İnsansı kasları olan robot geliştirdiler
Robotlar bugüne dek hareketlerini çeşitli mekanik veya hidrolik sistemler ile sağlıyorlardı. Ancak bu mekanizmalar robotların gerçek anlamda insan hareketlerini tam hassasiyetle taklit etmesini önlüyordu. Tokyo Teknoloji Enstitüsü’ndeki araştırmacılar şimdi insanı taklit edebilmesi için insanda olduğu gibi kendi kas sistemine sahip bir robot geliştirdiler.
Japonların geliştirdiği bu kas sistemi fiber kas tellerinden oluşuyor ve tellerin kısayıp uzaması sayesinde kolların hareket etmesini sağlıyor. Robotta, tam olarak insandaki kas sayısı kadar kas teli bulunuyor ancak şimdilik bu yapay kaslar çok kuvvetli değil ve robotun insanla güç yarışması mümkün görünmüyor. Öte yandan çalışma mekanizması mükemmelleştrildikten sonra, daha sağlam kas yapısının oluşturulması ve çok ağır malzemeleri kaldırabilecek kadar güçlü robotların üretilmesi mümkün olacak.
Bu tür bir robotun tam kapasiteyle çalışır hale gelmesiyle, sosyal hayatta görev yapacak robot modellerinin ticarileşmesi ve yaygınlaşması mümkün olacak. Ev işlerini yapacak yapay zekalı yardımcı robotlardan, hasta bakıcılara, depo, restoran ve mağazalarda ağır yükleri taşıyacak, temizlik ve bakım işlerini gerçekleştirecek robot çalışanlara kadar çok farklı alanlarda, insansı görünüme sahip, sempatik ve fonksiyonel robotların hayatlarımıza girdiğini görebileceğiz.
Çalışanlar CEO’ya otomobil hediye etti!
İş dünyasında, yüksek performans gösteren şirket çalışanlarına yöneticileri tarafından prim verilmesi çok alışıldık bir olaydır ama bir şirketin çalışanlarının birleşerek, şirketin CEO’suna prim vermeleri tarihe geçecek bir olay olarak karşımızda duruyor.
Olayın sebebiyse, Gravity Payments isimli yeni bir dijital ödeme sistemleri şirketinin, tüm çalışanlar için minimum ücreti yıllık 70 bin dolara çıkarması. Böylece şirkette çalışan temizlikçiler bile ayda 6 bin dolara yakın gelir elde etmeye başladı. Bazı çalışanların maaşının ikiye katlandığı da dikkat çeken bir diğer detay.
Bu büyük maaş zammının kaynağı ise şirketin kaynakları değil, CEO’nun kendi maaşıydı. Yılda 1,1 milyon dolar maaşı olan CEO Dan Price, kendi maaşından kestiği bölümü çalışanlara dağıtınca, şirketteki minimum maaş aylık 6 bin doları buldu. Bu hareketi ile Dan Price hem şirket içinde hem de Silikon Vadisi’nde kahraman ilan edildi.
Ardından, maaş zamlarını alan şirketin 120 çalışanı, CEO’ya çok sevdiği ancak henüz satın alamadığı Tesla otomobili hediye etmeye karar verdi ve kendi aralarında topladıkları 100 bin dolara yakın fonla Dan Price’a, yepyeni bir Tesla’yı hediye ettiler. Dan Price sadece bu maaş düzenlemesi ile değil, şirket içindeki uygulamaları, çalışma saatleri konusundaki tutumu, çalışanlara sağladığı özlük hakları gibi detaylar nedeniyle ABD’deki en iyi patron olarak tanıtılıyordu.
Ardından, maaş zamlarını alan şirketin 120 çalışanı, CEO’ya çok sevdiği ancak henüz satın alamadığı Tesla otomobili hediye etmeye karar verdi ve kendi aralarında topladıkları 100 bin dolara yakın fonla Dan Price’a, yepyeni bir Tesla’yı hediye ettiler. Dan Price sadece bu maaş düzenlemesi ile değil, şirket içindeki uygulamaları, çalışma saatleri konusundaki tutumu, çalışanlara sağladığı özlük hakları gibi detaylar nedeniyle ABD’deki en iyi patron olarak tanıtılıyordu. PayPal’un alamadığı lisansı iyzico aldı
iyzico, BDDK tarafından verilen ödeme hizmetleri şirketi lisansını aldı. Türkiye’de ilgili lisans için gereken tüm kriterleri yerine getirip, BDDK’ya ilgili başvuruyu yapan ilk şirketlerden biri olan iyzico, yapılan değerlendirmeler sonrasında “lisanslı ödeme kuruluşu” ünvanını aldı.
6493 sayılı “Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Kanunu” ödeme altyapısı sunan ve e-ticaret alanında ödeme konusunda aracılık yapan şirketlerin belirli kriterleri yerine getirerek BDDK’dan ilgili lisansı almasını gerekli kılıyordu. Bu kapsamda ilgili lisansı almak için kanunca belirtilen tüm kriterleri yerine getiren iyzico, BDDK’dan verilen son onay ile lisanslı ödeme kuruluşu ünvanını aldı.
Konu hakkında açıklama yapan iyzico CEO’su Barbaros Özbugutu, “Ödeme kuruluşu lisansı almak için tüm şartları yerine getirip ilgili başvuruyu Türkiye’de ilk yapan şirketler arasında yer alıyoruz. Ülkemizde ödeme sistemleri sektörüne öncülük eden ve Ar-Ge’yi stratejisinin temeline alan bir şirket olarak, BDDK’dan aldığımız lisansla birlikte Türkiye’de e-ticaretin daha hızlı gelişmesine daha yoğun bir şekilde katkıda bulunacağız. Ödeme sistemleri konusundaki tecrübeli ve yetkin ekibimizle müşteri portföyümüzü genişletmeye devam edeceğiz” şeklinde konuştu.
Sosyal medya alışkanlıkları yaşı belli ediyor
Sosyal medya servisleri için, reklam verenlerin ilgisi büyük önem taşıyor. Bu ilgiyi sıcak tutabilmek içinse, kullanıcıların doğru hedeflenmesi gerekiyor. Çoğu kullanıcı sosyal medya servislerine kendileri hakkında tam anlamıyla doğru bilgileri vermeyebiliyorlar. Bu yüzden, 100 bin dolarlık otomobil satan bir firmanın reklamı 15 yaşındaki çocukların Facebook hesabında görünebiliyor ve firma bu görünme için ücret ödemek zorunda kalıyor. Ya da tamamen ergenleri hedefleyen bir rock festivalinin reklamları, 50+ yaşındaki kullanıcıların önüne çıkabiliyor.
Bu tür yanlış hedeflemeleri ortadan kaldırmak isteyen araştırmacılar şimdi sosyal medyadaki davranış alışkanlıklarını analiz ederek bir kullanıcının yaşını tespit edebileceklerini gösterdiler. Buna göre, örneğin fotoğraflarını sık sık silip yenisini yüklemek gibi bir davranış, kullanıcının 15-25 yaş aralığında olduğunu gösteren önemli bir ipucu, çünkü beğenilmek ve eş bulmak isteyen genç kullanıcılar sosyal medya hesaplarını bir vitrin gibi kullanıyorlar ve az like alan fotoğraflarını düzenli şekilde silerek, sürekli çok beğeniliyormuş izlenimi yaratmak isteyebiliyorlar. Öte yandan, daha ileri yaştaki kullanıcıların beğendikleri sayfalar, ilgilendikleri konular, okudukları haberler, fotoğraf yükleme alışkanlıkları, gençlerden farklılık gösteriyor.
Tüm bu işaretleri analiz ederek kullanıcıların sosyal medya servisine beyan ettiği yaşın ötesinde, gerçek yaşını tespit edebilen araştırmacılar bu bilgilerin reklam verenler için çok değerli olduğunun da altını çiziyorlar. Bu analizleri kullanacak olan şirketlerin ise, Facebook, Instagram, Snapchat, Twitter gibi mecralarda, kullanıcıların karşısına daha isabetleri reklamlar çıkarabilmesi mümkün olacak.
Ford’un robotları kahve de yapabiliyor
ABD’li otomobil üreticisi Ford, fabrikalarında ağır işleri yapması için tasarladığı yeni robotunu tanıttı. Fabrikada işçilerle birlikte çalışacak olan ve motor parçaları, kaporta parçaları gibi ağır yükleri kaldırarak aracın montajına yardımcı olacak yeni robot Alman robot üreticisi KUKA Roboter GmbH ile ortak olarak üretilmiş.
Son derece hassas sensörlere sahip olan yeni robot böylece çevresinde çalışan işçilere ve etrafındaki nesnelere karşı da duyarlı ve ani hareketlerde insanlara veya nesnelere çarpma riski bulunmuyor. Bu da fabrikalarda robotlarla beraber çalışan işçilerin sık karşılaştıkları çarpışma ve yaralanma risklerini en aza indiriyor.
Ford yeni robotların hassasiyetlerini göstermek için onlara basın önünde kahve de yaptırdı. Programlanmaları halinde kahve yapabilecekleri veya başka hassas işleri de yerine getirebilecekleri vurgulanan robotların varlığı, yakında restoran, kafe gibi işletmelerde detaylı ve ince işlerde hizmet verirken görülmeleri sürpriz olmayacak.
Tesla’nın otopilot kazasında yeni bulgu!
Ay başında Tesla Model X otomobili ile yol alırken yol kenarındaki kayaların üzerine çıkarak yakındaki bir binaya çarpan şoförün suçlamalarının aksine, otomobilin otopilot özelliğinin kapalı olduğu anlaşıldı.
Aracın bilgisayar loglarını çıkaran müfettişlerin incelemelerine göre otomobildeki otopilot özelliğinin kaza sırasında kapalı olduğu kesinleşti. Böylece aracın otopilotuna dair suçlamalar da düşmüş oldu.
Elon Musk da Twitter’dan yaptığı açıklamada, otopilotun açık olması halinde kazanın önlenmesinin mümkün olacağını vurguladı. Şoförün, kazanın sorumluluğunu üstünden atmak için otopilot özelliğini suçlamaya kalkıştığı düşünülüyor. Bir diğer seçenek de, araçlarını otopilot ile kullanmaya alışan şoförlerin, özelliği kapattıkları zamanlarda bunu unutarak araç içinde dikkatlerinin dağılma ihtimali.
Kısa süre önce de Florida’da bir Model S’in şoförü otopilot ile son hızla ilerlerken, bir traktöre çarparak hayatını kaybetmişti. Hatta bu sırada araç içinde film seyrettiği ve yola bakmadığı anlaşılmıştı.
Tesla’nın otopilot özelliğini eleştirenler, bu yeteneğin henüz otonom sürüş için yeterli olmadığını ve “otopilot” isminin sürücülerin aklını karıştırıp onları yanılttığını düşünüyorlar. Tesla’ya bu yeteneğin ismini değiştirmesi için de yoğun baskı var. Otopilot yerine, sürüş yardımı, yol bilgisayarı, akıllı yardımcı gibi isimler kullanılması tavsiye ediliyor.
Snapchat reklam almak için nesneleri tanıyacak
Twitter’dan daha büyük bir sosyal ağ servisine dönüşen Snapchat, reklam verenleri cezbetmek için yeni bir teknoloji üzerinde çalışıyor. Şirketin kullanıcıların yayınladığı fotoğraf ve videolardaki nesneleri tanıyarak, bu nesnelerle bağlantılı ürün ve hizmetlere dair reklam oynatmayı planlıyor.
ABD Patent Bürosu’dan tasdik edilen patente göre Snapchat elindeki yeni imaj tanımlama teknolojisiyle fotoğraflardaki nesneleri tanıyabilecek ve bu nesnelerle ilişkili başka nesnelere dair bağlantılar kurabilecek. Örneğin, eğer kullanıcı Empire State binasına dair bir fotoğraf çekecek ve paylaşacak olursa, uygulama bu binayla King Kong arasında bağlantı kurabilecek ve King Kong filmine dair reklamları kullanıcıya gösterebilecek, ya da King Kong oyuncakları, King Kong video oyunları hakkında reklamlar gösterebilecek.
Ayrıca uygulamanın tek gelir kaynağı reklamlar olmayacak. Şirket, paylaşılan fotoğraflardaki ürünlere uygun indirim kartları teklif ederek, çeşitli şirketlerle işbirliği yapabilecek. Örneğin, kahve fotoğrafı paylaşan bir kullanıcıya Starbucks’ta geçerli indirim kuponu gönderilecek. Kullanıcı bu kuponu kullanarak alışveriş yaptığında, Snapchat de komisyonunu alacak.
Avrupa’dan Google’a yeni antitröst davası
Google’ın Avrupa Birliği ile imtihanı bitmiyor. ABD’li internet devini rekabet kurallarına aykırı hareket ettiği gerekçesiyle suçlayan ve bu konuda sürekli sıkıştıran Avrupa Komisyonu bu kez de Google’ın reklamları gösterme biçiminin, tröst oluşturmaya kapı açtığını ve rekabete aykırı olduğunu dile getirerek yeni bir dava açıyor.
Rekabetten sorumlu AB Komisyonu Müfettişi Margrethe Vestager’ın basın açıklamasına göre, Google AdSense sistemi üzerinden kendine bağladığı web sitelerinde reklam alanlarının rakiplere erişimini kapatıyor ve böylece bir tröst oluşturuyor. Ayrıca, AdSense for Search özelliği ile bu sitelerin ziyaretçilerine, sadece kendi arama motoru üzerindeki sonuçlara göre reklam gösteriyor.
Rakiplerine hareket kabiliyeti bırakmayan Google’ın bu uygulamaları AB’nin rekabet yasaları ile uyuşmuyor. Dolayısıyla Google’ın ya uygulamaları değiştirmesi gerekecek ya da ağır cezalar ödeyerek AB’deki faaliyetlerini sonlandırması gerekecek.
Teknosa 76 Mağazasını kapatma kararı aldı
Sabancı grubuna bağlı teknoloji marketi Teknosa, kısa sürede hızla büyüyerek 300 mağaza sayısına ulaşmışken, şirket yönetiminin aldığı yeniden yapılanma kararıyla kar etmeyen veya düşük kar marjıyla çalışan 76 mağaza kapatılıyor.
Kapatılacak mağazalar arasında öncelik, bölgesel olarak birbirine çok yakın ve kar etmeyen mağazaları olacak. Bazı semtlerde birden çok Teknosa mağazasının bulunduğunu hatırlamak gerekiyor. İstanbul, İzmir ve Ankara’da da birbirine çok yakın konumda bulunan mağazaların birbirinin satışlarını olumsuz etkilediği düşünülüyor. Kapatılacak mağazaların bulunduğu iller şimdilik Adana, Ankara, Artvin, Aydın, Diyarbakır, İstanbul, İzmir, Kütahya, Mardin, Rize ve Sivas olarak açıklandı ancak şirket bugüne kadar da 15 mağazasını kapatmıştı. Ayrıca yeni kapatmaların Ekim ayına kadar devam edebileceği de vurgulanıyor.
Teknoloji marketleri sektöründe, aşırı arz nedeniyle şirketlerin zor günler yaşadığı biliniyor. Kısa süre önce Gold Bilgisayar iflas erteleme talebinde bulunmuştu. Daha önceki yıllarda da Electro World, BestBuy ve Darty Türkiye’den çıkma kararı almışlardı. Ayrıca, sadece teknolojiye odaklanmış tüm bu teknoloji marketlerinin yanında, Migros, Kipa, CarrefourSA, Şok gibi dev marketler de kendi mağazalarında kurdukları çok geniş teknoloji reyonları ile teknoloji marketlere rakip olarak çalışıyor.
Güncelleme: Teknosa, bugün Türkiye gündeminde ve basın yayın organlarında genişçe yer bulan bu haber için açıklama yaptı. Kapatılan mağazaların, şirketin olağan kar/zarar değerlendirmeleri kapsamında kapatıldığını ancak diğer yandan yeni lokasyonlarda yeni mağazaların açıldığını vurguladı. Şirket, 2014 yılında 49 açılış/52 kapanış yaptıklarını, 2015 yılında ise 29 açılış/42 kapanış yaptıklarını vurgulayarak, 2016 içinde yapılan kapanışların olağan bir süreç olduğunun altını çizdi ve 76 mağaza kapatmak üzere kesinleşmiş bir yönetim kurulu kararı olmadığını belirtti.
Uber Macaristan’dan çıkıyor
Uber, Macaristan’daki operasyonlarını 24 Temmuz’da durduracağını açıkladı. Böylece dev araç paylaşım platformu, Macaristan’dan çıkmış olacak. Kararın sebebi ise Macaristan’da devreye girecek olan yeni yasalar. Bu yasalar araç paylaşım uygulamasının ülkede çalışmasını imkansız kılıyor.
Macaristan’da aylardır süren protestolarda taksi sürücüleri hükumete büyük baskı yapmış ve sonunda Başbakan Viktor Orban’ın partisi, araç paylaşım uygulamalarının ülkede çalışmasını imkansız kılacak bir yasa maddesini meclisten geçirmişti.
24 Temmuz’dan itibaren uygulanmaya başlayacak yeni yasa nedeniyle Uber de faaliyetlerini 24 Temmuz’da durdurmak zorunda kalıyor. Yeni yasa, Macaristan devlet kurumlarının, yasa dışı ulaştırma servislerine internetten erişimi engelleme imkanı tanıyor. Böylece araç paylaşım uygulaması artık Macaristan’da erişilemez olacak ve kullanıcıların araç çağırma şansı kalmayacak.
Şirketin rakamlarına göreyse Budapeşte’de 160 binden fazla kullanıcı her gün Uber servislerini kullanıyor ve 1200 şoför de 3 yıldır bu ekosistemden ekmek yiyor.
Ancak yasanın araç paylaşım uygulamalarını yasaklanmadığının da altını çizmek gerekiyor. Yasa sadece devletin kabul etmediği, yasal olarak tanımadığı ulaştırma servislerine internetten erişimi engelleme fırsatı veriyor. Ancak, Macar devletinin tanıdığı, yasal olarak kabul ettiği bir araç paylaşım uygulaması söz konusu olursa, Macaristan’da faaliyetine devam edebilecek. Bu da istenmeyen ABD’li şirketleri engellerken, Macar veya Avrupa kökenli şirketlerin çalışmasını mümkün kılacak. Benzer bir yasanın Türkiye’de de hayata geçmesi sürpriz olmayacaktır çünkü polisin ABD’li araç paylaşım uygulamasına karşı delil topladığı, araçları durdurup yolcuları ve şoförleri sorgulayarak belgeler imzalattığı biliniyor. Bu soruşturmalar nedeniyle hükumetin Uber’i engelleyecek bir yasa hazırlığında olduğu düşünülüyor.
Android uygulamalarını tüm aile kullanabilecek
Google’ın Play Store’da devreye almayı planladığı yeni satın alma planına göre Android kullanıcıları artık satın aldıkları uygulamaları 5 aile bireyi ile paylaşabilecekler. Google daha önce müzik servisi üzerinde satın alınan şarkıların 5 aile bireyi ile paylaşılmasına izin veriyordu ancak şimdi bu planı tüm satın almalara genişletiyor. Müzik, kitap, video, uygulama… Kullanıcılar satın aldıkları tüm ürünleri 5 aile bireyi ile paylaşabilecek.
Yeni yöntemde kullanıcılara ayrıca bir “aile kontrol” aracı da sunuluyor. Böylece hangi aile bireylerinin hangi ürünü görebileceği, hangi ürünü göremeyeceği de belirlenebilecek.
Google’ın bu özelliği hayata geçirmesi uzun zamandır bekleniyordu. En büyük rakibi Apple’ın AppStore’unda aile paylaşımı özelliği yıllardır bulunuyordu. Şimdi Android uygulama geliştiricilerin de iş planlarını aile paylaşım özelliğini de dikkate alması gerekecek. Yeni uygulama ile uygulama geliştiricilerin satışlarında düşme beklenmiyor ancak özellikle popüler ücretli uygulamaların kullanıcı sayısında önemli bir artış olacağı düşünülüyor. Aynı şekilde, e-kitap, film ve TV dizileri de daha fazla kullanıcıya ulaşacaklar.
Planet of the Apps geliyor
Apple’ın bir tv programı hazırlayacağı söylentisi uzun zamandır gündemdeydi, öncelikle müzik dünyasını anlatan bir şov olacağı söylenen TV programı Apple’ın stream kanallarından izlenebilecekti. Şimdi ise TV programının detayları netleşti. Apple, Maymunlar Gezgeni (Planet of the Apes) filminden esinlenerek isimlendirdiği Planet of the Apps (Uygulamalar Gezegeni) isimli bir reality show’u hayata geçirecek.
Uygulamaların ve uygulama geliştiricilerin öyküleri üzerine röportajlar, başarı hikayeleri ve case study’lerin yer alacağı programda hangi uygulamaların konu edileceği ise kısa süre sonra netleşecek. Programa katılmak isteyen uygulama geliştiricileri 26 Ağustos’a kadar başvuru yapmak zorundalar. Apple daha sonra başvurular arasından seçim yapacak ve seçilen geliştirici ile röportajlar yapılacak, çalışma ortamında çekimler yapılacak, geliştirdiği uygulama tanıtılacak ve deneyimleri anlatması sağlanacak.
TV programı, The Biggest Loser ve Master Chef’in de yapımcısı olan yapım şirketi Prospect Productions ile ortak olarak hazırlanacak. Tüm seri tamamen uygulamalara ve geliştiricilere odaklanacak ve 100 bölümden oluşacak. Elbette her bölümde yeni bir uygulama ve geliştiricisi konu edilecek.
Programa seçilen geliştiricilerin 2016 ve 2017’de Los Angeles’daki çekimlere katılması da gerekecek. Katılımcılar aynı zamanda dünyadaki en önemli yazılım geliştiricilerle buluşacak ve onlardan destek alma şansı bulacak. Ayrıca uygulamaları için 10 milyon dolara kadar fon bulabilecekleri yatırımcılarla buluşacaklar. Uygulamaları da AppStore’da özel bir kategoride yer alacak.
Intel Security İnovasyon Birliği genişliyor
Intel Security iş ortağı ekosistemi, 25 yeni partner ile genişliyor. Intel Security İnovasyon Birliği (Intel Security Innovation Alliance) olarak bilinen ekosistem, yenilikçi açık mimariyi dünya genelinde 150 iş ortağıyla 12 global pazarda gerçeğe dönüştürüyor.
Platformun temel teknolojilerinden biri olan McAfee Data Exchange Layer, farklı satıcıların güvenlik ürünlerinin birbiriyle iletişim halinde çalışabildiği ortak bir katman oluşturuyor. Açık mimariye karşın güvenli bir yapıya sahip olan framework, Tehdit Savunma Yaşam Döngüsünü basitleştirmek için müşteri güvenlik araçlarının daha verimli ve etkin çalışmasını sağlıyor. Yirmiden fazla Intel Security iş ortağı, kendi ürünlerini McAfee Data Exchange Layer üzerine entegre etme sürecine başlamış durumda ve büyük bir kısmı bu işlemi tamamladı. Bu katmanla entegrasyon sayesinde müşteriler ve iş ortakları çok daha yenilikçi çözümler geliştirmek için özgün tasarımlar kurgulayabiliyor.
Şirketlerin tehditler karşısında hızlı ve isabetli kararlar verebilmesi için gereken gerçek zamanlı ve aksiyon alınabilir veriler, sunulan platforma entegre çözümlerin daha etkin veri analizi yapmasıyla sağlanıyor. Böylelikle bilgi güvenliği kaynakları, yüksek öncelikli sorunlara daha hızlı odaklanabiliyor ve aynı zamanda daha stratejik ve proaktif bir yaklaşım izleyebiliyor.
Bankaları IoT ile bu teknoloji buluşturacak
Bankacılık sektöründe 2018 yılında Nesnelerin İnterneti alanında yapılacak yıllık harcamaların bu seneye göre %31 artarak, 153 milyar doları bulması bekleniyor. Yüksek teknoloji dışında bu alana yatırım yapan sektörler arasında ise bankacılık, tüm diğer sektörlerin önünde yer alıyor. Dünyada bankacılık sektörünü de etkisi altına almaya başlayan Nesnelerin İnterneti kapsamında Bluetooth temelli çalışan beacon’ların bankacılık deneyimini tamamen değiştirdiğini belirten Blesh CEO’su Devrim Sönmez, Bluetooth teknolojisiyle çalışan beacon’ların bankacılık sektöründe nasıl bir değişime katkı sağlayacağını ilginç örneklerle açıkladı.
Şubeye Girmeden Alınan Dijital Sıra Numarası ve Sizi Tanıyan ATM’ler
Banka şubesine girdiğinizde, akıllı cihazınızdaki mobil bankacılık uygulaması ile sensörler sizin orada olduğunuzu anlayacak ve sıra numarasını size bildirim olarak iletecek. Yani kioskları tuşlayıp kağıt çıktı üzerinde numara almak gerekmeyecek artık. Ya da banka şubesi içinde ve çevresinde izniniz ve ihtiyaçlarınız kapsamında size özel kampanyaları telefonunuzdan anında alabileceksiniz. Mobil uygulamadan yapılabilmeye başlayan işlemler için de şubede bildirim alıp işleminizi telefondan yaparak zaman kazanabileceksiniz. ATM’lere kurulan sensörler de sizin yaklaştığınızı anlayıp ATM başına geldiğinizde sizinle iletişim kurabilecek, ATM’de dakikalarca işlem yapmakla uğraşmadan hızlı biçimde saniyeler içinde paranızı çekebileceksiniz.Bankacılıkta 3 Dikkat Çeken Yeni Beacon Uygulaması
Genel olarak duvara takılabilen beacon cihazlarının yanı sıra yeni beacon formatları Nesnelerin İnterneti uygulamalarını daha ulaşabilir kılıyor ve daha çok nesneyi akıllandırıyor. Bu kapsamda yeni üç beacon formatı dikkat çekiyor. Pil gerektirmeyen USB formatındaki beacon cihazları, ATM’lere, POS makinelerine veya kasalara entegre edilebiliyor. ATM’lere entegre edildiğinde kullancı akıllı cihazı ile yaklaştığında ATM onu tanıyabilecek ve kişiye özel fırsatlar sunabilecek. POS cihazları ve kasalara entegrasyon ise hem mobil ödeme hem de kampanya iletişimi için bankalar adına önemli bir potansiyel taşıyor. Kolayca entegre edilebilen USB beacon’lar ile bankaların müşterilerinin konuma özel davranışlarını inceleyerek veri analizi yapabilecek. Bu da daha da kişiselleştirilmiş kampanya ve fırsatların önünü açacak. Kart şeklindeki beacon’lar cüzdanda taşınabiliyor veya yaka kartı gibi kullanılabiliyor. Personel takibi için kullanılmaya başlayan bu cihazlar, bankacılık ürünlerine entegre edilerek şube ziyareti yapan müşterilerle iletişim kurabiliyor. Anahtarlık şeklindeki beacon’lar bankaların özel müşterileriyle daha yakından iletişim kurmasını sağlayacak. Aynı zamanda mobil bankacılık uygulamalarının da kullanımını artıracak özelliklere sahip bu formatlar daha fazla kullanıcının hayatında olacak.Global Bankacılık Sektöründen Yenilikçi Örnekler
2018 yılında bankacılık sektöründeki Nesnelerin İnterneti harcamalarının bu seneye göre %31 artarak, yıllık 153 milyar doları bulması bekleniyor. Bu alana yatırım yapan sektörler arasında bankacılık, yüksek teknoloji haricinde tüm diğer sektörlerin önünde yer alıyor. Geçtiğimiz ay New York’taki ATM kabinlerine beacon yerleştiren Citibank müşterileri, böylece kabinlere cüzdanlarından kartlarını çıkarmadan, telefon veya Apple Watch cihazlarını kullanarak kabine giriş yapabiliyorlar. Citibank bu uygulamayı iki ATM kabininde gerçekleştirdi ve bunu kısa bir süre içinde 10’a çıkarmayı planlıyor. İngiltere’de başlayan uygulama ile şubeye engelli müşteriler geldiğinde beacon’lar aracılığıyla şube çalışanlarına bilgi geliyor ve müşterilere özel bir karşılama sağlanıyor. Sydney’de bulunan şubelere yerleştirilen beacon’lar müşterileri karşılıyor ve onlara özel kampanya fırsatlarını iletiyor. Kişiye özel kampanyaların banka şubesi içinde müşteriye ulaşması kampanyanın karlılığını doğrudan etkiliyor. Müşteriler de ihtiyaçları odağında fayda sağlıyor. PayWithCapture adlı bir mobil ödeme uygulaması ile beacon’ları entegre eden banka beacon teknolojisi ve NFC ile ödeme yapma imkanı sunuyor. Ödeme süreçlerine pratiklik katılan bu yaklaşım ile müşterilere hız ve kolaylık vadediliyor.Yenilikçi Uygulamalar Dünya ile Türkiye’de Aynı Anda
Üye işyerlerinde temassız mobil ödeme, banka şubesine gitmeden sıra numarası alma ve kişiye özel teklifler, ATM’lerin sizi yaklaşırken tanıyarak önerilerde bulunması gibi özelliklerle artık sensörler, bankacılık deneyimini de tamamen değiştiriyor. Bu yeni inovatif uygulamaları dünya ile aynı anda Türkiye’de Blesh ve Denizbank, iBeacon teknolojisi ile hayata geçirdi. Gerçekleştirilen ortak çalışmalar ödüller kazandı.- Denizbank tarafından geliştirilen bir mobil cüzdan uygulaması olan fastPay, global arenada da yaptığı yenilikçi projeler ile ilgi çekiyor. Geçtiğimiz sene 2015 yılı EFMA İnovasyon Ödülleri’nde büyük ödülü kazanan DenizBank, BAI Bankacılık İnovasyon Ödülleri’nde de fastPay ile finale kalmıştı.
- Denizbank 2016 yılında da Celent Research tarafından sensörleri entegre ettiği bankacılık ürünleriyle Digital Transformation dalında ödüle layık görüldü.
- Hands Free Payment projesi ile işbirliğine başlayan Blesh ve DenizBank, temassız mobil ödeme projesini San Francisco’da düzenlenen Bluetooth World kongresinde tanıtmıştı.
- Temassız mobil ödeme projesi ile fastPay üye iş yerleri, önce siz yaklaştığınızda size kampanya önerileri sunuyor ve siz içeri girip ödeme yaparken sizin hiçbir şey yapmanıza gerek kalmadan ödemeyi uygulama üzerinden alabiliyor.
İş mülakatında başarı garantili 5 sihirli kelime
Yeni bir iş bulma heyecanı ne kadar keyifliyse, o iş için yanıtlanması gereken mülakat soruları da o kadar endişe vericidir. Her ne kadar klişe sorulara verilebilecek akılcı yanıtlar artık internetin dört bir yanını sardıysa da, kendinizi anlatmak zorunda kaldığınızda kullanacağınız kelimeleri iyi seçmeniz gerekir.
Sahip olduğunuz becerilere, sonuç odaklı olmanıza, çalışkanlığınıza ve iş disiplininize güveniyor olabilirsiniz. Ancak bu ifadeler sizi ilk defa gören ve sadece 15 dakikasını ayıracak olan karşınızdaki İK yöneticisine tek başına pek anlam ifade etmiyor. Bunun yerine Geoffrey James’in kaleme aldığı şu beş sözcüğü ve her birinin arkasında yatan felsefeyi benimsemenizde fayda var:
1. Sorumluluk – “Bunu yapmak benim sorumluluğumdaydı…”
Yöneticiler, işi tamamlamak için sorumluluk üstlenebilen çalışanları almayı tercih eder. İşten kaytaran, gelen görevi başkasına yüklemeye çalışan veya işi yöneticisinden bekleyen personel iyi bir izlenim bırakmayacaktır. Bir hedefe ulaşırken üstlendiğiniz sorumluluğu belirtip, bu sorumlulukla neler yaptığınızı detaylandırdığınızda karşınızdaki İK yetkilisi sizin güvenilir, çalışkan ve özenli olduğunuzu anlayacaktır.2. İnisiyatif – “İnisiyatif alarak şunu yaptım…”
Sürekli birilerinin size ne yapmanız gerektiğini söylemesini mi bekliyorsunuz? İş görüşmelerinde bu yönünüz pek de işe yaramayacaktır. Yöneticiler sürekli komut bekleyen personel yerine, zamanını verimli kullanan ve emir-komuta zinciriyle vakit kaybetmeyen girişken çalışanlar ister. Bir işi tamamlamak için inisiyatif almaktan çekinmediğinizi örneklerle anlatırsanız, mülakatı yapan kişiye kendi motivasyonunuz için dışa bağımlı olmadığınızı, özgüveninizi ve çalışmaya hazır olduğunuzu gösterirsiniz.3. Sonuç – “Yaptıklarımın sonucu olarak…”
İş demek sonuç demektir. Mülakat soruları karşısında bahsedeceğiniz tüm çalışmalarınızı, o aktivitenin şirket ve ekibiniz üzerindeki olumlu etkisini de tasvir ederek anlatın. Sadece yapılan işi değil, o işin sonucunu da anlattığınızda her işletmenin temel kuralını çözdüğünüzü ve gerçekte neyin önemli olduğunu fark ettiğinizi gösterirsiniz. Sonuçta, İK yöneticisinin “Bu aday gerçekten sonuç alacaktır” demesini istersiniz.4. Ölçülebilir veriler – “Proje sonrası satışlarımız şu kadar arttı…”
Burada doğrudan ölçülebilir sözcüğü yerine, ölçülebilir veriler paylaşmanız gerekiyor. İş iletişiminde veriye dayalı beyanlar her zaman soyut genellemelerin önüne geçer. Mülakatı yapan kişiye güven telkin etmek için mümkün olduğunca belirgin ve ölçülebilir ifadeler kullanın. “Son çalıştığım şirkette çok fazla satış yaptım” demek yerine, “Satışları üç ayda yüzde 20 artırdım” demeyi tercih edin.5. Örneğin – “Örneğin ben bu konuda şöyle aksiyon aldım…”
“Örneğin” sözcüğü her türlü mülakattaki en güçlü silahınız olacaktır çünkü farazi bir konuşmayı doğrudan yaşanmış olaylarla pekiştirmenizi sağlar. İspatı mümkün olmayacak söylemleriniz, örnekler aracılığıyla gerçeğe dönüşür. Özellikle mülakat sorularını yanıtlarken, “örneğin” kelimesiyle başlayan cümleler sizi birkaç adım öne çıkaracaktır. “En güçlü yönünüz nedir?” gibi bir soru geldiğinde, “Sonuç odaklıyım. Örneğin çalıştığımız bir projede sıkışık bir teslim tarihiyle karşı karşıya geldiğimizde, inisiyatif alarak…” yanıtı sizi başarıya ulaştıracaktır. Kısacası, mülakat soruları için yanıt ararken, kendinizi övmek ile yaptıklarınızı anlatmak arasındaki ince çizgiyi fark etmeniz gerekiyor. Becerilerinizi kuru cümlelerle aktarmak yerine, gerçek olaylar ve veriler üzerinden anlatırsanız, “Masanız hazır, Pazartesi bekliyoruz” yanıtını almanız kolaylaşacaktır.Google Hangouts için ısrarcı
Google, kendi anında mesajlaşma uygulaması Hangouts’u hala terk etmiş değil. WhatsApp, Messenger ve Line gibi rakiplerinin karşısında fazla varlık gösteremeyen uygulama çok popüler olmamasına rağmen, Google hizmetleriyle entegre çalışabildiği için özellikle iş dünyasında kabul görüyor.
İnternet devi, sene başında uygulamanın iOS versiyonuna video mesaj özelliği eklemişti ancak Android kullanıcıları bu özelliğe erişememişti. Uygulamanın Android sürümüne de şimdi video mesajlaşma yeteneği eklendi. Uygulamanın yakında Google Play’e yüklenecek 11. versiyonunda Android kullanıcılarının beklediği video mesaj yeteneği bulunacak. Kullanıcılar, araç çubuğundaki kamera tuşuna basarak arkadaşlarına videolu mesaj gönderebilecek.
Ancak ilginç bir şekilde, gönderilen videolar mesaj penceresi içinde değil, ayrıca açılan bir uygulama içinde oynatılıyor. Bu arada iOS kullanıcıları da artık gönderdikleri videoyu 1 dakika ile sınırlamak zorunda değil. Google iOS kullanıcıları için video mesaj sınırını 2 dakikaya çıkardı. Android uygulamasındaki video mesaj güncellemesinin de 2 dakika sınırıyla geleceği tahmin ediliyor.
Hangouts sadece küçük bir kullanıcı kitlesi tarafından tercih ediliyor ve 1 milyar kullanıcı sayısına ulaşan WhatsApp veya benzer şekilde popüler Facebook Messenger karşısında çok şanslı görülmüyor. Teorik olarak Gmail’in 1 milyarı aşan aylık aktif kullanıcılarının tümü Hangouts kullanıcısı olarak kabul ediliyor ancak pratikte uygulamayı kullanan sayısı bu rakama yanaşamıyor.
EFT işleminin yerini bu sistem alacak
Aynı bankada bulunan iki hesap arasında işlem yapmak oldukça kolaydır. Bir hesaptan transfer emri verdiğinizde, neredeyse anlık olarak diğer hesaba para aktarılır. Ancak söz konusu hesaplar farklı bankalarda olunca, yani işin içine EFT girince durum değişiyor. Özellikle tatil günlerinde ya da mesai saatleri sonrası yapılan EFT işlemleri, ancak ilk iş gününde tamamlanabiliyor.
ABD’de Early Warning adlı gerçek zamanlı ödeme ve kimlik doğrulama servisleri sağlayıcısı tarafından geliştirilen clearXchange, farklı banka müşterilerinin kendi aralarında hızla para gönderip almalarına olanak tanıyor. P2P para transferi için clearXchange ağına katılan tüm bankalar, müşterilerine EFT’ye alternatif olarak anlık işlem imkanı sunuyor.
Bugüne kadar clearXchange ağında çalışan iki banka vardı; Bank of America ve U.S. Bank. Şimdi ise ABD’nin diğer önde gelen finans kuruluşları Capital One, Chase ve Wells Fargo’nun aynı ağa dahil olduğu açıklandı. Bunun anlamı, adı geçen beş bankadan herhangi birinde hesabı bulunan bir müşteri, bu bankalardan bir diğerindeki kullanıcıya para gönderirken EFT’de olduğu gibi herhangi bir bekleme süreci yaşamayacak. Para bir kullanıcıdan diğer kullanıcıya anlık olarak transfer edilecek.
EFT yerine gerçek zamanlı P2P para transferi
Yapılan açıklamada, Capital One müşterilerinin clearXchange ağında bulunan diğer bankalardan gerçek zamanlı ödeme almaya bu hafta itibarıyla başlayacakları belirtiliyor. Gerçek zamanlı para gönderme işlemleri için gerekli adımlar ise sonbahar gelmeden önce atılacak. Benzer bir durum Wells Fargo için de geçerli. Öte yandan bankaların müşterileri, gelecek dönemde mobil uygulamalardan ve web sitelerinden de P2P para transferi gerçekleştirebilecekler. Early Warning, ABD’deki P2P ödeme servislerinin clearXchange ağı üzerinden 100 milyondan fazla online bankacılık müşterisine ulaştığını söylüyor. Akıllı telefonlarındaki mobil uygulamaları kullanarak bu hizmete erişenlerin sayısı ise 70 milyona ulaşmış durumda. 2016 ilk çeyrekte bu ağ üzerinden kullanıcıdan kullanıcıya 46 milyon işlem yapıldı ve toplamda 16 milyar dolar para aktarıldı.Magic Leap test sürecine mi girdi?
Arttırılmış gerçeklik oyunu Pokemon Go, birkaç gün içinde yüz milyonlarca telefona indirilmişken ve dünyada bir çılgınlık haline dönüşmüşken, aynı teknolojinin daha gelişmiş hali üzerinde çalışan Magic Leap şirketinden de heyecan veren bir haber geldi.
Google’dan aldığı yarım milyar dolarlık yatırımla bir anda teknoloji dünyasının gündemine oturan, toplamda ise 1,5 milyar dolara yakın fon toplayan ancak çalışmaları hakkında hiçbir sır vermeyen Magic Leap’ın CEO’sunun açıklamalarına göre şu anda binlerce kişi Magic Leap’ın “karışık gerçeklik” teknolojisini test ediyor ancak hepsi de bu konuda tek kelime etmemek üzere yeminli. Dolayısıyla medyaya hiçbir bilgi sızmıyor.
Magic Leap’in, gözlük şeklinde yeni bir bilgisayar geliştirmeye çalıştığı biliniyor. Google’ın Glass gözlüklerine de benzetilebilecek bu yeni akıllı gözlük/gözlük bilgisayar ürününün, Glass’tan çok daha gelişkin olduğu düşünülüyor. Hatta Google’ın Glass projesinden vazgeçmesinin sebebi olarak da Magic’e yatırım yapmış olması ve Glass’ın yerine bu gözlüğü öne çıkarmayı planlaması gösteriliyor.
Bu gözlükler, çevredeki gerçek görüntülerin üzerine sanal görüntüler bindiriyor ve bu görüntüleri doğrudan göz bebeği üzerine yansıtarak, dışarıdan görülemeyen ancak insan beyni tarafından ‘gerçek’ gibi algılanan hologramlar oluşturabiliyor.
Magic teknolojisi ile Star Wars filmleri geliştirmek üzere çalışma yaptıı bilinen Disney Stüdyoları’nın CEO’su Bob Iger ise gözlükle yaşadığı deneyimini, “büyülü” olarak nitelendiriyor. “Üzerime doğru küçük bir peri geldi ve sonra etrafımda dolanmaya başladı, onun gerçek olmadığına inanmam çok zor oldu,” ifadelerini kullanan Iger, 600 çalışana sahip gizemli şirketin karışık gerçeklik teknolojisi hakkındaki merakı daha da azdırmış durumda.
Magic Leap’in CEO’su Rony Abovitz, Lucas Film’in stüdyolarına yakın olan eski Motorola fabrikasının binasını kiralayarak yerleşmiş olduklarını ve çalışmalarını burada sürdürdüklerini de vurguluyor. Ayrıca Lucas Film binasının içinde de “gizli” bir laboratuvarları olduğunun altını çiziyor. Öyle görünüyor ki, Google ve Magic Leap, çok etkileyici bir sürpriz yaparak, Silikon Vadisi’nin iPad tanıtımından beri peşinde olduğu “yeni büyük şeyi” kısa süre sonra duyurabilir. Sonrasında ise, öncelikle yeni Star Wars filmleri olmak üzere, sayısız sinema filmini ve video oyunlarını, sanki o dünyaların içindeymiş gibi, gözlüğümüzü takarak deneyimleyebileceğiz ve beynimiz yaşadıklarımızın gerçek olmadığını kabullenmekte son derece zorlanacak.
Tesla müşterilerini eğitmeyi planlıyor
ABD’de otopilot modunda ilerlerken büyük hızla bir traktöre çarpan ve sahibinin ölümüne neden olan Tesla otomobilinden sonra, elektrikli otomobil üreticisi firma araç sahiplerini otopilot kullanımı konusunda eğitmek için harekete geçti.
Henüz hazır olmayan çok tehlikeli bir teknolojiyi otomobillerine yüklemekle suçlanan Elon Musk, otopilot yeteneğinin güvenli olduğunu savunuyor ve bu özelliğin aracı şoförsüz bırakmak için değil, trafik yükünü şoförün üzerinden almak olduğunu vurguluyor. Firmaya göre, otopilotu çalıştıran araç sahipleri, direksiyonu bırakmamalı ve her an yoldaki sürprizlere karşı uyanık olmalılar. Ancak pratikte işler böyle işlemiyor. Otomobilin kendi kendine her yere gidebildiğini fark eden şoförler, yolla ilgilenmeyi tamamen bırakıyorlar.
Elon Musk şimdi, otomobil sahipleri için otopilot özelliğinin doğru kullanımı hakkında detaylı bir guide hazırlatıyor. Ancak karşı görüştekiler bu guide’ı herkesin okumayacağını veya okusalar bile yaşanan ölümlü kazada olduğu gibi, otomobil kendi kendine giderken aracın ekranında film seyretmeye hatta uyumaya devam edeceklerini savunuyorlar.
Tesla daha önce de aracı otomatik pilota bırakıp kendileri arka koltukta uzanan, hatta uyuyan araç sahiplerinin YouTube’da yayınlanan videoları nedeniyle otopilot özelliğini aracın ön koltuk sensörleri ile birleştirmişti ve ön koltukta sürücü oturmadığında otopilot özelliğinin devreye girmemesini sağlamıştı. Yeni alınacak önlemler arasında, araç içi sensörlerle, sürücünün gözünü uzun süre yoldan ayırması halinde otopilotun sağ şeride geçip hızı çok düşürmesi veya aracı yol kenarına çekerek durdurması gibi seçenekler de mümkün olabilir.









