendler ve regülasyonlarla ilgili sorunlar da yer alacak.
60 bin kişi bu işten ekmek yiyor
Fintech dünyasının başkenti olarak da bilinen Londra’da yılda 6,6 milyar poundu aşkın gelir bu sektörden sağlanıyor. Fintech alanında istihdam edilen kişi sayısı ise 60 bini aşıyor. Ancak daha önce paylaştığımız gibi, Brexit sonrası özellikle Avrupa Birliği ülkeleriyle iş yapan çoğu girişim büyük darbe almıştı. Güney Kore ise gelişmiş teknoloji sektörüne karşın fintech pazarında yeni yeni varlık gösteriyor. FSC Yönetim Kurulu Başkanı Yim Jong-yong, fintech alanında nazaran yeni bir oyuncu olduklarını kabul ederken, kendilerini Uzak Doğu bölgesinin fintech merkezi haline getirmek için gerekli adımları atmaya hazır olduklarını dile getiriyor. İngiltere’nin bu bölgede Hong Kong ve Singapur ile de fintech köprüsü kurduğu biliniyor. Kurulan bu dijital köprüler üzerinde hem Birleşik Krallık hem de Güney Kore’de faaliyet gösteren fintech şirketlerinin, uluslararası ölçeklenmelerinin kolaylaşması bekleniyor.7-Eleven drone ile servise başladı
Drone ile ticari ürün servisi, hem teknoloji dünyasının hem de iş dünyasının en önemli gündem maddesini oluşturuyor. Amazon kendi drone kargo servisini hayata geçirmek için uğraş verirken, 24 saat açık market ve yiyecek hizmeti veren 7-Eleven dronelar ile ilk siparişini gerçekleştirdi.
The Verge’ün haberine göre Reno Nevada’daki bir özel mülke gönderilen sipariş başarıyla müşteriye ulaştı. Otonom drone servisi sunan bir start-up olan Flirtey ile ortaklık yapan 7-Eleven, restorandan bir mil uzaklıktaki eve siparişi otonom drone ile gönderdi. Firmanın açıklamasına göreyse siparişte tavuklu sandviç, milkshake, donut, kahve ve şekerlemeler yer alıyordu. İki ayrı paket halinde hazırlanan sipariş, restorandan doğruca sipariş veren kişinin bahçesine yönlendirildi. GPS ile yolunu bulan drone, paketleri belli bir yükseklikten halatla bahçeye indirdi ve tekrar yükselerek restorana geri döndü. Otonom drone servisi sağlayan Flirtey şirketi, drone’ların çeşitli yaralanmalara veya maddi hasarlara neden olmaması için siparişleri drone ile yere indirmek yerine, halatla aşağıya sarkıtmayı tercih ediyor.
https://www.youtube.com/watch?v=_sysBQ5-tZA
İlginizi çekebilecek bir diğer haberimiz: Intel, Alman drone üreticisini satın aldı
Instagram hesabınızı bir kariyer silahına dönüştürün
Kariyer ve sosyal ağ denince akla gelen ilk platform kuşkusuz LinkedIn oluyor. Orada neler yapmanız ve yapmamanız gerektiği konusunda TechInside sayfalarında pek çok makaleyi ve rehberi bulabilirsiniz. Ancak çoğu profesyonelin gözden kaçırdığı bir başka kariyer silahı daha var; Instagram. Bugüne kadar onu sadece yemek fotoğrafları ve tatil yeri görüntüleri paylaşmaya yarayan bir ağ olarak görmüş olabilirsiniz.
Şimdi ise Instagram hesabınızda hem takipçi kitlenizi artırmak hem de bu ağdaki aktivitelerinizin profesyonel yaşantınıza olumlu etkilerini artırmak için kolları sıvama zamanı. Amra Beganovich ve Elma Beganovich tarafından kaleme alınan bir Fast Company makalesinde, fotoğraf paylaşarak kariyerinizde nasıl ilerleyebileceğiniz anlatılıyor. İşte yapmanız gerekenler:
Instagram’da kendi yerinizi bulun
İlk olarak, Instagram’ın kariyeriniz açısından doğru bir araç olup olmayacağına ve ilerlemenizde ne gibi roller oynayabileceğine karar vermelisiniz. Instagram sayesinde fayda sağlaması garanti olan bazı sektörler ve görevler var mutlaka; bir mutfak şefi veya bir tatil köyü gibi… Buna karşın, kariyerinizi görsel paylaşımlarla güçlendirebileceğiniz sürpriz yollar da bulunuyor. Eğer grafik tasarımı, mimari, iç dekorasyon, pazarlama veya emlak gibi bir iş yapıyorsanız, yani kariyeriniz estetik kaygılar üzerinde dönüyorsa, Instagram sizin için büyük bir potansiyel taşıyor demektir. Öte yandan, IT danışmanlığı, mühendislik ve bankacılık gibi işlerde Instagram’ın önemsiz olduğunu düşünebilirsiniz. Oysa bu sektörler de fotoğraflarını paylaşmanın yanı sıra, kendi ağlarını güçlendirmek ve sektör liderleri ya da basın mensuplarıyla bir araya gelmek için Instagram’ı kullanıyor. Instagram’ı göz alıcı fotoğraflar paylaşmak için kullanmıyor olmanız, bu ağdan faydalanamayacağınız anlamına gelmiyor.Ne paylaşmanız gerektiğini bilin
İkinci adımda, fotoğraf akışınıza giren birinin sizinle ilgili nasıl bir izlenim edinmesini istediğinize karar verin. Burada kişisel düzeyde bir izlenimden bahsetmiyoruz: Yöneticiler, İK yetkilileri veya patronlar sizin profilinize girdiğinde ne görmeli? Kariyerinize ilişkin ne kadar paylaşım yapıyorsunuz? Fikirleriniz, üzerinde çalıştığınız projeler ve hayatınıza ilişkin diğer detaylar ne oranda haber akışınızda yer alıyor? Unutmayın ki, fotoğraflarla dolu profil sayfanız açılır açılmaz ziyaret eden kişi sizinle ilgili bir görüşe sahip oluyor. Örneğin finans sektöründe çalışıyorsanız, bu alandaki fikir liderlerinin söylemlerinden alıntılar içeren görseller paylaşıp, yenilikçi markaların fotoğrafını repost edebilirsiniz. Basında çıkan haberlerden derlemeler yapıp, kendi görüşlerinizi açıklama kısmına eklemeyi de ihmal etmeyin. Unutmayın ki akışta yer alan tüm fotoğraflarda sizin güler yüzünüz olmak zorunda değil. Tıpkı Facebook ve Twitter’da olduğu gibi, diğer insanların içeriklerini paylaşabilir ve görüşlerine yer verebilirsiniz.Yorum yaparak irtibat kurun
Hedefinizdeki sektör hangisiyse, o konuda uzman olan insanlardan size fayda sağlayacak olanları takibe alın. Örneğin teknoloji alanında çalışıyorsanız, Google, Apple ya da Samsung gibi markaların Instagram hesaplarını takip ederek, gönderilerin altında devam eden tartışmalara katılın. Diğer kullanıcılarla etkileşim kurun. Yapılan yorumları tebrik etmeniz bile iyi bir başlangıç olabilir. Ayrıca bu noktada Instagram’daki hashtag çılgınlığını da avantaja dönüştürebilirsiniz: Profesyonel anlamda ilgi duyduğunuz alanlarda etiket aramaları yapın ve çıkan sonuçlarda sık paylaşım yapan hesaplarla irtibat kurmaya çalışın. Bu şekilde paylaşılan fotoğraflar, size de ne yapmanız gerektiği hususunda fikir verecektir.
Yaşam tarzına ilişkin fotoğraflar paylaşırken…
Instagram denince ilk akla gelen yemek paylaşımları veya mekan fotoğrafları olmadan olmaz. Her ne kadar bazı insanlar buna direnç gösterse de, yaşadığınız hayatla ilgili fotoğraflar da paylaşmanız profil bütünlüğü açısından önem taşıyor. Ama bu hayatın hangi kesimlerini Instagram’a taşıyacağınızı bilmelisiniz; kısa bir vapur gezisi mi size daha çok iletişim olanağı sağlar yoksa Cuma akşamı mesai sonrası gittiğiniz mekandaki görüntüler mi? Gittiğiniz yerlerde konum etiketi eklemeyi ihmal etmeyin ki aynı mekanda takılan kimler var, hangileri kariyerinize fayda sağlayabilir görme şansınız olsun. Fotoğraflarınızı paylaşırken, hedef kitlenize sunmak istediğiniz hayat tarzını belirleme gücüne sahip olduğunuzu unutmayın. Müdürünüz ya da uzun zamandır girmek istediğiniz o şirketin patronu nelere ilgi duyuyor? Bunu düşünerek kendi akışınızı tepeden tırnağa düzenleyebilirsiniz.Başka bir kullanıcıdan tanıtım isteyin
Shout-out olarak da bilinen bu yaklaşım, bir Instagram kullanıcısının başka bir kullanıcıyı profilinde bir gönderiyle etiketleyerek, ondan övgüyle bahsetmesini anlatıyor. Genelde fenomenlerin kullandığı bu yöntemi siz de kendi kitlenizi genişletmek ve özellikle profesyonel anlamda ilerleme kaydetmek için değerlendirebilirsiniz. Takipçi kitlesi sizin hesabınıza yakın olan, ilgi alanları size benzeyen hesaplar bulup, onlara birer direkt mesaj göndererek hesabınızı tanıtmalarını rica edin. Elbette karşılığında aynısını onlar için yapacağınızı belirtin. Bu yöntemle ne kadar hızlı takipçi kazanacağınıza şaşıracaksınız.Ne zaman durmanız gerektiğini bilin
Sosyal medyanın her alanında olduğu gibi burada da fazla emek harcayıp, çok az dönüş almak ihtimaller dahilinde. Burada yazılan tüm önerileri uygulasanız bile yüzde yüz garantili bir başarı elde edemeyebilirsiniz. Neyse ki sosyal medyanın iyi tarafı, tepkilerin anlık olarak gözlenebilmesi. Eğer bu ipuçları işinize yarayacaksa etkisini bir hafta içinde fark edeceksiniz. Bu sürede hesap hareketlerinizde (ya da kariyerinizde) bir kıpırdanma olmazsa bilin ki taktik değiştirmeniz ve belki de Instagram’ı sadece kedi köpek fotoğrafları paylaşmak için kullanmanız gerekiyor.Verizon ve Yahoo Pazartesi anlaşma açıklayacaklar
Yahoo’nun satışı konusunda son aşamaya gelindiğini ve Verizon’un Yahoo ile 5 milyar dolarlık teklif üzerinden yüz yüze görüşmeye başladıklarını Cuma günkü haberimizde duyurmuştuk. recode’un haberine göre, iki firma tam olarak anlaşmaya vardılar ve satın almayla ilgili duyuruyu Pazartesi günü yapacaklar.
Ancak 5 milyar dolarlık satın almanın gerçekleşmesi için hala regülatörlerin onay vermesi ve işlemin çeşitli soruşturmalardan geçmesi gerekecek. Ayrıca anlaşmanın duyurulmasına kadar sürede, teklifi büyütmek isteyen diğer firmaların hala şansı var, dolayısıyla Yahoo’yu satın alma sürecinde her an sürpriz gelişmeler yaşanabilir.
Verizon’un Yahoo’ya ait hangi varlıkları alıp almayacağı ise şu anda kesin değil. Özellikle Yahoo’nun emlak varlığı önemli bir değer oluşturuyor. Ayrıca patentleri de büyük değer taşıyor. Öte yandan Yahoo’yu satın alacak olan firmanın Mozilla Vakfıyla Yahoo arasındaki sözleşme nedeniyle 1 milyar dolar ödemek zorunda kalacağı da ortaya çıkmıştı.
Bir diğer merak edilen konu da Marissa Mayyer’ın durumu. Mayer’ın anlaşmadan sonra Yahoo’da kalması beklenmiyor, satıştan sonra Yahoo’dan önemli bir tazminat alarak şirketten ayrılacağı düşünülüyor.
İlginizi çekebilecek bir diğer haberimiz: Yahoo satılırsa Marissa Mayer kazanacak
İnternet bankacılığında dengeler değişiyor
İngiltere’deki British Bankers Association (BBA) tarafından yapılan araştırma ilginç bir sonucu ortaya çıkardı. Buna göre, bilgisayar üzerinden internet bankacılığı kullanımı geçen yıl ilk defa düşmeye başladı. 2014’de, PC’ler üzerinden günde 4,4 milyon adet bankacılık işlemi gerçekleşirken 2015’te bu rakam 4,3 milyon adede düştü.
İnternet bankacılığında PC’lerin yerini ise mobil cihazlar ve mobil bankacılık uygulamaları almaya başladı. 2014’te mobil cihazlardan günde 7 milyon login işlemi gerçekleşirken 2015’te bu rakam 11 milyon adede yükseldi. 2015’te kullanıcılar toplamda 4 milyar kez mobil bankacılık uygulamalarını kullandılar.
Ancak yine de kullanıcıların hala PC’yi tercih ettiği durumlar da var. Özellikle ödeme gönderme durumunda, kullanıcıların cep telefonu yerine PC’yi tercih ettiği dikkat çekiyor. 2015 yılında İngiltere de PC’ler üzerinden girilen banka uygulamalarında 417 milyon adet EFT ve Havale işlemi gerçekleştirilmiş. Mobil uygulamalarda ise bu rakam 347 milyon adet.
Özellikle de yeni bir kişiye ödeme gönderilecekse, PC üzerinden klavye ile bilgi ve adres girişi daha kolay olduğundan, kullanıcıların web sitesi üzerinden giriş yapmayı tercih ettiği ortaya çıkıyor. Öte yandan mobil uygulama üzerinden para gönderme alışkanlığının da hızla arttığı dikkat çekiyor. 2017’de mobil uygulamalardan para gönderme oranı %54 artarken PC’ler üzerinden para gönderme işlemleri sadece %2 oranında artmış. Dolayısıyla 2016’da bu rakamın PC’ler için düşüşe geçmesi de bekleniyor. Diğer bir deyişle internet bankacılığında artık yıldız, mobil cihazlar.
BitCoin vurguncusuna hapis
ABD Teksas’ta, BitCoin yatırımlarına haftalık %7 faiz verme vaadiyle insanları dolandıran bir kişi 18 ay hapse mahkum oldu. 2014 yılında tutuklanan Trendon Shavers isimli Teksaslı ABD vatandaşı, 1,5 milyon dolar değerinde Bitcoin’i işletirken, yatırımcılara her hafta %7 faiz vermeyi vadetti. İlk yatırımcılara, sonradan gelen yatırımcıların parasıyla ödeme yaparken, topladığı bitcoinleri ise yatırımda kullanmak yerine biriktirdi ve bir süre sonra ödeme yapmayı bıraktı.
Yatırımcılara, topladığı Bitcoin’leri farklı borsalarda işleme sokarak değerlerini arttırdığı ve kazanç sağladığı açıklamasında bulunan Trendon Shavers aslında topladığı paranın küçük bir kısmını işletmişti. Bu sırada topladığı paranın 220 bin dolarıyla spor otomobil satın alan ve lüks tatiller yapan Trendon Shavers mahkemede parayı büyütebileceğine inandığı için bu işe giriştiğini ancak işlerin umduğu gibi gitmediğini vurguladı. Tutuklandığı günden beri de hapishanede aşçı olarak çalışıp para biriktirmeye ve borçlarını ödemeye çalıştığını tespit eden mahkeme, savcının istediği 3 senelik hapis cezası yerine 18 ayda hüküm kıldı ve Trendon Shavers’a tüm borçlarını geri ödemesi zorunluluğunu da getirdi. Trendon Shavers’ın ödeme sözünü verdiği %7 faizler dışında 1,2 milyon dolar geri ödemesi gerekecek.
Trendon Shavers aynı zamanda ABD’de dijital para üzerinden sahtekarlık yaptığı gerekçesiyle hapis cezası alan ilk kişi oldu.
BMW elektrikli otomobiller için pil fabrikası kuruyor
Otomobil üreticileri elektrikli otomobiller konusunda yaklaşan ağır rekabete hazırlık için yatırım yapmaya başladılar. Alman otomobil üreticisi BMW’nin Tayland’da, elektrikli otomobiller için pil üretecek bir fabrika kurmak üzere karar aldığı ortaya çıktı.
Tayland Endüstri Bakanı’nın yaptığı açıklama ile ortaya çıkan sürpriz karar, BMW’nin elektrikli otomobil yarışına iddialı gireceğini de ortaya çıkardı. Elektrikli otomobillerin yüksek fiyatının en önemli nedeni, dünyadaki pil üretim kapasitesinin çok düşük olması. Tesla bu sorunu yenebilmek için, dünyanın en büyük fabrikası olan Gigafactory’yi Panasonic ile ortak olarak inşa ederken, Mercedes de kendi pillerini üretmenin yollarını arıyor. Şimdi BMW de yarışa dahil olmuş durumda.
Alman otomotiv endüstrisi için elektrikli otomobil pilleri şu anda stratejik değer taşıyor. Alman hükumetinin 2025’den sonra ülkede benzinli ve dizel araçların satışının yasaklanacağını ilan etmesinden sonra tüm Alman üreticiler elektrikli otomobil üretmek için kolları sıvadılar. 10 sene sonra hala otomobil satmaya devam edebilmeleri için bu üreticilerin elektrikli otomobil pillerine düşük maliyetle erişebiliyor olmaları gerekiyor.
BMW bu amaçla Tayland’da 57 milyon dolarlık yatırım yapacak ve hem kendisinin hem de rakiplerin ihtiyacı olan pilleri üretmeye başlayacak. Tayland hükumetinin, Alman otomotiv devine fabrikayı ülkede kurması için bazı vergi avantajları sunduğu da vurgulanıyor.
Motivasyon için tebrik etmekle yetinmeyin!
Yapılan bir hatayı ya da sunulan bir işteki motivasyon eksikliğini sorgularken konuya oldukça detaycı yaklaşırız. En ufak sıkıntıları bile öne çıkarmaktan çekinmeyiz. Ne var ki aynı tavrı bir başarıyı överken, takdir ederken takınmıyoruz. Liderlik koçu Felicia Spahr, başarılı bir yönetici olabilmek için, bir işi başarıyla tamamlayan ekip arkadaşlarına “Tebrikler” demekten fazlası gerektiğini söylüyor.
İyi bir liderin, çalışanları sürekli motive etmesi ve bunu doğru yöntemlerle yapması gerekiyor. Ofiste rastgele tebrik dağıtmak ise bu yöntemlerden biri değil. Neyse ki bir çalışanı motive edecek şekilde onu takdir etmek fazla uğraş gerektirmiyor. Spahr’a göre şu üç basit soruyla bir diyalog başlatmak bile yeterli:
1. Nereden ilham aldın?
Amatör sporcuları eğiten W. Timothy Gallwey, yayınladığı “The Inner Game of Tennis” adlı kitapta kişisel tecrübelerini anlatırken, kısa motivasyon sözcüklerinin bazen daha fazla hataya neden olabileceğinden bahsediyor. Gallwey bir öğrencisine ne zaman “İyi atış!” veya “Harika!” dese, o kişi aslında daha fazla baskı altında kalıyor ve öğrencinin hata yapma oranı artıyor. Bunun sebebi ise oldukça basit; birine “Tebrikler” ya da “Süpersin!” demek o kişinin tam olarak neyi başardığı ya da neden işe yaradığı konusunda hiçbir bağlam içermiyor. Buna karşın eleştiride bulunurken tam olarak neyin başarısız olduğu ve neden eksik kaldığı konularında detaylı açıklamalarda bulunuyoruz. Aynısını takdir ederken de uygulamak gerekiyor. Gallwey öğrencilerine neyi doğru yaptıklarını ve bunun neden işe yaradığını söylemeye başladığında, belirgin bir fark ortaya çıkmış. Tenis topuna daha önce hiç vurmamış öğrenciler bile daha hızlı gelişim göstermeye başlamış. Övgüde bulunurken “Tebrikler…” diye başlamak doğru olsa da, mutlaka devamında motivasyonu tetikleyecek bir soru getirmek gerekiyor. Örneğin şöyle bir açıklama ve ardından gelecek soru ile çalışanı takdir edip, onu önemsediğinizi göstermek ve motivasyonunu bir kademe artırarak kişisel gelişimine destek olmak mümkün olacaktır: “Bu sorunu çözebilmek için tüm ekiple iletişim halinde olman ve tüm bunları e-posta üzerinden gerçekleştirmen etkileyiciydi. Liderlik becerilerini ve insanları nasıl bir araya getirdiğini görmemek mümkün değil. Bu şekilde bir yaklaşım için nereden ilham aldın?”2. Daha önce yaptıklarından farklı olarak ne yaptın?
Birini tebrik ettiğimizde görevimizi tamamladığımızı düşünürüz. Oysa bu övgüye derin anlamlar katmak ve ilgili çalışanın edindiği tecrübeyi içselleştirmesini sağlamak için, ortaya çıkan sonucu sağlayan değişimin ne olduğunu sormak gerekir. “Daha önceden iş yoğunluğunun altında ezilen ve yorgunluktan çalışamaz hale gelen bir müşterimle yakın dönemde bir araya geldiğimde, motivasyon ve verimliliğinin tavan yaptığını gördüm. Ona ‘Daha önceden farklı olarak ne yapıyorsun?’ diye sordum” diyen Spahr, tebrik ve takdirin bir yönetim klişesini yerine getirmekten ibaret olmadığını hatırlatıyor ve ekliyor: “Bir kişinin yaşadığı ilerlemeye dikkat etmek ve önem göstermek gerekiyor. Bu basit soruyla birlikte müşterim, belirli olayları farklı şekilde ele almanın verimliliğine gerçekten olumlu etki ettiğini anladı. Böylelikle bu olayların hangileri olduğunu görebiliyor ve aldığı hangi kararların süreci etkilediğini daha iyi analiz edebiliyor.”3. Bu şekilde devam etmek için neye ihtiyacın var?
İnsanların daha az yapmalarını istediğimiz can sıkıcı özellikleri aklımızdan çıkarmak zordur. Aynı durum, aynı insanlardan daha fazla görmek istediğimiz pozitif özellikler için de geçerli olmalı. Başarıyla geçen bir sürecin sonrasında çalışanlar üzerinde olumlu etki bırakmanın sırrı oldukça basit bir soruda gizli: “Bu başarıyı devam ettirmek için nelere ihtiyacın var?” Bu soru sadece muhatabını neyin-nasıl işlediği konusunda düşündürmekle kalmaz, aynı zamanda başarıyı standart bir sürece dönüştürmek için neler yapılabileceğini de aktif olarak gözlemlemeye iter. Böylelikle hem başarılı personel hem de onlarla birlikte çalışan insanlar fayda sağlayabilir.MasterCard Çin açılımına hazırlanıyor
Kendi teknoloji ekosistemini kurduğu için, çoğu serviste dışa kapalı bir tutum sergileyen Çin’de bir ödeme sistemleri lisansı almanın ne kadar zor olduğunu daha önce paylaşmıştık. Ancak son dönemde hafifleyen regülasyonlar sayesinde, Visa ve MasterCard gibi devleri de ülkenin trilyon dolar hacme sahip kart pazarına girmek için çalışmalarını hızlandırdı.
Reuters haberine göre Çin hükümetinin ödeme sistemleri pazarını uluslararası oyunculara açmasının ardından MasterCard ülkede lisans alabilmek için kolları sıvadı. Hükümetin yabancı bir şirketi ödeme sistemi olarak kabul etmesi için çeşitli siber güvenlik kurallarının yanı sıra, 1 milyar yuan kayıtlı sermayeyi yerel bir şirkette bulundurması gerekiyor.
MasterCard’ın henüz ülkeye bir iş ortağı ile girip girmeyeceği şimdilik bilinmezken, Çin’de kartlı ödemelerin bu yıl 8,25 trilyon doları aştığı tahmin ediliyor ve Çin’in 2020 yılında ABD’yi geçerek dünyada en çok kartla ödeme yapılan ülke olması bekleniyor. Ülkedeki ödeme sistemleri ekosistemi ise tek bir şirket tarafından domine ediliyor; devlet destekli UnionPay. Visa ve MasterCard’ın ülkedeki kart pazarına girebilmek için yaptıkları lobi faaliyetleri yirmi yıl öncesine kadar uzanıyor.
Haber ajansına konuşan MasterCard Uluslararası Pazarlar Başkanı Ann Cairns, şirketin geleceği için Çin’in oldukça kritik bir pazar olduğunu belirtirken, “Siber güvenlik ve sermaye ile ilgili kurallar bizim için engel teşkil etmiyor. Ancak pazara girmeden önce iş modelimizi ve yerel iş ortaklarımızı doğru belirlemeliyiz” açıklamasını yaptı.
Şirket adı nasıl seçilir?
Bir zamanlar yeni bir işletme açarken startup adı seçmek diye bir kavram yoktu. Bu süreçte kullanacağınız kalıp belliydi; soy isim, memleket ismi ya da en olmadı “Kardeşler Ticaret” diye kestirip atma lüksünüz vardı. Oysa bugün aynı durum geçerli değil. Bugün hayatımızda internet var, Google var, arama motoru optimizasyonu ve anahtar kelimeler var. Haliyle yeni bir iş kurmayı planlayanların, fiziksel mekan kadar sanal alemdeki yerini de düşünmesi ve incelikle planlaması gerekiyor.
Wharton School of the University of Pennsylvania’nın online iş analizleri yayını Knowledge@Wharton için yayınlanan bir makale, çiçeği burnunda patronlara şirket adı belirleme konusunda 5 önemli ipucu veriyor:
Kısa alan adları her zaman kazanır
Şirketinizin için açacağınız web sitesinin adresi, startup adı ile aynı olacağı için bu adı kısa tutmanızda fayda var. Sonuna gelecek ekler haricinde yedi karakteri geçmeyen alan adları, Wharton Girişimcilik ve İnovasyon Bölümü Dekan Vekili Karl Ulrich’in araştırmasına göre çok daha fazla ziyaretçi çekiyor. Aynı araştırma, 10 karakteri geçen alan adlarında trafik yüzde 7’ye kadar azalabiliyor. Diğer bir deyişle, yedi karakteri geçtikten sonra her yeni karakterde, internet üzerinden sizi bulacak potansiyel müşterilerinizde yüzde 2’lik bir azalma bekleyebilirsiniz. Kardeslerticaret.com artık o kadar da cazip bir seçenek değil.Uydurma bir startup adı beklediğiniz sonucu vermeyebilir
İsimlerin hem kısa hem akılda kalıcı olabilmesi için çoğu büyük şirket kendi markasını uydurma kelimelerle oluşturur; Spotify veya Twitter gibi. Benzer şekilde, kısa fakat yapılan işle alakasız kelimeler seçmek de mümkündür. Forrest Gump filminde ana karakterin Apple’dan gelen yatırımcı mektubunu “bir meyve şirketi” şeklinde değerlendirmesi bu konuda güzel bir örnektir. Benzer şekilde Uber denince birkaç yıl önce aklımıza ulaşım gelmiyordu. Bunlar, uydurma veya işle alakası olmayan kelimeleri başarıyla markalaştırmış isimler. Ne var ki bu yola girmek için öncelikle yüklü bir pazarlama bütçesine sahip olmanız gerekiyor. Wharton’da Pazarlama Profesörü olarak ders veren Leonard Lodish, “Uber ve Amazon, gerçekte ne iş yaptıklarını herkesin bilmesi için muazzam paralar harcıyorlar” diye açıklıyor. En iyi çözüm ise, bulması zor olsa da, hem akılda kalıcı hem de yapılan işi açıklayan bir isim bulmak.Sesli asistanları gözardı etmeyin
Sesli komutla çalışan dijital asistanlar son dönemin yükselen trendleri arasında yer alıyor. İnsanlar araç kullanırken, iki eli doluyken veya kendilerini yalnız hissettiklerinde Siri, Cortana ve diğer sesli asistanlarla aramalar yapıyorlar. Bu nedenle şirketin adını belirlerken, telaffuzu kolay bir isim seçmek de önem taşıyor. Şirket adı belirleme sürecinde, seçtiğiniz alternatifleri yakın çevrenize söyleterek, sesli asistanlardan önce bir deneme yapabilirsiniz. Her ne kadar Türkçe, yazı diliyle konuşma dilinin birbirine bir hayli yakın olduğu bir dil olsa da, markanızı farklı bir dilden seçecekseniz ya da uydurma bir kelime kullanacaksanız, bunun söylenişinin bir yapay zeka tarafından kolaylıkla algılanmasına dikkat edin.Küçük ekranları gözardı etmeyin
Akıllı telefonların ekranları son birkaç yılda önemli bir dönüşüm geçirdi ve büyüdü. Buna karşın halen bilgisayar ile kıyaslanamayacak kadar ufaklar. Bu yüzden, seçeceğiniz şirket isminin telefon ekranında kolaylıkla okunur ve anlaşılır olması gerekiyor. Mümkün olduğunca bir isim seçmenin yanı sıra, web sitenizde veya yayınladığınız reklamlarda seçeceğiniz fontlarla küçük ekranlarda kolayca ayırt edilecek bir logo tasarlamanız gerekiyor.Şirket adı kadar, sunduğunuz deneyim önemli
Elbette seçeceğiniz şirket adı büyük önem taşıyor. Buna karşın, isim belirleme sürecine takılıp kalmayın. Özellikle genç kitleye hitap ediyorsanız, isimden çok, sunacağınız ürünün kalitesi öne çıkacaktır. İnternet Pazarlama Birliği Başkanı Sinan Kanatsız, “Milenyum kuşağı isimlere veya logolara pek önem vermiyor. Onların en çok üstünde durduğu konu yaşadıkları tecrübe” diyor. Bir ürün veya hizmet fayda sağlıyorsa, paylaşma ihtimalleri daha yüksektir ve bunun önemli şirketin adından daha önemlidir.Türkiye hakkındaki basın toplantısında Pokemon GO krizi
ABD Dış İşleri Bakanlığı sözcüsü John Kirby’nin Türkiye’deki darbe girişimi hakkındaki sorulara da cevap verdiği basın toplantısı sırasında bir gazetecinin Pokemon GO oynaması, toplantının duraksamasına neden oldu.
ABD ordusunun eski bir subayı olan John Kirby, ABD’nin İŞİD karşıtı koaliasyondaki operasyonları ve Türkiye’de yaşanan darbe girişimi hakkında önemli açıklamalar yaparken, bir gazetecinin telefonda Pokemon oynadığını fark ederek açıklamasını kesti ve tepkili bir ses tonuyla “şu Pokemon şeysini oynuyorsun, değil mi?” diye sordu.
Gazetecinin “sadece göz atıyorum,” cevabından sonra açıklamasına devam eden Kirby, kısa bir süre sonra, “Hiç yakaladın mı?” diye tekrar sordu. Gazeteci ise “Hayır,” cevabını verince Kirby “üzüldüm,”diyerek sözlerine devam etti.
Basın toplantısının videosunu ve Kirby’nin tepkisini aşağıda izleyebilirsiniz.
Facebook’un dev drone uçağı havalandı
Facebook’un patronu Zuckerberg’in, ulaşılması zor bölgelere havadan yüksek hızlı internet ulaştırma planı çerçevesinde geliştirilen dev drone uçaklar, ilk test uçuşuna başladılar.
Aquila isimli drone uçaklar, dev kanat açıklığı ve güneş enerjisi ile çalışan motorları sayesinde haftalarca havada kalabilme yeteneğine sahipler. V şekilli dev kanatları ile çok yüksek irtifada uçabilen drone’lar aynı zamanda yüksek hıza da ulaşabiliyorlar.
Arizona Yuma’daki test sırasında birkaç bin metrelik yüksekliğe çıkan ve 96 dakika boyunca test uçuşu gerçekleştiren drone’lar, Facebook’un kısa süre sonra gökyüzüne hakim olacağının da işaretlerini verdi.
Yeterince drone üretildiğinde, internet erişiminde sorun yaşanan bölgelerin üzerinde uçarak yüksek hızlı internet bağlantısı sağlayacak olan drone’lar sayesinde örneğin, okyanuslarda öncelikle trafik rotaları üzerinde gerçekleştirilen uçuşlarla, deniz araçlarının okyanusta bile düşük maliyetli, yüksek hızlı internet bağlantısına sahip olması sağlanacak. 19 bin metre yükseklikte 3 ay boyunca hiç yere inmeden uçabilme kapasitesine sahip olan bu drone’ların, dijital dünyanın gelişimi açısından çok önemli bir rolü olacak. Şu anda hiç yere inmeden havada kalabilen drone uçak rekoru ise 2 hafta.
Facebook’un geliştirdiği bu teknoloji, ülkesinde internet erişimi sağlamakta zorluk çeken devletler tarafından da kullanılabilecek.
Ünlülerin fotoğraflarını çalan hacker’a hapis
2015 başında Hollywood ünlülerinin çıplak fotoğraflarını çalarak internette yayınlayan hacker yakalanarak mahkeme önüne çıkarıldı. Apple ve Google’dan gelmiş gibi görünen e-postalar hazırlayarak sayısız ünlüyü dolandıran ve bulut hesaplarına erişerek kullanıcıların çıplak ve özel fotoğraflarını ele geçiren Andrew Helton isimil hacker’a mahkeme 6 ay hapis cezası verdi.
Davalının sadece ünlülere saldırmadığını, pishing email’leri ile iki yıldır sayısız kişiyi dolandırdığını vurgulayan savcı, Helton’un ele geçirdiği çıplak ve uygunsuz fotoğraf arşivini bilgisayarında tutmaya da devam ettiğinin altını çizdi.
Helton, ünlü kişilere Apple veya Google’dan gelmiş gibi görünen emailler göndererek, email içindeki linklerden onları yine Apple veya Google sitesi görünümündeki sahte sitelere yönlendiriyor ve burada kullanıcıların hesap bilgilerini girmesini istiyordu.
Hacker’ın avukatı müvekkilinin ruhsal sorunları olduğunu ve cezai ehliyeti bulunmadığını iddia ederek hapis cezası alamayacağını savundu. Savcı helton için 1 yıllık hapis cezası isterken mahkeme 6 aylık cezada hüküm kıldı.
Türkiye Bilişim Derneği’nden darbe dolandırıcıları uyarısı
Türkiye Bilişim Derneği (TBD), darbe girişimini kullanarak, halkı dolandırmaya ve kazanç sağlamaya çalışan sahtekârların, özellikle sosyal medya kullanıcılarını hedef aldığını vurgulayarak, uyarılarda bulundu. Sosyal medya hesaplarında son günlerde sıkça yapılan ‘Durum Çok Ciddi’, ‘Paylaşımlarınızla İlgili Ceza Gelebilir’ ya da ‘Sizin Profilinize Benzer İkinci Profil Oluşturuldu’ gibi paylaşımların gerçeği yansıtmadığına dikkat çeken TBD Başkanı İlker Tabak, dolandırıcıların, kullanıcıların bilgilerini ele geçirmek ve kullanıcıdan maddi kazanç sağlamak için böyle bir yola başvurduğunu söyledi.
Dolandırıcılara karşı internet kullanıcılarını uyaran TBD Başkanı İlker Tabak, toplumsal panik dönemlerinde milli duygular da kullanılarak bu tür sahtekârlıklara daha sık başvurulduğunu kaydetti. “Son günlerde gelişen olaylar nedeniyle Facebook’u da göreve çağırdık” diyen Tabak, “Facebook bizim uyarılarımızı dikkate alarak Türkiye’deki Facebook kullanıcılarına yönelik paylaşım yayınladı. Facebook, kullanıcıları uyararak; ‘Facebook’taki güvenliğiniz ile ilgili olarak kopyalayıp yapıştırmanız istenen bir bildirim içeren paylaşımlar görmüş olabilirsiniz. Lütfen bu tip paylaşımlara itibar etmeyin. Facebook’ta paylaştığınız içerik ve bilgilerin ne şekilde paylaşıldığını gizlilik ayarlarınızdan, hesap güvenliğinizi de güvenlik ayarlarınızdan kontrol edip düzenleyebilirsiniz’ açıklamasında bulundu. Türkiye Bilişim Derneği bünyesinde faaliyet gösteren ‘Bilişim Elçileri’ grubumuz yıllardır bu şekilde gelen mesajların zararlarına vurgu yaparak, neler yapılması gerektiğiyle ilgili yazı ve görsel paylaşımlarda bulunuyor. TBD olarak halkımızı uyarıyoruz. Sosyal medyada bu tür sahtekarlıklara karşı dikkatli olun ve bu şekildeki paylaşımlardan kaçının. Toplumda infiale sebep olmamak ve kanunlar önünde suçlu duruma düşmemek için haber kaynaklarını doğru tespit edin. Bir kurumun ya da güvenilir bir kişinin adı kullanılıyorsa resmi internet sitesini kontrol edin” diye konuştu.
VİRÜSLÜ VİDEOLARA DİKKAT
15 Temmuz darbe girişimiyle başlayan süreçte de internet kullanıcılarının özellikle sosyal medyayı etkin olarak kullandığına dikkat çeken TBD Başkanı Tabak, olağanüstü dönemlerde kullanıcıların sosyal medya paylaşımlarında çok daha hassas olması gerektiğini kaydetti. 18 Temmuz 2016’da Facebook tarafından yayınlanan mesajı ve uyarıları hatırlatan Tabak, şöyle devam etti: “Facebook tarafından yapılan uyarıların dikkat alınması gerekir. Özellikle terör olayları sırasında asker, terörist veya siyasi kişilere yönelik virüslü videolar göndererek, bu videoların açılması durumunda cihazlarına casus programlar yükleyerek, o kişinin profilinden bağlı olduğu gruplara mesaj gönderiyor. Bu tip paylaşımlarda birçok durumda suç teşkil ediyor. O zaman kurbanın internet konusundaki bilgi düzeyi veri tabanından gelen kayıtlara bakılarak, hangi yöntemle ne şekilde dolandırılacağı konusunda bilgi edinip, eyleme geçiyorlar. Cihazlara yerleştirilen program parçacıklarıyla kişinin cihazında bulunan banka, tapu, resim, yazışma bilgilerini alabiliyorlar. Onları kullanarak alım satım yapabiliyorlar veya silebiliyorlar. Hatta şantaja yönelik kullanabiliyorlar. Ayrıca dinleme programları, klavye ve ekran görüntülerini kayıt eden programlar, kamera kayıt programları gibi birçok program yükleyebiliyorlar. Bu tip programlarla bankacılık uygulamalarında şifrenizi elde edebiliyorlar. Sosyal ağ ve e-posta şifrelerinizi öğrenip birçok işlem yapabiliyorlar. Örneğin, e-posta ile e-devlet uygulamalarınıza girilebilir, banka hesaplarınıza ulaşılabilir, sizin adınıza gelen e-postalara cevap verilebilir. Yine sosyal ağ dolandırıcılığından en yaygın olanlardan biri de kullanıcıların şifrelerini elde edip, onların kimlerle ne şekilde yazıştığını görüp, onlarla sanki siz yazışıyorsunuz gibi, bahis oyunları, hediye kuponları, para yardımı, hatta yakınlarında olduklarını belirterek, evlerinden sokağa ve yakındaki parklara çağırabiliyorlar. Bu yöntem çocuk kaçırma eylemlerinde de kullanılabiliyor.BANKADAN GELMİŞ GİBİ GÖZÜKEN E-POSTALARI AÇMAYIN
Çalınan bilgileri, oltalama denilen dolandırıcılık yönteminde kullanabiliyorlar. Örneğin, banka bilgilerinizin güncellenmesini isteyen bir e-posta gönderiyorlar, e-postadaki bir sayfa bağlantısına bastığınızda size, banka ekranına benzeyen bir siteye yönlendiriyorlar. Siz, banka hesap bilgilerinizi ve şifrenizi girdikten sonra site arıza veriyor ve kesiliyor. Sizde, sitede arıza olduğunu veya internet hattının kesildiğini düşünüyorsunuz. Ancak, onlar o zamana kadar sizin hesap bilgilerinizi ele geçirip, hesabınızı tamamen boşaltıp veya kredi kart limitinizi tamamen harcıyorlar. İnternet ve sosyal medya kullanıcılarının bu tehlikeleri bilmesi ve buna göre kendilerini koruma altına alması gerekir.”ÖNLEM ALMAYI İHMAL ETMEYİN
TBD’den yapılan açıklamada internet dolandırıcılığına ilişkin alınacak önlemler ise şöyle sıralandı:- Sosyal ağlardaki duvara yapıştırılan mesajlara, çok güvenilen kurum ve kişiden gelse bile kesinlikle itibar etmeyin. Karşılaştığı bu tür mesajı paylaşmadan önce bir iki saat hatta bir gün kendine zaman tanıyın.
- Arkadaş olarak eklediğiniz kişilerin gerçek kişiler olduğuna kanaat getirmeseniz engelleyin ya da arkadaş listenizden çıkarın.
- Mesajla gelen “Hediye kazandınız, hediyenizi almak için şu numarayı arayınız” gibi numaraları aramayın. Bu numaralar, yerel telefon görünümüne saklanarak başka yüksek ücretli servislere yönlendirip, size yüksek ücretli faturalar ödetebilir.
- Banka, kargo bilgilerini güncelleme talebinde bulunan mesajlara kesinlikle itibar etmeyin.
- Profilime kim baktı, kime benziyorsunuz gibi mesajlara inanmayın.
- Mutlaka kullandığınız sosyal ağın gizlilik kurallarını öğrenin.
- Sosyal ağ ve e-posta bilgilerinizi iki aşamalı kimlik doğrulamalı biçimde, telefondan doğrulama kodu gönderilecek şekilde kullanın.
- Antivirüs ve casus programlara karşı koruma yazılımı kullanın.
- Güvenliğinden emin olmadığınız sitelerden alışveriş yapmayın ve kişisel bilgilerinizi siteye girmeyin.
- İnternete bağlı her türlü cihazın güvenliğini sorgulayın!
Vodafone’dan yatırım kararlılığı mesajı
Vodafone, Türkiye’nin Dijital Dönüşümüne odaklı stratejik yatırım programıyla 2016-17 mali yılının ilk çeyreğinde de istikrarlı büyümesini sürdürdü. 27 çeyrektir kesintisiz çift haneli büyüyen Vodafone Türkiye’nin servis gelirleri, gerçekleştirdiği 4.5G yatırımları ile geçen yılın aynı dönemine göre %19,5 artış ile 1,9 milyar TL’ye yükseldi.
Vittorio Colao: Türkiye pazarına güven ve bağlılığımızı sürdürüyoruz
Şirketin finansal sonuçlarına dair yaptığı açıklamada Türkiye yatırımlarının ve ülke ekonomisine duydukları güvenin devam ettiği mesajını veren Vodafone Grubu Dünya CEO’su Vittorio Colao şöyle konuştu: “Türkiye’nin demokratik kurumlarına yapılan dehşet verici saldırıları kınıyor, hayatını kaybeden masumların yakınlarına başsağlığı diliyoruz. Belirtmek isteriz ki; Vodafone Grubu, Türkiye’nin uzun soluklu bir yatırımcısıdır ve Türkiye’deki faaliyetleri ile gurur duymaktadır. Türkiye’nin ikinci en büyük uluslararası doğrudan yatırımcısı olarak, yatırımlarımıza uzun yıllar devam ederek Türkiye’ye olan desteğimizi sürdüreceğimizi bir kez daha vurgulamak isteriz.” 2016-17 mali yılı birinci çeyrek performansını değerlendiren Vodafone Türkiye CEO’su Gökhan Öğüt ise şöyle konuştu: “Vodafone Türkiye olarak, 15 Temmuz akşamı ülkemizin demokratik kurumlarına ve demokrasisine yapılan saldırıları şiddetle kınıyor; saldırılarda hayatını kaybeden masumlara Allah’tan rahmet, yakınlarına ve halkımıza başsağlığı diliyoruz. Olaylar boyunca kesintisiz hizmet vererek, abonelerimizin acil iletişim ihtiyaçlarına destek olmak için ücretsiz data ve konuşma verdik. Türkiye bizim için önemli ve hızlı büyüyen bir pazar. Türkiye pazarına güven ve bağlılığımız sürüyor. Ülkemizin dijital geleceğine öncülük etme hedefimizle yatırımlarımıza aynı hız ve kararlılıkla devam edeceğiz. 2016-17 mali yılının ilk çeyreği; bireylerden kurumlara, sosyal hayattan ekonomik yaşama kadar Türkiye’nin uçtan uca dijital kalkınması hedefiyle ilan ettiğimiz Dijital Dönüşüm Hareketi’nin istikrarlı büyümemize katkı sağladığı bir dönem oldu. Bu çeyrekte özellikle 4.5G alanında attığımız adımların şirketimizi büyüttüğünü gördük. Hizmet verdiği ülke sayısı açısından dünyanın en geniş 4.5G ağına sahip operatörü olarak, bu teknolojiyi Türkiye’nin en ücra köşesine kadar götürme hedefimiz doğrultusunda başlattığımız ‘4bucakG’ stratejimizi bu çeyrekte başarı ile hayata geçirdik. Bugün 81 ilde 7 bini aşkın çekim noktası ile 1 Nisan’daki 4.5G lansmanımızda taahhüt ettiğimiz şekilde ‘Türkiye’de en geniş kapsamaya sahip operatör’ olduk. Vodafone Türkiye olarak, mobil hizmetlerde hayata geçirdiğimiz 4.5G ve büyük bir heyecanla çalışmalarını yürüttüğümüz 5G ile, sabit hizmetler alanında binalara ve evlere kadar giden fiber teknoloji hizmetleri ile ülkemizin bir Gigabit Toplumu’na dönüşeceğine inanıyoruz. Bu doğrultuda, Vodafone Türkiye olarak, dünyadaki son genişbant teknolojilerini ülkemize getirerek tüketicilerimiz için yatırımlarımıza son hız devam edeceğiz.” 22,4 milyon abone 2016-17 mali yılı ilk çeyrek sonuçlarını açıklayan Vodafone Türkiye’nin toplam abone sayısı, geçen yılın aynı dönemine göre 1,3 milyon net abone artışı ile 22,4 milyona yükseldi. Şirketin faturalı abone sayısı 10,2 milyona çıkarak toplam abone bazının %45,5’ine ulaştı. Vodafone Türkiye’nin büyümesinde 1 Nisan 2016’da lanse edilen 4.5G etkili oldu. Şirket veri gelirlerini geçen yılın aynı dönemine göre %65 artırırken, abonelerinin toplam veri kullanımı geçen yılın aynı dönemine göre %120 artışla 78 bin terabayt’a yükseldi. Vodafone Türkiye’nin bu çeyrekte akıllı cihaz penetrasyonu geçen yılın aynı dönemine göre 15 puan artışla %65’e ulaştı. Kurumsal segment gelirlerinde %28 büyüme Türkiye’de işletmelerin dijital haritasını çıkarmak ve ihtiyaçlarını belirlemek amacıyla Yarına Hazırım Platformu’nu hayata geçiren şirket, kurumsal alanda istikrarlı büyümesini sürdürdü. Vodafone Türkiye, kurumsal segment toplam gelirlerini 2016-17 mali yılının ilk çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine göre %28 artırdı. Sabit hizmetler gelirlerinde %69 artış “Vodafone SüperNet Telefonsuz ADSL” hizmetini lanse eden Vodafone Türkiye’nin sabit genişbantta hızlı büyümesi ise devam etti. Son bir senede 281 bin net abone artışı ile sabit genişbant abone sayısı geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık üç katına çıkarak 424 bine ulaştı. Şirketin sabit hizmetlerden elde ettiği servis gelirleri ise geçen yılın aynı çeyreğine göre %69 arttı.IBM’in The Weather Company alımının perde arkası
Konuk yazarımız Murat Bayraktar tarafından kaleme alınan bu makale ilk olarak TechInside dergisi Haziran sayısında yer almıştır.
Geçen hafta yaptığımız keyifli bir sohbet sırasında tartıştığımız bir konu, benim en sevdiğim TV kanalı The Weather Channel ile ilgili olunca, bu ayın konusu belli oldu. Penta Teknoloji Kurumsal Çözümler Satış ve Pazarlama Direktörü Necmi Ön bey ile yaptığımız bir sohbette bu konu gündeme geldi, izni ile bu konuyu kaleme alıyorum.
The Weather Channel, benim aktif Microsoft sunucu çözümleri danışmanı olarak çalıştığım 1995-2008 yılları arasında teknolojiyi yakından öğrenmek için yaptığım yirmiden çok Seattle ziyaretimde otel odamda her zaman açık olan tek kanal oldu. Hatta 2000 öncesi yıllarda yaptığım nerede ise tüm ziyaretlerde – ABD’de doktora yapan bir arkadaşımın da tavsiyesi ile – Amerika’da her TV kanalında bulunun altyazı özelliğini aktif ederek, İngilizce öğrenmemde bu kanalın direkt etkisi oldu bile diyebilirim.
Şakası bir yana, Weather Channel’in, nerede ise 15 dakikalık periyotlarda güncellenen, tüm ülkeyi kapsayacak şekilde sokak sokak detaylı hava tahmini yapması, beni her zaman çok etkiledi. Bu hizmetin arkasında yatan meteoroloji biliminin yanı sıra, kanalın veri işleme, veri analizi ve raporlama teknoloji altyapısının gerçek güç olduğunu bilmem de hayranlığımın ilk nedeni oldu.
Geçenlerde sektör basınında ve bloglarda da yer alan bu satınalma, yazımın giriş bölümü olan The Weather Channel’ı kapsamıyor. Aslında firmanın TV kanalı hariç nerede ise herşeyin IBM tarafından satın alındığını söyleyebiliriz. TV kanalı da, muhtemelen IBM Watson’a entegre edilecek Weather Company bilişim sistemleri, web siteleri ve analitik hizmetlerinin bundan sonraki uzun yıllar boyunca müşterisi olacaktır.
Günümüzde neredeyse her bilişim üreticisinin Big Data, İş Analitiği, IoT gibi popüler terimleri, yeni üretecekleri ürünlerin yapı taşı yapmaya başladığı bu günlerde, IBM’in bu satınalması tam isabet gibi duruyor. Hava durumu tahmini için üretilecek, saklanacak ve işlenecek veri miktarını düşününce “Büyük veri bu değil de ne?” diyeceği geliyor insanın.
Nesnelerin İnterneti olanca hızı ile geliyor. IBM’in tüm kullandığımız nesnelere hava durumu tahminini servis ettiği günleri hayal edin. Bu teknoloji ile geliştirilecek çözümler ve pazarlama hareketlerinin ucu bucağı yok gibi duruyor.
Yakın gelecekte, popüler taksi uygulamanızdan bulunduğunuz lokasyona bir taksi çağırdığınızı hayal edin. Akıllı telefonunuzun lokalizasyon bilgisinden hala evde olduğunuzu anlayan akıllı ceketiniz, “Şu anda dışarıda hava iyi ama yarım saat sonra yağmur başlayacak, buna göre şemsiyenizi alsanız iyi olur” diye bir uyarıyı, buzdolabınızın üstündeki akıllı ekrana ve saatinize gönderirse şaşırmayın derim.
Ne dersiniz, sevgili dostumuz Watson, Jeopardy (Bizdeki adı ile Riziko) şampiyonu ve her türlü ürün ile yemek yapabilen süper bir şef görevlerini yerine getirdikten sonra, şimdi de Weather Company ile hava durumu sunucusu mu oluyor acaba?
Apple’dan Pokemon Go açıklaması
Mobil dünyanın yeni çılgınlığı haline gelen Pokemon Go furyasıyla ilgili şaşırtıcı istatistikler adeta yağmur olup yağıyor. Son açıklama ise Apple’dan geldi: Tech Insider’a konuşan şirket yetkilileri, Pokemon Go’nun ilk hafta indirme rekorunu kırdığını duyurdu.
Mobil uygulama mağazası kavramını hayatımıza kazandıran App Store, iPhone uygulamalarını sergilemeye başlayalı yaklaşık sekiz yıl oldu. Bu uzun süre boyunca hiçbir oyun veya uygulama, yayınlandığı ilk haftada Pokemon Go kadar indirilmedi. Üstelik oyun ilk haftada sadece ABD, Avustralya ve Yeni Zelanda bölgelerinde yayındaydı. Dünyanın geri kalanı bu oyunu kendi ülkelerinde resmi yollarla indiremedi.
Buna karşın Niantic’in artırılmış gerçeklik (AR) teknolojisini Pokémon evreniyle birleştiren yapım, bir kuşağı nostalji bombardımanına tutarak, tüm zamanların ilk haftada en çok indirilen uygulaması olmayı başardı. Apple bahsi geçen rekorun haricinde herhangi bir detay vermedi. Örneğin Pokemon Go’nun yapımcısına ne kazandırdığını halen bilmiyoruz.
Dahası, App Store üzerinden uygulamayı edinen iPhone kullanıcıları, toplam Pokemon avcılarının oldukça küçük bir bölümünü oluşturuyor. Android tarafında çok daha kalabalık bir kitle mevcut. Google Play tarafında açıklanacak bir rekor kimseyi şaşırtmayacak olsa da, Apple’ın üçüncü parti bir uygulama için açıklama yapması dikkat çekiyor.
İnternetin yarısı Instagram kullanıyor
Instagram hakkında son dönemde gözden düştüğü, popülaritesini kaybettiği, Snapchat karşısında pasif kaldığı gibi pek çok söylem duyduk. Hatta iş, bazı yayınlarda Facebook’un bu şirketi milyarlarca dolara satın alarak “kazıklandığını” ima etmeye kadar gitti. Oysa gelir modeli bir yana, sahip olduğu kullanıcı kitlesi bile Instagram’ı sosyal medyanın kare ası içine dahil etmeye yetecek düzeyde.
Global Web Index’in yaptığı araştırma, fotoğraf paylaşım ağının kullanıcı kitlesi açısından önemli bir kilometre taşını geride bıraktığını gösteriyor. Bu istatistiğe göre Çin’i hariç tutarsak, fotoğraf paylaşım ağı sadece bir çeyrekte yakaladığı muazzam ivme ile kullanıcı kitlesini tüm internetin yarısını kapsayacak şekilde büyüttü. Yılın ilk aylarından bu yana kullanıcı tabanı hızla genişleyen Instagram, Çin hariç dünya genelinde internet kullanıcıları arasında yayılımını 2015 son çeyreğe göre yüzde 10 artırdı.
Elbette şirketin son dönemde attığı tek önemli adım logoyu değiştirmekle sınırlı değil; son birkaç ay içinde kapsamlı bir tasarım değişikliği yaptı, bilgisayarlardan girilen web arayüzünü canlandırdı, fotoğraf akışını tıpkı Facebook gibi bir algoritmaya bağladı ve hatta mobil cihazlarda birden fazla hesapla giriş yapma imkanı tanımaya başladı. Hızla artan kullanıcı kitlesi, bu adımların hedefi tam isabetle vurduğunu gösteriyor. Dileriz bir sonraki atılım, web tarayıcısı üzerinden fotoğraf yükleme desteği olur. Bilgisayarlardan fotoğraf yükleyebilir hale geldiğimizde, sosyal ağın daha da genişleyeceğini öngörmek zor değil.
Instagram kullanıcı kitlesini ikiye katladı
Sadece üç yıl geriye gittiğimizde ise, tüm internetin henüz beşte bir oranında bile Instagram ile tanışmadığını görüyoruz: 2013 ikinci çeyreğinde Instagram’in internet kullanıcıları arasında payı yüzde 17 seviyesindeydi. Yılın ilk aylarında değişen logo, fotoğraf paylaşım ağının popülaritesine olumlu etki yapmış görünüyor.
Elbette şirketin son dönemde attığı tek önemli adım logoyu değiştirmekle sınırlı değil; son birkaç ay içinde kapsamlı bir tasarım değişikliği yaptı, bilgisayarlardan girilen web arayüzünü canlandırdı, fotoğraf akışını tıpkı Facebook gibi bir algoritmaya bağladı ve hatta mobil cihazlarda birden fazla hesapla giriş yapma imkanı tanımaya başladı. Hızla artan kullanıcı kitlesi, bu adımların hedefi tam isabetle vurduğunu gösteriyor. Dileriz bir sonraki atılım, web tarayıcısı üzerinden fotoğraf yükleme desteği olur. Bilgisayarlardan fotoğraf yükleyebilir hale geldiğimizde, sosyal ağın daha da genişleyeceğini öngörmek zor değil. 








