Foxconn 60 bin robot işe alacak!

0
Robotların insanların işlerini elinden alacağı konusundaki endişeler gerçeğe dönüşüyor olabilir. Çin’in en büyük elektronik üreticilerinden olan Foxconn, 60 bin işçinin yerine robot yerleştirmeye hazırlanıyor. Apple ve Samsung ürünlerini üretmek için fabrikasında 110 bin kişiyi çalıştıran Foxconn, maliyetlerini düşürmek için işçi sayısını 50 bine indirmeye karar vermişe benziyor. Bu kararın Apple’ın CEO’su Tim Cook’un Hindistan’ı ziyaret edip Hindistan başbakanı ile baş başa görüşmesinden sonra alınması da dikkat çekiyor. Tim Cook, dünya çapında düşen iPhone satışları nedeniyle iPhone’ları rekabet edebilir fiyatlara çekebilmek için daha düşük üretim maliyeti yaratmanın peşinde ve Hindistan’ın da Apple üretimini Hindistan’a kaydırması için Tim Cook’a cazip teklifler sunduğu biliniyor. Çinli Foxconn’un en büyük müşterisi Apple’ı kaybedeceğini hissederek üretim maliyetini düşürmek amacıyla 60 bin kişinin işine son vereceği, onların yerine ise daha hızlı ve daha ekonomik çalışan robotları yerleştireceği düşünülüyor. Bu işlemin dünyaya etkisi ise daha düşük fiyatlı iPhone’ların piyasaya çıkması olacak. Öte yandan Çin’de diğer firmalar da robotların avantajlarını kullanmak istiyor. Foxconn dahil olmak üzere 4 büyük Çinli endüstri devinin 2015 yılında yapay zeka çalışmalarına 600 milyon dolar yatırım yapması, bu firmaların robotlarla üretime geçmek için sırada beklediğini düşündürtüyor. Söz konusu firmaların hepsinde de on binlerce kişi çalışıyor. Şirket ayrıca Sharp ve Nokia gibi, batıda çok iyi bilinen elektronik markalarını satın alıyor. Bu da firmanın Çin dışında kendi ürünleriyle boy göstereceği büyük bir atılım öncesinde hazırlık yaptığını gösteriyor. Firmanın batıdaki rakipleriyle rekabet edebilmesi için üretim maliyetlerini düşürme hazırlığı içinde olduğu tahmin ediliyor.  

PayPal o platformlardan çıkıyor

0
PayPal, artık verimli olmayan bazı platformlardaki uygulamalarını sonlandırma kararı aldı. 30 Haziran’da yeni bir güncelleme yapacak olan dijital ödeme servisi, iOS ve Android uygulamalarını güncellerken, Windows Phone, Blackberry ve Amazon uygulamalarını da sonlandıracak. Şirket uygulamaları sonlandırma nedeni için bir açıklama yapmadı ancak artık eskiyen Windows Phone servisi ile yeterince kullanıcıya ulaşmadığını düşündüğü Blackberry ve Amazon uygulamalarını takip etmek için iş gücü ayırmak istemediği tahmin edilebiliyor. Sonlanan uygulamaları kullanan Windows Phone, Blackberry ve Amazon Fire kullanıcıları ise hala web tarayıcısı üzerinden web uygulamasına ulaşarak PayPal’ı kullanabilecekler. Şirket yaptığı açıklamada, “Mobil cihaz üreticileri olan işbirliklerimiz devam edecektir,” vurgusunu da yaptı. Bu da, örneğin, Blackberry’nin yeni modellerinde yeniden ödeme uygulamasını görebileceğimiz anlamına geliyor.

Twitter ‘satın al’ düğmesinden vazgeçti

0
Twitter, kullanıcıların tweetler’i üzerinden para kazanmak için metinlerde adı geçen ürünler hakkında satın alma teklifleri sunduğu “satın al” düğmesinden vazgeçti. Şirket içinde bu düğmeyi geliştiren 25 kişilik ekibin dağıtılması da bu vazgeçişin en büyük işareti. Twitter’ın CEO’su Jack Dorsey’e göre, satın al düğmesi, Twitter’ın sosyal medya hedeflerine ve yapısına uyum gösteremeyen ve para da kazandırmayan bir girişim. Dolayısıyla sosyal medya servisinin bu düğmeyi “azalarak bitirmek” gibi bir politika izleyeceği anlaşılıyor. 25 kişilik ekip, satın al düğmesinde belirecek teklifleri, firmalarla koordinasyonu, bankalarla ilişkileri de takip ediyordu. Twitter düğmeyi resmen kaldırmış değil ancak bu ekip olmadığında, artık tweetler üzerinde satın al düğmesinin görünmesi de mümkün olmayacak. Böylece düğmenin fiilen yok olacağını da söylemek mümkün. Ancak Dorsey düğmeyi Twitter’ın kodlarından çıkarmak istemiyor gibi görünüyor zira büyük bir reklam verenin önemli bir kampanyası için, uygun fiyat teklif etmesi halinde düğmenin yeniden görünür olması mümkün olabilecek. Dağılan ekipteki 25 kişinin bir bölümü ise istifa ederek başka şirketlere geçerken diğerleri de şirket içinde başka bölümlerde görev aldı. Dorsey’in, reklam verenlerin dolarlarını şirkete çekmek için daha efektif, daha sonuç odaklı projelere odaklanmak istediği; sosyal medya servisi üzerinden ürün satışının para kazanmak için doğru yol olmadığını düşündüğü de vurgulanıyor.

KOBİ’ler Facebook Reklamlarıyla Büyüyor

0
Paylaşım forumları ilk çıktığında temel amaç insanların internet üzerinden birbiriyle iletişimini sağlamaktı; tıpkı Facebook’un ilk yılları gibi. İnsanları bir araya toplayan bir platformun aynı zamanda benzersiz bir pazar yeri olduğunu keşfetmek internet dünyasının bir hayli zamanını aldı. Oysa Facebook video reklam alanında forum kültüründen dersini iyi almış ve özellikle küçük ve orta ölçekli yerel işletmelere, yani KOBİ’lere sunduğu fırsatları sık sık hatırlatarak büyümelerine yardımcı oluyor. Dünya genelinde 1,5 milyara yakın insanın bir arada olduğu, erişimi ve kullanımı ücretsiz bir ortak alanı aynı zamanda bir pazarlama kanalı olarak değerlendirmek, örneklerine yurtdışında sıklıkla denk geldiğimiz bir yöntem. Türkiye’deki KOBİ’lerin ise, Facebook’u doğru kullanarak satışlarına sağlayabileceği potansiyel katkıyı fark ettiklerini söylemek yanlış olur. Neyse ki sosyal medyanın profesyonellere odaklanan Facebook for Business bölümü, sık sık paylaştığı başarı hikayeleriyle, dünyada bu yöntemi kullanan ve satışlarını katlayan irili ufaklı işletmelerin öykülerini paylaşıyor. Søstrene Grene de Facebook’u bir pazarlama kanalı olarak kullanarak başarıya ulaşan KOBİ’ler arasında yer alıyor.

Aile şirketleri Facebook video reklam çalışmalarıyla büyüyor

Bir aile şirketi olarak 1973’te kurulan işletme, Danimarka’da üretilen ev eşyalarını ekonomik fiyatlarla satıyor. Facebook’ta kendi hikayesini anlatan bir video paylaşarak, marka bilinirliğini artırmak isteyen Søstrene Grene, bu çalışmayı bir reklam kampanyasına dönüştürerek, satışlarını tam 6 kat artırıyor. Müşterileriyle güçlü bir diyalog kurmak için doğru içeriği doğru formatta üretmeleri gerektiğini belirten, şirketin uluslararası pazarlama müdürü Mads Jensen, video içeriğin bu açıdan son derece etkili olduğunun altını çiziyor. Video içeriğin tüketici üzerinde daha güçlü bir etki bıraktığını pek çok istatistik doğruluyor. Peki ama, videoyu hazırlarken ve yayınlarken nelere dikkat etmek gerekiyor? Bu konuda da altın niteliğinde öneriler bizzat Facebook for Business bölümünden geliyor.

İlgi çekici bir başlangıç hazırlayın

Hazırlayacağınız kampanyanın mesajını videonun en başında net olarak verin ki, insanlar videonuzun geri kalanını merak etsin. Muğlak bir girişle başlayan video, tıpkı ağır aksak yürüyen bir film açılışı gibi izleyicilerin ilgisinin başka yönlere kaymasına neden olacaktır.

Videoya özel bir küçük resim ekleyin

Facebook size videonun içinden bir küçük resim önerebilir; ancak başarılı bir kampanya için bununla yetinmeyin ve dikkat çekici, yüksek çözünürlüklü bir önizleme resmi ekleyin. Unutmayın ki bu video insanların ana sayfasında, haber akışı içinde yayınlanacak. O nedenle videonuzun küçük resmi, kullanıcılar sayfayı aşağı doğru sürüklerken bile videoyu fark edip tıklamalarını sağlayacak nitelikte olmalı.

İnsanları harekete çağırın

Videonuz mutlaka bir amaca hizmet etmeli; bu amacı da bir eylem çağrısıyla video sonuna eklemelisiniz: İnsanları Facebook Sayfanızı ziyaret etmeye, internet sitenize göz atmaya veya başka videolar izlemeye davet etmek için bir eylem çağrısı yapın.

Her şeyi değil, bir şeyi bil!

2

AcademyTech’in 2010 yılındaki Cisco Customer Experience Center yatırımı ile çıktığı yolculukta bugün oldukça uzun bir yol kat edildiğini söylemek mümkün. Üstelik hedefler daha da büyük. Yurtdışı faaliyetlerine Madrid, Dubai, Dominik, Çin ve Kosta Rika gibi ülkelerle devam eden eğitim akademisinde 2017 hedefleri de azımsanacak gibi değil: Ar-Ge yatırımlarını artırarak yurtdışı hizmet gelirini, toplam gelirin yüzde 70’ine ulaştırmak.

Diğer bir deyişle AcademyTech, Türkiye’den kazandığı her 30 TL için yurtdışı ofisleri ve iş ortaklarıyla yaptığı çalışmalar aracılığıyla Türkiye dışından 70 TL kazanmayı hedefliyor. Peki bu dönüşüm nasıl yaşanacak? AcademyTech CEO’su Özcan Yıldız ile “Her şeyi değil, bir şeyi bil” felsefesi üzerine konuştuk.

http://www.youtube.com/watch?v=0_O-m9anBw4

Yurtdışına yönelik yatırımlarını artıran ve 5 yıl üst üste Cisco Türkiye tarafından en iyi yetkili Cisco Eğitim Merkezi seçilen AcademyTech, 2016 yılında yüzde 45 büyüme hedefiyle çalışmalarına yön veriyor. İnsan kaynağına ve teknolojiye yatırım yapan, 2017 yılını ise atılım yılı ilan eden firma, önümüzdeki senenin sonuna kadar, yüzde 100 oranında büyüme öngörüyor.

“Teknolojinin merkezine karargâh kurduk”

Türkiye’de CCIE Eğitimleri veren tek yetkili kurum olduklarının altını çizen AcademyTech CEO’su Özcan Yıldız, “Yurtdışından gelen talepleri değerlendirerek her fırsatta işimizi büyüttük. İspanya’nın başkenti Madrid’de ofis açtık. Dubai üzerinden aynı şekilde tüm çevre ülkelere hizmet veriyoruz. 3 farklı kıtada yer alan 5 ofisimizle aralarında Dominik Cumhuriyeti, Çin, Kosta Rika ve Nepal gibi ülkelerin yer aldığı 50’nin üzerinde ülkede 100’den fazla kuruma eğitim verdik. Cisco gibi global bir partnerin desteği ile Kolombiya, Nijerya, Kosta Rika, BAE, Güney Afrika, Rusya, Nepal, Hindistan,  Singapur, Papua Yeni Gine, Malezya ve Afganistan gibi ülkeler ile eğitim alanında işbirliği yaptık. Çoğu kimsenin adını ve haritada yerini bile bilmediği örneğin Batı Afrika’da bulunan Sierra Leone ülkesinde dahi birçok kuruma hizmet sunduk. Türkçe dışında İngilizce, Arapça, Farsça, İspanyolca ve Rusça olmak üzere 6 dilde bilgi teknolojileri eğitim verebiliyoruz. Şimdi çıtayı daha da yükseltiyor ve yatırımlarımızı artırıyoruz” dedi.

Deloitte Teknoloji Fast50 Ödülü güvenimizi artırdı!

2015 ve 2106 yıllarında iki sene üst üste Deloitte Teknoloji Fast50 Ödülünün de sahibi olduklarını hatırlatan Özcan Yıldız “Bu başarı, kendimize olan güveni daha da artırdı. Öte yandan IoT alanında müthiş, eşi benzeri olmayan bir ürün geliştirdik.  Bu ürüne son 2 yıl içinde 1 milyon dolar Ar-Ge yatırımı yaptık. Bundan böyle Ar-Ge çalışmalarımız artarak devam edecek” şeklinde konuştu.

“Türkiye’nin bilgi teknolojileri ve kültür elçisiyiz!”

Türkiye’nin tanıtımı için çalışmalarını sürdürdüklerine de dikkat çeken Yıldız, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Şirketimizi Türkiye’nin kültür ve bilgi teknolojileri elçisi olarak görüyoruz. Türk mühendislerine güvenimiz tam. Her fırsatta gençlere sadece tüketici olmayın, hayatımızın her anına dokunan teknolojiyi öğrenin diye tavsiyede bulunurum. Kimse, bilgisayar bilimcisi olarak doğmaz. Ama bilgisayar bilimcisi olarak kendinizi yetiştirdiğinizde önünüzde inanılmaz fırsatlar çıkabilir. Ülkemizi en rekabetçi kılacak olanlar, Türkiye’nin bilişimci gençleridir.  2016 yılında en fazla “Yetenek Açığı” bulunan 10 pozisyon arasında BT personeli ilk 10 arasında. BT alanında nitelikli çalışan mumla aranıyor. Tüm bunlara ek olarak; Türkiye’nin 2023 yılında dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına girme hedefine ulaşılmasında Bilgi ve İletişim Teknolojileri önde gelen sektörler arasında yer alıyor. Yurtdışı yatırımlarımız bizim için kurumsal sosyal sorumluluk anlayışımız çerçevesinde de çok anlamlı. Zira bilgi ve iletişim teknolojileri sektörünün, ülke ekonomisinin büyümesinde, istihdamın ve dünya pazarlarındaki rekabet gücünün artmasında kaldıraç görevi gördüğü ve Türkiye için oldukça stratejik olduğunu düşünüyorum.”

AcademyTech: Yeni yatırımlar yolda!

Bugüne kadar 1000’in kurumsal müşteriye hizmet ve 10 binin üzerinde kişiye de eğitim verdiklerini belirten AcademyTech Direktörü Murat Bayraktar ise Türk mühendislerinin problem çözme, çoklu görev yönetme becerisi ve stres altında çalışma yeteneği sayesinde küresel projelerde çok başarılı olduklarının altını çizdi. Bu nedenle AcademyTech’in gelirlerinin yüzde 60’ ının yurtdışından geldiğini kaydeden Bayraktar,  şöyle konuştu:

“AcademyTech bünyesinde 5 milyon dolarlık veri merkezi bulunmakta. Bu altyapıyı demo, eğitim, proje testleri ve konsept deneyimleme çalışmalarında kullanıyoruz. Bu laboratuvar hizmetimiz özellikle Avrupa’ dan yoğun ilgi görüyor.  Son dört yılda veri merkezimize  5 milyon dolarlık yatırım yaptık.  Son dönemde ise sık sık iş ortaklarımızla  bir araya geldik,  ihtiyaçları analiz ettik. Cisco cihaz altyapımızı güncelleme kararı aldık. Yaz aylarında düğmeye basılacak ve hızla aksiyon alacağız. Sonbaharda yeni altyapımızı kullanıma sunacağız. Cisco CCIE alanında tek yetkili eğitim merkezi olmamızın verdiği güvenle hız kesmeden yola devam edeceğiz.”

E-ink 32 bin renk üretebilecek

0
E-ink, sadece sayfa veya görüntü değiştirme anında çok düşük enerji gerektiren ve açık kalsa da tekrar enerji tüketmeyen dijital panelleri mümkün kılan bir teknoloji. Panel üzerindeki piksel küreleri üzerinde iki farklı rengin yer alması sonucunda sadece pikselin istenilen rengi göstermesi istendiğinde küçük bir elektrik sinyali gönderen yapısı bu panellerin son derece az enerji tüketmesini sağlıyor. Amazon bu teknolojiyi e-kitap okuyucuları üretmek için kullanıyor ve okurlar,  haftalar boyunca şarjı tükenmeyen dijital tabletleri üzerinde e-kitap okuyabilme şansına kavuşuyorlar. Elbette bu tabletler üzerinde internete erişim imkanı sınırlı oluyor veya alıştığımız tabletlerdeki her görevi yerine getirmeleri mümkün olmuyor ama kitap, metin dosyası, web sayfalarının metin formalarını okumak gibi görevlerde büyük başarı sağlıyorlar. E-ink şirketi şimdi bu teknolojiyi geliştirdiğini ve artık 32 bin renk gösterebilen paneller üretmeye başlayacağını duyurdu. Aslında elektronik mürekkep teknolojisinde renkli ekranlar uzun yıllardır mümkündü ancak paneller sadece 4000 renk gösterebiliyordu. Bu da pikselleşmenin çok belirgin olduğu rahatsız edici görüntüler yaratıyordu. Firmanın yeni panelleri ise yüksek çözünürlüklü fotoğraf netliğinde görseller üretmeyi mümkün kılacak. Ancak panellerin boyutu şimdilik 20 inçin altına inemiyor. Dolayısıyla firma bu panelleri daha az enerji tüketecek reklam panoları üretmek amacıyla kullanacak. 1600×2500 piksel boytuunda ve 300 ppi derinliğindeki yeni panellerin mağazalarda, alışveriş merkezlerinde, bilboard tasarımlarında ilgi görmesi bekleniyor. Firma daha küçük boyutlu paneller üretmeyi başardığında çok sayıda telefon üreticisinin bu teknolojiyi tablet ve telefonlarında kullanmak için hazırda beklediğini de hatırlamak gerekiyor.

Apple da Amazon Echo’nun karşısına çıkıyor

Google’ın, geçtiğimiz hafta I/O konferansı sırasında duyurduğu kendi akıllı ev asistanından sonra şimdi de Apple, Amazon Echo’nun karşısına rakip ürün çıkarmak üzere kolları sıvadı. Apple’dan sızan bilgilere göre firma kendi dijital asistanı Siri’yi temel alan bir sesli komutla aktive olan dijital asistan hazırlıyor. Böylece iPhone kullanıcıları, alışkın oldukları Siri ile evdeki uygulamalarını çalıştırabilecekler ve sesli komut vererek ışıkları açıp kapamak, istedikleri şarkıyı çaldırmak, akıllı ev uygulamalarına müdahale etmek gibi seçeneklere sahip olacaklar. Öte yandan iPhone üreticisi dev firma, Siri’nin etkisini arttırmak için uygulama geliştiricilere Siri üzerinden servis verebilme imkanı tanıyacak. Böylece bir kullanıcı konaklayacağı otelleri Siri’ye sorduğunda Siri’nin bulduğu otele Booking üzerinden rezervasyon yapmasını da isteyebilecek ve tüm işlemlerini sesli komutlarla Siri üzerinden tamamlayabilecek. Bu yeni özellikler, Siri’nin yaratıcılarının Apple’dan ayrılarak kurdukları yeni dijital asistan Viv’in yeteneklerini anımsatıyor. Viv de kısa süre önce duyurulmuş ve Hotels.com veya Uber gibi servislerle entegrasyonu dikkat çekmişti. Viv kullanıcıları sesli komutlarla Hotels.com üzerinden otel aratıp rezervasyon yaptırabiliyor veya Uber’den taksi çağırabiliyor.

Toyota Uber ile flört ediyor

0
Mayıs ayı, otomobil üreticilerinin otomobil paylaşım servislerini paylaşma ayı oldu. GM ve Volkswagen’in otomobil paylaşım servislerine yaptıkları yatırımları önceki haberlerimizde okuyabilirsiniz. Şimdi ise Toyota, dünyanın en büyük otomobil paylaşım/taksi uygulaması Uber’e ortak olmak için firma ile görüşmeye başladığını duyurdu. İki firma ortaklıklarını daha verimli yapabilmek ve birbirlerini iyi tanıyabilmek için bir süre beraber çalışacaklarının altını çizdi. İki firmanın çalışanlarına memo ile duyurduğu işbirliğinin sonunda firmaların ortaklık ve yatırım kararı alması bekleniyor. Deneme süresi içindeyse Japon otomobil devi, Uber sürücülerine uygun şartlarla leasing imkanı sunacak, Uber ise Toyota sahibi şoförleri yüksek oranda tercih edecek. Deneme sürecinin sonunda Toyota’nın yatırım firması ise Uber’e önemli büyüklükte bir yatırım yapacak ancak bu rakam henüz açıklanmış değil. Böylece Toyota Uber’in hissedarı olacak. Bir anlamda Uber, Toyota’nın alt markalarından biri olacak. İleride Uber şoförlerinin altında çok daha fazla sayıda Toyota görmek mümkün olacak. Uber’in ABD’deki rakibi Lyft ise GM’den yatırım almıştı. Henüz resmen açıklanmamış olsa da aynı iPhone’da olduğu gibi kendi başına (veya bir taşeronla) otomobil üretmek gibi “çılgın” bir fikre sahip olduğuna dair söylentilerin çıktığı ve ABD’de otomobil fabrikası ya da deposu olabilecek büyüklükte dev arazi ve fabrika ve depo binası aradığı bilinen Apple’ın da geçtiğimiz haftalarda Çin’in en büyük otomobil paylaşım servisine 2 milyar dolar yatırarak ortak olduğunu da gözden kaçırmamak gerekiyor. Apple’ın, iPhone üretiminde olduğu gibi Çin’li bir otomobil üreticisine kendi tasarımı olan otomobili taşeron olarak ürettirip araçları ABD’de ve dünyada satışa çıkarması da büyük ihtimal olarak görülüyor. Tüm bu gelişmeler sonunda, otomobil paylaşım servislerinin büyük otomobil üreticileri arasında paylaşılması trendi artık inkar edilemez bir görüntü almış oldu.

Gett Volkswagen’den 300 milyon dolar aldı

0
Otomobil üreticilerinin araç paylaşım servislerini gelecekte otomobil satabilmeleri için en önemli enstrüman olarak gördüğünü ispatlayan bir gelişme de Avrupa’dan geldi. ABD’li otomobil üreticilerinin kendi otomobil paylaşım servislerini duyurmalarının veya mevcut servislere ortak olmalarının ardından Avrupalı Volkswagen de Avrupa’nın en büyük otomobil paylaşım uygulaması Gett’e 300 milyon dolar yatırdı. Volkswagen Gett’in 2025’e kadar piyasadaki en büyük otomobil paylaşım servislerinden biri olmasını planlıyor. Artık Volkswagen’in de ortak olduğu otomobil paylaşım servisi aynı zamanda rakibi Uber gibi, otonom sürüş teknolojilerine sahip otomobillerle yakından ilgileniyor ve hatta bu konuda kendi teknolojisini de üretmek için çalışmaları var. Volkswagen’la ortaklığı sonrasında servisin VW’in sürücüsüz otomobil teknolojilerinden faydalanarak amacına hızla ulaşması bekleniyor. Öte yandan, dünya otomotiv endüstrisi, yakın gelecekte şehirli insanın evden-işe, işten eve geçen hayat döngüsü içinde hafta sadece 4-5 saat otomobil sürme ihtiyacı duyacağını ve bunun için de otomobil satın almak yerine saatlik/günlük otomobil kiralama yöntemini tercih edeceğini düşünüyor ve bu nedenle otomobil paylaşım/kiralama servislerine büyük yatırım yapıyor. General Motors da geçen hafta kendi servisini iki ABD şehrinde kullanıma açtığını ve saati 6-8 dolardan kiralayacağı otomobilleri kendi çalışanları ile müşterinin evinin önüne kadar götürüp teslim edeceğini ve yine müşterinin istediği noktadan teslim alacağını duyurmuştu. 2025 ve sonrasında araçların otoyollarda sürücüsüz ve otonom olarak hareket edebilmesinin önü açıldığında, bu servislerin talep eden müşteriye kiralık otomobili tamamen otonom şekilde gönderip alması bekleniyor. Araçları teslim edip almak için ayrıca çalışan istihdam etme zorunluluğu ortadan kalktığında düşecek fiyatlarla birlikte büyük şehirlerde yaşayan yüz milyonlarca insanın çok yoğun şekilde otomobil paylaşım servislerini günlük olarak kullanmaya başlaması ve üstelik kendileri adına otomobil satın almaktan vazgeçmeleri bekleniyor.

Huawei, Samsung’a patent davası açıyor

0
Apple ve Samsung arasındaki patent savaşları nedeniyle yıllarca meşgul olan ABD mahkemeleri bu davaları sonuçlandırmı ve bir süredir ortalık sakinleşmişken şimdi de Huawei dava açıyor. Samsung’a dava açacak olan Çin teknoloji devi, Samsung’un patentlerini ihlal ettiğini savunuyor. Çinli şirketin iddialarına göre, Samsung cep telefonlarında kendisine ait olan patentli teknolojileri ve yazılımları kullanıyor. Bu iddia ile Çin’de ve ABD’de dava açan şirket, daha önce Apple’ın yaptığı gibi, Samsung’tan milyar dolarlık tazminat kazanmak peşinde değil, aksine para cezası yerine Samsung’un patentlediği başka teknolojileri kullanmak ve patentlerde ortak sahiplik istiyor. Diğer bir deyişle, telefon piyasasında kullanılan teknolojilerde hak sahibi olarak diğer firmaların ürünleri üzerinde kontrol ve gelir elde etmek istiyor. Huawei’nin bu talebi, davanın asıl amacının Samsung’u pazarlık yapmaya zorlamak olduğunu düşündürüyor. Şirket amacına ulaşırsa, pek çok başka üreticiyle yeni iş imkanları ortaya çıkacak. ABD’deki mahkemede işleri biraz zor olsa da, şirketlerinin dünya pazarlarına hakim olmasını isteyen Çin’deki mahkemelerde Huawei’nin elinin güçlü olacağı düşünülüyor. Samsung ise henüz bu dava haberleri hakkında bir açıklama yapmış değil ancak daha önce Apple’dan ağzı yanan Samsung’un patent davalarına karşı çok daha hassas olduğu biliniyor. Samsung’un benzer bir hüsrana uğramaktan çekinmesi halinde iki firmanın mahkeme dışında kendi aralarında anlaşması da mümkün görünüyor.

Samsung Güney Kore için özel ağ kuracak!

0
Samsung, İnternet dışındaki en büyük özel ağı Güney Kore’de kuracak. Samsung ve SK Telecom’un duyursuna göre iki dev şirket, Güney Kore’de dışarıya kapalı, dahili bir ağ kuracaklar. Böylece ülke içindeki küçük internet nesnelerinin ve akıllı evlerin, internetten gelecek saldırılara ve internet kaynaklı sorunlara takılmadan çalışması mümkün olacak. Öte yandan, ülkenin internet alt yapısı da, sadece ülke içindeki hizmet ve servislere bağlanacak bu noktaların ağır trafiği altında zarar görmeyecek. LoRaWAN (Long Range Wide-Area Network / Uzun mesafe geniş alan ağı) olarak tanımlanan bu yeni ağ, dünyadaki en büyük özel ticari ağ olacak. LoRaWAN’ın özelliği, düşük güçle çalışabiliyor olması nedeniyle maliyetinin çok düşük olması ve bu sayede akıllı evlerle küçük internet nesnelerinin basit iletişim ihtiyaçlarına cevap verebilecek olması. Örneğin, evin kapısına birinin yaklaştığını tespit eden sensörlerin evin akıllı asistanına sinyal göndermesi için LoRaWAN ağı kullanılacak. LoRaWAN’ın yeterli olmadığı noktada ise geniş bant internet alt yapısı devreye girecek. Yani, eğer evdeki kullanıcı kapıya kimin geldiğine bakmak için video kamerayı çalıştırıp yüksek çözünürlüklü video aktarımı başlatacak olursa evin kablosuz internet ağı kullanılacak. Ya da şehir hayatını takip eden, trafiği, insan yoğunluğunu, hava durumunu analiz eden sensörler yine bu ağa bağlı olacak. Güney Kore’de ayrıca geniş alanlı kablosuz internet erişimi imkanı veren WiMax sistemi de uzun zamandır, hem de dünyada başka bir yerde WiMax uygulaması olmadığı dönemden beri kullanılıyor ve bu sayede semtler, büyük siteler geniş bant kablosuz internet şemsiyesi altında bulunuyor.  

Snapchat piyasa değerini 20 milyar dolara mı taşıdı?

0
Fotoğraf paylaşımı ve sohbet üzerine odaklı, gençlerin büyük ilgi gösterdiği sosyal medya uygulaması Snapchat, yeni bulduğu yatırımla beraber, şirket değerini 20 milyar doların üzerine taşımış olabilir. Firmadan henüz bir açıklama yapılmış olmasa da yeni ortaklar bulmak için yatırımcılarla görüşen Snapchat’in aradığı 175 milyon dolarlık fonu bulduğu ve bu satın almayla birlikte hisselerine 31 dolar düzeyinde değer biçildiği bilgisi sızdı. Böylece şirketin toplam değerinin 20 milyar doların üzerine çıktığı kabul ediliyor. Snapchat, gençler arasında çok popüler bir uygulama ve sayısız yatırımcı grubu şirketten hisse almak için sürekli teklifte bulunuyor. Alıcı sayısı çok olunca da şirketin değeri sürekli yükseliyor. Uygulamaya daha önce yatırım yapanlar arasında Çinli e-ticaret servisi Alibaba, Suudi yatırım grubu Kingdom Holding Company ve hatta Yahoo da bulunuyor. Günlük toplam 100 milyon aktif kullanıcı sayısına ulaşan mobil sohbet uygulaması aynı zamanda Facebook’un da en büyük endişelerinden biri. Facebook, kendi genç üyelerinin Facebook’u bırakarak zamanlarının çoğunu Snapchat’te geçirmeye başlamalarından endişe ediyor ve bu nedenle gençlerin ilgisini çekecek daha çok özelliği Facebook’a katmaya çalışıyor. Son haftalarda duyurulan video canlı yayın özellikleri de bu çabanın bir parçası.

Google şifre devrimini yıl sonunda yapacak

0
Şifreler dijital güvenliğimiz için çok önemli bir faktör ancak aynı zamanda dijital hayatı çok zorlaştıran bir etmen. Farklı servisler için farklı şifreler belirleme ve hatırlama zorunluluğu bir yük oluşturduğu kadar, her servis için aynı şifreyi belirlemek de bir güvenlik açığı sırasında tüm dijital servislere izinsiz erişim tehlikesini ve dolayısıyla kişiler ve kurumlar için dijital kıyamet senaryosunu güçlendiriyor. Google yıllardır bu sorunu, yani şifre yükünü ortadan kaldıracak yeni bir teknoloji geliştirmek için çalışıyordu. Bu amaçla akla ilk gelen çözümler parmak izi veya iris taraması gibi biyometrik güvenlik kontrolleri olsa da Google çok daha doğal, daha hayatın akışı içinde, otomatik bir süreç geliştirmenin peşindeydi. Şirket şimdi çalışmalarının sonuna gelmiş olabilir. Google’ın araştırma bölümünün başı Daniel Kaufman’ın Cuma günü yaptığı brifing medyanın dikkatine çok takılmadı ancak firma, sene sonunda Android uygulamalarında şifresiz güvenlik uygulamalarının devreye gireceğini açıkladı. Böylece uygulamalar sizin yürüme, yazı yazma, koşma, lokasyon ve ürettiğiniz daha bir çok veriye bakarak, telefonun sizin elinizde olduğunuza ikna olacak ve herhangi bir şifre, parmak izi, güvenlik sorusu gerektirmeden açılacak. Kısacası Google telefon üzerinden topladığı verilerle sizi tanıyacak ve telefonun sizin elinizde olup olmadığını bilecek. Böylece bir yabancı telefonu eline aldığınca cihazınızın içeriğine erişemeyecek veya izin verdiğiniz bölümlere erişebilecek. Cihazı siz elinize aldığınızda ise telefon kısıtlamasız olarak çalışacak. Şifre sormayacak.

Minority Report gerçek mi oluyor?

0
Tom Cruise’ın başrolünde oynadığı 2002 yapımı sinema filmi Minority Report’a konu olan “polislerin suçu önceden tahmin etmesi” konsepti, Chicago’da gerçek olabilir. ABD’de her sene 3000 kişinin silahlı saldırıya uğradığı, suç oranının en yüksek olduğu şehri Chicago, şehrin ünlü çetelerini engellemek için yeni bir yöntem deniyor. Büyük veriyi analiz ederek gerçekleşebilecek silahlı çatışmalara dair tahminler oluşturmaya çalışacak olan Chicago polis departmanı böylece 2,7 milyon insanın yaşadığı şehri daha güvenli bir yere dönüştürmek istiyor. Büyük veriyi analiz ederken insanların suç geçmişini, eğitimini, ırkını, gelir durumunu, mesleğini, oturduğu adresi ve diğer değişkenleri de göz önüne alacak olan polis, birbiri ile husumeti olabilecek bireyleri veya oluşabilecek husumetleri tespit etmeye çalışacak. Böylece, hangi grupların birbirine karşı bilendiğini önceden bilen polis birimlerinin ilgili kişileri izlemeye alarak, silahlı saldırılar düzenlemelerini ve şiddet olayları yaratmalarını önlemeleri mümkün olacak. Polis departmanının elinde ayrıca şehirde çetelerle ilişkisi olan 1400 kişinin ismi de bulunuyor ve veri analizi sırasında bu 1400 şüpheli öncelikli olarak incelenecek. 2016 yılında bu 1400 kişinin %70’nin silahlı saldırılara karışması veya silahlı saldırıya uğraması da listenin başarılı bir şekilde oluşturulduğunu kanıtlıyor. Ayrıca sadece geçen hafta bu listedeki 114 kişi, yine silahlı saldırı nedeniyle tutuklanmış bulunuyor. Polis ayrıca büyük veri dışında şehir halkının şikayetlerini ve uyarılarını da bu analizlere dahil edecek. Polis şefi, bu yeni sistemle polisin işini robotlara, yazılımlara bırakmadıklarını aksine polise yardımcı olacak yeni bir silah yarattıklarını da dile getiriyor.

Facebook her gün 200 milyon satır tercüme yapıyor

1
1,6 milyar kullanıcısıyla dünyanın her köşesinden insana hitap eden sosyal medya devi Facebook, aynı zamanda dünyanın en gelişmiş tercüme teknolojisine de sahip olabilir mi? Servisin, dil teknolojilerinden sorumlu Mühendislik Direktörü Alan Packer’ın açıklamalarına göre, Facebook her gün 200 milyon satır tercüme yapıyor ve her ay 800 milyon farklı insan bu tercümeleri okuyarak dünyayı anlıyor. MIT’ın bir konferansında konuşan Packer’a göre Facebook şu anda dünyadaki 400 dili ve şiveyi anlayabiliyor ve birbiri arasında tercüme yapabiliyor. Ayrıca servis sadece kelimeleri değil, onların sosyal anlamalarını da analiz edebiliyor. Örneğin, bir kullanıcı yayınladığı postunda, “Paris’te bildiğiniz iyi bir otel var mı?” diye sorduğunda bu postu Fransız arkadaşlarının önüne öncelikli olarak çıkarılıyor. Sosyal medya servisi ayrıca, kullanıcının postlarındaki yorumlarına, ifadelerine göre, aramalarda karşına çıkaracağı arkadaşlarını belirliyor veya diğer postları veya kişileri ararken bunları da göz önüne alıyor. Packer’a göre, sosyal medya servisinin tercüme teknoloji dünyanın birbirini anlamasının önündeki dil engelini kaldıran çok önemli bir gelişme. Facebook’un veya Google ya da diğer teknoloji şirketlerinin tercüme servisleri için nihai amaçlardan biri, bu teknolojiyi duyduğunu anlayan ve kullanıcının kulağına çeviren minik bir çeviri kulaklığı yaratabilmek. Bu konuda yapılan çalışmalar var ancak şimdilik ortaya çıkan ürünlerin çok başarılı olduğu söylenemez. Öte yandan Google, fotoğraf üzerindeki metinleri tanıyıp hızla çevirebilen bir tarayıcı uygulamasına sahip ve bu sayede turistler yabancı ülkelerde tabelaları veya menüleri kolayca okuyabiliyorlar.  

iPhone çok mu pahalı? Tim Cook bu soruya cevap verdi!

0
iPhone çok uzun süre satışlarını sürekli arttıran bir ürün olarak Apple’ı dünyanın en zengin şirketi haline dönüştürdü. Bu başarının ardından, iPhone’un 600 dolar düzeyindeki fiyatının da etkisi oldu. iPhone satışlarından büyük kar eden Apple, adet olarak Android telefonlardan çok daha az satmasına rağmen, iOS sistemli telefon satan tek firma olarak yüksek fiyatlı iPhone’ların satışından oluşan geliri kendi hanesine yazdığı için, akıllı telefon pazarının kaymağını yiyen firma olarak tahtını korumayı başardı. Ancak şimdi bu yüksek fiyata tepkiler yükseliyor. Peki Tim Cook bu konuda ne düşünüyor? Ancak yeni raporlar bu gidişatın değişmeye başladığını gösteriyor. İlk defa satışlarının düştüğü gerçeği ile karşılaşan Apple nihayet politikasını sorgulamaya başladı. Satışlarını arttırmak için şimdi Çin ve Hindistan’a gözünü diken Apple’ın CEO’su Hindistan’daki bir röportajda, iPhone fiyatlarını çok yüksek bulup bulmadığı ve buna değiş değmeyeceği konusundaki bir soruya, fiyatın biraz yüksek olabileceğini kabul ederek cevap verdi. 600 dolar + vergi şeklindeki fiyatın Hindistan için biraz yüksek olacağını kabul ettiğini ve Hindistan’daki iPhone fiyatlarını tekrar mercek altına alacaklarını belirtti. Hindistan’da 50-70 dolar aralığındaki Android telefonlar büyük ilgi görüyor ve çok adetli olarak satılıyor. Hindistan’da iPhone satışlarını arttırmak için operatörlerle görüşmeye giden Apple CEO’su, ülkede devlet başkanı gibi karşılanmış, başbakan ile özel görüşme yapmış ve bu sırada yine devlet başkanları gibi görüntü vermişlerdi. Cook’un yeni açıklaması ışığında, kişi başı geliri düşük olan diğer ülkelerdeki tüketicilerin de iPhone fiyatları konusunda indirim istemesi bekleniyor.

Afrika’da çalıp Japonya’da paraya çevirdiler

0
Japonya’da 15 Mayıs’ta gerçekleştiği anlaşılan organize bir saldırı, Afrika’daki bankaların sadece 4 saat içinde 19 milyon doları dijital hırsızlara kaptırmasına neden oldu. Olay şimdi, dijital güvenlik ve bankacılık uzmanlarının yeni önlemler almasını gerektirecek. Japonya’daki bankamatiklerden sadece 4 saat içinde 19 milyon dolar nakit para çalınmasına neden olan olay, Afrika’da çalınan kredi kartlarının vakit kaybetmeden Japonya’da nakit çekim için kullanılmasıyla yaşandı. Bankamatikler günlük sadece 900 dolar çekim izni verdiği için hırsızlar her kredi kartından sadece 900 dolar çekebildi. Ancak asıl ilginç olan 4 saat içinde farklı bankamatiklerde aynı anda yapılan işlemlerle bu çalıntı kredi kartlarından toplam 19 milyon dolar çekilmesi. Japon polisi hırsızlık operasyonuna 100 kadar üyenin katıldığını hepsinin mümkün olan hızlı şekilde, ellerindeki tüm kartlardan 900’ar dolar çekerek operasyonu tamamladıklarını düşünüyor. Hırsızlık çok hızlı yaşandığı için Afrika’daki alt yapıları zayıf bankaların müşterilerine ulaşıp teyit almak için gerekli vakti bulamadığı ve kartları bloke etmekte geciktiği de anlaşılıyor. Bu yeni hırsızlık yöntemi, sağlıklı alt yapı kuramayan bankacılık sisteminin her zaman risk altında olduğunu da gösteriyor. Türk bankaları çoğu zaman, müşterinin kartıyla, müşterinin yaşadığı ilden farklı bir ilde ilk kez alışveriş yapıldığını tespit ettiğinde sadece birkaç dakika içinde müşteriyi arayıp teyit istiyor. Müşteri teyit vermezse, banka hemen polisi bilgilendiriyor ve alışverişin yapıldığı üye iş yeri aranarak güvenlik kamerası kayıtlarının hazır edilmesini veya hırsız yakınlardaysa gözden kaçırılmaması, oyalanması istenebiliyor. Hırsız daha dükkandan uzaklaşmadan polis harcamayı yapan hırsızı yarım saatten kısa sürede yakalayabiliyor. Şimdi Japonya ve Güney Afrika polisi ile Interpol de, dünya çapında dolaşıma çıktığı düşünülen bu 100 kişilik organize çetenin peşinde. Polis, çetenin kredi kartı bilgilerini uluslararası online alışveriş işlemleri sırasında çaldığını düşünüyor. Bir diğer deyişle, online alışverişlerde çok daha güvenli bir seçenek olan sanal kartları kullanmak tüketiciler için daha doğru bir hareket.

3D yazıcı ile üretilen ilk motosiklet

0
3D yazıcı teknolojileri, ABD başkanı Obama’nın başkanlık seçimleri sonrasında yaptığı konuşmada, yeni yüzyılın en önemli gelişmeleri arasında sayılmıştı. Obama’nın başkanlık süresi önümüzdeki sene dolacak ancak henüz 3D yazıcıları çok etkin şekilde günlük hayatımızda görebilmiş değiliz. Yine de endüstrinin özellikle prototip üretmek için 3D yazıcıları yaygın olarak kullandığını biliyoruz. HP’nin geçtiğimiz hafta duyurduğu yeni süper hızlı 3D yazıcıları ise bu teknolojiyi seri üretime biraz daha yakınlaştırdı. HP’nin yazıcıları şimdilik tek renkli baskı yapabiliyor olsa da, kimi ürünleri çok hızlı olarak üretip doğrudan toplu veya perakende satışa sunmak mümkün olabiliyor. 3D yazıcılar konusunda ilginç bir gelişme de Avrupa’da yaşandı. Airbus’ın alt şirketi olan APWorks, 3D baskı teknolojilerindeki uzmanlığını kullanarak bir motosiklet üretti. Elektrikli motosikletin iskeleti tamamen 3D yazıcıda üretilirken, alüminyum karışımlı hafif bir metalin kullanıldığı motosikletin 35 kilogram ağırlıkla son derece hafif olması da dikkat çekti. Saatte 80 km hıza çıkabilen LightRider isiml motosiklet 45 km/h hıza ise sadece 3 saniyede ulaşıyor. Pili 60 km boyunca enerji sağlayan motosikletin bataryası çıkarılıp değiştirilebiliyor. Böyelce bağajında önceden doldurulmuş yedek batarya taşıyan bir sürücü motosikletiyle yüzlerce kilometreyi, hiç şarj yapmadan gidebiliyor. Firma motosikletlerin tanesini 56 bin dolara mal ediyor ve henüz satış fiyatı da belli değil. Aslında firmanın reklamını yapmak amacıyla sadece 50 adet üretilen “koleksiyon”daki motorları satın almak isteyenler şimdilik 2 bin dolar depozito yatırmak durumunda.  

Ticari drone operasyonları Afrika’da başladı

0
Ticari drone operasyonları, robotlarla donanmış geleceğin ilk sembolü olarak kabul ediliyor. Otonom otomobiller, otonom garson robotlar, otonom hasta bakıcılar gibi, robotların günlük yaşama dahil olacağı gelecek senaryosunda günlük yaşama ilk katılacak robotların, minik uçan robotlar olacağı düşünülüyor. Özellikle kargo teslimatları için drone’ların yoğun olarak kullanılması düşünülürken Amazon veya UPS gibi firmalar teslimatlarında otonom dronelar kullanmak üzere çalışmalara da başladılar ancak bu drone’ların kullanımı henüz sivil havacılık otoritelerinden gerekli onayları alamadı ve sadece test amacıyla belli bölgelerde denemeler yapılabiliyor. Öte yandan UPS, ilk ticari drone servisini Afrika’da hizmete soktu. Ruwanda’da, kara yoluyla ulaşmanın zor olduğu bölgelere drone vasıtası ile ilaç göndermeye başlayan UPS bu servisi için tıbbi drone servisi Zipline ile işbirliği yapıyor. Ortaklığa ayrıca aşı geliştirmeyi ve ihtiyaç olan yere ulaştırmayı amaçlayan tıbbi bir kuruluş olan Gavi de dahil. UPS’in ticari drone servisi Ruwanda hükumeti tarafından da destekleniyor. Böylece ilaç ve aşıların hızla bölgedeki köylere gönderimi mümkün olurken, hastalıkların yayılması veya tıbbi müdahalelerin hızla yapılması sağlanıyor. Bu yeni hizmet aslında ticari drone servislerinin denenmesi için de bir fırsat olarak görülüyor. UPS, Afrika’daki bu deneyim sayesinde, büyük şehirlerde büyük kazalara yol açmadan önce ticari drone operasyonlarının açık noktaları halinde bilgi sahibi olabilecek. Zipline ise yeni drone servisini Ruwanda dışına da genişleterek, ticari drone’lar ile ilaç taşıma işinden 1 milyar dolarlık gelir elde etmeyi planlıyor. Tüm bu operasyon başarıya ulaşırsa, ticari drone’ları önümüzdeki senelerde Avrupa, ABD ve Asya’daki büyük şehirlerin üzerinde uçarken de görebileceğiz.