Google Home aile kavgasında polis çağırdı

Yapay zeka ürünlerinin ve akıllı şehir uygulamalarının insan hayatını nasıl kurtarabileceğine dair bir örnek, kısa süre önce ABD’nin New Mexico eyaletinde yaşandı.

Evde kız arkadaşı ile tartışma yaşayan bir sakini, kısa süre sonra silahını çekerek kız arkadaşını ve kadının kızı ölümle tehdit etmeye başladı. Bu sırada darbeler de alan kadın kızına seslenerek polis çağırmasını istedi ancak bu komutu evde çalışmakta olan Google Home duydu ve polisi arayarak, aile kavgasının ölümle bitmesinin önüne geçti.

Ev sahibinden gelecek komutları dinlemek için her an açık olan Google Home, “polis çağır ” komutunu duyduğunda doğrudan Polis İmdat telefonunu arayarak, bölge şerifini telefona bağladı. Şerif evin içinde silahlı bir kavga olduğunu fark edince, SWAT ekibi ile evin önünde barikat kurdu ve ardından polisin ikna timi de eve ulaşıp saldırganı, rehin aldığı kadını ve kızını bırakması konusunda ikna ederek olayın kan dökülmeden sonlanmasını sağladı. Saldırgan adam göz altına alınırken  kadının kavgada aldığı darbeler nedeniyle oluşan yaralar olay yerine gelen ambülansta tedavi edildi.

 

Amazon su altı depoları kuracak

Amazon’un aldığı yeni bir patent, online alışverişte maliyetleri düşürmek için ilginç bir yönteme başvuruyor: Su altı depoları.

Amazon’un çok ağır yükleri taşımak için enerji harcamak yerine, suyun kaldırma kuvetini kullanacağı yeni depo tasarımları Mısır Piramitleri’nin inşaat yönteminden ilham almış.

Su geçirmez özel kutular içinde depoların içine kurulacak özel su yollarına ve su havuzlarına batırılacak olan ağır yükler, daha sonra kutunun üzerindeki balonun açılmasıyla sudan çıkartılacak.

Bu sırada depo içinde A noktasından B noktasına kadar yolunu suyun içinde, suyun kaldırma kuvveti ile alacağı için Amazon ağır yükleri taşımak için enerji harcamamış olacak.

Ayrıca her kutuya özel bir akustik sinyal atanacak. Sudan çıkartılmak istenen kutu için suyun içinde bu özel akustik sinyal çalınacak ve böylece kutunun balonu açılacak, ardından söz konusu kutu suyun kaldırma kuvveti ile kamyonlara yükleneceği noktaya kadar ulaşacak.

Google’ın şaşırtan ofisleri

0

Google’da çalışmak, pek çok insanın hayali. Ancak bu hayalin bütün nedeni, Google’ın ödediği yüksek maaşlar değil. Google’ın şirket kültürü de çalışanlarının işlerinden keyif alarak, zevk duyarak çalışmalarını hedefliyor. Teknoloji devi bu nedenle kampüslerini ve ofislerini, eğlence faktörünü de düşünerek tasarlıyor. İşte Google ofislerinden, pek çok insanı kıskandıracak görüntüler.

 

Ürün ve hizmetleriniz hakkında kim ne konuşuyor?

0

Firmaların ürün ve hizmetlerinin internetteki paylaşımlarını analiz eden servisler dijital pazarlama uzmanlarına yeni imkanlar sunuyor. Instagram, Snapchat benzeri görsel paylaşımlara dayalı platformların hızla artan kullanım sayısı, bu mecralarda paylaşılan fotoğrafları da markalar için çok önemli bir pazarlama hedefine dönüştürdü.

Metin bazlı paylaşımları Google arama motorunda bulmak kolayken özellikle sosyal medyada paylaşılan ürün fotoğrafları hakkında sağlıklı rapor alabilmek kolay bir iş değil. ShareIQ bu konuda hizmet vererek Instagram, Pinterest, Facebook, Twitter gibi sosyal mecra servislerinde paylaşılan ürün görselleri hakkında raporlar hazırlıyor.

Öte yandan ShareIQ bu alanda tek değil.  Curalate ve Olapic uygulamaları da ürün ve hizmet görsellerinin paylaşımı konusunda rapor hazırlayarak, pazarlama uzmanlarının elini güçlendiriyor. Bu yeni raporlama araçları sayesinde artık görsel öğelere odaklanmış pazarlama kampanyalarını sosyal medyada daha fazla görmemiz mümkün olacak.

Amazon bir günde 1 milyar dolar kazanacak

0

Amazon’un geleneksel olarak 11 Temmuz tarihinde düzenlediği Prime Day etkinliğinden bu yıl 1 milyar dolarlık gelir elde etmesi bekleniyor. 

Online alışveriş devi, kullanıcılarını Amazon Prime aboneliğine özendirmek için yılda bir günlüğüne Prime hizmetlerinin denemesine izin veriyor. Prime Day boyunca kullanıcılar Prime abonelerinin avantajlarıyla alışveriş yapabiliyor. Amazon’un bu yıl ayrıca Prime Day’i 30 saate uzatması da bekleniyor. Böylece gece kuşlarının alışveriş yapma ve hizmeti kullanma fırsatı daha da yüksek olacak. 

Amazon, Prime abonelik servisine büyük önem veriyor ve bu servisin büyümesi için büyük çaba harcıyor. Prime aboneleri yoğun olarak Amazon servislerini kullanıyor ve marka bağlılıkları çok yükseliyor. Prime Day’de Prime servislerini abone olmadan deneme fırsatı bulan çoğu kullanıcı ise servisten memnun kalarak abonelik başlatabiliyor.

İlk Tesla Model 3 fabrikadan çıktı

Elon Musk’ın elektrikli otomobil pazarında devrim yaratan yeni otomobili, Model 3’ün ilk seri üretimi fabrikadan çıktı.

Daha önce, medyaya göstermek için prototip olarak üretilen araç, bu prototipler sayesinde yüzbinlerce ön sipariş almıştı. Ancak yeni araç, fabrikadaki seri üretim bandından çıktığı için, müşetilere teslim edilecek güncel modeli oluşturuyor.

Elon Musk da seri üretim ilk Model 3’ün fotoğraflarını Twitter hesaplarından paylaşarak gelişmeyi dünyaya duyurdu.

Musk, kısa süre önce yaptığı duyuruda, Model 3’ün trafiğe çıkması için ABD’deki otoritelerden izin aldıklarını ve 7 Temmuz’da üretime başlayacaklarını, ilk birkaç ay içindeyse yüz bine yakın aracı ön sipariş veren müşterilerine ulaştıracaklarını duyurmuştu.

Çin, İngiltereye yapılacak yatırımları dondurdu

0

2016’da İngiltere’deki startup’lara yatırım yaptıklarını açıklayan iki Çin fonu, aradan geçen bir yıla rağmen 1 milyar doları aşan yatırım miktarını İngiltere’ye gönderemedi.

Çin devletinin sermaye kontrolü uygulamasını geçemeyen fonlar, parayı ülkeden çıkarmak için izin alamadıklarının altını çiziyorlar. Bu gelişme aynı zamanda diğer Çin’li yatırımcıların yabancı şirketlere ortak olmasını zorlaştıracak bir gelişme olarak yorumlanıyor. Eğer Çin hükumeti satın alınan startup’lar için ödenen paranın yurt dışına çıkışına izin vermeyecekse, yatırım arayan startup’ların dev Çin’li fonlarla görüşmelerinin de anlamı kalmayacak.

Çin’li iş adamları devreden çıktığında ise startup’ların fiyatı düşeceği için, satın almaların daha küçük rakamlara gerçekleşeceği düşünülüyor. Diğer bir deyişle, milyarlarca dolarlık fon bulmak isteyen startup’lar için alarm çanları çalıyor zira fiyatları yükselten Çinli iş adamlarının rekabeti olmaksızın, işleri çok daha zor olacak.

Jawbone iflas etti!

Giyilebilir cihazlar üreten ve 3 milyar doları aşan değere sahip Jawbone, iflas ettiğini ve operasyonlarını sonlandıracağını açıkladı.

Fitness bileklikleri ile tanınan Jawbone, 1999 yılında kurulmuş ve Bluetooth özellikli spor gereçleri ve giyilebilir cihazlar üreten bir şirketti.

Silikon Vadisi’nin en önemli ve saygın girişimcilerinden yatırım almış olan şirketin 2015 yılında 3,3 milyar dolarlık değerlendirmeyle yatırım almaya devam etmişti. Jawbone üretimini geçtiğimiz yıl durdurmuş ve elindeki ürünleri satarak ayakta kalmak için gelir kapısı elde etmeye çalışıyordu. Ancak şirket yönetimi ve yatırımcılar, bu modelin sürdürülebilir olmadığına ve giyilebilir cihaz pazarında “umut” kalmadığına kanaat getirerek iflas kararı verdiler.

Yeni iflaslar bekleniyor

Akıllı saatler ve fitness bileklikleri ile başlayan giyilebilir cihaz modasının tüketiciler arasında yeterince destek bulmaması nedeniyle bu alanda faaliyet gösteren firmalar son iki yıldır zorluklar yaşamaya başlamıştı. Jawbone’un iflası ile birlikte diğer giyilebilir cihaz üreticilerinin de yatırım bulmakta zorlanacağı ve iflas bayrağını çekebilecekleri düşünülüyor. 

Snapchat’in yeni reklam politikası bir intihar mı?

1

20 milyar dolar piyasa değerine rağmen her yıl zarar eden Snapchat’in yatırımcılar için yeni bir Twitter felaketine dönüşmesi korkusu bir süredir yüksek sesle dile getiriliyordu. Snapchat şimdi, ya hep-ya hiç benzeri bir stratejiyi hayata geçirmiş olabilir.

Uygulama içindeki reklamlar için “reklamı geç” özelliğini yayına alan Snapchat, böylece kullanıcıların hiçbir reklamı görmeden uygulamayı kullanmasının önünü açtı. Ancak bu tehlikeye rağmen Snapchat, reklamverenlerin yaratıcılıklarına güveniyor. Bir süredir, reklam olduğu ancak videonun sonunda anlaşılan Native video reklamları yayına alan Snapchat, bu videoların izlenme sayısından son derece memnun görünüyor. Üstelik dev reklamverenlerin de bu formatı benimsemesi sayesinde Snapchat üzerindeki reklamların sayısının arttığını da söylemek mümkün. 

Snaprchat’in klasik reklamlara eklediği reklamı geç özelliği ise daha fazla reklamverenin yaratıcı fikirlerle çıkıp native reklam oluşturması için motive edici bir baskı oluşturacak. Sohbet uygulamasının bu yeni stratejisi başarılı olursa, uygulama çoğu firma için en etkili reklam mecralarından birine dönüşebilir. Bu da her yıl yaşadığı zararı sona erdirip artık kasasını milyar dolarlarla doldurmaya başlaması için iyi bir fırsat olabilir.

İşte Facebook kasabası

0

Facebook, çalışanlarının ev ve yaşam alanı ihtiyaçlarını çözmek için 2015 yılında 400 milyon dolar değerinde bir emlak projesine start vermişti. Facebook tarafından yaratılacak bu mini kasabada binlerce Facebook çalışanı ve ailesi yaşayacak, kasabanın kendine ait çarşısı, parkları, sosyal alanları olacaktı.

İşte, Facebook kampüsünün hemen karşısına kurulacak olan bu kasabanın detayları sonunda ortaya çıktı. Mimarlardın hazırladığı çizimleri basınla paylaşan Facebook, çalışanlarının nasıl bir ortamda yaşayacağına dair de ipucu vermiş oldu. Herşeyden ötesi, bu proje sayesinde Facebook çalışanlarının işle ev arasındaki trafiğe katlanma problemi de ortadan kalkmış olacak. Sabah kahvaltısını yapan çalışanlar, kasabanın hemen karşısındaki Facebook kampüsüne kadar küçük bir sabah yürüyüşü yaparak bacaklarını açmış olacaklar ve ofislerine ulaşıp işlerine başlayabilecekler. Elbette sayısız akıllı şehir teknolojisi ile de donatılacak kasabada yaşamak, dijital dünyanın tüm nimetlerinden faydalanmayı da sağlayacak. 

İşte Facebook kasabası:

Waymo, Uber davasından vaz mı geçiyor?

0

Google’ın (Alphabet) otonom sürüş teknolojisi geliştiren alt şirketi Waymo kısa süre önce Uber’e karşı dava açmış ve Uber’in Waymo’ya ait otonom sürüş teknolojilerini çaldığını iddia etmişti.

Silikon Vadisi’ni karıştıran bu davanın ardından Uber, Waymo’dan transfer ettiği ve otonom sürüş çalışmalarını yöneten Anthony Levandowski’yi işten atarak Waymo’nun iddialarının doğru olduğu izlenimi yaratmıştı. 

Ancak yeni gelişmeler herkesi şaşırtacak. Waymo avukatları, Uber’e karşı yönelttikleri dört suçlamanın üçünü geri çektiler. Böyleec Uber’in çalmakla suçlandığı üç teknolojinin çalınmadığını kabul etmiş oldular. Ancak yine de Waymo, otonom sürüş teknolojisinde büyük önem taşıyan LIDAR teknolojisine dair iddialarına devam ediyor. Waymo, Uber’in kullandığı Fuji LIDAR  tasarımının Waymo’dan çalındığına dair iddiasıyla mahkemeye devam edecek ancak geri çektiği üç suçlama ile mahkeme önündeki inandırıcılığında önemli bir zafiyet yaşayacak.

Uber avukatları şimdiden Waymo’nun iddialarının inandırıcılığını sorgulamaya ve geri çekilen üç iddia hakkında daha önce kopartılan fırtınayı hatırlatmaya başladılar.

DJI, kullanıcılarına savaş açtı

Dünyanın en büyük tüketici seviyesi drone üreticisi Çinli DJI, drone’larını modifiye eden kullanıcılarına savaş açtı.

Drone’ları satın aldıktan sonra üreticinin drone üzerindeki kısıtlamalarını hacker yöntemleriyle kaldırmaya çalışan kullanıcılar için internette çok sayıda kaynak mevcut ve bu yöntemler büyük ilgi görüyor. YouTube üzerinde DJI drone’ları için hack yöntemlerinin yer aldığı videolar büyük ilgi görebiliyor.

Ancak kullanıcıların bu tutkuları büyük tehlike yaratıyor. Drone’larını yasak bölgelerde uçurmak isteyen kullanıcılar nedeniyle uçaklar düşme tehlikesi yaşıyor, orman yangınlarına müdahalede sorunlar ortaya çıkıyor, ağır drone’ların kalabalık mekanlarda insanların üzerine düşmesi riski ortaya çıkıyor. 

DJI, modifiye edilmiş bir drone nedeniyle oluşabilecek kazalardan sorumlu olmayacağının altını çizerken, bu içerikleri hazırlayan ve yayınlayan kişilerin, şirkete ait telif haklarını ve ticari sırları ihlal ettiklerini hatırlatıyor. 

Intel, IoT biriminden 140 kişiyi işten çıkarıyor

Intel, IoT biriminde çalışan 140 kişiyi işten çıkarıyor. Şirketin Santa Clara’da yer alan merkezinde çalışan 100 kişi ile birlikte, İrlanda’da yer alan Leixlip biriminden 40 kişinin işine son verilecek. Tüm bu personelin Intel IoT biriminde çalıştığını tekrar belirtelim.

Hatırlarsanız geçtiğimiz ay Intel, IoT ve gömülü cihazlar bölümünün üçte birini küçülteceğini açıklamıştı. Şirketin IoT stratejisi için üretilen Edison, Galileo ve Joule modülleri, bundan böyle üretilmeyecek. Intel İrlanda sözcüsü, The Times‘a yaptığı açıklamada “İş gereklilikleri ve ihtiyaçları nedeniyle iş gücünde bazı değişiklikler yapmamız gerekiyor” sözlerine yer verdi.

IoT sürprizi

Geçtiğimiz yıl 1.2 milyar dolarlık bir yenilenme sürecine giren ve bu nedenle 12,000 personelin işine son veren Intel, o zamanlarda akıllı telefonlar için çiplere, bulut depolamaya, sensör ve IoT cihazlara yöneleceğini söylemişti.

İlginizi çekebilir: IoT projelerinde başarı %25

2017 yılının ilk çeyreğinde 721 milyon dolar gelir elde eden Intel IoT birimi, yıl.bazında %11‘lik bir büyüme gerçekleştirmişti. Bakalım bu kararın ardından IoT için çok çok önemli bir şirket olan Intel, nasıl bir yol izleyecek ve. ne gibi gelişmelerle karşımıza çıkacak.

Microsoft güvenliği yapay zekaya bırakıyor!

0

Microsoft, son dönemdeki siber saldırı ve sistem açıklarını gidermek adına taktik değişikliğine gidiyor ve yapay zekayı devreye sokmaya hazırlanıyor. Yeni nesil antivirüs yazılımları geliştirmek için milyonlarca bilgisayar kullanılacak.

microsoft antivirüs

Microsoft, virüslere yapay zeka ile savaş açıyor

Son dönemde çığ gibi büyüyen siber saldırıların ardından, dünya çapında milyonlarca kullanıcısı olan Microsoft’un üstündeki sorumluluk ciddi bir seviyede arttı.  Dünya çapında 200 binden fazla bilgisayara bulaşan WannaCry saldırısı ile başlayan siber saldırıların ardı arkası kesilmedi. Zarar gören bilgisayarların çok büyük bir kısmının güncelliğin yitirmiş Windows sürümlerine sahip olması da bir diğer önemli detay.

Bu haber de ilginizi çekebilir!

ABD Nükleer Santralleri Saldırı Altında

Ulusal Güvenlik Ajansı (NSA) ile yapılan çalışmalardan sonra Haziran ortasında yayınlanan yamalar ile güvenlik açıkları giderilmişti ancak riskin tamamen ortadan kalkmadığı da ortadaydı. Microsoft ise olası bir küresel siber saldırıya karşı savunma hattı oluşturabilmek için Machine Learning (ML) teknolojisine ağırlık verecek. 

Microsoft tarafından yapılan açıklamaya göre, yeni nesil antivirüs sistemi, Windows 10 çalıştıran 400 milyondan fazla bilgisayardan oluşturulacak. 

Sonbaharda gelecek olan Creators Update ile, Azure, Endpoint ve Office gibi yazılımlardan toplanan veriler ile tasarlanacak olan yapay zeka sayesinde zararlı yazılımların davranışları tahmin edilebilecek. Windows Defender Advanced Threat Protection yazılımı da tarayıcı odaklı Application Guard ve bulut tabanlı Device Guard ve Exploit Guard gibi özellikler sunacak.

Bu sisteme göre, herhangi bir Windows 10 işletim sistemli cihazda tespit edilecek olan yeni zararlı yazılımın hemen sonrasında şirket tarafından geliştirilecek olan dijital imza ile dünya çapındaki tüm cihazlar koruma altına alınacak. Virüsün ilk kurbanı da bu yazılım sayesinde bulut ortamına hapsedilecek ve sistem temizlenmiş olacak.

Bu çalışma sistemine ise örnek olarak Microsoft Office verildi. Özellikle Word uygulamasındaki açıklar bu şekilde giderilecek.  Word uygulamasının olağandan fazla bellek tükettiği zaman bu tespit edilecek ve gerekli müdahale yapılabilecek.

Bu güncelleme, Edge tarayıcısını kullananlar için de tarayıcı bazlı bir güvenlik sunacak. 5 milyondan fazla cihazı etkileyecen Fireball için önemli güvenlik geliştirmeleri yayınlanacak.

Sıcaklık takip sistemi şart!

Araç takip sistemleri sunan şirketler, uyguladığı sıcaklık takip sistemi ile soğuk zincirle taşınan besinlerin ısı dalgalanmalarını takip ediyor, olası risk durumlarında alarm veriyor. Sistem, yaz aylarında artan sıcaklığa bağlı gıda bozulmalarının önüne geçmeyi sağlıyor. 

Çöl sıcaklarının yaşanmaya başladığı bu günlerde gıda zehirlenmesi ve besin bozulması haberleri artmaya başladı. Bu olaylar gıda güvenliği konusunu tekrar gündeme getirdi. Soğuk zincir takibi ile insan sağlığı için ciddi tehdit oluşturan ve gıda israfına neden olan gıda bozulmalarının önüne geçmek mümkün. Gıda güvenliğinin sağlanması dondurma, tavuk, et, süt ve benzeri ürünlerin soğuk zincir dışına çıkmadan taşınması ile gerçekleştiriliyor.

Sıcaklık takip sistemi ile gıda firmaları, ürünlerin sevkiyat sırasındaki sıcaklıklarını takip edebiliyor. Üstelik, firmalar sadece araçların nerede olduğunu değil aynı zamanda sensörler vasıtasıyla araç içindeki sıcaklık durumlarını da denetleyebiliyor. Kullanılan bu sistem ile gıdaların sıcaklık seviyesi dengede tutuluyor, sapma halinde devreye giren alarm sistemi ile ürünlerin transferi sırasındaki olası gıda güvenliği riski ortadan kalkmış oluyor.

Yerken anlaşılmıyor

Firmalar ürünlerini tesislerinde güvenli şekilde üretiyor, marketler de çeşitli uygulamalar ile güvenli bir şekilde bu ürünleri satışa sunuyor. Fakat firmalar, ürünlerin taşıması sırasında başına ne geldiğini de bilmek istiyor. Ürün kalitesinde bozulma olmadığından emin olmak için sıcaklık takip sistemi olan araçlarla nakliye yapmak istiyor.
Arvento Genel Müdürü Özer Hıncal

Yaz aylarında soğutma dolaplarının ihmalden, unutkanlıktan ya da tasarruf nedeniyle kapatılabildiğini söyleyen Hıncal özellikle eriyen dondurmaların tekrar dondurulduğunda şekilsel bir bozulma olmadığına vurgu yaptı. Hıncal, “Tüketiciler bu ürünleri yerken anlamıyor ama ürünler çoktan bakteri üretmiş oluyor. Bu durum sadece dondurma için geçerli değil et, süt ve tavuk için de bunu söyleyebiliriz. Eğer ürünler soğuk zincire uygun transfer edilmezse gıda zehirlenmelerine davetiye çıkıyor. Firmaların ürünlerini kontrol altında tutma ve soğuk zinciri yönetme ihtiyacı gıda sektörüyle bizi bir araya getiriyor” ifadelerini kullandı.

Firmalar, bakkal dolaplarını kontrol etmek istiyor

Gıda güvenliğine ilişkin yeni bir cihaz geliştirdiklerini belirten Hıncal şöyle konuştu: “Yeni ürünümüz olan bu cihaz, soğutma dolaplarının içine yerleştiriliyor. Bu dolapların kapaklarının kaç defa açıldığı, kapağın ne kadar süre açık kaldığı, dolap içi sıcaklığı, satış noktasındaki bölgenin sıcaklık bilgisi gibi veriler sistemden takip edilebiliyor. Bu sistem ile firmalar kontrol mekanizmalarını bakkalların dolaplarına kadar taşımış oluyor. Bu uygulama yaygınlaştıkça gıda güvenliği de genele yayılacak”

 

Petya virüsünün kilidi yayınlandı

0

Kısa süre önce özellikle Ukrayna’da büyük hasar yaratan fidye virüsü Petya’nın kurbanlarını kurtaracak olan djital kilit, virüsün geliştiricisi tarafından internette yayınlandı.

Kendilerine Janus Cybercrime Solutions ismini veren hacker grubunun, binlerce bilgisayarı kilitlemiş bulunan virüsün kilidini neden yayınladığı bilinmiyor ancak antivirüs firmaları kilidin işe yaradığını teyit etmiş durumdalar.

Janus, Twitter’dan yaptığı duyuru ile şifrelenmiş bir mesaj yolladı ve şifreyi çözen antivirüs uzmanları, Petya virüsünün kilidini açan anahtarla karşılaştılar. 

Mesaj tam olarak şöyle:

Congratulations!
Here is our secp192k1 privkey:
38dd46801ce61883433048d6d8c6ab8be18654a2695b4723
We used ECIES (with AES-256-ECB) Scheme to encrypt the decryption password into the “Personal Code” which is BASE58 encoded.

Dolayısıyla, bilgisayarları kilitlenmiş, dosyaları şifrelenmiş kişiler, 38dd46801ce61883433048d6d8c6ab8be18654a2695b4723 anahtarını kullanarak bilgisayarlarını çözebilecekler. 

Ancak öte yandan, bilgisayarlarına fidye virüsü bulaştığı için sabit disklerini formatlamış, dosyalarının yedeğini almamış kişiler için anahtarın artık bir anlamı bulunmuyor. Janus’un şifreyi niçin yayınladığı ise şimdilik bilinmiyor ancak Rusya destekli olduğu düşünülen Janus’un batılı devletlerin istihbarat örgütlerinden çekinerek veya ciddi bir tehdit alarak bu “geri çekilmeyi” gerçekleştirdiği düşünülüyor. 

1938’den bu yana IBM

0

IBM stratejisini, kognitif çözümlere, bulut platformuna ve endüstri bazlı çözümlere odaklı olarak belirliyor. Dijital dönüşüm kapsamındaki hedefleriyse, yapay zekâ olanaklarını da devreye alarak, müşterilerin yeni iş modelleri üretebilmelerine ve verimliliklerini arttırmalarına yardımcı olmak.

Şirketin bu alanda büyük veriyi şirketlerin karar alma aşamasında en etkin şekilde kullanmasına olanak sağlayan çözüm portföyleri uzun zamandır bulunuyor. IBM’in donanım sistemleri ise, dijital dönüşümün kognitif dahil tüm yetkinlikleri ile ilgili gereksinimlerini karşılayacak şekilde tasarlanmakta.

IBM çözümleri teknoloji şekillendiriyor

1938’den bu yana Türkiye’de bilişim sektörünün gelişiminde rol oynayan IBM, B2B alanda portföyünde işletmeler için hızlı ve güvenilir BT altyapısı sağlayacak kurumsal sunucular ve yazılımlar bulunduruyor. IBM Donanım İş Birimi, Mainframe sunucuları ve depolama olmak üzere iki ana alanda faaliyet gösteriyor. Sunucu alanında Power Systems, z Systems, Linux gibi ürünler üzerinde çalışan IBM, depolama alanında ise Flash, Hibrit, Spectrum ve Manyetik Bant depolaması gibi çözümler sunuyor.

 

Donanım sektörü, kendi içinde gelişmeye çok açık, genel yaygınlık anlamında da farklı yerlere taşınacak bir sürecin başlangıcında bulunuyor. IBM de bu değişimin öncülerinden biri. IBM’in sunucu teknolojileri 50 yıllık bir geçmişe dayanıyor.  Bunun yanı sıra şirketin sunucu çözümleri pazardaki yeni dinamikler ve fırsatlar doğrultusunda dönüşüyor.

Günümüzde IBM, Blockchain gibi yeni ve her sektörde benimsenmesi beklenen teknolojileri BT altyapısına entegre eden çözümler üzerinde çalışıyor. Blockchain teknolojisi, IBM Mainframe üzerinde çok güvenli bir şekilde kullanılabiliyor. Her işlemin kendi içinde kriptolandığı Mainframe, hem güvenlik hem de hızlılık anlamında Blockchain Teknolojisi’ni üzerinde en iyi çalıştıran sistem olarak biliniyor.

Türkiye’de büyük çaplı bankalar, kamu kurumları ve önde gelen havayolu şirketleriyle birlikte çalışan IBM, bu alanda çok ciddi bir teknoloji yatırımı yapıyor. IBM, açık geliştirme ile ciddi bir ekosistem yaratıyor. Google, Samsung ve NVIDIA gibi gibi lider teknoloji şirketleri ile birlikte OpenPOWER Konsorsiyumu’nu kuran IBM; bu platform ile Power sunucularını ilk kez açık geliştirme için kullanılabilir hale getirdi.

Veri potansiyelini ortaya çıkaran, iş verimliliği ve çevikliğini artıran Spectrum çözümü ile IBM, kurumların depolama altyapılarını sanallaştırmaya ve tek bir yerden yönetmeye imkân sağlıyor. IBM, aynı zamanda bu çözüm ile işletmelerin bulut ortamına geçmesine de yardımcı oluyor. 

Açlığı Sıfırlamaya 100 milyon öğün

0

Almanya’nın Hamburg şehrinde gerçekleşen 2017 Küresel Vatandaşlık Festivali’nde Mastercard ve Dünya Gıda Programı (WFP) açlık ve yoksullukla mücadele için gerçekleştirdikleri iş birliği çerçevesinde yeni bir taahhütte bulunuyorlar. 100 Milyon Öğün programı ile dünya genelinde en çok ihtiyaç duyan insanlara önemli miktarda fon ve yemek sağlamak amaçlanıyor.

Nakdin dezavantajlarından arınmış ve açlık probleminin olmadığı bir dünya yaratmak için başlatılan bu cesur girişim, Birleşmiş Milletler’in 3 sürdürülebilir kalkınma hedefinden biri olan “Açlığı Sıfırla”maya yönelik Mastercard’ın yoksulluk kısır döngüsünü kırmak için WFP ile gerçekleştireceği ilk global program olacak. Bu taahhüdü gerçekleştirmek için Mastercard ilk 12 aylık süreçte mümkün olduğunca fazla yiyecek sağlamak için oldukça agresif hedefler koydu.

Yoksulluk kısır döngüsünü kırmak için Mastercard ve WFP birlikte daha önce de ortak programlar gerçekleştirmişti. Mastercard daha önce iş ortağı bankalarla ve perakendecilerle ortak oluşturulan fon sayesinde dünya genelinde 17 milyon çocuğa okul yemeği imkanı sunmuştu. Bu yeni programın amacı ise en muhtaç durumdaki “dünya vatandaşlarına” ulaşmak.  Ancak Mastercard, bu program ile daha fazla ihtiyaç sahibine erişerek daha kapsayıcı bir sonuç yaratmayı hedefliyor.

Mastercard daha iyi bir hayatın kapılarını aralıyor

100 milyon yiyecek sağlamaya yönelik Mastercard ve WFP’nin bu iş birliği, en kuytu köşede kalmış milyonlarca çocuğun gıda ihtiyacının karşılanmasını sağlarken, daha fazla hayatın değişmesine de destek olacak. Mastercard’ın 2012’den beri WFP’ye verdiği destek sayesinde açlıkla mücadele eden toplumlardaki ihtiyaç sahipleri, yerel işletmelerden elektronik kuponlar ile gıda temin edebiliyor.

Bu kuponlar, cep telefonları veya kartlar aracılığıyla, finansal hizmetlere erişimi olmayan kişilere ulaştırılıyor. 2016’dan bu yana Mastercard çalışanları WFP ofisinde çalışarak, okul yemeğine yatırılan her 1 doların, daha iyi sağlık ve eğitim koşulları sunmasını ve 6$ olarak ekonomik geri dönüşünü sağladılar.

Küresel sosyal sorumluluk çalışmalarıyla da tanınan ödeme teknolojileri öncüsü Mastercard, WFP’nin ”Dijital Gıda” projesini desteklemek amacıyla geniş kapsamlı bir online bağış mekanizması oluşturmakla kalmayıp, projeye farkındalık ve fon oluşturmak için kendi pazarlama ve marka gücünü de kullanıyor. Yaptığı iş birlikleri ile Mastercard ağını kullanan iş ortaklarını, hatta 70’in üzerinde pazarlama kampanyası ile kart sahiplerini de işin içine katarak insani yardımlar konusundaki desteğin çapını genişletiyor.

2017 yılında Avrupa genelinde sürdürülen yeni program, sonrasında dünya geneline yayılacak.

Volvo, kangurulardan önemli bir ders aldı!

0

Otonom araçlar, Iot (Internet of Things) kavramının en önemli konularından biri. Son yıllarda hızla gelişen otonom araçlar için çeşitli testler sürmeye devam ediyor. Volvo, testlerini sürdürdüğü otonom araçlarının güvenlik noktasında daha akıllı olması için kangurulardan iyi bir ders aldı. Nasıl mı?

Volvo

Volvo, otonom araçlarında kaza riskini azaltmaya çalışıyor

IoT kapsamındaki en önemli konuların başında otonom araçlar geliyor. Sürücüsüz olan bu araçlar, insiyatif kullanabilecek şekilde geliştirilmekte. Hatanın en ufak toleransının olmayacağı bu konuda, otomobil üreticileri de işlerini çok sıkı bir şekilde yapıyorlar. Otomobil dünyasının en büyük isimlerinden Volvo, bu konuda ilginç bir geri dönüş alarak, güvenlik çalışmalarının boyutunu değiştirdi.

Bu haber de ilginizi çekebilir!

Nokia, Xiaomi ile anlaştı!

Trafik kazalarının önemli hasarlar ve kayıplarla biten senaryolarından biri büyük hayvan kazaları. Araçlar, aniden yola çıkan büyük hayvanlara çarptığı zaman ciddi hasarlar alabiliyor. Hayvanların yaralanması veya ölmesi ise daha üzücü olmakta. İşte bu noktada, otonom araçların daha isabetli tespit yeteneklerine sahip olması gerekiyor. 

Volvo’nun çalışmaları sırasında kanguruların büyük bir boşluğu ortaya çıkarttığı anlaşıldı. Avustralya’da yapılan testlerde, kanguruların doğal sıçrayış hareketlerinin otonom araçlardaki tespit mekanizmasını hataya sürüklediği anlaşıldı. Avustralya’nın sembollerinden biri olan kanguruların sıçrama hareketi, araçların uzakta ölçümlemesini sağlarken, zeminde durduklarında yakınmış gibi algılamasına sebep oluyor.

Bu da tespit sisteminin, araç ile kanguru arasındaki gerçek mesafeyi ölçememesi anlamına geliyor. Bu konudaki eksikliğin tespitinin hemen sonrasında, çalışmaların yönünü ve odağını değiştiren Volvo’nun bu tip olasılıklar için algoritmasını da değiştireceği ifade edildi. 

Volvo’nun araçlarındaki hesaplama ve karar alma süresi 0.05 saniye olarak açıklandı. Bu işlemin insanlardaki ortalama süresi ise 1.2 saniye. Bu kıyaslama bile IoT ile geliştirilen otonom araçların kaza riskini ne kadar aşağıya çekeceğini gösteriyor. Otonom araçların bu tip durumlarda insanlara kıyasla çok daha hızlı karar vermesi muhtemelen ancak beklenmedik senaryolar için biraz daha geliştirilmesi gerekiyor. 

İnsanlara ve trafiğin yoğun olduğu ortamlarda yeterli düzeye çıkmaya başlayan acil fren ve tespit desteğinin ilerleyen dönemde çok daha iyi seviyelere gelmesi kaçınılmaz.