Ünlülerin fotoğraflarını çalan hacker’a hapis

0
2015 başında Hollywood ünlülerinin çıplak fotoğraflarını çalarak internette yayınlayan hacker yakalanarak mahkeme önüne çıkarıldı. Apple ve Google’dan gelmiş gibi görünen e-postalar hazırlayarak sayısız ünlüyü dolandıran ve bulut hesaplarına erişerek kullanıcıların çıplak ve özel fotoğraflarını ele geçiren Andrew Helton isimil hacker’a mahkeme 6 ay hapis cezası verdi. Davalının sadece ünlülere saldırmadığını, pishing email’leri ile iki yıldır sayısız kişiyi dolandırdığını vurgulayan savcı, Helton’un ele geçirdiği çıplak ve uygunsuz fotoğraf arşivini bilgisayarında tutmaya da devam ettiğinin altını çizdi. Helton, ünlü kişilere Apple veya Google’dan gelmiş gibi görünen emailler göndererek, email içindeki linklerden onları yine Apple veya Google sitesi görünümündeki sahte sitelere yönlendiriyor ve burada kullanıcıların hesap bilgilerini girmesini istiyordu. Hacker’ın avukatı müvekkilinin ruhsal sorunları olduğunu ve cezai ehliyeti bulunmadığını iddia ederek hapis cezası alamayacağını savundu. Savcı helton için 1 yıllık hapis cezası isterken mahkeme 6 aylık cezada hüküm kıldı.

Türkiye Bilişim Derneği’nden darbe dolandırıcıları uyarısı

0
Türkiye Bilişim Derneği (TBD), darbe girişimini kullanarak, halkı dolandırmaya ve kazanç sağlamaya çalışan sahtekârların, özellikle sosyal medya kullanıcılarını hedef aldığını vurgulayarak, uyarılarda bulundu. Sosyal medya hesaplarında son günlerde sıkça yapılan ‘Durum Çok Ciddi’, ‘Paylaşımlarınızla İlgili Ceza Gelebilir’ ya da ‘Sizin Profilinize Benzer İkinci Profil Oluşturuldu’ gibi paylaşımların gerçeği yansıtmadığına dikkat çeken TBD Başkanı İlker Tabak, dolandırıcıların, kullanıcıların bilgilerini ele geçirmek ve kullanıcıdan maddi kazanç sağlamak için böyle bir yola başvurduğunu söyledi. Dolandırıcılara karşı internet kullanıcılarını uyaran TBD Başkanı İlker Tabak, toplumsal panik dönemlerinde milli duygular da kullanılarak bu tür sahtekârlıklara daha sık başvurulduğunu kaydetti. “Son günlerde gelişen olaylar nedeniyle Facebook’u da göreve çağırdık” diyen Tabak, “Facebook bizim uyarılarımızı dikkate alarak Türkiye’deki Facebook kullanıcılarına yönelik paylaşım yayınladı. Facebook, kullanıcıları uyararak; ‘Facebook’taki güvenliğiniz ile ilgili olarak kopyalayıp yapıştırmanız istenen bir bildirim içeren paylaşımlar görmüş olabilirsiniz. Lütfen bu tip paylaşımlara itibar etmeyin. Facebook’ta paylaştığınız içerik ve bilgilerin ne şekilde paylaşıldığını gizlilik ayarlarınızdan, hesap güvenliğinizi de güvenlik ayarlarınızdan kontrol edip düzenleyebilirsiniz’ açıklamasında bulundu. Türkiye Bilişim Derneği bünyesinde faaliyet gösteren ‘Bilişim Elçileri’ grubumuz yıllardır bu şekilde gelen mesajların zararlarına vurgu yaparak, neler yapılması gerektiğiyle ilgili yazı ve görsel paylaşımlarda bulunuyor. TBD olarak halkımızı uyarıyoruz. Sosyal medyada bu tür sahtekarlıklara karşı dikkatli olun ve bu şekildeki paylaşımlardan kaçının. Toplumda infiale sebep olmamak ve kanunlar önünde suçlu duruma düşmemek için haber kaynaklarını doğru tespit edin. Bir kurumun ya da güvenilir bir kişinin adı kullanılıyorsa resmi internet sitesini kontrol edin” diye konuştu.

VİRÜSLÜ VİDEOLARA DİKKAT

15 Temmuz darbe girişimiyle başlayan süreçte de internet kullanıcılarının özellikle sosyal medyayı etkin olarak kullandığına dikkat çeken TBD Başkanı Tabak, olağanüstü dönemlerde kullanıcıların sosyal medya paylaşımlarında çok daha hassas olması gerektiğini kaydetti. 18 Temmuz 2016’da Facebook tarafından yayınlanan mesajı ve uyarıları hatırlatan Tabak, şöyle devam etti: “Facebook tarafından yapılan uyarıların dikkat alınması gerekir. Özellikle terör olayları sırasında asker, terörist veya siyasi kişilere yönelik virüslü videolar göndererek, bu videoların açılması durumunda cihazlarına casus programlar yükleyerek, o kişinin profilinden bağlı olduğu gruplara mesaj gönderiyor. Bu tip paylaşımlarda birçok durumda suç teşkil ediyor. O zaman kurbanın internet konusundaki bilgi düzeyi veri tabanından gelen kayıtlara bakılarak, hangi yöntemle ne şekilde dolandırılacağı konusunda bilgi edinip, eyleme geçiyorlar. Cihazlara yerleştirilen program parçacıklarıyla kişinin cihazında bulunan banka, tapu, resim, yazışma bilgilerini alabiliyorlar. Onları kullanarak alım satım yapabiliyorlar veya silebiliyorlar. Hatta şantaja yönelik kullanabiliyorlar. Ayrıca dinleme programları, klavye ve ekran görüntülerini kayıt eden programlar, kamera kayıt programları gibi birçok program yükleyebiliyorlar. Bu tip programlarla bankacılık uygulamalarında şifrenizi elde edebiliyorlar. Sosyal ağ ve e-posta şifrelerinizi öğrenip birçok işlem yapabiliyorlar. Örneğin, e-posta ile e-devlet uygulamalarınıza girilebilir, banka hesaplarınıza ulaşılabilir, sizin adınıza gelen e-postalara cevap verilebilir. Yine sosyal ağ dolandırıcılığından en yaygın olanlardan biri de kullanıcıların şifrelerini elde edip, onların kimlerle ne şekilde yazıştığını görüp, onlarla sanki siz yazışıyorsunuz gibi, bahis oyunları, hediye kuponları, para yardımı, hatta yakınlarında olduklarını belirterek, evlerinden sokağa ve yakındaki parklara çağırabiliyorlar. Bu yöntem çocuk kaçırma eylemlerinde de kullanılabiliyor.

BANKADAN GELMİŞ GİBİ GÖZÜKEN E-POSTALARI AÇMAYIN

Çalınan bilgileri, oltalama denilen dolandırıcılık yönteminde kullanabiliyorlar. Örneğin, banka bilgilerinizin güncellenmesini isteyen bir e-posta gönderiyorlar, e-postadaki bir sayfa bağlantısına bastığınızda size, banka ekranına benzeyen bir siteye yönlendiriyorlar. Siz, banka hesap bilgilerinizi ve şifrenizi girdikten sonra site arıza veriyor ve kesiliyor. Sizde, sitede arıza olduğunu veya internet hattının kesildiğini düşünüyorsunuz. Ancak, onlar o zamana kadar sizin hesap bilgilerinizi ele geçirip, hesabınızı tamamen boşaltıp veya kredi kart limitinizi tamamen harcıyorlar. İnternet ve sosyal medya kullanıcılarının bu tehlikeleri bilmesi ve buna göre kendilerini koruma altına alması gerekir.”

ÖNLEM ALMAYI İHMAL ETMEYİN

TBD’den yapılan açıklamada internet dolandırıcılığına ilişkin alınacak önlemler ise şöyle sıralandı:
  • Sosyal ağlardaki duvara yapıştırılan mesajlara, çok güvenilen kurum ve kişiden gelse bile kesinlikle itibar etmeyin. Karşılaştığı bu tür mesajı paylaşmadan önce bir iki saat hatta bir gün kendine zaman tanıyın.
  • Arkadaş olarak eklediğiniz kişilerin gerçek kişiler olduğuna kanaat getirmeseniz engelleyin ya da arkadaş listenizden çıkarın.
  • Mesajla gelen “Hediye kazandınız, hediyenizi almak için şu numarayı arayınız” gibi numaraları aramayın. Bu numaralar, yerel telefon görünümüne saklanarak başka yüksek ücretli servislere yönlendirip, size yüksek ücretli faturalar ödetebilir.
  • Banka, kargo bilgilerini güncelleme talebinde bulunan mesajlara kesinlikle itibar etmeyin.
  • Profilime kim baktı, kime benziyorsunuz gibi mesajlara inanmayın.
  • Mutlaka kullandığınız sosyal ağın gizlilik kurallarını öğrenin.
  • Sosyal ağ ve e-posta bilgilerinizi iki aşamalı kimlik doğrulamalı biçimde, telefondan doğrulama kodu gönderilecek şekilde kullanın.
  • Antivirüs ve casus programlara karşı koruma yazılımı kullanın.
  • Güvenliğinden emin olmadığınız sitelerden alışveriş yapmayın ve kişisel bilgilerinizi siteye girmeyin.
  • İnternete bağlı her türlü cihazın güvenliğini sorgulayın!

Vodafone’dan yatırım kararlılığı mesajı

0
Vodafone, Türkiye’nin Dijital Dönüşümüne odaklı stratejik yatırım programıyla 2016-17 mali yılının ilk çeyreğinde de istikrarlı büyümesini sürdürdü. 27 çeyrektir kesintisiz çift haneli büyüyen Vodafone Türkiye’nin servis gelirleri, gerçekleştirdiği 4.5G yatırımları ile geçen yılın aynı dönemine göre %19,5 artış ile 1,9 milyar TL’ye yükseldi.

Vittorio Colao: Türkiye pazarına güven ve bağlılığımızı sürdürüyoruz

Şirketin finansal sonuçlarına dair yaptığı açıklamada Türkiye yatırımlarının ve ülke ekonomisine duydukları güvenin devam ettiği mesajını veren Vodafone Grubu Dünya CEO’su Vittorio Colao şöyle konuştu: “Türkiye’nin demokratik kurumlarına yapılan dehşet verici saldırıları kınıyor, hayatını kaybeden masumların yakınlarına başsağlığı diliyoruz. Belirtmek isteriz ki; Vodafone Grubu, Türkiye’nin uzun soluklu bir yatırımcısıdır ve Türkiye’deki faaliyetleri ile gurur duymaktadır. Türkiye’nin ikinci en büyük uluslararası doğrudan yatırımcısı olarak, yatırımlarımıza uzun yıllar devam ederek Türkiye’ye olan desteğimizi sürdüreceğimizi bir kez daha vurgulamak isteriz.” 2016-17 mali yılı birinci çeyrek performansını değerlendiren Vodafone Türkiye CEO’su Gökhan Öğüt ise şöyle konuştu: “Vodafone Türkiye olarak, 15 Temmuz akşamı ülkemizin demokratik kurumlarına ve demokrasisine yapılan saldırıları şiddetle kınıyor; saldırılarda hayatını kaybeden masumlara Allah’tan rahmet, yakınlarına ve halkımıza başsağlığı diliyoruz. Olaylar boyunca kesintisiz hizmet vererek, abonelerimizin acil iletişim ihtiyaçlarına destek olmak için ücretsiz data ve konuşma verdik. Türkiye bizim için önemli ve hızlı büyüyen bir pazar. Türkiye pazarına güven ve bağlılığımız sürüyor. Ülkemizin dijital geleceğine öncülük etme hedefimizle yatırımlarımıza aynı hız ve kararlılıkla devam edeceğiz. 2016-17 mali yılının ilk çeyreği; bireylerden kurumlara, sosyal hayattan ekonomik yaşama kadar Türkiye’nin uçtan uca dijital kalkınması hedefiyle ilan ettiğimiz Dijital Dönüşüm Hareketi’nin istikrarlı büyümemize katkı sağladığı bir dönem oldu. Bu çeyrekte özellikle 4.5G alanında attığımız adımların şirketimizi büyüttüğünü gördük. Hizmet verdiği ülke sayısı açısından dünyanın en geniş 4.5G ağına sahip operatörü olarak, bu teknolojiyi Türkiye’nin en ücra köşesine kadar götürme hedefimiz doğrultusunda başlattığımız ‘4bucakG’ stratejimizi bu çeyrekte başarı ile hayata geçirdik. Bugün 81 ilde 7 bini aşkın çekim noktası ile 1 Nisan’daki 4.5G lansmanımızda taahhüt ettiğimiz şekilde ‘Türkiye’de en geniş kapsamaya sahip operatör’ olduk. Vodafone Türkiye olarak, mobil hizmetlerde hayata geçirdiğimiz 4.5G ve büyük bir heyecanla çalışmalarını yürüttüğümüz 5G ile, sabit hizmetler alanında binalara ve evlere kadar giden fiber teknoloji hizmetleri ile ülkemizin bir Gigabit Toplumu’na dönüşeceğine inanıyoruz. Bu doğrultuda, Vodafone Türkiye olarak, dünyadaki son genişbant teknolojilerini ülkemize getirerek tüketicilerimiz için yatırımlarımıza son hız devam edeceğiz.” 22,4 milyon abone 2016-17 mali yılı ilk çeyrek sonuçlarını açıklayan Vodafone Türkiye’nin toplam abone sayısı, geçen yılın aynı dönemine göre 1,3 milyon net abone artışı ile 22,4 milyona yükseldi. Şirketin faturalı abone sayısı 10,2 milyona çıkarak toplam abone bazının %45,5’ine ulaştı. Vodafone Türkiye’nin büyümesinde 1 Nisan 2016’da lanse edilen 4.5G etkili oldu. Şirket veri gelirlerini geçen yılın aynı dönemine göre %65 artırırken, abonelerinin toplam veri kullanımı geçen yılın aynı dönemine göre %120 artışla 78 bin terabayt’a yükseldi. Vodafone Türkiye’nin bu çeyrekte akıllı cihaz penetrasyonu geçen yılın aynı dönemine göre 15 puan artışla %65’e ulaştı. Kurumsal segment gelirlerinde %28 büyüme Türkiye’de işletmelerin dijital haritasını çıkarmak ve ihtiyaçlarını belirlemek amacıyla Yarına Hazırım Platformu’nu hayata geçiren şirket, kurumsal alanda istikrarlı büyümesini sürdürdü. Vodafone Türkiye, kurumsal segment toplam gelirlerini 2016-17 mali yılının ilk çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine göre %28 artırdı. Sabit hizmetler gelirlerinde %69 artış “Vodafone SüperNet Telefonsuz ADSL” hizmetini lanse eden Vodafone Türkiye’nin sabit genişbantta hızlı büyümesi ise devam etti. Son bir senede 281 bin net abone artışı ile sabit genişbant abone sayısı geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık üç katına çıkarak 424 bine ulaştı. Şirketin sabit hizmetlerden elde ettiği servis gelirleri ise geçen yılın aynı çeyreğine göre %69 arttı.

IBM’in The Weather Company alımının perde arkası

Konuk yazarımız Murat Bayraktar tarafından kaleme alınan bu makale ilk olarak TechInside dergisi Haziran sayısında yer almıştır. Geçen hafta yaptığımız keyifli bir sohbet sırasında tartıştığımız bir konu, benim en sevdiğim TV kanalı The Weather Channel ile ilgili olunca, bu ayın konusu belli oldu. Penta Teknoloji Kurumsal Çözümler Satış ve Pazarlama Direktörü Necmi Ön bey ile yaptığımız bir sohbette bu konu gündeme geldi, izni ile bu konuyu kaleme alıyorum. The Weather Channel, benim aktif Microsoft sunucu çözümleri danışmanı olarak çalıştığım 1995-2008 yılları arasında teknolojiyi yakından öğrenmek için yaptığım yirmiden çok Seattle ziyaretimde otel odamda her zaman açık olan tek kanal oldu. Hatta 2000 öncesi yıllarda yaptığım nerede ise tüm ziyaretlerde – ABD’de doktora yapan bir arkadaşımın da tavsiyesi ile – Amerika’da her TV kanalında bulunun altyazı özelliğini aktif ederek, İngilizce öğrenmemde bu kanalın direkt etkisi oldu bile diyebilirim. Şakası bir yana, Weather Channel’in, nerede ise 15 dakikalık periyotlarda güncellenen, tüm ülkeyi kapsayacak şekilde sokak sokak detaylı hava tahmini yapması, beni her zaman çok etkiledi. Bu hizmetin arkasında yatan meteoroloji biliminin yanı sıra, kanalın veri işleme, veri analizi ve raporlama teknoloji altyapısının gerçek güç olduğunu bilmem de hayranlığımın ilk nedeni oldu. Geçenlerde sektör basınında ve bloglarda da yer alan bu satınalma, yazımın giriş bölümü olan The Weather Channel’ı kapsamıyor. Aslında firmanın TV kanalı hariç nerede ise herşeyin IBM tarafından satın alındığını söyleyebiliriz. TV kanalı da, muhtemelen IBM Watson’a entegre edilecek Weather Company bilişim sistemleri, web siteleri ve analitik hizmetlerinin bundan sonraki uzun yıllar boyunca müşterisi olacaktır. Günümüzde neredeyse her bilişim üreticisinin Big Data, İş Analitiği, IoT gibi popüler terimleri, yeni üretecekleri ürünlerin yapı taşı yapmaya başladığı bu günlerde, IBM’in bu satınalması tam isabet gibi duruyor. Hava durumu tahmini için üretilecek, saklanacak ve işlenecek veri miktarını düşününce “Büyük veri bu değil de ne?” diyeceği geliyor insanın. Nesnelerin İnterneti olanca hızı ile geliyor. IBM’in tüm kullandığımız nesnelere hava durumu tahminini servis ettiği günleri hayal edin. Bu teknoloji ile geliştirilecek çözümler ve pazarlama hareketlerinin ucu bucağı yok gibi duruyor. Yakın gelecekte, popüler taksi uygulamanızdan bulunduğunuz lokasyona bir taksi çağırdığınızı hayal edin. Akıllı telefonunuzun lokalizasyon bilgisinden hala evde olduğunuzu anlayan akıllı ceketiniz, “Şu anda dışarıda hava iyi ama yarım saat sonra yağmur başlayacak, buna göre şemsiyenizi alsanız iyi olur” diye bir uyarıyı, buzdolabınızın üstündeki akıllı ekrana ve saatinize gönderirse şaşırmayın derim. Ne dersiniz, sevgili dostumuz Watson, Jeopardy (Bizdeki adı ile Riziko) şampiyonu ve her türlü ürün ile yemek yapabilen süper bir şef görevlerini yerine getirdikten sonra, şimdi de Weather Company ile hava durumu sunucusu mu oluyor acaba?

Apple’dan Pokemon Go açıklaması

0
Mobil dünyanın yeni çılgınlığı haline gelen Pokemon Go furyasıyla ilgili şaşırtıcı istatistikler adeta yağmur olup yağıyor. Son açıklama ise Apple’dan geldi: Tech Insider’a konuşan şirket yetkilileri, Pokemon Go’nun ilk hafta indirme rekorunu kırdığını duyurdu. Mobil uygulama mağazası kavramını hayatımıza kazandıran App Store, iPhone uygulamalarını sergilemeye başlayalı yaklaşık sekiz yıl oldu. Bu uzun süre boyunca hiçbir oyun veya uygulama, yayınlandığı ilk haftada Pokemon Go kadar indirilmedi. Üstelik oyun ilk haftada sadece ABD, Avustralya ve Yeni Zelanda bölgelerinde yayındaydı. Dünyanın geri kalanı bu oyunu kendi ülkelerinde resmi yollarla indiremedi. Buna karşın Niantic’in artırılmış gerçeklik (AR) teknolojisini Pokémon evreniyle birleştiren yapım, bir kuşağı nostalji bombardımanına tutarak, tüm zamanların ilk haftada en çok indirilen uygulaması olmayı başardı. Apple bahsi geçen rekorun haricinde herhangi bir detay vermedi. Örneğin Pokemon Go’nun yapımcısına ne kazandırdığını halen bilmiyoruz. Dahası, App Store üzerinden uygulamayı edinen iPhone kullanıcıları, toplam Pokemon avcılarının oldukça küçük bir bölümünü oluşturuyor. Android tarafında çok daha kalabalık bir kitle mevcut. Google Play tarafında açıklanacak bir rekor kimseyi şaşırtmayacak olsa da, Apple’ın üçüncü parti bir uygulama için açıklama yapması dikkat çekiyor.

İnternetin yarısı Instagram kullanıyor

0
Instagram hakkında son dönemde gözden düştüğü, popülaritesini kaybettiği, Snapchat karşısında pasif kaldığı gibi pek çok söylem duyduk. Hatta iş, bazı yayınlarda Facebook’un bu şirketi milyarlarca dolara satın alarak “kazıklandığını” ima etmeye kadar gitti. Oysa gelir modeli bir yana, sahip olduğu kullanıcı kitlesi bile Instagram’ı sosyal medyanın kare ası içine dahil etmeye yetecek düzeyde. Global Web Index’in yaptığı araştırma, fotoğraf paylaşım ağının kullanıcı kitlesi açısından önemli bir kilometre taşını geride bıraktığını gösteriyor. Bu istatistiğe göre Çin’i hariç tutarsak, fotoğraf paylaşım ağı sadece bir çeyrekte yakaladığı muazzam ivme ile kullanıcı kitlesini tüm internetin yarısını kapsayacak şekilde büyüttü. Yılın ilk aylarından bu yana kullanıcı tabanı hızla genişleyen Instagram, Çin hariç dünya genelinde internet kullanıcıları arasında yayılımını 2015 son çeyreğe göre yüzde 10 artırdı.

Instagram kullanıcı kitlesini ikiye katladı

Sadece üç yıl geriye gittiğimizde ise, tüm internetin henüz beşte bir oranında bile Instagram ile tanışmadığını görüyoruz: 2013 ikinci çeyreğinde Instagram’in internet kullanıcıları arasında payı yüzde 17 seviyesindeydi. Yılın ilk aylarında değişen logo, fotoğraf paylaşım ağının popülaritesine olumlu etki yapmış görünüyor. Instagram kullanıcı kitlesi Elbette şirketin son dönemde attığı tek önemli adım logoyu değiştirmekle sınırlı değil; son birkaç ay içinde kapsamlı bir tasarım değişikliği yaptı, bilgisayarlardan girilen web arayüzünü canlandırdı, fotoğraf akışını tıpkı Facebook gibi bir algoritmaya bağladı ve hatta mobil cihazlarda birden fazla hesapla giriş yapma imkanı tanımaya başladı. Hızla artan kullanıcı kitlesi, bu adımların hedefi tam isabetle vurduğunu gösteriyor. Dileriz bir sonraki atılım, web tarayıcısı üzerinden fotoğraf yükleme desteği olur. Bilgisayarlardan fotoğraf yükleyebilir hale geldiğimizde, sosyal ağın daha da genişleyeceğini öngörmek zor değil.

Verizon Yahoo’yu satın mı alıyor?

1
Yahoo’dan, şirketin satışıyla ilgili gelişmeler sızmaya devam ediyor. Teknoloji ve medya sektöründeki büyük firmalardan teklifleri toplayan internet devinin şimdi ABD’li GSM operatörü Verizon ile yüz yüze görüşmeye karar verdiği dile getiriliyor. Verizon’un teklifi ise 5 milyar dolar. Yine sızan bilgilere göre, iki şirketin görüşmesiyle küçük pürüzlerin giderileceği ve satışın birkaç gün içinde ilan edileceği vurgulanıyor. Verizon’un 5 milyar dolarlık teklifi, internet devinin patentlerini içermiyor, sadece AOL’un kullanabileceği varlıkları kapsıyor. Bu da, arama motoru, haber kanalları, Tumblr, Flickr gibi servisleri içeriyor. Aynı zamanda Yahoo’nun taşınmaz mal varlıkları da bu 5 milyar dolarlık teklifin içinde bulunuyor. CEO Marrisa Mayer ise hafta başında ikinci çeyrek raporunu açıklarken yaptığı konuşmada, veda eder gibi ifadeler kullanmış ve bu detay medyanın gözünden kaçmamıştı. Dolayısıyla, satışın gerçekleşmesinden sonra Mayer’ın görevinden ayrılma ihtimali de yüksek görülüyor.

Samsung ve Huawei savaşında kılıçlar çekildi!

0
Çinli Huawei’nin, Koreli Samsung’u, Huawei’ye ait 4G patentleri konusunda dava etmesinin ardından şimdi de Samsung benzer bir patent davası açmaya hazırlanıyor. Samsung, ona ait patentlerin Huawei tarafından izinsiz kullanıldığı gerekçesiyle Çin’de dava açıyor. Samsung’un dava açmak için kendi ana vatanı Güney Kore’yi değil de Çin’i tercih etmesi, iddialarının çok güçlü olduğuna dair bir gövde gösterisi olarak kabul ediliyor. Bu hamle ile birlikte, Samsung ve Huawei arasında, tüm dünyaya yayılacak büyük bir soğuk savaş da resmen başlamış bulunuyor. Huawei, kendi açtığı davada Samsung’tan para talebinde bulunmamış, bunun yerine Samsung’un bazı patentlerini ücretsiz olarak kullanma hakkı istemişti. Samsung’un davası hakkında henüz detaylar ortaya çıkmış değil ama Güney Koreli şirketin de benzer bir talepte bulunacağı düşünülüyor. İşin bir diğer ayağı ise, bu patent savaşlarının iki şirket için de reklam imkanı yaratması. Apple’ın Samsung’a açtığı ve yıllarca devam eden patent davaları Samsung’un işine yaramış ve çoğu kullanıcının gözünde, Samsung’un Apple’ın iPhone’ları ayarında telefonlar ürettiği algısı oluşmuştu. Şimdi Huawei’nin de kendini Samsung’la yanyana konumlandırarak dünyaya açılan telefonlarına avantaj kazandırmaya çalıştığı düşünülüyor.  

Intel, 2. çeyrek raporunu açıkladı

0
İşlemci üreticisi Intel, 2016’nın ikinci çeyreğine dair finansal raporlarını açıkladı. Şirketin rakamlarında, geçen yıla göre önemli düşüşler yaşandığı dikkatlerden kaçmadı. 13,5 milyar dolar gelir açıklayan şirketin karı ise 1,3 milyar dolar oldu ve hisse başına getirisi 0,27 dolar oldu. Geçen yıl aynı dönemde ise 2,9 milyar dolar kar açıklamış şirketin hisse başına getirisi de 0,55 dolardı. Dolayısıyla, bir sene içinde kazancında yarıya yakın kayıp gösteren Intel’in, geçtiğimiz sene boyunca farklı yatırım alanlarına girme çabası da böylece anlam kazanıyor. Özellikle mobil sektörde aradığını bulamayan Intel, yine de Apple ile yaptığı işbirliği çerçevesinde bu sene iPhone 7’lere modem işlemcileri sağlayacağı için sene sonunda daha fazla kazanç sağlayabilir. Sonraki seneler için de Apple ile işbirliğinin büyümesi ve daha fazla iPhone parçasını Intel’in üretme ihtimali bulunuyor. Öte yandan Japon yatırım bankası Softbank’ın IoT pazarında güç kazanmak için İngiliz işlemci tasarımcısı ARM’ı 32 milyar dolara satın alması, IoT alanında iddialı olan Intel’in güçlü bir rekabetle karşılaşacağını gösteriyor. İşlemci üreticisi de bu rekabete hazırlamak için kısa süre içinde iş gücünün %10’u anlamına gelen 12 bin kişiyi işten çıkararak, yıllık 1,2 milyar dolarlık ek tasarruf sağlamayı planlıyor. Ayrıca işlemci devinin dijital güvenlik birimi McAfee’yi de satma ihtimali bulunuyor ancak henüz yeterince büyük teklif veren bir firma çıkmış değil. McAfee’nin satılması halinde de şirketin kasasına önemli bir nakit girişi olacak.  

Altı kişiden sadece biri ödeme yapıyor

0
Mobil oyun dünyası doygunluğa ulaştı derken ortaya Pokemon Go çıktı. Akıllı telefonlarda ve tabletlerde oynanan, mobil uygulama mağazalarından indirilen çeşitli mobil oyun türlerinin bir kısmı ilk indirme aşamasında ücret talep ederken, bazılarını bedava indirip oynamak mümkün oluyor. “Freemium” adını taşıyan, oynaması ücretsiz olarak da bilinen bu tür mobil oyunlarda kullanıcılar hiçbir bedel ödemeksizin oyuna devam etme hakkına sahip. Ancak çeşitli engelleri aşmak, ekstra hak kazanmak veya rakibe üstünlük sağlamak amacıyla sunulan bazı ücretli teklifler bu tür yapımları geliştiren şirketlerin gelir kaynağı haline geliyor. İşe psikolojik açıdan yaklaşınca, oyuncuların hiç tecrübe etmedikleri bir ürüne para ödemek yerine, ücretsiz indirip denediği ve gerçekten ilerlemek için ihtiyaç duyduğu bir noktada ödeme yapmalarını beklemek kulağa mantıklı geliyor. Ne var ki Global Web Index tarafından yayınlanan raporda, bu şekilde ödeme yapan kitlenin çok az bir orana sahip olduğu ortaya çıkıyor.

Mobil oyun oynuyoruz, ödeme yapmıyoruz

Pokemon Go furyasıyla birlikte mobil oyun alemine yeniden mercek tutan GWI, internet kullanıcılarının yüzde 60 oranında akıllı telefonlarında oyun oynadığı sonucuna ulaşmış. Buna karşın son bir ayda herhangi bir mobil oyun için para ödeyenlerin oranı yüzde 15 ile sınırlı kalıyor. Diğer bir deyişle, yaklaşık altı kişiden sadece biri oynadığı mobil oyunlara ücret ödemiş durumda. Üstelik bu oran, freemium modelinde daha da düşüyor. Ücretsiz indirdiği oyun için uygulama içi satın almalar yoluyla ödeme yapanlar sadece yüzde 10’dan ibaret. Yaş dağılımına bakıldığında, online yetişkinlerin mobil oyun içeriği için diğer kitlelere göre 2 kat daha fazla ödemeye yatkın olduğu gözleniyor. 25-34 yaş aralığını oluşturan bu grup, mobil oyun geliştiricilerin öncelikli olarak odaklanması gereken hedef kitleyi oluşturuyor. Uygulama içi ödemelerin bu kadar düşük oranlarda seyretmesi, mobil oyunlarda reklam destekli veya sponsorlu uygulamaların öne çıkmasına neden oluyor. Bunun sonucu olarak ücretsiz oynamaya devam etmek isteyen kullanıcılar, daha fazla reklam videosu izliyor, mobil internet kotasını daha hızlı tüketiyor ve telefonunun pil ömrü kısalıyor. Diğer bir deyişle, freemium iş modeli mobil geliştiricilere değil, GSM operatörlerine ve taşınabilir güç ünitesi satıcılara yarıyor.

Şirketlerin muhasebesi bulutla kolaylaşıyor

0
Şirket içinde bir muhasebeci istihdam etmek, pek çok KOBİ’nin altından kalkabileceği bir mali yük değil. Hal böyle olunca, pek çok işletmecinin kendi finans süreçlerini takip etmesi gerekiyor. Geleneksel olarak ön muhasebe tutmak için defter, Excel ya da masa üstü programlar kullanılıyor. Bunların içinde en gelenekseli tabii ki defter. Ön muhasebesini defter veya Excel’le tutmaya çalışan firmalar için, ön muhasebenin operasyonel yükü hem zaman hem de efor sarfiyatına neden oluyor. Üstüne üstlük hesaplar sıklıkla şaşıyor, hataların bulunması ve düzeltilmesi gerekiyor. Bu kimi zaman yapılıyor kimi zaman da yapılamıyor. Masaüstü programlar kullanılmaya çalışıldığında ise işler zorlaşıyor. Çünkü bu programların çoğunu kullanabilmek uzmanlık gerektiriyor. Dolayısıyla masaüstü programlar hem zaman hem efor gerektiren, küçük işletmeler için kullanımı zor çözümler. Web tabanlı ön muhasebe programlarını diğer çözümlerden farklı kılan kolaylıklar şunlar:

1. Programı Kullanmaya Başlamak Çok Kolay!

Masaüstü programları kullanmak için özel donanım, yazılım ve kurulum gerekir. Fakat web tabanlı ön muhasebe programını kullanmaya başlamanız içinse sadece e-posta ve parolanızı girerek üyelik hesabı oluşturmanız yeterli oluyor.

2. Eğitim Almanıza Gerek Yok!

İnternet kullanan herkes web tabanlı ön muhasebe programlarını kullanabilir. Uzmanlık gerektiren teknik terimler kullanılmaması çok büyük bir avantaj.

3. Formüllerle, Tablolarla Uğraşmanıza Gerek Yok!

Web tabanlı programlar excel tablolarını kullanmaktan çok daha kolay ve üstelik otomatik. Formül yok, bağlantı yok, dosya bozuldu, bilgisayar çöktü gibi sıkıntılar yok. Sadece, verilerinizi girip, kaydetmeniz yeterli.

4. İstediğiniz An İnternet Olan Her Yerden Ulaşın!

Web tabanlı programların herhangi bir cihaza kurulması gerekmez. İster gece uykunuz kaçtığında evinizde cep telefonunuzdan ister bir fuarda dizüstü bilgisayarınızdan, ister şantiyenizden programa ulaşabilirsiniz. Cihaz ve işletim sistemi fark etmeksizin çalışabilirsiniz.

5. Ekip Arkadaşlarınız da Kullanabilir

Ortaklarınız, çalışanlarınız, muhasebeciniz, istediğiniz herkesi kullanıcı olarak tanımlayabilirsiniz. Bu kişilerin her birine istediğiniz düzeyde yetkilendirme verebilirsiniz. Üstelik sizden bunun için hiçbir ek ücret talep edilmez. Böylece bu kişiler sadece kendilerine verilen yetki seviyesine göre ilgili bölümlere ulaşabilir, görüntüleyebilir ya da veri girişi yapabilirler.

6. Tahsilat veya Ödemelerin Gözünüzden Kaçma Riski Yok!

Tahsilatların gecikmesi durumunda faturanızı müşterinizle paylaşarak, müşterinize hatırlatma yapabilirsiniz. Faturalarda hata olduğunda veya müşterinizle anlaşamadığınız bir nokta varsa müşterinizle mesajlaşarak belki de telefon bile etmenize gerek kalmadan sorunu çözebilirsiniz. Web tabanlı programlar, tahsilat ve ödeme haftalarında hatırlatma mailleri gönderebilir. Siz de tahsilat ve ödemelerinizi başka yollarla hatırlamaya çalışmaktan kurtulmuş oluyorsunuz.

7. Cari hesaplarınızı tek bakışta takip edebilirsiniz!

Fatura, tahsilat ve ödemeler kaydedildikçe cari hesaplarınız otomatik olarak güncelleniyor. Müşteri ve tedarikçi hesaplarınıza ait gerçekleşmiş, gecikmiş ve gelecek tüm tahsilat ve ödemelerinizi anında görüntüleyebilirsiniz.

8. Raporlar Program Tarafından Otomatik Oluşturulur!

Web tabanlı ön muhasebe programlarından biri olan Paraşüt’te her şey sizin faturalarınızı oluşturmanızla ilişkilidir. Faturalarınızı oluşturup, tahsilat ve ödeme tarihlerini belirlemeniz yeterli. Programda raporlarınız otomatik oluşur. Siz de istediğiniz an raporlarınıza ulaşabilirsiniz.

PayPal, Visa ile ortak oluyor

0
İkinci çeyrek raporlarını açıklayan şirketlerden PayPal, online ödeme sektöründeki gücünü bir kez daha gösterdi. Hisse başına 36 cent kazanç açıklayan ve gelirlerinde %15 artış yaşan PayPal, 2,65 milyar dolarlık gelirleriyle göz doldurdu. Türkiye’den çıkmak zorunda kalan online ödeme servisi, ikinci çeyrek raporunun ardından ise Visa ile ortaklık kuracağını açıkladı. Ortaklığın detayları henüz belli değil ancak Visa müşeterilerinin online hesaplarına erişimi ve fiziksel alışverişlerde online ödeme servisindeki parayı doğrudan kullanabilmek gibi seçeneklerin mümkün olması bekleniyor. Visa ortaklığı ile birlikte PayPal’ın gelirlerinde çok büyük bir sıçrayış da bekleniyor. Sadece online alışveriş ve para transferleri hizmetleri ile dahi büyük bir gelir yaratabilen ödeme servisinin, Visa ortaklığı ile geliştireceği yeni ürünler sayesinde kazançlarını katlaması mümkün görünüyor. Bu beklenti aynı zamanda şirketin borsadaki hisselerinin de kısa süre içinde çok hızlı yükselebileceği öngörüsünün dile getirilmesine neden oluyor.

Jeff Bezos, Warren Buffett’i geçti

0
E-ticaret devi Amazon’un CEO’su Jeff Bezos’un toplam değeri 65,05 milyar dolara ulaşarak, Warren Buffett’i 35 milyon dolar geçti. Böylece Bezos dünyanın en zengin üçüncü insanı konumuna yükseldi. Bezos’un önünde şu anda sadece iki kişi var. Zara’nın sahibi İspanyol iş adamı Amancio Ortega ve Microsoft’un kurucusu Bill Gates. Amazon’un hızlı büyümesi devam ederse Bezos’un bu iki kişiyi de kısa sürede geçerek dünyanın en zengin insanı olmasına kesin gözüyle bakılıyor. Bezos’un toplam değerinin önemli kısmı Amazon hisse senetlerinin değerinden kaynaklanıyor. Bezos gibi, şirketi Amazon da dünyadaki en değerli şirketlerin başında geliyor. ABD’de beşinci en değerli şirket olan Amazon’un önünde ise Apple, Alphabet(Google), Microsoft ve ExxonMobil bulunuyor. Önümüzdeki hafta, 2. çeyrek raporlarını açıklayacak olan Amazon’un yine yükselmesi beklenen hisse senetleri sayesinde, Bezos’un toplam değerinin daha da artacağı düşünülüyor.

Torrent baskınında Facebook ve Apple parmağı

0
Dünyanın en büyük Torrent sitesi KickassTorrents’ı yöneten ve iddia edildiğine göre, milyar doların üzerinde telif hakkı ihlaline neden olan 30 yaşındaki site yöneticisi Ukraynalı Artem Vaulin’in yakalanmasında, Facebook ve Apple’ın kullanıldığı da ortaya çıktı. FBI desteği ile yürütülen soruşturma sonunda Polanya’da tutuklanan ve telif hakkı ihlali ile para aklama nedeniyle suçlanan Artem Vaulin yüz milyonlarca film, dizi, oyun, şarkı ve yazılımın korsan kopyasını yaymakla suçlanıyor. Artem’in ihlal ettiği telif hakkı boyutunun 1 milyar doların üzerinde olduğu vurgulanıyor ve ABD yetkilileri şimdi Artem’i Polonya güvenliğinden teslim almaya hazırlanıyor. KickassTorrents şu anda dünyanın en çok ziyaret edilen 68. internet sitesi durumunda ve günde 50 milyon ziyaretçisi bulunuyor. FBI’n sitenin sahibini bulması içinse, Facebook ve Apple’dan yardım alması gerekti. Öncelikle kendini reklamcı gibi gösteren bir FBI ajanı siteyle bağlantı kurdu ve ziyrateçilerden istatistik toplayacak özel bir reklam banner’ını sayfaya yerleştirmek istediklerini söylediler. Bir araştırma şirketi tarafından özel olarak yazılmış bir kodu içerdiğini söyledikleri banner’ı yerleştirmek için de günlük 500 dolarlık reklam ücretine anlaştılar. Ancak FBI’ın yerleştirdiği banner, sitenin tüm trafiğini takip ederek siteyi yöneten kişinin [email protected]. adresini kullandığını tespit ettiler. Bu email adresi aynı zamanda Facebook’taki sayısız KickassTorrents fan sayfasından birinin de yönetiminde görünüyordu. Bu ipucundna yola çıkarak Facebook’tan ilgili kullanıcının kimlik ve adres bilgilerini aldılar. Ayrıca araştırma sonucunda paraların yattığı Litvanya bankasındaki hesabın Apple email’i ile bağlantılı olduğunu tespit ettiler. Mahkeme kararıyla Apple’dan aldıkları bilgileri de inceleyince, sitenin sahibinin Ukraynalı Artem Vaulin olduğuna emin oldular ve izlemeye aldıkları Artem’in, Polonya’da olduğunu tespit ettiklerinde harekete geçip tutuklamayı gerçekleştirdiler.

Çalışanlar Windows 7 istiyor

0
Windows sürümleri hakkında yapılan bir araştırma ilginç bir sonucu ortaya çıkardı. Bir sene önce piyasaya çıkan Windows 10, ABD’deki şirketlerin %38’ine ulaşmış durumda. Ancak bu şirketlerin çalışanları arasında hala en popüler sürüm, Windows 7. Microsoft’un, ilk bir yılda Windows 10’a geçeceğini tahmin ettiği şirketlerin oranı %40 düzeyinde bulunuyordu. %38, bir açıdan bakıldığında, tahminlere yaklaşmış kabul edilebilir. Başka bir açıdansa, tahminlerin altında kaldığı söylenebilir. Öte yandan Windows 10’un şirketler tarafından kabul edilme oranı son derece büyük. Daha önceki Windows’ların ilk yıl içinde bu kadar çabuk güncellendiği görülmemişti. 250 kişiden fazla çalışana sahip şirketlerde çalışan 866 IT yöneticisi ile yapılan araştırmaya göre, Windows 10’un şirketlerde hızla kabul görmesinde Office 365’in de etkisi büyük. Online Office uygulamalarının Windows 10 ile daha uyumlu çalışması, ofis süreçlerini hızlandırdığı için Windows 10’a geçişler de hızlı yaşanıyor. Özellikle IT yöneticileri, daha iyi güvenlik sağladığı için şirketlerin Windows 10’a geçişini destekliyor ve hatta geçiş süreci konusundaki kararı olumlu etkiliyor. Ancak daha düşük seviyedeki IT çalışanları için aynı durum söz konusu değil. IT çalışanları, daha alışıldık, daha kolay kullanımlı olan Windows 7’yi tercih ediyorlar. Bu görüş, şirket çalışanları içinde de yankı buluyor ve bu nedenle, ABD’deki şirketlerin %60’ının, Windows 7’de kalmayı tercih ettiği anlaşılıyor. Elbette birgün Windows 7 artık “çok” eskiyecek ve bazı ihtiyaçları karşılayamayacak duruma gelecek ama o güne kadar Windows 7’yi tercih edecek çok sayıda insan olduğu anlaşılıyor.  

Elon Musk, otomobil dünyasının korktuğu adımı attı!

0
Sürücüsüz otomobil teknolojileri yollara çıktığından beri, otomotiv endüstrisinin en büyük korkusu, bu teknoloji yüzünden satışlarının bıçak gibi kesilmesiydi. Korku yaratan senaryoya göre, sürücüsüz otomobiller, yasal olarak satışa çıkıp yollarda kullanılma izni aldığında, artık kimse otomobil almak istemeyecekti. Özellikle büyük şehirlerde yaşayan insanlar sadece iş-ev arasında günde bir saat otomobile ihtiyaç duyarken, bu bir saatlik sürede otomobil kiralamaları finansal açıdan çok daha  avantajlı olacaktı. Araçların içinde şoför de olmayacağı için son derece düşük maliyetle çalışacak bu robot araçları kapıya kadar çağırabilecek, iş yerinin kapısında da inebileceklerdi. Elon Musk şimdi bu senaryoyu hayata geçirecek. Dev otomobil üreticileri bu gelecek öngörüleri nedeniyle, milyarlarca dolar harcayarak Uber gibi önemli araç paylaşım servislerine ortak oldular veya kendi özel araç paylaşım uygulamalarını hayata geçirdiler. Otomotiv endüstrisinin planı, gelecekte sürücüsüz teknolojiye sahip akıllı otomobillerini kiralayarak para kazanmaktı. İşte bu planı şimdi Tesla hayata geçirme adımlarını atıyor. Elon Musk, Master Plan adını verdiği bir plana göre, kendi kendine hareket edebilen robot Tesla otomobillerini satın alanların, otomobilin kullanılmadığı zamanlarda para kazanmasını sağlayacak bir uygulamanın hazırlığına başladı. Buna göre, otonom hareket edebilen robot otomobiller yasal olarak kullanıma girdiğinde, aracın sahibi kendisi kullanamdığı zamanlarda, kapının önünde yatması yerine, Tesla’nın uygulamasını devreye sokarak aracını “paylaşabilecek.” Yakın çevrede araca ihtiyacı olan bir kişi çağrı yaptığında, uygulama müsait olan boş Tesla aracını müşteriye gönderecek. Araç kendi kendine gidip yolcuyu alacak, istediği yere bırakacak ve sonra tekrar sahibinin yanına dönecek. Tüm bu işlemler sırasında, aracın sahibi yerinden bile kıpırdamazken, normalde otoparkta boş boş bekleyecek olan otomobili, saat başına 5-10 dolar arasında bir para kazanacak. Elbette Tesla sahibi olan kişiler bu uygulamadan para kazanabileceği gibi, şirketin kendisi de ürettiği araçları bu sisteme dahil ederek, 24 saat boyunca müsait bir “paylaşım filosu” oluşturup, paraların banka hesabına akmasını sağlayabilecek.

Facebook Live’a önemli güncelleme geliyor

0
15 Temmuz gecesi Türkiye’nin her yerinde çok yoğun kullanılan ve halkın sokaktaki olayları dış dünyaya aktarmasına yardımcı olan Facebook’un canlı video yayın aracı Facebook Live, şimdi önemli bir güncellemeye hazırlanıyor. Sosyal medya devi, canlı yayın aracını daha kullanışlı hale getirmek için, kullanıcılara yayınladıkları videolar için yorum özelliğini kapatmak, tam ekran yayın yapma imkanını devreye alıyor. Ayrıca, kullanıcılar artık 4 saate kadar kesintisiz video yayını yapabilecek. Ancak tam ekran yayın özelliği şimdilik sadece iOS kullanıcıları için mümkün olacak. Sosyal medya servisi, bu özelliği Android kullanıcılarına biraz daha geç açacak. Yeni özellikler kısa süre sonra, az sayıda seçilen kullanıcılar için kullanıma girecek, birkaç hafta sonra ise tüm dünyada yayına alınacak. Mobil canlı yayına aracı Facebook Live, kısa sürede dünyanın gündemine oturmuştu. ABD’de polis tarafından aracının içinde ehliyetini çıkartırken öldürülen siyahi bir vatandaşın kız arkadaşı anında canlı yayın başlatarak olayı dünyaya seyrettirmişti. Bu gelişme üzerine Zuckerberg, polisin siyahi vatandaş vurma görüntülerini seyrederken şok olduğunu, geliştirdikleri canlı yayın aracının neler yapabileceğini, ne tür görüntülere sahne olabileceğini kendilerinin de tahmin edemediğini vurgulamıştı. Facebook Live şimdilik çok sade özelliklerle geliyor ve harita üzerinde canlı yayın yapan kişileri görmek mümkün oluyor. Ancak harita çok detaylı değil ve yoğun video yayını yapılan noktalarda aradığınız videoyu bulmak kolay olmuyor ve ayrıca arama fonksiyonu da bulunmuyor.

Google elektrik tasarrufu için yapay zeka kullanıyor

0
İnternet devi Google, milyarlarca insana hizmet veren sunucu merkezlerinin ve kampüslerinin harcadığı devasa elektrik miktarı nedeniyle her sene ödemek zorunda kaldığı onlarca milyon dolar elektrik faturasından tasarruf etmenin yolunu buldu. Teknoloji devinin geliştirdiği yapay zeka platformu DeepMind, elektrik faturaları konusunda devreye girdi ve şirketin elektrik altyapısıyla entegrasyonu sağlandı. Böylece sunucu merkezlerinin sıcaklığı sorun yaratmayacak düzeydeyken soğutucuların durdurulması, yoğun olmayan saatlerde, ihtiyaç duyulmayan işlemcilerin kapatılması, hareketin olmadığı kampüslerde havalandırma, soğutma/ısıtma, ışık ve bilgisayar sistemlerinin kapatılması mümkün oluyor. Bu yeni uygulama sayesinde Google şimdi servet değerindeki elektrik faturalarında büyük oranda tasarruf etmeye başladı. DeepMind’ın sağladığı bu tasarruf aynı zamanda şirketin yapay zeka platformunu satın alırken ödediği büyük paranın da kendini amorti etmeye başlaması anlamına geliyor.

Skype o telefonlara desteği kesti

0
Eğer, Skype görüşmelerinizi Windows telefonlardan veya eski Android telefonlardan yapıyorsunuz, yakında işleriniz çok zorlaşabilir. Microsoft, kendi ürünü olan video sohbet uygulaması Skype’a, yine kendi ürünü olan Windows telefonlarda desteği keseceğini açıkladı. Şirket ayrıca, eski Android telefonlar için de destek vermeyi sonlandıracak. Bu karar aslında çok şaşırtıcı bir değil zira cihazlar ve sistemler eskidikçe, şirketler daha fazla kaynak ayırmamak için bu sistemlere, uygulamalara, cihazlara desteği kesebiliyor. Microsoft’un iOS 8, Windows 10 ve Android 4,03 sonrasındaki telefonlara Skype desteği ise devam edecek. Desteğin kesildiği telefonlarda uygulama hala çalışmaya devam edebilecek ancak daha güncel versiyonu kullanan kullanıcılarla yapılan görüşmelerde sorunlar çıkabilecek veya güvenlik açıkları ortaya oluşabilecek.