Nokia, Xiaomi ile anlaştı

0

Çin’de kapıları aralamak isteyen Finlandiyalı teknoloji devi Nokia, Çin’in en önemli telefon üreticilerinden Xiaomi ile anlaşmaya vardı.

Xiaomi’ye büyük bir indirimle teknoloji patentlerini ve donanım desteği verecek olan Nokia böylece Çin pazarında güçlü bir yer edinecek. Xiaomi ise özellikle mobil pazarda büyük rağbet gören Nokia patentlerine çok düşük fiyatla erişmiş olacak. 

Nokia ayrıca Çin’de kuracağı yeni ofisle, Çinli internet ve teknoloji firmalarının ülke dışına açılmalarına da destek olacak. Çin’de, iç pazarda yüz milyonlarca kullanıcıya sahip olan ve bu nedenle yurt dışına açılmaya gerek duymayan önemli internet servisleri ve teknoloji şirketleri bulunuyor. Bunların dünyaya açılması halinde kullanıcı sayılarının milyar seviyesine ulaşmasına kesin gözüyle bakılıyor.

Çin şirketleri neden dünyaya açılmıyor?

Çin’in dev teknoloji ve interneti şirketleri Çin’in kapalı yapısı nedeniyle, dünya pazarları hakkında yeterince bilgi sahibi değiller ve mevcut enerjilerini Çin dışına açılma macerasıyla harcamak istemiyorlar. Nokia burada güvenilir ve deneyimli bir partner olarak Çin firmalarına yol gösterici rolünü üstlenecek. Nokia ayrıca, bu dev şirketlerin yurt dışı operasyonlarına ortak olarak kendisi için yeni bir iş alanı yaratmış ve Çin’deki pozisyonunu güçlendiren önemli ortaklıklar kurmuş olacak. 

Türkiye’de Amazon Web Services dönemi

0

Tech Data, iş ortaklarına, müşterilerinin bulut servislerini kullanabilir hale getirmelerine yardımcı olmak için Türkiye’de Amazon Web Services (AWS) çözümlerini sunacak. Çözümler arasında entegrasyon ve geçiş hizmetleri bulunacak ayrıca müşterilerinin bulut çözümü gereksinimlerini karşılamak için de ihtiyaç duyacakları eğitim ve gelişim programları gibi katma değerli hizmetler sunulacaktır.

Tech Data EMEA Bulut Direktörü David Newbould konuyla ilgili olarak “AWS’yi giderek daha çok sayıda ülkeye sunmaktan heyecan duyuyoruz. Bir yandan Tech Data ve Technology Solutions işlerimizi entegre etmeye devam ederken, öte yandan da bileşik portföyümüzdeki teklifleri daha da zenginleştirmek için birlikte çalışarak çok değerli bilgi ve deneyimler paylaşıyoruz ” dedi.

Ulusal inovasyon hızlanıyor

Amazon Web Services Türkiye Ülke Yöneticisi Yinal Özkan ise “Tech Data’nın esnek, ölçeklenebilir ve güvenli AWS teknolojilerini Türkiye’ye getirmesinden ve AWS’nin iş ortağı ekosistemine erişimini genişletmesinden heyecan duyuyoruz.  Bunun ülkede zaten gerçekleşmekte olan dijital dönüşümü ve ulusal inovasyonu daha da hızlandırdığını görmeyi ümit ediyoruz” dedi.

Milli Klavye artık tescilli

1

Boğaziçi Üniversitesi tarafından Türkçeye uygun ergonomik ve optimal olarak geliştirilen E-Klavye, Türk Standardları Enstitüsü tarafından “Alfasayısal Türkçe E-Klavyenin Temel Yerleşim Düzeni” adı ve TS 13771 koduyla tescillendi.

‘’Türkiye’nin milli klavyesi’’ on parmak yazım ilkeleri göz önüne alınarak tasarlandı. Sağlık ve konfor açısından kullanıcılara avantaj sağlayan E-Klavye’de hızlı yazım performansı da öne çıkan özellikler arasında yer alıyor. Geliştirilen klavyenin mucidi Prof. Dr. Mahmut Ekşioğlu, E-Klavye’nin “ileri teknoloji ve yöntemlerle geliştirilmiş, deneye ve matematiğe dayalı, dünyanın en bilimsel klavyesi’’ olduğunu belirtti.

TÜBİTAK tarafından da desteklenen E-Klavye, F klavyeye göre daha sağlıklı, rahat, yormayan ve aynı zamanda hızlı ve ergonomik olması bakımından öne çıkıyor.  E-klavye ve F klavyeyi bilimsel ve uygulama açısından karşılaştıran Prof. Ekşioğlu, iyi bir klavye tasarımında en önemli ölçütün harflerin klavyedeki dağılımı olduğunu ifade etti.

Ekşioğlu, dilin özelliklerini ve on parmak yazım kurallarını göz önünde bulundurarak; harflerin, parmak hız ve hareket kabiliyetine göre, en uygun dağılımının yazım performansını artırdığını ve aynı zamanda sağlık ve konfor açısından da daha rahat kullanım sağladığını belirtti. Bunun da ancak, E klavyenin tasarımında yapıldığı gibi, deneysel ve matematiksel optimizasyon yöntemleriyle başarılabileceğini söyledi.

F klavyenin bugünkü anlamda bilimselliğini kabul etmenin mümkün olmadığını ve iyi bir mühendislik tasarımı olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Mahmut Ekşioğlu; “E klavye ise  günümüz ileri teknolojisi, bilimsel bilgi ve yöntemleri ile tasarlandı. Sağlık ve performans açısından baktığımızda E-klavye, dünyada deneye ve matematiğe dayanan ve aynı zamanda doğrulama testleri yapılmış ilk ve tek bilimsel klavyedir.  

Yaptığımız testlerde, E-klavye F klavyeden yüzde 2 kadar daha hızlı bulundu. Bu fark önemli sayılmaz ve iki klavye arasında hız farkı yok denebilir. Ama testlerimiz 30 ila 45 dakika süreli testlerdi. Uzun süreli yazımlarda bu farkın artacağı tahmin edilebilir. Çünkü F klavyede, aşırı yüklenen işaret parmakları uzun süreli yazımlarda yorgunluğa ve dolayısı ile hızda azalmaya neden olacaktır. E-klavye Q klavyeye göre ise yüzde 25 daha hızlıdırifadelerini kullandı.

Parmakların kapasitelerine göre yazım yükü

E klavyede yazım yükünün parmaklara kapasitelerine göre dağıtıldığına dikkat çeken Prof. Dr. Ekşioğlu, E klavye F klavyeye göre daha sağlıklı, rahat ve yorucu olmayan bir klavyedir. F klavyede harf yerleşim düzeni günümüz Türkçesine uygun değil.

F klavye tasarımında kullanılan harf kullanım sıklık sırası: A, E, K, İ, M, L, T, R, N, S, I, …. Halbuki günümüz Türkçesinde harf kullanım sıklık sırası şöyle: A, E, İ, N, R, L, K, D, I, M, U, …. Görüldüğü gibi ilk iki harf hariç sıklık sırası aynı değildir. Farklılık yalnızca sıklık sırasında değil ayrıca sıklık oranlarındadır. 

E klavyede ise ideal yüklerden sapma sadece yüzde 4 E-klavyede ise, işaret parmakları hızlarına uygun olarak yüzde 27 oranında; ve sol ve sağ el, yine kapasitelerine uygun olarak, sırası ile yüzde 46 ve yüzde 54 oranlarında yüklenmişlerdir dedi. 

 

 

HPE dijital dönüşüm servisi kurdu

Hewlett Packard Enterprise, yeni yaptığı duyuruyla, müşterilerinin dijital dönüşüm projelerine yardımcı olacak yeni bir birim kurduğunu açıkladı.

Pointnext adını alan yeni teknoloji servisi, müşterilerin ihtiyaçlarını belirleyerek bulut bilişim, internet nesneleri ve büyük veri gibi alanlarda yeni teknolojik gelişmeleri şirketlerin alt yapısına entegrasyonunu sağlayacak. 

Yeni bölümün başına, HPE’nin bir ay önce Veritas’tan transfer ettiği Ana Pinczuk geçecek. HPE’nin 80 ülkedeki toplam 25 bin teknoloji uzmanı da Pointnext’in operasyonlarında kullanılacak. Bu yeni duyuru HPE’nin teknoloji servisi alanındaki politika değişiminin de işareti olarak kabul ediliyor.

Ve Fransa da petrolü yasaklıyor

0

Petrol türevleri kullanan araçları yasaklayacağını açıklayan ülkeler kervanına önemli bir otomobil üreticisi olan Fransa da eklendi. Fransa Çevre Bakanı Nicolas Hulot’un açıklamasına göre, ülkede 2040 yılından itibaren petrol türevleriyle çalışan araçları satışı yasaklanacak. 

Fransa bu dönüşüm sürecinde, benzinli ve dizel motorlu araçlarını elektrikli araçla değiştirmek isteyen vatandaşlarına da destek olacak. 

Fransa’nın yeni seçilen Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron da ülkenin karbon ayak izini 2050’ye kadar doğal sınırların altına çekmek için özel bir politika uygulayacağını söyleyerek seçilmişti. Petrol türevi yakan araçlara getirilecek yasak da bu politikanın bir parçası olarak görülüyor.

Avrupa’da ayrıca Almanya ve Norveç de, 2025 yılında petrol türevi yakan araçların satışını yasaklayacağını açıklamıştı. Hindistan ise 2030’la beraber benzer bir yasağı yürürlüğe koyacak. 

Dijital dönüşümle fark yaratıp öne geçmek mümkün

0

Özellikle son 20 yılda tüketiciler için oldukça hız kazanan dijital kullanım, artık şirketlerin kendilerini ve hizmetlerini geliştirerek, alışılageldik klasik yöntemlerini dönüştürmesine neden oldu. Dolayısıyla firmalar, zamana uyum sağlayabilmek, rekabet üstünlüğü yaratabilmek ve iş verimliliğini en üst düzeye çıkarmak için dijital teknolojileri tüm süreçlerinde kullanmaya yöneldiler.

Dijital dönüşümü, müşterileriyle etkileşimde bulunmak ve rekabet avantajı kazanmak için sürekli daha iyi yollar bulmayı sağlayan bir araç olarak tanımlayan great Ajans Yönetici Ortağı Saygın Karabay, “Yıllar önce BT, sadece bir destek fonksiyonu olarak görülüyordu. Bu, yeni pazar oyuncularının işinizin en kârlı kısımlarına saldırmasını engelleyen yapıların, teknoloji sayesinde büyük ölçüde ortadan kaldırıldığı ve sizi, stratejinizi yeniden düşünmeye zorladığı anlamına geliyor” diyor.

Maliyet kontrolü şart

Dijital dönüşümün şirketin, öncelikli ihtiyaçlarına göre planlı yapılması gerektiğini, bir anda tüm süreçlerin dijitale başlamasının, yönetilemez bir hal alabileceğini vurgulayan Karabay, mutlaka maliyet kontrolü ile ilerlenmesi ve işinin uzmanı kişi ve kurumlarla çalışılması gerektiğinin de altını çiziyor.

Dijital Dönüşüm konusunda firmaların dışarıdan alacağı destek kadar, kendi içindeki yapılanmanın da hayati öneme sahip olduğunu söyleyen Karabay, bu tarz bir operasyon sürecinde mutlaka şirket içinde görevlendirme yapılması ve mümkünse bir departman kurulması gerekir. Zira önümüzdeki asırda, bu departmanlar, artık zorunlu hale gelecek ve şirketin muhasebe biriminden daha önemli bir hal alacak” diyor.

 

Google Adsense, Native reklam formatını duyurdu

0

Native reklamlar, son dönemde dijital reklamcılığın en gözde formatları arasına girdi. Okur için web sitesinin içeriğinden ayırd edilemeyecek şekilde ve yine okurun faydalanabileceği biçimde hazırlanan bu özel içeriklere, reklamverenlerin sponsor olması mantığı üzerine kurulu olan Native reklam formatı, yayıncı, reklamveren ve okur için de ideal bir reklam seçeneği olarak konumlandırılıyordu.

Şimdi Google Adsense de, dijital yayıncıların içeriklerinin arasına, içeriğin bir parçası gibi yerleştirebilecekleri Native reklam formatını duyurdu. Örneğin, yemek tarifleri veren, belki pizza yapımını anlatan bir makalenin içinde, maddelerin arasına, bu yöntemle bir pizza reklamı almak mümkün olacak. 

Native mi Yerel mi?

Google’ın “Yerel Reklam” olarak Türkçeleştirdiği ancak yayıncılık dünyasında Native Reklam kullanımıyla kabul gören bu yeni reklam formatı bugüne kadar her reklamveren için yayıncının özel sunduğu projelerle yürürken, Google Adsense’in de artık yayıncılar için otomatikleştirilmiş Native reklam seçeneği sunması sayesinde, çok daha fazla web sitesinde Natvie reklamları görmek mümkün olacak.

Google’ın yeni reklam uygulaması hakkında daha fazla bilgi almak için bu linki kullanabilirsiniz.

ABD lokasyon takibini yasaklıyor mu?

0

Cep telefonu kullanıcıları için lokasyonlarını takip eden uygulamalar ve dolayısıyla pazarlama şirketleri artık inkar edilemez bir gerçeğe dönüştü. Kullanıcıların gün boyunca nereye gittiği, nereleri dolaştığı, isteyen tüm firmalar tarafından kolayca edinilebilen bir bilgiye dönüştü. Telefonlarda bu bilgileri anı anına kaydeden ve ardından bu verileri dijital pazarlama kampanyaları için isteyen şirketlere satan uygulamaları ise durdurmak neredeyse mümkün değil. Basit bir navigasyon uygulamasını kullanmak için bile öncelikle bu bilgilerin kaydedilmesine ve daha sonra kullanılmasına izin vermek zorunda kalabiliyorsunuz.

Ancak ABD’de Illinois eyaleti, bu uygulamalara karşı yasal önlem alıyor. Meclisten geçen yeni kanuna göre, eyalet sınırları içinde, uygulamaların kullanıcılın lokasyon bilgilerini izinsiz olarak takip etmesi ve kaydetmesi yasaklandı. Bu bilgileri kaydetmek ve kullanmak isteyen uygulamalarsa kullanıcılarından izin almak zorunda. 

Geolocation Privacy Protection Act (HB3449) ismiyle yayına giren yeni kanunla, kullanıcılardan habersiz olarak lokasyon verisi toplayan uygulamalara, şikayet başına 1000 dolara kadar ceza kesilebilecek. Bu yeni kanun, kısa sürede ABD’nin diğer eyaletlerinde de  kabul görebilir.

SSD dünyasında 11 TB kapasiteli model göründü

1

SSD dünyası farklı markaların önemli ürünleri ile gelişmeye devam ediyor. Memblaze Technology firması PCIe NVMe formundaki yeni ürünlerini duyurdu. PBlaze5 700 ve 900 serisi kapasiteleri ile dikkat çekmeye aday. 

11 TB kapasiteli PCIe NVMe SSD duyuruldu

Memblaze PBlaze5 700 ve 900 modelleri yüksek ölçekli veri merkezleri ve kurumsal çalışmalar ve uygulamalar için tasarlandı. Duyurusu yapılan SSD depolama birimleri U.2 ve Half-Height Half-Length Add In Card (HHHL AIC) yapısında üretilecek. Memblaze firmasının 3D TLC NAND yongalarını kullanan modeller NVMe 1.2 desteği sunarken, depolama kapasitesi noktasında 11 TB’a kadar seçenekler sunuluyor. PBlaze5 modeli ise 8 TB kapasiteye sahip.

11 TB SSD

6 GB/s okuma desteği sunan SSD birimleri, 1 milyon IOPS random read ve 90/15μs gecikme ile okuma yazma desteği sunmakta. U.2 formundaki birimlerin hotswap desteği ise kullanıldığı sistemlerin kapalı kalma sürelerini minimum seviyelere çekebilecek. 

Bu haber de ilginizi çekebilir!

Milyon dolarlık Bitcoin soygunu

11 TB kapasite sunan PBlaze5 700 serisi, fiziksel yapısı sayesinde fiziksel alanları küçültmeye imkan sağlıyor. Bu da maliyetleri azaltırken, güç tüketimini de aşağılara çekebiliyor. 700 serisinin genel kullanım alanları, veritabanı, bulut çözümleri, yazılım tabanlı depolamalar, arama motorları ve big data yönetimi olarak sıralanıyor.

Daha fazla iş hacmi ve dayanıklılık üzerine hazırlanan PBlaze5 900 serisi ise kritik düzeydeki kurumsal işlemler için tasarlandı. Yüksek dayanıklılık niteliğine ek olarak, NVMe uçtan uca veri koruma standardını destekleyen bu seri, çift portlu U.2 arabirim tasarımı ile sunucuların isteklere yanıtsız kalma süresini en aza indirebilecek. 

PBlaze serisi özellikleri:

  • Model isimleri: 700 | 900
  • Form factor: 2.5 inç U.2, HHHL AIC
  • Kapasite : 2TB, 3.6TB, 4TB, 8TB, 11TB | 2TB, 3.2TB, 4TB, 8TB
  • NAND: 3D eTLC NAND
  • Arabirim: PCIe 3.0 x4
  • Protokol: NVMe 1.2a
  • Performans
    • Sequential Read (128K): U.2: 3.2GB/s, AIC:  6GB/s
    • Sequential Write (128K):  2.4GB/s
    • Sustained Random Read (4KB): U.2  760K IOPS, AIC:  1,024K IOPS
    • Sustained Random Write (4KB):  210K IOPS |  304K IOPS
    • Latency Read/Write: 90/15μs
  • Dayanıklılık
    • DWPD: 1 | 3
    • UBER: < 1 bit per 1E-17 bits okuma
    • MTBF: 2.1 milyon saat

Akıllı şehir projesi yüz 100 verimlilik vaat ediyor!

0

Philips Lighting yenilenebilir elektrik enerjisi için ilk önemli adımı atmaya hazırlanıyor. Akıllı şehir konseptinde büyük hamlelerden biri gerçek oluyor. Philips Lighting, akıllı şehirler için vazgeçilmez bir özellik olarak görülen dönüştürülebilir, yenilenebilir enerji alanında çalışmaları için Dubai’yi seçti.

Philips Lighting akıllı şehir kapsamında yenilebilir enerji için hamlesini yapıyor

Uzun süredir ekolojik çözümler üzerinde çalışan aydınlatma teknolojisi uzmanları REC standartlarında bir taslak hazırlamak için uzun süredir uğraşıyorlar. Böylesine titizlikle çalışılmasının en büyük nedeniyse, şirketin proje kapsamında yüzde 100‘lük bir dönüşüm sağlamak istemesi.

Bu elbette önemli bir vizyon ve şimdiden Gulf bölgesinde yapılacak olan çalışmalar merak içinde bekleniyor. Çünkü ilk kez I-REC standartlarında bir enerji yenilenmesi söz konusu olacak. 

Buradaki en büyük amaç ise 2020 yılında karbonu elektrik üretimi zincirinden tamamen çıkartmak. Eğer Philips başarılı olursa, 2020 itibariyle Gulf bölgesi elektrik üretimini yine elektrik ile yapacak. Kurulacak zincirle beraber elektrik enerjisi yüzde 100’lük geri dönüşüm oranına sahip olacak.

2025 yılında projenin hedeflediği enerji dönüşümü yüzde 75 gibi gerçekten de hayat kurtarıcı bir oran olacak. Bir yıl sonrasında ise geri dönüşüm oranı neredeyse yüzde 100’e yükselecek. Kullanılan ek enerji oranıysa yüzde 0.2 seviyesine düşecek.

Bu yeni projeyi geleceğin şehirleri ve kaynak bazlı sistemlerin ilk adımı olarak düşünebiliriz. Bakalım 2020 yılında hayata geçecek yeni elektrik sistemi bizlere ne gibi avantajlar ve tasarruflar sağlayacak?

 

 

Çinli turistlerin %67’si mobil cüzdan kullanıyor

0

Çin en büyük süper güç olma yolunda hızla ilerlerken, başka ülkelere gönderdiği turist sayısıyla da herkesin iştahını kabartıyor. Sadece 2016 yılında dünyaya 126 milyon turist gönderen Çin’de, mobil cüzdanlar da çok önemli bir ödeme aracı olarak kullanılıyor. Kapronasia ve CANCAN tarafından yapılan araştırmaya göre Çinli turistler yurt dışında da bu alışkanlıklarından vazgeçmek istemiyorlar.

Araştırmaya göre Çinli turistlerin %67’si yurtdışındayken de mobil cüzdanlarını kullanarak alışveriş yapıyor. Bu oranın yükseliğinde, Çinli Alibaba’nın mobil ödeme servisi Alipay’i yurt dışında da yaygınlaştırmasının rolü yüksek.

Aynı araştırmaya göre, Çinli turisler kişi başına 393 dolar ile 738 dolar arasında alışveriş harcaması yapıyor. Bu alışverişi kendi mağazalarına çekmek isteyen işletmelerin ise Alipay gibi Çin’de yoğun kullanılan mobil cüzdan uygulamalarını kendi ödeme sistemlerine entegre etmesi gerekiyor.

Lazer yazıcılar 40 yaşında

0

İş hayatımızı fotokopi makineleri gibi değiştiren bir diğer buluş olan lazer yazıcılar 40 yaşında. Xerox’un, fotokopi makinesi gibi buluşlarından biri olan dünyanın ilk lazer yazıcısı Xerox 9700, günümüzde yılda 120 milyar dolar düzeyinde bir gelir elde edilen bir sektörün de yaratıcısı.

Dünyanın önede gelen teknoloji şirketlerinden Xerox’un iş ve günlük yaşamımıza sunduğu en önemli buluşlarından biri olan lazer yazıcılar 40 yaşında. 1969 yılında Xerox mühendisi Gary Starkweather, Xerox’un Webster New York’taki AR-GE laboratuvarında eski model bir faks makinesinin hızını artırmakla görevlendirildi.

İlk lazer yazıcı 1977 yılında piyasaya sunuldu

Starkweather ve ekibinin uzun yıllar süren araştırmaları, insanların günlük hayatta ve çalışma hayatında iletişim kurma biçimini kökten değiştiren lazer yazıcının icadını ortaya çıkardı. İlk ticari lazer yazıcı 1977 yılında bugünden 40 yıl önce, Xerox 9700 adı ile piyasaya sunuldu.

Xerox 9700, günümüzde dünya çapında yıllık 120 milyar doların üzerinde gelir elde edilen dijital baskı sektörünün ortaya çıkmasına önayak oldu. Xerox 9700, uzun yıllar kullanıldı, lazer yazıcı standartlarını belirledi ve kendisinden sonra üretilen farklı marka lazer yazıcılara da esin kaynağı oldu.

Ünlü araştırma şirketleri Buyers Lab ve Infotrends’in çatı şirketi KeyPoint Intelligence, Xerox 9700’ü; 19. yüzyılın buharlı baskı makineleri ve daha sonra icat edilen elektrikli baskı makinelerinden sonra endüstriyel otomasyonun üçüncü dalgasını müjdeleyen ilk ürün olarak tanımlıyor.

KeyPoint Intelligence Yönetim Direktörü Jeff Hayes, konu ile ilgili yaptığı değerlendirmede “Xerox 9700, 1970’lerde ofisleri, veri merkezlerini, fotokopi departmanlarını ve tüm dünyadaki baskı sektörünü tamamen değiştiren bilgisayar destekli otomasyon dalgasının ortaya çıkışında göz ardı edilemeyecek bir etkiye sahiptir. Bugün basılı kopyalar aracılığıyla kurduğumuz iletişimin kökenleri Xerox 9700’e uzanıyor” dedi.

Xerox tarihindeki en başarılı ürünlerden biri olan Xerox 9700, o yıllarda Xerox’a tek başına yıllık ortalama 1 milyar doları aşan bir kazanç sağladı. Dünyanın birçok ülkesinde çok hızlı kabul gören birçok ofiste kullanılmaya başlanan Xerox 9700, çıkış tarihinden 10 yıl sonra kamu kuruluşlarının, bankaların fatura, ekstre ve belge basmak üzere en çok tercih ettiği lazer yazıcı oldu.

Büyük Bitcoin soygunu ile milyon dolarlık vurgun

1

Bitcoin gibi dijital para birimleri şu anda altın çağını yaşıyor ve hırsızlar da tabii ki bundan faydalanmak için var güçleriyle çalışıyor. Geçtiğimiz günlerde yaşanan hırsızlık olaylarının ardından bir başka büyük soygun daha gerçekleşti.

Bithumb‘ı hedef alan hacker’lar, 30.000 hesabı etkileyen bir hack olayına imza attı. Bu rakam, tüm Bitcoin büro müşterilerinin %3‘üne denk geliyor. Henüz bu saldırı sonrasında ne kadarlık bir vurgun yapıldığı bilinmese de birçok kullanıcı parasının yok olduğundan yakınıyor.

Bitcoin soygununda çalışanın ev bilgisayarı hacklenmiş

Geçtiğimiz hafta Bithumb, bir çalışanının ev bilgisayarının hacklendiği fark etti. Bu da hacker’ların müşteri verilerini çalmak için kullandığı yol olabilir. 

Şu anda Güney Kore Bitcoin piyasasının %75‘ini elinde bulunduran Bithumb, global alışverişin ise %10’luk kısmını oluşturuyor. Yani bahsettiğimiz büro, hiç de yabana atılacak cinsten değil.

Bu arada bahsettiğimiz hack olayı sonrası bir kullanıcının yaklaşık 870,000 dolar değerindeki sanal paraların çalındığını belirtelim. Tabii ki bu sadece bir kullanıcının çaldırdığı para, toplama vurduğumuzda bu rakamın çok daha yüksek olduğu tahmin ediliyor.

“Bütün yapay zeka projelerinin anası”

0

Apple’ın akıllı otomobil projesi hakkında henüz hiçbir resmi açıklama olmamasına rağmen, şirketten sızan bilgiler Apple’ın akıllı otomobil geliştirdiğini işaret ediyor. Ancak bu yeni ürün, Apple için de çok köklü bir değişime işaret ediyor olabilir. Öyle ki, iPhone’u üretene kadar “masaüstü bilgisayar ve işletim sistemi üreticisi” olarak tanınan Apple, iPhone ile birlikte büyük bir paradigma değişimi yaşayarak “telefon üreticisi” olarak anılmaya başlandığı gibi, sır gibi sakladığı akıllı otomobil teknolojisini açıkladıktan sonra kendini otomobil üreticisi olarak konumlandırabilir.

Apple’ın CEO’su Tim Cook, verdiği bir röportajda,  “biz de otonom sürüş teknolojisine odaklanmış durumdayız,” açıklamasıyla şirketin akıllı otomobil geliştirdiğini kabul ettiği gibi, Apple’ın otonom sürüş teknolojisini, “bütün yapay zeka teknolojilerinin anası” olarak gördüğünü vurgulayarak geliştirdikleri teknolojinin Apple için çok kritik önemde olduğunu da vurgulamış oldu.

Sürücüsüz otomobillerle birlikte değişecek günlük yaşamda, akıllı otomobillerin insanların asistanı pozisyonuna yükseleceğini, bu araçların aynı zamanda insanların dijital dünya ile etkileşim kuracağı bir platforma dönüşeceğini ve insanların araç içinde geçirdiği zamanın, içerik tüketmek, reklam görmek, sosyal çevre ile iletişim kurmak gibi faaliyetler için büyük değer kazanacağının farkında olan Apple’ın, akıllı telefonlardan sonra akıllı araçlarda da dünyanın en önemli oyuncusu olmak istediği anlaşılıyor. 

Zuckerberg, evrensel sabit gelir için balık tuttu

Yapay zekanın değiştirdiği dünyada en büyük korku, Matrix veya Terminator filmlerindeki gibi insanları öldürecek makinelerden, insanların işlerini çalacak makinelere kaydı.

Amazon’un satın aldığı süper market zincirinde, çok sayıda kişiyi işten çıkarıp marketleri yapay zeka ile işleyen, çalışansız markete dönüştürecek olması gibi örnekler de bu korkuyu büyütmeye devam ediyor.

Yapay zeka nedeniyle işlerini kaybedecek insanlara dair çözüm olaraksa, yapay zeka çağında herkese evrensel sabit gelir bağlanması fikri öne çıktı. Böylece, işini kaybeden insanlar, kendini farklı alanlarda geliştirip yeni bir iş ve kariyer sahibi olana dek sabit geliri sayesinde hayatta kalabilecek. Bu fikrin savunucuları arasında teknoloji dünyasının ünlü isimleri Bill Gates, Elon Musk ve Mark Zuckerberg de yer alıyor.

Zuckberg, evrensel sabit gelir fikrinin önemine dikkat çekip medyada daha fazla yer bulması için, Alaska’da balık tutarak gazetecileri bu “ilginç” eyleme çekmeyi başardı. Zuckberg gibi, çok sayıda Silikon Vadisi çalışanı da evrensel sabit gelir fikrini destekliyor ve yapay zeka nedeniyle işsiz kalacak milyonlarca kişinin, bu küçük destek sayesinde ayakta kalabileceğine inanıyor.

Üstelik sadece Silikon Vadisi değil, fikir şimdiden dünyanın pek çok ülkesinde de destek görmeye başladı ve öyle görünüyor ki, yollarımız otonom taksilerle, çarşılarımız otonom mağazalarla dolduğunda, inşaatlarımızı robotlar yapmaya başladığında, kargolarımızı drone’lar taşımaya başladığında, bütün toplumlar evrensel sabit geliri talep etmeye başlayacak.

Virgin Galactic 2018’de uzaya çıkıyor

0

Dünyanın ilk özel uzay taşımacılığı şirketi olarak kurulan ve yine devlet desteği olmadan inşa edilen dünyanın ilk uzay gemisini yapan Virgin Galactic, geçirdiği talihsiz kazaların ardından yeniden tasarlanmış güvenli uzay gemisi ile 2018’de uzaya ticari uçuşlara başlayacağını açıkladı.

NASA’nın düzenlediği, özel sektör uzay gemisi yarışmasını kazanan ve ardından uzaya turist taşımak için dünyanın sayılı zenginlerine 250 bin dolarlık biletleri satan Virgin Galactic, uzay gemisinin testleri sırasında 2014 yılında yaşanan kaza nedeniyle hem test pilotunu kaybetmiş hem de uzaya çıkış tarihini erteleyerek, uzay gemisini sıfırdan tasarlamaya koyulmuştu.

Test uçuşları bu yıl bitiyor

Şirket bu defa test uçuşlarını kademeli olarak genişleterek, her aşamada güvenlik önlemlerini detaylı olarak inceleyecek. Her şey yolunda giderse 2017 Kasım ayında yeni uzay gemisinin uzaydaki test uçuşları başlayacak. Uzaydaki testlerin de başarıyla sonuçlanmasının ardından 2018’de şirketin ilk ticari uçuşu yapılacak. Bu uçuşta, şirketin kurucusu, İngiliz iş adamı Sir Richard Charles Nicholas Branson da yer alacak ve ilk müşterileri ile beraber uzaya çıkıp yörüngede dolaştıktan sonra yeniden dünyaya inecek.

3D Baskı ile üretilen kano ödül kazandı

0

3D baskı teknolojisi her geçen gün hem faydalı hem de ilgi çekici alanlarda varlığını ve etkisini daha da arttırıyor. Almanya’da düzenlenen kano yarışması da bunlardan biri oldu. 

3D baskı ile üretilen kano yarışmada birinci oldu!

Almanya’da düzenlenen Concrete Canoe Regatta adı verilen şampiyonada boy gösteren kano, birincilik ödülünü kazandı. Bu yarışma Ren nehri üzeride 2 günlük bir süreyi kapsıyor ve çok sayıda insan kendi tasarımları olan kanolarını sergilemek ve yarışmak için bu turnuvaya katılıyor.

3d baskı kano
3d baskı kano

Çeşitli kategorilerde ödüller, bu turnuvada dağıtırlırken, tasarım ve inovasyon odaklı ödüller turnuvanın en önemli ödülleri arasında yer alıyor. Binden fazla katılımcının yer aldığı turnuvada, birincilik ödülünü SkelETHon isimli kano aldı. Bu kanonın en önemli özelliği ise 3D baskı teknoloji ile üretilmiş olması.

Kanoyu üreten firma bu yarışmayı şu ana kadar 3 kez arka arkaya kazanmış ve 4. ödülünü de bu şekilde almış oldu. 4 metre uzunluğa sahip olan kano için çelik fiber gövde ve yumuşatılmış beton kullanılmış. 2-3 mm kalınlığa sahip olan bu madde ile suya dayanıklılık sağlanırken, çelik fiber ile iskelet güçlendirilmiş.

Silinen dosyalar nasıl kurtarılır?

114 kilogram ağırlığa sahip olan kano, birden fazla şirketin ortak çalışması sonucunda üretildi. ETH Zurich Üniversitesi tarafından öncülüğü yapılan çalışmaya, DBT adlı bir şirket dijital tasarım ve fabrikasyon desteği için katıldı. PCBM ise maddelerin harmanlanması ve işleme tekniklerinde rol sahibi oldu.

3D baskı teknolojisinin bu tip araç tasarımlarında da kullanılması bu sektörün gelişmesi adına önemli bir hamle olarak nitelendirilebilir.

 

 

CEO’su Türk olan Push Doctor, 26 milyon dolar yatırım aldı

0

İngiltere merkezli olmasına karşın CEO pozisyonunda Eren Özağır‘ın yer aldığı Push Doctor girişimi, 26.1 milyar dolarlık bir seri B yatırımı aldı.

Hastaların doktorlarla video konferans yoluyla görüşmesini ve diğer sağlık kayıtlarını da dijital olarak tutabilmesini sağlayan servis, Accelerated Digital Ventures ve Draper Esprit’in liderliği ile birlikte European VCs Oxford Capital, Partech Ventures, ve Seventure Partners desteğiyle toplamda 26.1 milyon dolarlık yatırım almış oldu.

Dijital sağlık servisi ve uygulaması Push Doctor

Hastaların ilgili doktordan randevu alıp video konferans yaparak görüşebildiği bir sağlık uygulaması olarak başlayan Push Doctor, şu anda kendini bir dijital sağlık servisi ve uygulaması olarak tanımlıyor.

https://youtu.be/1P_N0q3uoGU

Uygulama ile binlerce doktora ulaşabilmenin yanı sıra hastalar reçete yazdırabiliyor veya reçetenin yenilenmesi noktasında yardım isteyebiliyorsunuz. Tabii ki farklı olarak Ada Health ve Babylon gibi benzer girişimler de gelişmeye ve büyümeye devam ediyor. 

Push Doctor

Uygulamaya göz atmak isterseniz uygulamayı iOS için buradan, Android için ise buradan indirebilirsiniz.

Sosyal medya ticareti ne kadar güvenli?

Son yıllarda Facebook, Instagram ve WhatsApp üzerinden yapılan satışlar kolaylık sağlasa da birçok tehlike barındırıyor. Ticari kaydı bulunmayan, sınırlı iletişim bilgisine sahip kişiler tarafından yapılan satışlar dolandırıcılık riskleri taşıyor.

Sosyal medya kullanımının popülaritesiyle beraber; Facebook, Instagram, Messenger ve WhatsApp gibi platformlardan alışverişe rağbet de gün geçtikçe artıyor. Kullanıcılar özellikle dikey kategoride karşılaştıkları bu yeni kanallar üzerinden çok hızlı bir şekilde sipariş oluşturup ödemeyi tamamlıyor; ticari satıcılar ise oldukça ilgi gören bu cazip satış kanalları üzerinden yaptıkları satışlar ile müşterilerini rakiplerine kaptırmayıp cirolarını artırıyor.

Ancak tüketiciler, hemen her satış kanalında olduğu gibi bu platformlar üzerinden de kötü sürprizler ile karşılaşabiliyor. Bu kolay alışveriş yöntemleri çok hızlı ve pratik olsa da bazı problemleri ve dolandırıcılık risklerini de beraberinde getiriyor.

Ürün alınan firmanın yasal olması büyük önem taşıyor

PayU Türkiye risk yönetiminden sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Tarık Tombul, sosyal medya kanalları üzerinden ürün alacak tüketicilere kötü sürprizlerle karşılaşmamaları adına bir dizi tavsiyede bulunuyor. Bu tavsiyelere göre:

  • Tüketiciler kötü sürprizler ile karşılaşmamak, karşılaşılması durumunda haklarını arayabilmek adına satıcı ya da sağlayıcının kayıtlı tüzel bir kişilik olup olmadığına, vergi numarasına, ticari unvanına, açık adresine, telefon ve diğer erişim bilgilerine dikkat etmeli
  • İptal/iade ve ürün gönderim politikalarının varlığını ve daha önceki siparişlere ilişkin tüketici yorumlarını incelemeli
  • Ürün ile birlikte fatura gönderileceğinden emin olmalı
  • Satılan ürün ya da hizmetin fiyatının düşük olduğu durumlarda ürün ya da hizmetin imitasyon/fake olabileceğini göz önünde bulundurmalı
  • Ödeme işlemi esnasında kart bilgilerini mesajlaşma uygulamaları ya da SMS üzerinden kesinlikle paylaşmamalı
  • Cep telefonuna gelen doğrulama şifresini üçüncü kişilerle paylaştığında, yapılan işleme itiraz hakkını kaybedebileceğine dikkat etmeli
  • Satın aldığı ürünün üzerindeki etiketi mutlaka kontrol etmeli
  • E-ticaret Cayma Hakkı sayesinde satın aldığı ürün ya da hizmetten hiçbir neden göstermeksizin 14 gün içinde cayma hakkı olduğunu unutmamalı
  • Yapılan alışverişlerde sorun yaşanması durumunda bir an önce hak arama süresi içerisinde Tüketici Hakları Derneği’ne başvurmalı
  • Tüzel kişiliğe sahip olmayan satıcılardan satın alınan ürün ya da hizmetler söz konusu olduğunda ise başlatılan yasal süreçlerin sonuçsuz kalabileceğini bilmeli

Ticari kaydı bulunmayan, sınırlı iletişim bilgisine sahip kişiler tarafından yapılan satışlar; son kullanıcı tarafında yarattığı problemler ve olası dolandırıcılık girişimleri nedeniyle e-ticaret ekosistemi ile sosyal medya üzerinden ticarete büyük zarar veriyor. İletişim adresi veya internet sitesi bulunmayan satışların neden olduğu memnuniyetsizliklerde tüketici haklarını aramak ise imkansıza yakın.