2017’de dijital bankacılığı bekleyen zorluklar neler?

0

Bankalar dijital çağda hayatta kalmak için mücadele ederken,  yasal zorunluluklar ve tüketici gereksinimleri ile rekabet edebilmek için farklı hizmetleri de sunuyor. Yapılan son araştırmalara göre bankalar birçok araştırmacı ve piyasa uzmanı tarafından işaret edilen dijital çağda farklı zorluklarla karşı karşıya. Bu zorluklar arasında en etkili olanları vurgulamak da mümkün.

Raporlar Dijital Bankacılık İçin Ne Diyor?

Gartner ve IDC tarafından hazırlanan raporlar, dijital bankacılık sisteminin geleceğine yönelik önemli bilgiler sunarken, ön plana çıkan detaylar şöyle;

  • 2018 yılına kadar banka müşterileri, mobil cihazlar aracılığıyla bankalarına erişerek hizmet alacak.
  • 2017 ve sonrasında en önemli endişe şubeler üzerinden ne, hangi işlemlerin yapılacağı olacağı.
  • 2016 Tüketici Anketi’ne göre müşteriler, hesabı nereden açacağını seçerken bir banka çalışanı (% 33) yerine dijital bankacılık deneyimini (yüzde 67) daha çok tercih ediyor.
  • 2017 Dijital Bankacılık Raporuna göre, yeni ve mobil teknolojilerin tercih edilmesindeki en önemli etkenlerden birisi de maliyetlerin azaltma noktasında yardımcı olması.

Gerek bireysel gerekse de kurumsal olarak sunulan hizmetlerde, bankaların 2017 ve sonrasındaki en önemli sorunu, müşterilere yeterli hizmetlerin sağlanması ve mobil olarak tüm işlemlerin yapılabilir olması. Bu açıdan bankaların kapsamlı bir şekilde hizmete verebilmesi adına dijital dönüşümü başarılı bir şekilde yapması gerekiyor. Mevcut raporlarda, mobile yönelimin kişiler tarafından çok daha hızlı bir şekilde gerçekleştirildiği görülürken, mobil uygulamalar ile şubelerin daha da boşa çıkması, bankalara adına farklı bir durumu ortaya çıkarıyor.

ABD vizesi için sosyal medya şifresi

0

ABD’ye girmek isteyenler için yeni bir uygulama tartışılmaya başlandı. Trump’ın 7 ülkeden girişleri yasaklamasının şoku henüz atlatılamamışken bu kez dünyanın her yerinden ABD’yi ziyaret etmek için vize almak zorunda olan iş adamlarını şoke edecek bir uygulama gün sayıyor.

Buna göre, ABD vizesi almak isteyenlerin, sosyal medya hesaplarının şifrelerini de konsolosluklara teslim etmesi gerekecek. Böylece vize araştırması sırasında ziyaretçi adaylarının tüm özel hayatı detaylı inceleme altına alınacak.

Konsolosluk görevlileri özel mesajlarınızı okuyacak

ABD Homeland Security Departmanı (DHS) sekreteti John Kelly, ABD Kongresinde yaptığı bilgilendirmede, DHS’nin sosyal medya şifrelerini isteme uygulamasının detayları üzerinde çalıştığını doğruladı. Bu da dünyanın her yerindeki ABD elçiliklerinde ilgili uygulamanın hayata geçmesinin birkaç ay uzaklıkta olduğunu gösteriyor. Eğer ABD yönetimi, şifrelerin istenmesine dair ilgili basılı başvuru kağıtlarının hazırlanmasını ve dağıtılmasını beklemeden, uygulamayı efektif olarak devreye almak isterse önümüzdeki haftalardan itibaren vize başvurularında şifre istenebilir.

Kelly ayrıca ziyaretçilerin banka hesaplarındaki para akışını da kontrol etmeyi düşünüyor. Dolayısıyla ABD’yi ziyaret edecek turistlerin nereden para kazandığını, kimlerden para aldıklarını görmek, terörizm riski olan kişileri tespit etmek için kullanılacak. Bir diğer deyişle, artık ABD’ye girmek için vize almak, tüm hayatınızı ABD elçilerine anlatıp kendinizi ispat etmeniz gereken bir sınava dönüşüyor. 

Doğuş Müşteri Sistemleri’ne n11.com’dan transfer

0

Bünyesinde ZUBİZU ve Rezervin’in yer aldığı Doğuş Müşteri Sistemleri’nin Chief Marketing Officer (CMO) görevine Bilgen Aldan getirildi.

Kusursuz müşteri deneyimini yaratma ve bu konudaki iyileşmeyi sürekli kılma vizyonuyla faaliyetlerini sürdüren Doğuş Müşteri Sistemleri’nin pazarlama çalışmalarından sorumlu olacak Bilgen Aldan,n11.com’da da Chief Marketing Officer (CMO) olarak görev yapıyordu.

İş hayatına Garanti Bankası’nda garanti.com.tr ve Garanti CepBank’tan sorumlu ürün müdürü olarak başlayan Bilgen Aldan, uzun yıllar Turkcell bünyesinde; Turkcellim, Mobil İnternet ve 3G gibi ürünlerin lansman ve pazarlama çalışmalarını yürüttü. Ardından Akbank Direkt ve Pazarlama Müdürü ve n11.com’da Chief Marketing Officer (CMO) olarak görev yaptı.

Profesyonel iş hayatında birçok ödülü bulunan Bilgen Aldan, lisans eğitimini Boğaziçi Üniversitesi Endüstri Mühendisliği’nde, yüksek lisans eğitimini ise Sabancı Üniversitesi’nde tamamladı. Bilgen Aldan’ın, İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde Pazarlama alanında doktora çalışmaları devam ediyor.

Türk internet kullanıcılarının %71’i tehdit altında

0

Microsoft, bireyleri ve kurumları siber güvenlik alanında bilinçlendirmek ve siber güvenlik alanında sunduğu global çözümleri aktarmak üzere geri bildirimlere dayanan yeni kılavuzlar ve ipuçları sunmaya devam ediyor.

Her sene 7 Şubat’ta Uluslararası Güvenli İnternet Günü’nü kutlayan Microsoft bu sene de “Değişimin parçası olun: Daha iyi bir internet için hep birlikte” sloganı ile global bir anket düzenledi.

Özellikle çocuklar ve gençler arasında teknolojinin daha güvenli ve daha sorumlu bir şekilde kullanılmasını teşvik etmek amacıyla gerçekleşen ankete Türkiye de katıldı.

Aralarında Türkiye’nin de olduğu 14 ülkede gerçekleştirilen Dijital Nezaket Endeksi global ankette çevrimiçi davranışlar dikkate alınarak, kullanıcıların tutum ve algıları mercek altına alındı. Araştırma kapsamında yetişkin ve gençlerin farklı çevrimiçi etkileşimler üzerinden nezaket seviyeleri incelendi.

Avustralya, Belçika, Brezilya, Şili, Çin, Fransa, Almanya, Hindistan, Meksika, Rusya, Güney Afrika, Türkiye, İngiltere ve ABD’de gerçekleştirilen anket, gençlere (13-17 yaş arası) ve yetişkinlere (18-74 yaş arası) sorularak gerçekleştirildi.

Araştırma kapsamında katılımcılara “hangi çevrimiçi tehditler yaşandınız?”, “tehditler ne zaman, ne sıklıkta oluştu?”, “nasıl aksiyonlar aldınız?” gibi sorular soruldu ve dört başlık altında 17 çevrimiçi tehdit ölçüldü. Bu kategoriler davranışsal riskler, itibar zedeleyici riskler, kişisel hakların ihlali ve mahremiyet içerikli tehditler olarak belirlendi.

Türkiye’de çevrimiçi tehdit oranı yüzde 71

Anket sonuçlarına göre Türkiye’deki internet kullanıcılarının yüzde 71’i, en az bir defa çevrimiçi tehdide maruz kaldıklarını belirtiyor. . Türkiye, davranışsal tehditler kategorisinde uluslararası ortalamanın üstünde bir sonuç sergilerken, itibar zedeleyici riskler, mahremiyet içerikli tehditler ve kişisel hakların ihlallerinde uluslararası ortalamalarda bir seyir gösterdi.

En çok tehdit davranışsal kategorisinde

Ankette, davranışsal risk en yaygın kategori olarak öne çıkarken, Türkiye, uluslararası ortalamadan 16 puan daha yüksek çıktı (yüzde 54’e karşın yüzde 38). Trolleme, (yüzde 44) davranışsal riskler arasında en yüksek ve en yaygın belirtilen vaka olarak öne çıktı.

Kişisel hakların ihlali

Bu kategoride istek dışı iletişim (yüzde 37), tüm tehditler arasında ikinci sırada yer alırken, nefret söylemlerinde Türkiye, uluslararası orandan (yüzde 24’e karşın yüzde 15) daha yüksek bir seviye ile dikkat çekti

Mahremiyet odaklı tehditler

Türkiye’deki kullanıcılar, uluslararası ortalama (yüzde 30) ile karşılaştırıldığında çevrimiçi ortamda mahremiyet içerikli tehditlere maruz kalma konusunda eşit bir oran gösterdi. İstek dışı cinsel içerikli mesajlaşma (alınan veya gönderilenler, yüzde 29) ve cinsel taciz (yüzde 18) en yaygın cinsel tehditler olarak öne çıktı.

İtibar zedeleyici tehditler

İtibar zedeleyici riskler Türkiye’de internet kullanıcıları tarafından en fazla dile getirilen endişe olarak öne çıktı. Türkiye dışındaki araştırma sonuçlarında itibar zedeleyici riskler yüzde 47 olarak gösterilirken, Türkiye’de bu oran yüzde 56 olarak gerçekleşti. Bu kategoride, siber zorbalık ve sanal taciz en önemli kaygı sebepleri olarak belirtilirken ankete katılan kullanıcıların yüzde 46’sı siber zorbalığı en rahatsız edici tehdit olarak değerlendirdi.

Microsoft dijital nezaket için çalışıyor

Tüketicilere çevrimiçi ortamda güvende olmaları için sürekli araştırmalar yapan Microsoft, paydaşlarına ve kullanıcılara geri bildirimlerine dayanan yeni kılavuzlar ve ipuçları sunuyor. Microsoft, çevrimiçi ortamda insanların korunmalarına yardımcı olan etkin kamu politikalarını desteklemek ve çözümler geliştirmek için avukatlar, endüstri ortakları ve hükümetlerle ortak çalışmalar da yürütüyor. Ayrıca, kendi ürün ve hizmetlerini çevrimiçi güvenliklerini artırmak için gerekli özellik ve becerilere yatırım yapıyor ve teknoloji yenilikleri konusunda işbirlikleri gerçekleştiriyor.

Güvenli İnternet Günü, özellikle çocuklar ve gençler arasında teknolojinin daha güvenli ve daha sorumlu bir şekilde kullanılmasını teşvik etmek için Insafe tarafından organize edilen uluslararası bir eylem günü. Microsoft da 2004 yılından bu yana her yıl 7 Şubat’ta Güvenli İnternet Günü kapsamında faaliyetlerde bulunuyor.

CarTrade yatırım turunda 55 milyon dolar aldı

0

Mumbai merkezli otomobil firması CarTrade, Singapur merkezli yatırım şirketi Temasek Holdings’in liderliğinde yeni bir fon turuna başladı. Fon dönemini iyi bir şekilde geçiren CarTrade’in 55 milyon dolarlık kaynak sağladığı açıklandı. Konuyla ilgili yazılı bir açıklama yapılırken, açıklamada turda yer alan diğer yatırımcıların adları açıklanmadı ve sadece Temasek Holding’in adı verildi. Yeni finansmanı satın alımlar, otomobil finansmanı gibi yeni segmentlerde kullanmayı hedefleyen marka, tüketicilere, bayilere sunulan hizmetleri geliştirmeyi planlıyor.

Temasek’ten Bir Yatırım Daha!

Şirket, daha önce Temasek Holdings ve March Capital’den 145 milyon dolar almıştı. CarTrade bünyesinde yatırımlar ile birlikte iki farklı birim oluşturulurken, CarWale bölümünde yeni otomobiller CarTrade’de ise ikinci el araç alım satımı üzerine yoğunlaşılıyor.

Otomobil alanında gösterdiği performansın yanı sıra bisiklet perakende bölümü de oluşturuldu. Yatırımlar sayesinde kolayca satın almalarını gerçekleştiren CarTradei Bikewale ile anlaşma sağlayarak bisiklet alanını bünyesine kattı.

CarTrade, benzer hizmetler sunan QuickrCars gibi servislerle rekabet içerisinde olduğu gibi aldığı yatırımlar ile birlikte bu alanda daha iyi şartlara sahip oldu.

Qualcomm ve TDK ortak şirket kurdu

0

Qualcomm ve TDK daha önce duyurdukları RF360 Holdings isimli ortak girişimleri ile ilgili sürecin tamamlandığını açıkladılar. Bu ortak girişim üzerinden Qualcomm’un RFFE İş Birimi; mobil cihazlar, nesnelerin interneti (IoT), otomotiv uygulamaları, bağlantılı bilişim gibi hızla büyüyen iş segmentleri için geliştirilmiş tam entegre sistemlere RF ön-uç (RFFE) modülleri ve RF filtreleri sunacak. TDK SAW Business Group faaliyetleri içerisinde yer alan bazı işler de bu girişme transfer edilecek.

Qualcomm Başkan Vekili ve QCT Başkanı Cristiano Amon yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Birçok endüstri genelinde devam eden mobil iletişim büyümesi ve çok taşıyıcılı 4G teknolojileri 65 3GPP frekans bantlarını da aşarak kablosuz çözümler üreten şirketlerin, özellikle bu cihazlardaki RFFE için daha yüksek seviyede minyatürleştirme, entegrasyon ve performans sunmasını sağlıyor. Dahası 5G, kompleks yapıyı daha da arttıracak. Bu nedenle tam anlamı ile bütüncül bir ekosistem sunmak müşterilerimizin her durumda ve zamanında mobil çözümler sunabilmesi için oldukça önemli.”

RF360 Holdings ile birlikte Qualcomm tamamen entegre sistemler için modem/alıcı-vericilerden antenlere kadar ürünlerini, uçtan uca performans ve global ölçekte sunacak bir konuma da sahip olacak.

RF360 Holdings, dünya genelindeki ağlarda kullanılan yüzeysel ses dalgası (SAW), sıcaklık dengeli yüzeysel ses dalgası (TC-SAW) ve yığın ses dalgasının (BAW) dahil olduğu geniş kapsamlı filtre ve filtre teknolojilerine sahip olacak. Ayrıca RF360 Holdings, QTI’ın RFFE modüllerini de sunacak. Bunlar içerisinde QTI tarafından tasarlanmış ön-uç bileşenler de olacak. Bu bileşenler arasında CMOS, SOI ve GaAs Güç Amplifikatörleri, switch portföyü, anten ayarı, düşük gürültü yükselticileri (LNAs) ve endüstrinin lider Envelope Tracking çözümü bulunuyor.

Qualcomm ve TDK arasındaki işbirliği daha da güçlenecek

Ortak girişimi birlikte yönetmenin yanı sıra Qualcomm ve TDK, teknolojik işbirliklerini yeni nesil mobil iletişimler, IoT ve otomotiv uygulamaları için geliştirilen modern teknolojileri de kapsayacak şekilde genişletecek.

TDK Corporation CEO’su yaptığı açıklamada, “Qualcomm ile daha güçlü işbirliği büyüme stratejimize tam olarak uyuyor. Bu, TDK için gelecek vadeden yeni iş fırsatlarını ortaya çıkarmak amacıyla ileriye dönük atılmış bir adımdır. Ayrıca bu sayede sensör, MEMS, kablosuz şarj ve pil gibi geleceğin cazip pazarlarında şirketimizin yenilikçi ve rekabetçi yapısını da güçlendirmeyi hedefliyoruz. Müşterilerimiz benzersiz ve kapsamlı teknoloji ve ürün portföyümüzden tam olarak faydalanacak.” dedi.

Ödeme teknolojileri için 2017 beklentileri! (VİDEO)

0

Wirecard Türkiye, 2008 yılında “Mikro Ödeme” markasıyla Fintech sektörüne adım atan, sonrasında yeni ödeme araçlarını da portföyüne ekleyerek “3pay” markası altında sektördeki varlığını sürdüren, Türkiye’nin en başarılı ödeme sistemleri start-up’larından biri olarak adını duyurdu.

Aralık 2014’te Mikro Ödeme’nin bu alandaki başarılı proje ve faaliyetleri dünyanın en büyük global ödeme sistemleri markası Wirecard’ın da dikkatini çekti ve Aralık 2014’te, şirketin Wirecard tarafından satın alınma operasyonu gerçekleşti.

Wirecard Türkiye CEO’su Alper Akcan, geride bıraktığımız yılı ve ödeme sistemlerinin geleceğini değerlendirirken, “BDDK tarafından ödeme sistemleri özelinde, hem ödeme hem de E-Para lisansıyla hizmet verme yetkisine sahip olan yedi şirketten biri olan Wirecard Türkiye, global gücünün de katkısıyla Türkiye ödeme sistemleri pazarında fark yaratacak” dedi.

İstanbul’da gerçekleştirilen değerlendirme toplantısında; Fintech sektörü ve Wirecard Türkiye özelinde, geçtiğimiz yılı, gelecek dönemi, regülasyon sürecini ve olası riskleri mercek altına aldı.

Türkiye’nin ilk ödeme servis sağlayıcısı olarak, ödeme servislerinin, online ve mobil ticarette artarak büyüyeceği öngörüsü ile sadece bu işe odaklanan ilk firma olarak kurulduklarının altını çizen Wirecard Türkiye CEO’su Alper Akcan şu noktalara değindi; “Mikro Ödeme’nin kurulduğu dönemde, ülkemizde henüz mobil ödeme servisi kullanılmıyordu, ön ödemeli kartlarla ilgili bir hizmetler sınırlıydı ve kredi kartı servislerini sadece bankalarla birkaç yabancı ödeme sağlayıcısı, yurtdışı kaynaklı olarak sunuyordu. Bu süreçte iki temel stratejimiz vardı; birincisi sadece ödeme işine odaklanmak, ikincisi ise teknolojiyi, özellikle de mobil teknolojiyi merkeze alıp, ödeme servislerini çeşitlendirmek. Bu noktada ödemelerin mobil operatör faturaları üzerinden gerçekleşmesi, ilk ve en güçlü servisimiz oldu. Mobil ödemeye en çok yatırım yapan, bunu en çok sahiplenen marka, Mikro Ödeme oldu. 2009 yılında ilk mobil ödeme işlemini gerçekleştirmemizden bugüne dek bu kategoride pazar liderliğimiz sürüyor. Mobil Ödeme ile binlerce üye işyerine ulaştıktan sonra, kredi kartı ve ön ödemeli kartlar gibi diğer ödeme araçlarını da ürün portföyümüze kattık. Bu şekilde 3PAY markası da hayata geçti.”

Yeni sektörlere doğru açılma zamanı

Alper Akcan, geçtiğimiz dönemi ve 2017’yi değerlendirirken; “2016 bizim açımızdan önemli bir yıldı.

E-para lisansını aldığımız, regülasyonun pazar tarafından öğrenildiği, operatörler ve bankalarla birlikte yakın çalıştığımız bir yıl oldu. Bunun yanı sıra, Fintech kavramının da daha fazla öne çıktığı bir yıl olarak da tanımlanabilir. 2017’de daha fazla sektörel büyüme olacağını, lisansın getirdiği kurallarla birlikte, pazarın gelişeceğini ve ilerleyeceğini de düşünüyoruz. Dijital içerik ve oyun pazarı, 2017’de de ana odak alanlarımız arasında olacak. Gıda sektöründeki harcamaların da internet ve mobil uygulamalar üzerinden yapılması, 2017’de üzerinde duracağımız noktalar arasında.

Ek olarak sınır ötesi ticaret de çok önem verdiğimiz bir alan; özellikle yurt dışına hizmet/ürün satmak isteyen firmalarımıza, hedef pazarlara uygun ödeme çözümleri sunuyoruz ve bu pazarlardan ödeme almalarını sağlıyoruz. Fintech’in geleceğinde, sınır ötesi ticaret özelindeki ödeme kolaylıkları önemli, bir yer tutuyor” dedi.

Global güç Türkiye’ye de yansıyacak

Wirecard’ın 3pay/Mikro Ödeme’yi satın alma sürecini değerlendiren Alper Akcan, “3pay Mikro Ödeme, bir Fintech startup’ının gelebileceği en başarılı nokta olarak referans gösterilen ama buna rağmen büyümesini asla yavaşlatmayan bir firma olarak sektörde kendini kanıtladı. Wirecard ise beş kıtada ödeme hizmeti sunan bir global dev olarak, Avrupa başta olmak üzere dünyanın birçok noktasında faaliyet gösteriyor, dolayısıyla Avrupa’da önemli bir bilgi birikimimiz var. Türkiye pazarına ilgi duyan Wirecard, gücümüze ve potansiyelimize inandı ve satın alma süreci 2014 yılı Aralık ayında gerçekleşti. Türkiye’nin potansiyeli, bölgedeki konumu ve gücü, genç ve dinamik nüfusu, teknoloji adaptasyonundaki yeteneği ve batı ile entegrasyon süreçleri bu satın almada etkili oldu. Orta ve uzun vadedeki stratejimiz, Türkiye’ye alternatif ödeme yöntemlerini adapte etmek olacak. Wirecard olarak Avrupa’nın bu konudaki en büyük markalarından biriyiz” dedi.

Regülasyonla tam uyum

6493 kanunu, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’nun, yani Türkiye’deki finansal yapıyı denetleyen kurumun, finansal kuruluşları denetim altına almak için koyduğu kanunlardan biri olduğunu vurgulayan Alper Akcan, “Bir firma bir şekilde herhangi bir ödemeye aracılık ediyorsa, bu lisansı almakla yükümlü. Wirecard Türkiye olarak üzerimizden geçen her TL’yi, koruma hesaplarında tutarak, üye işyerlerinin finansal güvencesini sağlıyoruz. Düzenli olarak BDDK tarafından denetleniyoruz. Alman Wirecard grubu, Türkiye’de bu lisansa ve potansiyele inanıyor ve Türkiye’nin koyduğu bütün kuralları kabul ederek, bu yatırımları yaptı. Türkiye’deki en üst seviyedeki lisans olan Elektronik Para lisansını alan yedi kuruluştan biriyiz ” dedi. 

Katma değerli servisler Fintech sektörüne yön verecek

Alper Akcan, farklı ödeme sistemi seçenekleriyle Fintech alanında daha zengin hizmetler sunulduğunu belirtirken, “Türkiye, kredi kartı penetrasyonunda Avrupa’da birinci konumda. Türkiye’de, Avrupa’da pek yaygın olmayan taksitli ödeme sıkça kullanılıyor. Türkiye’de yapılan işlemlerin ve e-ticaretin çok büyük bir kısmı ise yalnızca kredi kartları üzerinden gerçekleştiriliyor. Kredi kartlarının Avrupa’da kullanımı ise yüzde 30 civarında. Türkiye’de, Avrupa’dan daha başarılı olan bir mobil ödeme pazarı var diyebiliriz. Mobil operatör faturasından tahsilat oldukça dikkat çekici noktalarda. Mobil ödemede yıllık 500 milyon TL gibi bir rakam söz konusu. 9 yıllık tecrübemizle ortaya koyduğumuz farklı çözüm seçeneklerimiz var. Geçtiğimiz sene lanse ettiğimiz e-posta veya SMS ile ödeme alma ürünü, bunun en önemli örneklerinden bir tanesi. Bu sistemle, ödeme için ilgili kişinin cep telefonu numarasına bir de SMS gönderebilir ya da kendisine bir e-posta gönderebilir. Gelen e-posta veya SMS içindeki bir linkten erişilecek siteye, kart bilgileri ile ödeme kolayca gerçekleştirilebiliyor” dedi.

Arena’dan KOBİ’ler için Bulutum.com

0

Arena, KOBİ’lerin dijital dönüşümünü sağlayacak yeni platformu Bulutum.com’u tanıttı. KOBİ’leri dijital dünyaya taşıyacak olan bulut teknolojisi, bilişim ve IT altyapısı alanında ilk yatırımı yüzde 80 düşürecek. Sektörde ilk kez KOBİ’ler teknoloji giderlerini yıllık olarak değil kullandığı gün ve kişi sayısı kadar ödeyecek. İşletmelerdeki çalışan sayısı değiştiğinde aylık ödemeleri de değişecek.

Tüm çözümleri tek elden sunuyor

Bulutum.com, Türkiye’de ilk kez global bulut çözümlerini yerel çözümlerle bir arada tek elden entegre ediyor. Bulut hizmetleri satan bir sanal alışveriş portalının çok ötesinde; satış öncesi ve sonrası destek sağlayan, eğitim veren, ödeme-yönetim kolaylıklarıyla iş ortaklarının iş hacmini artıran, maliyetlerini düşüren bir üyelik platformu olarak çalışıyor.

Arena Genel Müdürü Okay Nasır Bulutum.com ile hedeflerini şöyle açıklıyor: “Türkiye’de genç girişimcilerin ve KOBİ’lerin dijital dönüşüme ayak uydurmadan ticaret hayatına devam etmesi çok zor görünüyor. Tüketicilerin de işletmelerin de beklentileri değişiyor, gelişiyor. Teknolojinin işletmeler için bir tehdit değil fırsat olduğunu düşünüyor, bunun için üzerimize düşeni yapmaya çalışıyoruz. Türkiye’de her işletmenin teknolojiye kolaylıkla ve tek elden ulaşması için üzerimize sorumluluk alıyoruz. Bulutum.com ile girişimcilerin ve şirketlerin işlerine odaklanmalarını ve daha az harcayarak daha çok teknolojiye ulaşmalarını sağlayacağız.”

KOBİ’ler bilişime ne harcıyor?

Cloud yani bulut hizmetlerinin Türkiye’de 2016 itibariyle 100 milyon dolarlık bir pazar oluşturduğu biliniyor. Söz konusu pazarın 2017’de 120 milyon dolara çıkacağı, birkaç yıl içinde ise katlanarak büyümesi bekleniyor. KOBİ’lerin en önemli giderlerinin başında bilişim hizmetleri geliyor. Bulutum.com, IT ve bilişim altyapısına yönelik ilk yatırım giderlerinden tasarruf sağlıyor.

Girişimcilere destek olacak

Serkan Kutlu, “Bulutum.com ile KOBİ’lerin bu giderinin yıllık 2-3 bin dolara düşecek. Bu sayede genç girişimciler ve KOBİ’ler ellerindeki fonu yeni buluşlar veya işlerini büyütmek için kullanabilecekler” diyor.

Kullandıkları kadar ödeme yapacaklar

-Ödeme kolaylığı: Bulutum.com yıllık veya tek seferde ödeyerek tüm maliyete toplu olarak katlanma zorunluluğunu ortadan kaldırıyor. Şirketler veya girişimciler kullandığı kadar bilgisayarda, kullandığı gün kadar ödeme yapıyor.

-Tahsilat Kolaylığı: Bulutum.com iş ortaklarının faturaların tahsilat ve takibi için ortaya çıkan maliyetlerini de ortadan kaldırıyor. BDDK onaylı PCI-DSS sertifikasına sahip Paynet sistemiyle her şey otomatik olarak gerçekleşiyor.

Tek elden sunuyor: Bulutum.com global ve yerel bulut tedarikçilerini bir arada, tek elden sunuyor. Global çözümleri de Türkiye’nin koşullarına entegre ediyor.

-Bulutum Akademi: İş ortakları ihtiyaç duydukları dokümanlara, eğitimlere, videolara ve etkinlik haberlerine, online ve canlı olarak Bulutum Akademi’den kolayca ulaşabiliyor.

Vizio aykırı davranışları nedeniyle 2.2 milyon dolar ödeyecek

0

Önemli televizyon üreticileri arasında yer alan Vizio, yüksek bir ceza ile karşı karşıya kaldı. Özelikle geçtiğimiz dönemlerde ortaya çıkarılan yeni bir durum, kısa süre içerisinde Vizio’nun hedef haline gelmesine neden oldu. Federal Ticaret Komisyonu tarafından açılan davanın geçtiğimiz günlerde son duruşması yapılırken, duruşmada firmanın haksız uygulamaları nedeniyle ceza almasına karar verildi. Ceza tutarı ise 2.2 milyon dolar olarak belirlendi.

Ceza verilmesinin nedeni ise akıllı televizyonlardaki bilgilerin gizlice toplanması ve satılması. Bu konuda kullanıcılardan herhangi bir izin almayan ve gizli bir şekilde bu işlemleri yapan Vizio, bu nedenle ceza ödemek zorunda kaldı. Üstelik mahkeme tarafından verilen kararlarda bundan sonraki süreç içerisinde de hiçbir şekilde bilgi toplanması ve satılması söz konusu olmayacak.  

11 Milyon Cihazdan Bilgi Toplanmış

Akıllı televizyonları ile yüksek satış rakamlarına ulaşmayı başaran Vizio, yıllardan beri sürdürdüğü bu çalışmalar ile birlikte önemli bir bilgi havuzu oluşturmuş. Televizyon kullanıcılarının cinsiyetinden medeni haline kadar her türlü detayı toplayarak geniş bir rapor hazırlayan Vizio’nun bu verileri ne için kullandığı ve kime sattığı tam bilinmiyor. Mahkemede yapılan çalışmalar ile ilgili bazı detaylar dile getirilirken, bilgi toplandığı belirtilen cihaz sayısının 11 milyon olduğu ifade edildi.

Türkiye’den yeni bir girişim GES: gazete, ekmek, süt

0

Türkiye’de yeni girişimlere çok az rastlanıldığı gibi yeni duyurulan gelişmeler de oldukça önemseniyor. Son dönemlerin en çok konuşulan girişimlerinden birisi de gazete, ekmek, süt. Kurulduğu ilk günden itibaren önemli bir misyonu belirleyen girişimde, 07.30 itibari ile sistemden yararlanan kişilere gazete, ekmek ve süt teslim ediliyor. Farklı ekmek çeşitlerinin ve gazetelerin bulunduğu sistemde, internet sitesi üzerinden gerekli desteği sağlamak mümkün. Bu açıdan şu anda aktif bir şekilde kullanılan sistemi kullanmak isteyenlerin, site üzerinden işlemlerini yapabilmesi mümkün.

Ankara Ve İstanbul’da Başladı

Gazete, ekmek, süt şu anda sadece Ankara ve İstanbul’da aktif halde. Bu nedenle sistemden yararlanmak isteyenler için il sınırlaması olduğu göz önünde bulundurulmalı. İllerde de başlangıç aşamasında belirli bölgelere hizmet veriliyor. Kısa süre içerisinde dağıtım ağının genişletileceği gazete, ekmek, süt site üzerinden ön talep toplayarak farklı alanlarda da hizmet verebileceğini açıklıyor.

Rakamlarla Gazete, Ekmek, Süt

Yapılan son açıklamalara göre sistemden yararlanan abone sayısı 200.  Kısaca GES olarak adlandırılan girişim, tüm dağıtım işlemini kendi imkanları ile yaptığı gibi şu anda farklı bölgelere açılması ile birlikte personel sayısını da arttıracak. Kurucu ortaklardan Sonay Berktaş sistemin işleyişi hakkında bilgiler verirken, özellikle hizmet bedeli alınmamasının sebebini belirtti. GES sistemine yararlanmak isteyenlerin süt, gazete ve ekmek için piyasa fiyatlarını ödemesi yeterli. Bu açıdan ek bir ücret ya da teslimat ücretinin ödenmesi gerekmiyor. Yaklaşık 1 yıldan beri yatırımlar ve anlaşmalar sağlayarak belirli bölgelerde hizmet vermeyi başaran GES’in daha fazla alana ulaşması, herkesin 07.30 itibari ile kapısında gazete, süt ve ekmeğini hazır bir şekilde bulmasını sağlayacak.

Chan Zuckerberg konut krizi için 3.6 milyon dolar bağışladı

0

San Francisco çevresindeki girişimler ve konut sahiplerinin tutumları ciddi bir konut krizinin yaşanmasına yol açarken Chan Zuckerberg tarafından yapılan açıklamalarda 3.6 milyon dolarlık bağışın yapıldığı belirtildi. Ailelerin alanlardan tahliye edilmesi için yasal boşlukların kullanıldığı bölgede fiyatlar giderek artarken bölgeye daha zengin kiracılar gelerek mülk sahiplerinin da yüksek gelir elde etmesi sağlanıyor. Ancak Chan Zuckerberg kuruluşu tarafından yapılan yeni bağış, bu duruma karşı savaşan kişilere önemli bir destek sunacak.

Chan Zuckerberg Initiative Devrede

Facebook CEO’sunun eşi tarafından kurulan ve yüksek değerleri ile dikkat çeken Chan Zuckerberg Initiative, konut krizinin hafifletilmesi yönünde 3.6 milyon dolar bağışta bulundu. Fonun çoğunluğu olan 3.1 milyon dolar, Facebook’un yakınlarındaki San Francisco banliyölerinde konut sıkıntısı nedeniyle yaşanan sıkıntıları gidermek için Topluluk Hukuk Hizmetleri’ne verilecek. Paranın asıl amacı ise örgüt üzerinden ev sahiplerine karşı savunma hakkını kullanmak isteyen kişilere destek sağlamak.

Ev sahipleriyle yaşanan anlaşmazlıklar sırasında mahkemede hakkını aramak isteyen bireylere ve ailelere yasal yardım sağlayacak örgüt, böylece konut artışlarının önlenmesini ve kişilerin yasal boşluklardan faydalanarak evlerinden atılmalarını önleyecek. Yapılan bağış ile birlikte 3 yıllık süre içerisinde 2 bin 500 kişiye yardım edilmesi bekleniyor. Bağışın geri kalan bölümü 500 bin dolar Terner Merkezi’ne verilecek. Burada ise konut sektörüne yönelik yardım yapılacak.

IOT cihazları, bu yıl dünyanın nüfusunu aşacak

Gartner, nesnelerin interneti için yaptığı tahminlerde güncellemeye gitti. Yeni paylaşılan rapora göre 2020 yılına kadar dünyada 20.4 milyar IoT cihazının kullanıma sunulması bekleniyor.

Televizyonlar, buzdolabı ve güvenlik kameraları gibi çok geniş bir alanda yer alan IoT, bu yıl yüzde 31 oranında artış yaşayacak. Bu artış ile birlikte 8.4 milyar cihaza ulaşılması beklenirken, bu beklentilerin gerçekleşmesi halinde IoT dünya toplam nüfusunun yaklaşık bir milyarda fazlasına ulaşması söz konusu olacak. 2016 yılında 6.38 milyar cihaza ulaşılırken, dünyanın nüfusu geçilememişti. Fakat 2017 yılı sonunda bu barajın aşılmasın kesin gözüyle bakılıyor.

Harcamalar Artacak

Raporda, IoT alanı için yapılan artışlara da değinen Gartner, rakamların da artacağını öngörüyor. Verilere göre IoT cihazları ve hizmetleri için yapılan harcamalar 2017’de 2 trilyon dolara kadar çıkabilecek. 2020’de harcamalar 2.9 trilyon dolara ulaşacak.

Üstelik kullanım alanları giderek genişleyen nesnelerin internetinde, ileri teknolojiye sahip ülkelerde oranlar ve rakamlar çok daha yüksek. Sadece Çin, Kuzey Amerika ve Batı Avrupa ülkelerinin kapsam alındığı bir araştırmada tüm cihazların yüzde 67’sinin IoT’a ait olduğu ortaya çıkarıldı.

Nesnelerin internetinde gelecek yıllar için öngörülen artışlar (Milyon üzerinden)

VMware 2016 finansal rakamlarını açıkladı

0

Bulut altyapısı ve ticari mobilite alanında dünyanın önde gelen şirketlerinden VMware, Inc. (NYSE: VMW), 2016 yılının tamamı ve dördüncü çeyreği ile ilgili finansal rakamlarını açıkladı.

Çeyrek dönem özeti

-Dördüncü çeyrek geliri, 2015 yılının dördüncü çeyreğine kıyasla %9 artarak 2,03 milyar dolara yükseldi.

-Dördüncü çeyrek lisans geliri, 2015 yılının dördüncü çeyreğine kıyasla %8 artarak 887 milyon dolara yükseldi.

-2015 yılının dördüncü çeyreğinde 373 milyon dolar, seyreltilmiş hisse başına 0,88 dolar olan GAAP net gelir, %18 artışla 2016 yılının dördüncü çeyreğinde 441 milyon dolara, seyreltilmiş hisse başına 1,04 dolara yükseldi. 2015 yılının dördüncü çeyreğinde 534 milyon dolar, seyreltilmiş hisse başına 1,26 dolar olan GAAP-dışı net gelir, %13 artışla 2016 yılının dördüncü çeyreğinde 597 milyon dolara, seyreltilmiş hisse başına 1,43 dolara yükseldi.

-Dördüncü çeyrek GAAP faaliyet gelirleri 2015 yılının dördüncü çeyreğine kıyasla %21 artarak 543 milyon dolara yükseldi. Dördüncü çeyrek GAAP-dışı faaliyet gelirleri 2015 yılının dördüncü çeyreğine kıyasla %14 artarak 747 milyon dolara yükseldi.

-Dördüncü çeyrekte işletme nakit akışları 463 milyon dolar oldu. Aynı dönem için serbest nakit akışları ise 419 milyon dolar oldu.

-Toplam kazanılmamış gelirler içerisinde toplam gelir artı ardışık değişim yıllık bazda %13 arttı.

-Kazanılmamış lisans geliri içerisinde lisans geliri artı ardışık değişim yıllık bazda %14 arttı.

Yıllık özet

-2016 geliri 2015 yılına kıyasla GAAP bazda %8, GAAP-dışı bazda ise %7 artışla 7,09 milyar dolara yükseldi.

-2016 lisans geliri, 2015 yılına kıyasla %3 artarak 2,79 milyar dolara yükseldi.

-2015 yılında 997 milyon dolar, seyreltilmiş hisse başına 2,34 dolar olan GAAP net gelir, 2016 yılında seyreltilmiş hisse başına %19 artışla 1,19 milyar dolara, seyreltilmiş hisse başına 2,78 dolara yükseldi. 2015 yılında 1,73 milyar dolar, seyreltilmiş hisse başına 4,06 dolar olan GAAP-dışı net gelir, 2016 yılında seyreltilmiş hisse başına %8 artışla 1,86 milyar dolara, seyreltilmiş hisse başına 4,39 dolara yükseldi.

-2016 yılı GAAP faaliyet geliri, 2015 yılına kıyasla %20 artarak 1,44 milyar dolara yükseldi. 2016 yılı GAAP-dışı faaliyet geliri, 2015 yılına kıyasla %9 artarak 2,29 milyar dolara yükseldi.

-2016 yılı işletme nakit akışı 2,38 milyon dolar, serbest nakit akışı ise 2,23 milyar dolar oldu.

-31 Ekim 2016 itibarıyla nakit, nakit benzeri ve kısa vadeli yatırımlar 7,99 milyar dolar, kazanılmamış gelirler 5,62 milyar dolar oldu.
 
Şirket ayrıca açıklamasında, yönetim kurulunun 2 Şubat 2018’de sona eren 2018 mali yılı sonuna kadar 1,2 milyar dolara kadar A Sınıfı adi hisse senedinin geri alımı için onay verdiğini de belirtti. Hisseler, piyasa şartlarına göre belirli aralıklarla serbest piyasadan veya özel işlemlerle alınacak. Hisse geri alımı, şirketin 2016 yılının Aralık ayında duyurduğu ve halihazırda devam eden 500 milyon dolarlık hisse geri alımına ek olarak yapılacak.  
 
VMware CEO’su Pat Gelsinger ise yaptığı açıklamada, “4. çeyreği güçlü mali yapı ile kapattık. Bu dönem ayrıca VMware’in yıllar sonraki en dengeli çeyrek dönemlerinden biri. Güçlü ürün momentumumuzdan ve müşterilerimizin bulut stratejimize ilgisinden oldukça memnunuyuz. Müşterilerimize altyapı ile ilgili kararlarında özgürlük ve kontrol imkanı sunan, dünyanın en kapsamlı ve yetenekli hibrit bulut mimarisine sahip olduğumuza inanıyoruz.” dedi.
 

Cisco’ya göre mobil veri trafiği 2021’de 7 kat artacak

0

Cisco tarafından paylaşılan yeni bir raporda mobil veri trafiğini 2021 yılına kadar 2016’daki rakamlara göre 7 kat artması bekleniyor. Mobil video, 4G ve nesnelerin interneti ile sağlanan sürekli büyüme sayesinde küresel mobil veri trafiğinin büyüyeceğini öngören Cisco, üstelik 7 kat artış olacağını öne sürerek, önemli bir iddiada bulunuyor.

Cisco Görsel Ağ Oluşturma Endeksi (VNI) Global Mobil Veri Trafiği Tahminine (Cisco Visual Networking Index (VNI) Global Mobile Data Traffic Forecast) göre, küresel mobil veri trafiğinin, 2021 yılına kadar yılda 587 exabyte’ya (ayda 49 exabyte) ulaşması bekleniyor. Bu rakamlarının anlaşılması adına bir örnek vermek gerekirse rakamlar 13 trilyon Youtube klipine eşdeğer seviyede. 2021 yılındaki tahminler geriye dönük olarak 2011 ile karşılaştırıldığında ise artış 122 kat olacak.

Konuyla ilgili Cisco tarafından hazırlanan görsellerde, artışların yıllara göre tablodaki gibi olması bekleniyor.

Bölgelere Göre Artış Nasıl Olacak?

Ortadoğu ve Afrika’nın mobil veri trafiğinde 12 kat büyümesi beklenirken, Asya-Pasifik bölgesi 7 kat artacak. Latin Amerika, Batı Avrupa ve Orta ve Doğu Avrupa’nın ise mevcut Pazar hacmi geniş olduğundan dolayı 6 kat büyümesi bekleniyor.

Raporda dikkat çekilen diğer bir detay mobil video trafiğinin daha da artacağı. 2021 yılında tüm mobil trafiğin yüzde 78’i mobil video oluşturacak. Bu, 2016’dan 2021’e kadar geçen sürede 8.7 kat bir artış olacağını gösteriyor.

2016 ile 2021 arasındaki farklarda önemli noktalar ise şöyle;

  • Mobil kullanıcı sayısı: 2016’da 4,9 milyar – 2021’de 5,5 milyar,
  • Mobil bağlantılı cihaz sayısı: 2016’da 8 milyar – 2021’de yaklaşık 12 milyar,
  • Mobil hızı: 2016’da 6.8 Mbps – 2021’de 20.4 Mbps,

Cihaz türlerine göre 2016 ile 2021 yılları arasındaki cihazların aylık ortalama tüketimleri ise şöyle değişecek;

Raporda yer alan diğer önemli çıkarımlar ise şöyle;

  • VR kulaklıklar, 2021’e kadar 18 milyondan yaklaşık 100 milyona yükselecek.
  • 2021 yılına kadar küresel olarak 929 milyon giyilebilir cihaz olacak ve 2016’a göre yaklaşık üç kat artacak.
  • Gömülü hücresel bağlantılara sahip giyilebilir cihazların sayısı ise 2021 yılına kadar 11 milyondan 69 milyona ulaşacak.
  • Toplam mobil veri bağlantılarında 4G 2021 yılında yüzde 26’dan yüzde 79’una ulaşacak.
  • 2021 yılında 5G, toplam mobil veri trafiğinin yüzde 1,5’ini kapsayacak. 4G bağlantısına göre ise 4,7 kat daha fazla trafik üretecek.

TechInside 30. sayısını online olarak okuyabilirsiniz

0


Aylık olarak, teknoloji dünyasının nabzını tutan, teknoloji dünyasındaki profesyonellerin ilgiyle takip ettiği TechInside’ın Şubat 2017 sayısı yayınlandı.

Dergimizin 30. sayısında, dosya konusu olarak, tüm dünyanın yakından takip ettiği elektronik fuarı CES 2017’yi mercek altına aldık. Dünyanın teknolojik değişimi adına çok önemli ipuçları barındıran CES fuarları aynı zamanda iş dünyasının önümüzdeki dönemde nasıl değişeceğine dair bilgi verir. CES 2017 de farklı olmadı ve teknoloji dünyasının nereye gittiğini, iş dünyasının bu gelişimden nasıl etkileneceğini kolayca görme şansı yakaladık. Ayrıca CES 2017 sırasında düzenlenen Digital Money Forum da, dijital ödeme teknolojilerinin dünyadaki son durumu hakkında tartışmaların yaşandığı, showcase’lerin sergilendiği bir etkinlik oldu. Digital Money Forum için de ayrı bir ek hazırladığımızın altını çizmeliyiz.

Dergimiz ayrıca, 2017’de bizi bekleyen yeni teknolojilere dair önemli analizleri ve haberleri de içeriyor. Bu sayımızda, özel olarak dijital Güvenlik konusuna da özel bir bölüm ayırdık. 

Dergimiz, Ocak ayı boyunca teknoloji dünyasında yaşanan önemli haberlere ve gelişmelere dair yorum ve analizlerin de yer aldığı güçlü içeriği ile, web sayfamız üzerinden, PDF formatında ücretsiz olarak okunabilir.

TechInside’ın 30. sayısına bu link üzerinden ulaşabilir ve okuyabilirsiniz.

Digital Money Forum ekimize bu linkten ulaşabilirsiniz.

Amazon, 3 çalışanlı dev marketler mi açacak?

0

Amazon, robotların insanların işlerini çalacağı korkusunu büyütecek yeni bir yatırıma hazırlanıyor.

Amazon Go konseptiyle içinde hiçbir çalışan olmayan, kasası da bulunmayan, dileyen Amazon kullanıcısının içeri girip alışveriş yapıp kasa ödemesi yapmadna çıkabileceği mini marketler zinciri fikrini hayata geçiren Jeff Bezos, şimdi de 1000-4000 m2 büyüklüğünde dev toptancı marketleri açmaya hazırlanıyor. 

Market çalışanlarının yerine robotlar geliyor

Amazon’un hazırladığı yeni “çalışansız” market konseptinde bu kez siparişleri raflardan robotlar topluyor, paketliyor ve kargo şirketlerine teslim ediyorlar. Otonom sürüş teknolojisine sahip kago kamyonları hayata geçtiğinde Amazon’un kargo işlemini de kendi kamyonları ile ulaştırması bekleniyor.

4000 metrekarelik bu dev marketlerde çalışanların sayısı ise sadece 3 kişi olacak. Bu 3 çalışan da marketin ve robotların genel bakımını yapmak, temizlik ve güvenlik ihtiyaçlarını karşılamak için markette bulunacak. Bir diğer deyişle, normalde en az 50-60 kişinin çalışması gereken 4000 bin metre karelik marketler yakında tamamen robotlara teslim edilecek.

Amazon’un bu kadar az çalışanla market kurma planına rağmen 2017’de 100 bin kişiyi işe almaya hazırlık yaptığının da altını çizelim. Bu rakam, elektronik ticaret şirketinin ne kadar hızla büyüdüğüne dair çarpıcı bir örnek.

GoPro küllerinden yeniden doğabilecek mi?

0

2016’da sergilediği yanlış politikalar ve büyük umut bağladığı drone’nun sorunlu çıkması nedeniyle ağır darbe alan finansal krize giren aksiyon kamerası üreticisi GoPro, 2017’nin yaz sezonu için sıkı hazırlanıyor.

Ürünlerinin satışı yaz ayları yaklaşırken yükselen GoPro, 2017’nin yaz sezonu için, Hero 6 kameralarını hazırlıyor. Şirketin CEO’su Nick Woodman Hero 6’yı yaz sezonuna yetiştireceklerini duyurdu ancak yeni kameranın özellikleri hakkında bilgi vermedi.

Hero 6’nın özellikleri açıklanmadı

Öncülü Hero 5, hem profesyoneller hem de amatör video üreticileri arasında büyük beğeni toplamışken, Hero 6’nın daha da başarılı olması için, üstün yeteneklere sahip olması bekleniyor.

GoPro, 2016’daki 116 milyon dolarlık zararına rağmen, şirket fotoğraf ve video depolanması için açtığı bulut servisi ve yeni Hero 6 kameralarının satışından umutlu. Havadayken motoru duran ve aniden yere düşen Karma drone’larında yaptıkları gibi ağır bir hata yapmazlarsa, yeniden eski zafer dolu günlerine dönmeleri sürpriz olmayacak.

Airbnb beş yılda 100 bin kişiyi ağırlamak istiyor

0

Airbnb, geçtiğimiz hafta sonu Trump’un göç yasağına karşı sert bir duruş sergileyen teknoloji şirketinden biriydi. Tepki sonrasında somut bir adım atan Airbnb yeni bir bildiri daha yayınladı.

Duyuruda Amerika sınırlarının dışına çıkılarak, 100 bin kişiye ulaşmak ve hizmet vermenin hedeflendiği belirtildi. Konuyla ilgili sosyal medya sürecini de yürüten Airbnb #weaccept’i kullanılıyor. Yayınlanan blog yazısında da başlık olarak #weaccept’i tercih eden marka, önümüzdeki beş yıl içinde yerinden edilmiş 100 bin insan için kısa vadeli konut sağlayacak.

Yapılan bu açıklamalar, markanın geleceğe yönelik çok önemli bir sosyal sorumluluk projesi başlattığını da gösterirken, 100 bin kişinin hiçbir şekilde ayrımcılık hissetmeyeceği şekilde ağırlanacağı da özellikle vurgulandı.

Airbnb Sistemi Nasıl İşleyecek?

Blog yazısında 100 bin kişiye yönelik geliştirilecek proje detaylandırılmadı. Genel olarak yerinden edilmiş, afet gibi nedenlerden dolayı zor bir durumda olan kişilere yönelik bu projenin sunulacağı aktarıldı.

Projenin en önemli detayı ise ABD’de konuşulan göç yasağı. Dünya genelinde büyük tartışmalar yaratan gelişmeye yönelik önemli ve hızlı bir adım atan firma, bu hamlesiyle birlikte şimdiden sosyal medyada konuşulmaya başladı.  

Uber, uçan otomobiller için NASA mühendisini işe aldı

0

Uçan otomobil çalışmaları adına önemli projelere sahip olan Uber, Mark Moore gibi önemli bir ismi kadrosuna katmayı başardı.

Mark Moore 2010 yılında, NASA’nın Langley Araştırma Merkezi’nde çalışan uçak mühendislerinden birisi. Mühendisin en önemli projelerinden birisi elektrikli uçakların helikopter gibi havalanıp uçabilmesiydi. Bu alanda farklı sistemler üzerinde kafa yoran Mark Moore, özelikle bu projelerin gündeme geldiği dönemlerde oldukça popülerdi. Üstelik bu proje pek çok marka için ilham verici olarak görülürken, Google bile Silikon Vadisi’nde farklı firmaları finanse ederek bu alanda çalışma başlatmıştı.

Şimdi ise Google’ın rakiplerinden birisi olan Uber için Mark Moore son 30 yılını geçirdiği ABD Ulusal Havacılık ve Uzay İdaresi’nden ayrılıyor. Uber’de havacılık mühendisliği departmanında müdür olarak yeni bir göreve başlayacak Mark Moore, bu alanda iddialı ve heyecanlı.

Uber Elevate’yi Geliştirecek

Uber Elevate olarak bilinen uçan otomobil projesinde görev alacak Mark Moore, yeni görevinde deneyimleri ile birlikte Uber’e de güç katacak.

Uçan Arabalar Gerçek Olacak Mı?

Uber henüz uçan bir araba yapmıyor. Geçtiğimiz Ekim ayında yayınlanan raporlarda şirket, hava yolu ile yapılan yolculuklar için radikal bir vizyon geliştirdi. Bu doğrultuda da farklı projeler üzerinde çalışmalar başlatılıyor. Bu vizyondaki en dikkat çeken detay ise kuşkusuz uçan arabalar.