Facebook reklamları artık daha şeffaf

0
Facebook doğal reklam aracı, hem içerik üreticiler hem de yayıncılar için, doğal akış içerisindeki görsel ya da video gibi paylaşımlara reklam alınan “markalı içeriklerden” (branded content) daha istikrarlı bir iş modeli kurma imkanı tanıyor. Facebook buna örnek olarak Lady Gaga’nın Intel teknolojisini kullanarak Grammy ödüllerinde sahnelediği yenilikçi gösteriyi veriyor. Ünlü popçunun kendi sayfasında doğal bir gönderi olarak paylaşılan içerik aslında bir reklam (markalı içerik) ve Facebook’un yeni markalı içerik politikası bu tür içeriklerin takibini kolaylaştırıyor. Cuma günü yapılan güncelleme sonrası doğrulanmış Sayfalar artık markalı içerikleri paylaşabilecekler. Bu içerik metin de olabilir, bir fotoğraf da olabilir, 360 derece ya da canlı video da olabilir. Facebook’un bu güncelleme kapsamında yayınladığı araç ise reklamı veren markayı da etiketleyerek ilgili gönderiye dahil etmeyi mümkün kılıyor. Böylelikle reklamfacebook doğal reklam veren şirketin pazarlama analistleri yapılan paylaşımla ilgili erişim oranlarını ve diğer istatistikleri değerlendirebiliyor.

Facebook doğal reklam etik kodlarla geldi

Güncellenen markalı içerik politikasına göre, promosyonun ipinin ucunu kaçırmak yasak: Video öncesine standart reklam alımı ya da bir kanaat önderinin profil fotoğrafını değiştirerek reklam verenin ürününü öne çıkarması gibi durumlarda sıkıntı yaşanabilir. Buna karşın içeriğin kendisinde ürün yerleştirme veya sponsor logosu kullanılabiliyor. Doğal reklam yönteminin sıkça kullanılmaya başladığı internet dünyasında etik değerleri koruyan her yayıncı gibi Facebook’ta markalı içerik kapsamında reklam alan Sayfaların net bir biçimde ilgili paylaşımın ücret karşılığında yapıldığını bildirmesi gerekiyor. Facebook tarafı bu tür reklamlardan herhangi bir pay almıyor ve bu nedenle ödeme kısmının doğrudan yayıncı ile reklam veren arasında çözülmesi gerekiyor. Facebook’un bundan çıkarı ise daha fazla video içerik üretici ve yayıncıyı kendi platformuna çekerek, burada daha fazla paylaşım yapılmasını sağlamak ve Facebook’u hem son kullanıcılar hem de reklam verenler için (YouTube ya da diğer sosyal ağlara oranla) öncelikli yer haline getirmek.

Akıllı otomobil güvenliği nasıl sağlanacak?

0
Otomotiv şirketlerinin internete bağlı araçlar üretmeleri için mutlaka bir teknoloji geçmişlerinin olması gerekmiyor. Yüz yıllık markalar bile iyi bir yazılımı olmayan modellerin birkaç yıl içinde tükeneceğinin farkında. Ancak bu yazılımların güçlü ve güvenlikli olması da önem taşıyor. Yakın dönemde bir Chrysler cipin seyahat halindeyken dijital saldırıya uğraması ve federal yetkililerin konuyla ilgili yaptıkları uyarılar, “akıllı otomobillerin” tıpkı akıllı telefonların ilk dönemine benzer bir süreçten geçtiğini hatırlatıyor. Yıllar önce akıllı telefonlar için de hack saldırısı, malware ya da virüs gibi terimler çok uzak görünüyordu. Ancak teknoloji yaygınlaşıp, siber suçlular için cazip bir platform oluşturunca mobil cihazlar üzerindeki dijital tehditler PC’yi bile solladı! Araç içi siber güvenlik konusunda yapılan çalışmalar ve toplantılar yakın gelecekte meyvesini verecek. Bu konuda çalışmalarıyla öne çıkan oyunculardan ilki Karamba Security oldu. Araçtaki harici cihazlara Wi-Fi, Bluetooth ya da USB yuvalarıyla bağlantıyı sağlayan Elektronik Kontrol Üniteleri (ECU) için güvenlik sağlayan Karamba, yetkilendirilmemiş hiçbir kodun araç içinde çalışmasına izin vermiyor. Böylelikle bir hacker’ın uzaktan müdahaleyle otomobilinizi ele geçirmesi önleniyor. Benzer şekilde daha sonra kötü niyetle kullanılabilecek bir “dropper” kodun da ECU’ya yüklenmesi halinde üretici uyarılabiliyor.

Karamba Security otomotiv dünyasını ikna edebilecek mi?

İsrail merkezli bir startup olarak hayata geçen Karamba, aldığı 2,5 milyon dolarlık ilk yatırım ile otomotiv şirketlerini, hem üretim bandında hem de yollarda olan araçlarda kendi teknolojilerini kullanmaları için ikna etmeye çalışacak. Her ne kadar günümüzde antivirüs ve güvenlik duvarı gibi önlemler işletim sistemlerinde arka planda çalışır hale gelmiş olsa da, yeni yükselen akıllı araç teknolojisinde sürücüler her türlü güvenlik önleminin göz önünde ve kolay ulaşılabilir olmasını tercih edecektir.

WordPress CMS kullanıcıları Google’da bir adım önde!

3
WordPress bugün internetin dörtte birinden fazlasına hayat veriyor; bu nedenle onun daha güvenli bir internet hedeflemesi demek, internetin daha güvenli hale gelmesi demek oluyor. Bir süredir “.wordpress.com” uzantılı kişisel blog sayfalarını şifrelenmiş HTTPS’e taşıyan içerik yönetim sistemi (CMS), bundan böyle altyapı olarak kendisini kullanan tüm siteleri de HTTPS ile güvenli hale getireceğini duyurdu. Admin paneli için WordPress kurduğunuz, kendi alan adına sahip tüm yeni web sitelerindeki sayfalar bundan böyle daha güvenli bir veri trafiği sağlayan HTTPS ile oluşturulacak. WordPress ayrıca geçmişe dönük bir çalışma da başlattı. Bunun anlamı, internetin dörtte birini oluşturan WP tabanlı web sayfaları yakın gelecekte HTTPS’e geçecek. Üstelik standart HTTP üzerinden gelen tüm istemci talepleri otomatik olarak HTTPS ile güncellenmiş yeni sayfalara yönlendirilecek.

Google’ın çağrısı WordPress için itici güç oldu

İçerik yönetim sisteminin bu hamlesinde, Google’ın daha önce gerçekleştirdiği atılımın da payı büyük olsa gerek. Arama motoruyla “internetin giriş kapısı” sayılan Google, web siteleri için büyük önem taşıyan arama motoru sonuçlarında HTTPS ile güvenliği sağlanan sitelere öncelik tanıyacağını duyurmuştu. Let’s Encrypt (Hadi Şifreleyelim) adlı proje kapsamında kendi platformundaki web sitelerinin HTTPS güvenlik sertifikasını alma sürecini otomatiğe bağlamak için çalışan şirketin bu geçişi gerçekleştirmesiyle birlikte, Google’ın an itibarıyla HTTPS sertifikası olmadığı için güvensiz olarak kabul ettiği CNN ve eBay gibi WP altyapısında çalışan büyük portaller de mutlu sona kavuşacak.

İşte Amazon’un yeni patronları

0
Amazon’a tek CEO yetmedi, Jeff Bezos’un yanı sıra iki CEO pozisyonu daha oluşturdu. Online perakende işini ve bulut bilişim departmanını yöneten iki isim, Jeff Wilke ve Andy Jassy de artık birer Amazon CEO’su oldu. Şirketin resmi blog sayfasında yapılan duyuruya göre Jeff Wilke Worldwide Consumer CEO’su olurken, Andy Jassy ise TechInside sayfalarında da sıkça bahsettiğimiz Amazon Web Services (AWS) CEO’su olarak atandı. Her iki isim de daha önce kendi bölümlerinden sorumlu başkan vekilleri olarak tüm şirketin CEO’su olan Jeff Bezos’a bağlı çalışıyordu. Business Insider haberine göre Bezos’un konumu değişmedi.

Amazon artık üç temel sütun üzerinde çalışıyor

Teknoloji devinin e-ticaret işinden bu yıl elde ettiği 100 milyar doların yanında AWS’nin yıllık 10 milyar dolar cirosu sönük gibi görünebilir. Ancak iki pazar birbirinden çok farklı ve bulut işinde büyük potansiyel olduğunu, geleceğin bulutta olduğunu Jeff Bezos da biliyor. Öte yandan AWS halen en çok kullanılan bulut servisi olarak listeleniyor. Şirketin yönetim kurulu bu nedenle üç ana sütun üzerinde konumlandırdığı işlerini, Jeff Bezos başta olmak üzere ilk çalışanlar arasında yer alan Wilke ve Jassy’e emanet ediyor. Üç CEO ile yola devam etmenin kesinlikle bir yeniden yapılanma işareti olmadığının altını çizen blog yazısında, bu atamaların daha çok “ilgili çalışanların bir süredir üstlendikleri rolü kendilerine teslim etmek” olduğu belirtiliyor.

Jeff Bezos’tan sonra ne olacak?

Beş yıl önce “Steve Jobs giderse Apple ne olur?” sorusunu soruyorduk. Bugün aynı soru Jeff Bezos sonrası Amazon için gündeme geliyor. Başarılı lider, şirketin devamlılığı için bir “Bezos sonrası” planı yapmak zorunda. Daha önceki bir röportajında kendisinden sonraki şirket patronunu yetiştirme planı üzerinde çalıştıklarını belirten Jeff Bezos, yerini kimin alacağını açıklamamıştı. Ancak bu hafta açıklanan iki yeni CEO Amazon’u geleceğe taşıyacak bir sonraki “ekipler amiri” olarak uygun adaylar oluşturuyor.

5 yıl önce 10 yıl sonra #9 – Süper kahraman teknolojileri

0
TechInside.com’da Cuma akşamları saat 17.00’de gerçekleştirdiğimiz “5 gün önce 10 yıl sonra” adlı canlı yayınımızda, sektörün geçen haftadaki önemli olaylarını ve 10 yıl sonrayı konuşmaya devam ediyoruz. Bu hafta ise sektör gündeminin biraz dışına çıkarak bir başka merak edilen konuyu, süper kahraman teknolojilerini işliyoruz. Batman v Superman filmiyle bir kez daha konuşulan gündemler arasına giren süper kahramanların yetenekleri pek çok kişiyi kıskandırır nitelikte. Kurşun işlemeyen kıyafetler, gelişmiş robotik materyaller, yapay zeka, uçabilme ve çok daha fazlası pek çok kişinin kurulan hayaller listesine yer alıyor. Biz ise bu programda süper kahramanlarda gördüğümüz bu yeteneklerin gerçekte olup olmadığını, işin maliyetini ve bir süper kahramanı finanse eden şirketin yöneticisi olsaydınız ne kadarlık bir Ar-Ge bütçesine sahip olmanız gerektiği gibi konuları işleyeceğiz. İçeriğiyle benzersiz olacağını düşündüğümüz programımızda canlı yayın sırasında da sorularınızı iletebilirsiniz. Programımız YouTube üzerinden canlı olarak yayınlanıyor ve daha sonra kaydediliyor. Kaçıranlar diledikleri zaman tekrarını izleyebiliyor. Kanalımıza abone olarak TechInside’da yayınlanan tüm videolara erişebilirsiniz.
Saat 17:00‘de bu sayfa üzerinden ya da YouTube kanalımızdan canlı olarak izleyebilirsiniz.  

Ericsson Türkiye 126 yaşında

0
Lars Magnus Ericsson, 1876’da sadece 13 metrekarelik bir ofiste kurduğu şirketinin bugün geldiği noktayı görse ne derdi bilemiyoruz. Ancak neredeyse 1,5 asrı geride bırakan şirket bugün 180 ülkedeki 115 bin çalışanı ve 39 bin patentiyle global devlerden biri haline geldi. 7 Nisan 2016’da 140. kuruluş yılını kutlayan şirket, aynı zamanda Türkiye’deki 126. yaşını da kutluyor. Ülkemizdeki ilk işi 1890 yılında Dolmabahçe Sarayı’na telefon hattı döşemek olan şirket yıllar içinde iletişim anlamında pek çok projeyi başarıyla tamamladı. Türkiye’de cep telefonlarının hayatımıza girdiği 1990’lı yılların ardından ismini geniş kitlelere tanıtma fırsatı bulan şirketin Orta Doğu ve Afrika Bölgesi Başkanı Rafiah İbrahim, 140. yıldönümü sebebiyle yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Bölgemizde, her şeyin birbirine bağlı olacağı ‘Networked Society (Bağlantılı Toplum)’ye doğru hızlı adımlarla ilerliyoruz. Bölgede pek çok ülkede önemli adımların atıldığını görüyoruz, yine de hala atılacak çok adım bulunuyor. Bu yatırımlar giderek daha fazla kurumun teknolojiden faydalanmasını, dönüşüm sayesinde gelir tabloları güçlenirken kendi alanlarında değişimi yönetmelerini sağlayacak. Bölgede belli bir altyapı olgunluğuna ulaşarak entegre ve dijital bir Bağlantılı Toplum kültürünün avantajlarını sağlamayı hedefliyoruz”. Cep telefonu, Bluetooth teknolojisi, 4G, nesnelerin interneti ve 5G gibi pek çok yeniliğin hayatımıza girmesinde ya da girecek olmasında önemli bir rolü bulunan şirket Crea World gibi platformlarla teknoloji alanındaki girişimcilerin kendilerini göstermesinde de etkin rol oynamıştı. TechInside olarak Ericsson’un yeni yaşını kutluyoruz.

Office 365 Türkiye’de 8 milyon kişiye ulaştı

1
Şirketlerin iş yaşamındaki en büyük yardımcılarından Office uygulamaları bir süredir Office 365 olarak bir bulut hizmeti olarak da kullanılabiliyor. Türkiye’deki 3,5 yılında 8 milyon kullanıcıya ulaşan Office 365 için “Şirketlere sunduğumuz buluttaki üretkenlik hizmeti” yorumunu yapan Microsoft Türkiye Office Pazarlama Grup Müdürü Çiğdem Kayalı ile Office 365’in yeteneklerini ve 2016 yılındaki yeniliklerini konuştuk.

WhatsApp şifreledi, e-posta neyi bekliyor?

0
Uçtan uca şifreleme bulunmayan bir iletişim sistemi, kapalı bir zarfla gönderilmemiş mektuba benziyor. Beyaz bir sayfaya yazdığınız mektubu postacıya verdiğinizde sadece onu taşıyan değil, yolda denk gelen ve merak eden herkes okuma şansına erişecektir. Dijital dünyada bunun karşılığı Aradaki Adam Saldırısı (Man in the Middle). İstenmeyen kişilerce mesajların okunmaması için, içeriğin uçtan uca şifrelenmesi şart. Yakın zamanda anlık mesaj servisi WhatsApp tarafından kullanılmasıyla yeniden gündeme gelen uçtan uca şifreleme, mesajı göndericiden çıktığı andan itibaren şifreliyor ve alıcıya varınca çözüyor. Araya giren kötü niyetli kişiler bu mesaja herhangi bir aşamada erişse bile tek elde ettikleri anlamsız rakam ve harflerden ibaret oluyor. Uçtan uca şifrelemeyi kullanan ProtonMail gibi güvenilir e-posta servislerini size daha önce tanıtmıştık. Ancak Kaspersky Lab Baş Güvenlik Uzmanı Aleks Gostev, Gmail ve Outlook gibi en yaygın servislerde uçtan uca şifreleme tümüyle kullanılmadıkça bu “yan alternatiflerin” gerçekçi bir çözüm üretmeyeceğine dikkat çekiyor. https://www.techinside.com/guvenli-mail-uygulamasi-protonmail/

Kaspersky Lab’den uçtan uca şifreleme açılımı:

Hiç de sürpriz olmayan bir şekilde e-posta, siber saldırılar için öncelikli vektörlerden biridir. Kötü niyetli aktörlerin kullanıcının/şirketin ağına, bilgilerine ve hata parasına erişim sağlamasına olanak tanıyor. E-postaların içeriği saldırganlar için bir hedef teşkil ediyor. Kaspersky Lab’da biz, e-posta veritabanlarını hedefleyen saldırılarla sık sık karşılaşıyoruz. E-postalara erişim sağlama amacıyla şirketlere saldıran, Çince konuşan aktörleri her geçen gün daha sık görüyoruz. En yeni ve kesinlikle en büyük veri sızdırma örneklerinden biri olan “Panama Belgelerinin” de geçen yıl gerçekleşen bir e-posta sunucusu ihlalinin ardından ortaya çıktığı düşünülmekte. Saldırganlar için düz metinlerdeki mesajlara el atmak korkutucu şekilde kolay. Uçtan uca şifreleme, kötü niyetli aktörün kullanıcı ve sunucu arasındaki e-postayı yakaladığı Man in The Middle olarak bilinen saldırıları engelleyecektir. Ancak nedense bu seviyede bir koruma nadiren sağlanıyor. E-postayı varsayılan olarak veya kullanıma hazır olarak şifrelemek zor. Deneyimli bir kullanıcının kullanabileceği araçlar ve eklentiler bulunuyor olsa da şifreli postayı düzgün bir şekilde kurmak ve kullanmak için belirli bir seviyede bilgisayar bilgisine sahip olmanız gerekiyor. İnternet kullanıcılarının çoğu bu becerilere sahip değil. Piyasada her ne kadar ProtonMail gibi ücretsiz şifreli e-posta hizmetleri bulunuyor olsa da bir milyar kullanıcıya sahip olmadıkça bu hizmetler, güvenliksiz e-posta sorununa global bir çözüm olamaz. E-posta şifrelemeye en fazla ihtiyaç duyulan haberleşme yöntemidir. Ne kadar kısa sürede, o kadar iyi. Çözümün, Microsoft Outlook Exchange’de olduğu gibi en yukarıdaki e-posta yazılımı geliştiricilerinden gelmesi gerekmektedir. WhatsApp doğru olanı yapmıştır: bir milyar kullanıcı için her şeyi tek seferde şifreleyerek. E-posta, haydi şimdi sıra sende.

Yaratıcı endüstriler ve girişimcilik ekosistemi CreateUp’da buluşuyor!

0
Endeavor Etkin Girişimci Destekleme Derneği’nin Girişimcilik Vakfı ortaklığında yürüttüğü ve İstanbul Kalkınma Ajansı (İSTKA)’nın desteklediği “CreateUp” projesinin Açılış Etkinliği 5 Nisan’da gerçekleşti. Avantgarde Collection’ın ev sahipliğinde gerçekleşen etkinliğe yaratıcı sektörler ile girişimcilik ekosistemlerini temsilen özel sektör temsilcileri, sivil toplum kuruluşlarından katılımcılar, girişimciler, yatırımcılar ve akademisyenler dâhil olmak üzere yaklaşık 80 kişi katıldı. Küresel ölçekte rekabet edebilecek yaratıcı girişimcilerin sektöre kazandırılmasının hedeflendiği “CreateUp” projesinin açılışında, yaratıcı işleri ticari faaliyete dönüştürürken yaşanan teknik ve duygusal zorluklar, bu zorlukların aşılması için yapılması gerekenler, Türkiye’nin bu alanlardaki rekabet gücü, teşvikler gibi konular konuşuldu. Etkinlikte proje kapsamında yürütülecek “Yaratıcı Girişimci Odaklı Atölyeler” tanıtıldı. CreateUp projesi ile İstanbul’un yaratıcı sektörlerdeki girişimcilik ruhu ve becerisini arttırmak, yaratıcı sektörler ve girişimcilik ekosistemleri arasındaki diyaloğu arttırmak, dayanışma fırsatlarını tespit edip takibini sağlamak ve küresel ölçekte rekabet edebilecek yaratıcı girişimci kazandırmak amaçlanıyor. Proje kapsamında Nisan ve Mayıs aylarında yürütülecek toplam dört adet  “Yaratıcı Girişimci Odaklı Atölyeler” ile ürün ve iş fikri oluşturulmasından iş modeli kanvasına, sunum tekniklerinden liderlik becerilerine ve networking tekniklerine kadar birçok konu katılımcılara sunuluyor. Reklamcılık, sinema, müzik, video oyunları, yayıncılık, mimarlık, tasarım, sanat, el sanatları ve gösteri sanatları gibi yaratıcı endüstrilerde faaliyet gösteren girişimcilerin yanı sıra sektörüyle ilgili değişim yaratacağına inandığı bir fikri olan girişimci adayları CreateUp’a başvuru yapabiliyor.

Başvuru Kriterleri

İstanbul’da ikamet eden, üniversite öğrencileri veya mezunları; Ticarileştirmeye ve markalaşmaya uygun, Ölçeklenebilir büyümeye açık, Sürdürülebilir, Yeni-istihdam yaratmaya elverişli yaratıcı ürün, hizmet, fikri olan veya geliştirmek isteyen girişimci veya girişimci adayları 11 Nisan’a kadar başvuru yapabiliyor.

Sahte CEO’lara 2,3 milyar dolar gönderdiler

0
Patronunuzdan “acil paraya sıkıştım, üzerinde ne varsa yolla” şeklinde bir e-posta alsanız ne yapardınız? Her şeyden önce böyle bir mesajı ciddiye alır mıydınız? FBI tarafından yayınlanan son verilere göre ABD’de sadece son iki yılda 17 binin üzerinde kişi bu senaryoyu yaşadı ve sahte CEO masalını yutup olumlu dönüş yaptı. Profesyonel e-postalar üzerinden yapılan kimlik sahtekarlıkları sonucu dolandırıcılara kaptırılan para ise iki yılda toplam 2,3 milyar doları aştı. Üstelik sadece kendi memleketlerinde değil, ABD vatandaşları 79 ülkede daha benzer şekilde dolandırıldı. Ocak 2015’ten bu yana mağdurlardan gelen şikayetlerin yüzde 270 artması ise bu yöntemin daha da yaygınlaşacağını gösteriyor.

Sahte CEO en az 25 bin istiyor

Yakın dönemde Snapchat çalışanlarından birinin de başına gelmesiyle gündeme oturan “sahte patronlar”, genelde büyük bir şirketin CEO’sunun ismine çok benzeyen bir e-posta hesabı alıyor ve gözüne kestirdiği bir şirket çalışanına profesyonel bir şablon içerisinde “acil nakit ihtiyacı olduğunu” öne sürerek kendisine havaleyle para gönderilmesini talep ediyor. Sahte CEO borç ister de personel elini cebine atmaz mı? FBI raporuna göre Arizona eyaletinde bu tür dolandırıcılıklarda tek seferde 25 bin ila 75 bin dolar arası para sahte patronlara kaptırılıyor. Sahtekarların şirket mailini taklit etmek için büyük uğraşlar gösterdiğini ya da sosyal mühendislik kullanarak CEO taklidi yaptıklarını belirten federal yetkililer, bu yüzden özellikle çok fazla yurtdışı tedarikçisi bulunan ya da çok sık havale yapan şirketlerin hedef alındığını açıkladı. FBI ayrıca bu tür kimlik sahtekârlıklarında mağduriyet yaşanmaması için bazı temel ipuçları vermekten de geri kalmadı: – Sadece e-posta ile gelen acil havale taleplerine karşı dikkatli olun – İş ortağınızın talebini mutlaka kendisine telefon açarak teyit edin – Taklit edilmiş e-posta adreslerine karşı tetikte olun – Çok adımlı doğrulama gibi güvenlik önlemleri kullanın

Yahoo satışa çıktı, talipler belli oldu

1
Hissedarların yoğun baskısına şirketin CEO’su Marissa Mayer de karşı koyamadı ve bir zamanların en büyük arama motoru Yahoo, temel operasyonlarını satışa çıkardığını duyurdu. İlk tur teklifler için 11 Nisan son tarih olarak belirlenirken, iletişim dünyası devlerinden ABD merkezli Verizon ilk teklifi yapanlar arasında yer aldı. Verizon’un karşısındaki en büyük rakip henüz teklif oluşturma aşamasındaki Google olacak. Bloomberg haberine göre isimleri potansiyel alıcılar arasında görülen AT&T ve Comcast satışa olan ilgilerini kaybetti ve 2008 yılında eski rakibini komple ele geçirme çabası boşa çıkan Microsoft bu sefer teklif yapmayacağını söyledi.

Time Inc. ve özel sermaye fonları da Yahoo’nun peşinde

Teklif yarıştırması beklenen bir diğer talip ise Time Inc. olarak görülüyor. Tıpkı Google gibi Time Inc. de şu anda teklif taslağını gözden geçirmekle meşgul. Ayrıca özel sermaye şirketleri Bain ve TPG ya bizzat ihaleye girecekler ya da alıcılardan birine stratejik destek sağlayacaklar. Verizon eğer ihaleyi kazanırsa mevcut CEO’yu kapı dışarı ederek, AOL CEO’su Tim Armstrong’u yeni Yahoo patronu olarak atayacak. Verizon Kıdemli Başkan Vekili Marni Walden ise kurulacak müşterek yapılanmada yönetime destek olacak. Pazar değeri 213 milyar doları aşan şirket ayrıca Yahoo’nun Japonya operasyonlarıyla da ilgileniyor. Resmi tekliflerin ortaya konması için sadece 3 gün kaldı. 11 Nisan Pazartesi günü Yahoo internet işiyle ilgilenen taliplerden son teklifleri alacak ve ilk tur kapanmış olacak. O güne kadar yeni alıcılar da çıkabilir, Microsoft veya AT&T bir sürpriz yaparak teklifte de bulunabilir. Hisseleri Perşembe günü akşamı itibarıyla bir puan daha düşerek New York borsasında 36,32 dolardan işlem gören Yahoo bakalım kimin elinde kalacak.

Yeni HP logosu nereden geliyor?

0
İkiye bölünerek bilgisayar işini ayrı bir şirket üzerinde organize eden bir markanın çıkardığı ilk bilgisayarın her detayı önem taşır; ultra ince HP Spectre 13 dizüstü bilgisayar modelinin üzerindeki yeni HP logosu olan dört dikey çizgi de bu nedenle bir logodan fazlasını barındırıyor. Spectre x360 adlı 2015 modelinde Hewlett-Packard yazarken, bu modelde minimalist bir logoyla markanın temsil edilmesinin bir sebebi var. Daha agresif bir marka kimliğiyle öne çıkmak ve küçülme raporlarıyla tüm teknoloji devlerine endişe veren bilgisayar pazarında eski günlerine kavuşmak isteyen HP bu yeni ve fütüristik tasarımı sadece üst sınıf dizüstü bilgisayarlarında kullanacağını açıkladı. İtalik yazımla “hp” harflerini simgeleyen dikey çizgilerin aslında beş yıl önceki bir marka yenileme çalışmasının ürünü.

Yeni HP logosu aslında 2011’de tasarlandı

HP’nin marka kimliğini yenilemek adına yeni bir logo tasarlamak için tuttuğu Moving Brands tarafından hazırlanan çizgiler, o dönemde fazla agresif bulunduğu için kabul görmedi ve rafa kaldırıldı. Ancak yıl 2016 oldu ve HP’nin bilgisayar pazarında tutunmak için agresif davranmaya ihtiyacı var. Hewlett-Packard değişen pazar koşullarına ayak uydurabilmek ve daha çevik davranmak için Kasım 2015’te iki ayrı şirkete bölünmüştü. HP Enterprise (HPE) kurumsal çözümleri ve servis işlerini üstlenirken, HP Inc. ise teknoloji mağazalarında raflarda görmeye alışık olduğumuz bilgisayar ve yazıcı gibi son kullanıcıya yönelik donanım ürünlerine odaklanıyor.

14 milyon doları personele dağıtıyor

0
Veri merkezi alanında en hızlı yükselen startup’lardan biri olan Nutanix’in kurucu ortağı ve mevcut CEO’su Dheeraj Pandey, personelin halka arz öncesi motivasyonunu sağlamak amacıyla toplam değeri 14 milyon dolara ulaşan kişisel hissesini çalışanlarına prim olarak dağıtıyor. Business Insider haberine göre 2016 yılının başından bu yana devam eden halka arz kısırlığını da çözmesi beklenen Nutanix’in halka arzı, hafta başında yapılan SEC güncellemesiyle hız kazanacak. Yatırımcıların taze teknoloji şirketlerine karşı ilgisinin azalması ve “teknoloji balonu” söylentilerinin artması nedeniyle halka arz süreci sekteye uğramıştı. Şimdi ise Nutanix sadece borsaya açılmakla kalmıyor, personelini de oldukça mutlu edecek bir hamleye imza atıyor.

Nutanix performansa dayalı prim dağıtacak

Yüzde 9’luk hissesiyle şirketin en büyük bireysel hissedarı olan kurucu ortak ve CEO Dheeraj Pandey, toplam 1,9 milyon hissesinin 1,3 milyonluk kısmını çalışanları arasında dağıtacak. Bu kısıtlanmış hisse birimleri (RSU) önümüzdeki dört yıl içinde performansa dayalı olarak personele prim şeklinde sunulacak. Toplam 1,9 milyon hissenin 21,53 milyon dolar değerinde olduğunu açıklayan Nutanix, bu hesapla personele önümüzdeki dört yıl boyunca 14,7 milyon dolarlık hisse dağıtacak. Üstelik halka arz sonrası şirketin değeri artarsa, çalışanların alacağı prim de aynı oranda artış gösterecek.

nutanix ceo dheeraj pandey“Ona hırsız diyoruz, çünkü bizim kalbimizi çaldı” – Nutanix çalışanları

Dheeraj Pandey geçtiğimiz yıla ait yaklaşık 200 bin dolarlık performans primini ve geçmişe dönük maaş artışını da geri çevirdi. Şirketin yönetim kurulu başkanı olarak da görev aldıktan sonra yıllık maaşına 232.500 dolarlık zam alan Pandey, bu ücretin geriye yönelik olarak Nisan 2014’ten bu yana işlenmesini sağlayan bir teklif almıştı. Mevcut yapıda şirketin 11,3 milyon hissesine sahip olan Pandey’in parayla çok derdi yok. Şirket halka arz sonrası geçtiğimiz yıl özel yatırımcılardan aldığı hisse başı 13,49 dolar değerden bile işlem görse, Pandey’in hisseleri 153 milyon doların üzerinde değere sahip oluyor. Elbette bu servet, Pandey’in yaptığı şık hareketi gölgelemiyor.

Kredi kartlarının yüzde 60’ı e-ticaretle tanışmadı

0
Türkiye’nin e-ticaret ve perakende sektörünü masaya yatıran Positive a Digital Approach, Türkiye’deki 55 milyon kredi kartından 33 milyonunun henüz bir kez bile internetten alışverişte kullanılmadığını açıkladı. Şirketin analizine göre, e-ticaret 2015 yılında toplam 25 milyar TL’lik hacme ulaşırken, e-perakende genel perakende pazarından sadece yüzde 1,3 pay aldı. Dünyada e-perakendenin ortalaması yüzde 7, İngiltere’de ise yüzde 11. Positive Kurucu Ortağı Caner Istı, Türkiye’deki e-perakendenin genel perakende pazarına oranının çok düşük olduğunu belirterek, “Bu alanda yatırım yapacak olan markalar için çok büyük bir fırsat var. Verilere göre 2016 yılının 31 milyar TL civarında bir e-ticaret hacmi ile kapatacağımız bekleniyor. Bununla birlikte e-perakendenin genel perakende içindeki payının yüzde 1,3’ten yüzde 2’ye çıkmasını bekliyoruz.” dedi. Perakendecilerin 3’te 1’i, süpermarketlerin 4’te 3’ü e-ticarete henüz geçmedi Positive a Digital Approach’un analizine göre, Türkiye’deki en büyük 10 perakende şirketi, tüm perakende sektörünün cirosunun yüzde 57’sini oluşturuyor. Bu da yaklaşık 47,5 milyar TL ediyor. 47,5 milyar TL ciro yapan bu 10 markadan 5’inin bir e-ticaret sitesi henüz bulunmuyor. En büyük ilk 100 perakendeciye bakıldığında ise 35’inin e-ticaret sitesi olmadığı görülüyor. Perakende sektöründeki en yüksek ciro oranı süpermarket kategorisinde görülüyor. İlk 100 içerisinde 17 süpermarket markası, yaklaşık 42,6 milyar TL ciro yapıyorlar. Bu 17 markanın 13’ünün e-ticaret sitesi bulunmuyor. Bu konu ile ilgili olarak Istı; “Artık kullanıcılar örneğin taze gıda alımı konusunda da internetten alışverişe sıcak bakıyorlar. Sektörde uzun süredir internetten market ürünleri satışı sağlayan lider firmanın açıkladığı istatistiklere göre mağazada her 5 kullanıcıdan 1’i et ürünü almayı tercih ederken, internet alışverişi yapan her 5 kullanıcıdan 2’si et ürünü almayı tercih ediyor. Ayrıca aynı markanın sepet ortalamasının internet üzerinden yapılan alışverişlerde daha yüksek olduğu belirtildi. Bu da e-ticaretin potansiyelinin ciddi bir potansiyel barındırdığının en somut göstergesidir” diye ekledi. positive_analiz1 Kredi kartlarının yüzde 60’ı internette hiç kullanılmadı Analize göre, Türkiye’deki 55 milyon adet civarındaki kredi kartının 22 milyonu e-ticaret işlemlerinde de kullanılmış. Yani kredi kartlarının geriye kalan yüzde 60’ı hiç internette kullanılmamış olarak duruyor. Positive Kurucu Ortağı Caner Istı, “Bu veri bize Türkiye’de kredi kartı sahibi olup da, henüz internetten ilk alışveriş deneyimini yaşamamış büyük bir kitle olduğunu gösteriyor. Henüz hiç e-ticaret ile tanışmamış kart kullanıcıları internetten alışveriş yapar hale geldiğinde e-ticaret hacminde ciddi bir büyüme olacağını öngörüyorum. Önümüzdeki günlerde özellikle de hızla olgunlaşmakta olan e-perakende sektöründe ciddi büyüme oranları görülecek. Positive olarak markalara bu büyük fırsatı değerlendirebilmeleri için altyapımızı her geçen gün büyüyen sektörün ihtiyaçları doğrultusunda daha da geliştiriyoruz.” dedi.

Angry Birds filminin faturası ağır oldu

0
Yeni bir çağa ayak uyduramadıktan sonra o çağı sizin başlatmış olmanız bir şey değiştirmez; Angry Birds geliştiricisi Rovio Entertainment’ın son mali raporu da bunun kayda değer bir örneği oldu. Basit mobil oyun furyasını iPhone’a yıllar önce çıkardığı Angry Birds ile başlatan Rovio, son iki yılında gelir düşüşü raporlamıştı ve bu yıl grafiğin eksi kısmına geçiş yaptı. Rovio tarafından yayınlanan bilançoda 13 milyon euro zarar görülüyor ve bunun sebebi geçtiğimiz yıl gerçekleşen büyük ölçekli yeniden yapılanma ve 3 boyutlu çekilen Hollywood filmine yapılan yatırım olarak gösteriliyor. Mobil oyun geliştiricisi lisans gelirlerinde düşüş yaşıyor. Geçen yıl işgücünü üçte bir oranında azalttı ve Hollywood standartlarında çekilen Angry Birds 3D filmi büyük bir yatırım gerektirdi. Ancak bunların yanı sıra şirketin iş modeli olarak da bazı hataları bulunuyor.
 

Rovio yeniliğe uzak kaldı

Tüm sermayeyi Angry Birds serisine yaslayan Rovio, aynı başarıya yaklaşacak yeni bir oyunu piyasaya sürmeyi başaramadı. Dünya genelinde pek çok ülkede akıllı telefon pazarının doyuma yaklaşması sonucunda da asabi kuşların çeşitli maceralarını denemeyen neredeyse kalmadı ve buna bağlı olarak satışlar hissedilir şekilde düştü. Önceki yıl 158 milyon euro olan satışlar, 2015’te 142 milyon euroya kadar geriledi. Rovio’nun şimdilik en büyük umudu önümüzdeki ay vizyona girecek olan Angry Birds filmi. Bu film ile birlikte oyun satışlarının tekrar artmasını ve mağazalarda çıkan peluş oyuncaklara benzer yeni lisans anlaşmaları yapmayı umut eden şirketin CEO’su Kati Levoranta, yaptığı açıklamada “Bu yılın ilk çeyreği şimdiden kârlı geçiyor ve 2016’nın geri kalanına da olumlu bakıyoruz” ifadesini kullandı.

Nokia yine ekmekle oynuyor

0
Bilişim dünyasına yılın ilk bombasını Nokia düşürmüş ve iletişim altyapıları sağlayıcısı Alcatel-Lucent’ı tam 15,6 milyar dolar karşılığında satın almıştı. Bu satın almanın ateşi ise yüzlerce personelin ocağına düşecek gibi görünüyor. Şirketin yaptığı açıklamaya göre iki yıl içinde 900 milyon euroluk bir operasyonel gider düzenlemesi planlanıyor ve bu kapsamda dünyanın dört bir yanındaki ofislerinde işten çıkarmalar gerçekleştirecek. Adeta dişinden tırnağından artırmak için bir plan yaptığı anlaşılan Finli teknoloji şirketi, emlak varlıklarından servislerine, tedarik zincirinden üretime kadar çok çeşitli alanlarda da tasarrufa gidecek.

Nokia bütçeyi Nesnelerin İnterneti ve 5G’ye aktaracak

Finlandiya özelinde yayınlanan bir basın bildirisine göre Nokia’nın sadece kendi memleketinde 1.300’ün üzerinde personelle iki yıl içinde vedalaşması planlanıyor. Şirket bu tasarrufları “Zorlu pazar koşullarına uyum sağlamak için atılan adımlar” olarak görüyor. Şirketin CEO’su Rajeev Suri’nin açıklamasına göre tüm bu tasarruflarla oluşturulan kaynak ise yeni nesil iletişim teknolojileri olan 5G, bulut ve Nesnelerin İnterneti alanlarında değerlendirilecek.

Biyometrik güvenlik pazarı 30 milyar dolara çıkacak

0
2009 yılındaki seçmen veritabanının internette herkesin erişimine açık hale gelmesi, ister istemez kişisel verilerin güvenliği noktasında da akıllarda soru işareti oluşturdu. Bu tip verilerin güvenliğini sağlamada en işe yarar ve faydalı yöntem olarak kabul edilen biyometrik güvenlik sistemleri, başta mobil ödeme olmak üzere kişinin kendisi olduğunun ispatı noktasında yaygın olarak kullanılıyor. Bu yaygınlık, biyometrik güvenlik teknolojisi üreten ve geliştiren şirketler için de uzun yıllar geçerli olacak bir pazar anlamına geliyor. Bunu, rakamsal olarak ifade ettiğimizde ise bol sıfırlı büyüklükler söz konusu. İşte bu pazarın büyüklüğünü ölçen önemli araştırmalardan biri global araştırma şirketlerinden ABI Research’ten geldi. 2021 yılında, yani sadece 5 yıl sonra pazarın büyüklüğünü 30 milyar dolar olarak öngören ABI Research, bu tahmininde mobil cihaz faktörüne dikkat çekiyor. 2015 – 2021 arasında pazarın %118 büyümesini beklediğini açıklayan şirket, bu raporunda artıştaki itici güç olarak mobil parmak izi okuyucuları ve sensörleri belirtiyor. Bu sınıftaki ürünlerin 2 milyar adedi bulduğunu açıklayan ABI Research, pazarın global dağılımına dair bilgiler de paylaşıyor. Şirketin analistlerinden Dimitrios Pavlakis, 2021’de yüz tanıma yoluyla analizlerle de karşılaşacağımızı, bunda her üç kameradan birinin IP tabanlı olmasının etkili olacağını ifade ediyor. Pavlakis, dünyada hangi bölgelerin biyometrik güvenlik pazarında daha etkin olacağı konusunda ise Latin Amerika ile Ortadoğu ülkelerindeki yükselişe dikkat çekiyor. Diğer yandan biyometrik güvenlik sistemlerinin kendi içinde işbirliği yapmaya başlamasına da dikkat çekmek gerekiyor. Hibrid biyometrik güvenlik olarak tanımlanan bu sistemler, birden fazla güvenlik sisteminin birlikte kullanılmasını işaret ediyor. Örneğin cep telefonunuzdaki parmak izi okuyucu ile bir uygulamayı açar ya da onay verirken, çektiğiniz fotoğraf sizin yüz tanıma bilgilerinizle eşleştiriliyor. Bu sistem aynı zamanda tıpkı bir telefon görüşmesi yapar gibi telefonu kulağınıza götürdüğünüzde ise yine kişiye özel olan kulak yapınızla önceki kontrolleri eşleştiriyor. Biyometrik güvenliğin yaşamın ‘onayınızı gerektiren’ hemen her alanına girmeye başladığını düşündüğümüzde ABI Research’ün neden hızlı bir yükseliş ve bu çapta bir pazar büyüklüğü öngördüğü ortaya çıkıyor.

Reddit kullanıcıları da engelleyecek

0
İnternetin dipsiz kuyularından biri de Reddit. Kurucuları bile “aşırı derecede yasadışı olmadığı sürece her şeye açığız” diyorken, kullanıcıların imam-cemaat hukuku çerçevesinde başka hiçbir yerde bulamayacağınız kadar rahatsız edici içeriği burada paylaşması kaçınılmazdı. Bu platform ufuk açıcı nitelikte faydalı ve değerli bilgilere ve içeriklere de ev sahipliği yapıyor; ünlüler bile AMA seanslarıyla hayranlarına buradan sesleniyor. Ne var ki site çoğunlukla olumsuz paylaşımlar üzerinden gündeme geliyor. Hal böyle olunca, kullanıcılar arasında da psikolojik travmaya neden olacak boyutlara ulaşan tartışmalar ve spam gibi karşılıklı dijital saldırılar mümkün olabiliyor. Buna bir çözüm getiren site yönetimi, Twitter’daki engelleme işlevine benzer şekilde çalışan bir blok özelliğini devreye aldı.

Reddit artık daha mı güvenli?

Reddit’in ilk mühendislerinden Chris Slowe tarafından detaylı olarak açıklanan kullanıcı engelleme özelliği, bir kullanıcıyı engellediğinizde ona dair içeriklerle ilgili bilgilendirilmemenizi ve size yöneltilmiş içerikleri görmemenizi sağlıyor. Buna yorumlar ve yanıtlar da dahil. Üstelik engellenen kişi engellendiğini görmüyor. Reddit gibi ateşli tartışmaların çok sık yaşandığı bir paylaşım platformunda bu özelliğe ne kadar ihtiyaç olduğu düşünülürse, kullanıcı engellemenin neredeyse 11 yıl sonra hayata geçirilmesi hakkında yapılan eleştiriler zemin kazanıyor. Özgür düşünceyi savunmak bir yana, kişisel saldırılar dijital de olsa en azından bireysel bazda önlenebiliyor olmalı. Sosyal ağın kendi içinde ise engelleme özelliğinin tepki çekeceği ortada. Geçtiğimiz yıl zorlu bir yönetim değişikliğinden geçen Reddit’in yeni güncellemesi bakalım kullanıcılardan nasıl tepkiler alacak.

Sinir bozan iOS koruması nihayet açılıyor

2
Yeni bir iPhone aldığınızda tüm kontrolün sizde olduğunu hissetmek keyif verir. Ancak sonra gözünüze malum uygulamalar takılır: İpuçları, Podcast’ler, iBooks ve diğerleri… Apple’ın iOS sisteminin adeta içine gömdüğü bu orijinal uygulamaları cihazdan silmenin ya da ekrandan kaldırmanın herhangi bir yolu yok. Tüm yapabildiğimiz, üçüncü veya dördüncü sayfada “Ekstra” ya da “Faydasız” diye bir klasör oluşturarak silemediğimiz ne kadar Apple uygulaması varsa buraya yığmak. Şimdiye kadar senaryo bu şekilde ilerliyordu. Ancak iTunes meta verilerinde AppAdvice tarafından tespit edilen bir değişiklik, bu uygulamaları ekrandan tamamen kaldırabilmemize olanak tanıyacak gibi görünüyor. Teknik detayına baktığımızda, iTunes kodlarında artık “isFirstParty” ve “isFirstPartyHideableApp” anahtarları bulunuyor ve bunların boolean değerleri true ya da false olarak değiştirilebiliyor.

iPhone artık daha temiz

Elbette Apple sizi bu kodlar içinde boğmayacak. Bunlar arka planda çalışırken, yakın zamanda yayınlanmasını umduğumuz bir güncelleme ile Ayarlar bölümünden birinci parti yani Apple tarafından yayınlanmış Notlar, Anımsatıcılar, Podcast’ler gibi uygulamaları ana ekranda gizleme seçeneği sunulacak. iPhone ile önyüklü olarak gelen uygulamaları tamamen silmek mümkün olmasa da, ana ekranda görünümünü kapatmak da teselli ödülü sayılabilir. Bunun bir benzer iCloud Drive için ayarlanabiliyor. Normal şartlarda arka planda çalışan uygulama için ilgili ayarı yaparak ana ekrana bir uygulama simgesi yerleştirebiliyoruz. Bahsi geçen güncellemenin ne zaman yayınlanacağı şimdilik bilinmiyor. Ancak önümüzdeki aylarda düzenlenecek WWDC etkinliğinde Apple bunu “mucizevi” bir özellik olarak sunmayı planlıyor olabilir.