Dünyanın en küçük cerrahi robotu

0

Birleşik Krallık’taki Versius isimli robot, dünyanın en küçük cerrahi robotu olma özelliğinde. Versius, kısa bir süre sonra Birleşik Krallıkta’ki cerrahların en önemli yardımcısı olacak.

Versius: Dünyanın en küçük cerrahi robotu

Robotik sektöründe yaşanan gelişmeler ile cerrahi işlemler otomatikleşmeye başladı. Cerrahi işlemlerde el işçiliği robotlara bırakılarak, doktorlar joyistik kullanan görevli konumuna geliyor. Bu şekilde yapılan hatalarda hata oranı azalıyor ve iyileşme süresi kısalıyor. CMR Surgical tarafından geliştirilen Versius, cerrahlar için hızlı öğrenmeyi mümkün hale getiriyor.

Örneğin anahtar deliği insizyonu için bir cerrah 60-80 saat uygulamaya ihtiyaç duyarken, cerrahi robot ile bu süre 30 dakikaya kadar iniyor.

Bu robot ile açık ameliyat sayısını azaltmak ve cerrahların işlerini daha kolay yapabilmesi hedefleniyor. Anahtar deliği ameliyatları açık ameliyatlara kıyasla önemli avantajlara sahip. Örneğin; ameliyat sonrası fıtık ihtimalini yüzde 50 azaltabiliyor. Ayrıca ameliyat sonrası kullanılan ağrı kesicileri azaltıyor, hastanın mikrop kapma ihtimalini de azaltıyor.

Önemli avantajlar sunan bu cerrahi robotun ameliyatlarda kullanılabilmesi için ise aşılması gerek önemli prosedürler var. Ancak bu prosedürlerin aşılması sonrasında robotun kullanıma hazır olduğu belirtiliyor.

Akıllı şehir yönetimi için CityHub

LG CNS, akıllı şehir yönetimi için CityHub platformunu duyurdu. CityHub platformu ile akıllı şehir yönetimi daha kolay ve merkezcil hale geliyor.

Yapay zeka ile akıllı şehir yönetimi

LG yan kuruluşu CNS, şehir çapındaki IoT cihazlarının merkezi yönetim ve veri analizini sağlamak için tasarlanan CityHub platformunu duyurdu. Platformun geçici adı olan CityHub, akıllı şehirdeki IoT sensörlerinden veri toplayabiliyor. Taşıtlar, binalar, sokak lambaları, trafik kameraları dahil akıllı sensörlerden veriler alınabiliyor.

Platform, üretim ve lojistik gibi belirli endüstriler tarafından kullanılan 98 farklı IoT standardına ek olarak uluslararası oneM2M standardını da destekliyor. Yapay zekaya da sahip olan CityHub, akıllı servisler tasarlamak ve inşa etmek için şehrin IoT cihazlarından gelen verileri analiz edebiliyor.

Güney Kore merkezli LG CNS, Kore hükümetinin akıllı şehir platformu çözümü sertifikasyonu tarafından onaylanan ilk özel şirket oldu. LG CNS şu anda Seul, Magju Bölgesi, Jeju Adası, Sejong Şehri ve Güney Jeolla Eyaletindeki Haenam dahil olmak üzere Kore genelinde akıllı şehir projeleri üzerinde çalışıyor.

Bilişim 500 Ödülleri sahiplerini buldu

0

Türkiye’nin bilişimin gücüyle yükselmesine katkı sağlayan teknoloji sektörü şirketlerinin dahil olduğu “İlk 500 Bilişim Şirketi Türkiye 2017Bilişim 500” araştırmasının sonuçları, İstanbul’da düzenlenen etkinlikte açıklandı. TechInside olarak yerinde takip ettiğimiz etkinlik sonrasında, BThaber Yönetim Kurulu Başkanı Murat Göçe ile, Bilişim 500 ödülleri hakkında konuştuk!

Bilişim 500 Ödülleri sahiplerini buldu

İstanbul’da düzenlenen etkinlik sonrasında, mikrofonumuzu BThaber Yönetim Kurulu Başkanı Murat Göçe‘ye uzattık. Göçe, Bilişim 500 hakkında düşüncelerini anlatırken, teknoloji ve bilişim sektörü hakkında da önemli açıklamalarda bulundu.

BThaber Şirketler Grubu Başkanı Murat Göçe açılış konuşmasında, “Bilişim 500 araştırması bilişim sektörünün gelişimine, şirketlerin hem pazarlarını hem de rakiplerini değerlendirmelerine önemli katkılar sağlıyor. Ölçemezseniz, yönetemezsiniz ve geliştiremezsiniz. Bu nedenle bu çalışma ile farklı parametrelerle sektörün yıllık gelişimini gözler önüne seriyoruz. Bilişim 500 Kataloğu, sektör için gerçekten önemli bir başvuru kaynağı.

Özellikle yurtdışı firmalarının şirket satın alma kararlarında iyi bir referans olduğunu gözlemliyoruz” diye konuştu. Bilişim 500 Araştırması’nın Anadolu’nun tamamına yayılabilmesi için geçen yıl hayata geçirdikleri ‘PLUS’ konseptinin de bir ‘ilk’ olarak BT sektörünün Türkiye’nin bütünündeki potansiyelini ortaya koyduğuna dikkat çeken Murat Göçe, “Bu yıl da Anadolu’daki şirketlerimizi unutmadık. PLUS Kategorisi ile iller bazında da sıralama yaptık ve farklı başlıklarda kıyas imkânı Türkiye’nin bir bütün olarak BT başlığındaki değerini, il bazında ortaya çıkarttı.” dedi.

 

50 milyon kullanıcıya en hızlı ulaşan teknoloji hangisi?

Various Sources tarafından yapılan bir araştırma ile farklı teknolojilerin 50 milyon kullanıcıya ulaşma süreleri derlendi. 50 milyon kullanıcıya ulaşma süresi bazı teknolojiler için yıllar sürerken, bazı teknolojiler için sadece günler sürdü.

50 milyon kullanıcıya ulaşma süreleri

İnternet tabanlı uygulamalar, kullanıcılara ulaşma konusunda standart hizmetlere kıyasla çok daha hızlı. Örneğin; 1960’lı yıllarda hayatımıza giren bir hizmet kullanıcı kitlesini büyütmede çok yavaş kalıyordu. Ancak günümüzde sıradan bir uygulama bile çok kısa bir sürede milyonlarca kullanıcıya ulaşabiliyor. Various Sources tarafından hazırlanan bir infografik, hizmet sektörünün dünü ve bugününe ışık tutuyor.

İnfografikte farklı hizmet ve teknolojilerin 50 milyon kullanıcı barajını kaç yılda aştığı görülüyor. Hava yollarının 50 milyon kullanıcıya ulaşması 68 yıl sürerken, otomobiller için bu süre 62 yılda kaldı. Televizyonlar 22 yılda, ATM’ler ise 18 yılda 50 milyon kullanıcı barajını aştı. İnfografikte günümüz internet ve dijital hizmetlerinin kullanıcı kitlesine ulaşmakta çok daha hızlı olduğu görüyor. Bilgisayarların 14, internetin 7 yılda 50 milyon kullanıcı barajını aşmasının ardından, dijital hizmetler ve uygulamalar için altın çağı başlıyor.

Facebook 3 yılda, WeChat ise 1 yılda 50 milyon kullanıcı barajını aşmayı başardı. Listenin lideri Pokemon Go ise sadece 19 günde +50 milyon kullanıcıya ulaştı.

Bakteriler ile enerji üreten güneş paneli geliştirildi

British Columbia araştırmacıları, güneş panellerinin bulutlu havalarda enerji üretebilmesi için bakterilerden yararlandı. Bakteriler ile enerji üreten güneş paneli, sıradan panellere kıyasa daha yüksek verimlilik sağlayacak.

Bakteriler ile enerji nasıl üretiliyor?

Güneş panellerinin kullanımında yaşanan genel sorun; güneşli havalarda yüksek verimlilik alınırken, bulutlu havalarda yaşanan verim düşüşünün çok yüksek olması. Bunun için üretilen fazla enerjiyi gece ve bulutlu havalarda kullanabilmek için depolayan Tesla PowerWall gibi ürünler mevcut. Ancak ek maliyete neden olan bu ürünler, kullanıcılar için pek de cazip geliyor. British Columbia Üniversitesi araştırmacıları, bu soruna çözüm olabilecek yeni bir yöntem üzerinde çalışıyor.

Araştırmacılar, panellerin bulutlu havalarda da enerji üretebilmesi için ışığı enerjiye çeviren bakteriler kullanıyor. Buna benzer daha önceki yöntemlerde, bakterilerin fotosentez için kullandıkları doğal boyayı çıkarmaya odaklanılmaktaydı. Yeni yöntemde ise bakteriler, yarı iletken olarak davranabileceği bir mineralle kaplandı. Bu karışım bir cam yüzeye uygulandı. Bu yöntem ile her sanmetrekare başına 0.686 miliamper akım oluşturulabildi. Bu değer, bir biyojenik panelde elde edilen en yüksek akım yoğunluğu olarak kayda geçti.

Geliştiriciler, bu panellerin diğer biyojenik panellere kıyasla onda bir maliyette olacağını tahmin ediyor. Ancak panellerin ticarileşmesi için yoğun geliştirme çalışmalarının devam etmesi gerekiyor.

Girişimciler için StartersHub XO 2018 programı başladı!

0

Girişimcilerin hayallerini ve projelerini gerçeğe dönüştür imkanını elde edebileceği, StartersHub XO 2018 programı tanıtıldı. StartersHub; BSH Ev Aletleri, Unilever ve Türk Hava Yolları iş birliği ile StartersHub XO 2018 programını lanse etti. Etkinlik kapsamında, StartersHub Yönetim Kurulu Başkanı Ebru Dorman ve BSH Türkiye, Ortadoğu, Afrika ve Bağımsız Devletler Topluluğu Bölge Başkanı Norbert Klein ile etkinliği değerlendirdik. 

BSH, StartersHub XO 2018 etkinliğinde neler yaptı?

İlk aşamada 20.000 Dolar ön sermaye, mentorluk, network ve program ortaklarıyla birlikte proje geliştirme imkanları sunan StartersHub XO 2018, altı ay sonunda programı başarıyla tamamlayan girişimlere 250.000 Dolar’a varan yatırım imkanı sağlıyor.

StartersHub’ın üçüncü yaşının da kutlandığı toplantıda, güçlü partner ağları sayesinde programa katılan girişimlerin sektörel dinamiklerde destek almalarını sağladıklarını ve dünyaya açılmalarını kolaylaştırdıklarını belirten StartersHub Yönetim Kurulu Başkanı Ebru Dorman, 350’nin üzerinde global mentor ve 40’ı aşkın iş ortağı ile çalıştıklarını hatırlatıyor ve ekliyor: StartersHub ve bu yılki program ortakları BSH Ev Aletleri, Unilever ve Türk Hava Yolları desteğiyle büyüyecek olan girişimler, küresel pazara açılmak için çok önemli bir avantaja sahip olacaklar. StartersHub olarak üçüncü yaşımızı program ortaklarımızla birlikte kutlarken, Türkiye’den global başarı hikayesi yaratacak girişimler çıkarma vizyonuyla çıtayı her yıl yükseltmenin mutluluğunu yaşıyoruz.

Kurumsal ortaklıklarla farklı sektörlere odaklanan StartersHub XO’nun geçen seneki mezunları arasında Eyedius, Kimola, Paymes gibi hızlı büyüyen girişimler yer alıyor.

StartersHub XO 2018’de dikkat çekenler

İşte StartersHub XO 2018 programına seçilen ilk girişimler

Program ortaklarının da katıldığı basın toplantısında, StartersHub XO 2018 programına katılıp önümüzdeki 6 ay boyunca StartersHub’dan 20 bin dolar yatırım ve iş geliştirme desteği alacak ilk iki girişim açıklandı.

Quant.Co şirketinin projesi en çok dikkat çeken ve girişim desteği alacak olan proje oldu. Enerji üreten tesislerin üretim miktar tahminlemesini saatlik bazda yaparak üretim fazlası ya da eksikliği durumunda oluşacak cezai ödemeleri azaltan yazılım.

Magin Tech ise yapay zeka ve makine öğrenmesi teknolojilerinden faydalanan bir yazılım geliştiren şirket, girişim desteği almaya hak kazandı. 

Kripto para sitesi satıldı

Sektördeki en önemli kripto para sitesi olan Crypto.com, sonunda satıldı. Kripto para sitesi, Monaco tarafından yeni projeler için kullanılacak.

Kripto para sitesi için milyon dolarlar harcandı

Crypto.com alan adı, 1993 yılında Pennsylvania Üniversitesi’nde bilgisayar ve bilgi bilimi profesörü olan Matt Blaze tarafından satın alınmıştı. Son yıllarda kripto para piyasasında yaşanan yükseliş ile bu alan adının değeri günden güne arttı. Ancak Blaze, tüm tekliflere rağmen alan adını satmamakta ısrar ediyordu. Hatta Ocak ayında bu alan adını satmayacağını, bunun için kendisiyle iletişim kurulmaması istediğini açıklamıştı.

Ancak çıkan son haberlere göre, bu alan adı kripto para projesi için Monaco tarafından satın alındı. Kripto visa şirketi olan Monaco, bu siteyi aktif bir şekilde kullanarak, yeni projeleri için kullanıcılar çekmeye çalışacak. The Verge’e göre, Crypto.com 10 milyon dolara kadar para kazandırabilme potansiyeline sahip.

Monaco CEO’su Kris Marszalek bu satın alma ile ilgili detaylara girmedi. Temel hedeflerinin kripto para birimlerinin halk tarafından benimsenmesi olduğunu söyledi.

MCO, kripto para kullanıcılarına yönelik bir kart çıkararak, farklı müşteri taleplerine cevap verebilmeyi umuyor.

Cheetah robot için yeni video yayınlandı

0

MIT tarafından geliştirilen Cheetah robot için yeni bir tanıtım videosu yayınlandı. 3. versiyon olan Cheetah robot, yeni özellikleri ile çok daha dengeli hale geldi.

Cheetah robot dengede kalabiliyor

Robot geliştiricilerinin yaşadıkları genel sorun, dokunsal geri bildirimler ile hareket ederken beklenmedik engellerle karşılaşmak oluyor. MIT’nin son nesil Cheetah robotu, algılama ve öngörü algoritmaları ile hızlı bir şekilde hareket ederken bile dengede kalabiliyor.

Kontak algılama algoritması, robotun bacağını sallarken ne zaman durması gerektiğini belirtiyor. Bu algoritma; jiroskoplar, ivmeölçerler ve bacaklarının eklem pozisyonlarından gelen verileri kullanıyor.

Model öngörücü kontrol algoritması ise Cheetah bir adım attıktan sonra, bacağının ne kadar kuvvet uygulayacağını tahmin ediyor.

Koşu bandında, taşlı ve çimenli arazide test edilen robot, bu zeminlerde sorunsuz bir şekilde hareket edebildi. Ayrıca geliştiriciler, koşu sırasında robota tekme attıktan sonra bile robot sorunsuz bir şekilde koşmaya devam edebildi. Aşağıdaki video ile son nesil robotun yeteneklerini görebilirsiniz.

Sesli asistan çağrı merkezi operatörlüğü yapacak

0

Google tarafından geliştirilen yapay zekalı sesli asistan, çağrı merkezi operatörlüğü yapacak. Yapay zekalı sesli asistan, çağrı merkezi operatörlüğü mesleğini ortadan kaldıracak gibi görünüyor.

Çağrı merkezi operatörlüğü yapay zeka ile yapılacak

Google son dönemde yapay zeka destekli sesli asistan çalışmalarına hız verdi. Google, yapay zeka destekli sesli asistanlar ile çağrı merkezlerindeki işleri otomatik hale getirmeyi amaçlıyor. Böylelikle müşteri taleplerine daha hızlı ve doğru bir şekilde cevap verilmesi hedefleniyor.

Bunun için geliştirilen Duplex isimli program, müşteri taleplerini hızlı bir şekilde alarak, istenilen işlemi gerçekleştirebiliyor. Yani Duplex’in ticari olarak kullanıma başlanmasıyla, çağrı merkezi operatörlüğü mesleğinin ortadan kalkacağını söyleyebiliriz.

Google sözcüsü yaptığı açıklamada, tüketici kullanım durumlarına odaklandıklarını ve Dublex’i henüz herhangi bir kurumsal müşteri ile test etmediklerini belirtti. Sesli asistan, şu anda sınırlı sayıda güvenilir test cihazı ile restoran ve kuaför salonu rezervasyonu, tatil saatleri kontrolü gibi işlemleri yapabiliyor. Google sözcüsü, aldıkları geri bildirimler ile geliştirme çalışmalarını sürdürdüklerini belirtiyor.

Sesli asistanlar nerelerde kullanılıyor?

Sesli asistanlar, hayatımızdaki birçok rutin işi daha kolay hale getiriyor. Sesli asistanlar için yapılan bir araştırmada, kullanıcıların bu özelliği evin hangi odalarında kullandığını gösteriyor.

Sesli asistanlar yüzde 14 oranında tuvalette kullanılıyor

Amazon ve Apple gibi şirketler, sesli asistanlar ile günlük işlerimizi daha kolay hale getirmenin yollarını arıyor. PR ajansı Walker Sands’in “Future of Retail 2018” raporu, sesli komutla çalışan cihazların kullanımını ve müşteri beklentilerini ortaya koyuyor. Rapora göre, ses kontrollü bir aygıta sahip olanların yüzde 64’ü, haftada en az bir kez bu aygıtı kullanıyor. Yüzde 18’lik kesimi ise günde en az üç kez kullandığını belirtiyor.

Raporda, kullanıcıların müzik çalmak, bir şeyler dinlemek ve akıllı eve bağlanmak gibi temel görevler için sesli asistanları kullandıkları belirtiliyor.

Sesli asistanların yüzde 57’si oturma odasında, yüzde 33’ü mutfakta, yüzde 27’si yatak odasında ve yüzde 14’ü banyoda kullanılıyor. toplam orandaki yükseklik ise bazı kullanıcıların evlerinde birden fazla sesli aygıt kullanmasından kaynaklanıyor.

İlginç bir istatistik ise tuvalette kullanım konusunda var. Katılımcıların yüzde 14’ü elleri serbest konumdayken ses kontrollü seçeneklerden faydalanıyor.

sesli asistanlar

Uganda’da WhatsApp kullanımına vergi geldi

0

Afrika ülkesi Uganda’da WhatsApp ve sosyal medya kullanıcıları artık günlük vergi ödeyecekler.

Bahane bulmak zor değil

Sosyal medya uygulamalarını sevmeyen ve bu uygulamaların vatandaşlarının zamanını çalarak üretkenliğini azalttığını savunan Uganda devlet başkanı, çözümü WhatsApp kullanımını vergilendirmekte buldu.

Buna göre, telefonunda WhatsApp uygulaması bulunan ve bu uygulama üzerinden iletişim kuran herkes, gün başına 0.05 Dolar vergi ödeyecek. Yaratılan kaynağın ise devletin ihtiyaçları için kullanılacağının altı çizildi.

Model 3 otonom park özelliğine kavuştu!

Tesla, Model 3 otonom park özelliğini aktif ettiğini duyurdu. Yeni güncelleme ile Model 3 otonom park edilebilecek ve park yerinden kendisi çıkabilecek.

Summon: Model 3 otonom park

Tesla daha önce Model S ve X araçları için otonom park özelliğini sunmuştu. Ancak şirketin üretimdeki son modeli olan Model 3 araçlarında bu özellikle aktif değildi. Yapılan son duyuru ile Tesla’nın Summon adıyla bu otonom park özelliğinin, Model 3 araçlar için de geldiği belirtildi.

Otonom park özelliği ile Model 3 araçlar, garaj kapılarını kontrol ederek gireceği alana bakabilecek ve sürücüye ihtiyaç duymadan kendi kendine park edebilecek. Ayrıca park alanından yine otonom şekilde çıkacak.

Tesla, Model 3 üretim hattında yaşadığı teknik sorunlar nedeniyle zor günler geçirmekteydi. Otomasyonda sorunlar yaşayan şirket, son olarak montaj çadırları kurmuştu. Yapılan son çalışmalar ile Tesla, haftalık 5000 adet Model 3 üretim hedefine, 5031 adet araç üreterek ulaştı.

Tesla’nın sıradaki hedefi ise Model Y sedan aracını müşterileriyle buluşturmak olacak. Ayrıca sedan üretiminin dışına çıkmayı planlayan şirket, elektrikli pickup üretimi de gerçekleştirecek. Yeni nesil pickup çift elektrik motoru ile yollarda olacak.

Türkiye’de fidye yazılım saldırıları yarı yarıya azaldı

0

Fidye yazılımları, pencere engelleyici (işletim sistemini veya tarayıcıyı açılır bir pencere ile engelleyen) ve şifreleyici (kullanıcı verilerine şifre koyan) olmak üzere iki ana türe ayrılıyor. Bunlar arasına, bulaştıkları bilgisayarlara şifreleyici fidye yazılımı indiren Truva Atı grupları da dahil ediliyor.

Fidye yazılım yerine kripto para madenciliği

Kaspersky Lab’in birbirine benzer iki dönemi (Nisan 2016’dan Mart 2017’ye ve Nisan 2017’den Mart 2018’e) kapsayan son raporuna göre bu yazılımların önüne büyük bir engel çıktı. Raporda fidye yazılımı saldırılarının fark edilebilir düzeyde azaldığı ve bunların yerini kripto para birimi madenciliğinin almaya başladığı belirtiliyor. Zararlı yazılımlarla karşılaşanlar arasında en az bir kere fidye yazılım saldırısına maruz kalanların oranı da düşmeye devam ediyor. 2015-2016 döneminde %4,34 olan bu oran, 2016-2017’de %3,88’e, 2017-2018’de ise %2,80’e geriledi.

Rapora göre Türkiye, 2016-2017 döneminde fidye yazılımı saldırısına uğrayan kullanıcı oranı en yüksek ülkeler listesinde ilk sırada yer alıyordu.

Türkiye’yi sırasıyla Vietnam (%7,52), Hindistan (%7,06) ve İtalya (%6,62) takip ediyordu. Şimdi ise bu durumun değiştiği görülüyor. Türkiye (%3,22) halen ilk onda yer alsa da artık birinci değil onuncu sırada.

Kaspersky Lab araştırmacıları ayrıca, Nisan 2017 ile Mart 2018 arasındaki 12 aylık dönemde fidye yazılımlarla karşılaşan kullanıcı sayısının bir yıl önceye göre neredeyse %30 azaldığını ortaya koydu. 

Nisan 2016 ile Mart 2017 arasında dünya genelinde 2.581.026 kişi fidye yazılımı saldırısına uğrarken son dönemde bu sayı 1.811.937’ye geriledi. Mobil fidye yazılımı saldırısı sayısı ise 2017-2018’de %22,5 azalarak 130.232’den, 100.868’e düştü.

Yasa dışı madencilik için hapis cezası verildi

Japonya’da, kullanıcıların bilgisayarları aracılığıyla yasa dışı madencilik yapan vatandaş, hakim karşısına çıktı. Yasa dışı madencilik için 1 yıl hapis cezası verildi.

Yasa dışı madencilik ile 45 dolar kazanılmıştı

Geçtiğimiz günlerde Japonya’da oldukça ilginç bir olay gerçekleşti. Yerel yayın Kahoku’ya göre, Yoshida Shinkaru isimli bir vatandaş, geliştirdiği yazılım ile madencilik yapmaya çalıştı. Shinkaru, geliştirdiği yazılımı durumdan habersiz olan kullanıcıların bilgisayarına yüklemeyi başardı. Sonrasında ise Javascript kütüphanesi olan Coinhive’ı kullanan yazılım ile madencilik yapmaya başladı.

Yaklaşık 90 kez indirilen bu yazılım ile Shinkaru, 45 dolar kazanabildi. Kazandığı para çok az olsa bile Japonya’da yetkililer kullanıcı isteği dışında gerçekleşen bu olayı mahkemeye kadar ulaştırdı. 24 yaşındaki madenciye, hakim tarafından 1 yıl hapis cezası verildi. Ancak bu ceza 3 yıl süreyle askıya alındı.

Kripto para ve madencilik faaliyetleri ile işlenen hırsızlık suçları da teknolojik dönüşüme uğruyor. Birçok bölgede elektrik hırsızlıkları ve kullanıcıların bilgisayarlarına sahte yazılım yükleme vakalarında artış yaşanıyor. Ancak Japonya’da izinsiz madencilik için verilen bu ceza, benzeri birçok olay için örnek teşkil edebilir.

2018’de ağ saldırıları yarı yarıya arttı

0

WatchGuard’ın dünya genelindeki 40.000 Firebox cihazının verilerinden yola çıkarak oluşturduğu Q1 İnternet Güvenliği Raporu, geçtiğimiz hafta yayınladı. Rapora göre kripto para madenciliği yazılımları siber saldırganlar tarafından sıkça başvurulan bir yöntem olmaya başlarken, ağ saldırıları ise 2017’nin son çeyreği ile kıyaslandığında %52 artışla endişe yaratıyor.

Cryptojacking, Dünyayı En Çok Etkileyen Saldırılar Arasında!

Kripto para madenciliğinin gitgide daha çok siber saldırı yöntemine dönüşmesi ve ağ saldırılarının artışı gibi bulgular 2018’in ilk çeyreğine damga vurmuş durumda. WatchGuard’ın yılın ilk çeyreğine dair İnternet Güvenliği Raporu’nun önemli bulguları şöyle:

1. Cryptojacking gitgide daha büyük bir tehdit haline geliyor. Cryptojacking (Kötü niyetli kripto para madenciliği yazılımları) WatchGuard’ın tehdit raporlarında dünyayı en çok etkileyen kötü niyetli yazılımlar listesine ilk kez girdi. WatchGuard Firebox, 2018’in ilk çeyreğinde bu tür yazılımların %98,8 gibi bir oranla neredeyse hepsinin Linux işletim sistemine dayalı olduğunu ve Linux üzerinden sistemlere zararlı kripto para yazılımları indirilmeye çalışıldığını ortaya çıkararak pek çok cihazda engelledi. İkinci çeyreğin şimdiye kadarki hali gösteriyor ki cryptojacking WatchGuard’ın en etkili kötü niyetli yazılım listesinde olmaya devam edecek ve ikinci çeyreğin sonunda ilk 10’a bile girebilecek.

2. Kötü niyetli yazılımların yaklaşık yarısında basit antivirüs programları işe yaramıyor. Watchguard bu çeyrekte toplam 23,7 milyon kötü niyetli yazılım tespit etti ve bu bir önceki rapora kıyasla %23 düşüş anlamına geliyor. Ancak ne yazık ki, sıfırıncı gün (zero-day) yazılımlarının başını çektiği kötü niyetli yazılım saldırısı vakalarının %46’sı, basit antivirüs çözümleri ile fark edilemiyor ve korunmak için WatchGuard APT Blocker gibi ileri seviye bir sisteme ihtiyaç duyuluyor. Bu nedenle sıfırıncı gün saldırıları davranışsal savunma tekniklerinin önemini gösteriyor.

3. Ağ saldırıları %52 oranında artmış durumda. WatchGuard’ın IPS sistemi 2018’in ilk çeyreği boyunca toplam 10 milyondan fazla zararlı ağ saldırısı buldu. Bu rakam, 2017’nin son çeyreğindeki rapora göre %52 artışla endişe yaratıyor.

4. Asya Pasifik ülkeleri siber saldırganlar tarafından en çok hedeflenen kesim oldu. Geçmiş raporlar Avrupa, Orta Doğu, Afrika ve Amerika’nın kötü niyetli yazılımlardan daha çok etkilendiğini gösteriyordu ancak yılın ilk çeyreğinde siber saldırıların yoğun olarak yapıldığı bölge Asya Pasifik ülkeleri olarak öne çıktı. Bu saldırıların önemli bir kısmı Windows işletim sistemi üzerinden çalışan yazılımlar ile gerçekleştirildi.

5. Mimikatz yazılımı Amerika’yı etkiliyor. Windows işletim sisteminde kayıtlı bilgileri çalan ve Mimikatz olarak adlandırılan bu yazılım, son birkaç raporda en etkili yazılımların arasında belirtilmiyordu ancak bu rapor ile adı tekrar geçmeye başladı. Mimikatz ile karşılaşan cihazların üçte ikisi Amerika’da bulunurken yazılımın sadece binde birinden az bir kısmının Asya Pasifik bölgesini etkilediği söylendi.

6. Ramnit trojanı İtalya’da tekrar ortaya çıkarak geri döndü. 2010’da ilk kez karşılaşılan ve Ramnit adı verilen bu trojan, 2016’daki kısa süreli yeniden açığa çıkışının ardından bu sefer İtalya’da kendisini gösterdi. Bu trojan, daha çok kullanıcıların banka bilgilerini hedef aldığı için WatchGuard, Ramnit’ten korunmak için finansal hesaplarda çok faktörlü kimlik doğrulamasının kullanılmasını öneriyor.

Pasaportsuz check-in dönemi başlıyor!

Avustralya’da Qantas isimli havayolu şirketi, pasaportsuz check-in için ilk denemelere başlıyor. Yolcular, pasaportsuz check-in için biyometrik kimliklerini kullanabilecek.

Biyometrik kimlik ile pasaportsuz check-in

Havayolu ile ulaşımda yoğun güvenlik aramalarını geçtikten sonra, pasaport ve check-in işlemleri ile uğraşmak çoğu zaman sıkıcı olabiliyor. Sydney Airport’tan seyahat edecek olan Qantas yolcuları, yüz tanıma teknolojisini kullanarak ile yolculuk edecek ilk yolcular olacak. Qantas yolcularının, yüz tanıma sistemi sayesinde pasaportlarını kullanmasına gerek kalmayacak.

Sydney Airport CEO’su Geoff Culbert, biyometrik sistemin kullanımıyla yeni pasaportun artık yolcuların kendi yüzü olduğunu belirtiyor. Avustralya federal hükümeti tarafından onaylanan teknolojinin kullanımı için 16.6 milyon dolarlık bir yatırım yapılacak.

2019 yılının Mart ayında tamamlanması beklenen sistemin, ülke çapında uygulanacak ‘SmartGate’ projelerine öncülük etmesi hedefleniyor.

Ayrıca yüz tanıma sistemleri birçok ülkede güvenlik amaçlı kullanılıyor. Stadyumlar, sokaklar, toplu eğlence alanları gibi birçok yerde kullanılan kamera görüntüleri analiz edilerek, şüpheli durumlara müdahalede bulunulabiliyor.

Mercedes-Benz Türk StartUP yarışmasının sonuçları belli oldu

0

Mercedes-Benz Türk’ün geçtiğimiz Mart ayında başlattığı StartUP yarışmasının kazananları açıklandı. Türkiye’nin dört bir yanından 485 girişimcinin başvurduğu yarışmada bu yıl ilk 10’a kalan startup’lara “StartUP Boost” adı verilen özel bir gelişim programı ve Mercedes-Benz ile özel Almanya seyahati hediye edildi. İlk 10 içinden “teknoloji”, “sosyal fayda” ve “tema” olmak üzere 3 farklı kategoride kazanan 3 startup’a ise 50’şer bin TL para ödülü verildi.

Düzenlenen ödül töreninde, kazanan yarışmacılar ödüllerini Mercedes-Benz Türk CEO’su Süer Sülün, İş Geliştirme Direktörü Didem Daphne Özensel, AR-GE Merkezi Direktörü Mustafa Üstertuna ve Mercedes-Benz Türk CIO‘su Gökçe Bezmez’den aldılar.

Ödül töreninde konuşma yapan Mercedes-Benz Türk CEO’su Süer Sülün “Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınmasının doğaya ve topluma faydalı, yenilikçi, teknoloji ile bağı olan fikirlerin yeşerip büyümesiyle mümkün olduğuna inanıyoruz. Geçen sene 50. yılımız vesilesiyle başladığımız Mercedes-Benz Türk StartUP yarışmasını bu yıl Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’nin rehberliğinde ‘Sürdürülebilir Şehirler ve Yaşam Alanları’ teması altında duyurduk ve yarışmamız bu yıl da büyük ilgi gördü. Gençlerin teknoloji ve inovasyon alanında her geçen gün yenilikçi çözüm üretme konusunda bilgi, tecrübe ve ürün üretme kapasitesinin arttığını görmek bizleri çok gururlandırıyor. Mercedes-Benz Türk olarak Türkiye’nin geleceğine duyduğumuz bu güvenle ülkenin dört bir yanındaki yenilikçi girişimleri ödüllendirmeye devam ediyoruz.” dedi.

Ödül töreninin gerçekleştirildiği etkinlikte ayrıca jüride yer alan Yaşama Dair Vakıf Mütevelli Heyet Başkanı Mehmet Ali Çalışkan, startup’larda sosyal faydanın önemine değindiği bir konuşma yaptı. Ardından jüri üyelerinden Açık İnovasyon Derneği Kurucusu Zehra Doruk Türkiye’de startup dünyasındaki inovasyonlardan bahsederek yarışmaya başvuran projelerin inovatif yaklaşımlarını değerlendirdi. Etkinlik, Mercedes-Benz Türk CIO’su Gökçe Bezmez’in Mercedes-Benz Türk’ün teknolojiye verdiği önem ve bu alanda yarattığı değerleri anlatmasının ardından yarışmacılara ödüllerinin verildiği törenle sona erdi.

“Sosyal Fayda Ödülü” kadın girişimciye verildi!

Sosyal fayda ödülünü zeytin çekirdeklerinden bio plastik üreten Biolive girişimi ile Duygu Yılmaz aldı. Biolive, zeytin çekirdeği atıklarını fabrikalardan alıp antimikrobiyal biyoplastik granül haline çeviriyor. Böylelikle, toprağa atılınca çok kısa sürede gübre olarak geri dönebilen, insan sağlığına uyumlu, yenebilecek kadar katkısız plastikler üretiyor. Bu malzemeler antibakteriyel gıda ambalaj filmleri, araç içi malzemeler, beyaz eşya gibi farklı alanlarda kullanılabiliyor. Petrol temelli plastiklere karşı önemli bir alternatif geliştiren Biolive, yenilikçi yaklaşımı ile çevreye fayda sağlıyor.

“Sürdürülebilir Şehirler Tema Ödülü” Ankara’ya

Tema ödülü kablosuz sensörler sayesinde binaların kullanım karakteristiğini ölçerek bulut üzerinde çalışan optimizasyon modeliyle iklimlendirme sistemlerini yöneten Sensgreen girişimi ile Hasan Basri Tosun’un oldu. Sensegreen, geliştirdiği yapay zeka algoritmaları sayesinde kişilerden aldığı basit geri bildirimlerle kullanıcıların konfor aralıklarını öğreniyor, buna göre iklimlendirme sistemlerini kontrol ediyor ve yüzde 30’a varan enerji tasarrufu elde ediyor. Sensgreen enerji verimliliği konusunda toplumda bir bilinç yaratmayı hedefliyor. Ofis kullanıcılarının termal konforlarını artırmak dolayısı ile daha üretken bir çalışma ortamı sunmayı amaçlıyor.

“Teknoloji Ödülü” İstanbul’dan bir girişimciye

Teknoloji ödülü karayollarına yerleştirilmek üzere tasarlanan dikey eksenli rüzgâr türbini ile doğal rüzgârdan yararlanan ve bunun yanında taşıtların ürettiği rüzgârı yakalayıp elektrik enerjisi üreten Deveci Tech girişimi ile Kerem Deveci’ye verildi.
Deveci Tech Solar panel destekli, hibrit dikey eksenli rüzgar türbini ile hem taşıtların oluşturduğu hem de doğal rüzgarları kullanarak enerji üretirken, aynı zamanda türbin üzerine yerleştirilen sensörler ve IOT platformu ile şehir içi sıcaklık, nem, rüzgar, CO2 ölçümü yapabiliyor ve üzerinde bulunan güneş enerjisi paneliyle de enerji üretilmesini sağlıyor. Hali hazırda Deveci Tech’in geliştirdiği bir rüzgar türbini İstanbul Vatan Caddesi’nde yer alan Metrobüs istasyonunda kullanılıyor.

Mercedes-Benz Türk tarafından bu yıl ikincisi organize edilen yarışma; yenilikçi, sürdürülebilir ve yaratıcı fikirleri destekleyerek topluma ve çevreye fayda sağlayan, hayatı kolaylaştıran çözümlere katkıda bulunmak amacıyla gerçekleştirildi. “Sürdürülebilir Şehirler ve Yaşam Alanları” temalı yarışmaya Türkiye’nin 62 ilinden toplam 485 başvuru yapıldı.
Yarışmanın ilk aşamasında ön elemeden geçen 60 yarışmacı, StartersHub ev sahipliğinde düzenlenen eğitim kampına girdikten sonra ilk 10’a girebilmek için projelerini anlattıkları videolar çekerek jüri ile paylaştılar. Jürinin değerlendirmeleriyle belirlenen ilk 10 startup daha sonra ImpactHub İstanbul tarafından organize edilen StartUP Boost Gelişim Programı‘na katıldı. Program özel tasarlanmış içeriği ile startup’lara yatırımcılar ve iş dünyasıyla tanıştıkları, işlerini geliştirmek için kullanabilecekleri beceriler kazandıkları ve uzmanlarla bir araya geldikleri fırsatlar sundu.

En yüksek puanları kadın girişimciler aldı

Bu sene yarışmada ön elemeyi geçen 60 girişim arasında en yüksek puanları alanların kadın girişimcilerden oluşması da dikkat çekti. Toplam 60 kadın yarışmacının 14’ü, yani yüzde 25’i ilk elemeyi geçmeyi başardı.

Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri rehberliğinde sürdürülen yarışmaya engelliler, kadınlar, yaşlılar, çocuklar, yoksullar gibi hassas grupların şehre ve hizmetlere erişiminden, şehir hayatının daha temiz ve sağlıklı olmasına, kent tarımından, herkes için erişilebilir beslenme, barınma ve ulaşım imkanlarına kadar pek çok konuda faaliyet gösteren startup’lar katıldı.

En çok başvuru, şehirlerin ulaşım ve lojistik sistemlerini iyileştirmek üzere çalışan startup’lardan geldi.

BKM’den finans teknolojilerine dair iki kitap!

0

Dijital dönüşüm her alanda olduğu gibi finans ve bankacılık alanında da etkisini hissettirirken, para kavramı da bu değişime bağlı olarak farklılaşıyor. BKM de finans teknolojileri hakkında yeni kitaplarını yayınladı!

Mobil ödemeler, nesnelerin interneti, biyometrik ödemeler, kasasız mağaza deneyimi, blockchain teknolojileri ve dijital kimliklerin hayatımızdaki yeri her geçen gün artıyor. Bankalararası Kart Merkezi (BKM), bu teknolojilerin hayatlarımızı nasıl etkileyeceğini ve dönüştüreceğini anlamaya odaklanırken, nakitsiz ödemeleri yaygınlaştırma hedefini sahiplenen bir kurum kimliğiyle, uygun çözümleri üretmeye çalışıyor.

BKM finans teknolojileri hakkında yeni kitaplarını yayınladı!

Bu dönüşümde okurlara keyifli bir yolculuk yaşatmak isteyen BKM Yayınları, bünyesine eklenen iki kitabı duyurdu. Ahmet Usta tarafından, FinTech dünyasının önemli fikir önderlerinden David Birch‘ün paranın geçmişten bugüne yolculuğunu ve geleceğini aktardığı Before Babylon, Beyond Bitcoin isimli kitabını temel alarak hazırlanan Paranın Serüveni‘nde bizim anladığımız para kavramından “bizleri anlayan” para tanımına nasıl ilerlendiğini okuyabileceksiniz.

Ahmet Usta ve Serkan Doğantekin tarafından kaleme alınan Blockchain 101 v.2 kitabında ise; gelecek yıllarda tüm dünyayı derinden etkileyecek, en az internetin geleneksel iş dünyasına etkisi kadar yenilikçi modelleriyle günümüz iş dünyasını yeniden dönüştürecek blockchain teknolojisi, bu teknolojinin potansiyeli ve temel kavramları herkesin anlayabileceği yalın bir dille anlatıldı.

Kitapları BKM üzerinden Kaçuv ve Darüşşafaka‘ya 1 TL bağışta bulunarak indirmeniz mümkün.

Paranın Serüveni adlı kitabı buradan indirebilirsiniz.

Blockchain 101 v.2 adlı kitabı buradan indirebilirsiniz.

Avrupa’nın ilk canlı C-V2X örneği sergilendi

Qualcomm CDMA Technologies GmbH, motosiklet, araçlar ve yol çalışmaları arasında Avrupa’nın ilk C-V2X doğrudan iletişim birlikte işlerliğinin canlı gösterimini duyurdu. İlk defa duyurulan 3rd Generation Partnership Project’in (3GPP) Sürüm 14’ünü temel alan C-V2X’in denemesini hayata geçirmek için geçen yıl “Yarının Her Şeye Bağlantılı Araçları” (ConVeX) konsorsiyumunu oluşturan şirketler, gösterimlerini Almanya’nın Ingolstadt şehrinde gerçekleştirdi.

Gösterimde Audi Q7 ve Audi A4 yol araçlarının yanı sıra Qualcomm 9150 C-V2X çip seti çözümünü kullanan C-V2X teknolojisiyle donatılmış Ducati Multistrada 1200 Enduro çift tekerli araç yer aldı. Etkinlikte motosiklet ve araçlar arasında yaşanabilecek yaygın olaylar ve C-V2X teknolojisinin yol güvenliğini iyileştirmede nasıl kullanılabileceği gösterildi. Bunların arasında C-V2X teknolojisiyle donatılmış bir aracın kavşaktan ileriye atıldığında sağ şeritten kendi hakkı olan yoldan gelen bir motosikletle çarpışmasını engellediği Kavşakta Çarpışma Uyarısı’nın yanı sıra bir aracın sola dönerken motosikletle çarpışmasını engelleyen Trafik Dönüşleri Boyunca Çarpışma Riski Uyarısı yer aldı.

ConVeX konsorsiyumu yeni teknolojilerin durağı oldu

Bu kullanım durumları, ConVeX projesinde gösterilen geniş yelpazeli gelişmiş uygulamaların bir parçası. Bu uygulamaların arasında SWARCO tarafından geliştirilen ve yol kenarlarındaki altyapıyı kullanan Araç – Altyapı arası (V2I) iletişimi ve Ericsson’ın Almanya’daki A9 motor yolu dijital test alanında çalıştırılan 4G/5G hücresel test ağını kullanan Araç – Ağ arası (V2N) iletişimi bulunuyor.

Konsorsiyum, katılan kurumlar ve “Almanya’daki Dijital Test Alanlarında Otomatikleştirilmiş ve Bağlantılı Sürüş” projesi kapsamında Alman Federal Ulaşım ve Dijital Altyapı Bakanlığı (BMVI) tarafından finanse ediliyor.

ConVeX konsorsiyumu, C-V2X teknolojisinin ticari olarak hizmete alınmasını desteklemek amacıyla var olan çalışmalarının bir parçası olarak birleşik C-V2X bağlanırlık platformunun faydalarını göstermek için saha denemelerini yıl boyunca gerçekleştirmeye devam edecek. Şirketler, bu denemeleri 3rd Generation Partnership Project’in (3GPP) Sürüm 14 standardıyla tanımlanan C-V2X bağlanırlık platformu sayesinde gerçek zamanlı C-V2X doğrudan iletişiminin menzil, güvenilirlik ve düşük gecikme süresi avantajlarını sergilemek için gerçekleştiriyor. Trafik akışının optimizasyonunu desteklemek, güvenliği iyileştirmek ve otomatikleştirilmiş sürüşe giden yolu oluşturmak için yeni kullanım durumlarını öne çıkarmak, buradaki amaçlar olarak dikkat çekiyor.

Denemeler sırasında Araç- Araç arası (V2V), Araç- Altyapı arası (V2I) ve Araç-Yaya arası (V2P) senaryoları için C-V2X doğrudan iletişimi; Abone Kimlik Modülü (SIM), hücresel abonelik veya ağ yardımına ihtiyaç duymadan 5.9 GHz ITS yelpazesinde çalıştırılıyor. Doğrudan iletişim aktarımını tamamlayan ağ temelli iletişimler, kablosuz operatörün 4G ve Araç – Ağ arası (V2N) iletişimi için gelişmekte olan 5G kablosuz ağlarını kullanacak şekilde tasarlandı ve telematikleri, bağlantılı bilgi-eğlenceyi ve gittikçe çeşitlenen gelişmiş bilgilendirici güvenlik kullanım durumlarını desteklemek için lisanslı operatör yelpazesinde çalışıyor. V2N senaryoları, denemeler için Ericsson’ın 2.6 GHz bandında, Almanya’daki 4G ve 5G test ağlarında çalışıyor.

C-V2X teknolojisi, geniş küresel otomotiv ve telekom ekosistemi tarafından destekleniyor. Destekleyenler arasından Audi, Ericsson ve Qualcomm Incorporated’ın kurucu üyeleri olarak yer aldığı hızla büyüyen 5G Automotive Association (5GAA) da yer alıyor. 5GAA’da birçok öncü otomotiv üreticileri, birinci sınıf sağlayıcılar, yazılım geliştiricileri, mobil operatörler, yarı iletken şirketleri, test ekipmanı bayileri, telekom sağlayıcıları, trafik ışığı sağlayıcıları ve yol operatörlerinden oluşan 85’ten fazla üye yer alıyor. İyileştirilmiş otomotiv güvenliği, otomatik ve bağlantılı sürüş ve trafik verimliliğini desteklemek için V2X iletişimlerinin küresel bir çözümü olan C-V2X, küresel olarak tanınmış 3rd Generation Partnership Project’in (3GPP) 5G ile ileri düzeyde uyumluluk sağlamak üzere tasarlanmış sürekli evrilen belirlemelerini temel alan tek V2X teknolojisi olarak dikkat çekiyor. Aynı zamanda Avrupa Telekomünikasyon Standartları Enstitüsü (ETSI) kurumlarının da dahil olduğu otomotiv endüstrisi tarafından tanımlanan üst katman protokollerinden de avantaj kazanıyor.