Yeni ödeme kuruluşları e-ticaret payını arttırıyor
Dünyada olduğu gibi, Türkiye’de de dijitalleşme ile birlikte alternatif ödeme kanalları geleneksel yöntemlere önemli bir alternatif olarak ortaya çıkıyor. İnternete erişimin kolaylaşması, akıllı telefon kullanımının ve finansal bilincin artması, daha uygun fiyatlarla daha hızlı işlem yapılması ile nakit dışı ödeme yöntemlerinin yaygınlaşması, tüketicileri e-ticaret işlemlerinde yeni ödeme kuruluşlarına ve servislerine yönlendiriyor. Yasalar ve düzenlemelerle çerçevesi çizilen ödeme hizmetleri ve elektronik para kullanımının desteklenmesi, kayıt dışı ekonominin azalması için de atılan önemli adımlardan biri. Pazardaki ağırlıklarını artıran finansal teknoloji girişimleri, bankalarla rekabete girebilecekleri ürünler geliştirerek mevcut pastadan pay almayı hedefliyor. Bankaların piyasaya giren yeni oyuncular karşısında zorlanması ise kaçınılmaz görünüyor.
E-imza sayısı 2020’de 5 milyona ulaşacak
BTK verilerine göre, 2016 yılının ilk üç ayı sonunda toplamda 2.248.797 elektronik sertifika oluşturuldu. 2016 yılının birinci çeyreğinde bir önceki döneme göre, elektronik imza sayısında yüzde 12,2 ve mobil imza sayısında yüzde 1,7 oranında artış gerçekleşti. 2015 yılının ilk çeyreğinde toplam 1.389.124 elektronik sertifika oluşturuldu. Elektronik ortamda resmi, hukuki, ticari yazışmaların ve belge gönderimlerinin yasal geçerli ve güvenli biçimde gerçekleştirilmesine olanak sağlayan Kayıtlı Elektronik Posta (KEP) ile birlikte e-imza kullanımı da artmaya devam ediyor.
E-imza ile yasal geçerli, KEP ile güvenli, hızlı ve çevre dostu
Tebligat ve Türk Ticaret Kanunu, ilgili yönetmelikler ve tebliğlerden oluşan e-imza ve KEP ile ilgili yasal düzenlemeler sonrasında elektronik ortamda belgelere yasal geçerlilik e-imza ile sağlanıyor. Bu belgelerin taraflar arasında yasal geçerli ve güvenli şekilde gönderilip alınması ise KEP ile mümkün. Böylece kâğıt, yazıcı, kartuş, toner, şerit kullanımı, elle imza atma, postalama veya bizzat evrak teslimi gibi işlemler ve masraflar da ortadan kalkıyor. Ayrıca 7/24 mekândan bağımsız iş yapma olanağı sağlanıyor, iş yapış şekilleri değişiyor. Bununla birlikte iş süreçleri hızlanıyor, maliyetler azalıyor ve verimlilik artıyor. Özel sektör ve kamu kurumlarının birçoğunda uygulanmaya başlanan e-imza ve KEP sayesinde, yazışmalar, evrak gönderimi, ihtar, ihbar, tebligat, itiraz, mutabakat, talimat, maaş ödeme emirleri, personel bordroları, kredi hesap ekstresi, genel kurul ve yönetim kurulu toplantı çağrıları, bayi ve acente yazışmaları, kira kontratı, sipariş, teyit, fatura, sözleşme, dilekçe ve başvuru gönderimi gibi birçok işlem yapılabiliyor.E-imza ve KEP kullanımıyla yüzde 50 ila yüzde 90 arasında tasarruf ediliyor
Hızla yaygınlaşan ve kullanımı artan e-dönüşüm uygulamalarının, resmi, ticari ve hukuki işlemlerin çok daha etkin ve verimli yürütülmesine, işlemlerin, bürokrasinin hızlanmasına, e-devlet uygulamalarının yaygınlaşmasına ve hayatın kolaylaşmasına katkı sağlayacağını vurgulayan TÜRKKEP Genel Müdürü Yüksel Samast, “E-imza ve KEP, ülkemizde hızla büyüyen, yaygınlaşan sistemler olarak, kamuya, özel sektöre ve vatandaşa önemli katma değerler sağlıyor. E-imza ve KEP kullanımı, yüzde 50 ila yüzde 90 arasında maliyet tasarrufu sağlıyor ve doğanın korunmasına katkıda bulunuyor. KEP sisteminin önemli uygulamalarından olan ve ülkemizde hayata geçmiş bulunan e-tebligat ve e-yazışma uygulamalarının arzu edilen düzeyde yaygınlaşması ve kullanılması için adli kurumlar, adli personel, kamu kurumları, kamu çalışanları, belediyeler, avukatlar, mali müşavirler, şirketler, üniversiteler, dernekler, vakıflar ve vatandaşlar gibi paydaşların yaygın olarak kayıtlı elektronik posta sistemini artık normal e-postaları gibi benimsemeleri ve kullanmaları gerekiyor.” dedi.KEP adres sayısı 200 bine, e-imza sayısı 3 milyona ulaşacak
Şu anda 150 bini aşmış bulunan KEP adres sayısının 2016 yılı sonunda 200 bini aşacağını, e-imza sayısının 3 milyonu, e-Fatura ve e-Defter kullanıcı sayısının da 100 bini aşacağına dikkat çeken Samast, konuşmasını şöyle sürdürdü: “KEP sistemi, e-imza kullanımının yaygınlaşmasını sağlayan ve e-dönüşümün en önemli uygulamalarından biri. Gelir İdaresi Başkanlığı (GİB), Sağlık Bakanlığı, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı gibi kurumların uygulamalarıyla e-imza sayısı arttı. E-devletin altyapısını oluşturan uygulamalar sayesinde e-dönüşüm yaygınlaşıyor. 2015 yılı sonunda 2 milyon elektronik sertifika oluşturulacağını ifade etmiştik. Açıklanan BTK raporuna göre, öngörümüzde haklı çıktığımızı söylemek mümkün. Önümüzdeki dönemde ise elektronik sertifikanın 3 milyona ulaşmasını bekliyoruz. Bununla birlikte bu konuda alınacak çok yol olduğunu düşünüyoruz. Yurt dışından örnek vermek gerekirse, İtalya’da sadece KEP kullanıcısı sayısı altı milyon. E-imza ve mobil imza sayılarının özellikle KEP sisteminin yaygınlaşmasıyla birlikte daha fazla artacağı öngörülüyor. Nüfus, potansiyel, yasal düzenlemeler ve farkındalık gibi etkenlerle ülkemizde e-dönüşümün hızla yaygınlaşacağını söyleyebiliriz.”Huawei, T-Mobile’a patent davası açıyor
Teknoloji dünyasının yeni patent trolü Huawei olabilir mi? Kısa süre önce Samsung’a milyar dolarlık patent davası açan Huawei bu kez de ABD’nin en büyük GSM operatörlerinden T-Mobile’a patent davası açıyor.
T-Mobile’ın ona ait 4G kablosuz teknolojilerini lisanssız şekilde para ödemeden kullandığını iddia eden Çinli teknoloji devi T-Mobile’a gerekli lisans tekliflerini de sunduğunu ama ABD’li şirketin anlaşmaya yanaşmadığını vurguluyor.
Öte yandan, Çinli şirket ile T-Mobile arasındaki husumetin geçmişi de bulunuyor ve firma şimdi T-Mobile’a dava açarak geçmişin rövanşını almak istiyor olabilir çünkü iki yıl önce T-Mobil, kendisinin tasarladığı Tappy isimli bir cep telefonu test cihazına ait ticari sırların çalındığını iddia ederek Çinli şirkete dava açmıştı. Öyle görünüyor ki, Huawei bu davanın rövanşını almak için T-Mobile’ı şimdi milyar dolarlık tazminat cezasıyla köşeye sıkıştırmak istiyor.
T-Mobile ise suçlamalar hakkında henüz bir açıklama yapmadı.
Bu kez de Jack Dorsey’in hesabını çaldılar
Teknoloji devlerinin CEO’larının hesaplarını kırarak ün kazanan hacker grubu Our Mine bu kez de Twitter’ın kurucusu ve CEO’su Jack Dorsey’in Twitter hesabını ele geçirdi. Daha önce Facebook’un kurucusu Zuckerberg’in ve Google’ın CEO’su Sundar Pichai’nin hesaplarını ele geçiren Our Mine, son hamlesiyle teknoloji şirketlerinin yöneticilerinin güvenliğe dikkat etmediğini bir kez daha ispatlamış oldu.
Dorsey’in Vine platformundaki hesabından geldiği anlaşılan mesaj ve videolar, hacker grubunun Vine şifresini kırmış olabileceği şüphesini doğurdu. Twitter’da beliren mesajlarda, “Hey, biz Our Mine’ız ve güvenliğinizi test ediyoruz,” ifadesi dikkat çekti.
Dorsey hesabının kontrolünü kısa sürede geri aldı ve hacker grubunun yayınladığı mesajlar hemen silindi. Ancak bu olay, şifre güvenliğinin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha ortaya koydu.
PayPal KOBİ’lere 2 milyar dolar dağıttı!
Üç yıl kadar önce, PayPal ilginç ve iddalı bir vaatte bulundu: “İşletmelere ihtiyaç duydukları hızlı, adil ve esnek krediyi sağlayarak finansal hizmetlere demokrasi getirmek.” Bu amaçla bir de yatırım odaklı şirket açtı: PayPal Working Capital. ABD’de 2013 yılında kurulan bu girişim, ikinci yılında KOBİ’lere 1 milyar dolarlık fonu sağlamıştı bile. Şimdi ise, ilk milyarın üzerinden henüz 12 ay bile geçmeden 2 milyar dolarlık kredi hacmine ulaştı.
PayPal Working Capital Avrupa vizesini Kasım 2014’te alarak İngiltere’deki küçük işletmelere de kredi sağlamaya başladı. O günden bu yana 14 binin üzerinde Avrupalı işletme, 185 milyon pound kredi aldı. İş o kadar hızlı büyüdü ve başarıya ulaştı ki, PayPal bugün Birleşik Krallık’taki işletmelere 60 bin pounda kadar (yaklaşık 180 bin TL) kredi sağlayabiliyor.
PayPal Working Capital geri ödemeyi komisyonla alıyor
İngiltere ve İrlanda’daki KOBİ fonlarını yöneten Nicola Longfield, Birleşik Krallık ekonomisinde KOBİ’lerin önemine değinerek, küçük işletmelerin 2015 yılında özel sektörün toplam hacminin yüzde 99,3’ünü oluşturduğunu hatırlattı. “PayPal’da KOBİ’ler ile kurduğumuz yakın ilişki sayesinde onları başarıya taşımak için ne yapmamız gerektiğini biliyoruz. KOBİ’ler için değişim hızlı ve bazen öngörülemez nitelikte olduğunu anlıyoruz. PayPay Working Capital sadece birkaç dakikada onaylanıp işleme giren daha esnek kredilerle bu ihtiyaca yanıt vermek için tasarlandı.” İş sahibi müşterilerle uzun yıllar boyu dirsek temasında çalışmanın verdiği deneyim ve PayPal üzerinden yapılan satışlardan elde edilen veriler sayesinde, PayPal çok daha hızlı ve güvenilir kredi kararları verebiliyor. PayPal Working Capital bu sayede harici bir kredi puanı sorgulamasına ihtiyaç duymuyor. Üstelik geri ödemeler standart kredi taksitleri yerine, satıcının PayPal üzerinden yaptığı satışlardan yapılan kesintilerle gerçekleşiyor. Böylelikle KOBİ’ler işlerin iyi gittiği dönemlerde daha büyük hacimde geri ödeme yapıyor, işler durgunlaştığında ise ödemeleri otomatik olarak azalıyor.Amazon ile sesli alışveriş çağı resmen başladı
Online alışveriş devi Amazon, kısa sürede çok popüler olan akıllı ev asistanı Echo ve yapay zeka platformu Alexa üzerinden, sesli komutla alışveriş yeteneğini devreye soktu.
Alışveriş devinin indirimli alışveriş festivali olarak da adlandırılabilecek 12 Temmuz tarihindeki Prime Day’e kadar test edilecek olan bu yeni yetenekle Prime Day günü alışveriş listelerine eklenecek sürpriz yeni ürünleri de satın almak mümkün olacak.
Sesli komutla alışveriş yapabilmek için öncelikle Echo cihazlarına sahip olmak gerekiyor, elbette Amazon’un Prime aboneliği de gerekiyor ve abonelerin “tek tıkla alışveriş” özelliğini aktifleştirmiş olması da isteniyor. Bu aşamalardan sonra kullanıcılar İngilizce olarak “Alexa, X satın sal” formatında sesli komut verdiğinde verdiğinde, Amazon ilgili ürünün satın alma işlemlerini tamamlayıp kullanıcının kredi kartından ücreti tahsil ederek ürünü adrese gönderecek.
Online alışveriş işlemini son derece kolaylaştıran ve anlık bir komut işlemine dönüştüren bu yeni sistemin başarılı olması halinde Amazon’un yapay zeka platformu Alexa üzerinden çok sayıda sesli komutla satış gerçekleştireceği tahmin ediliyor. Elbette Google, Facebook, Twitter, Apple, Samsung gibi rakiplerinin de boş durmayıp sesli komutla alışverişi kendi platformlarına adapte etmesi çok zaman almayacaktır.
İki ülke Twitter’da birbirine girdi
İki komşu İskandinav ülkesi İsveç ve Danimarka, Twitter’daki resmi hesapları üzerinden birbirleriyle “laf dalaşına” girince dünyanın ve Twitter’ın gündemine oturdular. Danimarka’nın resmi bir kurumu tarafından kontrol edilen @swedense hesabı, İsveç halkının duvardan duvara halı kaplama alışkanlığına şahit olunca irkildiklerini gösteren bir internet mimini tweetledi. Söz konusu duvardan duvara halı alışkanlığı özellikle eski Sovyet ülkelerinin halkı arasında çok popüler ve evleri soğuktan korumak için Rusya, Ukrayna gibi ülkelerin özellikle kırsal kesimlerinde veya yoksul semtlerinde duvardan duvara halı kaplamak çok rağbet görüyor. Bu halılar ise el dokuması ve desenli halılar olursa, eve daha fazla prestij kattığı düşünülüyor.
Ancak eski Sovyet halklarını küçümseyen AB üyesi Kuzey Avrupa ülkelerinde bu alışkanlık alaya alınıyor. İsveç hesabından duvar halıları hakkında şaka paylaşıldığını gören Danimarka’ya ait resmi bir hesap da bu şakaya karşılık vererek “Danimarka halkı da aynı tepkileri veriyor, bu konuda görüşlerimiz aynı,” biçimli bir paylaşım yaptı. Paylaşımı yapan hesabın ise Danimarka Dış İşleri Bakanlığı’na ait olduğu dikkatlerden kaçmadı.
Fakat iki komşu ülke olan İsveç ve Danimarka arasında ezeli rekabet ve eski husumetler bu noktada açığa çıktı ve İsveç hesabından biraz nüktedan biraz da saldırgan bir cevap geldi. İsveçliler, “Aramızda ortak olmayan bir şey var, bizim göllerimiz bile sizin ülkenizden daha büyük,” mesajını paylaşarak Danimarka’yı küçümsediler. Bunun üzerine Twitter kapışması başladı ve iki ülke birbirini “ti’ye” alan alaycı paylaşımlar yapmaya başladı. Gün boyunca devam eden bu laf dalaşı dünyada gündem maddesi olurken, büyük ihtimalle iki ülkenin üst düzey yöneticilerinin de araya girmesiyle tatlıya bağlandı ve iki ülkenin hesabından da “bu dostane atışmadan çok keyif aldık, sizin de eğlendiğinizi umarız,” şeklinde birer mesaj yayınlandı. Bir diğer deyişle Avrupa’nın iki güçlü ülkesi, Twitter yüzünden birbirlerine düşman olmaktan kıl payı kaçınıp olayı tatlıya bağlayabildiler.
Etkili bir sunum için 5 faydalı ipucu
Sunum ipuçları deyince aklımıza en iyi ihtimalle dinlediğimiz TED konuşmaları, en kötü ihtimalle gelecek hafta müdür huzurunda yapmamız gereken kendi sunumumuz gelir. Etkileyici bir sunum yapmak için sadece iyi bir anlatım yetmez. Gelişen trendleri takip etmek, güncel istatistiklerden veriler toplamak ve bunları estetik bir tasarımla perdeye yansıtmak gerekir. Bu ihtiyaca yanıt veren servislerden Prezi, bugüne kadar 75 milyon kişinin görsel anlatımını zenginleştirdi. İşte şirketin CEO’su Peter Arvai’nin Inc.com‘da paylaştığı etkili sunum ipuçları:
1. Madde işaretlerini geride bırakın
Madde işaretleri içermeyen bir sunum mu? Kulağa oldukça farklı geliyor. Oysa araştırmalar, sunum esnasında ekranda bir mesaj metni gören insanların, maddelendirilmiş bir metin görenlere göre daha fazla ilgi ve katılım gösterdiğini, sonrasında ise mesajı daha iyi hatırladığını doğruluyor. Arvai, maddelendirilmiş listeleri hazmetme sırasında zihnimizin meşgul olduğunu, bunun da sunuma olan odağın kaybolmasına yol açtığını söylüyor.2. Canlı benzetmeler yapın
Metafor, yani lise derslerinden hatırladığımız haliyle mecaz, anlatımdaki en etkili yöntemlerden biridir. Vermek istediğiniz mesajın, dinleyicilerin zihninde daha net canlanması için canlı, güçlü ve güncel bir benzetmeyle işinizi kolaylaştırabilirsiniz. Küçük bir ipucu; iyi bir Game of Thrones göndermesi her zaman işe yarar.3. Hafıza sarayı kullanın
Hafıza sarayını daha önce sizinle paylaştığımız 5 adımda hafızanızı geliştirin makalesinde detaylı anlatmıştık. Bu yöntem, mekansal unsurları daha iyi hatırlamamız nedeniyle, unutmak istemediğimiz şeyleri hayali bir evin içinde çeşitli yerlere konumlandırmamızı öneriyor. Sunumda anlatmak istediklerinizi unutmamak için, hafıza sarayı yöntemini kullanarak her adımda anlatacaklarınızı kendi düş bahçenize yerleştirin. Üstelik bunu sadece anlattıklarınızı hatırlamak için değil; dinleyicilerin mesajınızı daha sonra anımsaması için de kullanabilirsiniz. Örneğin Prezi adlı serviste standart slayt gösterileri yerine mekansal bir tasarım kullanıldığı için, burada yapılan sunumlar çok daha hatırda kalıcı niteliğe sahip oluyor.4. Hikayeler anlatın
Hiçbir istatistik, anlatacağınız hikayeler kadar ilgi çekici olmayacaktır. Rakamlar unutulur, ancak anlatacağınız öykülerin uyandırdığı hisleri unutmak zordur. İyi bir öykü anlatmak için bir ana karaktere, çözülmesi gereken bir soruna ve bir sonuca ihtiyacınız var. Hikayelerin uzunluğu konusunda ise TED konuşmalarından ilham alabilirsiniz: Dinleyicilerin dikkatinin ağılmaması için 18 dakikayı aşmamanızda fayda var.5. Diyalog kurun
En başarılı satıcılar, insanlarla bağlantı kurmanın en kolay yolunun onlara sorular sormak olduğunu bilirler. Sunum sırasında dinleyici kitleniz için de aynısı geçerlidir. Onları konuşturmaya başladığınızda, kalplerini çalmanız çok daha kolay olacaktır çünkü bu sırada onların bakış açısına önem verdiğinizi hissederler. Sunumunuz esnasında dinleyicilerin de katkıda bulunabileceği bölümler oluşturmaya çalışın. Mini anketler, kısa soru-cevaplar yapın ve bunların dinleyicinin en çok ilgi göstereceği kısımlarla ilgili olmasına dikkat edin. Prezi CEO’su Peter Arvai sunum ipuçları için son olarak şu öneride bulunuyor: “Bir adım geri çekilin, büyük resmi görün ve sonrasında sunumun farklı bölümlerini etkileşimli hale getirmek için çalışın.”iPhone’ları kilitleyip fidye istiyorlar
Rus hacker’ların, dünya çapında eriştikleri çok sayıda iPhone’u kilitleyerek sahiplerinden fidye istediklerine dair raporlar gelmeye başladı.
Hacker’ların telefonları kilitlemek için iCloud üzerindeki “Find My iPhone” özelliğini kullandıkları söyleniyor. Hacker’ların bu özelliği kullanabilmesi için iPhone/iPad sahiplerinin iCloud hesaplarını ele geçirmiş olmaları gerekiyor. Böylece ilgili hesabın kontrol ettiği telefon ve tabletleri de ele geçiren hacker’lar, sanki cihazlar çalınmış gibi, Find My iPhone özelliğini açarak cihazları kilitlemeleri, telefon ve tabletlerin asıl sahiplerinin cihazları kullanamamasına neden oluyor. Hacker’lar daha sonra cihazların sahiplerine e-posta göndererek cihazın kilidini açmak için 30-50 dolar gibi fidyeler istiyorlar.
Asıl sorun, hacker’ların iCloud hesaplarına ulaşabiliyor olmalarından kaynaklanıyor. Bir şüpheye göre, Apple’ın sunucularına sızmış olan hacker’ların 40 milyondan fazla iCloud şifresini ele geçirmiş olabileceği söyleniyor ancak Apple’ın prestij kaybından korkarak bu sızıntıyı gizlediğine inanılıyor. Geçen yıllarda da yine Apple’ın iClous sistemine sızan hacker’lar, yüzlerce Hollywood ünlüsünün iCloud’a yüklemiş olduğu mahrem fotoğrafları çalarak internette yayınlamışlardı. Şirketin tekrar bir iCloud skandalını kaldırmayacağını ve müşterilerini kitleler halinde kaybedebileceğini düşünerek hacker’ların sızıntısını basından saklıyor olabileceği ihtimali dile getiriliyor.
Soruna karşı tek önlem ise iOS kullanıcılarının iCloud hesap şifrelerini derhal değiştirmesi.
Teknoloji ve iş dünyasında Pokemon Go krizi!
Ünlü çizgi film serisi Pokemon’daki sevimli canavarların avlanması üzerine kurulu arttırılmış gerçeklik tabanlı yeni mobil oyun Pokemon Go, piyasaya çıkışının üzerinden bir hafta geçmeden dünya çapında krize neden oldu.
Oyunun sunucuları aşırı yoğunluk nedeniyle sürekli çökmeye başlarken, Amazon’un CTO’su Werner Vogels Twitter’dan oyun sunucularının çöktüğünü gösteren ekran görüntüsünü paylaşarak, Amazon olarak Pokemon ekibine yardıma hazır olduklarının altını çizdi. Vogels bu sayede Amazon Web Services’in güçlü imkanlarının da reklamını yapmışken şirket içinde Pokemon Go oyununu yakından takip ettiklerini ve hatta oynadıklarını da itiraf etmiş oldu.
Ancak bu mesajın diğer önemi ise, Amazon ile Google arasındaki rekabetten kaynaklanıyor. Pokemon oyunu Google ve Alphabet’te çalışan bir ekibin kurduğu start-up’ın oyunu olarak piyasaya çıktı ve teknik alt yapı olarak Google’ın sunucularını kullanıyor. Amazon oyunun çöken sunucularını vurgulayarak piyasaya Amazon Web Service’ın Google bulut servislerinden çok daha güçlü olduğu mesajını veriyor.
Öte yandan tüm dünyada özellikle teknoloji sektöründeki şirketlerde çalışanların kendilerini oyuna odaklamaları nedeniyle iş süreçlerinde ağır sıkıntılar yaşandığına dair şikayetler de web üzerinde belirmeye başladı. Bazı şirketlerde yöneticilerin Pokemon Go’nun iş saatleri içinde oynanmasını yasakladığı, şirket içinde duvarlara Pokemon’un yasaklandığına dair uyarılar astıkları da fotoğraflarla tespit edilerek internette yayınlanıyor.
Messenger’a yeni şifreleme yeteneği geliyor
Facebook, kullanıcıların mesajlarını daha sıkı güvenlik önlemleriyle iletmek için Messenger’da opsiyonel bir şifreleme yeteneğini test ediyor.
WhatsApp’ta olduğu gibi uçtan uca şifrelemeyi mümkün kılacak bu yeni özellik, kullanıcının tercih etmesi halinde devreye girecek ve mesajı alan kişi, sadece tek bir cihazdan mesajını okuyabilecek. Örneğin, hem tabletinden hem de telefonundan Messenger hesabına ulaşabilen alıcı, bu cihazlardan sadece biriyle mesajı görebilecek, diğer cihazda ise mesajın okunduğunu ve bu cihazda açılamayacağını belirten bir uyarı olacak. Böylece kullanıcının Facebook hesabını başka bir hesaptan gizlice izleyen biri varsa bile, mesajı okuması mümkün olmayacak.
Gönderen dilerse mesaja zaman sınırı koyabilecek ve söz konusu mesaj belirlenen zaman geldiğinde kendisini yok edecek. Mesajlar Facebook sunucularında da tutulmayacak ve şifreli mesajları Facebook’un bile görmesi mümkün olmayacak. Dolayısı mahkemeler Facebook’tan hesaba erişim kararı çıkarsalar bile, mesajlarda yeni yazdığını okuyamayacaklar.
Yeni özellik test aşamasından sonra tüm dünyada kullanıcılara açılacak.
Milenyum kuşağına özel dijital para: YoCoin
Bitcoin hızlı yükselişinin bedelini, bu büyümeye hazırlıksız yakalanarak ödedi. Her geçen gün sayıları hızla artan Bitcoin işlemleri, sistemin kurulu olduğu çekirdek yazılımı ve dünyanın dört bir yanında Bitcoin için “madencilik” yapan bilgisayarların işlem güçlerini zorluyor. Birkaç aydır Bitcoin işlemlerinde uzun “dijital sıralar” oluşuyor.
Hal böyle olunca, insanlar Bitcoin’e alternatif sistemler aramaya başladı. Dijital para biriminin asıl sağlaması gereken konu güvenlik ve hız olduğu için, bunu yazılım olarak çözmek zor değil; asıl mesele doğru kitleye ulaşmak ve onların güvenini kazanmak.
YoCoin de benzer bir mantıkla yola çıktı. Diğer kripto paraların aksine merkezi olmayan, P2P modeliyle, yani kullanıcıları arasında işleyen bir sistem olarak hayata geçirilen YoCoin, milenyum kuşağı başta olmak üzere genç kuşağı dijital parayla tanıştırmayı hedefliyor. Üstelik Scrypt adı verilen bir madencilik algoritması üzerine kurulu olan sistem, böylelikle iyi bir bilgisayarı (özellikle ekran kartı) olan herkesin dijitak para madenciliği yapmasına imkan tanıyor.
YoCoin tüm platformlarda çalışıyor
Sistem hem Linux hem Windows hem de Mac bilgisayarlarda sorunsuz çalışıyor. Böylelikle hedef kitle bir hayli genişlemiş oluyor. YoCoin’i dijital döviz bürolarından satın almak isteyenler için de seçenekler bir hayli fazla; C-Cex, SafeCex, Alcurex, CoinExchange, Bloombit ve diğerleri… Dijital paranın geliştiricileri, bu proje için uzun zamandır çalıştıklarını ve önümüzdeki süreçte de yeni adımlarla YoCoin’i öncelikli dijital para birimi haline getirmek için uğraşacaklarını belirtiyorlar. Kendilerine belirledikleri yol haritasında, Android kullanıcıları için bir mobil cüzdan da bulunuyor. Öte yandan, tıpkı Bitcoin’de olduğu gibi fiziksel YOC madeni paraları da hediyelik eşya ve koleksiyon amaçlı hazırlanıyor. Şimdilik çözülmesi gereken en önemli konu ise, başta bahsettiğimiz kitleye ulaşma ve güven kazanma aşaması. Gençleri hedef alan bir kripto para olarak, online kumarhanelerle de anlaşacaklarını belirten YoCoin yetkilileri, önümüzdeki haftalarda daha geniş bir ticaret ağı kurmak için kolları sıvayacak.ABD Maliyesi Facebook’un peşine düştü
ABD’de vergileri takip eden kurum olan IRS, Facebook’un peşine düştü. Sosyal medya devinin, IRS’in istediği belgeleri teslim etmemesi, kurumun Facebook’a dava açmasına neden oldu.
IRS, sosyal medya devinin 2010 yılında bazı varlıklarını İrlanda’daki ofisinin üzerine geçirmesi nedeniyle şirketi inceleme altına almıştı. O dönemle ilgili belgeleri talep eden IRS’e cevap vermeyen sosyal medya devi, kurumun talebine cevap vermeyerek kendini büyük bir riske atmış bulunuyor. IRS’in vergi kaçırma girişimlerine çok ağır cezalar kestiği biliniyor. Facebook’un böyle bir durumda IRS ile anlaşmak yerine olayı mahkemeye taşıması ağır cezayla karşılaşmasını kaçınılmaz kılıyor.
IRS’nin iddialarına göre, ABD’den İrlanda’ya geçirilen varlıkların değerinin milyarlarca dolar boyutunda düşük gösterilmesi nedeniyle çok büyük vergi kaçakçılığı söz konusu. ABD’li şirketler, ülkedeki yüksek vergi oranından kaçıp İrlanda’daki düşük vergi oranından yararlanmak için gelirlerinin ve varlıklarının büyük bölümünü İrlanda’da kurdukları yan şirketlere yönlendiriyorlar. Davanın IRS lehine sonuçlanması ve IRS’in belgelerde vergi kaçırmaya yönelik izler bulması halinde Facebook’un milyarlarca dolar düzeyinde ceza ödemesi gündeme gelebilecek. IRS’in bu cezalarda indirim yapması veya uzlaşma sağlaması da çok sık karşılaşılan bir durum değil. Dolayısıyla Zuckerberg’in sosyal medya servisi, 2016’da önemli bir zarar kalemi ile karşılaşabilir.
Dünyanın en büyük hacker ordusu İran’da
Dünyanın ilk siber silahı, yıllar önce İran’ın gizli nükleer tesisinde kullanılmış ve tesisin beşte biri çalışamaz hale gelmişti. ABD istihbaratı tarafından özel olarak hazırlanan Stuxnet isimli virüsün yol açtığı hasarı tamir etmek, İran’a çok uzun zamana ve milyarlarca dolara mal olmuştu. Virüs, santrifüjlerin kapasitesinin üzerinde hızlı dönerek parçalanmasına ve tesise zarar vermesine neden olmuştu. ABD ile İran o dönemde, İran’ın nükleer silah geliştirme çabaları nedeniyle büyük gerginlik yaşıyor, ABD İran’a ağır yaptırımlar ve ticari ambargolar uyguluyordu. İran ise geliştirdiği silahla İsrail’i haritadan silme tehdidini savuruyordu. Ayrıca nükleer alanda çalışmalar yapan İran’lı mühendisler ve bilim insanları ardı ardına suikasta uğrayarak öldürülüyordu.
ABD’nin ve İsrail’in hacker saldırıları nedeniyle dijital güvenlik önlemlerini arttırmak zorunda kalan İran’ın şu anda dünyadaki en büyük hacker ordusuna sahip olduğu anlaşıldı. Yaşanan saldırılar nedeniyle çok sayıda İranlı genç hacker’ın ülkenin siber ordusuna katılım için başvurmuş olduğu ortaya çıktı.
Devrim Muhafızları altında yer alan siber güvenlik ordunun, 20 milyon dolarlık bütçeye sahip olduğu bildiriliyor. Bu hacker ordusunun Stuxnet’in intikamını, 2011 ve 2013 arasında ABD finans kuruluşlarına karşı gerçekleştirilen 175 saldırıyı düzenlediği biliniyor. Söz konusu saldırılar ABD ekonomisine yüz milyonlarca dolar zarar vermiş durumda. Ayrıca İran’lı Hacker’ların New York’taki bir barajın kontrolünü ele geçirerek bölgeyi uzun bir süre elektriksiz bıraktığı da biliniyor. Ülke ayrıca 2012 yılında ABD’nin müttefiki Suudi Arabistan’ın en büyük petrol şirketine saldırarak şirketin tüm iş süreçlerini yürüten 35 bin bilgisayarı kullanılamaz hale getirdi. Bu saldırı sonrasında petrol fiyatlarında çok keskin bir yükselme yaşandı. Ancak Orta Doğu’nun bu yalnız ülkesinin petrol fiyatları ile oynaması Çin’i de rahatsız etmesi nedeniyle, ülkenin petrol şirketlerine saldırıları durdurduğu düşünülüyor. Yine de İran, tek bir gerçek bomba atmadan dünya ekonomisi sadece bilgisayar başından çökertebileceğine dair mesajını dünyaya başarıyla ulaştırmış bulunuyor. Ambargoların kalkmasının ardından İran’ın dijital saldırıları da durdu ancak ABD ve Avrupa şimdi bu dev hacker ordusuna karşı nasıl önlem alabileceklerini tartışıyorlar.
Google Türk şirketini satın aldı
İnternet devi Google, Bilkent Üniversitesi mezunu elektrik mühendisi Alper Turgut’un 2007 yılında Kaliforniya, Mountain View’da kurduğu video teknolojileri şirketi Anvato’yu satın aldığını açıkladı. OTT video içerikleri için düzenleme ve yayınlama araçları geliştiren Anvato, internet devinin bulut ve video servisleri için anahtar rol oynayacak.
Anvato’nun çözümleri ile on demand video alanında ve Cloud Platform üzerinde hızlı bir gelişme sağlayacaklarını kaydeden Sundar Pichai, her türlü cihazdaki tüketiciye çok hızlı ve yüksek kaliteli on-demand video ulaştırmalarının da mümkün olacağının altını çizdi.
İnternet devinin rakipleri de şu sıralar, video çözümleri üreten şirketleri satın almak konusunda birbirleriyle yarışıyorlar. Amazon Web Services (AWS) ve IBM, kısa süre önce Elemental Technologies ve Ustream’ı satın aldılar. Microsoft da kendi şirket portföyünü video teknolojileri geliştiren küçük start-up’lar ile genişletiyor.
2007 yılında, Google’ın merkezinin de bulunduğu Kaliforniya Mountain View’da kurulan Anvato’nun müşterileri arasında, E!, E.W. Scripps, Food Network, Fox, Fusion, NBC Universal, Style ve Telemundo gibi ABD’nin önemli şirketleri yer alıyor.
Yahoo’yu satın alan Mozilla Vakfı’na da 1 milyar dolar ödeyecek!
Yahoo’nun satın alımı için dev şirketler arasındaki rekabet büyürken, Yahoo ve Mozilla Vakfı arasındaki bir anlaşmanın, Yahoo’yu satın alan şirkete 1 milyar dolarlık ek yük getireceği ortaya çıktı.
Yahoo 2014’te yaptığı bir anlaşmayla Mozilla’nın internet tarayıcısı Firefox’taki standart arama motoru olarak Yahoo’nun kullanılması karşılığında Mozilla’ya her yıl 375 milyon dolar ödeme sözü vermişti. Bu anlaşmanın süresi ise 2019 yılında dolacak.
Anlaşmadaki ilginç bir madde ise Yahoo’yu satın alacak olan şirketi çok zor bir durumda bırakabilir. Söz konusu maddeye göre, eğer Yahoo bu anlaşma süresi içinde satılacak olursa ve Mozilla Vakfı Yahoo’yu satın alan şirketi beğenmeyip birlikte çalışmak istemezse, Firefox’un arama motoru olarak başka bir şirketle anlaşabilir ve Yahoo’yu Firefox’tan çıkarabilir.
Ancak Yahoo yine de 2019’a kadar Mozilla Vakfı’na her yıl 375 milyon dolar ödemeye devam edecek. Yani Yahoo’yu satın alan şirket, Firefox’ta yer almadığı halde her yıl Mozilla’ya 375 milyon dolar ödemek zorunda kalacak. Üç yılda bu rakam toplam 1 milyar dolara ulaşacak.
Instagram hakaret ve küfrü önleyecek
Facebook’un fotoğraf paylaşım uygulaması Instagram, iş dünyasındaki kullanıcılarına, takipçilerin yaptığı yorumlar arasında yer alan hakaret ve küfürleri otomatik olarak silme imkanı veren yeni bir araç hazırlıyor.
Şirket ve ürünler için hazırlana profesyonel Instagram hesaplarındaki paylaşımların altında, takipçilerin hakaret ve küfür içeren yorumlar yapmasını istemeyen sayfa yöneticileri, bu yeni özellik sayesinde görülmesini istemediği “sansürlü” kelimeler için bir liste oluşturabilecek. Ayrıca Facebook’un hazır olarak sunduğu küfür, hakaret, ırkçılık içeren ifadeler hakkındaki listeleri basitçe bir “on/off” düğmesi ile devreye alabilecek.
Yeni özellik şimdilik sadece şirketlerin kullanımına sunulacak ve kişisel kullanıcıların bu sansür özelliğine erişimi olmayacak ancak Zuckerberg’n zamanla tüm kullanıcılara aynı yeteneği açabileceği tahmin ediliyor.
Microsoft yönetiminde büyük değişiklik
Microsoft’taki COO görevinden istifa ederek Citadel Securities’te CEO olarak işe başlayan Kevin Turner’ın ardından yazılım devinin yönetiminde büyük bir değişiklik yaşandı. Çalışanlara e-mail ile yeni durumu açıklayan CEO Satya Nadella, görevinden ayrılan COO’nun yerine yeni bir COO atamayacağının da altını çizdi.
Kevin Turner, Microsoft yönetiminde Steve Ballmer ekibinden kalan son üst düzey yöneticiydi. Onun da ayrılmasıyla üst yönetim artık tamamen Nadella’nın ekibine kaldı. Ancak Nadella şirket çalışanlarına gönderdiği mektupta, Turner’in görevlerinin bir kısmını kendisinin üstleneceğini vurguladı. Özellikle satış konusunda daha etkin ve doğrudan görev alacağını da vurguladı.
Ayrıca şirket yönetimindeki Judson Althoff ve Jean-Philippe Courtois bundan sonra dünya çapındaki ticari operasyonlardan, global satışlardan, pazarlama ve operasyon yönetiminden sorumlu olacaklar ve Nadella’ya rapor verecekler. Daha önce Turner’e rapor veren Amy Hood da artık finansal operasyonlar konusunda doğrudan Nadella’ya bağlı olacak.
Nadella ayrıca satış ve pazarlama operasyonlarında da önemli değişimlerin yaşanmasını düşünüyor. Yerel satış ekiplerinin çok daha etkin olması ve bu konuda global ekipten destek alması gerektiğini düşünen Satya Nadella böylece Microsoft’un yeni dönemde daha saldırgan, daha göze çarpan pazarlama kampanyalarına hazırlandığının da işaretini vermiş oldu.
Avast AVG’yi satın aldı
Antivirüs yazılımları geliştiren Avast, Hollandalı rakibi AVG’yi satın aldığını duyurdu. 1,3 milyar dolarlık satın alma işlemi, antivirüs pazarındaki en büyük el değiştirmelerden biri olacak.
Avast, Hollandalı rakibine hisse başına 25 dolar ödeyecek. Bu işlem sonunda, Avast, AVG’nin %33’lük imtiyazlı hissesine sahipolacak. Dünya çapında 230 milyondan fazla kullanıcısı olan Avast, satın alma işleminin bir bölümü için Credit Suisse Securities, Jefferies ve UBS Investment Bank’tan kredi kullanacak.
AVG Chief Executive Gary Kovacs, iki firmanın güçlerini birleştirmesiyle hem kurumsal hem de kişisel ürünler konusunda çok daha güçlü bir alt yapı oluşturacaklarının altını çizerken, Avast’ın AVG’nin hızlı büyümesine olumlu etki edecek kaynaklara sahip olduğunu da vurguladı.









