Bilkent Cyberpark’ın TÜBİTAK’tan aldığı “BİGG M.A.R.K.A” desteği %50 arttı

0
TÜBİTAK 1512 BİGG-Teknogirişim Sermaye Desteği Programı kapsamında seçilen 17 Uygulayıcı Kuruluş’tan biri olan Bilkent CYBERPARK, bu kapsamda çeşitli eleme süreçlerinden geçen 60 iş fikri sahibi girişimci adaylarını tüm kamp boyunca CYBERPARK tarafından misafir ederek piyasa ederi yaklaşık 10,000 TL tutarında olan bireysel danışmanlık ve koçluk hizmetinden ücretsiz faydalandırdı. Genç girişimlerin sıklıkla yaşadığı sıkıntıları yakından tanıyan Bilkent CYBERPARK’ın, kurguladığı iş planı yazma programından sonra zorlu eleme süreçleriyle belirlediği nihai adaylar TÜBİTAK 2. Aşama İş Planı Değerlendirme Panellerinde tekrar bir elemeden daha geçtiler ve projelerin yaklaşık yarısı 2. aşamada desteklenmeye uygun bulundu. Biyomedikal Analiz Sistemleri, Kişisel Finans Yönetimi, Fiber Lazer Sistemleri, Mikroakışkan Manyetik Hücre Ayırma Kiti, Beacon Temelli Etkileşimli Etkinlik Uygulaması, Giyilebilir Teknoloji ve Akıllı Ev Sistemleri alanlarında TÜBİTAK tarafından desteklenmeye hak kazanan BİGG MARKA projelerinin Türkiye ekonomisine bir çok katkı sağlamayı hedeflenmektedir. Girişimciliğin ve girişimcilere sunulan hizmetlerin iyi bir ekip işi olduğunu savunan Bilkent CYBERPARK, TÜBİTAK BİGG kapsamında desteklenmeye hak kazanan girişimcilere Atölye’de ücretsiz ofis ödülü ve sürekli mentörlük desteği gibi bir çok destek ile her aşamada girişimcilerinin yanında oluyor. Bilkent CYBERPARK’ta şirketleşmek isteyen girişimciler, CYBERPARK’ın girişimcilere özel tüm imkanlarından ve programlarından faydalanabilecekler.

Hindistan’da akıllı telefon pazarı alev alev!

0
Akıllı telefon dünyasını şekillendiren pazarlardan biri de Hindistan. Dünyanın en kalabalık ikinci ülkesi, gerek yerel gerekse küresel üreticiler için zorlu bir rekabet sahası ve bunun bazı sonuçlarıyla da karşılaşılmaya başlandı. Yarış, büyük yerli markaları kötü yönde etkiliyor. Örneğin ülkedeki en önemli üreticilerden Micromax için işlerin iyiden iyiye kötüleştiği belirtiliyor. Hindistan, dünyanın en hızlı büyüyen akıllı telefon pazarı. Satışları geçen yıl, 2014’e göre yüzde 29 arttı. Micromax ise pazar lideriydi. Ancak son dönemde Samsung’un Hint pazarına ‘şok edici’ fiyatlara sahip modeller sunmaya başlaması ve Çinli üreticilerin de (Xiaomi, Huawei, vb) daha rekabetçi adımları ile birlikte işlerin seyri değişmeye başladı. Sadece bir yıl önce ülkenin en çok tercih edilen markası olan Micromax’ta pazar payının yarı yarıya düştüğü ve en çok akıllı telefon satışı gerçekleştiren şirketler arasında da gerilediği görülüyor. Bilgiye göre şirketin pazar payı yüzde 22’den yüzde 13’e geriledi. Her geçen gün daha fazla sayıda üst düzey yönetici istifa ederken Micromax’ın süper-rekabetçi Hint pazarındaki akıbetı de daha yüksek sesle sorgulanmaya başlandı. Teknoloji alanında şirketlerin kaygan bir zeminde olduğuna dair son dönemdeki ilginç işaretlerden biri Micromax. Örneğin şirketin Bangalore’deki yazılım ofisini kapattığı ve üst düzey yönetim kadroları arasında ciddi tartışmaların olduğu da diğer bilgiler arasında.

Hindistan markalarının önlenemez düşüşü

Öte yandan konu sadece Micromax ile ilgili de değil. Çin markalarının ülkede pazar paylarını iki katına çıkardıkları belirtiliyor. Counterpoint araştırmasına göre Micromax’ın yanı sıra Intex, Lava ve Karbonn adlı diğer yerli markaların toplam pazar payı da yüzde 43-48 aralığında geriledi. Bu sofistike Asya ülkesinde akıllı telefon pazarına ilişkin göstergeler bir hayli ilginç. Gelişmeleri aktarmaya devam edeceğiz.

Kadınlar için devir YouTube devri

0
YouTube, dünyanın her yerinden video yayıncılarının ilgisini çekmeye devam ederken çok sayıda kullanıcı için önemli bir gelir kanalı olmayı da sürdürüyor. Bu alanda rakipsiz isimler var, örneğin PewDiePie adlı kanalın sahibi Felix Arvid Ulf Kjellberg’in aylık gelirinin 1 milyon dolara yakın olduğu belirtiliyor. Ancak aylık kazancıyla ses getiren başka isimler de var. YouTube’un öne çıkan yıldızlarından Zoella adlı kanalı sahibi Zoe Sugg, aylık gelirinin 50 bin Euro olduğunu açıkladı. 10,2 milyon aboneye sahip olan 25 yaşındaki İngiliz Vlogger, daha önceki açıklamaya göre 2014’ün ilk 8 ayı sonunda 400 bin Euro kazanmıştı. Anlaşılan o ki 2015-2016 döneminde yıllık geliri 650 bin Euro seviyesine ulaşmış durumda. zoella_c-large Global birer yıldız halini alan çok sayıda YouTube fenomeninden biri olan Zoella, sadece makyaj, saç bakımı, çantalar ve erkekler hakkında paylaşımlarda bulunmuyor. Girl Online adlı bir de kitabı var ve bu çalışması da sadece bir hafta içinde 80 bine yakın kopya satmayı başarmıştı. Zoella, sevgilisi ile birlikte 1 milyon euroluk 5 odaklı bir konakta yaşıyor ve evini ilerleyen yıllarda daha da büyüteceğe benziyor. Sosyal medya, yüksek segmentli bir gelir modeli olma özelliğini, konuya derinlemesine yaklaşan kimselere sunmaya devam ediyor. Video paylaşım ve canlı yayın ağı YouTube, kadınlar için çarpıcı bir gelir modeli halini almaya devam ediyor. Bu alanda ülkemizde de genç ve gittikçe daha fazla ilgi gören kadın YouTuber’lar var ve sayıların hızla arttığı görülüyor.

NETAŞ 2015’te 1 Milyar TL barajını aştı

0
Türkiye bilişim sektörünün en köklü şirketlerinden biri olan NETAŞ, başarılarını sayısal değerlere de yansıtıyor. 2015 finansal sonuçlarını düzenlediği bir basın toplantısıyla paylaşan şirket, geçen yıl satış gelirlerini 1 milyar TL’nin üzerine taşımayı başardı. Son üç yılda iki kat büyümeyi başardıklarını ifade eden NETAŞ CEO’su C. Müjdat Altay, kayıtlı sipariş miktarının yüzde 39 artışla 652 milyon TL seviyesine çıktığını açıklarken, alınan siparişlerde ise yüzde 29’luk bir artış elde ettiklerini dile getirdi. Toplantıda yerli baz istasyonu ULAK Projesi’ndeki konumları ile siber güvenlik çözümü NOVA hakkındaki detayları da paylaşan Altay, ayrıca 2015 sonunda Tekirdağ’da başlattıkları Şifa Ormanı sosyal sorumluluk projesine de değindi. Türkiye’nin dijital dönüşümünü hızlandırmak için çalıştıklarının altını çizen NETAŞ CEO’su C. Müjdat Altay ile, finansal sonuçları ve NETAŞ’ın 4.5G ve siber güvenliği de içeren vizyonunu konuştuk.

Eğitim ve teknoloji İstanbul’da buluştu

0
Eğitimciler, akademisyenler, eğitim teknolojileri uzmanları ve ilgili pek çok paydaş. Tüm bu kesimleri bir araya getiren 3. Eğitim Teknolojileri Zirvesi, yerli ve yabancı konuşmacılarıyla İstanbul’da gerçekleştirildi. Eğitimcilere ilham verip, onların deneyimlerinden ilham almayı amaçlayan Eğitim Teknolojileri Zirvesi’nin (#ETZ2016) açılış konuşmaları MEB Yeğitek Eğitim Teknolojileri Geliştirme ve Projeler Daire Başkanı Mustafa Bücük ile Intel Türkiye Genel Müdür Yardımcısı Yalım Eriştiren tarafından gerçekleştirildi. Gün boyu devam eden etkinlikte 76 konuşmacı, sayıları 1400’ü bulan katılımcılara eğitim dünyasındaki teknolojik yenilikleri ilginç örneklerle paylaştı. Katılımcılar ayrıca, panellerin haricinde düzenlenen atölyelerde deneyim kazanma olanağı da buldu. Etkinliğin başlangıç konuşmaları arasında yurtdışından gelen önemli isimler de bulunuyordu. Kitlesel açık çevrimiçi derserin yaratıcısı ve Bağlantıcılık kuramının öncüsü olarak kabul edilen Stephen Downes ve Apple Eğitimci Eğitmeni Oscar Stringer, dünyadaki trendleri ve uygulamaları katılımcılarla paylaştı. “Kendini eğitmek, kendini tanımak değildir” Maya Okulları Kurucusu ve TED Üniversitesi Mütevelli Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Ziya Selçuk, ‘Kendini eğitmek, kendini tanımak değildir.’ temalı bir konuşma gerçekleştirirken, Prof. Dr. Soner Yalçın ise eğitimde teknolojinin gelişimi ile ilgili hataları ve bunlara çözüm önerileri getirdi. Blippar CEO’su Zehra Öney’in moderatörlüğünde yapılan panelde ise iş dünyasındaki teknolojik gelişmeler ve en son trendler paylaşıldı. Kodlama alanında yapılan çalışmaların öncüsü olan Doç. Dr. Şirin Karadeniz ve Dr. Yasemin Allsop ise son günlerde çok gündemde olan kodlama konusunda katılımcıları aydınlattı. Katılımcılar, Dinamo Danışmanlık kurucusu Evrim Kuran’ın katılımı ile ‘nesiller’, “Sosyal Medya Savaşları” kitabının yazarı Ümit Sanlav ve Abbas Güçlü ile de sosyal medya hakkında bilgi sahibi oldu. Ayrıca, Merck EMEA Yetenek ve Gelişim Direktörü ve PERYÖN Genel Başkanı Sevilay Pezek Yangın’ı dinlediler. Esat Uğurlu ve Selçuk Can Güven’in beyin ve öğrenme ile ilgili sunumları yoğun ilgi gördü. 25465207732_35b8e2fa8c_o Eğitimde arttırılmış gerçeklik ETZ 2016 kapsamında düzenlenen atölyelerde Maker Hareketi, arttırılmış gerçeklik ve hologram, “Tezgah Üretim Evi” hep birlikte üretilirken, STEM ve oyunlaştırmanın incelikleri anlatıldı. Eğitim ve iş dünyasının gündemine yerleşmeyi başarmış konulardan biri olan STEM özelindeki panel ise Doç. Dr. Tufan Adıgüzel önderliğinde BAU STEM tarafından yönetildi. ETZ’nin, ilk yılında olduğu gibi ikinci yılında da hologram gösterisi ile açılış yapılmıştı. Bu gösterilerde ilk yılın geçmişten gelen konuğu Albert Einstein olurken, 2. yılda konuk Graham Bell olmuştu. Bu yıl ise ETZ16’da katılımcılar kendi hologramlarını yaptılar. Zirvenin en ilginç etkinliklerinden biri Uğur Mert ve Lamia Aktaş’ın gerçekleştirdiği “Hologram Atölyesi” oldu. Geçen yıl “Eğitimde Fark Yaratan Kadınlar” panelindeki İngilizce öğretmeni bayanlar Sedef Özmen ve Dinçer Demir moderatörlüğünde bu yıl matematikçi beylerle karşı karşıya geldi ve hangi branşın teknolojiyi eğitime daha iyi entegre ettiğini tartışarak, tüm branşlar etkileşimde bulunduğunda daha fazla verim alınacağı sonucuna varıldı. İlk düzenlendiği yıldan beri çeşitli sosyal sorumluluk projeleri yürüten ETZ, bu yıl her konuşmacı için KAÇUV’a (Kanserli Çocuklar Umut Vakfı) bağış yaptı. Konuşmacılara bağış yapıldığına dair bir sertifika hediye edildi. Ayrıca İZEV (İstanbul Zihinsel Engelliler Vakfı) de ETZ’de yer aldı. Eğitim Teknolojileri Zirvesi Koordinatörü Öğretim Görevlisi Işıl Boy Ergül, etkinliği “Eğitim ve teknolojiye dair tüm paydaşları bir araya getirmenin yanında pek çok sürprizi içinde barındırdı, birçok uzman, yerli ve yabancı konuşmacı bizlerle birlikte oldu. Kısacası, Eğitim Teknolojileri Zirvesi bu yıl da bünyesinde ilkleri barındırdı ve yine adından sıkça söz ettirmeye devam edecek.” cümlesi ile özetledi.

iPhone pil sorunu böyle çözülmüyor!

0

Cep telefonlarında tek şarjla bir hafta kullanım dönemi çok eskilerde kaldı; bugün iPhone pil sorunu ile boğuşan milyonlarca kullanıcı cihazını bir saat daha fazla kullanabilmek için her türlü fedakarlığa hazır. Bluetooth’u kapatıp, mobil şebekedeyken video izlemeyen bu kullanıcı kitlesi, akıllı telefonun her türlü nimetinden vazgeçerek pil ömrünü uzatmaya çalışıyor.

Elbette sorun sadece iOS cihazlarda değil, Android platformundaki telefonları kullananlar da her geçen gün azalan “tek şarjla cihaz kullanım süresinden” şikayetçi. Bu sorunun pek çok geçici çözümü bulunuyor. Ancak bizzat Apple Yazılım Şefi Craig Federighi tarafından verilen yanıta göre, çalışan uygulamaları sürekli kapatmak bunlardan biri değil.

iPhone pil sorunu için başka çözümler arayın

Çoklu görev özelliğinin icadından bu yana, Ana Ekran tuşuna iki kez dokunup uygulama geçmişini açmak ve buradaki uygulamaları “pil yemesin” diye kapatmak iPhone kullanıcıları arasında alışkanlık oldu. Ne var ki bu işlemin telefona tek şarjla daha uzun kullanım sağladığını öne süren şehir efsanesi önceki hafta tarihe karıştı! Bir iPhone kullanıcısının “iOS uygulamalarını çoklu görev ekranından sık sık kapatır mısın be bu işlem pil ömrü için gerekli midir?” sorularına e-posta ile yanıt veren Federighi ikisine de “Hayır” dedi ve konu kapandı. Artık kullanılmayan uygulamaları kapatmanın pil ömrüne etkisi olmadığını resmi olarak biliyoruz.

Dahası, 9To5Mac’te bahsedildiği gibi, uygulama kapatmak bir işe yarasaydı bunu yapmanın -en azından iOS platformunda- daha kolay ve anlaşılır bir yolu olurdu. Cihazdaki tek düğmeye çift tıklayıp, ardından uygulamaları yukarı doğru sürüklememiz gerekmezdi. Bu özellik normal koşullar altında sadece donan veya bir sebepten yeniden başlatılması gereken uygulamalar için kullanılıyor.

Sürücüsüz Chevrolet çok yakında!

0
Apple ve Google şu ara farklı otomobil üreticilerine ait modellerle sürücüsüz araç teknolojilerini denerken, ABD’nin en ünlü markalarını çıkaran General Motors sürpriz bir hamleyle atağa geçti. Chevrolet, Buick ve Cadillac gibi markaların sahibi GM, Silikon Vadisi’nde otonom araç denince ilk akla gelen girişimlerden olan Cruise adlı şirketi 1 milyar dolar karşılığında satın aldı. Anlaşma sonrasında kendi operasyonlarına GM’den ayrı olarak devam edecek olan Cruise, bir yandan da General Motors fabrikalarında üretilen otomobilleri kendi teknolojileriyle donatmak için kolları sıvayacak. Anlaşmayı Re/code için değerlendiren GM Başkanı Dan Ammann, “Bu alım sayesinde kendi kendine gidebilen otomobillerimizin piyasaya çıkışı kayda değer biçimde hızlanacak” ifadesini kullandı.

Sürücüsüz araçlarda üst vitese geçildi

Bugüne kadar toplamda 18,8 milyon dolar yatırım toplayan Cruise Automation, standart araçları otonom hale getirmeye yarayan kitlerini tanesi 10 bin dolardan satıyordu. Şirketin rezerve usulü satışa sunduğu ilk 50 otonom kitinden birini satın almak artık mümkün değil. Bu kitler ve devamı, GM araçlarına önümüzdeki dönemde fabrika çıkışında sürücüsüz kullanım kabiliyeti kazandırmakta kullanılacak. Önümüzdeki dönemin en popüler trendlerinden biri halini alacağı anlaşılan sürücüsüz otomobiller için bir yandan teknoloji devleri, diğer yandan otomotiv sektörünün gediklileri adeta bir yarış halinde. Google’ın karıştığı son kaza, anlaşılan iki tarafı da yavaşlatmadı. Yakın dönemde Lyft ile kurduğu iş ortaklığı sonrası 10 yıl içinde kendi kendine yol alan araç filosu kurma planları yapan General Motors, bakalım Cruise alımıyla vites yükselterek sürücüsüz Chevrolet ve Cadillac’ları piyasaya vaktinde sunabilecek mi.

Yahoo bu servislerin fişini çekiyor!

1
yahoo tumblr marissa mayer Yahoo adına işler son yıllarda pek iyi gitmiyor. Şirketin çalkantılı bir süreçten geçtiği, üst düzey yatırımcılarının başta CEO Marisa Mayer olmak üzere yönetim kadrosundan memnun olmadığı biliniyor. 2016 yılı birinci çeyrek finansal göstergelerini kamuoyuyla paylaşan ve hayal kırıklığı yaratan köklü markanın bazı servislerini kapatma kararı da açıklandı. Kapatılan servisler arasında Yahoo Games öne çıkıyor. 14 Mart 2016 itibarıyla oyun satışı odaklı söz konusu servisin fişi çekiliyor. Türkiye’de faaliyette olmayan servis; Avustralya, Kanada, Fransa, Almanya, İtalya, İspanya, İngiltere ve ABD’de 18 yıldır varlığını sürdürüyordu. Özelleştirilmiş arama servisi BOSS da kısa süre sonra kapatılacak servisler arasında. 31 Mart 2016’da faaliyetlerine son verilecek. Yahoo Maktoob ve Astrology de kapatılan servisler arasında yer alıyor. Maktoob adından da anlaşılacağı üzere Arapça ve aynı zamanda İngilizce dillerinde haber akışı sağlayan bir web platformuydu. Astrology ise aralarında Hindistan’ın da bulunduğu birkaç ülkede hizmete veren bir astroloji ortamıydı. Yahoo Livetext ise kapatılacak diğer bir servis. 2015 yazında faaliyetlerine başlayan bir mesajlaşma uygulamasıydı, 1. Yaşını doldurmadan fişi çekiliyor. Açıkçası Yahoo’nun ‘Yahoo Messenger’ varken kendi mesajlaşma platformuna alternatif bir uygulama çıkarması şaşkınlıkla karşılanmıştı, anlaşılan girişim başarılı da olmadı. Şirket, 2014 yılına kadar 60’a yakın servisini kapatmıştı. Bu rakam son iki yılda adeta katlandı. Şirketin mali tablo açıklamasında artık sadece 7 hizmet ekseninde hareket edileceği bildirildi. Bunlar; Tumblr, Spor, Haberler, Lifestyle, Finans, Arama ve Mail.

Google’dan Facebook’a veri merkezi desteği

0
visite-google-datacenter-092 Teknoloji dünyasının dinamikleri arasında belki de en önemli olanlar yüksek segmentli rekabet noktasında görülüyor. Birbiri ile kıyasıya yarışan dünya devleri; daha fazla kullanıcı, daha fazla aylık sayfa gösterimi, daha fazla aylık aktif kullanıcı, önceki çeyreğe göre daha fazla net kar gibi parametreler için durmaksızın çalışıyorlar. Facebook ve Google, bu noktada rekabetin seyrini oluşturan markalar arasında. Üstelik birbirleriyle de rekabet halindeler. Örneğin Facebook, kendi platformuna yüklenen videolarla bir YouTube alternatifi olma yolunda adımlar atıyor. Google’ın Plus’ı ile Facebook yarışı da belki de en çok bilinen rekabet sahalarından biriydi… En nihayetinde ise birbirleri ile çok da iyi ilişkileri olmayan Facebook ve Google, ilginç bir ortak paydada buluşma kararı aldılar. Üstelik konu, günümüzün olduğu kadar geleceğin de en değerli teknoloji kavramları arasındaki ‘veri merkezleri’ alanında… Google, Facebook’un Open Compute Project adlı veri merkezi yapılarının birçok aşamada geliştirilmesi konulu yapısına dahil olduğunu açıkladı. İlk etapta yeni bir sunucu ile katkı sağlayacağını duyuran Google, Open Compute Project kapsamındaki diğer geliştirme çalışmalarında da katkılarda bulunulacağını belirtti. Teknoloji dünyasında sürpriz olarak değerlendirilen gelişme olumlu karşılandı. Büyük şirketlerin birbirleri ile daha fazla ortak çalışma alanları bulmaları yönünde de en güncel örneklerden biri olarak kayıtlara geçti.

Para kazanmanın tatlı yolu Parantez’in içinde saklı

1
Girişim dünyasında en başarılı olanlar arasında aklınıza gelen 8-10 tanesini saymanızı istersek, bunların çoğunun tamamen sıfırdan yepyeni bir fikir üretenler değil, günümüz dünyasının gerçeklerinden kopmadan, o alanda yeni bir boyut açanlar olduğunu görebilirsiniz. Özel bir röportaj gerçekleştirdiğimiz Parantez CEO’su Altuğ Beşer’in de şirketiyle geldiği noktada bu tür bir boyut açabildiğini söylemek mümkün. Kısa süre içinde hızlı bir yükseliş gerçekleştiren Parantez, klasik sadakat kartı programlarıyla yemek kartlarını ve restoranları bir araya getirmeyi başarmış durumda. Parantez, şu an için Multinet kullanıcıları arasındaki 300 binin üzerindeki üyesine 5 binden fazla restoranda sunulan avantajlardan faydalanma olanağı sunuyor. Sunulan olanaklarla restoranlar daha fazla ciro yapma fırsatı elde ederken, kart sahibi Parantez üyeleri de, ay sonu gelmeden bitirdikleri kartlarıyla daha fazla yemek yeme olanağı elde ediyor. Restorana gitmeden önce web sitesi ya da mobil uygulama üzerinden bildirimde bulunmasıyla işler hale gelen sistem için Beşer; Parantez üyelerinin, kartlarına anında yüklenen “Tatlı Para” ile sisteme üye olmayanlara oranla iki gün daha fazla yemek yiyebildiklerini ifade ediyor. Parantez’in çalışma sistemine ait diğer detayları ve şirketin CEO’su Altuğ Beşer’in geleceğe yönelik planlarını videomuzdan izleyebilirsiniz.

IDC: Hibrit bilgisayarlara ilgi artacak

0
Araştırma kuruluşu IDC, hibrit bilgisayar olarak da bilinen ikisi bir arada tablet/notebook cihazların geleceğine dair öngörülerini içeren yeni bir rapor yayınladı. İstenildiğinde dizüstü bilgisayar olarak kullanılabilen, klavyesi çıkarılarak ya da ters döndürülerek tablet formuna dönüşen ve bu yapısıyla hibrit bilgisayar şeklinde tanımlanan tüketici elektroniği ürünlerinin, 2020’de 63 milyon 800 bin birimlik satış rakamına ulaşacağı öngörüsünde bulunuldu. Söz konusu tahmin, 2015 satışlarına göre 16 milyon 600 bin adet daha fazla satışın gerçekleşeceğine işaret ediyor. Raporda tablet satışlarına dair beklentilere de yer verildi. Buna göre 2016’da, geçen yıla göre yüzde 5,9 daha az tablet satışı beklentisi var. Tablet bilgisayarlar, küresel satış anlamında her geçen yıl biraz daha kan kaybederken 2’si 1 arada cihazların gördüğü ilgi şaşırtıcı seviyelere ulaşıyor. Bu noktada 2015 yılında satılan cihaz sayısı da bir önceki yıla göre daha fazlaydı. 2-in-1IDC raporunda tabletlerdeki ekran boyutları da çeşitli şekillerde ele alındı. 9 inç ve altında ekran boyutuna sahip tabletlerin yerine 9-13 arası ekran boyutuna sahip olanların daha fazla tercih edilmesinin beklendiği ifade edildi. Söz konusu ekran boyutlarına ilişkin analiz, sektörde iyiden iyiye yaygınlaşan ‘dev tabletlerin’ daha fazla görüneceğine dair ipuçları arasında. Öte yandan Apple, Samsung gibi köklü tablet üreticilerinin yanı sıra Huawei, Alcatel gibi bu alanda üretim faaliyetlerini yeni yeni ivmelendiren şirketlerin de oyuna katılmasının marka bazındaki pazar paylarında değişimleri beraberinde getireceğinin altı çizildi. Son olarak Windows 10 için önümüzdeki sürecin önemine değinildi. İlgili işletim sistemi ile gelecek modellerin, 2016 yılında etkili olacağının altı çizildi. Android ve iOS işletim sistemleri ise pazarın mutlak hakimi olmaya devam edecekler. Raporda 2020’de ise Android’in tablet ekosistemindeki işletim sistemleri arasında ağırlıklı olarak kullanımda olacak yazılım olacağı belirtiliyor.

Apple etkinliği için tarih belli oldu

1
Apple etkinliği 21 Mart günü Cupertino, Kaliforniya’daki ana kampüste gerçekleşecek. Davetiyeler basıldı ve dağıtımı başladı. Her zamanki gibi etkinlikle ilgili bir detay paylaşılmadı. Davetiyede yer alan “Let us loop you in” ifadesi ise çok önemli bir ipucu gibi görünse de aslında Apple’ın kampüs adresiyle ilgili basit bir kelime oyunu. Apple’ın Cupertino’daki merkez üssünün adresi Infinite Loop (Sonsuz Döngü) No:1. iPhone için pazarlama fikri üretmekten beyinleri kısa devre yapan cin kreatif ekip, anlaşılan davetiyede de hünerlerini göstermek istemiş.

iPhone SE bu etkinlikte tanıtılabilir

Sadece davetiye sahibi olanların katılabileceği etkinlikle ilgili beklentiler pek yüksek değil. Zira Apple bir üst iPhone modeli gibi önemli duyurularını sonbahar ayında gerçekleştirdiği etkinliğe saklıyor. Bahar döneminde ise servisler ya da mevcut ürünlerin daha farklı modelleri tanıtılıyor. 4 inç ekrana sahip uygun fiyatlı bir iPhone, iPad Air ile aynı ekran boyutuna sahip ancak güçlü donanımlı bir iPad Pro şimdilik beklentiler arasında. Düşük bir ihtimal olarak Apple Watch 2’nin de bu etkinlikte tanıtılabileceği konuşuluyor. Ancak şirketten beklenen, yeni bir akıllı saatten önce mevcut saat için daha fazla aksesuar seçeneğinin duyurulması.

Apple etkinliği canlı yayınla SDN’de olacak

ShiftDelete.Net haberine göre Apple iPhone SE adını taşıyacak olan bu orta karar modelde, Apple A9 işlemci, 1 GB RAM, NFC çipi, Live Photos ve 4K video kayıt destekli 12 Megapiksel arka kamera ve 1.642 mAh kapasiteli pil gibi özellikler yer alacak. Etkinlik akşamı SDN editörleri canlı yayınla duyuruları yorumlayacak.

WeWork nedir? Neden 16 milyar dolar değerinde?

1

WeWork deyince akla ilk olarak çalışma düzeni ve üretkenlikle alakalı başlıklar geliyor. Miguel McKelvey ve Adam Neumann adında iki girişimci tarafından kurulan bu startup, uzaktan çalışma trendinin hızla yaygınlaşmasıyla anlam kazanan ortak çalışma alanlarını; kreatif ekip, yazar, grafiker gibi profesyonellere kiralayarak gelir sağlıyor. Dahası, özellikle şehir dışı şirket toplantıları bu alanlarda yapılıyor. Bu iş modeli size yabancı geldiyse, aldığı yatırımla 16 milyar dolar pazar değerine ulaşan WeWork belki ilginizi çeker.

Dünya genelinde 23 şehirde toplam 80 ortak çalışma ofisi bulunan WeWork, başta Çinli Legend Holdings ve Hony Capital’in başı çektiği bir grup yatırımcıdan aldığı 430 dolarlık yatırım ile piyasa değerini 16 milyar dolara yükseltti ve dünyanın en değerli startup şirketlerinden biri olmayı başardı. Toplamı 50 bini aşan WeWork müşterisi arasında Merck ve American Express gibi büyük ölçekli şirketler de bulunuyor. Bireysel anlaşmalar ise 45 dolarlık paket fiyatlardan başlıyor ve günlük bir masadan, daha kalabalık ekipler için alanlara kadar genişliyor.

WeWork yükselişte ama…

Son yatırım öncesinde 969 milyon dolarlık fonlama ile 10 milyar dolar değere sahip olan WeWork’ün hızlı yükselişi, eleştirileri de beraberinde getiriyor. Para kazanmaya 2015 yazında başlayan startup için çekimser yaklaşanlar, gelir kalemlerinin bu değeri sağlamayacağına inanıyor. Esasen büyük bir alanın kiralanarak, daha küçük parçalar halinde başkalarına kiraya verilmesinden ibaret olan WeWork bir emlak işi olarak görülüyor ve emlak sektörünün tüm risklerini taşıdığı düşünülüyor. Öyle ki bazı otoriteler, Silikon Vadisi’nde patlamak üzere olan teknoloji balonlarına en uygun örnek olarak WeWork’ü gösteriyor.

Aldığı son yatırım, şirketin Çin’deki yayılımını hızlandırmak için kullanılacak. Şimdilik yatırımcılar da kurucular da mutlu görünüyor. Ancak Silikon Vadisi genelinde hissedilen teknoloji balonu tedirginliği, ortak çalışma alanlarında nasıl bir etki bırakır bunu zaman gösterecek.

Twitter’da “üç al bir öde” dönemi

0

Twitter herhangi bir şey satmadığı için, “üç al bir öde” ilk başta anlamsız gelebilir. Bir an için Twitter’ı bir sosyal ağ olarak değil, borsada hisseleri bulunan bir kurum olarak düşünün. Bu şirket için en önemli varlığın hisseleri olduğunu fark ettiğinizde, en büyük blog ağlarından birini yöneten organizasyonun hisselerinin sadece bir yılda üçte bir değerine düşmesi tüm vehametiyle aklınıza yerleşecektir. Bir de bu şirkette çalıştığınızı varsayın. Moral ve motivasyonu nerede bulurdunuz?

Twitter CEO’su Jack Dorsey bu önemli soruna çözüm olarak kendi yıllık priminden bir bölümü personelin prim havuzuna aktaralı henüz çok olmadı. Buna karşın bir zamanların yükselen değeri Twitter, şirkete gelir sağlayacak sağlıklı ve işler yöntemler üretemediği için her geçen gün değer kaybediyor. Öyle ki, şirketin Nisan 2015’teki hisse değeri olan 53,49 dolara bugün üç hisse birden almak mümkün.

Çoğunluğu aynı zamanda şirket hissedarı olan personeli bünyesinde tutmak isteyen kurum, bu amaçla bir kez daha prim ödemesi yapıyor. BI haberine göre şirket çalışanlarının 6 ay ila 1 yıl daha şirkette kalma sözleşmesi yapması karşılığı 50 bin ila 200 bin dolar arası ödeme yapılıyor. Benzer şekilde çalışanlara sınırlı hisseler de dağıtılıyor.

Twitter için tehlike çanları çalıyor

Kullanıcı artışının sürekli olarak yavaşlaması ve diğer sosyal ağlardaki rekabetin artışı, gerek yatırımcıların gerekse personelin aklında soru işaretleri oluşturuyor. Bir yıla yakın zamandır devam eden kurum içi sıkıntıların çözümü için şirket CEO’su Jack Dorsey farklı çözümler için uğraşırken, kuruluştan bu yana Twitter için çalışan önemli isimlerin kaybı önlenemiyor. Geçtiğimiz hafta ayrılacağını duyuran Karen Wickre ve Shariq Rizvi’nin ardından, bir zamanlar Facebook’un tek rakibi olarak gösterilen serviste işlerin nasıl yoluna gireceği belirsizliğini koruyor.

Türk şirketleri inovasyon konusunda daha hevesli

0
General Electric’in (GE) bu yıl beşinci kez gerçekleştirdiği Küresel İnovasyon Barometresi’nin sonuçları açıklandı. Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 23 ülkedeki 10 farklı sektörden, 1915’i C seviyesinde olmak üzere yaklaşık 2748 inovasyon yöneticisiyle yapılan görüşmelerle hazırlanan rapora göre Türk yöneticilerin yüzde 83’ünün, küresel yöneticilerin ise yüzde 77’sinin son bir yılda işbirliği içinde yürüttükleri inovasyon faaliyetlerinden kâr  artışı sağladığını ortaya koydu. Raporun, Endüstri 4.0 olarak da tanımlanan Dördüncü Sanayi Devrimi, yeni iş modelleri, büyük veri, inovasyonun finansal sonuçlara etkisi, aşamalı inovasyon, demode kalma riski ile şirketlerin inovasyon stratejileri, inovasyonda özel sektörün yanı sıra devletin rolü ve işgücünün geleceği konusunda ilginç sonuçlar ortaya koyduğunu belirten GE Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Canan M. Özsoy, küresel rekabette farklılaşmanın inovasyonla mümkün olduğunu, inovasyon stratejisinin Türk şirketlerinin büyük bir çoğunluğunun gündemine girmesinin önümüzdeki dönemde olumlu sonuçlarının alınacağını ifade etti. Türk yöneticiler daha iyimser ve heyecanlı Araştırma; Dördüncü Sanayi Devrimi konusunda Türkiye’nin de içerisinde bulunduğu gelişmekte olan ülkelerin, gelişmiş ülkelere göre daha iyimser bir beklenti içerisinde olduklarını ortaya koyuyor. Dördüncü Sanayi Devrimi konusunda iyimserlik oranı Endonezya ve İsrail’de yüzde 88, Nijerya’da yüzde 86’ya çıkarken, dünyanın en gelişmiş ekonomilerine sahip ülkeler olan ABD’de yüzde 63’e, Almanya’da yüzde 39’a, Japonya’da ise yüzde 33 gibi düşük sayılabilecek seviyelerde kalıyor. Araştırmaya katılan yöneticilerin ortalama yüzde 68’i Dördüncü Sanayi Devrimi’ne girme düşüncesine iyimser bakarken, Türk yöneticilerdeki iyimserlik oranı yüzde 84’e çıkıyor. Yine araştırmaya katılan yöneticilerin ortalama yüzde 61’i Dördüncü Sanayi Devrimi düşüncesinin kendilerini heyecanlandırdığını söylerken, bu oran Türk yöneticilerde yüzde 78’e ulaşıyor. GE Küresel İnovasyon Barometresi araştırmasına katılan küresel yöneticilerin yüzde 86’sı, Türk yöneticilerin ise yüzde 79’u gelecek 10 yılda ileri üretim tekniklerinin sanayi sektöründe radikal bir dönüşüm yaratacağına inanıyor.
Dördüncü Sanayi Devrimi'ne yönelik iyimserlik
Dördüncü Sanayi Devrimi’ne yönelik iyimserlik
Araştırmanın açıklandığı toplantıda soruları yanıtlayan GE Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Canan M. Özsoy, bu iyimserliğin ülkelerdeki yenilik kültürüyle ilgisi olduğuna inandığını ifade ediyor. Özellikle ABD, Japonya, Almanya ve Güney Kore gibi, adı yenilikle anılan ülkelerde inovasyonun onların normali olduğunu söyleyen Özsoy, bir başka faktörü ise demografi olarak tanımlıyor. Başarılı inovasyon için ‘Büyük Veri’ kritik önem taşıyor GE Küresel İnovasyon Barometresi, yöneticilerin veri ve analiz sistemlerinin değerini giderek daha iyi anladıklarını gösteriyor. Araştırmaya katılan yöneticiler; stratejik bilgiyi ve bilinçli karar alma becerisini artırmak amacıyla Büyük Veri’nin ve analiz sistemlerinin kullanılmasının inovasyonun başarılı bir şekilde yapılmasında önemli bir rol oynadığına dikkat çekiyor. Araştırmaya katılan küresel yöneticilerin yüzde 61’i, Türk yöneticilerin ise yüzde 66’sı karar alma süreçlerinde; Büyük Veri ve analiz sistemlerini kullandıklarını belirtiyor. Türk şirketlerinin yüzde 77’si, küresel şirketlerin ise yüzde 73’ü son bir yıl içerisinde Büyük Veri ve analiz becerisini artırdıklarını belirtiyor. Araştırma sonuçları, analiz becerisini artıran şirketlerin yüzde 59’unun ise bundan olumlu sonuçlar aldığını ortaya koyuyor. Dijital Darwinizim kaygısı Yöneticiler arasında en yenilikçi şirketlerin sadece yeni ürün ve hizmetler sunmakla yetinmediğine, aynı zamanda daha önce mevcut olmayan yeni pazarlar yarattığına dair bir fikir birliği söz konusu. Küresel yöneticilerin yüzde 90’ı, Türk yöneticilerin ise yüzde 87’si en yenilikçi şirketlerin, daha önce mevcut olmayan yeni pazarlar yaratma becerisine sahip olduğunu düşünüyor. Bununla birlikte şirketler, teknolojinin hızına ayak uyduramamaktan da çekiniyor. Araştırmaya katılan küresel yöneticilerin yüzde 81’i “Dijital Darwinizm riski” olarak da tanımlanan teknolojinin gelişim hızına ayak uyduramayarak geri kalmaktan, demode hale gelmekten çekiniyor. Bu kaygı Türk yöneticilerde ise çok daha düşük. Hatta GE Küresel İnovasyon Barometresi araştırmasının yapıldığı 23 ülke içerisinde yüzde 62 ile demode kalma kaygısının en düşük olduğu ülke Türkiye.
Ülkelere göre inovasyon stratejisi bulunan şirketlerin oranı.
Ülkelere göre inovasyon stratejisi bulunan şirketlerin oranı.
Dijital devrim sanılanın aksine işsizlik getirmeyecek Özellikle Dünya Ekonomik Forumu’nun ana gündem maddesi olarak Dördüncü Sanayi Devrimi’ni seçmesi ve akabinde medyaya yansıyan “robotlar işimizi elimizden alacak” kaygısının araştırma sorularını yanıtlayan yöneticilerce çok kabul görmediği ortaya çıkıyor. Araştırmaya katılan yöneticiler, dijital devrimin işyerlerini daha güvenli hale getireceğine, çalışanlar açısından daha değerli roller yaratacağına inanıyor. Çok azı dijital devrimin istihdam üzerinde olumsuz bir etkisi olmasından çekiniyor. GE Küresel İnovasyon Barometresi araştırmasına katılan küresel yöneticilerin yüzde 54’ü, Türk yöneticilerin ise yüzde 43’ü dijital devrimin istihdam üzerinde olumlu etki yaratacağını söylüyor. Devlet desteği çağrısı İnovasyonun itici gücünün özel sektör olduğunu belirten yöneticiler, devletin inovasyon konusunda destekleyici bir rol üstlenmesi gerektiğini düşünüyor. Küresel yöneticilerin yüzde 67’si, Türk yöneticilerin ise yüzde 50’si inovasyonun itici gücünün özel sektör olduğunu düşünüyor. Ülkelerindeki inovasyonun itici gücünün devlet olduğunu düşünen yöneticilerin oranı ise yüzde 12 ile sınırlı kalıyor.
Start-up anlayışı inovasyon kültürüne destek oluyor.
Start-up anlayışı inovasyon kültürüne destek oluyor.
Japonya döndü, Almanya düşüşte Araştırmaya katılan yöneticiler, ABD’nin açık ara inovasyon şampiyonu olduğu görüşünde.  Bir önceki yıl inovasyon sıralamasında üçüncü sırada olan Japonya ise bu yıl ikinciliğe yükseldi. Geçen yıl ikinci sırada yer alan Almanya, bu yılki sıralamada ivme kaybederek Japonya’nın ardından üçüncü olabildi. İnovasyon şampiyonu ülke sıralamasında, dördüncülüğü Çin alırken Türkiye 23 ülke arasında 17. sırada yer alıyor. İlgili raporun tamamına ulaşmak için tıklayın.

PiA ve Intellica güçlerini birleştirdi

1
Sistem entegrasyonu alanında Türkiye’den çıkarak uluslararası arenada gösterdiği başarılar ile öne çıkan PiA, iş zekasında liderliği göğüsleyen Intellica ile gücünü birleştirdi. Bu yeni işbirliği ile PiA iş zekası hizmet ve çözümlerinde yepyeni bir yaklaşım geliştirmeyi hedefliyor. İşbirliğinin detayları hakkında bilgi veren PiA Genel Müdürü Murat Nail Erenay, şirket olarak iş zekası alanına yatırım yapmalarının önemli bir başlangıç olduğunu ifade ederek, şunları söyledi: “Şirketler iş zekası hizmet ve çözümlerini stratejik olarak verilecek olan bütün kararlarında kullanır hale geldi. Veriye dayalı karar alma ve strateji oluşturma bütün şirketlerin ön plana aldığı bir yaklaşım olacak. PiA olarak müşterilerimizin bu yaklaşımlarını gerçeğe dönüştürerek, yeniden yapılanmalarına destek verebilecek kabiliyetlerin geliştirilmesini hedefliyoruz.” İş zekası alanında sektörün lider gücü Intellica ile birlikte mevcut hizmet portföylerini genişlettiklerini aktaran Erenay, yurt dışında farklı pazarlarda yeni fırsatlar yakalamayı amaçladıklarını dile getirdi. Erenay, “İşbirliğimiz ile iş zekası katmanında pazar payımızda yüzde %300 oranında bir büyüme olmasını hedefliyoruz. Sistem entegratorlüğü alanındaki gücümüzü iş zekasına taşırken, bugüne kadar telekomünikasyon ve BT sektöründeki etkinliğimizi yeni dikeylere taşımak istiyoruz. Veriye dayalı karar alma ve strateji oluşturma bütün şirketlerin öncelik verdiği bir yaklaşım olacak. PiA olarak müşterilerimizin bu yaklaşımlarını gerçeğe dönüştürmeyi ve yeniden yapılanmalarına destek verebilecek kabiliyetlerin geliştirilmesini hedefledik. Intellica markası yine sektörde var olmaya devam edecek. Intellica’yı büyük veri ve analitik katmanında yer alan grup şirketi olarak konumlandıracağız ” diye konuştu. İş Zekası, Büyük Veri ve Müşteri İlişkileri Yönetimi konularında hizmet veren Intellica  Genel Müdürü Okan Karaduman da bu işbirliği sayesinde Intellica’nın hedef pazarları olan Doğu Avrupa, Ortadoğu ve Amerika pazarlarında artan bir ivme ile büyüyeceklerini vurguladı. Karaduman, “2006  yılında kurduğumuz Intellica kısa süre içinde iş zekası sektörünün en büyük şirketi haline geldi. Finans, telekomünikasyon, sigortacılık, e-iş, perakende, medya, enerji gibi sektörlerde birçok projeye imza attık .Bir proje şirketi olarak , hizmet verdiğimiz çeşitli sektör ve ülkelerde, yenilerini ekleyerek projeler yapmaya devam edeceğiz. Dünya çapında ürünler geliştirme yolunda PiA ile güçlerimizi birleştirdik, bundan sonra her yıl büyümekte olan ekibimizle daha da güçlenerek bir çok değerli projeyi hayata geçireceğiz” dedi.

Google Create nedir? Ne işe yarıyor?

0

Google için hayaller Facebook, hayatlar Google Create. Facebook’a rakip olma planları uzun zaman önce suya düşse de, Google kendi sosyal ağı Google+ için şansını denemekten çekinmiyor. Create isimli servis, arama devinin kendi sosyal ağına farklılık getirerek dikkat çekme çabalarının şimdilik son ürünü gibi görünüyor.

Create, adından anlaşılacağı üzere beynin yaratıcı gücünü temel alıyor. Google burada kanaat liderlerini çeşitli konular etrafında toplamayı planlıyor. Kaliteli ve tematik Google+ koleksiyonları oluşturan kullanıcılar, Create programının haftalık öne çıkardığı isimler arasında olma şansı yakalayacak.

Google+ Koleksiyonları platformunu kullanan Create, sosyal ağın yeni odağı olan “aynı ilgi alanı etrafında insanları bir araya getirme” misyonunu yükleniyor. Arada ise bir fark var: Koleksiyonlar servisi herkes tarafından kullanılabilirken, Create sadece bu koleksiyonlar içinde kreatif zeka içeren ve öne çıkan içerikleri sunuyor.

Google Create için onaylanmış hesaplar hazır!

Google Create için fotoğrafçılar, yazılım geliştiriciler, aşçılar ve hatta dağcılar kolları sıvayarak kendi uzmanlık alanlarında koleksiyonlar oluşturmaya başladı bile. Google bu servisin mümkün olduğunca geniş bir ilgi yelpazesine dağılması için elinden geleni yapıyor. Create programına kabul edilenler, son dönemde sosyal medyanın yeni arzu nesnesi olan “Onaylanmış Hesap” ile ödüllendirilecek. Ayrıca Google+ için geliştirilen yeni özellikleri herkesten önce denemek de yine bu arkadaşlara nasip olacak. 4Chan kurucusu “moot”u yakın zamanda sosyal ağında topluluk oluşturmak için bünyesine katan Google, bakalım Create ile nasıl bir grafik yakalayacak.

Fintech startup’ları için sıraya girdiler

0

Finansal teknolojilerin kısaltmasından adını alan fintech startup’ları bir yıldır herkesin dilinde. Globalde Square, Lending Club, Stripe, yerelde iyzico, Ödeal konuşuyoruz. Herkesin farklı bir yaklaşımı var. Dile kolay, insanlığın yıllardır kullandığı bankacılık ve ödeme sistemlerine alternatif getirme vaadiyle bu sektörden her gün yeni bir startup yükseliyor. Temelinde para üzerinden para kazanmak olan bu faiz ekonomisi, KPMG ve CB Insight tarafından yayınlanan rapora göre 2015 yılında toplam 13,8 milyar dolar yatırım aldı.

Pazar bu kadar gözde olunca, fintech girişimlerinin fiyatları da hiç olmadığı kadar yükseldi. Şirket yatırımcılarının fintech için yaptıkları yatırımın aynı zamanda kendi inovasyonları ve pazara yıkıcı giriş yapanlarla rekabet için değer taşıdığını belirten raporda, kurumsal yatırımcıların fintech yatırımının geri dönüş oranındaki düşme nedeniyle kısa vadede parayı bu sektöre aktarmaktan uzaklaşabileceğine değiniliyor.

Bankalar da fintech startup istiyor

Raporu KPMG adına değerlendiren Conor Moore, “Daha geleneksel olan organizasyonlar, Square ve Stripe gibi alternatif iş modellerinin nasıl hızlı geliştiğini görüyor ve önlerinde iki seçenek bulunuyor; ya uyum sağlayacaklar ya da pazar payı kaybedecekler” açıklamasını yaptı.

KKR, Alphabet ve UPS gibi teknoloji odaklı yatırımcıların yanı sıra, fintech girişimlerinin asli rakibi olan geleneksel bankalar da bu startup’lar için kesenin ağzını açtı. Citigroup son beş yılda toplamda 13 ayrı girişime yatırım yaparken, Goldman Sachs 10 startup, JPMorgan Chase ise beş fintech yatırımıyla tabelayı oluşturuyor.

Son çeyrekte soru işaretleri…

Sadece fintech startup’ları değil, genel olarak teknoloji dünyasında startup’lar için 2015’in son birkaç ayı zorlu geçti. Yine aynı rapor için yapılan bir başka yorumlama, yatırım şirketlerinin yılın son çeyreğinde yatırımlarını bir hayli düşürdüğü yönünde. Yılın ikinci ve üçüncü çeyreğinde 4,7 milyar dolar seviyesinde seyreden fintech yatırımları, Q4 2015’te adeta dip yapıyor ve yüzde 63 düşüşle 1,7 milyar dolara geriliyor. Buna karşılık teknoloji piyasasına toplam yatırımın yüzde 29 düşüş yaşadığını yani fintech pazarından daha iyi durumda olduğunu söylemek mümkün.

Bankaların kendi süreçlerini dijitalleştirerek fintech girişimleriyle rekabet etme planları, fintech girişimlerini yakın dönemde daha da zorlu bir yola sokabilir. P2P kredi sistemlerinde geri ödemelerin sıkıntı çıkarması ve devletlerin konu para olunca koyduğu sert kurallar, fintech şirketlerinin önümüzdeki aylarda dikkat etmesi gereken konuların başında geliyor. Tech.eu verileri Avrupa özelinde fintech için işlerin yolunda olduğunu gösterse de, global ölçekte bakıldığında pazarın neler getireceği şimdilik bilinmiyor.

Google o kazayı nasıl yaptı?

1
Sürücüsüz otomobil teknolojileri için kamuoyunun algısı devlet ve özel sektör destekli kampanyalarla gittikçe yumuşarken, bir soru baki kalıyor: Olası bir kaza durumunda kimi suçlayacağız? Otonom araç alanında en fazla yatırımı yapan şirketlerden Google’ın bir aracının geçtiğimiz günlerde karıştığı kaza, sürücüsüz otomobilin suçlu olduğu ilk olay olarak tarihe geçti. Konuyla ilgili Google’da görsel materyal bulmak epey zor. Google 8/8 kusurlu muydu bilinmez ancak, kazayı kamuyla paylaşmaya pek yanaşmıyor. Ne var ki bir başka Google ürünü olan Youtube, bugünlerde kaza anının otobüsteki güvenlik kameraları tarafından kaydedilmiş görüntüleriyle çalkalanıyor.

Sürücüsüz otomobil otobüse böyle çarptı

Görüntülerden anlaşıldığı kadarıyla sürücüsüz otomobil hızlanmakta olan bir yolcu otobüsüne hafif bir şekilde yandan çarpıyor. Her iki aracın da hızının çok düşük olması, kazanın ucuz atlatılmasını sağlıyor. Daha önce kendi aracıyla 17 ayrı kazaya karışan Google için bir ilk olan, kendi teknolojisinin kusurlu olduğu bu kaza, hiç şüphesiz otonom araçlarla ilgili oldukça kıymetli veriler ve ufuk açıcı çıkarımlar sağlayacaktır: