Geleceğin savaşları robot askerlerle yapılacak

0
Rusya’nın askeri teknolojiler geliştiren kurumunun başında olan General, robot askerler hakkında çarpıcı açıklamalar yaptı. Rusya’nın gelişmiş askeri robotlar üzerinde çalıştığının altını çizen Korgeneral Andrey Grigoriev, gelecekte savaşların robotlar ve onları kullanan operatörler arasında geçeceğini, birbirlerine ateş eden askerlerin görülmeyeceğini vurguladı. Çok gelişmiş hedef tanıma ve ateş sistemlerine sahip olacak robotların karada, havada, denizde ve uzayda düşmanlarla çarpışacağını dile getiren general, bazı robotların ise kumandan rolünü bile üstlenebileceğini anlattı. Rusya geçen yıl, standart ordu silahlarını kullanabilen bir robot tasarımı geliştirmişti. Bu robot aynı zamanda  motosiklet gibi araçları kullanarak kendi ulaşımını da sağlayabiliyor. Ancak robotun savaş alanlarına girmesine henüz yıllar var. Rusya’nın biraz da “gövde gösterisi” yapmak için robotun yeteneklerini anlatmak konusunda abartıya kaçmış olabileceği düşünülüyor. Öte yandan Rusya’nın ana savaş tankı olan T-14 Armata’nın, akıllı otomobillerdekilere benzer bazı akıllı teknolojilerle donatıldığı, hatta gerektiğinde insansız olarak bile savaşma yeteneğine sahip olduğu biliniyor. Rusya ayrıca Suriye’deki birliklerinde, mayın temizlemek için özel geliştirilmiş robotlar kullanıyor. Gömülü veya farklı şekillerde saklı mayınları tespit edebilen ve kontrollü şekilde patlatarak imha edebilen robotlar, Suriye’de geniş çaplı olarak mayın temizleme operasyonlarında kullanılıyor. Çin’in, ABD’nin veya diğer batılı ülkelerin de bu alanda boş durmadıklarını biliyoruz. Gelişmiş teknolojiye sahip ülkeler kendi yapay zekalı askeri robotlarını geliştirmek için son hızla çalışırken, akıllara Stephen Hawking gibi bilim insanlarının, yapay zekalı robotların insanları yok edecek güce ulaşmasının ve bunu kullanmasının kaçınılmaz olacağı konusundaki uyarıları geliyor.

Google fotoğrafları tanımak için start-up satın aldı

0
Google, fotoğraflardaki nesneleri tanıyan bir teknoloji üzerine çalışan yeni bir şirketi satın aldı. Şirketin öğrenen makineler üzerine yaptığı yatırımın bir parçası olan satın alma ile Alphabet renklerine katılan Moodstocks isimli start-up internet devinin yapay zeka geliştirme çalışmalarında kullanılacak. Google’ın Goggles isimli benzer bir uygulaması bulunmasına rağmen Moodstocks’ın çalışma prensibi daha farklı. Goggles fotoğraflardaki nesneleri tanımak için bir sunucuya bağlanıp fotoğrafı analize etme gereği duyarken, Moodstocks bu işi telefonun işlemcisi üzerinde hızlıca hallediyor, sunucuya bağlanma gereği duymuyor. İnternet devi, fotoğraf üzerinde nesne tanıma teknolojisi üzerinde çalışan tek şirket değil. Şu sıralar Silikon Vadisi’nin tüm devleri aynı hedefe yönelmiş durumda. Facebook, Twitter, Amazon, Microsoft, Apple kendi teknolojileri üzerinde çalışıyorlar. Hatta Microsoft bu teknoloji üzerinde geliştirdiği Pinterest benzeri Thinga.me uygulamasını da henüz duyurdu.

Microsoft’un Pinterest’e cevabı: Thinga.me

0
Pinterest internette alışveriş yapmayı sevenler ve moda tutkunları arasında çok popüler bir uygulama. Ancak uygulamanın bir sınırı var, kullanıcılara sadece internette buldukları ürün görsellerini paylaşma imkanı veriyor. Microsoft’un Garage ekibi kullanıcıların gerçek hayatta, gerçek mağazalarda buldukları ürünlerin fotoğraflarını paylaşmaya imkan veren bir uygulama olan Thinga.me’yi tanıttı. Uygulamanın gelişmiş fotoğraf düzenleme yetenekleri, çekilen ürünleri arka plan görüntülerinden ayırarak dekupe edebiliyor. Böylece sadece ürünün fotoğrafı paylaşılmış oluyor. Üstelik bu fotoğraflar kullanıcının sanal raflarında yer aldığı için çok derli toplu bir görüntü de oluşuyor. Kullanıcılar yeni uygulamada, buldukları ürünün adresini ve etiketlerini de paylaşarak, takipçilerinin de aynı ürünü aradığında nereye bakması gerektiğini de gösteriyor. Bu yöntemin sadece moda, tasarım, oyuncak gibi ürünlerde değil, yemek/restoran sektöründe de ilgi görmesi mümkün görünüyor. Şimdilik uygulamanın önündeki tek engel, Thinga.me’de fotoğraf paylaşmak için fiziksel olarak gidip mağaza gezmenin zorululuğu. Pinterest’te ise insanlar oturdukları yerden sayısız web sayfasını dolaşıp tek seferde binlerce fotoğraf paylaşabiliyor, sonrasında da  takip ettikleri hesaplarda paylaşılmış binlerce fotoğrafı incelemek için zaman harcarken, Microsoft’un uygulamasının biraz daha “yavaş” kalma riski bulunuyor.

Sürücüsüz otomobiller bisikletçileri de tanıyacak

0
Google, geliştirdiği sürücüsüz otomobil teknolojilerinde yeni bir adıma geçiyor. İnternet devi, sürücüsüz otomobillerin bisikletleri sadece görmesini değil, ne yaptıklarını anlamasını da sağlayacak. Bisiklet sürücüleri için trafikte bisiklet sürmeye dair bazı el işaretleri bulunuyor. Özellikle sağa, sola dönüşlerde bisiklet sürücülerinin elleriyle sinyal vermeleri, trafik akışı içinde önem kazanıyor. Google’ın otonom otomobil teknolojileri artık bu el işaretlerini de tanıyacak ve otomobilin önünde hareket eden bisikletçilerin dönüş yapma, şerit değiştirme sinyallerini fark ederek buna göre önlem alabilecek. Makine öğrenme tekniği ile akıllı otomobiller bu hareketleri zamanla daha da iyi anlayacak. Her bisikletlinin verdiği sinyal ve yaptığı hareketleri analiz ederek, daha sonra karşılaştığı bisikletleri de eski deneyimlerine göre daha başarılı şekilde tespit edebilecek.

5G teknolojileri yeni nesil şehirlerin geleceğine yön verecek

Telekomünikasyon ve teknoloji alanında dünyanın önde gelen oyuncularını bir araya getiren 5G Dünya Kongresi (5G World Summit), bu yıl Londra’da düzenlendi. Kongreye Türk Telekom’u temsilen katılan Kurumsal İş Birimi CEO’su Mehmet Ali Akarca, gerçekleştirdiği ‘Türkiye’de Yeni Nesil Şehirler’ konulu sunumunda yeni nesil iletişim teknolojileri sayesinde araçların, evlerin, okulların, şirketlerin ve şehirlerin akıllandığı bir gelecek öngördüklerini söyledi. Türkiye’de ilk kez hayata geçirilen ve bölgede örnek teşkil eden yeni nesil şehir uygulamalarının detaylarını katılımcılarla paylaşan Akarca, trafikten sağlığa, kamu hizmetlerinden enerji tasarrufuna, entegre iletişim teknolojileri sunduklarını ve bu sayede şehirlerin, vatandaşlar için daha yaşanılabilir hale geldiğini vurguladı. Türk Telekom olarak, Türkiye’nin doğusunda batısına en ücra noktalara bile ulaşan bir hizmet ağına sahip olduklarını vurgulayan Akarca, sözlerine şöyle devam etti: “81 ilde, 34 bin kişiye ulaşan dev çalışan kadromuzla Türkiye’nin her köşesine hizmet götürüyoruz. Ülkemizin, şehrimizin, insanımızın ihtiyaçlarını çok iyi biliyoruz. Yeni nesil şehircilik anlayışımız ve yeni nesil şehir teknolojilerimiz sayesinde, her ilin ihtiyacına özel entegre çözümler sunuyoruz. Türk Telekom olarak başlattığımız Yeni Nesil Şehirlerle Dijital Devrim Hareketi çerçevesinde Türkiye’nin ilk entegre yeni nesil şehir projesini Karaman’da hayata geçirdik. Devamında Antalya’yı da yeni nesil şehir haline getirdik. Türk Telekom olarak geliştirdiğimiz akıllı uygulamaları kamu hizmetlerine ve şehir hayatına entegre ederek Türkiye’de bir ilki gerçekleştirdik. Antalya ve Karaman’da kurgulanan yeni nesil şehirler sayesinde, akıllı sistemlerin yer aldığı lokasyonlarda elektrikte ve su kullanımında yüzde 30’a varan tasarruf sağladık. Akarca, Antalya ve Karaman’da başlattıkları yeni nesil şehir projesinin sağladığı yeni olanakları ve benzersiz kaynak tasarrufunu Türkiye’nin 81 iline yayacaklarını belirtirken, Türkiye’nin dijital geleceği ve en iyi teknolojiye kavuşması için yatırım yapmaya devam edeceklerini de sözlerine ekledi. Fiber altyapının yeni nesil şehirlerin olmazsa olmazı olduğunu belirten Akarca, “Yeni nesil şehirlerin kullandığı data miktarı çok yüksek hızlara, geniş kapasiteye ve yaygın bir altyapıya ihtiyaç duyuyor. Bu hız ve kapasite ihtiyacı ancak şu an kullandığımız 4.5G ve devamında da 5G teknolojileriyle kesintisiz bir şekilde karşılanabilir. Bu teknolojilerde ise fiber bu işin olmazsa olmazı.” diye konuştu.

Rakamlarla Akıllı Şehir Çözümleri

Türk Telekom’un “Akıllı Sulama” çözümleri ile 83 Ömerli Barajı kadar daha su tasarrufu sağlanacak Akıllı şehir hizmetleri kapsamında Karaman’da bugüne kadar 196 bin 215 kişi, sunulan kablosuz internet üzerinden 12 bin 500 GB’ı aşkın veri kullandı. Antalya sahil şeridinde kablosuz internet kullanan 320 bin 569 kişinin toplam kablosuz veri kullanımı ise 18 bin 700 GB’ı geçti. Türkiye’de her yıl sulama için yaklaşık 32 milyar metreküp su kullanılıyor. Akıllı sulamanın tüm Türkiye’ye yaygınlaşmasıyla yaklaşık 9 milyar metreküp su tasarrufu elde edilebiliyor. Bu Ömerli Baraj Gölü’nü 83 kez doldurmaya yetecek kadar su tasarrufu anlamına geliyor. Antalya ve Karaman’da ise yeni nesil şehirler sayesinde sağlanan elektrik ve su tasarruf oranı yüzde 30’a ulaştı. Kronik hastalık takip sistemi Karaman’da 212 kez, Antalya’da 221 kez kullanıldı. Yeni nesil şehir çözümleri trafikte bekleme süresi yüzde 25 oranında kısalıyor. Akıllı aydınlatma ile Türkiye’de her yıl 650 Milyon TL tasarruf potansiyeli var. Akıllı ölçüm ile Türkiye genelinde yılda 2,75 milyar TL’lik elektrik tasarrufu sağlamak mümkün.

Google’a ateş açtılar ve bombalamaya kalktılar

0
Google’ın Mayıs ayında tehlikeli bir saldırıya hedef olduğu ortaya çıktı. Raul Murillo Diaz ismli bir kişi, 19 Mayıs’ta şirketin Mountain View kampüsüne girerek, bir Street View aracını yakmaya çalışırken güvenlik görevlileri tarafından yakalandı. Savcıya verdiği ifadesinde, Google’ın onu takip ettiğini ve bundan dolayı sinirli olduğunu vurgulayan Diaz, şirkete bir ders vermek istediğini belirtti. Tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılan saldırgan ise durmak bilmedi. Kısa süre sonra Diaz’ın sadece “sinirli bir şizofren” olmadığı da ortaya çıktı. 4 Haziran’da internet devinin binalarına otoyoldan ateş açıldığında, Diaz’ın otomobilinin de aynı yerde olduğu kamera görüntülerinde tespit edildi. Polis Diaz’ı 6 günlük bir aramadan sonra yakaladığında otomobilinde hem silah hem de boru tipi ev yapımı bomba bulundu. Diaz bu kez tutuklanıp ceza evine konurken ABD’li internet devi ilk kez bu tür ölümcül risk bulunan bir saldırıya hedef oluyor. Bu yılın Google geliştiriciler konferansında da markanın karşıtları binanın girişinde protesto gösterileri yapmış ve internet devinin San Francisco’daki yaşam şartlarını zorlaştırdığını, şehre zarar verdiğini iddia ederek şirketin çalışanlarına saldırmışlardı. Öyle görünüyor ki Google artık kampüsünün ve ofislerinin çevresinde tam teçhizatlı ve silahlı çatışmaya hazır, daha fazla güvenlik görevlisi çalıştırmak zorunda kalacak.

Amazon robot yarışmasının yeni galibi belli oldu

0
Amazon, yürüttüğü dev online ticari operasyonda, depolardan müşterilere ulaştırılacak milyonlarca adet malı organize etmek, raflara yerleştirmek, raflardan almak, paketlemek, adreslemelerini yapmak, faturalarını ve irsaliyelerini çıkarmak gibi çok fazla insan gücü gerektiren süreçlerle çalışıyor. Ancak insan hatası ve insan bedeninin sınırları nedeniyle bu süreçlerde çoğu zaman yavaşlamaların yaşandığını da göz ardı etmemek gerekiyor. Dev internet şirketi, gelecekte bu süreçleri robotlara teslim etmek zorunda kalacağını biliyor ve şimdiden bazı depolarında deneysel olarak robotları çalıştırmaya başlamış durumda. Ayrıca geçen yıldan beri, kendi ihtiyaçlarına uygun robot tasarımları arasında bir yarışma da düzenliyor. Bu yıl ikincisi düzenlenen yarışmasında ise Hollanda’dan gelen TU Delft Üniversitesi’nin geliştirdiği robot birinciliği elde etti. Aslında bu şaşırtıcı değil çünkü Avrupa yapay zeka alanında çok ileri bir düzeyde bulunuyor. Özellikle Cern’deki çalışmalar nedeniyle bilim insanlarının Avrupa’ya akın etmiş olması, yapay zeka çalışmalarının da Avrupa’ya odaklanmasına neden olmuş durumda. Google da, dev bir yatırımla ve neredeyse sonsuz imkanlarla donattığı yapay zeka geliştiren ekibini, Cern yakınlarındaki bir ofise taşımış durumda. Amazon’un yarışmasın kazanan robot ise, hem depodaki malları detaylıca analiz edip tanıyabilecek güçlü sensörlere sahip olmasıyla hem de yapay zekası sayesinde kendini geliştirip yaşadığı deneyimlerle öğrenme sürecini tamamladığı için Amazon’un beğenisini kazandı. İçinde çalıştığı ortamı 3D olarak tarayıp analiz edebilen robot, böylece raflara mal yerleştirirken veya raflardan mal alırken, etrafa çarpmayıp, çevresine zarar vermeyip tüm operasyonunu hassas bir biçimde gerçekleştirebiliyor. Üstelik bu sırada çevresinde dolaşan ve hareket ederek konum değiştiren diğer robotlara veya insanlara karşı da 3D haritasını sürekli güncelleyerek, aktif hareketli bir ortamda çalışmaya devam edebiliyor. Robot, geçen yıl yarışmayı kazanan robottan da 3 kat daha hızlı çalışabiliyor. Önceki robot saatte 30 koliyi işleyebilirken yeni robotun saatte işleyebildiği koli sayısı 100. Bu da her dakika da 1,6 adet kolinin işlemini bitirebilmesi anlamına geliyor.

İnsanların yerini robotlar mı alacak?

Ancak yine de bu rakamlar, robotları insanların yerine koymak için yeterli değil. Amazon’da bir çalışan saatte 400 koliyi işleyebiliyor. Robotların insanların yerine geçebilmesi için öncelikle bu rakamı geçmesi, ardından da tamamen güvenli ve hatasız şekilde çalışabildiğini çok uzun testlerin ardından ispatlaması lazım. Ancak geçen yıl saatte 30 koli işleyebilen robotların, bu yıl rakamı üçe katladığını düşünecek olursak, 400 rakamını geçmelerinin iki yıldan kısa zaman alması sürpriz olmayacak. Bir ya da iki yıl sürecek test aşamasından sonra ise Amazon’un depolardaki insan çalışanlarını toplu şekilde robotlarla değiştirme ihtimali hayli yüksek görünüyor.

Çin’de haber sitelerine sosyal medya yasağı

0
Çin’in siber güvenlik alanında görev yapan kurumu, medya kurumlarına ve haber sitelerine bir not göndererek, haber kaynağı olarak sosyal medya servislerinin kullanımını yasakladığını duyurdu. Buna göre artık haber servisleri, sosyal medyadan duydukları haberleri, gerçek kaynağından onaylatmadan yayınlayamayacak. Aslında medya dünyasında çok tartışılan, sosyal medya servislerinin haber kaynağı olup olamayacağı meselesine böyle Uzak Doğu’nun dev ülkesi noktayı koymuş oldu. Haberlerin sosyal medyada farklı gruplarca çarpıtılması ve sosyal medyanın çoğu zaman batılı istihbarat servislerince halk kitlelerini galeyana getirmek için kullanılması, Çin’in bu önlemi almasının önemli bir nedeni. Örneğin, İngiltere’de ordu bünyesinde yüzlerce “troll”den oluşan bir sosyal medya bölüğünün olduğu biliniyor ve bu bölüğün görevi ‘internet üzerinde düşman ülkelere karşı propaganda çalışmaları yapmak,’ olarak açıklanıyor. Dolayısıyla sosyal medyanın güvenilir bir haber kaynağı olamayacağını kabul eden Çin’de artık tüm haber siteleri, duydukları haberleri kaynağından onaylatmak zorunda. Hükumetin, bu yeni kurala uymadan, internet üzerinden yayılan haberleri sayfalarına/sitesine/ekranlarına taşıyan haber organlarına ağır cezalar vereceği tehdidini de yayınladığı uyarıya eklediğini hatırlatalım.

Google DeepMind göz hastalıklarını teşhis edecek

0
Google’ın satın aldığı yapay zeka şirketi DeepMind şimdi basit göz taraması ile bilgisayarların göz hastalıklarını teşhis edebilmesini sağlayacak bir yapay zeka sistemi üzerinde çalışıyor. İngiltere’de Ulusal Sağlık Servisi ile işbirliği içinde gerçekleştirilen yeni projeye göre, sağlık servisinin kayıtlarındaki 1 milyon anonim göz taramasını inceleyerek göz hastalıklarının nasıl teşhis edileceğini öğrenecek. Böylece yeni taramalarda, daha isabetli ve hızlı teşhis koymak mümkün olacak. İngiltere’de hastanelere her ay 600 bin kişi göz sorunlarıyla başvuruyor ve bu hastalar için gerekli testler, taramalar çok büyük bir zaman alıyor. DeepMind’ın geliştireceği algoritma sayesinde artık doktorlar tarama sonuçlarını bilgisayara okutması, göz hastalıklarını teşhis etmek için yeterli olacak. Yapay zekanın göz doktorlarının gözünden kaçması olası, göz üzerinden kendini belli eden vücuttaki diğer hastalık belirtilerini de erkenden tespit etmesi mümkün olacak.  

Apple, organ bağışı için iPhone’ları kullanacak

0
Telefon üreticisi Apple, Sağlık uygulamasına ekleyeceği yeni bir uygulamayla, iPhone kullanıcılarının organ bağışı yapmalarını kolaylaştıracak. Hayatta kalabilmek, sağlıklarına kavuşabilmek için çok sayıda insanın organ beklediğini ancak organ bağışı sayısının yeterli olmaması nedeniyle büyük sorun yaşandığını anlayan Tim Cook, iPhone’daki Sağlık uygulamasına ekleyecekleri bağış düğmesinin doğrudan organ bağışlarını koordine eden resmi kuruma bağlı olacağını ve bu düğmeye basarak organ bağışı için resmi süreci başlatmanın çok kolay olacağını açıkladı. Daha önce de Steve Jobs, Kaliforniya yasalarına organ bağışı konusunda bir madde eklenmesi için kampanya başlatmış böylece Kaliforniya’da çok sayıda hasta bağışlanmış organlar sayesinde hayata tutunmuştu. iPhone’un yeni özelliğinin sonbaharda devreye girmesi bekleniyor ancak özelliğin ABD dışında da çalışabilmesi için biraz daha zaman geçmesi ve her ülkenin yasalarına göre, ilgili kurumlarla ayrı ayrı çalışmaların yapılması gerekecek.

Uber ve Lyft, Hertz ile anlaştı

0
Otomobil endüstrisini şekillendirmeye başlayan araç paylaşım uygulamaları şimdi yeni bir ortaklıkla, normalde rekabet halinde oldukları otomobil kiralama şirketlerine de el atıyorlar. Uber ve Lyft’in, ünlü otomobil kiralama şirketi Hertz ile yaptığı anlaşma da bu alandaki ilk adım olarak kabul edilebilir. Anlaşmaya göre, San Francisco ve Los Angeles’tatki Uber ve Lyft sürücüleri artık Hertz’den uygun fiyatla otomobil kiralayabilecekler. Elbette bu sayede şehirde uygulamanın müşterilerinden gelen çağrılara cevap verecek daha fazla Uber ve Lyft otomobili olacak. Hertz ise, filosundaki artık kullanım süresi dolmuş ve müşterilerine kiralamadığı belli bir yaşın üzerindeki otomobilleri satışa çıkarmadan önce onlardan ekstra bir gelir elde etmiş olacak. Hertz’in yaptığı açıklamaya göre, orta sınıf araçlar için Uber ve Lyft sürücülerinin ödeyeceği haftalık fiyat 180 dolar olacak. Bir sürücünün bu parayı Uber ve Lyft müşterilerini taşıyarak bir günde çıkarması bekleniyor. ABD’deki bu uygulama başarılı olursa, araç paylaşım uygulamalarının benzer ortaklıkları dünyanın her yerinde devreye sokması da büyük ihtimal olarak görülüyor. Bu yeni uygulama ile artık dileyen herkesin, otomobil satın almak zorunda kalmadan, boş zamanlarında taksi şoförlüğü yaparak gelir elde etmesinin de önü açılmış oluyor.

Avrupa Komisyonu siber güvenlik yatırımlarını onayladı

0
Avrupa Komisyonu, Avrupa Birliği üyesi ülkelerin ortak projelerde gelişmiş siber güvenlik çözümleri üretmesi için ayrılacak 450 milyon Euro’luk fonu onayladı. Bu fon önümüzdeki yıllar içinde üye ülkelerde ilgili projeler üzerinde çalışan şirketlere, üniversitelere, kamu kurumlarına dağıtılacak. Elbette Brexit gerçekleşirse, İngiliz şirketleri bu fondan pay alamayacak. Brexit nedeniyle İngiliz teknoloji şirketlerinin panik olmasının ve merkezlerini Avrupa Birliği içindeki ülkelere taşımak istemesinin en önemli nedeni, bunun gibi fonları kullanamayacak olmaları. Siber güvenlik konusundaki projelerin takibini ise kısa süre önce kurulan European Cyber Security Organization yapacak. Bu kurum, hangi kuruluşa ne kadar fon gönderileceğini da tespit edecek. Siber güvenlik konusundaki ilk projelerin 2017 yılının başlarında görücüye çıkması bekleniyor. Bu arada, Avrupa Birliği devletlerinin sağlayacağı 450 milyon Euro’luk fon, siber güvenlik projelerinin ilk aşamasında kullanılacak ancak başarılı projelere yatırım yaparak ortak olmak isteyecek özel sektör sermayesinin bu miktarın üç katı kadar olacağı hesaplanıyor.Yani,  ilgili devlet fonundan yararlanarak oluşturukan güvenlik projeleri sonraki aşamada 1,3 milyar Euro’luk bir özel sektör sermayesini kendilerine çekebilecekler. Projelere akan paranın 2020 yılında toplamda 1,8 milyara ulamış olması bekleniyor. Avrupa Birliği bu tür yüksek boyutlu fonlar sayesinde, birlikten çıkmak isteyebilecek diğer ülkelerin halklarının da birlikte kalmaya ikna olacağını umuyor. Dolayısıyla yakında farklı alanlarda yeni fonların da onaylandığını duymamız sürpriz olmayacak.

Bayram tatilinde bu 7 alışkanlığı edinin

0
Haftanın beş günü mesai saatlerinde bizi bir adım öteye taşıyacak bir başarı ipucu öğrenmek için o kadar çok uğraşıyoruz ki; çoğu zaman hayatımızın geri kalanında daha mutlu olmamıza yarayacak alışkanlıklardan vazgeçiyoruz. Oysa başarılı insanların ortak özelliği, iş tanımında yer almayan bazı “gündelik becerilerin” daha iyi bir hayat ve daha dolu bir banka hesabı için vazgeçilmez olduğunu bilmeleridir. İlk bakışta bu beceriler ufuk açıcı veya dünyanızı değiştirecek nitelikte görünmeyebilir, ancak onları bir alışkanlık haline getirdiğinizde, hayatınıza ve kariyerinize yaptığı olumlu etkiyi gördüğünüzde çok şaşıracaksınız. Bu adımlardan en az birini günlük rutininize eklemekle işe başlayın, gerisi kendiliğinden gelecektir:

Enerjinize uygun program yapın

Bilgisayarın hemen yanındaki telefonunuz Facebook, Twitter diye yanıp sönerken, tüm dikkat dağıtıcıları görmezden gelip işe odaklanmak her zaman kolay olmayabilir. Hatta CNBC yazarı Mark Fahey’in hesabına göre, mesai saatinde işini yapmak yerine Facebook’ta vakit geçiren çalışanlar, 12 yılda sadece ABD ekonomisine 3,5 trilyon dolarlık zarar verdi. Sizi oyalayan şeyleri komple hayatınızdan çıkarmak mümkün olmayabilir. Ancak bunun yerine bir plan dahilinde hareket ederek enerjinizi daha doğru değerlendirmeniz mümkündür. Dr. Travis Bradberry’nin önerisi, 50 dakikalık çalışmanın ardından, 15 dakikalık dinlenme şeklinde seanslar belirlemek. Tam olarak bu takvime uymasanız bile, benzer şekilde kendi düzeninizi oluşturup, verimliliğinizi en üst seviyeye çıkarabilirsiniz.

Güne erken başlayın

Sosyal medyada, güne erken başlayan milyarderleri sıralayan infografikleri mutlaka görmüşsünüzdür. Bu bir sır değil; kendi alanlarında bir numara olan insanların çoğu sabah 5’te güne başlıyor. Üstelik bu sadece verimli kullanabileceğiniz daha fazla zaman sunmakla kalmıyor, herkesten önce kalktığınızda sabah ritüelinizi daha sakin bir kafayla yapmaya ve o gün yapacaklarınızı rahatça gözden geçirmeye vaktiniz kalıyor. Kısacası, diğerlerinden daha başarılı olmak istiyorsanız, diğerlerinden daha önce güne başlamanız gerekir. https://www.techinside.com/uretkenlik-icin-vazgecmeniz-gereken-9-aliskanlik/

Her şeyi önceden planlayın

Kiva kurucularından Jessica Jackley şöyle der: “Tüm girişimciler, kendilerini vezir ya da rezil edecek yeteneklerinin önceliklendirmek olduğunu bilir. Her gün en önemli, en kritik işlere odaklanıp, geri kalanı paylaşmalı, elemeli ya da ertelemelisiniz.” ABD Başkanı Obama bile benzer bir yol izliyor; her akşam yatmadan önce ertesi güne dair en önemli görevleri listeliyor. Bunun üzerine bir de önceki maddede yer alan erken kalkma disiplini eklenince, memleketin geri kalanı çay demlerken siz günün işlerini yarılamış olursunuz.

Zamanı nakit para gibi düşünün

Warren Buffett’in ünlü sözünü anımsayın; “Başarılı insanlarla gerçekten başarılı insanlar arasındaki fark, gerçekten başarılı insanların neredeyse her şeye ‘hayır’ demesidir.” Yeni nesil iletişim yöntemleri nedeniyle günlük hayata sığmakta zorlandığımız bu çağda, sahip olunan zamanı maddi bir değer gibi görmek gerekiyor. İş ve özel hayat arasındaki dengeyi kurarken de, bir görevi ne zaman başkasına devretmeniz gerektiğini bilmek büyük önem taşıyor. Doğru işe doğru kişiyi atayarak, hem akıl sağlığınızı hem maddi kazancınızı artırmanız mümkün. İşte bir başarı ipucu: Telefon başına geçip satış yapabilecekken, vaktinizi yönetim görevleriyle harcamayın. En iyi olduğunuz ve en çok kazanç elde ettiğiniz işi yapmaya odaklanın.

Uzun ve kısa vadeli hedefler belirleyin

Hem uzun hem de kısa vadeli hedefler belirlemek, başarıya odaklanmanızı sağlayacak kritik becerilerdir. Zappos CEO’su Tony Hsieh şirketlerde çalışan memnuniyetini artırmak adına daha küçük ve daha sık terfilerin olmasını tavsiye ediyor. Elbette büyük terfiler de olmalı, ancak birkaç yıl sürecek bir terfi öncesinde birkaç defa küçük ödüller almak, bu süreci daha yüksek motivasyonla geçirmeyi sağlar. Uzun vadeli hedeflere odaklanmakla birlikte, benzer motivasyonu daha küçük hedeflerden almayı da öğrenmeniz gerekiyor. Örneğin beş yıllık planınıza bakın ve her yıl için bir kilometre taşı belirleyin. Her birini ayrı ayrı kutlayarak hedefinizin tazeliğini koruyun. https://www.techinside.com/calisan-mutlulugu-icin-4-soru/

Dinlenmeyi unutmayın

Size şaşırtıcı gelebilir, ama aslında çalışmamak ve hatta düşünmemek konusunda yeteneğinizi geliştirmek daha başarılı olmanızı sağlayacaktır. Bunu meditasyon yaparak gerçekleştirebilirsiniz. Meditasyon denince aklınıza hemen bir yoga matı ve esneme hareketleri gelmesin. Günün ne zaman bittiğini belirleyecek bir ritüel, kısa bir yürüyüş, balkonda içeceğiniz bir bardak çay da aynı işi görür. Önemli olan zihninizi işle ilgili konulardan arındırabilmeniz. Huffington Post kurucusu Arianna Huffington ve Facebook COO’su Sheryl Sandberg uyku öncesi telefonlarını kapatıyor ve bu alışkanlık bilimsel araştırmalar tarafından destekleniyor. Zihinsel uyarılar ve ışığa maruz kalmak, daha uzun süre uyanık kalmanıza neden oluyor. Başarı ipucu: Yatmadan bir süre önce tüm ekranları kapatmayı ihmal etmeyin.

Olumsuz düşüncelerden kurtulun

Beynimize en fazla zarar veren unsurlardan biri, Dr. Daniel Amen’in anlatımıyla “OMD”lerdir (otomatik negatif düşünce). Herkes olumsuz fikirlere kapılabilir ancak bu konuda düşebileceğiniz en büyük yanlış, bu fikirlerin sürekli zihninizde dolanmasına ve gününüzü berbat etmesine izin vermek olacaktır. Başarı ipucu: Her gün birkaç dakika boyunca negatif düşünceleri sorgulamanızda fayda var. Eğer fikirlerden biri sizi sürekli aşağı çekiyorsa, ona odaklanıp nasıl değiştirebileceğinizi öğrenin ya da bu olumsuzluğa rağmen kendinizle barışık yaşamanın bir yolunu bulun. Öte yandan iyimser kalmak her zaman heyecanınızı korumanızı sağlar. İyimser ve heyecanlı olduğunuzda, her gün daha iyi geçecektir.

5G Dünya Zirvesi’nde Akıllı Şehirler Konuşuldu

0
Akıllı şehirler, temelinde güçlü bir iletişim teknolojisine ihtiyaç duyuyor. Bu nedenle Londra’da düzenlenen 5G Dünya Zirvesi’nde sözün 5G ve akıllı şehirler etrafında toparlanması hiç de sürpriz olmadı. Kongreye Türk Telekom’u temsilen katılan Kurumsal İş Birimi CEO’su Mehmet Ali Akarca, gerçekleştirdiği “Türkiye’de Yeni Nesil Şehirler” konulu sunumunda yeni nesil iletişim teknolojileri sayesinde araçların, evlerin, okulların, şirketlerin ve şehirlerin akıllandığı bir gelecek öngördüklerini söyledi. Türkiye’de ilk kez hayata geçirilen ve bölgede örnek teşkil eden yeni nesil şehir uygulamalarının detaylarını katılımcılarla paylaşan Akarca, trafikten sağlığa, kamu hizmetlerinden enerji tasarrufuna, entegre iletişim teknolojileri sunduklarını ve bu sayede şehirlerin, vatandaşlar için daha yaşanılabilir hale geldiğini vurguladı. Türk Telekom olarak, Türkiye’nin doğusunda batısına en ücra noktalara bile ulaşan bir hizmet ağına sahip olduklarını anlatan Akarca, sözlerine şöyle devam etti: “81 ilde, 34 bin kişiye ulaşan dev çalışan kadromuzla Türkiye’nin her köşesine hizmet götürüyoruz. Ülkemizin, şehrimizin, insanımızın ihtiyaçlarını çok iyi biliyoruz. Yeni nesil şehircilik anlayışımız ve yeni nesil şehir teknolojilerimiz sayesinde, her ilin ihtiyacına özel entegre çözümler sunuyoruz. Türk Telekom olarak başlattığımız Yeni Nesil Şehirlerle Dijital Devrim Hareketi çerçevesinde Türkiye’nin ilk entegre yeni nesil şehir projesini Karaman’da hayata geçirdik. Devamında Antalya’yı da yeni nesil şehir haline getirdik. Türk Telekom olarak geliştirdiğimiz akıllı uygulamaları kamu hizmetlerine ve şehir hayatına entegre ederek Türkiye’de bir ilki gerçekleştirdik. Antalya ve Karaman’da kurgulanan yeni nesil şehirler sayesinde, akıllı sistemlerin yer aldığı lokasyonlarda elektrikte ve su kullanımında yüzde 30’a varan tasarruf sağladık. Akarca, Antalya ve Karaman’da başlattıkları yeni nesil şehir projesinin sağladığı yeni olanakları ve benzersiz kaynak tasarrufunu Türkiye’nin 81 iline yayacaklarını belirtirken, Türkiye’nin dijital geleceği ve en iyi teknolojiye kavuşması için yatırım yapmaya devam edeceklerini de sözlerine ekledi. Fiber altyapının yeni nesil şehirlerin olmazsa olmazı olduğunu belirten Akarca, “Yeni nesil şehirlerin kullandığı data miktarı çok yüksek hızlara, geniş kapasiteye ve yaygın bir altyapıya ihtiyaç duyuyor. Bu hız ve kapasite ihtiyacı ancak şu an kullandığımız 4.5G ve devamında da 5G teknolojileriyle kesintisiz bir şekilde karşılanabilir. Bu teknolojilerde ise fiber bu işin olmazsa olmazı. 81 ildeki fiber altyapımız, Türkiye’de bu ihtiyaçların tamamını karşılama kapasitesine ve yaygınlığına sahip. 214 bin km’lik fiber altyapımızla GiGA 4.5G gibi yeni nesil teknolojiler kullanarak, Türkiye’de en yüksek mobil hızı, saniyede 1 gigabit hızını, sunabilen tek operatörüz. Bu altyapı 5G ve ötesindeki teknolojilere bugünden hazır olmamızı sağlıyor. Türkiye’nin yeni nesil şehirleri Türk Telekom fiber altyapısı üzerinde yükselecek.” diye konuştu.

“Akıllı Sulama” ile 83 barajlık su tasarrufu!

Akıllı şehirler vizyonu kapsamında Karaman’da bugüne kadar 196 bin 215 kişi, sunulan kablosuz internet üzerinden 12 bin 500 GB’ı aşkın veri kullandı. Antalya sahil şeridinde kablosuz internet kullanan 320 bin 569 kişinin toplam kablosuz veri kullanımı ise 18 bin 700 GB’ı geçti. Türkiye’de her yıl sulama için yaklaşık 32 milyar metreküp su kullanılıyor. Akıllı sulamanın tüm Türkiye’ye yaygınlaşmasıyla yaklaşık 9 milyar metreküp su tasarrufu elde edilebiliyor. Bu Ömerli Baraj Gölü’nü 83 kez doldurmaya yetecek kadar su tasarrufu anlamına geliyor. Antalya ve Karaman’da ise yeni nesil şehirler sayesinde sağlanan elektrik ve su tasarruf oranı yüzde 30’a ulaştı. Kronik hastalık takip sistemi Karaman’da 212 kez, Antalya’da 221 kez kullanıldı. Yeni nesil şehir çözümleri trafikte bekleme süresi yüzde 25 oranında kısalıyor. Akıllı aydınlatma ile Türkiye’de her yıl 650 Milyon TL tasarruf potansiyeli var. Akıllı ölçüm ile Türkiye genelinde yılda 2,75 milyar TL’lik elektrik tasarrufu sağlamak mümkün.

İngiliz teknoloji şirketleri Brexit’e savaş açtı

0
İngiltere’nın Avrupa Birliği’nden çıkışına dair halkın görüşünü alan Brexit referandumundan %2 farkla ayrılık yönünde görüş çıkması, tüm dünyayı şok ettiği gibi, İngiliz teknoloji şirketlerinin de tüm planlarını bozdu. İngiltere’nin en önemli teknoloji şirketlerinden biri olan Zoopla’nın yönetimi, İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden çıkışına karşı hukuki savaş açma kararı aldı. Online emlak arama motoru işleten Zoopla, Avrupa Birliği içinde sayısız müşterinin Avrupa’daki mülklerini satmak için başvurduğu bir kaynak olarak görülüyor. Zoopla’nın borsadaki değeri ise 1 milyar Pound civarında. Teknoloji şirketlerinin çok zengin AB fonlarından da yararlanabilmesi nedeniyle, AB’den çıkışa en büyük tepkiyi gösteren sektörlerin başında teknoloji şirketleri geliyor. Şirket içinden sızan bilgilere göre Zoopla şimdi, İngiltere parlamentosunun, referandumun iptalini veya yeniden yapılmasını isteyen seçmenlerin sesini duyması için yasal bir süreç başlatıyor. İngiltere’nin en güçlü hukuk bürolarından biriyle anlaşan Zoopla, devleti Brexit konusunda köşeye sıkıştırıp, adım atmasını zorlaştırmayı hedefliyor. Zoopla’nın ilk amacı, İngiltere’nin AB’den çıkış kararını AB’ye iletmesini engellemek. Emlak arama motoru Zoopla’nın yönetimiyse böyle bir çalışmaları olmadığını iddia etse de hem Zoopla içinden hem de hukuk bürosu içindeki kaynaklar, dev emlak arama motorunun ayrılıkçılara karı büyük bir hukuki savaşa hazırlandığı konusunda ısrarcı.

P2P Lending sektörünün geleceği ona bağlı!

0
Lending Club 2006 yılında kurulduğunda, P2P lending şöyle dursun, finansal teknolojileri tanımlamak için henüz fintech diye bir kavram yoktu. Yatırımcıların, KOBİ’lere kredi sağlayarak faiz geliri elde ettiği bu sistemi öne çıkaran, parası olan herkesin kendi bütçesi dahilinde yatırımcı olabilmesiydi. Herkes kendi kredi kriterlerini belirleyerek, bir başka işletmenin ihtiyacını karşılayabiliyordu. P2P lending ya da kullanıcılar arası borçlanma sistemi, Lending Club ile birlikte büyüdü ve 2015 yılında en fazla paranın döndüğü fintech alanlarından biri haline geldi. Ne var ki geçtiğimiz aylarda yaşanan skandal, şirketin -ve P2P lending işinin- adeta alabora olmasına yol açtı: Lending Club CEO’su Renaud Laplanche’ı, kendi kurduğu şirketten istifa etme noktasına getiren olaylar zinciri, bir grup yöneticinin kendi çıkarları doğrultusunda yatırımcıların sağladıkları krediler üzerinde manipülasyon yapmalarıyla başladı. Yatırım kriterlerine uymayan bazı başvurulara onay verildi. Perde arkası oyunlar ortaya çıkınca, Renaud ve üç yönetici apar topar istifa etmek zorunda kaldı. Lending Club hisseleri adeta dibe vurdu ve karşılıklı güvene ihtiyaç duyan P2P sektörü büyük sarsıntıya uğradı.

Lending Club için yeni dönem başlıyor

Aradan geçen iki ayın ardından, Lending Club işleri yoluna koyduğunu göstermek adına yeni CEO’yu basına tanıttı. Yaşanan krizde geçici eş CEO’lardan biri olarak görev yapan eski CMO Scott Sanborn, bundan böyle tam tekmil bir CEO olarak işinin başında olacak. Diğer eş başkan Hans Morris ise Lending Club yönetim kurulu başkanı olarak vazifesini sürdürecek. Açıklamanın yapıldığı gün şirketin hisselerinde yüzde 6’lık bir artış görüldü. Ancak son aylarda yaşanan yüzde 60’a yakın değer kaybı sonucu bunun doğal bir sıçrama olduğunu düşünebiliriz. Üstelik Lending Club da bu durumun farkında ve ikinci çeyrekte yöneteceği kredi hacminin, ilk çeyrekten yüzde 30 daha az olabileceği konusunda şimdiden öngörüsünü açıkladı. Şirketin yapacağı bir diğer tasarruf ise, 179 çalışanıyla işten ayrılmak olacak. Bakalım bu adımlar sonucu hem Lending Club hem de P2P borçlanma işi eski günlerine dönebilecek mi?

Polis drone ile hırsız kovalayacak

Londra’da artan hırsızlık vakalarına karşı İngiliz polisi, teknolojik bir çözüme başvuruyor. Polis departmanı, hırsızları takip etmek için drone teknolojisini kullanacak. Londra’da hırsızların motosikletler sayesinde sıkışık trafikte ve dar sokaklarda kolayca kaçabilmesi, “moped gangs” (motorlu çeteler) kavramını ortaya çıkardı. Kurbanlarını soyduktan sonra motosiklete atlayarak hızla bölgeden uzaklaşan bu çeteleri takip etmek son derece zor ve tehlikeli. Londra polisi, hırsız-polis kovalamacası sırasında çok defalar tehlikeli kazaların eşiğinden dönmüş durumda. Üstelik takip yolu üzerindeki sivillerin zarar görmemesi için yavaşlamak zorunda kalan polis birimlerinin hırsızları sık sık elinden kaçırması da artık sıradanlaşmış durumda. Sadece son bir yılda, kapkaççıların Londra’da çaldığı telefon sayısı 3000’i geçmiş durumda. Şehirde elinde telefonla, mesajlaşarak yürüyen bir vatandaşa sessizce yaklaşan kapkaççılar yüzlerce dolar değerindeki pahalı telefonları kapıp motorlarına atladıkları gibi olay yerinden kaçıyorlar. Polisin ise bu kapkaççıları yakalaması neredeyse imkansız. Dolayısıyla, İngiliz polisi bir süredir, hırsızları takip etmek için daha güvenli ve sonuç veren bir yöntemin peşindeydi. Bu yöntemin de drone teknolojisi olacağı anlaşıldı. Polis departmanı, hırsızları takip etmek için çok sayıda yüksek kapasiteli özel drone’lar satın alırken, bu cihazlar tüm gün boyunca şehrin tepesinde devriye gezecek. Yakıtı bitenler bakım istasyonuna inerken, diğerleri havalanacak. İngiliz polisi henüz kullanacakları drone’lar hakkında bilgi vermedi. Bu cihazların yapay zekalı, otonom robotlar mı olacağı yoksa, insan kontrolündeki uzaktan kumandalı uçan cihazlar mı olacağı kesinleşmiş değil, ancak tam de bu işler için akıllı drone üretme işine giren Intel’in yöneticilerinin İngiliz polis şefinin ofisinden randevu istemek için telefonlara sarıldığını tahmin etmek zor değil.

Kameralarla web sitelerine saldırdılar

0
Hacker grubu Lizard Squad’ın, web sitelerine saldırmak için ilginç bir yöntem kullandığı ortaya çıktı. Yüksek güvenlikli, ünlü web sitelerine saldırarak ve bu siteleri çökerterek ün kazanan Lizard Squad ekibinin “şeytanın bile aklına gelmeyecek” bir yöntem kullandığı anlaşıldı. Güvenlik uzmanlarının araştırma bulgularına göre hacker grubu DoS saldırıları için ihtiyaç duyduğu geniş bant ağını, hiçbir antivirüs programıyla korunmayan ve kontrol altına alınması çok kolay görünen güvenlik kameralarına sızarak elde etmiş. Güvenlik kameraları, yüksek çözünürlüklü görüntü iletmek için görece geniş bağlantı imkanları ile donanmışken, bu bağlantıların hacker saldırılarına karşı korunmuyor veya düşük güvenlikle korunuyor olması da önemli bir açık oluşturuyor. Bu açığı kullanan Lizard Squad’ın ele geçirdiği sayısız güvenlik kamerasının bağlantısını kullanarak, saldırmak istediği asıl web sitelerine DoS saldırıları düzenlediği anlaşılıyor.

Ticari araçları da akıllı telefondan seçiyoruz

0
Otomobille sınırlı olmaksızın, yeni bir ürün veya hizmet almadan önce elimizi akıllı telefonumuza atıyoruz. Araştırmalarımızı mobil cihazlar üzerinden gerçekleştiriyoruz. Volkswagen Ticari Araç tarafından yayınlanan bilgilere göre, bu durum ticari araçlar için de değişmiyor. Mobil dünyanın hızla yayılması ve ticari araç müşterilerinin internet alışkanlığının masaüstü bilgisayarlardan, mobil cihazlara kayması üzerine mevcut mobil sitesini yenileyen Volkswagen Ticari Araç, bu yeni sitenin amaca en uygun şekilde hizmet edebilmesi için Google araçlarını kullandı. Google’ın hedef kitle üzerinde kullanıcı alışkanlıklarını inceleyerek yaptığı araştırmalardan elde edilen; ticari araç kullanıcılarının çoğunlukla mobil siteleri tercih ettikleri, yüzde 94 oranında telefonu dik konumdayken ve başparmaklarıyla kullandıkları sonuçlarına uygun olarak, tasarlanan yeni mobil sitede işlevsiz alanlar da ortadan kaldırıldı. Farklı ekran çözünürlükleri hedeflenerek, farklı telefonlarda kendini otomatik olarak ölçeklendiren mobil sitenin, başparmak hareketinin telefon üzerinde yapabileceği alanlara yoğunlaşarak, kullanıcıların mobil siteyi rahatlıkla kullanmasının sağlandığı da belirlendi.

Testler 3 ay sürdü

Mart ayında yayına alınan yeni mobil site, 3 ay boyunca çeşitli kullanıcı testlerine tabi tutuldu. Son olarak Google’ın İrlanda’daki genel merkezi tarafından da incelenen Volkswagen Ticari Araç mobil sitesi, geliştirmesinin tamamlanması sonrasında güncel sürümü ile hizmet vermeye başladı. Kullanıcı testleri sonrasında siteye bir dizi test uygulandı ve yapılan analize göre Volkswagen Ticari Araç’ın yeni mobil sitesinde, müşterilerin kullanım kolaylığına ait bir gösterge olan ‘Hemen Çıkma Oranı’nın yüzde 50 oranında azaldığı ve siteye giriş yapan tüm kullanıcıların mobil siteyi rahatlıkla kullanmasının sağlandığı, kullanıcıların tek seferde gezdiği sayfa adedinin yüzde 100 artırıldığı tespit edildi. Yeni mobil siteye, kısa ve anlaşılabilir bir menüye sahip tasarlanmış olması, Volkswagen Yetkili Satıcılarına ulaşmanın kolaylaştırılmış oluşu ve hızının 3 kat iyileştirilmesi gibi sonuçlar da dikkate alınarak “Yüzde 100 kullanıcı deneyimine uygun” unvanı verildi.