İş arayan oyun oynayacak

0
Doğru insanı doğru işle buluşturmak kolay bir uğraş değil. İnsan kaynakları uzmanları bu konuda başarılı olabilmek, çalıştıkları kurumlar doğru insanları seçebilmek için yoğun bir çaba gösteriyorlar. Ancak artık neredeyse ezbere dayanan işe alım sorularını cevaplayan, mülakatlarda etkileyici konuşabilenler iş görüşmelerinde başarılı olabilirken, işverenlerin çalışanların teknik yeterliliklerini ölçebilecekleri bir enstrüman bulunmuyor. San Francisco’da kurulu Scoutible şirketi şimdi insan kaynakları ekiplerine görüştükleri insanların yeteneklerini daha iyi ölçebilecekleri bir enstrüman vermek için çalışıyorlar. Bu amaçla video oyunları tasarlayan şirket, çeşitli konularda deneyimli profesyonellerin üstesinden gelebilecekleri farklı video oyunları ile doğru adayları belirleyebileceklerini iddia ediyorlar. Bu amaçla yatırımcılardan fon da alan şirket ayrıca oyunlar sayesinde adayların risk töleransını, stres yönetimini, duygusal zekalarını, geri bildirimlere tepkilerini ve zihinsel işlem hızlarını ölçmenin mümkün olduğunu dile getiriyorlar. Bu amaçla hazırlanan oyunlar ise farklı temalara sahipler. Bir adada hayatta kalmak, akan lavların arasında yaşamak gibi senaryolar mevcut. Scoutible, bu oyunları ABD’deki şirketlere kabul ettirebilirse, kısa süre sonra Türkiye’de de işe alım görüşmelerine adaylara video oyunları oynatıldığına şahit olabiliriz. Kendinizi bu oyunlardan birinde test etmek isterseniz, şirketin web sayfasını ziyaret ederek bir oyun oynayabilirsiniz.

Elon Musk Tesla fabrikasında mı uyuyor?

0
Elon Musk, dijital çağın en önemli girişimcilerinden biri, kurduğu şirketler bugün pek çok alanda önemli hizmetler veriyorlar. Dijital para transferinden, elektrikli otomobillere, uzay taşımacılığından, elektrik üretimi ve depolamasına kadar sayısız alanda Elon Musk’ın imzasını görebiliyoruz. Bu genç ve önemli girişimcinin bu günlerde Tesla fabrikasında, makinelerin hemen ilerisinde, bir uyku tulumu içinde uyuduğuna dair iddialar ise şaşkınlık yarattı. Tesla’nın yeni otomobili Model X hakkındaki dedikodular da bu söylentinin yayılmasını hızlandırıyor. Model X projesinde görevli üst düzey yöneticilerin Tesla’dan kısa süre önce istifa etmesi, aracın geliştirilmesinde çıkan sorunların büyük olduğunu gösteriyor. Bu nedenle büyük patronun fabrikada mühendislerle geceli gündüzlü çalışarak sorunları çözmeye çalıştığı ve bu sırada da fabrikadan ayrılmayarak, bir uyku tulumu içinde uyuduğu ortaya çıktı. Başarılı girişimci, bir video konferans sırasında da bu durumu itiraf ederek, işlerin yoğunluğu nedeniyle Tesla fabrikasında biraz fazla zaman harcadığını vurguladı. Ürünün kalite kontrolüyle ilgilendiğinin altını çizen Elon Musk’ın Model X’ten çok umutlu olduğu da dikkat çekti. Elektrikli bir SUV olan Model X’ten bu yılın sonunda, ilk aşamada 200 adet üretilecek.

Drone ile canlı yayın dönemi başlıyor

Drone’lar teknolojinin önemli bir ayağı olarak hayatımıza hızla entegre oluyorlar. Şimdilik büyük oranda kullanıcı kontrolü gerektiren drone’lar, Intel’in büyük yatırımları sayesinde kullanıcı kontrolü olmaksızın, otonom şekilde çalışabilecek hale de dönüşüyorlar. Şimdi drone’lar için yeni bir misyon daha ortaya çıkıyor. Bugüne kadar drone’lar üzerine takılan kameralarla video çekimi yapılabilirken, artık bu çekimler canlı olarak internet üzerinde rahatça yayınlanabilecek. Bu işlem içinse karmaşık veya pahalı canlı yayın araçları ve uygulamaları gerekmeyecek. Bir iPhone ve Periscope uygulamasına sahip olan drone sahipleri, uyumlu DJI drone’ları veya GoPro kameraları ile canlı yayını gerçekleştirebilecek. Bu yeni yeteneğin, özellikle gazeteciler ve medya tarafından büyük ilgi göreceği, çok sayıda drone sahibinin ise yaşadığı bölgedeki haber değeri taşıyan olayları drone’lar üzerinden canlı olarak internette yayınlamaya başlayacağı tahmin ediliyor. Diğer bir deyişler, haberciliği halka indiren sosyal medyanın etkisinin dronelar üzerinden canlı yayın imkanları ile daha da genişleyeceği düşünülüyor. Elbette bu özellik video blogger’ların da daha aktif olmasını sağlayacak ve arık etkileyici görüntülerle çok daha fazla canlı yayın yapan video bloggerlarla karşılaşacağız.

Periscope’a yeni özellikler geliyor

Haftanın ikinci yarısında yeni özellikleri yayına alacak olan Periscope ayrıca #save hastag’i sayesinde, artık video yayınlarının 24 saatten daha uzun kayıtlı kalmasını da sağlayacak. Öte yandan arama fonksiyonları da kazanacak olan Periscope’da artık sadece lokasyon bazlı arama yerine, hashtag’ler üzerinden arama yapmak mümkün olacak. Bu özellikler sayesinde, Periscope’ın daha fazla kurumsal kullanıcı ile tanışacağı ve çeşitli kanallar üzerinde tematik yayın yapan önemli blogger’ların oluşacağı düşünülüyor.  

FCC mobil yamaları soguluyor

0
Mobil işletim sistemlerindeki açıklar herkesin başını ağrıtan sorunlar. Hacker’lar bu açıkları kısa sürede keşfedip, açıkları kullanan kötü amaçlı yazılımları mobil uygulama marketleri veya web sayfaları üzerinden hızlıca yayabiliyor ve her şeyden habersizce telefonlarını kullanan insanları mağdur edebiliyorlar. Bu tür açıkların yüzünden geçtiğimiz yıl bütün Hollywood ünlülerinin mahrem fotoğrafları Apple’ın bulut servislerinden çalınmış, internette yayılmıştı. Benzer şekilde, pek çok insanın önemli sosyal medya, bulut veya banka hesapları ve şifreleri de ele geçebiliyor. ABD’deki üst kurum olan FCC şimdi bu sistemlerdeki açıkların neden yeterince hızlı şekilde yamanmadığını inceleme altına aldı. Soruşturmanın kapsamında hem mobil işletim sistemi ve cihaz geliştiricileri (Apple, Google ve Microsfot dahil olmak üzere sekiz telefon ve tablet üreticisi) ile bu yamaların yayınlanmasında sorumluluk sahibi olan GSM şirketleri de yer alıyor. FCC’nin soruşturmasındaki ilk adım, mobil yamaların yayınlanma sürecini mercek altına almak ve mekanizmayı anlamak. FCC daha sonra bu süreçte hangi adımların aksamaya neden olduğunu çözecek ve hangi önlemlerin alınması gerektiğini belirleyecek bu konuda bir standartizasyon getirecek. Mobil yamaların yayınlanmasında sorunun büyük kısmı, cihaz üreticilerinin kendi modellerinin her biri için yamaları ayrı ayrı hazırlamak ve yayınlamak zorunda olmaları… Ancak üreticiler, piyasadaki tüm modeller için ayrı ayrı yama projesi yürüterek iş kaybı yaşamak yerine, en çok satılan en yeni modelleri için çalışma yaparken eski modelleri göz ardı ediyorlar veya ikini plana atarak geciktiriyorlar. Bu da eski model kullanıcılarının tehlikelere karşı daha savunmasız kalmasına neden oluyor.

FCC yeni kurallar mı koyacak?

Üreticilerdeki sorun çözülse bile yamalar bu kez GSM şirketlerinde takılıyor. Tüm telefonlara aynı anda yama göndererek şebekenin alt yapısını zorlamak istemeyen GSM şirketleri, yamaların gönderilmesini haftalar veya aylar sürebilen kademeli bir sürece yayıyor. Dolayısıyla, yeni keşfedilen bir açık hızla yamansa bile kullanıcılara ulaşması aylarca sürebiliyor. Hatta bazı telefonlar, hiçbir şekilde yama alamayabiliyor. FCC’nin sorunları tespit ettikten sonra nasıl bir çözüm getireceği şimdilik bilinmiyor ancak FCC işin içine girmişken, firmalara ağır yaptırımlar getiren bazı kuralların ortaya çıkacağını tahmin etmek zor değil. Bu tür yaptırımların ABD’de devreye girdikten kısa süre tüm dünyada da benzer uygulamaların kabul görmesi bekleniyor.

Twitter ABD istihbaratını banladı!

0
Twitter, %5 ortak olduğu Dataminr isimli veri analiz hizmetinin, ABD istihbarat kurumları tarafından kullanılmasını yasakladı. Dataminr internetteki büyük miktardaki veriyi analiz ederek çeşitli durumlara karşı önceden uyarı verebilen bir büyük veri aracı olarak hizmet veriyor. Bu analizler sonunda, belli bir bölgedeki halk hareketlerini, sermaye hareketlerini, piyasanın iniş ve çıkışını hatta terörizm olaylarını önceden tahmin etmek mümkün olabiliyor. Ancak sosyal medya servisi, tüm bu verinin internette herkese açık olarak bulunduğunu, istihbarat örgütlerinin istedikleri aracı ve yöntemi kullanarak veriyi analiz etmeye devam edebileceklerini belirterek Dataminr’ı daha fazla kullanmalarına izin vermediklerini açıkladı. Mikro blog servisinin asıl endişe konusu ise halkın gözünde istihbarat servisleri ile işbirliği yapan bir şirket konumunda görünmek. Bunu engellemek içinse sahibi oldukları servislerin istihbarat örgütleriyle bağlantısını kesme kararı aldılar. Twitter aslında ne istihbarat ajanslarına ne de başka devlet birimlerine veri göndermediklerini, böyle bir işbirliği içinde olmadıklarını ancak müşterilerinden bazılarının Dataminr’ı, istihabarat ajansları adına kullanarak, terörist eylemlerde bulunabilecek kişileri tespit etmek amacıyla çalışma yaptıklarını, bu “işbirliği” görüntüsünün ise Twitter’ı rahatsız ettiğinin altını çiziyor.

Kendi dillerini bu uygulamayla öğreniyorlar

0
Duolingo dünyanın dört bir yanında 120 milyon kişinin ortak dil kursu olarak hizmet veriyor. Bu nedenle sağlayacağı her veri, bir online servisin başarı istatistikleri olmaktan ötede, sosyolojik anlamlar da taşıyor. Örneğin İsveç’te kullanıcıların neredeyse üçte birinin kendi anadillerini bu uygulama üzerinden çalıştığını biliyor muydunuz? Anlık tercüme ihtiyaçlarını karşılamak için Google Çeviri kullansanız da, globalleşen dünyada yeni diller öğrenmemek için hiçbir bahaneniz yok. Dünya genelinde en yaygın olan İngilizce’nin varlığı online servis istatistiklerinde de hemen kendini gösteriyor. 116 ülkede baskın dil olarak kullanılan İngilizce,94 ülkede ise kullanıcıların yarısından fazlasının öğrenmek için çalıştığı lisan olarak öne çıkıyor. Tüm kullanıcıların yüzde 53’ü yine bu dili öğreniyor. İsveç örneğine dönecek olursak, bu soğuk İskandinav ülkesindeki insanların Duolingo’yu kendi ana dillerini çalışmak için kullanma amaçları elbette dilin zorluğu değil; asıl sebep ülkedeki göçmenler. Geçtiğimiz yılın verilerine göre ülke vatandaşlarının altıda biri İsveç’te doğmamış kimseler. Son yıllarda yoğun göç alan İsveç’te, göçmenler yeni dünyalarına Fransız (ya da herhangi bir başka ülke insanı) kalmamak adına çareyi Duolingo’da buluyor. Benzer istatistikleri diğer memleketlerde gözlemlemek de mümkün. Örneğin ABD’de ülkenin yüzde 13’üne denk gelen göçmen nüfusu, Duolingo’daki öğrenim istatistiklerine de etki ediyor. Ülkedeki Duolingo kullanıcılarının beşte biri için İngilizce’yi öğrenme kaynağı bu dijital dil kursu oluyor. duolingo istatistik

Türkiye’de durum ne?

Dünyanın geri kalanından eksik kalmadığımız istatistiklerde Türkiye için de öğrenilen en popüler dil İngilizce olarak görülüyor. Dahası, Türkçe dili gezegenin bir ülkesinde en çok öğrenilen dil olarak öne çıkıyor. Ancak buradan görüntüleyebileceğiniz dünya haritasında ben o siyah noktayı bulamadım. Sizler bulur ve yorum olarak iletirseniz, haberi o yönde güncelleyebiliriz.

Hindistan ziyaretinde yer bildirimi yapmayın!

0
Hindistan hükumeti ile Google arasında patlak veren kavga, bu ülkeyi ziyaret eden turistleri ve iş adamlarını çok ağır vurabilir. Hindistan, Google’dan ülkedeki askeri bölgelerin uydu haritasındaki görüntülerini karartmasını istemiş ancak Google bu isteği kabul etmemişti. Bunun üzerine Google’a bilenen Hindistan, ülkede uydu haritalarının ve lokasyon servislerinin kullanımını zora sokacak bir uygulamaya gitme kararı aldı. Yeni hazırlanan yasaya göre ülkede faaliyet gösteren ve harita servislerini kullanan uygulama geliştiricileri ve hatta haritaları kullanan son kullanıcılar artık hükumetten lisans almak zorunda olacaklar. Bu da Google dahil olmak üzere, Uber, Twitter, Facebook veya diğer tüm “haritalı” uygulamaların ülkede çalışabilmesi için linsans satın almasını gerektirecek. Ayrıca, telefonlarında bu haritaları kullanmak isteyen kullanıcılar da lisans satın almak zorunda olacaklar. Lisanssız şekilde harita uygulamalarını kullananlar, yer bildiriminde bulunanlar, lokasyon bilgisi verenler ise çok ağır sonuçlarla karşılaşabilecekler. 150 bin dolardan başlayan cezalar 15 milyon dolara kadar çıkabilecek ve ayrıca hapis cezası da mümkün olacak. Hükumet, ülkedeki teröristlerin Google haritalarından askeri üsler hakkında detaylı bilgi alarak saldırı planları yaptığını ve saldırılar gerçekleştirdiklerini dile getirerek, Google’ın haritalardaki askeri bölgelerde karartma yapması gerektiğini savunuyor. Bu arada yasanın ortaya çıkış süreci de ilginç çünkü Hindistan kendi uydu haritalandırma ve navigasyon sistemi NAVIC’i kuruyor, bu da Google gibi harita servislerini ülkede “yabancı rakip” konumuna düşürüyor. Hindistan’ın yeni yasası yürürlüğe girdiğinde teknoloji dünyasında büyük etkiye sahip Hintli geliştiriciler lisans ücreti ödememek için NAVIC’i kullanmaya başlayacaklar ve bu da NAVIC’in dünya çapında bir anda popüler olmasını sağlayacak. Kısacası, Hindistan’a seyahat eden turistler ve iş adamları artık lokasyon bildirimi yapmadan önce iki kere düşünmek zorunda.

Uygulamaları yüklerken güvenlik açığı oluşuyor

0
Kaspersky Lab’ın Türklerin de arasında olduğu çeşitli ülkelerden 18.507 tüketiciden çevrimiçi alışkanlıkları ve güvenlik hakkında bilgi istediği “İnternet konusunda bilgili misiniz?” anketi, endişe verici sayıda tüketicinin, uygulamaları cihazlarına yüklerken güvenliğe dikkat etmemeleri nedeniyle gizliliklerini ve telefonlarında sakladıkları verileri siber tehditlere maruz bıraktığını ortaya çıkardı. Kullanıcılar uygulamaların yüklenmesi sürecinde lisans anlaşmalarını veya mesajları okumayı ihmal ediyor ve böylece neyi kabul ettiklerini bilmiyorlar. Bazı uygulamalar, diğer uygulamaların yüklenmesini isteyerek kullanıcı gizliliğini etkileyebilir ve hatta bir cihazın işletim sistemi ayarlarını kullanıcı yükleme işlemi sırasında ‘kabul ediyorum’ dediği için tamamen yasal olarak değiştirebilir. Anket kullanıcıların neredeyse yarısının (%43), mobil cihazları üzerindeki uygulamalar nedeniyle risk altında olabileceğini belirtiyor. Çünkü bu kişiler yeterli siber bilince sahip olmadıkları için uygulamaları yüklerken uygulama izinlerini sınırlama konusunda da bir şey yapmıyor. Anket katılımcılarının %15’i uygulamaların telefonlarında neler yapabileceğine hiçbir şekilde limit getirmiyor ve %17’si istendiğinde uygulamalara izin veriyor, ancak sonra unutuyor; %11’i ise bu izinleri değiştiremeyeceklerini düşünüyor. Uygulama izinleri kontrol edilmediğinde uygulamaların, mobil cihazlarda bulunan iletişim bilgilerinden fotoğraflara ve konum verilerine kadar tüm kişisel ve özel verilere erişmeleri tamamen yasal bir şekilde mümkün olacak. Kaspersky Lab Kıdemli Güvenlik Araştırmacısı David Emm, anket bulgularını yorumlarken şunları söyledi: “İnternet kullanıcıları iletişim bilgileri, özel mesajlaşmalar vb. gibi kendileri ve başkaları hakkındaki hassas bilgileri cihazlarına emanet ediyor, ancak bu bilgilerin tamamen güvende olmasını sağlamak konusunda başarısız oluyorlar. Bu nedenle cihazları ‘dost görünümlü dijital bir düşmana’ dönüşüyor. Uygulamaları yüklerken önlem almayan birçok tüketici, yükleme anından itibaren uygulamalara özel hayatlarına davetsiz giriş yapma, cihazlarında nelerin saklandığını ve nerede olduklarını görme, istenmeyen ek uygulamalar yükleme ve cihazlarında değişiklik yapma izni vermiş oluyor. Kaspersky Lab olarak tüketicilerin siber bilincini artırmak ve değerli verilerini bu tehlikelere ve kendilerine karşı korumaya yardımcı olmak istiyoruz.” Kendilerini korumak için tüketiciler şunlara dikkat etmeli: -Sadece güvenilir kaynaklardan uygulama indirin, -Cihazınıza yüklemek istediğiniz uygulamaları akıllıca seçin, -Yükleme işlemi sırasında lisans anlaşmasını dikkatlice okuyun, -Bir uygulamanın istediği izinler listesini dikkatlice okuyun. Yükleme sırasında neyi kabul ettiğinizi kontrol etmeden ‘ileri’yi tıklamayın, -Cihazınızı siber tehditlerden koruyacak bir siber güvenlik çözümü kullanın.

iOS 10’da akıllı ev uygulamaları yer alacak

Apple’ın desteklediği akıllı ev cihazları HomeKit platformunu kullanıyor bu platformda çok sayıda cihaz yer alıyor. Ancak her cihaz için ayrı ayrı üçüncü parti uygulamaları kurmak iOS cihazlarının kimyasını bozabiliyor. Kullanıcılar için her cihaz için ayrı ayrı üçüncü parti kontrol uygulamaları kurmak ve bunlar arasında geçiş yapmak ayrı bir eziyet oluştururken, uygulamaların cihazların depolama alanını, hafızasını ve şarjını tüketmesi de ayrı bir sorun oluşturuyor. Apple şimdi bu problemi ortadan kaldırmak için HomeKit destekli tüm cihazları kontrol edebilecek “native” uygulmaları iOS 10 içine entegre edecek. Apple yetkilileri yeni uygulamanın nasıl çalışacağı ve hangi özelliklere sahip olacağı konusunda bilgi vermiyor ancak HomeKit uygulamasının tüm cihazlar için bir HUB oluşturacağının altını çiziyorlar. Böylece kullanıcılar odadaki ışığın gücünü arttırıp azaltmak için ayrı uygulama açmak, televizyon kanalları arasında dolaşmak için ayrı uygulama açmak, güvenlik cihazlarını devreye sokmak, kameraları kontrol etmek için ayrı uygulama açmak zorunda kalmayacaklar. Üstelik bu yeni girişim ile iOS cihazları, detaylarla ve kurulum sorunlarıyla uğraşmadan hızlıca akıllı ev cihazları kurmak ve kullanmaya başlamak isteyen kullanıcıların iOS cihazlarını ve telefonlarını tercih etmelerini kolaylaştıracak. Girişimin, satışları düşen iPhone’lar için kayda değer bir destek olabileceği aşikar.

Uber ve Lyft o şehirden çıkıyor

0
Dünya çapında büyük ilgi gören araç paylaşım ve ulaştırma uygulamaları Uber ve Lyft, Avrupa ve Asya’daki taksici esnafının büyük protestolarına rağmen varlığını sürdürürken asıl büyük darbeyi kendi ülkelerinde, ABD’de yediler. Teksas Austin’de şehir yönetiminin aldığı bir karar sonrasında şehirde faaliyet göstermeleri yasaklanan ulaştırma uygulamaları Uber ve Lyft, bölgedeki 10 bin şoförü işsiz bırakarak şehirdeki faaliyetlerini durdurmak zorunda kaldılar. Uber ve Lyft, şehir yönetiminin yasaklama kararına karşı giriştikleri reklam faaliyeti ve hukuk mücadelesine de 8 milyon dolar harcadılar ancak başarılı olamadılar. Bu karar aslında otomobil paylaşım uygulamalarının yaşadığı ilk “şehirden kovulma” durumu değil. Bazı diğer ABD şehirlerinde de Uber’in yasa dışı olarak ulaştırma hizmeti verdiğine hükmedilip faaliyetlerini durdurmalarına yönelik kararlar alınmıştı. Uber ayrıca, şoförlerin yolcularla yaşadığı tartışmalar veya şoförlerin yolculara saldırması ve yaralaması veya tecavüze kalkışması gibi olaylar nedeniyle medya önünde büyük sorunlar yaşayabiliyor. Ancak her şeye rağmen şirket 2016 yılında 10 milyar dolar düzeyinde kar bekliyor. Ayrıca sonraki yıllar için de karın katlanarak artması beklentisi bulunuyor.

Microsoft kullanıcıları taciz etmeyi bırakıyor

0
Windows 10 piyasaya çıktığından beri öncülü olan Windows versiyonlarını kullananların en büyük şikayetlerinden biri, işletim sisteminde sık sık ortaya çıkan “Windows 10’a geçiş yapın” pop up mesajlarıydı. Microsoft’un, Windows 10 işletim sisteminin artık son Windows sürümü olacağını ve yeni güncellemelerin Windows 10 üzerinde otomatik olarak yükleneceğini duyurmak için tüm Windows kullanıcılarına gönderdiği mesajlar, internet üzerinde hem şikayetlere hem de alaycı yorumlara neden oluyordu. Çok sayıda şikayetin oluşmasına neden olan Windows 10 güncelleme mesajlarının ise 29 Temmuz tarihinde son bulacağı anlaşılıyor. Microsoft CEO’su Satya Nadelle’nin yaptığı açıklamaya göre, firma 29 Temmuz tarihine kadar tüm dünyadaki PC’lerden Windows 10 güncelleme mesajlarını kaldıracak. Öte yandan Windows 10’a yapılan yeni güncellemeler sık sık sorunlara neden olduğu için kullanıcıların ayrı bir şikayet konusu oluyor. Bu güncelleme sorunları Microsoft forumlarında kullanıcıların, “Microsoft beni Windows 10’a yükseltme yapmam konusunda sürekli uyarıyor ama Windows 10’da sorunlar bitmiyor, neden başıma dert alayım?” soruları sormasına neden oluyor.

Sosyal medyada bebek fotoğraflarına hapis cezası geliyor

0
İnternette çok yakında yeni bir tartışma başlayabilir. Fransız devleti, ebeveynlerin sosyal medyada sürekli bebekleriyle/çocuklarıyla çekilmiş fotoğrafların çocuk haklarına aykırı durumlar oluşturabileceği endişesiyle aileleri uyardı. Üstelik konu bu kadarla da sınırlı değil, Fransa sosyal medyadaki bu “bebeğimiz ve biz” temalı fotoğrafları yasaklayabilecek veya sınırlandırabilecek bri yasa üzerinde çalışıyor. Bu tartışma ilk başta kulağa bir şaka gibi yankıyor olabilir ama değil. Fransa, ailelerin çocuklarını “utandırıcı” durumlara sokabilen fotoğraflar yayınlamaları halinde, çocukların ileride bu fotoğraflardan şikayetçi olabileceğini ve anne/babaların hapis cezası alabileceği konusunda çok ciddi. Çocukların uygunsuz durumda (bebek beziyle, çıplak, komik pozlar verdirilmiş şekilde) resmedilmesinin sosyal medya ve internet çağında insanların ömür boyu peşini bırakmayacak izler olabileceği konusunda uyarıda bulunan devlet yetkilileri, bu tür fotoğrafların bazı hallede çok ileri düzeye gidebildiğini ve bazı anne babaların çocuklarıyla ileri derecede prodüksiyona varan teatral sahneler yarattıklarını ancak bu sahnelerde hem çocukların kabiliyetleri ve yetenekleri ötesinde roller yapmaya zorlandıkları için rahatsız olabilecekleri hem de ileride utanacakları karelerin ortaya çıkabileceği konusunda endişeliler. Fransa da hazırlanan yeni bir yasa, bu tür fotoğrafların ileride çocuk tarafından dava konusu yapılması halinde anne-babaların 45 bin euro’ya kadar ceza ödemesini öngörüyor. Ayrıca anne-babaların bazı şartlar altında hapis cezası alması da mümkün olacak. Bu yasanın yakın zamanda diğer ülkelerde de kabul görmesi ihtimal dahilinde görünüyor.

Google’ın o projesinde işler iyi gitmiyor!

0
Project Soli, Google’ın her türlü hareketi detaylıca tespit edebilen radar teknolojisini kullandığı bir kontrol arayüzü projesiydi. Soli sayesinde kullanıcılar parmaklarını havada sağa sola oynatarak televizyonun sesini açıp kapatabilecek veya farklı parmak hareketleri ile her türlü cihazı uzaktan kontrol edebilecekti. Ancak projenin başındaki isimlerden biri olan Regina Dugan’ın geçtiğimiz günlerde Google’dan istifa edip doğruca Facebook’a geçtiği anlaşıldı. Böylece Soli projesinde işlerin iyi gitmediği söylentileri de ayyuka çıktı. Ayrıca, Microsfot’un da Soli’ye benzer şekilde radar teknolojisini kullandığı bir kontrol mekanizması üzerinde çalıştığı haberinin yayılması, Google’ın projesinin artık rakipsiz olmadığını ispatlıyor. Dolayısıyla Google hem öncül olma avantajını kaybetmiş hem de projenin başındaki mühendisleri elinden kaçırmış görünüyor. Projeyi pratik kullanıma sokacak olan uygulamaların da henüz hazır olmadığı bilgisi de Google’da sızan detaylar arasında yer alıyor. Google’ın, uygulamaları geliştirmek için iş ilanları verdiği de dikkatlerden kaçmış değil. Öte yandan kullanılan teknoloji radar teknolojisi olduğu için Google’ın her ülkedeki telsiz ve radar otoritelerini ikna etmesi de büyük zaman alabilecek zira bu teknolojiyi kullanan cihazların diğer elektronik cihazlara zarar vermeyecek, elektronik haberleşme ve ulaşım sistemlerini (uçaklar) tehlikeye atmayacak şekilde tasarlandığından emin olunması çok vakit alacak.

Dropbox çalışanlarına tasarruf önlemlerini duyurdu

0
Silikon Vadisi’nde çok uzun ve zorlu bir kışın beklendiğini, rekabetin çok artacağını ve bazı firmaların iflas etmek zorunda kalacağını vurgulayan memoda, Dropbox’ı ayakta tutmak için bazı tasarruf tedbirlerine dikkat edilmesi gerektiği anlatıldı. Mart ayında gönderildiği anlaşılan Memo’da şirketin artık San Francisco içindeki ücretsiz shutlle servislerini kaldırıldığı duyurulurken, şirketin ücretsiz GYM ve çamaşır yıkama hizmetlerinin de son bulduğu açıklandı. Şirket ayrıca akşam yemeği saatini de akşam 7’ye iterek, sadece fazla mesaiye kalanların akşam yemeğinden faydalanmasını istedi. Ayrıca, daha önce şirketin restoranında ve kafesinde, çalışanların artık sadece ayda beş kişiyi misafir olarak ağırlayabileceği kuralı da konuldu. Daha önce çalışanlar sınırsız şekilde misafir ağırlayabiliyordu ve elbette misafirlerin yedikleri içtikleri için de ödeme alınmıyordu. Bu yeni önlemler çalışanların keyfini kaçırsa da Dropbox’ın karlılığında önemli bir artış bekleniyor. Önlemler sayesinde Dropbox’ın her yıl çalışan başına 25 bin dolar kara geçmesi bekleniyor. 1500 çalışana sahip şirketin böylece yılda fazladan 38 milyon dolar kar edeceği düşünülüyor. Daha önce musluklarından bal, çikolata ve soda akan lüks kampüsleriyle ünlü Silikon Vadisi’de tasarruf tedbirleri ile gündeme gelen ilk firma değil. Evernote, Jawbone ve Tango gibi değeri 1 milyar doların üzerinde diğer şirketler de karlılıklarını arttırmak için tasarrufa başladıklarını açıklamışlardı.

SAS ve Sabancı Üniversitesi’nden büyük veri analitiği işbirliği

Dünya analitik lideri SAS, tüm dünyada veri bilimi ve gelişmiş analitik alanlarındaki çalışmaları geliştirmek için üniversiteler ve büyük şirketlerle, SAS Global Akademik Programı bünyesinde projeler yürütüyor. SAS Türkiye de tüm dünyada 3000’den fazla üniversitenin faydalandığı SAS Global Akademik Programı dahilinde Sabancı Üniversitesi’nde yer alan ve Türkiye’nin ilk büyük veri laboratuvarı olma unvanına sahip olan “Büyük Veri Davranışsal Analiz ve Görselleştirme Laboratuavarı”nın analitik ortağı oldu. Düzenlenen imza töreninde açılış konuşmasını yapan Sabancı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. A. Nihat Berker, “Gelişen teknoloji ve internet ağları ile bilgiye ulaşmak daha kolay. Bu gelişmeler beraberinde verileri ve veri kaynaklarını da artırdı. Günümüzde ise önemli olan sadece veriye ulaşmak değil, verinin kolay, doğru kullanılması ve değerlendirilmesi. Üniversitemiz kuruluşundan beri iş dünyası ile birlikte proje yürütmeye ve işbirlikleri kurmaya büyük önem vermektedir. Sabancı Üniversitesi Büyük Veri Davranışsal Analiz ve Görselleştirme Laboratuvarı’nda dijital evrende asılı duran verileri biraraya getirip, bunları toplumsal anlamlandırıyoruz. Böylelikle iş dünyasının elindeki verileri iş dünyası için kullanılabilir ve anlamlı veriler haline getiriyoruz. SAS ile yaptığımız bu işbirliğinin büyük veri alanındaki çalışmalarımızı çok güçlendireceğine inanıyoruz.” ifadelerini kullandı. sabancı1 SAS Türkiye Genel Müdürü Hakan Erdemli de imza töreninde “Tüm dünyada 3000’den fazla üniversitede yürütülen SAS Global Akademik Programı’na Türkiye’de Sabancı Üniversitesi ile dahil olduk. Türkiye’nin ilk büyük veri laboratuvarının analitik ortağı olmak bizim için çok heyecan verici bir konu. Veri bilimi ve gelişmiş analitik alanlarında akademik dünyaya destek olduğumuz bu proje ile hem öğrencilerin iş dünyasına atılmadan önce bu vizyonu elde etmelerini, hem de iş dünyasının elindeki büyük verinin nasıl kullanılabilir ve anlamlı bir hale getirilebildiğini ortaya koyuyoruz.” şeklinde konuştu. Sabancı Üniversitesi ve MIT işbirliğiyle, Akbank’ın stratejik ve SAS’ın stratejik ortaklığında kısa bir süre önce kurulan Büyük Veri Davranışsal Analiz ve Görselleştirme Labouratuvarı’nda MIT Media Lab Human Dynamics Group öğretim üyeleri ve araştırmacıları ile birlikte yakın çalışarak araştırmalar yürütüyor. Sabancı Üniversitesi Büyük Veri Davranışsal Analiz ve Görselleştirme Laboratuvarı Direktörü Doç. Dr. Burçin Bozkaya “SAS Türkiye ve Sabancı Üniversitesi arasında imzalanan bu çok yönlü anlaşma hem araştırma hem de eğitim alanında işbirliği unsurları içermektedir. Araştırma alanında SAS Türkiye vereceği analitik yazılım desteği ile Davranış Analitiği ve Görselleştirme Lab’ımızda Büyük Veri analitiği proje çalışmalarına devam ederken, eğitim tarafında da SAS Türkiye’nin vereceği eğitim katkılarıyla açtığımız yeni İş Analitiği Master ve Doktora programlarımızda hem sektörün hem de akademik dünyanın beklentilerine göre yetişmiş mezunlar vermeyi hedefliyoruz. Bu nedenle bu işbirliğini çok önemsiyor, Türkiye için son derece verimli çıktılar üreteceğimizi öngörüyoruz.” şeklinde konuştu.

Facebook, gruplar için Discover özelliğini test ediyor

0
Facebook grupları, her tür konuda sayısız insanın deneyimlerini ve bilgilerini paylaştıkları önemli binr platform olarak kabul ediliyor. Hatta bazen işyerlerinde, farklı proje gruplarının kendi aralarındaki iletişimi ve proje takibini gerçekleştirmek için Facebook gruplarını kullanmaları da artık çok sıradan bir durum. Sosyal medya devi şimdi grupların etkisini daha da arttırmak için onların daha fazla bulunabilir olmasını istiyor. Bu amaçla geliştirdiği Discover isimli yeni araç da test aşamasına girdi. Yeni özellik, kullanıcının belirlediği özelliklere (coğrafi konum, konu, popülarite vs) göre Facebook’ta yer alan grupları tarıyor ve bulduklarını kullanıcıya listeliyor. Facebook grupları bulmakta yeterince olmazsa, kullanıcı belirlenen kriterlere göre sıralanmış gruplar arasında gezinerek kendi başına da arama yapabiliyor. Discover özelliği şimdilik herkese açık değil, sadece az sayıda kullanıcı tarafından test ediliyor. Sosyal medya servisi, test süreci bitip de aracın sağlıklı şekilde çalıştığını teyit etmesinin ardından tüm dünyadaki kullanıcılar Discover yeteneğini kullanmaya başlayabilecek.

Avnet’ten yeni Cisco HyperFlex Sistemleri çözümü

0
Dünyanın önde gelen teknoloji distribütörlerinden olan Avnet, Avrupa-Orta Doğu ve Afrika (EMEA) bölgesindeki iş ortaklarına yeni Cisco HyperFlex sistemlerini satan ilk distribütör olduğunu duyurdu. Cisco’nun sektör lideri UCS Sunucu platformu üzerine inşa edilen Cisco HyperFlex, Sunucu ile depolama ve ağ konularını birleştirerek veri merkezlerinde işletme uygulamaları kullanan müşteriler ve uzaktaki ofislerle şubeler için sadeleştirilmiş, kullanımı kolay bir platforma dönüştürüyor. Cisco’nun HyperFlex ürün portföyü 1 Mart 2016’da piyasaya sürülmüş ve Avnet’in iş ortaklarına network’den sunuculara ve depolamaya kadar uçtan uca yazılım tanımlı altyapı sunmasına olanak sağlamaktadır. Avnet Teknoloji Çözümleri, EMEA Ana Tedarikçiler ve Teknoloji Grupları Başkan Yardımcısı Marcus Adae, “EMEA bölgesindeki ortaklarımıza bu yenilikçi çözümü sunabildiğimiz için onların hiper-bütünleşik altyapıyı kullanabilmesini sağlıyoruz. Cisco farklı birleşmiş platformlarda çalışma tecrübesi sayesinde müşterilerin veri merkezi ihtiyaçlarını anlamak için farklı bir konuma sahiptir. HyperFlex portföyü müşterilerin en iyi gelecek nesil teknolojilere ulaşabilmesini sağlarken bir yandan da büyüyen depolama pazarındaki karışıklıkları sadeleştiriyor.” açıklamasını yaptı.

Çeviklik, verimlilik ve uyum

Cisco EMEAR Veri Merkezi & Sanallaştırmadan Sorumlu Direktörü Patrick Schmidt “Avnet’in birleştirilmiş çözümleri hızlı ve etkili bir şekilde pazara çıkarma konusunda ciddi bir tecrübesi var. İş ortaklarımıza Avnet’in uzman bütünleşik sistemler sistemler ekibi ve eğitim programlarını sunabilmeyi dört gözle bekliyoruz. HyperFlex müşteri sistemlerinde bilgisayar işlemleri, depolama ve networking konularını sadeleştirilmiş, kullanımı kolay bir platformda birleştirerek müşterilere yeni çeviklik, verimlilik ve uyum sağlama seviyeleri sunuyor.” sözleriyle görüşlerini açıkladı. Avnet ve Cisco EMEA bölgesinde altı yıldır iş birliği içinde çalışmakta ve en son bu işbirliği Türkiye’yi de kapsayacak şekilde genişletilmişti. Avnet, 2013 ve 2014 yılı Cisco Küresel Dağıtım Ortağı ve 2013, 2014 ve 2015 yılı EMEA bölgelerinde Cisco Yılın Veri Merkezi Distribütörü ödülleri de dahil olmak üzere, Cisco’nun veri merkezi işlerini büyütmesine katkılarından dolayı birçok ödül almıştır.

Apple, neden dev bir depo arıyor?

0
Apple’ın San Francisco’da 75 bin metrekarelik bir depolama alanı aradığının duyulması, büyük merak uyandırdı. Şirketin satın alma departmanının bölgedeki emlak danışmanlarından 75 bin metrekarelik bir depolama alanı bulmalarını istemeleri, Apple’ın çok büyük hacimli bir üretim yapacağının işareti olarak kabul ediliyor. Firmanın mevcut ürün yelpazesindeki telefon, saat, PC gibi ürünlerin üretimi için bu kadar büyük depoya ihtiyaç duyulmuyorken ayrıca bu ürünlerin Çin’de üretiliyor olduğunu da unutmamak gerekiyor. ABD’de gazetecilerin şirket içinden duyabildikleri söylentilere göre, Apple’ın depo aramasının sebebi, otomobil geliştirmeye başlayacak olması. Ancak resmi olarak böyle bir haberi kabul etmeyen Apple, konu hakkında yorum da yapmıyor. Apple, hiçbir şekilde akıllı otomobil üretimiyle ilgilendiğini veya bu teknolojileri geliştirmek üzere çalışma yaptığını kabul etmiyor. Ancak yıllar içinde şirketten sızan bilgilere göre, firma içinde çok gizli şekilde yürütülen Project Titan isimli projenin, akıllı otomobil geliştirme amacı taşıdığı anlaşıldı. Apple’ın kısa süre önce otomotiv endüstrisinde çalışmış mühendisleri ve uzmanları da işe almış olmasından dolayı, şimdi 75 bin metrekarelik bir fabrika/depo arıyor olması anlam kazanıyor. Yine şirket içinden sızan bilgilere göre, Project Titan için Apple’da çalışanların sayısı 600 kişiye ulaşmış durumda. Google’ın akıllı otomobil laboratuvarlarının 35 bin metrekare olduğu düşünülürse, Apple’n Google’ı yenebilmek için iki kat büyük düşündüğünü de söylemek mümkün.

Facebook yüz tanıma teknolojisi davalarından kurtulamıyor

0
Facebook’un yüz tanıma teknolojisi, arkadaşların birbirlerini fotoğraflarda taglemesi için kullanılan popüler bir araç. Bu araç sayesinde Facebook kullanıcıların fotoğraflarındaki diğer yüzleri de tanıyarak taglemek için teklifler sunuyor veya arkadaşlık teklifi göndermek için soru soruyor. Böylece kullanıcılar bir partide beraber eğlenip fotoğraf çektirdikleri ama kalabalık içinde isimlerini öğrenemedikleri arkadaşları Facebook’tan bulup arkadaş listelerine ekleyebiliyorlar. Ancak bu teknoloji Facebook’un canını çok yaktı ve yakmaya devam ediyor. Avrupa ve Kanada’da, mahremiyet yasalarına takılan bu teknolojiyi bu bölgelerde devre dışı bırakmak zorunda kalan Facebook şimdi de ABD Illinois’de 2008’de kabul edilen mahremiyet yasalarına aykırı olduğu gereçesiyle dava edildi. San Francisco Federal Mahkemesi’nde açılan davada, Facebook’un yasaları aykırı olarak kullanıcılarının biyometrik verilerini topladığı ve kullandığı iddiası yer alıyor. Yasaya göre, Facebook’un bu teknolojiyi kullanabilmesi için kullanıcılardan açık şekilde izin istemesi ve onay alması gerekiyor. Ancak Facebook servisi standart olarak açık şekilde sunuyor ve dileyen kullanıcılar bu özelliği kapatarak fotoğraflarının tanınmasını engelleyebiliyor. Mahkeme şimdi Facebook’un uygulamasının yasaya uygun olup olmadığına karar verecek ancak sosyal medya devinin büyük ihtimalle davayı kaybetmesi bekleniyor.