Hyperloop One yöneticileri birbirine girmiş!

0
Hyperloop One’ın kurucularından Brogan BamBrogan’ın Temmuz başında şirketteki görevlerinden istifa ettiğini açıklaması şaşkınlık yaratmıştı. Elon Musk’ın yeni nesil toplu ulaşım planlarını hayata geçirmek için kurulan bir start-up iken onu dünyanın büyük ülkelerinden sipariş alma aşamasına gelmiş çok önemli bir şirkete dönüştüren isim olarak tanınan Brogan BamBrogan’ın herhangi bir açıklama yapmaksızın istifa etmesi büyük yankı uyarmıştı. Ancak ayrılışın nedeni, bir mahkeme dilekçesinde ortaya çıktı. Brogan BamBrogan mahkemeye başvurarak, şirketin yönetim kurulundaki Afshin Pishevar’a karşı, ölüm tehdidi ve şiddet kalkışması nedeniyle yasal engelleme talebinde bulundu. Söz konusu ‘saldırgan kişi’ Afshin Pishevar, aynı zamanda şirketin diğer kurucusu Shervin Pishevar’ın kardeşi. Brogan BamBrogan’ın iddialarına göre, ünlü mühendis tartışmaların ardından ofisinde, insan asmakta kullanılan bir ilmek de bulmuş. Öyle görünüyor ki, Elon Musk’ın şirketi teslim ettiği iki ortak, Hyperloop’un başarıyla gerçekleşen ve büyük dikkat çeken testlerinden sonra başarıyı paylaşamamış olabilir. Yönetim kurulunda büyük tartışmaların yaşandığı ve BamBrogan’ın karşılaştığı ağır muamele nedeniyle şirketten ayrılmak zorunda kaldığı konuşuluyor. Şirketten sızan bilgilere göre, yöneticiler şirketin parasıyla kendilerine ait diğer start-up’lara destek çıkıyor, güzel kadınlarla romantik ilişkileri için pahalı harcamalar yapıyor, hatta çeşitli yöntemlerle parayı kendi ceplerine aktarıyorlardı. Bu gidişat ise sonunda yöneticilerin birbirine girmesine neden oldu. Brogan BamBrogan aynı zamanda, Elon Musk’ın şu anda NASA’ya sattığı ve uzaya malzeme taşıyıp dönen SpaceX roketlerinin yaratıcısı mühendis olarak tanınıyor. Pishevar ise Silikon Vadisi’nin çok iyi bilinen milyarderlerinden biri ve cebindeki nakitle Hyperloop konusunda Elon Musk’a destek olduğu, şirketin hayata geçirilmesini sağladığı biliniyor. Aynı zamanda, Uber, AirBnB ve Warby Parker’ın da yatırımcıları arasında yer alıyor. Şirket içinden gelen duyumlara göre BamBrogan, Pishevar ile ortaklığı daha fazla sürdürmek istemiyor ve çok büyük profilli bir tazminat davası açmaya hazırlanıyor. Hyperloop teknolojisini geliştiren şirket ise şimdilik bu haber karşısında bir açıklama yapmış değil.

Robotik protez kol satışa çıkıyor

0
ABD’nin savunma teknolojileri geliştiren laboratuvarı DARPA tarafından fonlanan ve on yıldan uzun zamandır geliştirme aşamasında olan robotik protez kol, bu yıl içinde ticari olarak satışa çıkıyor. Cephede kollarını kaybeden ABD’li askerlerin ihtiyaçları düşünülerek hazırlanan robot kol projesi DARPA’dan da önemli bir yatırım almıştı. Kolun en önemli özelliği, hastanın kesilen kolundaki sinirlerden gelen sinyalleri okuyabilmesi. Böylece kullanıcı kolu çok hassas bir şekilde kontrol edebiliyor. Kolu dilediği gibi oynatması mümkün olurken parmaklarını da çok hassas şekilde açıp kapatabiliyor. Ufak nesneleri kolayca kavrayabiliyor, su bardağını tutabiliyor veya kırılgan nesneleri hiç zarar vermeden tutup kaldırabiliyor. Firma kola Luke Kolu ismini vermiş. İsim, Star Wars filminde, Luke Skywalker’ın kolunu kaybettikten sonra, bedenine bir cyborg kolun takıldığı ünlü sahneden yola çıkılarak tercih edilmiş. Diğer protez kollar, kullanıcının diğer eliyle kolu kontrol etmesini sağlayan kumandalar sayesinde çalışırken, yeni protez kolu sinirlerin üzerine yerleştirilen elektrotlar sayesinde kullanıcının ne yapmak istediğini okuyabiliyor ve sonrasında robot kol bu hareketi gerçekleştirebiliyor. Bir anlamda, protez kullanıcısının aklını okuyabiliyor da denilebilir. Protez kolun fiyatı henüz açıklanmış değil ancak sene içinde piyasaya çıktığında 100 bin dolar düzeyinde bir fiyatla satılacağı tahmin ediliyor. Elbette ABD’de gazilerin kopan kolları için üretilecek robot protezler sigorta tarafından karşılanacak ancak bu teknoloji yaygınlaşana kadar diğer ülkelerde standart sigortaların bu pahalı çözümün maliyetini üstlenmeyeceği de tahmin ediliyor.

Makine öğrenimi eBay’i nasıl değiştirecek?

0
Alışveriş sitelerine girdiğinizde ana sayfada rastgele ürünler yerine sizin zevkinize göre donatılmış, hatta “tam da bu ürünü almak için gelmiştim” dediğiniz seçeneklerle karşılaşıyorsanız, büyük ihtimalle o platform makine öğrenimi, tahmine dayalı analitik ve diğer iş analitiği teknolojilerinden faydalanıyordur. Bu işi en iyi yapan e-ticaret portali hiç kuşkusuz Amazon. Şirketin perakende alanında hızlı büyümesinin arkasında, dev bir pazar yerini, her ziyaretçi için özelleştirilmiş hale getirmekteki başarısı yatıyor. Şimdi ise benzer bir taktiği eBay kullanmaya hazırlanıyor. Hatta bunun için bir satın alma yapmayı da ihmal etmiyor: eBay, özellikle ticaret odaklı makine öğrenimi alanında uzmanlaşmış SalesPredict adlı startup’ı satın alacağını açıkladı.

SalesPredict öğrenme motoru ne işe yarıyor?

Bu startup tarafından geliştirilen öğrenme motoru, sipariş geçmişinizi inceleyip analiz ederek, ilginizi çekebilecek yeni ürünler öneriyor. İşletmeler bu sayede ürün veya hizmet almakla en çok ilgilenen müşterilere odaklanarak daha başarılı pazarlama faaliyetlerine girebiliyor. eBay’in de hedefinde bu yeni yetenekleri Amazon ile rekabette kullanmak var. Amazon’da karşılaştığınız ana sayfa, daha önce satın aldığınız veya ziyaret ettiğiniz ürünlerle ilgili olacak şekilde değişiyor. Yakında eBay de benzer bir sisteme geçerek, her ziyaretçiye kendini özel hissettirmek istiyor. Konuyla ilgili açıklama yapan eBay Yapılandırılmış Veri Genel Müdürü Amit Menipaz, SalesPredict’in tahmine dayalı analitik ve makine öğrenimi alanındaki derin uzmanlığının eBay’in yapılandırılmış veri çalışmalarına büyük katkı sağlayacağını belirtiyor ve ekliyor: “Alıcılarımız açısından baktığımızda, bu satın alma sayesinde ürünlerimizdeki fiyat farklılıklarına nasıl tepki verildiğini daha iyi anlayacağız. Satıcılarımız açısından ise birim ürünün birim zaman aralığında satış ihtimalini artıracak tahmine dayalı modeller geliştirebileceğiz.”

Disk tabanlı depolamada tehlike çanları çalıyor

0
Bulut, SSD ve diğer yeni nesil depolama sistemleri, gelirinin büyük kısmını geleneksel disk tabanlı depolama teknolojilerine borçlu olan şirketlerde ağır maddi tahribata yol açıyor; bunun son örneği Seagate oldu. Henüz geçtiğimiz ay açıklanan Q4 2016 öngörülerinde disk üreticisinin hedefi son çeyrekte 2,3 milyar dolar gelir elde etmekti. Donanım pazarındaki çalkantılı dönem ise şirketin 1.600 çalışanıyla yollarını ayırmasına neden olacaktı. Bu hafta yayınlanan yeni rapor ise, Seagate’in çok daha radikal bir işten çıkarma hamlesine hazırlandığını gösteriyor. Yılın son mali çeyreğine dair öngörülerini yenileyen disk üreticisi, gelir beklentisini 350 milyon dolar artırarak 2,65 milyar dolara yükseltmesine karşın, işten çıkarmaları dört katına çıkaracağını duyurdu.

6.500 Seagate çalışanı işsiz kalacak

Yıl sonuna kadar kademeli olarak devam edecek ve şirkete vergi öncesi 164 milyon dolara mal olacak hamlede, global iş gücü yüzde 14 oranında küçülecek. Bunun diğer anlamı, 6.500 personelin önümüzdeki aylarda yeni işler aramaları gerekiyor. Peki, işten çıkarmalar hangi departmanları etkileyecek? Şirket sözcüsünün The Wall Street Journal’e yaptığı açıklamaya göre, işten çıkarmalar büyük oranda üretim operasyonlarını kapsıyor. Seagate’in ana üretim tesisleri Malezya ve Çin’de bulunurken, üretimin bir kısmı da ABD ve İngiltere’de gerçekleşiyor. Yıl sonuna kadar gelirlerini artırmayı planlayan Seagate, genel anlamda disk tabanlı depolama sistemlerinin terk edilmesi nedeniyle zor günler yaşıyor. Şirketin daha fazla inovasyon yapması gerekiyor. Öte yandan, en büyük rakiplerinden biri olan Western Digital’in yakın zamanda 19 milyar dolara SanDisk’i satın alması, pazardaki oyuncu sayısını düşürse de, rekabeti körüklüyor.

PC satışları toparlanıyor mu?

0
Sene başında gelen yıllık satış raporlarına göre PC satışlarında yaşanan büyük düşüş, bu endüstrinin can cekişmekte olduğuna dair endişeleri azdırmıştı ancak Gartner ve IDC’den geln yeni raporlar durumun toparlanmaya başladığını gösteriyor. IDC raporlarına göre 2016’nın ikinci çeyreğinde ABD’deki PC satışlarında %1,4 oranında artış yaşandı. Gartner’ın analizine göreyse artık %4,9 düzeyinde gerçekleşti. Bu artışın nedeni hakkında ise henüz bir açıklama yapılamıyor. ABD’e ekonominin düzelmeye başlaması bir sebep olarak gösterilebilir. Öte yandan video oyunu severlerin, Mart ayından sonra piyasaya çıkan sanal gerçeklik gözlüklerini çalıştırabilmek için yeni ve gelişmiş bilgisayarlara ihtiyaç duymaları nedeniyle PC satışlarının artmış olabileceği de göz ardı edilmiyor. Ayrıca düşük fiyatlı ancak yetenekli ve cazip bir laptop seçeneği olan Chromebook’larda yaşanan olumlu gelişmelerin de toplam bilgisayar satışlarına etkisi olabileceği tahmin ediliyor. Kurumsal pazardaki müşteriler ve devlet kurumları 2016 içinde yüksek sayıda Chromebook satın aldılar. Öte yandan ABD dışına çıkınca işler çirkinleşiyor. Dünya çapındaki toplam PC satışlarına bakınca iki araştırma firmasının analizleri de %5 civarında düşüşü işaret ediyor. Yine de sene içinde pazarda hareketlenme bekleniyor çünkü Windows 10’a ücretsiz güncelleme için son tarih yaklaşıyor ve bu tarihten sonra insanlar eski bilgisayarlarına yeni işletim sistemi yüklemek için 110 dolar ödemek yerine, içinde yeni işletim sistemi olan yeni bilgisayar almayı tercih etmeye başlayacaklar ve bu da satışlarda beklenen canlanmanın başlamasını sağlayabilecek.

Pokemon Go Twitter’ı geçmek üzere!

1
Bir anda dünyayı saran arttırılmış gerçeklik oyunu Pokemon Go’ya olan yoğun ilgi, onu Twitter’dan bile daha güçlü bir uygulama haline dönüştürdü. Geçen hafta Nintendo and Niantic tarafından yayınlanan mobil video oyunu, dünyanın her yerinde milyonlarca insanın ellerinde telefonlarla sokaklara akmasına neden oldu. Oyunun sunucuları da bu yoğun ilgiyi kaldırmayıp ara ara çökerken, yeni Pokemon oyunu hakkındaki ilginç rakamlar, teknoloji piyasasının gündemine oturdu. Rakamlara göre, ABD’deki aktif Android cihazların %5,2’sinde şu anda Pokemon Go oyunu kurulu bulunuyor. Arkadaş bulma uygulaması Tinder ise bu rakamın altında kalıyor. Dolayısıyla Pokemon şimdiden Tinder’dan daha büyük bir uygulamaya dönüşmüş durumda. Android kullanıcıları arasında, her gün aktif olarak Pokemon oynayanların oranı ise %3’e yükselmiş durumda. ABD’de her gün Twitter’a giren Android kullanıcılarının oranı ise %3,5. Araştırmanın yapıldığı 8 Temmuz’dan bu yana ise oyunun Twitter’ı çoktan geride bırakmış olduğu tahmin ediliyor.

Twitter ne zaman satılacak?

0
İnternet devi Yahoo rakipleriyle baş edemedi ve şimdi onu satın almak isteyen devlerden gelen teklifleri değerlendiriyor. LinkedIn, WhatsApp, Instagram gibi güçlü sosyal medya platformları bile dev firmaların milyar dolarlarına karşı koyamadılar. Teknoloji piyasası şimdi hayal ettiği nakit akışına bir türlü kavuşamayan Twitter’ın ne zaman satışa çıkacağını tartışıyor. Wall Street uzmanlarına göre Twitter’ın satılması kaçınılmaz. Şirketin hissedarları, marka henüz güçlüyken ve milyar dolarlar ederken, banka hesaplarına milyar dolarlar akıtmanın yek yolu olarak onu satmayı tartışmaya başladılar. Daha önce de dev markalar olmalarına rağmen para kazanamadığı gibi satışta geciken Myspace gibi platformlar, satıştan dev bir gelir elde etme trenini kaçırmıştı. Dorsey’in şirketindeki hissedarlarının ise aynı hatayı yapmak istemediği konuşuluyor, dolayısıyla Wall Street’te şimdi en çok tartışılan konu sosyal medya devinin ne zaman satılacağı ve onu kimin alacağı. Aslında tahminlere göre aynı LinkedIn’de olduğu gibi, Twitter’ın olası alıcılarla gizli gizli görüştüğü ve pazarlık yapıyor olduğu bile konuşuluyor çünkü Dorsey bir süredir, platformu güncellemeyi ve yeni ürünler duyurmayı yavaşlattı. Bu da odağını şirketin satışına yönlendirdiği şüphesini doğuruyor. 2016 başında şirketin en tepesindeki üç yöneticinin aynı anda istifa ederek rakip teknoloji şirketlerinde ertesi gün işe başlaması da, sosyal medya platformundaki çöküşün ve vazgeçmişliğin işareti olarak kabul edilmişti. Piyasadaki tahminlere göre Twitter’ın en geç 2016 bilanço rakamlarını görünce artık havlu atarak satın alma tekliflerini değerlendirmeye başlayacağı düşünülüyor. Twitter’ı satın almak isteyecek firmaların başında ise Google, Comcast ve News Group var. Google’ın en büyük hayalinin sağlam bir sosyal medya servisine sahip olmak olduğu biliniyor. Öte yandan Zuckerberg’ün de pelerinli bir süper kahraman gibi açık arttırma masasının üzerine çıkarak onlarca milyar dolar teklif etmesi de kimseyi şaşırtmayacak bir hareket olacak, zira bunu daha önce yapmışlığı var. Apple’ın da cebindeki yüzlerce milyar dolarlık nakitle masadaki en dişli alıcı olabilme ihtimali de yadsınmıyor zira mobil cihazlar için çok cazip bir platform olan Twitter’ın iOS kullanıcıları tarafından ihya edilmesi hiç zor olmayacak. Apple’ın Twitter’ı iOS için merkezi bir haber/duyuru/sosyal medya/etkinlik ajandası/dizi-film-sinema-konser takip hub’ı haline çevirmesi çok olası bir ihtimal olarak görülüyor.

Intel, iPhone’lardan 1,5 milyar dolar kazanacak

0
Intel, mobil devrim trenini kaçırarak kendi telefonlarını piyasada tutundurmayı başaramamış olabilir ama ABD’li dev işlemci üreticisi hala mobil cihazlardan milyar dolarlar kazanmaya devam edecek gibi görünüyor. Apple ile kısa süre önce yaptıkları anlaşma gereğince, yeni piyasaya çıkacak iPhone 7’lerin modem işlemcilerini sağlayacak olan Intel’in bu anlaşmadan 1,5 milyar dolar gelir elde etmesi bekleniyor. Araştırma şirketi Cowen’in hesaplarına göreyse bu 1,5 milyar doların yaklaşık yarısı şirketin maliyetlerine gidecek. Şirket iPhone çiplerinden ancak 750 milyon dolar kar edebilecek.  Yılda 55 milyar dolar kar açıklayan bir şirket için 750 milyon dolar çok küçük bir rakam. Ancak işlemci üreticisi, Apple ile yaptığı anlaşmayı mobil dünyanın zenginliklerine açılan kapı olarak görüyor. Intel’in gelecek senelerde iPhone’lara sadece modem işlemcisi değil, CPU, GPU, çeşitli devreler ve diğer bileşenleri sağlaması çok da uzak bir ihtimal değil. Çinli rakipleri ile sağlam bir rekabete hazırlanan Apple’ın artık rakiplerini zengin etmek yerine telefon/tablet üretmeyen, Apple’ın ürünlerine rakip ürünler geliştirmeyen ABD’li Intel ile işbirliği yapması çok daha olası bir senaryo. Şirketin CEO’su Brian Krzanich’in açıkladığı yol haritasına göreyse, işlemci üreticisinin önümüzdeki dönemde hedefi, 5G teknolojileri geliştirmek. Dolayısıyla yolları Apple ile kesişmeyecek, aksine Apple ürünlerini destekleyecek ürünler geliştirecekler. ABD’li işlemci devi için Apple’ın telefon ve tabletlerine erişmek aynı zamanda mobil piyasadak büyük rakibi Qualcomm’u da alt etmek için yeni bir fırsat yaratacak. Dolayısıyla, Apple ile işbirliği Intel’e 1,5 milyar dolarlık nakitten çok daha fazlasını kazandıracak gibi görünüyor.

Microsoft yeni bir PC devrimi peşinde

0
Microsoft’un CEO’su Satya Nadella, Toronto’daki iş ortakları toplantısında, şirketin yeni politikası hakkında çok önemli ipuçları verdi. Facebook’un Messenger platformunda kullandığı chatbot’ları örnek gösteren Satya Nadella, bu tür botların bilgisayar kullanımında bir devrim yaratacağının altını çizdi ve Microsoft’un bu alanda yazılım geliştirecek firmalara destek vereceğini vurguladı. Chatbotların her tür platformda, insanların dijital dünya ile etkileşimini devrimsel düzeyde değiştirebilecek bir gelişme olduğunun tespitini de yapan Satya Nadella, bilişim platformlarının yakın gelecekte chatbotlar üzerinden kullanılacak arayüzlere dönüşeceği öngörüsünü de paylaştı. Bu chatbotları geliştirmek için gerekli alt yapı ve araçları sağlayacak olan Microsoft aynı zamanda dijital asistan Cortana’yı, da chatbot geliştiricilerin hizmetine sunacak. “Servis platformu olarak sohbet” kavramını da dile getiren Nadella böylece artık Messenger, Skype, WhatsApp gibi platformların chatbot’lar üzerinden çok önemli ticari platformlara dönüşeceğini hatırlattı. Chatbot’lar yakın gelecekte sadece mesaj platformlarında değil Amazon Echo, Google Home gibi akıllı cihazlar, PC’ler, tabletler ve akıllı telefonlarda da büyük rol oynayacaklar.

Line’ın halka arz fiyatı belli oldu

0
2016’nın en önemli halka arz işlemlerinden olan Line’ın borsaya açılışında fiyatlar ortaya çıktı. Güney Koreli mesajlaşma uygulaması Line, özellikle Uzak Doğu’da son derece popüler ve ABD’li rakipleriyle güçlü bir yarış içinde. New York ve Tokyo borsasında hisselerini halka açmaya hazırlanan firma, hisse başı fiyat olarak 3300 Yen belirledi. Bu da şirketin toplam değerini 1.3 milyar dolara taşıyor. Şirketin defter değerine göre hisse değeri 2700-3300 yen arasında dengelenmesi bekleniyor. Kullanıcılarının birbirlerine sempatik küçük çıkartmalar yollamasına imkan tanıyarak özellikle Uzak Doğu’daki kullanıcılar arasında bir anda popüler olan ve yükselişini hızla sürdüren Line, Güney Koreli Naver şirketinin uygulaması. Şirket 14 Temmuz’da New York borsasında halka arz gerçekleştirecek ve 1 gün sonra da ikinci parti hisse senetlerini Tokyo borsasında halka açacak. Dünya borsalarının şu dönemde Brexit şokuna rağmen önceki aylara oranla görece yüksek bir pozisyonda olması ve yatırımcıların hisse toplama döneminde olması, Naver’in kasasına fazladan on milyonlarca doların girmesini sağlayacak. Line’ın hisse satışından elde edeceği fonla WhatsApp ve Facebook Messenger ile rekabet etmek için yeni yatırımlarını hayata geçirmesi bekleniyor.

Türk startup adını değiştirdi, yatırım aldı

0
Doğru insan kaynağına erişmek isteyen kurumlar için video tabanlı dijital İK servisleri sunan dijital işe alım platformu Peoplise; Revo Capital’den yatırım aldı. 23 Haziran 2016, Perşembe günü Borsa İstanbul Özel Pazar’da düzenlenen gong töreninde yatırımın yanı sıra, Yuzyuzeyiz.biz’in dünyaya açılma hedefleri doğrultusunda faaliyetlerine Peoplise ismiyle devam edeceği de duyuruldu. Güçlü Özenci, Çağatay Güney ve Mehmet Ali Özenci’nin Kurucu Ortak oldukları, O.D.T.Ü TEKNO-Jump hızlandırma programını tamamlayan Peoplise, daha önce TÜBİTAK destekleri de almıştı. Finans kurumlarından telekomünikasyon devlerine, perakende zincirlerinden akademik kurumlara kadar birçok sektörün önemli oyuncularına hizmet veriyor. Peoplise Kurucu Ortağı Güçlü Özenci Revo Capital’den aldıkları yatırımla ilgili olarak şu ifadeleri kullandı “Peoplise olarak, yeni bir alan olan video tabanlı dijital İK servislerinde kısa bir sürede London Business School, Deloitte, Garanti Bankası, Denizbank, Turkcell, Coca Cola İçecek, ING, Şişecam, Rönesans Holding’in de aralarında olduğu onlarca şirkete ulaştık ve 90 binden fazla aday iş görüşmesi sürecine dahil oldu. Hedefimiz hem daha çok şirkete ulaşmak, hem de globalleşmek. TEKNO-JUMP programı ile Silikon Vadisi çalışmalarımız ufkumuzu açtı ve şimdi Revo Capital’in yatırımı ve bilgisi, dünya genelinde faaliyet gösterme hedeflerimize önemli bir destek olacak.”

Peoplise, İK süreçlerinde zaman ve kaynak tasarrufu sağlıyor

Sunulan hizmet, farklı sosyal medya platformlarını kullanarak hedef doğrultusunda belirlenmiş potansiyel çalışanlara işveren markasını öne çıkararak sosyal medya ile ulaşıyor ve dikkatlerini çekiyor. Analiz sürecinde video mülakat, online testler, anketler, online değerlendirme merkezi çözümleriyle işe alım ve uyum sürecini kolaylaştıran Peoplise, şirketler için İK süreçlerini hızlı ve tasarruflu hale getiriyor. Potansiyel çalışanlar için de farklı bir deneyim sunan video mülakatlar, uzun mesafede bulunan adaylar için seyahat masraflarını ve zaman kaybını da minimuma indiriyor. Ölçme ve değerlendirme araçları sayesinde şirketlerdeki İnsan Kaynakları ekiplerine kendi testlerini oluşturma kolaylığı sağlayan Peoplise, doğru analizler sayesinde en uygun adaylarla çalışma fırsatı sunuyor. İşe alım sürecinden sonra da desteğini sürdüren Peoplise ayrıca, şirketlere yeni çalışanlarının alışma sürecinde kullanabilecekleri çok yaratıcı bir ürün de sunuyor. On-boarding modülü sayesinde işe başlayacak yeni çalışanlar, kendilerine özel panellerde işe başlamadan önce yapmaları gereken işleri tamamlıyor, şirketi tanıyor, gerekli eğitimleri alıyor ve böylece daha işe başlamadan şirket kültürüne adapte olmaya başlıyorlar.

Doğru adaylara yüzde 30 daha fazla odaklanma fırsatı

Peoplise, sağladığı avantajlarla şirketler ve İnsan Kaynakları ekiplerine önemli ölçüde kolaylık sağlarken; pozisyon için uygun adaylara daha fazla odaklanma imkanı da sağlıyor. Zaman ve kaynak tasarrufu sayesinde şirketler, doğru adaylara yüzde 30 oranında daha fazla odaklanabiliyor.

Mercedes elektrikli otomobilini Eylül’de gösterecek

0
Mercedes’in Tesla’ya rakip olarak konumlandıracağı, uzun zamandır merakla beklenen elektrikli otomobili, Eylül ayında görücüye çıkacak. Alman otomotiv devinin, elektrikli otomobillere bakış açısını büyük oranda değiştireceği düşünülen aracı sedan formatında olacak. Aracın fiyat bakımından elektrikli otomobil algısında büyük bir kırılma yaratması beklenmiyor ancak dünyada elektrikli otomobil pazarını elinde tutan Tesla’nın ilk kez önemli bir rakiple karşılaşmasını sağlayarak rekabetin oluşmasına katkı sağlayacağı için Mercedes’in elektrikli otomobili büyük önem taşıyor. Yeni araç, 2016 Eylül’ünde basın önüne çıkacak olsa da, ilk kullanıcısına ulaşması ve otoyollara kavuşması 2018 yılını bulacak. Fiyat olaraksa Tesla’nın Model S’iyle aynı seviyede olması bekleniyor. Elbette, yüksek fiyatlı bir otomobil olarak, Alman otomotiv devinin yüksek lüks standartlarına uygun, etkileyici bir modelin ortaya çıkacağı düşünülüyor. Almanya’da elektriğin neredeyse bedava seviyesine yaklaşması hatta bazı bölgelerde, temiz enerji teknolojileri ile üretilen elektriğin bazı dönemlerde tüketimin çok üzerine çıkması nedeniyle Almanya hükumeti belli günler için halka para ödeyerek elektrik tüketimine teşvik etmeye çalışıyor. Yani Almanlar yılın bazı günlerinde elektrik tükettikleri için para ödemiyor, para alıyorlar. Almanya’nın 2025 için koyduğu hedeflerde de, petrol türevleriye çalışan tüm otomobillerin satışının yasaklanması ve tamamen elektrikli otomobil satışına dönülmesi yer alıyor. Dolayısıyla Alman otomobil üreticileri kendilerini tüm güçleriyle elektrikli modeller geliştirmeye adamış durumdalar. Volkswagen sadece birkaç gün önce, tamamen elektrikle çalışan bir Golf konseptini tanıttı. BMW’nin hali hazırda ‘i’ serisi tamamen elektrikli motordan oluşuyor ve firma şimdi bu seriyi ana üretim serisi haline getirmek istiyor.

Tatilde çalışmaktan 6 adımda kurtulun!

0
Yakın zamana kadar tatil deyince aklımızda deniz, kum, açık büfe kahvaltı gibi görüntüler belirirdi. Şimdi bu görüntülerin tamamına bir de internete bağlı bir bilgisayar ya da akıllı telefon eklendi. Şezlonglar, kahvaltı masaları ve otel odaları tatilin tadını çıkarmak yerine işle ilgili gelen e-postaları kontrol eden, yanıtlayan, hatta daha kötüsü telefonda iş görüşmeleri yapan insanlarla dolu. Oysa tatilin amacı, tüm bu iş yükünden tamamen arınarak hem beden hem de zihnen dinlenmektir. Intel Security tarafından yapılan araştırmalar bile, izne ayrılan çalışanların yüzde 68 oranında e-postalarını en azından günde bir defa kontrol ettiğini gösteriyor. Tatilde çalışmak, ofise mutsuz ve pişman dönmemize neden oluyor. Peki, hem yasal hem sosyal hakkımız olmasına karşın; tatilde fişi çekmekte neden bu kadar zorlanıyoruz? Proje yönetim yazılımı sağlayıcısı Workfront CMO’su Joe Staples, bunun sebebinin iş kültürü olduğunu belirtiyor ve ekliyor: “Yaşadığımız çağda müdürlerin yüzde 40’ı haftada 40 saatten fazla mesai yapıyor. Dahası, ofis çalışanlarının yüzde 82’si mesai saatleri dışında e-postalarını kontrol ediyor. Bu konuda patronların gerekli adımı atarak, tatildeyken işten uzak kalınmasını destekleyen sağlıklı bir çalışma ortamı oluşturması gerekiyor.” Tek bir cümleyle açıklaması kolay; peki fişi çekmek için yöneticilerin ve personelin neler yapması gerekiyor?

Bir tatil politikası oluşturun

Çalışanların kendi kendilerine “ben tatildeyim, beni aramayın” demesi her zaman yeterli olmayabilir. Bunun için kurum genelinde bir tatil politikası belirlenmeli ve yönetim desteğiyle uygulanmalıdır. Örneğin Bandwidth adlı iletişim teknolojileri şirketinde, bir çalışan izne ayrıldığında, kendi müdürü tüm şirkete o kişinin “tatil ambargosu” altında olduğunu duyuruyor. Telefon yok, e-posta yok, özel istekler ve küçük sorular yok… Şirketin CEO’su David Morken, izne ayrılan personel ile hiçbir koşulda iletişim kurulmamasını bir kural haline getirdiklerini belirtiyor: “Eğer biri izne ayrılan personelle iletişim kurmaya çalışırsa, tatildeki çalışanımızdan bu durumu müdürlerine bildirmelerini istiyoruz.” Tatilde çalışmak, hem ilgili personelin hem de ailesinin mutsuz, pişman ve motivasyonu düşük biçimde işe dönmesine neden oluyor. Oysa her yönetici, çalışanlarının tatilden dinlenmiş ve tazelenmiş bir biçimde, muhteşem işler başaracak motivasyonla dönmesini ister. Bunun için de tam bağımsız bir tatil politikası oluşturmak gerekiyor. tatilde çalışmak web

Posta kutunuzu hazırlayın

Tatilden hemen sonraki pazartesi, tüm günü e-posta kutusunu temizleyerek geçirmek zorunda kalıyoruz. Tatilde e-postaları sık sık kontrol etmenin bir sebebi de bu. Oysa Amerikan Üretkenlik ve Kalite Merkezi adlı kar amacı gütmeyen araştırma kuruluşundaki uzmanlar, tatile çıkmadan önce bu konuda bir önlem alınabileceğini belirtiyor. Örneğin e-posta kutusunu tatile çıkmadan önce tamamen boşaltmak etkili bir yöntem. Ayrıca izin döneminde gelecek e-postalara otomatik bir yanıt da hazırlamak gerekiyor. Bu “ofis dışındayım” mesajında insanlara ofise döneceğiniz tarihi, o zamana kadar hangi mesai arkadaşınızla irtibat kurabileceklerini belirtin. Ayrıca izin döneminde e-postalara yanıt veremeyeceğinizi de eklemeyi ihmal etmeyin.

Ekibinizi ve müşterilerinizi hazırlayın

İş arkadaşlarınızı, yanınızda çalışanları, müşterilerinizi ve müdürlerinizi tatilde çalışmak istemediğiniz ve telefondan, bilgisayardan uzak olacağınız konusunda bilgilendirin. Yazar Mindy Mackenzie, “İzindeyken e-postalarınızı ya da sesli mesajları kontrol etmeyeceksiniz. Güvercinle mektup bile gelse bakmayacaksınız,” diyor ve ekliyor: “Değerlerinizi ve ailenizle, arkadaşlarınızla ya da kendi başınıza kalmak istediğinizi anlatın. Çünkü izindeyken işten uzak kalabilmek hem genel anlamda sizin iyiliğiniz için önemlidir hem de daha sonra işe döndüğünüzde verimliliğinizi sağlamakta büyük rol oynar.”

Yokluğunuzda karar verecek birini atayın

Sorumlu olduğunuz birimde işleri yürütecek ve sizin adınıza karar alabilecek, güvenebileceğiniz birini kendinize vekil olarak belirleyin. Ne kadar kıdemliyseniz, bunu yapmak o kadar önem taşır. Kararlarına güvendiğiniz, hem patronunuzun hem de iş arkadaşlarınızın saygı duyduğu bir çalışanınızı seçin ve bu seçimin sebeplerini açıklayın. Tüm personele, sizin yokluğunuzda aynı saygıyı ve hızlı geri dönüşleri vekilinize de göstermelerini istediğinizi vurgulayın. Mindy Mackenzie, “Açık bir şekilde herkese bu kişinin sizin yerinize bakacağını anlatın. Onun alacağı tüm kararlara saygı duyacağınızı ve size nasıl davranılıyorsa vekilinize de öyle davranılmasını istediğinizi belirtin,” diyor.

Bir acil durum planı belirleyin

Gerçekten acil bir durum olması ihtimaline karşı bir strateji oluşturmanızda fayda var. Procter & Gamble Belçika CFO’su Lars Sudmann, izindeyken acil bir durum yaşandığında çalışanlarının kendisine SMS ile ulaşabildiğini anlatıyor: “E-postalara bakmıyorum, ama kısa mesaj geldiğinde acil bir durum olduğunu ve bana ihtiyaç duyduklarını anlıyorum.” Bu basit strateji sayesinde çalışanlarınız, ciddi bir aciliyet karşısında size ulaşabileceklerini bilirler. Siz de izin döneminde e-postalara bakmak zorunda kalmazsınız. Sudmann 10 yıllık süreçte, izindeyken sadece iki defa acil durum SMS’i almış. Ferahlık veren bir istatistik olduğunu söylemek mümkün.

Fişi çekmekte zorlanıyor musunuz?

Ne olursa olsun e-posta kutusunu günde birkaç defa yenilemeden duramıyorsanız, SAP SuccessFactors İK Yönetimi Araştırmacısı Gabby Burlacu tatilde çalışmak ile ilgili şöyle bir tavsiye veriyor: “İşten tamamen kopmak zamana ve odaklanmaya ihtiyaç duyar. Tatildeyken kendinize yeni hobiler ve aktiviteler bulun ve izin süresince tamamen onlara odaklanın.” Kısacası kendinize fişi çekme hedefleri belirleyin. Gerekirse günde sadece on dakikayı e-postalara ayırın ve bu sırada gelen mesajları “Yanıt gerekiyor”, “Sonra oku”, “Arşivle” gibi filtrelerle düzenleyin. Böylelikle hiçbir mesaja yanıt vermenize gerek kalmayacaktır, ancak izinden döndüğünüz haftanın pazartesi günü tüm e-postalar düzenli bir şekilde karşınızda sizi bekliyor olacaktır. Çıktığınız tatilin, hak ettiğiniz bir ödül olduğunu unutmayın: “Sıkı çalışmanın ardından kendimizi ödüllendirmek yeni bir yöntem değil. Yoğun bir temponun ardından kendimize ödül olarak bir tatil ayarlarız ama daha sonra tüm bu tatili işi düşünmekle ve e-postaları yanıtlamakla geçiririz. İzin sizin hakkınızdır ve tatilde çalışmak bu hakkı elinizden alır.”

Uber, davayı kazanmak için CIA ajanları kiralamış!

0
ABD’de Uber’e karşı açılan bir kamu davasında, şirketin tercih ettiği savunma yöntemi, davanın yargıcını bile çileden çıkardı. Hakkında anti-tröst yasalarını çiğnediği iddiasıyla açılan davada, kamu adına davayı takip eden avukatı, eski CIA ajanları tarafından kurulan araştırma şirketi Ergo’ya takip ettiren ve soruşturan ABD’li dev şirketin bu hamlesi, mahkemede hiç hoş karşılanmadı. Araç paylaşım uygulamasına dair açılan anti-tröt davasının avukatı Andrew Schmidt’in iş arkadaşlarına ve müşterilerine ulaşan bazı kişilerin kendilerini “kamu görevlisi” olarak tanıtması ve şüpheli sorular sormaya başlaması avukatın kulağına gittiğinde olay açığa çıktı. Araştırmayı yapan kişilerin, Schmidt hakkında özel sorular sordukları ve bu sorulara gerekçe olarak da, “kamu avukatlarını inceleyen bir proje yürüttükleri,” bahanesini kullandıkları anlaşıldı. Araştırmacıların Schmidt hakkında hem özel sorular yönelttiği hem de Uber’e karşı düşüncelerini, tutumunu sordukları ortaya çıktı. Yapılan çalışmanın, avukatı köşeye sıkıştırarak davadan vazgeçmeyi amaçlayan bir görünüm sergilemesi ise Uber’in başını yakan nokta oldu. Mahkemenin baskısı üzerine şirketin avukatları, şirketin CEO’su Kalanick’in eski CIA ajanları tarafından kurulmuş bir araştırma şirketini bu işle görevlendirdiğini kabul etmek zorunda kaldılar. Schmidt’in ele geçirip mahkemeye sunduğu belgeler arasında ise, şirket yöneticilerinin Schmidt’i zor durumda bırakacak bilgi ve belgelerin toplanması amacıyla CIA ajanlarının kurduğu şirketi görevlendirmelerine dair e-mail yazışmaları da yer alıyor. Schmidt’in argümanları ve sunduğu deliller üzerine dava yargıcı Uber ve Ergo arasındaki e-posta yazışmalarının incelenmesine de karar vermiş bulunuyor. ABD’de hukuk çevreleri, Uber’in çok büyük bir hukuki skandala imza atmış olduğunu ve başının büyük derde girebileceğinin altını çiziyor.

Pokemon Go oyuncularını soydular

1
Dijital dünyadaki en büyük arttırılmış gerçeklik denemesi haline dönüşen Pokemon Go oyunu, milyonlarca oyun severin Pokemon yakalamak umuduyla şehir sokaklarında dolaşmasıyla sonuçlansa da bazı noktalarda üzücü olayların yaşanmasına da yol açtığı dikkatlerden kaçmıyor. Missouri Polis Departmanı’nın açıklamasına göre, şehirde silahlı bir çete, Oyun sever genç çocukları tuzağa düşürüp soymak için yeni Pokemon oyununu kullandılar. Çete, oyunu kullanarak, şehrin karanlık, tekinsiz arka sokaklarında Pokemon olduğunu bildirerek çevredeki oyun severleri bu mekanlara çekmeyi başardılar. Ardından silah tehdidiyle oyuncuların üzerinde ne  var ne yoksa soydular ve kaçmayı başardılar. Şehirde şimdiye dek 4 genç bu şekilde soyulduğunu rapor ederken, polis henüz çeteyi yakalayabilmiş değil. Polisin oyun severlere, bilmediğiniz, karanlık, şüpheli lokasyonlara girmemeleri konusunda uyarı yapması da dikkatlerden kaçmıyor. Wyoming’te ise bir çocuğun nehirde cansız bedeni bulundu ve yapılan soruşturmada çocuğun boğulmadan önce Pokemon Go oyunu oynadığı ve nehrin yakınındaki bir Pokemon’u yakalamaya çalışıyor olduğu ortaya çıktı. Şimdilik, sanal gerçeklik veya arttırılmış gerçeklik konusunda teknoloji dünyasını en çok endişelendiren detay, bu gerçekliklerin içindeyken insanların çevreyle etkileşim yeteneklerinin kısıtlanması nedeniyle yaralanma veya ölüm vakalarının meydana gelmesiydi ki, bu korkuların gerçek olduğu anlaşılıyor. Pokemon oyunu hakkında büyük tartışmaların çok yakında teknoloji dünyasının profesyonelleri arasında gündemin ilk maddesi olması bekleniyor.

Zenefits’in değeri neden 2 milyar dolara düştü?

0
Lisanssız sigorta satışları nedeniyle birden fazla eyalette soruşturma geçiren Zenefits, bu sürece bir de yatırımcılardan gelebilecek potansiyel davaları önlemek amacıyla riskli bir karara imza attı: Zenefits CEO’su David Sacks, dava açmama koşuluyla şirketin yüzde 25’ini daha yatırımcılara devrettiklerini açıkladı. Geçtiğimiz yılın mayıs ayında 500 milyon dolar yatırım alarak, pazar değerini 4,5 milyar dolara yükselten Zenefits, bu yeni hamleyle birlikte 2 milyar dolara düşmek zorunda kaldı. Zenefits kurucusu ve CEO’su olarak görev yapan Parker Conrad, yılın ilk aylarında “yasal lisans gerekliliklerinin üstesinden gelecek” bir bilgisayar programı geliştirerek personelin kullanımına sunmakla suçlandı. O dönemde operasyonlardan sorumlu yönetici ve aynı zamanda yatırımcı olarak şirketin bir parçası olan David Sacks, bu programdan haberdar olmadığını ifade etti ve gri bölgede kalan bu operasyonları öğrendiği anda eyleme geçtiğini anlattı. Neticede Conrad istifa etti ve Sacks CEO koltuğuna oturarak kaosu düzene çevirmek için çalışmaya başladı.

Zenefits personelinin hisse yüzdesi değişmeyecek

Şirketin hisselerinin dörtte birinin daha yatırımcılara verilmesi, adi hisselere sahip olan kişilerin elindeki varlığın değerini düşürecek. Bu kitlenin başında ise Zenefits çalışanları geliyor. Bu sebeple şirket çalışanlara daha fazla hisse vererek, ellerinde bulunan toplam yüzdenin değişmemesini sağlayacak. David Sacks ayrıca yöneticilerin de dört yıllık prim alacaklarını belirtti. Bu kadroda kendisi ve diğer kurucu ortak Laks Srini bulunmuyor. Bu ikili, kendi ek hisse haklarından, herkese yeteri kadar hisse dağıtılabilmesi amacıyla vazgeçtiklerini açıkladı. Diğer bir deyişle Sacks kendi hisselerinin şirket yüzdesi anlamında azalmasını kabulleniyor. Hissedarlar açısından karlı bir teklif gibi görünen bu anlaşmaya şimdiden Fidelity, TPG, Andreessen Horowitz ve Insight Venture Partners gibi büyük yatırımcılar onay vermiş durumda. Sacks yakın zamanda tüm hissedarlara benzer sözleşmeler sunacaklarını belirtti.

Bu uygulama sizi bir sanatçı yapacak

1
Instagram hızlı yükselişini fotoğraflara eklediğimiz filtrelere borçlu bir bakıma. Hepimizin içinde saklı olan o sanat aşığını ortaya çıkarmak, yapmayı çok istediğimiz ama Photoshop’ta vakit harcamayı göze alamadığımız filtreleri tek tuşla fotoğraflara eklemekle mümkün oldu. Yeni bir iOS uygulaması olan Prisma ise bu filtre işini bir adım öteye taşıyor ve çekilen fotoğrafları birer sanat eserine dönüştürüyor. Uygulamayı ilk olarak TNW’de gördüm ve bir süredir deneme fırsatı buldum. Ücretsiz olarak App Store üzerinden indirilebilen yazılım, çektiğiniz fotoğraflara basit filtreler eklemekle yetinmiyor. Her fotoğraf Prisma’nın kendi sistemindeki sinir ağları ve yapay zeka teknolojisi tarafından inceleniyor. Mantıksal bağlantılar kuruluyor. Örneğin fotoğraftaki gözler, çiçekler ve manzaralar ayırt ediliyor ve ardından buna uygun biçimde resmetme işlemi başlıyor.
prisma ornek
Bu bir çizim değil, çekilen bir fotoğrafın Ghots adlı filtreyle birkaç saniye içinde düzenlenmiş hali.

Prisma ile herkes ressam olacak

İçinizdeki Picasso’yu, Roland Green’i ya da gotik ressamı saklı tutmanıza gerek kalmadı. Çektiğiniz fotoğraf ister bir manzara olsun, ister yakın çekim bir yüz, isterse bir ofis masası… Prisma’nın pek çok farklı “filtresi” içinde tam olarak o fotoğrafa uygun bir çalışmayı mutlaka bulacaksınız. Uygulamayı indirdikten sonra siz de kendinizi Sling Kong oynamak yerine eski fotoğrafları burada farklı filtrelerle denerken bulabilirsiniz. Geliştiricilerin verdiği bilgiye göre, Temmuz ayı bitmeden Prisma uygulaması Android kullanıcılarının da telefonunu şenlendirecek. Dahası, çektiğiniz videoları benzer filtrelerle gerçek dışı boyutlara taşıyabileceğiniz yeni özelliği de yakında uygulama içinde boy gösterecek. Uygulamayı buraya tıklayarak indirebilirsiniz.

Standart Chartered, teknolojiye 3 milyar dolar harcayacak

0
İngiltere merkezli bir banka olan Standart Chartered Bank, açtığı temsilcilik ofisiyle 2003 yılından bu yana Türkiye’de faaliyet gösteriyor. Şirketin genel merkezi Londra’da olsa da, gelirlerinin yüzde 90’ının Asya, Afrika ve Ortadoğu’daki perakende bankacılık işlerinden geldiği tahmin ediliyor. Bu nedenle Malezya’da yapılan yatırımlar çok da anlamsız gelmiyor. Fintech trenini kaçırmak istemeyen finans kuruluşu, teknolojiye yaptığı yatırımları kayda değer oranda artırmayı planlıyor. Standart Chartered önümüzdeki döneme ait hedeflerini açıklarken, Malezya’daki IT harcamalarını önümüzdeki yıl yüzde 50 oranında artırarak ülkedeki teknoloji merkezine 30 milyon dolarlık yatırım yapacağını duyurdu. 15. yılını kutlayan Scope International, 2001 yılında 150 kişilik bir ekiple kurulmuş ve bölgedeki önemli yetenek merkezlerinden biri haline gelmişti. Bugün ise şirket 5 bini aşkın kişiye istihdam sağlıyor. Üstelik Standart Chartered’in global planları çok daha büyük bir resim çiziyor: Finans kurumunun hedefinde önümüzdeki üç yıl içinde dünyanın dört bir yanındaki paylaşımlı servis merkezlerine toplam 3 milyar dolarlık yatırım yapmak var. Bunun amacı ise operasyonlardaki dijital becerileri artırmak, diğer bir deyişle fintech alanında rekabete katılmak. Bakalım bankanın bu vizyonu, gelecekte bölgenin fintech manzarasına nasıl bir katkı sağlayacak?

Apple, patent trolüne 25 milyon dolar ödedi

0
Apple, kendisine patent ihlali davası açan Network-1 Technologies’le anlaşmak için 25 milyon dolar ödemeyi kabul etti. 1999 yılın alınmış olan patent bir dosya formatının çalışma prensibini açıklıyor ve davayı açan şirket, Apple’ın bu yönetimi izinsiz olarak kullandığını iddia ediyordu. 1996 yılında Yale Üniversitesi’ndeki bir profesörün geliştirdiği dosya formatına yönelik patent önce Mirror Worlds isimli bir şirketin elindeydi ve Steve Jobs’ın firması o dönem de bu patenti izinsiz kullandığı gerekçesiyle dava edilmişti. 625 milyon dolarlık cezanın istendiği dava o dönem reddedilmişti. Söz konusu patent daha sonra Network-1 Technologies’a satıldı. Yeni şirket ise patent davasının peşini bırakmadı ve yeni bir dava açtı. Apple ise bu işten sıyrılamayacağını fark etmiş olacak ki, sonunda firma ile anlaşma yoluna gitti ve ileride başına milyarlarca dolarlık cezalar çıkarabilecek bu soruna karşı dava sahibi firma ile 25 milyon dolar karşılığında anlaştı. iPhone üreticisi firma Network-1 Technologies ile ayrıca başka patentlerinin kullanımı konusunda da anlaştı. Microsoft da kısa süre önce aynı patent için firmaya 4,6 milyon dolar ödeyerek anlaşmaya varmıştı.