Tehditleri önceden algılayarak, veri ihlaline karşı önlem alan Dataskope (Database Activity Monitoring), Open Text tarafından alınan Micro Focus’un kataloğunda global oyuncular arasında yer aldı. Veri güvenliği alanında söz sahibi Karmasis tarafından geliştirilen, kişisel ve kritik bilgi içeren bütün veri tabanlarında yöneticilerin ve üçüncü parti bağlantı kuran kişilerin veri tabanı üzerinde yaptığı işlemleri kayıt altına alınmasını sağlayan Dataskope Open Text’in global kataloğuna giriyor.
Karmasis Genel Müdürü Murat Eraydın, “20 yıldır “güvenlik farkındalıkla başlar” mottosuyla Türkiye’nin pek çok kamu ve özel sektör kuruluşuna siber güvenlik alanında hizmet veriyoruz. Küresel yazılım oyuncuları arasında yer almamız bizler için büyük bir gurur.
Siber suçların 2025’te 10.5 trilyon dolara erişeceği tahmin ediliyor. Siber saldırılara karşı işlemlerin anlık takibi hayati rol oynamakta. Dataskope ürünümüz ise veri tabanında gerçekleşen olayları kayıt altına almanızı ve gerçek zamanlı izlemenizi sağlıyor böylece saldırı öncesi sizi uyararak önüne geçme fırsatı sunuyor.
Yabancı menşeili ürünlerin karşısında yeni nesil teknolojisi ile çok kısa bir sürede birçok kritik kurum tarafından tercih edildi, globalde de bunun yansımalarını görmeye devam edeceğimizi düşünüyoruz.” açıklamasında bulundu.
Konuyla ilgili konuşan OpenText Veri Gizliliği Satış Mühendisi Halil Akyol OpenText Voltage’ın, The Forrester Wave™ tarafından Data Security Platforms kategorisinde lider seçilen ve uçtan uca veri güvenliği çözümleri sunan bir ürün ailesi olduğuna dikkat çekerken.
Dataskope aracılığıyla, hassas veri tüketimini raporlamanın yanı sıra olası anomali erişimlerinin tespiti de yapılarak, tek bir risk ekranı üzerinden sunulmakta olduğunu belirtti.
Dataskope, veri tabanı sistemlerinde gerçekleşen olayları denetim özelliğini açmadan tespit eder, sınıflandırır, alarm üretir ve raporlar. Hassas veriye kimin eriştiği ve hangi aralıklarla hangi işlemleri gerçekleştirdiği bilgilerine ulaşılmasını sağlayarak önceden tanımlanmış alarm kuralları ile yetkililerin olaylarla ilgili bilgilendirilmesini sağlamaktadır.
Hazine ve Maliye Bakanlığı sahipliğinde devam eden Türkiye’nin bilgi teknolojilerine özel ilk ve tek eğitim ve istihdam projesi olan 1 Milyon İstihdam Projesi kapsamında Yapay Zekâ Uzmanı Yetiştirme Programı başlatıldı.
Ahmet Çalık Vakfı sponsorluğunda ve Türkiye Bilişim Derneği koordinasyonunda gerçekleşecek programın eğitimleri İstanbul Ticaret Üniversitesi’nde gerçekleşecek.
Bugünün ve yarının ihtiyacı yapay zekâ uzmanı
Hazine ve Maliye Bakanlığı, Türkiye Bilişim Derneği ve Ahmet Çalık Vakfı arasında, İstanbul Ticaret Odası Bilgiyi Ticarileştirme Merkezi ev sahipliğinde gerçekleştirilen iş birliği protokolü imza töreninde konuşan, Hazine ve Maliye Bakanlığı Bilgi Teknolojileri Genel Müdürü Dr. Cebrail Taşkın, “2023 yılı Türkiye Yüz Yılı vizyonunda başarılı çalışma ve projeleri devreye almaya ve Türkiye için daha fazla değer üretmeye devam ediyoruz. Eğitim ve istihdamda fırsat eşitliği imkânı sunan yenilikçi modeli ve oluşturduğu faydalarla projemiz dünyada örnek alınan bir proje haline gelmiştir. Şimdi de bugünün ve yarının ihtiyacı olan Yapay Zekâ Uzmanı yetiştirme programı başlatıyoruz.” dedi. Ahmet Çalık Vakfı’na desteği için teşekkür eden Taşkın, Hazine ve Maliye Bakanı Doç Dr. Nureddin Nebati’nin destekleriyle projede önemli ve büyük çalışmaları tamamladıklarını ve teknoloji alanında istihdamı ve üretimi artıracak yeni çalışmalar yapmaya da devam ettiklerini söyledi.
Bilim ve teknoloji alanında ülkemizi geliştirmek için destek vermeye devam edeceğiz
İş birliği protokolü imza töreninde söz alan Ahmet Çalık Vakfı Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mahmut Can Çalık, “Vakfımızın en önemli hedefi; dünyada devam eden dijital dönüşüm yarışında ülkemizin en ön sıralarda yer alması için katkı sağlamaktır. Bu doğrultuda, Hazine ve Maliye Bakanlığı’mızın “Bir Milyon İstihdam Projesi”ni desteklemek üzere “Sertifikalı Yapay Zekâ Uzmanı Yetiştirme Yetkinlik Programı”nın geliştirilmesine katkı sağlayacağız. Bilim ve Teknoloji alanında ülkemizi geliştirmek için destek vermeye devam edeceğiz” dedi.
Programdan 140 Genç Yararlanacak
İş birliği protokolü imza töreninde söz alan Türkiye Bilişim Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Rahmi Aktepe, “Program kapsamında İstanbul Ticaret Üniversitesinde gerçekleşecek eğitimlere 140 gencimizi kabul edeceğiz. Uygulamalı eğitimler tamamlandığında gençlerimiz doğrudan istihdama yönlendirilecek.” dedi. Ayrıca başlatılacak bu programın büyütülmesi ve bu tür programların başlatılarak sürdürülebilir hale getirilmesi için dernek olarak her zaman gereken çabayı göstereceklerini vurguladı.
Başlatılacak programın eğitimlerini gerçekleştirecek olan İstanbul Ticaret Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Dr. İsrafil Kuralay protokol imza töreninde söz alarak, “İstanbul Ticaret Odası ve İstanbul Üniversitesi özellikle teknoloji alanına özel önem verip bu alana yatırımlar yaparak birçok yeni çalışmayı ülkemize kazandırmıştır. Bugün içinde olduğumuz Bilgiyi Ticarileştirme Merkezi odamızın girişimlerin yetişmesi için alanında öncü ve başarı ödüllü bir projesidir. Bugün başlatılan bu programın da devamını getirerek Üniversite olarak çalışmalara destek vermeye devam edeceğiz.” dedi.
İstanbul Ticaret Üniversitesi Rektör Vekili Prof. Dr. Ömer Torlak da törende söz alarak, üniversite bünyesinde açılan Yapay Zeka bölümlerinin alanında ilk olduğunu vurgulayarak bu eğitim programlarının gençlerin istihdam için kendini geliştirmesi anlamında önemli olduğunu ve programda üniversite olarak kaliteli içerik ve nitelikli akademisyenlerle görev alacaklarını söylediler.
Başvurular Yakında Başlıyor
https://1milyonistihdam.hmb.gov.tr/ adresinden projeye kaydolarak başlatılan programa yapılacak başvuruların yakında başlayacağını ifade eden yetkililer, projeye bugüne kadar 1 milyon 590 binden fazla kişinin katılarak eğitimler almaya başladığını da hatırlatarak, gençlerin yapay zeka uzmanı yetiştirme programı ve benzer imkanlardan yararlanması için projeye kaydolunması gerektiğini ifade etti.
Bir VoIP sağlayıcısının, son beş yılda yapılan ve telefonla pazarlama dolandırıcılığından Ulusal Arama Yapma Sicilindeki arama numaralarına kadar, ABD düzenlemesini çiğneyen milyarlarca otomatik aramanın merkezinde olduğu iddia ediliyor. Los Angeles merkezli XCast Labs, FTC’nin iddiasına göre, aramaların birçoğunun Amerika’nın Telefonla Pazarlama Satış Kuralı’na aykırı olduğuna dair birkaç yıl boyunca birçok uyarıya rağmen, telefonla pazarlamacılardan gelen otomatik aramaların IP üzerinden ses ağı üzerinden insanlara akmasına izin veriliyor. 12 Mayıs’ta Kaliforniya federal mahkemesinde dosyalanan 13 sayfalık dosyadan sonra, mahkemede XCast Labs’a yasa dışı uygulamaları durdurması ve belirsiz bir miktar ceza ödemesi emrini vermesini istedi.
Şikayet, en az 2018’den beri, çağrı yönetimi ve otomatik çağrı engelleme özelliği dahil olmak üzere bir dizi hizmet sunan telefonla pazarlamacıların otomatik çağrılarını ülke çapındaki tüketicilere ilettiğini iddia ediliyor.
Watchdog, XCast’in yasayı çiğnediğini bildiğini ve geri adım atmadığını söylüyor
XCast, dolandırıcılığı etkinleştirmenin ve Do Not Call Registry’deki numaralara otomatik arama göndermenin yanı sıra önceden kaydedilmiş, satıcının kim olduğunu belirlemeyen, tüketicileri ürün satın almaya veya bağış yapmaya ikna etmek için sahte beyanlarda bulunan mesajlar da gönderdiği iddia edildi. yanlış veya yanıltıcı arayan kimlik numaralarıyla yapılmış ve bir ABD devlet kurumundan geldiği iddia edilen en az bir kampanya da dahil olmak üzere, yanlış bir şekilde gruplarla bağlantılı olduğu iddia ediliyor.
FTC’nin Tüketiciyi Koruma Bürosu müdürü Samuel Levin yaptığı açıklamada, “XCast Labs, telefonla pazarlamacıların evleri Sosyal Güvenlik İdaresi’ni taklit eden otomatik aramalar da dahil olmak üzere yasa dışı otomatik aramalarla doldurmasına yardımcı olmada önemli bir rol oynadı” dedi. “Müşterileri hizmetlerini yasayı çiğnemek için kullandıklarında kafalarını kuma gömen XCast Labs gibi VoIP sağlayıcıları, FTC’den haber bekleyebilir.” açıklamasında bulundu.
Başkan Biden yönetimindeki FCC, ağ operatörlerinin otomatik aramaları engelleme yeteneklerine bakmak da dahil olmak üzere sorunu çözmek için agresif bir şekilde harekete geçiyor. Ajans Aralık ayında mahkemelerden, 2021’de üç ay boyunca kablosuz ve konut telefonlarına yaklaşık 5,2 milyar otomatik arama gönderen devasa bir uzatılmış garanti satış operasyonunun ardından Cox/Jones Enterprise’dan 300 milyon dolar çekmesini istedi. FTC bu ayki şikayetinde, telemarketers “tipik olarak bu aramaları iletmek için VoIP servis sağlayıcılarını kullanıyor” dedi. “Birden çok VoIP sağlayıcısı, belirli bir aramayı kaynağından bir sonlandırma noktasına iletmeye genellikle katılıyor.
XCast’ın durumunda, şirketin aramaların her aşamasında parmak izlerinin olduğu iddia ediliyor. Bu, başlatma hizmetlerini ve orta akış hizmetlerini veya diğer VoIP sağlayıcılarına veya diğer VoIP sağlayıcılarından aramaları iletmeyi içeriyor.
Şikayete göre, XCast’e yasa dışı aramaları kolaylaştırdığı söylendi. Ocak 2020’de FTC, XCast dahil olmak üzere birkaç VoIP sağlayıcısını, ilettikleri aramaların yasaları ihlal ettiği konusunda uyardı. XCast ayrıca 2019’da Hindistan’daki başka bir VoIP sağlayıcısına bağlı arama kayıtları için mahkemeye çağrıldı ve 2021’de FTC’den diğer müşteriler hakkında bilgi talep edildi.
Şikayet, devlet kurumlarının XCast’e bildirimler ve uyarılar da gönderdiğini iddia ediyor
Ayrıca, US Telecom’un telefon ve geniş bant kuruluşlarından oluşan bir konsorsiyum olan Industry Traceback Group (ITG), şüpheli aramalar hakkında en az Aralık 2018’den bu yana XCast’i birçok kez bilgilendirdi. Bildirimler, ITG’nin hizmet sağlayıcıların, sağlayıcıların ağları üzerinden iletilen şüpheli trafik kaynaklarını belirleme konusunda yardım almak için kullandığı “geri izleme istekleri” yoluyla geldi.
CDR’lerden alınan bilgiler, üç müşteriden aktarılan aramaların yaklaşık iki milyarının Arama Yapma Kayıt Defterindeki numaralara gittiğini gösteriyor. FTC davada, bir VoIP sağlayıcısı olarak deneyimi, tekrarlanan uyarılar ve kendi kayıtlarındaki veriler göz önüne alındığında, “XCast, sağlayıcıların TSR’yi ihlal eden çağrıları iletmek için XCast hizmetlerini kullandıklarını biliyordu veya bilinçli olarak bundan kaçındı” dedi.
Düzenleyiciler, tüm bunlarla birlikte, mahkemeler şirketi durdurmadığı sürece, “Davalı’nın TSR’yi ihlal etmesi nedeniyle tüketiciler acı çekiyor, çekti ve önemli ölçüde zarar görmeye devam edecek” dedi.
Spain Homes markasıyla yurtdışına açılan ilk Türk gayrimenkul aracılık şirketi olan Tekçe’nin vizyonunu dünyaya taşıma hedefi doğrultusunda global atılımları sürüyor. Tekçe bu kapsamda, Türkiye’den sonra yurt dışında da başladığı yeni inşaat projeleri için Alanya’nın önde gelen mühendislik ve inşaat firmalarından Fenercioğlu ile FenTek adı altında bir yatırım ortaklığına imza attı. Bu ortaklık kapsamında, iki deneyimli şirket ilk olarak İspanya’da Costa Blanca’daki Altea’da 28 ünite butik bir gayrimenkul projesini hayata geçirecek.
Globalde büyümek isteyen Türk firmalarına rehberlik etmeye devam edeceğiz
Tekçe kurucusu Bayram Tekçe bu ortaklık özelinde şunları aktardı: “Tekçe olarak 20 yıldır en temel amacımız insan ve iyi yaşam odağında projelere rehberlik etmek, dünya vatandaşı olmak için gayrimenkule yönelen ve yatırım yapmak isteyen herkes için katma değer sağlayacak sürdürülebilir iş modellerini kurmak ve geliştirmek oldu. Türkiye’den yurtdışına açılan ilk gayrimenkul aracılık şirketi olarak Spain Homes markamızla 2018 yılından bu yana satış ve pazarlama alanındaki uzmanlığımız ile İspanya gayrimenkul piyasasına hakimiyetimizi güçlendirdik. Türkiye’de inşaat alanındaki ilk yatırımımızın hemen ardından global ölçekli bu atılım için oldukça mutluyuz. Türkiye’de de farklı alanlarda/ projelerde iş birliği yaptığımız, mühendis takımıyla ve inşaat vizyonuyla öne çıkan Fenercioğlu ile yarattığımız yeni markamız FenTek ile yakın gelecekte Avrupa’nın diğer ülkelerinde arsa ve proje geliştirme, müteahhitlik hizmetleri, taahhütlü işler, inşaat malzemeleri tedariği ve temini alanlarında yer almayı hedefliyoruz.”
Bu yatırım ortaklığı hakkında memnuniyetini dile Fenercioğlu kurucusu Aycan Fenercioğlu, proje ile ilgili şunları aktardı: “Bu projenin hedefi yüksek kaliteli butik bir yaşam alanı yaratmaktır. İki tarafın uzmanlığı ve kaynakları, bu projenin başarısını garanti altına alırken, birlikte küresel ölçekte yeni fırsatlar keşfetmeyi hedefliyoruz. Bu ortaklık sayesinde, Tekçe’nin uluslararası pazarda var olan tecrübesi ile bizim deneyimli ekibimizin uzmanlığını bir araya getirerek, yatırımcılara benzersiz fırsatlar sunmayı amaçlıyoruz. İki şirketin güçlerini birleştirerek, bu ortaklıkla uluslararası bir başarı hikayesini yazmak için sabırsızlanıyoruz. Yatırımcılara sadece mükemmel bir yaşam alanı sunmakla kalmayacak, aynı zamanda yatırımlarının değerini artıracak bir fırsat sunacağımıza inanıyoruz. “
Proje, Belçikalılar ve İskandinavlar başta olmak üzere Avrupalıları hedef alacak
1,5 milyon euroluk bir arsa yatırımı ile adım atılan bu proje, Fenercioğlu’nun mühendislik, Tekçe’nin satış ve pazarlama tecrübesi ile ortaya çıkacak. İspanya’daki yatırım çeşitliliğini artıracak olan proje, güçlü bir turizm lokasyonu olan Altea’dan gayrimenkul satın alma talebi olan Belçikalılar ve İskandinavlar başta olmak üzere Avrupalıları hedef alacak.
Altea, plajları ve doğal güzellikleri ile ünlü
Akdeniz kıyısında bir sahil kasabası olan Altea, ülkenin en cazip turizm merkezlerinin başında geliyor. ‘Sahilde küçük bir mücevher’ olarak tanımlanan Altea, kaliteli plajları, tepeleri, tarihi kiliseleri, manzaraları ve doğal güzellikleriyle öne çıkıyor. Yerel ürünler satan geleneksel pazar meydanları ile tanınan, Akdeniz’in panoramik manzarasını sunan 52,1 km’lik muhteşem sahil şeridine sahip olan Altea’da Playa de Cap Blanch ve Playa de la Roda olmak üzere iki muhteşem plaj bulunuyor.
MAN’ın yeni “FrontDetection” güvenlik sistemi; yaya ve bisikletlileri tespit ederek, en savunmasız yol kullanıcıları için bile tehlikeli olabilecek durumları etkisiz hale getiriyor.
Trafik işareti tanıma, lastik basınç göstergesi ve elektronik yarı-römork bağlama yardımcı sistemleri ile sürücüleri uzun vadede stresli işlerinden kurtaran MAN, IAA 2022’den bu yana daha da güçlenmiş yeni PredictiveDrive fonksiyonu ile yakıt açısından daha verimli hale gelmiş D26 motoru, iyileştirilmiş aerodinamik ve yeni akslarıyla birlikte yüzde 6’ya varan yakıt tasarrufu sağlıyor.
MAN kamyonları yaya ve bisikletlileri tanıyor, üstün teknolojisi ile sürücüye güvenli bir sürüş desteği sağlıyor
Kamyon sürücülerinin, sürüş esnasında yaşadıkları en önemli sorunların başında kör noktalarda yeterli görüş açılarının olmaması geliyor. Özellikle şehir içinde teslimat, nakliye sahasında manevra yaparken ya da belirsiz geçiş durumlarında veya döner kavşaklara girerken; yayalar veya bisikletliler, doğrudan aracın önündeki görülmesi zor alana geçebiliyor. Bu alana geçen yaya veya bisikletliyi de sürücü hemen fark edemeyebiliyor.
MAN’ın yeni “FrontDetection” güvenlik sistemi; kalkış durumlarında ve 10 km/saate kadar düşük hızlarda yayaların veya bisikletlilerin doğrudan aracın önünde görülmesi zor alanda olup olmadığını algılayarak, sürücüyü görsel ve sesli olarak uyarıyor. Bu yenilik; özellikle en savunmasız yol kullanıcıları için şehir trafiğindeki bu gibi riskli durumları etkili bir şekilde tehlikesiz hale getiriyor. Yeni güvenlik fonksiyonu; MAN’ın üçüncü nesil Acil Durum Fren Asistanı- EBA- uyarı ve frenleme stratejisine dâhil edilmiş durumda. Bu sistem, doğrudan kamyonun önündeki şeritte bulunmayan ancak potansiyel olarak karşıya geçebilecek diğer yol kullanıcılarını 10 km/s gibi düşük bir hızdan itibaren algılayarak, olası bir çarpışma durumuna karşı sürücüyü uyarıyor ve gerekirse otomatik olarak acil durum frenini uyguluyor.
MAN, yeni geliştirmelerle beraber tehlikeli sürüşü algılayarak, sürücüyü görsel ve işitsel olarak uyaran MAN AttentionGuard dikkat uyarı sistemini de güncelledi. Önceki sürüme kıyasla daha da geliştirilen MAN AttentionGuard, sürücünün şerit takip istikrarını ve direksiyon müdahalelerini sürekli olarak değerlendiriyor. Buna ek olarak, sistem; sürücünün dikkatinde bir azalma tespit ederse sürücüyü şerit çizgisini ihlal etmeden önce uyarabiliyor. Özellikle görüş mesafesinin düşük olduğu durumlarda ve gece sürüşlerinde, mesafe uyarı sistemi de uzun yolculuklarda güvenliğe katkı sağlıyor. Sürücü, önündeki araçla arasındaki yasal minimum mesafenin altına düşerse, sistem hemen kendisini uyarıyor. Doğru mesafeyi bağımsız olarak koruyan mesafe kontrollü hız sabitleyici ACC’nin etkinleştirilmediği durumlarda, öndeki araca olan gerçek mesafenin metre cinsinden gösterilmesi de doğru mesafenin yeniden belirlenmesine ve korunmasına yardımcı oluyor. Böylece mesafe uyarısı ve ACC, önleyici bir tedbir olarak, arkadan çarpma riskini önemli ölçüde azaltıyor.
Her gün araç kullanan sürücüle daha fazla destek
MAN Trucks, ayrıca çok sayıda aktif uyarı veya önleyici güvenlik sistemine ek olarak, sürücüyü günlük işlerinde önemli ölçüde rahatlatan ve böylece dolaylı olarak güvenliğe daha fazla katkıda bulunan yeni sistemleri de sunuyor. Bunlardan biri yeni trafik işareti tanıma sistemidir. Sürüş durumunda geçerli olan trafik ve hız düzenlemelerinin gerçek zamanlı gösterimi, sürücünün işini kolaylaştırıyor ve uyması gereken trafik kısıtlamalarını gözden kaçırma endişesi duymadan tamamen sürüş görevine ve trafiğe odaklanabilmesine yardımcı oluyor.
MAN’ın sürüşü kolaylaştıran bir diğer yeniliği ise, sensörlerle donatılmış römork ve yarı römorkların lastik basınç ve sıcaklık verilerini gösterebilmesidir. Doğru lastik basıncı; tüketimi ve aşınmayı azaltmasının yanında, aşırı ısınma nedeniyle olası lastik patlamalarını ve yangın çıkma riskini de azaltıyor.
MAN, ayrıca yenilikleri ile geri sürüşleri de daha güvenli hale getiriyor. Bu yenilik ise, standart bir seçenek olarak sunulan ve arka alana yerleştirilmiş kamera aracılığıyla Reversing Motion System- Geri Vites Hareket Sistemi olarak adlandırılan yenilikçi teknoloji ile destekleniyor. Geri vitese takıldığında, araç arkasından gelen görüntü eğlence sistemi ekranında otomatik olarak gösteriliyor ve sistem; herhangi bir zamanda gösterge panelindeki bir düğme ile manuel olarak da etkinleştirilebiliyor. Bu şekilde, sürücünün gözü her zaman aracının arkasında, olup bitenlerin üzerinde olabiliyor.
MAN GPS destekli sayesinde hız sabitleyicisi ve PredictiveDrive ile daha da ekonomik bir sürüş sağlıyor.
Sürücü güvenlik ve konforu için geliştirilen bir diğer önemli sistem de sensörlerle donatılmış beşinci tekerlek bağlantısı. Beşinci tekerlek plakasındaki bir yarı römork sensörü, kaplin kilidindeki bir dingil pimi sensörü ve erişim koruması üzerindeki bir kilitleme sensörü, bağlantı sürecini izleyerek; bilgileri doğrudan dijital gösterge aracılığıyla sürücüye iletiyor. Böylece sürücü, beşinci tekerleğin doğru kilitlendiğini doğrudan sürücü mahallinden görebiliyor. Bu da özellikle gece koşullarında önemli bir konfor ve güven sağlıyor.
MAN, bunlarla birlikte geliştirdiği yeni havalı süspansiyon kontrolü ile de yarı römorkun çekiciye bağlanması işlemlerini kolaylaştırıyor. Bu yenilik, sürücü koltuğunun yanında konumlandırılmış olan ergonomik, kablolu uzaktan kumanda ile sağlanıyor. Treylerin havalı süspansiyonunu kontrol etmeyi mümkün hale getiren bu yenilik; aynı zamanda havalı süspansiyon fonksiyonlarının çok-fonksiyonlu direksiyon simidi ve yerleşik menü aracılığıyla da kullanılmasına fırsat veriyor. Bu da römorkun kaldırma ve indirme sürelerini yüzde 50’ye varan oranda azaltarak, zamandan önemli bir tasarruf sağlıyor.
MAN’ın hayata geçirdiği yeniliklerden bir diğeri ise; sürücü kartı ile yeni ses tanıma sistemi. Sürücülerini farklı dillere göre kolayca kendi ayarlarına yönelik değişim yapmasını sağlayan bu yenilik; iki standart dil olan Almanca ve İngilizce’ye ek olarak, RIO platformu üzerinden MAN Now ile 28 dilin daha ücretsiz olarak indirilmesine imkân veriyor. Dil Tanıma, Dil Paketi, Idle Shutdown (uzun süre gereksiz yere rölantide çalışmaları azaltan sistem), sürüş verimlilik sistemleri; MAN EfficientCruise ile MAN EfficientRoll; sürüş süresi denetimi sistemleri; MAN TimeInfo ve MAN TimeControl gibi özelliklerin yanı sıra MAN TipMatic şanzıman için sürüş programları da doğrudan araca uzaktan yazılım indirme fonksiyonu ile 2022 modellerinden itibaren sonradan montaj olarak da sunuluyor.
MAN’dan daha fazla performans, verimlilik ve kullanım optimizasyonu
MAN Truck & Bus, sürücüleri desteklemek amacıyla güvenlik güncellemelerine ek olarak hem performans hem de yakıt tasarrufunu artıran yenilikler ile de rekabeti daha ileriye seviyeye taşıyor. Yeni D26 motor, IAA 2022’den bu yana önemli dahili geliştirmeler sayesinde fazladan 10 HP ve 50 Nm sunmanın yanında, fark edilir derecede daha az yakıt tüketiyor. Özellikle kabin aralığı geçişlerinde, ön cam, yan ve tavan rüzgârlıklarında yapılan aerodinamik iyileştirmelerinin yanında, yeni düşük sürtünmeli aks dişli yağıyla hafif tahrik aksları ve daha da proaktif çalışan MAN EfficientCruise ile yakıttan yüzde 6’ya varan oranlarda tasarruf sağlanıyor. Yeni entegre edilen PredictiveDrive fonksiyonu ile GPS hız sabitleyicisi daha da verimle hale getirilirken; öngörülü sürüş için ilerideki topoğrafyaya göre optimum hız eğrisini planlıyor ve bunun için vites seviyesini dikkate alarak, yakıt açısından en verimli motor çalışma noktasını seçiyor. Üstelik bunu da sadece 30 km/s hıza çıkmasından itibaren yapıyor.
MAN’ın TGL ve TGM serilerinde ise, aktarma organları alanındaki en önemli yenilik olarak, yeni şanzıman öne çıkıyor. Yeni MAN PowerMatic, MAN TGL ve TGM’nin vitesleri çok daha verimli şekilde değiştirmesini sağlıyor. Aynı zamanda otomatik şanzımandaki tork konvertörü ile özellikle aşınmasız ilk hareket ve çok yüksek hızlanma sunuyor. Bu da şehir içi operasyonların yanı sıra itfaiye gibi kurumlara ait uygulamalar için bu teknolojinin kullanımını daha da ideal hale getiriyor.
Microsoft, bu hafta Bing Chat AI sohbet botuna daha fazla görsel özellik eklediğini ve Microsoft’un AI vizyonunun artık daha mobilde daha uyumlu hale geldiği söylüyor. Temelde geleneksel arama kutusunu aşamalı olarak kaldırmak ve aramayı daha konuşkan hale getirmek için çabalıyor.
Birçok yönden, yapay zekanın evrimi internetin evrimi gibi olmaya başlıyor. Büyük ölçüde metin tabanlı, daha sonra grafik ve ardından video eklemeleri ile Bing de öyle: Microsoft başlangıçta görsel kartlar, reklamlar ve grafikler eklemeyi planladı , ancak lansmandan sonra muhtemelen kullanıcıların beğenmediği için bunları küçültülüyor. Microsoft, Bing chatbot’unun daha yaratıcı öğeleriyle de benzer bir yaklaşım benimsiyor. Lansman sırasında yaratıcı öğelere güçlü bir şekilde eğildi, uzun, tuhaf konuşmalardan sonra onları önemli ölçüde azalttı ve yavaşça tekrar açtı. Şimdi, görünüşe göre Bing yavaş yavaş yeniden daha görsel hale geliyor.
Bu hafta Microsoft, şirketin bu ayın başlarında söz verdiği gibi, Bing’in AI sohbet robotuna hem grafikleri hem de konuların “kartlarını” ekleme sözü veriyor. Spesifik olarak, çeşitli hizmetlerde sohbette bir video isteyebilecek ve videoyu sohbet botu içinde izleyiyor. Belki de daha yararlı bir şekilde, “Bilgi Kartı” olarak bilinen belirli bir konu hakkındaki bilgi özetlerini görülüyor. Bu nedenle, Edge’i daha uzun belgelerin özetleri için de kullanabiliyor.
Tamamlandığında, Bing Chat’ten OpenTable’da en sevdiğiniz restoranda size bir masa ayırmasını ve Wolfram Alpha’da karmaşık matematik denklemlerini tamamlamasını isteyebiliyorsunuz. Bugün, Bing restoranlar önerecek, ancak rezervasyon için pazarlık yapamıyor.
Bu arada Microsoft, Bing’in sohbet özelliklerini toptan mobile taşıyor. Ana ekranınıza bir soru sormak için bir mikrofon simgesine dokunmanız da dahil olmak üzere bir Bing widget’ı ekleyebiliyorsunuz.
Microsoft ayrıca SwiftKey mobil klavyelerine küçük bir “b” simgesi yerleştiriyor. Dokunmak, yazmak istediğiniz her şeyi yazmak için AI kullanmanıza izin veriyor. Aynı anahtar, içeriği yabancı dillere ve yabancı dillerden otomatik olarak çeviriyor. Edge’in mobil sürümünde bir kelime seçerken aynı “b” simgesini göreceksiniz ve takip bilgileri için Bing Chat’i sorgulamanıza olanak tanıyor.
Belki de bir o kadar önemli olarak, Microsoft artık sorguları ve sohbet geçmişinizi masaüstü ve mobil cihazlar arasında genişletiyor. Tüm bu küçük, artımlı iyileştirmeler arasında Microsoft’un mesajında, Bing Chat, Microsoft’un kullanıcıların onlarca yıldır Google’a verdiği ilginin bir kısmını geri alma fırsatı ve bunu yapmak için hızla ilerliyor.
ServiceNow İcra Kurulu Başkanı’na göre, yapay zeka döngüsü için bir milyar uygulama gerekiyor. Bu sayede çalışmalar hızlanabilecek.
ServiceNow, tedarik zinciri iş akışları ve borç hesapları gibi iş görevleri için süper yüklü uygulamalarla üretken yapay zeka atılımına her şeyi dahil eden en son teknoloji şirketi.
ServiceNow İcra Kurulu Başkanı Bill McDermott şirketin Las Vegas’taki yıllık geliştiriciler konferansında Salı günü yaptığı açıklamada, yapay zeka döngüsünün “zirvesindeyiz” dedi. McDermott: “Veri ve self servis yetenekleriyle beslenen, katlanarak büyüyen bir ekonomik refah çağına girdik” dedi.
Bir milyar uygulama ihtiyacı
McDermott, “Kurumsal sistemlere büyük öncelik veriyoruz. Bir milyar uygulama oluşturmamız gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Daha önce Orlando’da SAP, müşterilerin “buluttaki iş modellerini dönüştürmelerine, sürdürülebilirliği operasyonlarının merkezine koymalarına ve devam eden değişimin ortasında başarılı olmak için çevikliği artırmalarına” yardımcı olacak yapay zeka araçlarını tanıttı.
SAP CEO’su Christian Klein: “Jeopolitik gerilimlerin, ürün ve beceri eksikliklerinin ve yeni düzenlemelerin olduğu bir dünyada müşterilerimiz, en acil zorluklarını çözmek için ihtiyaç duydukları çözümler için SAP’ye dönmeye devam ediyor” dedi.
OpenAI CEO’su Sam Altman ifade verirken “Bu teknoloji ters giderse, oldukça ciddi sorunlar yaşanabilir. Bunlar artık bilim kurgu fantezileri değil; onlar gerçek.” dedi
Federal milletvekillerinin çekindiğ konu ise Silikon Vadisi ve diğer teknoloji merkezlerinin, güvenlik ve uyum sorunları yaratan yapay zekayı ileri seviyede kucaklamalarındaki acelecilik.
Kurumlar sürekli gelişen siber tehdit ortamıyla mücadele ederken yetenek eksikliği ve teknoloji nedeniyle bazı zorluklarla karşılaşıyor. Bu sebeple pek çok şirket güvenlik operasyonları, güvenlik açığı yönetimi, eğitim ve farkındalık programları, tehdit algılama ve uygulama güvenliği gibi belirli siber güvenlik fonksiyonlarını dış kaynak yoluyla karşılamayı değerlendiriyor.
Söz konusu kriterlere geçmeden önce, şirket içindeki ekiplerin diğer önceliklere odaklanmasını sağlamak amacıyla temel işleri dışındaki herhangi bir işlevi dış kaynak yoluyla edinebilmesine zemin hazırlamış olmanız ayrıca dış kaynak kullanımının şirketinizin hedefleri ve stratejisiyle tutarlı olması gerekiyor.
Kurum içi performansın verimsiz olması
Genellikle büyük şirketler iç güvenlik hizmetlerinin etkinliğini denetime tabi tutar. Hizmetlerin verimliliği ve etkinliği yeterli değilse, zor görevlerden bazıları dışarıdan temin edilebilir. Böyle durumlarda harici uzmanlardan oluşan bir ekip, çalışanların uzmanlığını genişletecek ve performansın artmasına yardımcı olacaktır. Ayrıca dış kaynak uzmanları genellikle gelişmiş teknolojilerin yönetiminde daha etkili.
Ancak burada yaygın bir yanılgıya dikkat çekmekte fayda var: Genellikle bir şirketin belirli bir işi nasıl yapacağını bilmediği durumlarda bu iş dışarıdan temin etmesi gerektiğine inanılır. Bu mantığa aldanmayın, zira harici hizmetleri değerlendirmek ve ölçmek için en azından temel bilgi güvenliği yetkinliklerine sahip olmanız gerekiyor.
Dış kaynak kullanımının daha ucuz olması
Eğer bir işi kurum içinde yerine getirmek söz konusu işi dışarıdan hizmet yoluyla almaktan daha pahalıya mal oluyorsa, görevi dış kaynak uzmanlarına devretmek uygun olacaktır. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli nokta sorumluluğun dış kaynağa devredilemeyeceğidir.
Kontrol işlevleri her zaman kurum içinde tutulmalıdır, ancak kontrol maliyetleri işin kendi maliyetlerinden daha düşük olmalıdır. Bu durumda dış kaynak kullanımı işletme açısından verimli olacaktır.
Söz konusu hizmeti yerine getiren şirketler arasında rekabetçi ortam olması
Rekabet, hizmet kalitesinin sağlanmasında geçerli olan ana mekanizmalardan biridir. Eğer yerel pazarda bu görevi yerine getirebilecek tek bir sağlayıcı varsa, bu durum günün sonunda hizmet kalitesini etkileyebilir.
İdeal çözüm, küresel uzmanlığa sahip tanınmış bir uluslararası hizmet sağlayıcı bulmaktır. Bu tür şirketler genellikle uzun süredir piyasada yer alırlar ve çeşitli alanlarda geniş bir deneyime sahiptirler. Bu da onlara spesifik görevlerde dahi uzmanlık sağlar.
Şirketin dış kaynak çalışmalarını değerlendirebilecek uzmanlığa sahip olması
Yüksek teknolojili bir hizmet için dış kaynak kullanılırken, şirketin ilgili konudaki yeterliliği sağlayıcının yeterliliğinden daha düşük olmamalıdır. Her şirket, sağlanan hizmetlerin kalitesini anlamak ve değerlendirmek için siber güvenlik uzmanlığına ihtiyaç duyar. Elbette Hizmet Seviyesi Anlaşmaları (SLA) ve metrikler bu konuda yardımcı olacaktır. Ancak yine de şirketin bunları doğru bir şekilde yorumlayabilmesi ve iyileştirme adına daha fazla eylem planlayabilmesi için yetkinliğe ve deneyime ihtiyacı vardır.
Bu uzmanlığı elde edebilmek için bilgi güvenliği uzmanları gerçek olaylara müdahale ederek becerilerini güncel tutmalıdır. BT dünyası her şey dinamik olarak sürekli değiştiği bir dünyadır. Bu da hizmet sağlayıcının etkinliğini ve verimliliğini kontrol edebilmek için, söz konusu görevler dış kaynakla sağlansa bile kurum içi ekiplerin olaylara müdahale, tehdit avcılığı ve diğer faaliyetlere katılma şansına sahip olması gerektiği anlamına gelir.
Şirketin halihazırda kuralları belli olan, formal süreçlere sahip olması
Formalizasyon, çalışanlara dair eylemlerin aşamalar ve zaman dilimleri ile tanımlandığı ve tüm bunların iç politikalara yansıtıldığı yaygın bir prosedürdür. Bu sayede kurulan düzen hem şirket genelinde hem de her bir çalışan açısından yaşanacak kaos ihtimalini ortadan kaldırmaya yardımcı olur.
Diğer yandan gayri resmi süreçler için dış kaynak kullanımı geri tepebilecek bir durumdur. İlk olarak böyle bir durumda hizmet sağlayıcı üzerindeki kontrol eksikliği nedeniyle hata yapma riski artar. Ayrıca tüm çıktılar hizmet sözleşmesi aşamasında ortaya koyulmuş olsa bile, sonuç beklenenden büyük ölçüde farklı olabilir. Herhangi bir sürecin girdisinde karmaşa olması, çıktısında da karmaşa yaşanması sonucunu doğurur. Bu da hizmet sağlayıcının değil, sizin düzeltmeniz gereken bir duruma dönüşür.
İlkem Özar Kaspersky Türkiye Genel Müdürü
İlkem ÖzarKimdir?
İlkem Özar, BT ve siber güvenlik alanlarında sektörde global ölçekte köklü bir deneyime sahiptir. Unilever, Microsoft, CA Technologies ve Intel Security (McAfee) gibi birçok küresel endüstri lideri şirkette çalışmış olan Özar, kamu ve özel sektörde üst düzey ve stratejik pozisyonlarda görev alarak kayda değer başarılar sergiledi.
İlkem Özar’ın Kaspersky’deki hedefleri arasında müşteri memnuniyetine odaklanmak, kurumsal sektörde büyümeyi teşvik etmek, şirketin sektördeki etkisini daha da artırmak, daha fazla iş ortağı edinmek ve B2B portföyü genelinde daha fazla müşteriye ulaşmak yer alıyor.
Kapsamlı kripto kuralları AB ülkeleri tarafından onaylanarak bir ilk yaşandı. Bu, ABD’ye örnek bir uygulama oldu.
Avrupa Birliği ülkeleri kripto varlıkları düzenlemek için dünyanın ilk kapsamlı kurallar dizisine son onayını vererek İngiltere ve ABD gibi ülkelere yetişmeleri için baskı kurdu.
Brüksel’deki bir AB maliye bakanlığı toplantısı, Nisan ayında onayını veren Avrupa Parlamentosu ile birlikte atılan kuralları onayladı. Kuralların 2024’ten itibaren uygulanması bekleniyor.
Kripto kuralları için yeni uygulama
Kripto borsası FTX’in çöküşünden sonra kriptoyu düzenlemek, düzenleyiciler için daha acil hale geldi.
İsveç Maliye Bakanı Elisabeth Svantesson: “Son olaylar, bu varlıklara yatırım yapan Avrupalıları daha iyi koruyacak ve kripto endüstrisinin kara para aklama ve terörizmin finansmanı amacıyla kötüye kullanılmasını önleyecek kuralların acilen uygulanması gerektiğini doğruladı” dedi.
Kurallar, 27 ülke bloğunda kripto varlıkları, tokenize edilmiş varlıkları ve sabit paraları ihraç etmek, ticaretini yapmak ve korumak isteyen firmaların bir lisans almasını gerektiriyor.
Bakanlar, işlemlerin izlenmesini kolaylaştırarak vergi kaçakçılığı ve kara para aklama için kripto varlık transferlerinin kullanılmasıyla mücadele etmek için adım attı. Ocak 2026’dan itibaren hizmet sağlayıcıların, aktarılan miktara bakılmaksızın kripto varlıklarda gönderenlerin ve lehdarların adlarını alması şartı üzerinde anlaştılar.
Ayrıca, üye ülkelerin kripto varlıklardaki işlemleri kapsayacak şekilde vergilendirmede birbirleriyle nasıl işbirliği yapacaklarına ve en zengin bireyler için peşin vergi kararları hakkında bilgi alışverişine ilişkin kuralların değiştirilmesi konusunda anlaşma sağlandı.
Kripto firmaları, düzenlemelerde kesinlik istediklerini söyleyerek, ülkelere AB kurallarını kopyalamaları için baskı yapıyor ve düzenleyiciler üzerinde sınır ötesi bir faaliyet için küresel normlar bulmaları için baskı yapıyor. İngiltere, sabit paralarla başlayan ve daha sonra desteklenmeyen kripto varlıklara doğru genişleyen aşamalı bir yaklaşımın ana hatlarını çizdi, ancak kesin bir zaman çizelgesi yok.
Schneider Electric, Geleceğin Elektrik Şebekelerini Şekillendirecek Dijital Dönüşüm Çözümlerini Genişletiyor
Enerji sektöründe dijital dönüşümün önemini her geçen gün daha fazla hissediyoruz. Bu kapsamda, enerji yönetim ve otomasyon çözümleri sunan Schneider Electric, enerji şebekelerinin geleceğini şekillendirecek önemli yatırımlar yapıyor. Şirket, global iklim krizinin enerji sektöründe yarattığı riskleri yönetmek ve bu alanda rehberlik etmek amacıyla ‘Şebekeden Üreten Tüketiciye’ (Grid to Prosumer) portföyünü genişletiyor. Bu çerçevede, şirketlerin ve kamu kurumlarının enerji değer zinciri boyunca işlerini dijitalleştirmelerine ve dönüştürmelerine yardımcı olacak bir dizi çözüm sunuluyor.
Bu çözümler arasında, ev enerji yönetimi çözümü, kesinti yönetimi için buluta konuşlandırılabilir bir platform, yapay zeka destekli bitki örtüsü yönetimi, varlık bakımı ve operasyonları için bir çözüm, trafo merkezi kontrolü ve varlık yaşam döngüsü yönetimi için hizmet planı portföyü bulunuyor. Schneider Electric bu çözümlerle, enerji sektörünün gelecekte karşılaşabileceği zorlukları bugünden göz önünde bulundurarak, sürdürülebilir ve dirençli bir enerji ekosistemi oluşturmayı hedefliyor. Bu bağlamda, geleceğin elektrik şebekeleri için bugünden yatırım yapmanın önemi bir kez daha ön plana çıkıyor.
Schneider Electric, şirketlerin ve kamu kurumlarının enerji değer zinciri boyunca işlerini dönüştürmelerine ve dijitalleştirmelerine yardımcı olmak için çözüm portföyünü genişletti.
Schneider Electric, küresel iklim krizine bağlı enerji risklerini yönetmek ve bu alanda rehberlik sunmak üzere Grid to Prosumer (Şebekeden Üreten Tüketiciye) portföyünü genişletti. Böylece şirket, şirketlerin ve kamu kurumlarının enerji değer zinciri boyunca işlerini dönüştürmelerine ve dijitalleştirmelerine yardımcı oluyor.
Geleceğin şebekeleri ile bugünün ihtiyaçlarına çözüm sağladıklarına değinen Schneider Electric Enerji ve Şebeke Segmenti Başkanı Gary Lawrence, “Bugün enerji güvenliği açısından önemli risklerle karşı karşıyayız ancak bu koşulları bir engel olarak görmek yerine, mevcut iş modellerini yeniden tasarlayarak ve arz-talep süreçlerini dijitalleştirerek enerji hizmetini dönüştürme fırsatı olarak kullanmak mümkün. Geleceğin Şebekelerine giden yolculukta güvenilir bir iş ortağı olarak, sağlam ve sürekli gelişen bir portföye sahip olmaktan gurur duyuyoruz” dedi.
Dijital dönüşüm için aşamalı yolculuklar
Enerji hizmeti kuruluşları; karmaşık şebeke, güç üretimi ve enerji geçiş zorluklarıyla karşı karşıyalar. Bu nedenle, çevik dağıtımlarla hızlı inovasyon sağlamaya ihtiyaç duyuyorlar. Bu adımlar aynı zamanda uzun vadeli vizyonlar için temel oluşturuyor. Aşamalı bir yaklaşımın benimsenmesi, çözümlerin tek seferde sistem genelinde devreye alınması yerine, başlangıçta en acil müşteri ihtiyaçlarına ve şebeke konumlarına odaklanarak altyapı şirketlerinin zaman içinde ölçeklenmesine olanak tanıyor.
Schneider Electric’in ‘Şebekeden Üreten Tüketiciye’ yaklaşımı, kurumsal teknoloji ve iş süreçlerinde dağıtılmış enerji kaynağı (DER) yönetimi ihtiyaçlarını ele alıyor. DER yönetimi için örnek bir aşamalı yolculuk, modelleme ve simülasyon başlıyor; ardından kademeli olarak durumsal farkındalık, basitleştirilmiş optimizasyon, gelişmiş optimizasyon ve pazar entegrasyonuna doğru ilerleniyor.
Ev Enerji Yönetimi Çözümü
Schneider Electric, artık evde enerji yönetimini de içeren genişletilmiş ürünlerle ‘Şebekeden Üreten Tüketiciye’ portföyüne ek yatırımlar yaptı. Ödüllü Schneider Home, ev sahiplerine enerji üretimini, depolanmasını, ölçümünü ve kontrolünü otomatikleştirerek evleri verimli, dayanıklı ve sürdürülebilir hale getiren, kullanımı kolay tek bir uygulama tarafından kontrol edilen entegre bir ev enerji yönetimi çözümü ile enerji bağımsızlığı sağlıyor. Dijital dönüşüm tabanlı, çok yönlü bir yaklaşımla, şirketler de şebeke esnekliğini en üst düzeye çıkarmak, değişen üreten tüketici önceliklerine yanıt vermek ve pazar ihtiyaçlarını optimize etmek için Schneider Home ile entegre olabiliyor.
Kesinti yönetimi için Azure üzerinde konuşlandırılabilen EcoStruxure™ Grid Operation
Schneider Electric’in ‘Bir Hizmet Olarak Şebeke Operasyonları Platformu’, modernleşmek isteyen küçük ve orta ölçekli şirket ve kurumlar da dahil olmak üzere şebeke operatörlerinin mevcut ve gelecekteki zorluklarını ele almak için oluşturuldu. EcoStruxure™ Grid Operation, artık Microsoft’un Azure altyapısında barındırılan, bulutta konuşlandırılabilir bir çözüm olarak mevcut. Kesinti yönetimine yönelik bu çevik yaklaşımla şebeke operatörleri, IT altyapısını sürdürmek ve güncellemek yerine temel iş stratejilerine odaklanabiliyor. Bu gelişme, Schneider Electric’in ‘Guidehouse Insights Leaderboard for ADMS Vendors’ raporunda birinci sırada yer almasını sağlayan birçok çalışması arasında yer alıyor.
Şebeke dayanıklılığı için yapay zeka destekli bitki örtüsü yönetimi
Schneider Electric ayrıca AiDash ile eskiyen elektrik şebekeleri, dekarbonizasyon ve dağıtılmış elektrik üretimi, geçiş hakları içerisinde bitki örtüsü büyümesi ve fırtınaların ve orman yangınlarının etkisi gibi modern altyapı ve çevresel zorlukları ele alan yeni bir ortak şebeke direnci ürününü duyurdu. Artık enerji şirketleri ve kurumları elektrik kesintilerini önlemek, gelecekteki sonuçları tahmin etmek ve iklim direnci oluşturmak için en son analizlerden faydalanabiliyor.
Varlık bakımı ve operasyonları için EcoStruxure™ Transformer Expert
Mevcut enerji ortamında, trafoların oynadığı temel rolün bilinciyle Schneider Electric, daha yüksek yatırım getirisi için kurulumu kolay bir izleme çözümü olan EcoStruxure Transformer Expert’i geliştirdi. Üreticiden bağımsız olarak her yaştaki yağlı trafolarda kullanılabilen, yağ trafolarına yönelik IoT sensörleri ve yazılım analitiği içeriyor. Veriye dayalı kararlar ve optimizasyon sağlamak için sağlık durumuna ve operasyonlara ilişkin tam görünürlük sağlayarak operasyonların çalışma süresini ve operasyonel verimliliği en üst düzeye çıkarmaya, bakım maliyetlerini azaltmaya ve kullanım ömrünü uzatmaya yardımcı oluyor.
Güvenli operasyonlar için trafo merkezi kontrolü
Schneider Electric PowerLogic T500, dağıtım otomasyonu için düşük güç tüketen tek bir cihazda trafo merkezi denetleyicisi sunuyorr. Sertifikalı IEC 62443 SL2 uyumluluğu ile güvenilirlik sağlayan ve iş kesintilerini en aza indirmek için gelişmiş siber güvenlik özellikleri sunan bu ürün, yaşam döngüsü boyunca kullanımı kolaylığı ve tamamen dijital bir deneyim sağlıyor. Sezgisel bir yapılandırma aracı ve esnek bir web tabanlı kullanıcı arayüzü ile tamamlanan PowerLogic T500, operatörlere çeşitli, çok satıcılı ortamlardaki bağlı cihazlarda bakım yapma yeteneği sağlayarak elektrik arızalarını ve arıza sürelerini azaltmaya yardımcı olan gelişmiş veri yönetimi yazılımı EcoStruxure™ Sistem Yönetimi ile entegre edildi.
Varlık yaşam döngüsü yönetimi için hizmet planı portföyü
Operasyonları optimize etmek için özel destek sağlayan Schneider Electric’in EcoCare üyeliği, dekarbonizasyon ve elektrifikasyon için ekipman yaşam döngüsü boyunca yenilikçi dijital yeteneklerle birleştirilmiş derinlemesine uzmanlık sunarken, EcoConsult güvenlik, dayanıklılık, verimlilik ve sürdürülebilirlik için danışmanlık uzmanlığı ve eyleme dönüştürülebilir içgörüler sağlıyor. Ayrıca EcoFit, kurumları geleceğe hazırlamak için israfı en aza indiriyor.
Jaguar Land Rover gelecek 5 Yıl İçinde elektrikli modern lüks araçları için 15 milyar Sterlin yatırım yapmaya karar verdi.
Borusan Otomotiv‘in Türkiye distribütörü olduğu Jaguar Land Rover (JLR), elektrifikasyon yol haritasını açıkladı. Elektriğe geçiş planları çerçevesinde JLR’ın İngiltere’deki Halewood Fabrikası, yeni nesil kompakt ve tamamen elektrikli araç üretimine ev sahipliği yapacak. Önümüzdeki beş yıl içinde elektrifikasyon dönüşümü için 15 milyar sterlin yatırım yapacağını açıklayan şirket, Reimagine Stratejisi kapsamında Land Rover tarafında 2030’a kadar tüm modellerinin elektrikli versiyonlarını üretecek. Jaguar ise bu süreçte tamamen elektrikli bir marka haline gelecek. Ayrıca JLR, 2039 yılına kadar tedarik zincirinden üretim süreçlerine tüm operasyonlarında karbon nötr hale gelme hedefleriyle ilgili de önemli adımlar attıklarının altını çiziyor.
İlk Elektrikli Range Rover 2023 Yılında Tanıtılacak
Elektrifikasyon yolculuğunu hızlandıran JLR, bir sonraki nesil orta boy SUV mimarisini tamamen elektrikli hale getiriyor. Elektrikli mobiliteyi önceliklendirme planları kapsamında önümüzdeki beş yıl boyunca 15 milyar sterlin yatırım yapacağını açıklayan şirket, ilk tamamen elektrikli Range Rover modelini 2023 yılının son çeyreğinde tanıtacak. Yeni nesil orta boy modern lüks SUV’ların ilki, Range Rover ailesinden ve tamamen elektrikli bir model olacak. Ayrıca 2025 yılında Merseyside’daki Halewood üretim tesisinde üretilecek. JLR, pazar beklentilerine bağlı olarak Range Rover ve Range Rover Sport’un esnek modüler mimari (MLA) yapısı sayesinde içten yanmalı motor, hibrit ve tamamen elektrikli motor seçeneklerini de sunmaya devam edecek.
Yeni Elektrikli Jaguar Modellerinin İlki 2025’te Yollara Çıkıyor
Elektrikli üç yeni Jaguar modelinin dünya tanıtımı için sona yaklaşıldığını belirten Jaguar Land Rover CEO’su Adrian Mardell, müşteri teslimatlarının 2025 yılında yapılmaya başlanmasını öngördüklerini paylaştı. Batı Midlands’ta üretilecek dört kapılı bir GT olacağı duyurulan yeni Jaguar, önceki elektrikli Jaguar modellerinden daha yüksek güç sunarken 700 km’ye kadar da menzile sahip olacak. Yeni gövde mimarisi JEA üzerine inşa edilecek 4 kapılı GT Jaguar ile ilgili daha fazla ayrıntının bu yılın ilerleyen dönemlerinde açıklanması planlanıyor.
Küresel teknoloji devlerinin izinden giderek Vodafone işten çıkarma yapacak. Personel sayısının yüzde 10 azalması bekleniyor.
Vodafone, şirket tarihindeki en kapsamlı işten çıkarma önlemlerini alarak önümüzdeki üç yıl içinde 11.000 kişiyi işten çıkaracak.
Kesintiler, beklenenden daha kötü mali rakamları takip etti ve dünya çapındaki yaklaşık 100.000 çalışanının yüzde 10’undan fazlasını etkileyecek. Vodafone işten çıkarma kararıyla tepki toplamış olsa da bunun başarıya ulaşıp ulaşmayacağını zaman içerisinde göreceğiz.
Vodafone yüzde 10’luk kesinti yapacak
İngiltere merkezli genel merkezinin yanı sıra Almanya ve İtalya’daki görevlerin işten çıkarmalardan etkilenmesi bekleniyor ve İspanya’daki ek görevler de gözden geçiriliyor. CEO Margherita Della Valle, “Performansımız yeterince iyi değil” dedi.
Telekomünikasyon şirketinin geliri önemli Avrupa pazarlarında düştü, ancak Afrika’daki ve ekipman satışlarındaki olumlu sonuçların bir sonucu olarak yıllık bazda yüzde 0,3 arttı.
Della Valle de Vodafone’un rakiplerine göre iyi performans göstermediğini belirterek, bunu kötüleşen müşteri deneyimine bağladı.
Bir Vodafone sözcüsü verdiği demeçte: “Ocak ayında başlattığımız merkezi işlevlerde önemli bir azalma hedefliyoruz, kanıtlanmamış iş durumlarıyla ortak operasyon faaliyetlerini durduruyoruz. Ayrıca pazarlardaki operasyonlarımızı basitleştireceğiz” dedi.
Son yıl sonuçlarında(yeni sekmede açılır)Salı günü yayınlanan şirket, düzeltilmemiş serbest nakit akışında MY22’ye kıyasla yüzde 56’lık bir düşüş bildirdi. Bu da 1.9 milyar Euro’ya eşdeğer oldu.
Vodafone Business’ın Avrupa’da güçlü bir konuma sahip olduğunu ve burada büyüyebileceğini söyleyen Della Valle, “dünya lideri” Nesnelerin İnterneti (IoT) uzmanlığına vurgu yaptı.
OpenAI açık kaynak dil modeli ile yapay zeka çalışmalarını destekleyecek. Ayrıca bu şekilde Google ile rekabet de güncellenecek.
OpenAI’nin komut üzerine düzyazı veya şiir üretmesiyle bilinen ChatGPT‘si, yatırımcılar üretken yapay zekayı teknoloji şirketleri için bir sonraki büyük büyüme alanı olarak gördükçe Silikon Vadisi’nde geniş ilgi gördü. OpenAI açık kaynak stratejisiyle rekabette de ön plana çıkacak.
OpenAI yeni bir strateji deniyor
Microsoft, OpenAI’ye milyarlarca dolarlık bir yatırım yaptığını duyurdu, bu girişimle bağlarını derinleştiriyor ve rakip Alphabet Inc’in Google ile daha fazla rekabet için zemin hazırlıyor. Meta Platforms Inc, insan benzeri yazı, sanat ve diğer içerikleri oluşturabilen üretken yapay zeka ürünlerini piyasaya sürmek için Microsoft ve Google’ın rakiplerine katılmak için şimdi acele ediyor.
Raporda, OpenAI’nin GPT ile rekabet edebilecek bir model yayınlamasının pek mümkün olmadığı belirtildi.
Modelin ne zaman piyasaya sürüleceğine dair zaman çizelgesi paylaşılmadı. Google, OpenAI ile olan rekabeti nedeniyle dikkati dağılırken, açık kaynaklı yapay zeka modellerinin önemli ölçüde daha gelişmiş hale geldiğini ekledi. Bu alanda çalışan platformlar önemli destekler de alıyor.
15 Mayıs’ta yapay zeka firması Together, Oasis Labs’ın kurucu ortağı Dawn Song , OpenSea kurucu ortağı Alex Atallah ve Uniswap COO’su Mary-Catherine Lader’ın da dahil olduğu kripto figürleri tarafından desteklenen bir başlangıç turunda 20 milyon dolar topladığını söyledi. Mayıs ayının başlarında, Google kıdemli yazılım mühendisi Luke Sernau’dan sızdırılan bir belge, açık kaynaklı yapay zeka modellerinin şirketin kendi AI çabaları için önemli bir tehdit olduğuna işaret etti.
ABD Apple çalışanı Çin’e kaçma konusunda suçlandı. ABD Adalet Bakanlığı konuyla ilgili soruşturma başlattı.
ABD Adalet Bakanlığı yaptığı açıklamada, eski bir Apple mühendisini şirketin sürücüsüz arabalar da dahil olmak üzere otonom sistemlerle ilgili teknolojisini çalmaya çalışmak ve ardından Çin’e kaçmakla suçladığını söyledi.
Dava, aralarında Rusya, İran ve Çin’in de bulunduğu ülkelerin Amerikan teknolojisini yasa dışı bir şekilde elde etme iddialarına karşı koymayı amaçlayan, daha önce açıklanan beş vaka arasında yer aldı. Davalardan ikisi, Adalet Bakanlığı yetkililerinin Rusya’nın askeri ve istihbarat servislerinin hassas teknoloji elde etmesine yardımcı olmak için oluşturulmuş tedarik ağları olarak adlandırdığı şeyi içeriyor.
Hassas teknolojiler Çin’e mi sızdırıldı?
Adalet Bakanlığı Ulusal Güvenlik Bölümü başkanı Matt Olsen: “Hassas teknolojilerin yabancı düşmanlarımıza akışını durdurmak için ABD yasalarını uygulama konusunda tetikte duruyoruz. Bu gelişmiş araçların yabancı düşmanların eline geçmesini önlemek için elimizden gelen her şeyi yapmaya kararlıyız” dedi.
35 yaşındaki Weibao Wang olarak tanımlanan eski Apple mühendisi, daha önce Mountain View, California’da yaşıyordu ve Nisan iddianamesine göre 2016’da Apple tarafından işe alındı. İddianameye göre, 2017’de Apple’dan istifa etmeden önce Çinli bir şirkette kendi kendine giden araba geliştirmek için çalışan ABD merkezli bir işi kabul etti, ancak Apple’a yeni işini bildirmeden önce yaklaşık dört ay bekledi.
Adalet Bakanlığı, Apple’daki son gününden sonra şirketin, ayrılmadan önceki günlerde büyük miktarda özel veriye eriştiğini keşfettiğini söyledi. Federal ajanlar, Haziran 2018’de evini aradılar ve Apple’dan “büyük miktarda” veri buldu. Bakanlık, aramadan kısa bir süre sonra Çin’e giden bir uçağa bindiğini söyledi. Apple’ın Project Titan olarak bilinen otomotiv çalışmaları, şirketin sıfırdan bir araç tasarlamaya başladığı 2014 yılından bu yana düzensiz bir şekilde ilerledi. Aralık ayında yayınlanan bir rapor, Apple’ın otomobilin planlanan lansmanını 2026’ya ertelediğini söyledi. Kaliforniya eyaletine sunulan raporlar, Apple’ın araçları eyalet yollarında test ettiğini gösteriyor.
Adalet Bakanlığı, diğer iki davanın, Çinli rakiplere pazarlamak için ABD teknoloji şirketlerinin kaynak kodunu çalmakla suçlanan eski bir yazılım mühendisi ve İran’a kitle imha silahları ve balistik füzelerde kullanılan malzemeleri sağlamak için kurulan bir Çin ağıyla ilgili olduğunu söyledi.
New York, California ve Arizona’da açılan beş davayla ilgili olarak dört tutuklama yapıldı. Suçlamalar arasında ihracat ihlalleri, kaçakçılık ve ticari sırlar yer alıyor.
Adalet Bakanlığı’nın 2 numaralı yetkilisi Başsavcı Yardımcısı Lisa Monaco, Şubat ayında yeni kurulan saldırı gücünü, Amerikan teknolojisini yabancı düşmanlardan ve diğer ulusal güvenlik tehditlerinden korumak için ABD Ticaret Bakanlığı ile ortak bir çaba olarak adlandırdı.
Ticaret Departmanı 2022’de Çin’in belirli çipleri edinmesini engellemek için tasarlanmış bir manevrayla gelişmiş bilgi işlem ve yarı iletken bileşenlere yeni ihracat kontrolleri getirdi. Amerika Birleşik Devletleri ve diğer 37 ülkeden oluşan bir koalisyon da geçen yıl Ukrayna’yı işgaline yanıt olarak Rusya’ya ihracat kontrolleri uyguladı.
Google tarafından paylaşılan bilgilere göre, kullanılmayan Gmail hesapları pasif hale gelecek. Google süre bilgisi de paylaştı.
Twitter, Elon Musk’ın sosyal medya platformunun birkaç yıldır kullanılmayan hesapları temizleyeceğini duyurmasıyla büyük yankı uyandırdı.
Twitter’dan sonra Gmail de hesapları siliyor
Sadece bir hafta sonra Google, kendi etkin olmayan hesap politikalarında bir güncelleme yayınladı.
Google, 16 Mayıs’ta, eski, gözetimsiz hesapların güvenlik risklerine atıfta bulunarak, Aralık 2023’ten itibaren iki yıldır etkin olmayan Google hesaplarını silmeye başlayabileceğini söyledi. Fotoğraflardan belgelere ve elektronik tablolara kadar bu hesapta tutulan tüm içerikler kaybolacak.
Güncelleme, “Bunu yavaş ve dikkatli bir şekilde, bol miktarda bildirimde bulunarak kullanıma sunacağız” ifadeleriyle duyuruldu. Google, oluşturulmuş ve bir daha hiç kullanılmayan hesapları silerek işe başlayacak. Bir hesabı silmeden önce şirket, e-posta adresine ve listelenen herhangi bir kurtarma e-postasına birden çok bildirim gönderecek.
Okullar ve ticari kuruluşlar politika değişikliğinden etkilenmeyecek. Kullanıcıların hesaplarının silinmesini önlemek için yapmaları gereken tek şey iki yılda bir oturum açmaktır, bu nedenle paniğe kapılırsanız ve kaybetmek üzere olduğunuz tüm eski e-postaları düşünürseniz, bunu önlemek oldukça basit.
Elbette bu hesap silme işleminin doğrudan olması beklenmiyor. Google muhtemelen hesapları arşivleyerek silme işlemini gerçekleştirecek. Ayrıca kullanıcılara hesapları tekrar aktif etme gibi bir seçenek sunması da sürpriz olmayacak.
Sosyal medya hesaplarının kullanılmadığında pasif hale getirilmesi birçok platform tarafından uygulanıyor. Ancak mail gibi krtik bir konuda bu uygulamanın nasıl bir duruma yol açacağını hep birlikte göreceğiz.
Samsung’un isteğe bağlı cihaz bulma hizmeti SmartThings Find, şimdiye kadar 300 milyon kayıtlı cihaz buldu. Temmuz 2022’den bu yana 100 milyondan fazla kayıtlı nokta, SmartThings Find ağına eklendi. SmartThings Find, aralarında akıllı telefonlar, tabletler, akıllı saatler ve kulak içi kulaklıkların da olduğu farklı Samsung Galaxy cihazlarının yerini anında tespit edebiliyor.
Samsung Electronics, SmartThings Find hizmeti ile 300 milyon kayıtlı cihazın yerini tespit ettiğini duyurarak, uygulamanın son derece yaygın bir biçimde kullanıldığını ilan etti. SmartThings Find hizmetine kayıt olan seçili cihazlar, diğer Samsung Galaxy kullanıcılarının cihazlarının konumunu tespit edebilmesine yardımcı oluyor. Kayıtlı noktalarda 300 milyon gibi önemli bir eşiğe ulaşılması, SmartThings Find hizmetinin hızlı ve istikrarlı bir biçimde yaygınlaşmaya devam ettiğini gösteriyor.
Temmuz 2022’den bu yana 100 milyondan fazla kayıtlı nokta SmartThings Find ağına eklendi. Böylece SmartThings Find ağı, 10 ay gibi kısa bir sürede 1.5 kat genişlemiş oldu. Samsung’un, kaybolan cihazların bulunması için geliştirdiği hizmet, ağa katılan her bir cihaz diğer Galaxy cihazların yerini tespit edebildiği için giderek daha da etkili hale geldi. Kayıtlı cihazlardan oluşan ağın genişlemesi, SmartThings Find hizmetinin kullanıcılar açısından daha verimli olmasını sağlıyor.
Gelişmiş güvenlik ve gizlilik özellikleri içeriyor
Samsung Electronics Kurumsal Başkan Yardımcısı ve SmartThings Birim Başkanı Jaeyeon Jung konuyla ilgili olarak; “SmartThings Find hizmetinin yakaladığı hızlı büyüme ivmesi bizi çok mutlu ediyor. Bağlantılı cihaz ekosistemimiz, birçok yeni olanağın önünü açarken, cihaz kaybetme endişesini azaltan ve eşyaların güvende kalmasını sağlayan anlamlı bir fayda ortaya koyuyor. SmartThings Find hizmetinin sağladığı faydaların yanında bu teknolojinin güvenli ve emniyetli bir şekilde kullanıma sunulması konusunda da hassasız. SmartThings Find, kullanıcı verilerinin korunması ve kötüye kullanımın engellenmesi için gelişmiş güvenlik ve gizlilik özelliklerini de içeriyor. Ayrıca, güvenliğin artırılması için gereken özellik ve standartların desteklenmesi adına sektörümüzle de işbirliği halindeyiz” değerlendirmesinde bulundu.
SmartThings Find, farklı Samsung Galaxy cihazlarının yerini anında tespit edebiliyor. Bu cihazlar arasında akıllı telefonlar, tabletler, akıllı saatler ve kulak içi kulaklıklar yer alıyor. SmartThings Find ayrıca anahtar, çanta gibi eşyalarda kullanılan Galaxy SmartTag ya da SmartTag+ cihazlarını da bulabiliyor.
Kullanıcının cihaz kimliği anonim olarak kaydediliyor
SmartThings Find hizmetinden faydalanan kullanıcıların sayısı giderek artarken güvenlik ve gizlilik, Samsung’un en önemli önceliği olmaya devam ediyor. SmartThings Find, hassas bilgilerin korunması için kullanıcı verilerini şifreliyor. Ayrıca Samsung Galaxy cihazlarda bulunan savunma sınıfı güvenlik platformu Samsung Knox sayesinde daha kapsamlı bir koruma sağlıyor.
Bir cihazın konum verileri üçüncü kişilerle yalnızca kullanıcı onayına bağlı olarak paylaşılırken, kullanıcının cihaz kimliği her 15 dakikada bir değiştiriliyor ve anonim olarak kaydediliyor. ‘Etraftaki bilinmeyen takip cihazlarını arama’ özelliği sayesinde Android ve iOS kullanıcıları, etraftaki bilinmeyen takip cihazlarını manuel olarak tespit edebiliyor. Bu özellik, takip cihazının sinyal gücünü gösteren bir göstergeyle birlikte kullanıcıların bilinmeyen bir takip cihazının mevcut konumlarına ne kadar yakın olduğunu görebilmelerini sağlıyor. Kullanıcılar ayrıca tanımlayabildikleri takip cihazlarını ‘güvenli’ olarak işaretleyebiliyor
Konum takip hizmetinin kötüye kullanımı önleniyor
SmartThings Find, Galaxy kullanıcıları için ‘Bilinmeyen takip cihazı uyarıları’ özelliğiyle de güvenlik sağlıyor. Bu özellik, SmartThings Find’ın bilinmeyen bir SmartTag tespit etmesi durumunda kullanıcılara bildirim göndererek izinsiz takip konusunda onları uyarıyor. Bu sayede kullanıcıların güvenliği korunurken, konum takip hizmetlerinin kötüye kullanılması da önlenebiliyor. Bu özelliği etkinleştirmek isteyen kullanıcıların, SmartThings uygulamasının ‘Life’ sekmesi üzerindeki Find hizmetine girmesi gerekiyor. Ayarlar menüsü üzerinde ‘Bilinmeyen takip cihazı uyarıları’ özelliği açılıp kapatılabiliyor. Alternatif olarak kullanıcının kendisi de civardaki bilinmeyen takip cihazlarını manuel olarak arayabiliyor.
Otobüs filosu, Birleşik Krallık’ta türünün ilk örneği olan sürücüsüz otobüslerini, İskoçya’da 15 millik bir rota boyunca yolculara hizmet veriyor. Otobüslerden beş tanesi Edinburgh’tan İskoçya’nın ünlü Forth Road Köprüsü’den varış noktasına gidiyor. Açılış yolculuğuna çıkan bir Sky News muhabiri; “Bu yolculuk garip bir deneyimdi. Genellikle hiçbir şey düşünmek zorunda kalmadan oturur ve rahatlarsınız, ancak bu otobüsün yaptığı her viraja ve dönüşe bakmaktan kendinizi alamıyorsunuz.” açıklamasında bulundu.
CAVForth adlı proje, otobüsün otonom sisteminin geliştirilmesine yardımcı olan Edinburgh Napier Üniversitesi, Bristol Robotics Lab ve Bristol merkezli Fusion Processing’i içeren kuruluşlar arasındaki bir işbirliği gerçekleşiyor. Otobüsler, yayalaştırılmış otobüs ve tren istasyonları, tek şeritli yollar, 80 km/s’lik bir otoyol, stop lambaları ve trafik kavşaklarını içeren rotada güvenli bir şekilde gezinmesine yardımcı olmak için bir dizi sensörle donatılıyor.
Sürücüsüz otobüs dönemi başlıyor
Stagecoach’a göre, araçların her biri, önceden seçilmiş yollarda saatte 80 kilometreye kadar hızla seyahat etmelerini sağlayacak özel sensörlerle donatılıyor. Otobüslerin her biri kendi kendine gidecek olsa da, yine de araçlarda iki personel acil veya istenmeyen durumlarda müdahale için hazır bulunuyor. Şoför koltuğunda oturan sürücü gerektiğinde kontrolü ele alabileceği gibi aynı zamanda yolcuların biletleriyle ve istekleriyle ilgilenebiliyor.
Hizmeti işleten şirket Stagecoach, çok geçmeden güvenlik sürücülerini kaldırmayı umduğunu ve otobüsleri kimsenin direksiyon başında olmadan göndermesini sağladığını belirtiyor.
Şirket, otonom araçları haftada yaklaşık 10.000 yolcu yolculuğunda kullanmayı hedefliyor
Stagecoach UK genel müdürü Carla Stockton-Jones “İngiltere’nin ilk otonom otobüs filosunu, aynı zamanda genel merkezimizin de bulunduğu ve her şeyin 40 yıl önce başladığı Doğu İskoçya’da tanıtmaktan heyecan duyuyoruz.”, Stockton-Jones’a göre bu proje toplu taşıma için bir dönüm noktası olacağını ve Stagecoach bu alanda ulaşım inovasyonunun ön saflarında yer almak istiyoruz. Ayrıca “İnsanların başlangıçta meraklı, heyecanlı, hatta biraz gergin olmalarını ve otobüsün güvenli bir şekilde yolculuk etmesi, hizmetin ihtiyaç ve beklentilerinizi karşılaması ile bunun hızla keyif ve kabullenmeye dönüşmesini bekliyoruz.” açıklamasında bulundu.
Bu tür büyük otonom otobüslerin kullanıldığı toplu taşıma hizmetleri, çoğu çok daha küçük araçları ve genellikle üniversite kampüsleri, rekreasyon alanları veya endüstriyel parklar gibi kapalı alanlarda kullandığı için alışılmadık bir durum olduğu düşünülüyor.
Bankacılık lisansına sahip teknoloji şirketi olma vizyonu ile ilerleyen ING Türkiye’nin iştiraki ING Teknoloji, 1 Mayıs 2023 itibariyle faaliyetlerine başladı. ING Teknoloji ile ING Türkiye ve ING Global’e mobil teknolojiler, bulut teknolojileri, yapay zeka ve veri madenciliği teknolojileri alanlarında uygulamalar, servisler ve ürünler geliştirilecek. ING Türkiye Teknoloji Genel Müdür Yardımcısı ve ING Teknoloji Yönetim Kurulu Başkanı Wouter Meijs, “Yeni şirketimizin ING’nin dijital liderlik stratejisi doğrultusunda, bizi teknolojide öncü olma hedefimize bir adım daha yaklaştıracağına ve turuncu kültürümüzü daha da zenginleştirerek teknoloji alanında önemli bir yetenek merkezine dönüşmemizi sağlayacağına inanıyoruz. ING Teknoloji, sektörde fark yaratan uygulamaları hayata geçirerek ING’nin teknolojiye yön veren şirket olma vizyonunu destekleyecek” dedi.
Dijital gücüyle kalıpların dışında, hayatın içinde çözümler geliştiren ING Türkiye’nin iştiraki olan ING Teknoloji şirketi 1 Mayıs 2023 itibariyle faaliyetlerine başladı. ING Teknoloji ile ING Türkiye ve ING Global’e mobil teknolojiler, bulut teknolojileri, yapay zeka ve veri madenciliği teknolojileri alanlarında uygulamalar, servisler ve ürünler geliştirilecek. ING Türkiye Teknoloji Genel Müdür Yardımcısı Wouter Meijs, mevcut görevine ek olarak ING Teknoloji’nin Yönetim Kurulu Başkanı görevini üstlenecek ve ING Türkiye Hukuk Genel Müdür Yardımcısı Günce Çakır, mevcut görevine ek olarak ING Teknoloji Genel Müdürü görevini yürütecek.
ING Teknoloji, teknolojiye yön veren şirket olma vizyonumuzu destekleyecek
ING olarak uzun zamandır dijitalleşmeyi stratejilerinin merkezine aldıklarını aktaran ING Türkiye Teknoloji Genel Müdür Yardımcısı ve ING Teknoloji Yönetim Kurulu Başkanı Wouter Meijs, şunları söyledi: “ING Türkiye olarak, dijital liderlik hedefiyle ilerleyerek geleceğin bankacılığı için yatırımlarımızı şimdiden şekillendiriyor, sadece teknolojik altyapımıza değil insan kaynağımıza yaptığımız yatırımlarla da fark yaratmayı hedefliyoruz. Bu doğrultuda kurum kültürünü, yetenek gelişimini ve çalışma seklimizi önceliklendirerek dijital dönüşümde insan faktörüne odaklanıyoruz. Bu kapsamda, ING Teknoloji şirketimizin de bizi teknolojide öncü olma hedefimize bir adım daha yaklaştıracağına ve turuncu kültürümüzü daha da zenginleştirerek teknoloji alanında önemli bir yetenek merkezine dönüşmemizi sağlayacağına inanıyoruz. Bankacılık lisansına sahip teknoloji şirketi olma vizyonumuzu güçlendirecek olan ING Teknoloji, sektörde fark yaratan uygulamaları hayata geçirerek ING’nin teknolojiye yön veren şirket olma vizyonunu destekleyecek.”
Sanal gerçeklik kullanıcıları, yakında koku deneyimine sahip olabilecekler, küçük ölçekli bir cihaz sayesinde sanal dünyada karşılaştıkları nesnelerin ve çevrenin kokusunu alabilecekler.
Hong Kong Şehir Üniversitesi, Beihang Üniversitesi ve Shandong Üniversitesi’nden bir mühendis ekibi tarafından oluşturulan cihazın iki modeli bulunuyor. İki adet tasarımı olan sanal gerçeklik gözlüklerine takılabilecek olan ve koku alınabilecek teknolojide iki adet tasarımı gerçekleştirildi. İlk tasarım yara bandına benzeyen ve kullanıcının burnunun altına oturan ve koku yayan iki kese bulunuyor. İkincisi ise, daha geniş bir koku yelpazesine sahip yumuşak bir yüz maskesi şeklindedir. Her ikiside kokular, ısı ile tetiklenen parfüm infüze edilmiş parafini tutan cihazlarla küçük bir ısıtma reaksiyonu kullanılarak salınıyor.
Bir VR deneyimi sırasında kokuları taklit etmek için başka tasarımlar olsa da, birçoğu şişelerin veya aerosollerin yeniden doldurulmasını gerektiriyor. Küçük ölçekli, yumuşak ve giyilebilir olarak oluşturulan yeni tasarımlarla ekip, kullanımı kolay ve ortalığı kirletmeyen cihazlarıyla pazardaki bir boşluğu kapatmayı umuyor.
Her iki tasarım da bir dizi gönüllü üzerinde test edildi ve başarılı sonuçlar alınıyor. Katılımcılar, ortalama olarak kokunun 1,44 saniye içinde tanımlandığını söylüyor. Ekip, kokunun salınımını bir VR oyunu veya deneyimindeki belirli senaryolarla uyumlu hale getirmek için çalışacağını söylüyor.
Aynı zamanda, VR teknolojilerindeki son gelişmeler, insanlar için sınırda bir sosyal platform sağlamak için kusursuz bir 3D sanal dünyanın yaratılmasını hızlandırıyor. Ve 4D film izleme, koku mesajı iletimi, tıbbi tedavi, insan duygu kontrolü ve VR/AR tabanlı çevrimiçi öğretimdeki temsili gösteriler, eğlence, eğitim, insan makine arayüzleri vb. dahil olmak üzere çeşitli pratik uygulamalarda yumuşak koku alma arayüzünün büyük potansiyelini kanıtlıyor.
Bill Gates, yaptığı açıklamada gençlere, hayatta çalışmaktan daha fazlası olduğunu unutmamaları gerektiğini söyledi. Gates, yaşlanıp baba olana kadar “hayatta çalışmaktan daha fazlası olduğunu” fark etmediğini söyledi. Aynı zamanda Gates, Microsoft’un ilk günlerinde personellerin erken ve geç ayrılışlarını izlediğini açıkladı.
Gates, Kuzey Arizona Üniversitesi mezunlarına Cumartesi günü yaptığı açılış konuşmasında ,”Ben sizin yaşınızdayken tatillere inanmazdım, hafta sonlarına inanmazdım ve etrafımdaki herkesi çok uzun saatler çalışmaya zorlardım.” açıklamasında bulundu.
Microsoft’u başlatmak için üç sömestr sonra Harvard Üniversitesi’nden ayrılan milyarder, NAU mezunlarına “Kendinize biraz müsamaha göstermeniz tembel olduğunuz anlamına gelmiyor.” olarak sözlerine devam etti. Microsoft’un ilk günlerinde iş-yaşam dengesinin önemini anlamadığını ve otoparka bakan ofis penceresinden hangi çalışanların erken ayrıldığını veya geç kaldığını takip ederek geçirdiğini, bu dersi öğrenmek için benim kadar beklemeyin, “İlişkilerinizi beslemek, başarılarınızı kutlamak ve kayıplarınızdan kurtulmak için zaman ayırın hatta gerektiğinde ara verin ve ihtiyaç duyduklarında çevrenizdeki insanlara da yüklenmeyin.” açıklamalarında bulundu.
Gates, 2019’da blogunda “Microsoft’tayken birlikte çalıştığım insanlara karşı serttim” diye yazmıştı . “Bazıları başarılı olmamıza yardımcı oldu, ancak eminim ki bir kısmı da haddinden fazlaydı.” Gates’in blogunda paylaştığı açılış konuşmasında, milyarder ayrıca öğrencilere hayatları boyunca verdikleri kararları yeniden değerlendirmeleri için zaman ayırmalarını ve sınıf dışında bile öğrenmeye devam etmeye istekli olmalarını tavsiye etti. “Muhtemelen şu anda kariyeriniz hakkında doğru kararlar almak için çok fazla baskı hissediyorsunuz” dedi. “Bu kararlar kalıcıymış gibi gelebilir. Gates ayrıca öğrencilere arkadaşlıklarına güvenmelerini ve iklim değişikliği veya yapay zekadaki önyargılar gibi önemli sorunları çözen projeler üzerinde çalışmalarını tavsiye etti.
Gates, mezunlara “İnsanlara yardım etmek için muazzam bir fırsatın olduğu bir zamanda mezun oluyorsunuz” dedi. “Her gün fark yaratarak geçiminizi sağlamanıza olanak sağlayacak yeni endüstriler ve şirketler ortaya çıkıyor. Bilim ve teknolojideki gelişmeler, büyük bir etki yaratmayı her zamankinden daha kolay hale getirdi.”