Çocukların ve gençlerin eğitimine destek olan projelere odaklanan Samsung Electronics; üniversite öğrenim hayatı boyunca fark yaratan adayları, sektörlerinin önde gelen şirketlerin yöneticileriyle buluşturan, iş ve staj amacı taşıyan kamp etkinliği Career Plus’taydı.
İki gün boyunca gençlerin kariyer hedeflerini netleştirme ve iş hayatına giden yolda sektörleri yakından tanıyarak, iş ve staj imkanına sahip olmalarına olanak tanıyan etkinlikte Samsung Electronics, öncülük ettiği giyilebilir teknolojilerin geleceğine dair öğrencilerle birlikte çalıştı.
Bu yıl dördüncüsü gerçekleştirilen Career Plus kamp etkinliğinde, Samsung Electronics Türkiye yetkilileri geleceğin liderlerine, tüketicilerinin gerçek anlamda akıllı teknolojilerle donatılmış biçimde hayatın tadını çıkarmalarını sağlayacak yeni hizmetlerin geliştirilme sürecini ve giyilebilir teknolojilerin gelişim sürecini aktardı.
İki gün boyunca devam eden etkinlikte öğrenciler, eğitim programları ve vaka çalışmaları ile kendilerini ve sektörünün lideri Samsung Electronics’i yakından tanıma fırsatı yakaladılar. Adaylar bu etkinliğin ardından kendilerine tanınan bir aylık sürede hazırlayacakları özel proje ve pazarlama stratejileri ile ise Samsung Electronics Türkiye bünyesinde staj yapma imkanı bulacaklar.
Bir aylık süreç sonrası gerçekleştirilecek sunumda en başarılı projenin sahiplerine, Samsung Electronics Türkiye bünyesinde, kendilerine ve kariyer hedeflerine en uygun departmanlarda staj yapma imkanı sunulacak. Samsung Electronics geleceğin liderlerinin yanında
Çocukların ve gençlerin eğitimine destek olan projelere odaklanan Samsung Electronics; üniversite öğrenim hayatı boyunca fark yaratan adayları, sektörlerinin önde gelen şirketlerin yöneticileriyle buluşturan, iş ve staj amacı taşıyan kamp etkinliği Career Plus’taydı.
İki gün boyunca gençlerin kariyer hedeflerini netleştirme ve iş hayatına giden yolda sektörleri yakından tanıyarak, iş ve staj imkanına sahip olmalarına olanak tanıyan etkinlikte Samsung Electronics, öncülük ettiği giyilebilir teknolojilerin geleceğine dair öğrencilerle birlikte çalıştı.
Bu yıl dördüncüsü gerçekleştirilen Career Plus kamp etkinliğinde, Samsung Electronics Türkiye yetkilileri geleceğin liderlerine, tüketicilerinin gerçek anlamda akıllı teknolojilerle donatılmış biçimde hayatın tadını çıkarmalarını sağlayacak yeni hizmetlerin geliştirilme sürecini ve giyilebilir teknolojilerin gelişim sürecini aktardı.
İki gün boyunca devam eden etkinlikte öğrenciler, eğitim programları ve vaka çalışmaları ile kendilerini ve sektörünün lideri Samsung Electronics’i yakından tanıma fırsatı yakaladılar. Adaylar bu etkinliğin ardından kendilerine tanınan bir aylık sürede hazırlayacakları özel proje ve pazarlama stratejileri ile ise Samsung Electronics Türkiye bünyesinde staj yapma imkanı bulacaklar.
Bir aylık süreç sonrası gerçekleştirilecek sunumda en başarılı projenin sahiplerine, Samsung Electronics Türkiye bünyesinde, kendilerine ve kariyer hedeflerine en uygun departmanlarda staj yapma imkanı sunulacak. Veride düğümü çözen şirketler sıralandı

Kuluçka merkezinde anlayış değişiyor

Ford, otomobil ağını Microsoft’a emanet etti
Ford, Microsoft ile ortak bir projeye imzasını atıyor. Anlaşmaya göre Microsoft, Ford Service Delivery Network adlı bulut tabanlı otomobil sanal ağ platformunu kendi bulut platformu ile güçlendirecek. Şirketin açıklamasına göre Ford’a sağlayacakları hizmet sayesinde küresel bazda olmak üzere dış mekanlarda gerçekleşecek otomatik yazılım güncellemeleri, MyFord ve MyLincoln Mobile servisleri çok daha güçlü bir forma kavuşacak. MyFord ve MyLincoln Mobile, uzaktan çalıştırma, araç bulma ve otomobil bilgilerini sunma gibi içerikler sağlıyor.
Birbirine bağlı otomobillerden oluşacak olan ağ, Microsoft Azure tabanlı teknoloji sayesinde Azure ve Ford veri merkezlerinde hayatını sürdürecek. Microsoft’tan Sanjay Ravi yaptığı açıklamada, Ford Service Delivery Network yapısının stratejik bir yaklaşım sunarak araçları güncel tutacağı, bir yapı haline getirerek müşterilerin bulut tabanlı hizmetlere daha çok yöneleceğini söylüyor.
Ford’un güncellemeler hazır olduğu anda istediği gibi yollayabileceği ve müşterilerin de en son teknolojiye anında ulaşabileceğini de dile getiren Sanjay Ravi, bu yıl her şeyin start alacağını müjdeliyor. Nesnelerin interneti İngiltere’ye 100 milyar pound kazandıracak
Cisco’nun “The Internet of Everything: Unlocking the Oppurtinity for UK Startups” adlı raporuna göre, nesnelerin interneti (IoT) üzerine odaklanan yeni girişimler, 10 yıllık süreç içerisinde sadece İngiltere’de 100 milyar pound getiri sağlayacak. Buna rağmen şirketin iş geliştirme yetkililerinden Tom Kneen öncelikle aşılması gereken bariyerler olduğunu ve ancak bu şekilde bu sektörün yeşereceğini söylüyor.
Mevcut rapor nesnelerin internetinin sağlık, perakende, enerji ve ulaşım alanlarında güçleneceği ve atılımların ağırlıklı olarak bu noktalardan geleceğini iddia ediyor. Buna göre sağlık sektörü bunlar arasında önde gelen başlık olacak ve önümüzdeki 10 yılda 48 milyar pound getirecek. Perakende sektörünün 27 milyar, nakliye ve taşımanın 11 milyar ve enerjinin ise 7 milyar pound gelir sağlayacağı da not düşülmüş.
Cisco’dan gelen bilgiler ise şayet İngiltere’deki büyük firmalar, KOBİ’ler ve hükümet organizasyonları internet tabanlı cihazların getireceği kârı arzu ediyorlarsa ortaklık konusunda ve inovasyon için daha dostane bir anlayış içinde olmalı. Şirketin İngiltere ve İrlanda bölge yöneticisi Phil Smith, ülkede irili ufaklı pek çok firmanın nesnelerin interneti uygulamaları geliştirdiğini ve sadece insanlarla iletişimde bulunma, işleme, veri paylaşımı değil, tedarik zinciri ve müşteri arasındaki köprüyü de bu sayede sağlayabildiklerini söylüyor.
Tom Kneen ise tekrar bariyerleri dile getirirken, günümüzün teknoloji devi isimlerinin nesnelerin interneti atılımlarının kod yazmak ya da yeni yapılar oluşturmaktan öte, bunları işler hale getirmekte sıkıntı çektiğini ekliyor. Kneen’e göre geleneksel teknoloji şirketleri, ücretsiz geliştirici araçları ve kiralanmış sunucu alanlarından öte daha geniş iş dünyası merkezli yeteneklere ihtiyaç duyuyor. Bu bölümde iş bulma sorunu yok
Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Çizgi Film – Animasyon Bölüm Başkanı Doç. Dr. Fethi Kaba, Fakültenin animasyon bölümünün 24 yıl önce kurulduğunu ve bugüne kadar 304 mezun verildiğini söyledi. Öğrencilerinin henüz okuldayken freelance olarak çalışmaya başladıklarını belirten Kaba, daha mezun olmadan öğrencilerin rahatlıkla iş bulduklarını bildirdi. ‘’Anadolu Üniversitesi çizgi Film Araştırma Geliştirme Merkezi’’ projesi için yaklaşık 1 milyon 480 bin TL destek kredisi aldıklarını ve kredi ile öğrencilerin iş yaşamlarını çok etkileyecek olan Wacom Laboratuvarı kurduklarını belirtti. Açılmış olan Wacom laboratuvarı için 18 Mart tarihinde Wacom Küresel PR Müdürü Jens Kellersmann, İllüstratör Burak Şentürk ve Pepe’nin Anadolu Üniversitesindeki geliştiricisi Düşyeri Stüdyosundan Mustafa Bilgiç’in katılımıyla öğrenciler için bir atölye çalışması gerçekleştirildi. Gerçekleştirilen bu atölye çalışmasında Wacom’un duyurusunun yeni yapmış olduğu Wacom Cintiq 27QHD ve Cintiq Companion 2 ile İllüstratör Burak Şentürk’ün “Fikrin hızla tasarıma aktarılması” konulu sunumuyla öğrencilere sektör hakkında bilgiler verildi.
Cintiq 27HD ve Cintiq Companion 2 Tanıtıldı
Wacom yaratıcı profesyonellerin artan taleplerini karşılamak üzere Wacom, Cintiq 27QHD ile Cintiq 27QHD touch ürünlerini piyasaya çıkarıyor. Gelmiş geçmiş en iyi pen-on-screen performansına sahip, Wacom’un yeni ana ürünü Cintiq geniş, edge-to-edge cam çalışma yüzeyiyle, göz alıcı renkleri ve ergonomiye gösterdiği özenle sanatçıları ve tasarımcıları mest edecek. 27” ekranı sonsuz bir yüzey hissi uyandırırken, sanatçıların ve tasarımcıların gerçek anlamda büyük resmi görebilmelerini sağlıyor.
Cintiq Companion 2, benzeri görülmemiş bir özgürlük ve esneklik sunarak, kullanıcıların her yerde keşfe çıkmasına ve yaratıcı izlerini oluşturmasına imkân tanıyor. Wacom’un yeni mobil çözümü, bir Cintiq’in sunduğu tüm yaratıcı girdi kapasitesiyle beraber tam özellikli bir Windows 8 tablet olarak çalışabilir ya da ihtiyaç olduğunda, Cintiq Connect ile ev veya ofisteki Mac veya PC’ye bağlanarak, yaratıcı profesyonellerin yıllardır güvendiği, kalem performansıyla ünlü birincil veya ikincil bir Cintiq ekranı olarak işlev görebilir.
Takvimlerin Gösteremediği “Kırmızı Pazartesi”

Hepimiz aslında biliyoruz da söyleyecek söz arıyoruz…
20. yüzyılın en önemli yazarlarından birisi olarak nitelendirilen, 1982 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi, tüm Latin Amerika’da Gabo olarak tanınan ve 2014 yılında sonsuzluğa uçan Kolombiyalı yazar Gabriel García Márquez “Kırmızı Pazartesi” adıyla Türkçeleşen, “Chronicle of a Death Foretold / İspanyolca: Crónica de una muerte anunciada” adlı ölümsüz eserinde, Kolombiya’da, çocukluğunu geçirdiği kasabada işlenen gerçek bir cinayetin öyküsünü anlatır.
Roman’ın ilk cümlesiyle, kimin ne zaman öldürüleceğini okuruz. Sorgulama/mülakat tekniği ile yazılmış bu kısa romanda sadece okuyucu değil, tüm kasaba ahalisi de kimin ne zaman öldürüleceğini önceden bilmektedir.
“Geleneksel Basın” için “Kırmızı Pazartesi” hızla yaklaşırken…
17. yüzyıla gelindiğinde tek yapraklı ve gazete diyebileceğimiz basılı ürünler çıkmaya başlamıştı, daha düzenli, kapsamlı ve çok sayfalı yayınlar için 18. yüzyıl başlarını beklemek gerekecekti. Ya bugün? İki saat önce basılmış bir gazete bile artık bize “eskimiş” geliyor…
En doğru habere ulaşmak için neden bir mikro blog sitesine bakıyor herkes? Neden çoğu zaman hiç bir yerle ilgisi olmayan insanların yazdıklarını izliyor?
Demek ki bizler, yani kasaba ahalisi de olacakları ve/veya olmakta olanı aslında biliyoruz…
Geleneksel basının 300 yıldan biraz fazla zamana yayılan doğuşu ve yükselişi, 21. yüzyıl tüm etkilerini göstermeye başladığında bir tür darmadağın olma noktasına hızla yaklaşmakta…
Bütün bunları “basılı bir dergi”nin kağıttan sayfalarında yayınlanacağını bilerek yazıyorum ama kalıcı olacak içeriğe dönüşümünün internette olacağını artık biliyorum. Basılacağı derginin dışındaki varlığının ve okunmasının sosyal medyada paylaşımla mümkün olacağını ve ilerde arama motorları üzerinden erişileceğini de biliyorum.
Her şey hızla hikâye olurken ya da her şey “Kırmızı Pazartesi”
Böylece şunu gözlemleyebiliyoruz, geleneksel basını hala çok önemsiyoruz; ama artık, yolun sonuna yaklaştığımızı da biliyoruz. Peki ne yapmalı?
Her şey o kadar hızlı oluyor ki, anlamak için belki onlarca yıl gereken dönüşümler bazen bir kaç hafta sürüyor. Benim kuşağım, evlerde telefon ve televizyonun olmadığı bir dünyanın çocukluğunu temsil ediyor. Şimdi ise, internetin olmadığı bir dünyayı bilmeyen insanlarla aynı koşullarda yaşıyoruz ve onların yükselişini kimimiz tedirgin, kimimiz korkulu, çoğumuz şaşkın, küçük bir kümemiz de övgü ve saygıyla izliyor.
Bu yazının ulaşmasını umduğumuz kümenin, övgü ve saygıyla izleyenleri kapsadığını umarak yazıyorum hepsini…
Değişim ve Dönüşüm mü? Yıkım ve Yeniden Yapılanma mı?
Teknoloji her yerde; evet, geçen yazıda Eric Emerson Schmidt’e atfen, teknolojinin görünmez olacak kadar yaygın hale gelmek üzere olduğundan söz etmiştik. Bu konunun bir de diğer yüzü var: Her yerde/ Her zaman olmakla birlikte teknoloji; erişilmesi giderek zorlaşan, karmaşıklaşan ve denetimi konusunda egemenlerin kaygılarının hudutsuz taleplere sürüklendiği bir olguya doğru evrilmekte…
Demokrasinin beşiği kabul edilen Büyük Britanya Krallığında sosyal medya sitelerine yasaklama getirme konusu ciddi ciddi tartışıldı: “İngiltere hükümeti dört gün boyunca ülkeyi kasıp kavuran yağma ve kundaklama olayları ardından kriz zamanlarında Twitter ve Facebook gibi sosyal iletişim ağlarını kapatıp kapatmamayı değerlendiriyor.
Başbakan David Cameron, istihbarat servisleri ve polisin, şiddet planlayanların iletişimlerinin engellenmesinin “doğru ve mümkün” olup olmadığını araştırdığını açıkladı.” [Kaynak]
Teknoloji her zaman herşeyi değiştirdi, bu dönüşüm ilk kez yaşanmayacak: İki taşı birbirine vurarak yakılan ilk ateşle başlayan bu değişim, geçtiğimiz binyıllarda uzun ve yavaş dönemlere kültürleşerek yayılır ve böylece dönüşüm süreçleri yönetilebilir hale gelerek kuşaklar arasında özümsenerek aktarılırdı. Şimdi artık durum çok vahim: Eğitim kurumları verili durumun neredeyse 15 yıl gerisinden gelmekte… Öğrendiğiniz ve öğreneceğiniz hiç bir şeyin hükmü yok…
Biri hariç: Öğrenmeyi öğrenmek… Ölçsan satış ekibini güçlendiriyor

Google’ın yeni algoritması ve düşündürdükleri

TechInside’ın 7. sayısı çıktı
Değerli TechInside okurları,
Her geçen gün geliştirdiğimiz TechInside basılı dergimiz bu ay MWC 2015 özel ekiyle birlikte hazırlandı. Mart ayı başında Barselona’da düzenlenen Mobile World Congress – Mobil Dünya Kongresi’ni yerinde takip ederek size özel içerikler hazırladık.
Dergimizin bu sayısında artık yalnızca bilişim sektörünü değil, tüm sektörleri ilgilendiren bulut bilişim konusunu masaya yatırdık. Bulut bilişimin geldiği noktayı paylaşırken ileride nasıl bir bulut ortamıyla karşılaşacağımıza da yer vermeye gayret ettik. Bununla birlikte, artık kamunun da ileriye yönelik planları arasına giren bu konuda verilecek teşviklere de değindik.
Yedinci sayımızda sinema dünyasının vazgeçilmez ekipmanlarından biri olan tripoda dair teknolojik gelişmelere de değindik.
Bu ay ayrıca, otomotiv sektörünün geleceğini temsil eden kendi kendine gidebilen, yani otonom sürüş yeteneğine sahip araçları üretmeye ne kadar hazır olduğumuzu da sorguladık.
TechInside’ın bugüne kadarki en kapsamlı içeriklerinden birine sahip olan yedinci sayımızın dijital kopyasını her zamanki gibi ücretsiz indirebilirsiniz. MWC 2015 özel ekimize ise bu linkten ulaşabilirsiniz.
Eğer herhangi bir işletmede yönetici, medya veya PR ajansı çalışanı iseniz, bu formu doldurarak dergimize ücretsiz aboneliğinizi başlatabilirsiniz.
Henüz kaydolmadıysanız haftalık e-posta bültenimize de kaydolmanızı tavsiye ediyoruz.
Umarız okurken keyif alır ve faydalanırsınız. Lütfen bizimle görüşlerinizi paylaşmaktan çekinmeyin. E-imza kullanan her 10 kişiden 9’u memnun

“Türkiye biyometrik konusuna daha iyi hazırlanmalı”
1984 yılından bu yana faaliyet gösteren Ölçsan, Türkiye ve EMEA bölgesine ağırlıklı olarak akıllı kart, biyometri ve güvenlik çözümleri, uygulama geliştirme ve teknoloji entegrasyonu alanlarında hizmet veriyor. Ölçsan Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Burak Sondal ile yeni projelerini konuştuk.
Hindistan’daki mobil ihalede milyar dolarlar konuşuldu
Hindistan, mevcut mobil frekans bandı yetkilendirmesi için hem yenileme hem de sıfırdan alım için yeni bir ihale düzenledi. Toplamda 8 gün süren ve 49 ayrı teklif sunulan frekans bandı ihalesinde toplam teklif değeri 16 milyar doları (1.02 trilyon Rupi) buldu. Açılan teklifler sonrası en çok ilgi gören teklif 900 MHz bandı için olurken, burada Bharti Airtel, Idea ve Vodafone arasında çetin bir savaş yaşandı. Bu yarışın sebebi ise önümüzdeki yıl bu bant için bitecek olan lisansın ele geçirilebilmesi. Bu bant sayesinde yeni kurallar altında, aynı zamanda da 3G servis seçeneği ile hizmet mümkün olacak.
The Economic Times’ın haberine göre, ülkenin üç büyük telekom şirketinin 900 MHz bandına olan bu hırslı atağı sonrasında Reliance Jio Infocomm da 3G frekans bandına da yöneldi. Habere göre sektörün önemli şirketlerinden birinin yönetici üyesi, “Bizler için oldukça önemli olan 900MHz bandı için Jio meblağı arttırmaya devam etti” şeklinde konuşmuş. Bu isme göre şayet bu bant için böylesi bedeller öderlerse, 2.1 GHz için ellerinde yeterince “silah” kalmayacak.
3G bandına (2.1GHz) olan ilgi ise aslında pek beklendiği seviyede olmamış. Eldeki rezervlerin sadece dörtte biri bu frekans bandına kaydırılmış.
Andhra Pradesh, Delhi ve Mumbai’de 3G bandına pek ilgi gösterilmezken, Bihar, Karnataka, Kolkata, Tamil Nadu ve Uttar Pradesh (doğu ve batı)’da da 800 MHz bandı pek fazla talep görmemiş.
Türkiye’de Mayıs ayında gerçekleşmesi beklenen 4G ihalesi için hükümet en az 2,3 milyar avroluk bir gelir beklediğini resmi olarak duyurmuştu. Xerox’tan Android cihazlar için ücretsiz baskı uygulaması
Xerox, Apple iPad ve iPhone gibi mobil cihazlardan baskı almayı sağlayan Xerox Airprint uygulamasının bir benzerini Android işletim sistemli mobil cihazlar için de geliştirdi.
Xerox’un yeni uygulaması ile Android cihaz kullanıcıları, ek bir yazılım yüklemesine ve kablo bağlantısına gerek kalmaksızın Xerox baskı cihazlarından çıktı alabilecek. Google Play Store’da “Xerox Print Service Plugin” adı ile yer alan uygulama ücretsiz yüklenebiliyor.
Xerox Android Baskı Hizmeti uygulaması ile farklı tipte dokümanlar, web sayfaları, fotoğraflar ağ ortamına bağlı kablosuz baskıyı destekleyen Xerox baskı cihazları üzerinden kolayca yazdırılabiliyor. Yazdırılmak istenen dokümanın birden çok kopyayla ve çift taraflı basılmasına da imkan veren uygulama, baskı almak istediğiniz Xerox ofis cihazını otomatik olarak buluyor. Böylece Xerox baskı cihazını uygulamaya tanıtmak için herhangi bir ek yükleme ve kurulum işlemine gerek kalmıyor. Avrupa’nın siber güvenlikte öne çıkan şirketleri
Dünyada siber güvenlikte öne çıkan firmaların kurulduğu ülkeler daha çok ABD ve İsrail olsa da, Avrupa’nın içinden çeşitli genç şirketler de geliştirdikleri çözümlerle bu alanda etkinliklerini artırmaya çalışıyor. Tech.eu tarafından hazırlanan 10 firmalık listede Almanya merkezli olan firmaların yoğunluğu dikkat çekiyor.
Listedeki firmalar ve kısa öyküleri ise şu şekilde sıralanıyor;
Silent Circle, İsviçre: 2011’de Mike Janke ve Phil Zimmerman tarafından sunulan Silent Circle, şifrelenmiş iletişim teknolojileri üzerine çalışıyor. Firmanın en dikkat çekici ürünü ise en güvenli akıllı telefon iddiasıyla ortaya çıkan Blackphone’daki sistemleri geliştirmeleri olmuş. Şirket, Mart 2015’te 50 milyon dolarlık yatırım almayı başarmış.
BehavioSec, İsveç: 2007’de kurulan BehavioSec, biyometrik güvenlik sistemlerindeki çalışmalarıyla tanınıyor. Şirket, yazım hızı, ses seviyesi gibi kriterler üzerinden güvenlik teknolojileri geliştiriyor. Stockholm merkezli şirketin, Fast Company tarafından 2015’in en inovatif 10 şirketi arasında gösterildiğini de ekleyelim.
ZenMate, Almanya: Berlin merkezli şirketin odağında kullanıcıların internette güvenli gezinmelerini sağlayan teknolojiler bulunuyor. Türkiye’de Twitter’ın yasaklandığı dönemde adı gündeme gelen ZenMate, bu dönemde Türkiye’deki kullanıcı sayısı hızlı bir şekilde artan servislerden biri olmuştu. ZenMate’in tarayıcı eklentisi olarak sunduğu çözüm kullanıcılar arasında hızla yayılmıştı.
Scytl, İspanya: 2001’de kurularak listedeki en eski şirket ünvanını da elinde bulunduran Scytl slogan olarak “İnovatif Demokrasi” ifadesini kullanıyor. Güvenli elektronik seçim teknolojileri geliştiren şirket bugüne kadar 7 yatırımcıdan toplam 113 milyon dolar yatırım almayı başardı.
Telegram, Almanya: Yine Türkiye’de ismi tanınan şirketlerden biri olan Telegram, 2013 yılından bu yana faaliyette. Bulut tabanlı şifrelenmiş mesajlaşma uygulamaları sunan şirket Aralık 2014’te aylık 50 milyon kullanıcıya erişmişti.
Hoccer, Almanya: 2010’da kurulan Hoccer, WhatsApp’ın güvenilir alternatifi olarak tanımlanıyor. Şirketin güncel piyasa değerinin 100 milyon Euro olduğu ifade ediliyor.
Darktrace, İngiltere: 2013 yılında kurulan Darktrace, siber saldırılara karşı geliştirdiği çözümlerle Avrupa’nın tanınmış siber güvenlik şirketlerinden biri haline geldi. Cambridge Üniversitesi’nde geliştirilen ve öğrenen bir algoritma içeren teknolojiyi kullanan Darktrace, kısa bir süre önce aldığı 18 milyon dolarlık yatırımla değerini 80 milyon Euro’ya çıkarttı.
Cryptosense, Fransa: Fransa’nın listedeki tek temsilcisi olan Cryptosense‘in odağında özellikle finans dünyası için özel geliştirilmiş güvenlik çözümleri yer alıyor. 2013’te kurulan Cryptosense Eylül ayında 700 bin Euro’luk bir yatırım alarak da gündeme gelmişti.
Detectify, İsveç: Web siteleri için SaaS temelli güvenlik çözümleri sunan Detectify, İsveç’in listedeki iki firmasından biri. Şirket, bu ay yaklaşık 1,5 milyon avroluk bir yatırım aldığını açıkladı.
Protonet, Almanya: Merkezi Hamburg’da bulunan Protonet, KOBİ klasmanındaki firmalar için güvenli sunucular geliştiriyor. Şirket, geçen yıl 89 dakika içinde 1 milyon dolarlık fon bulmasıyla dikkatleri üzerine çekmişti. ODTÜ, Silikon Vadisi’nde üs kuruyor
ODTÜ TEKNOKENT tarafından yönetilecek olan ve T-Jump adı verilen San Francisco Merkezi Türkiye’de yer alan girişimciler için ABD’ye resmi olarak kolay giriş, San Francisco ilişki ağına erişim ve ekosisteme kolay adaptasyon imkanları sunacak. Bu imkanlar sayesinde girişimcilerin piyasayı yakından takip etme, işlerini ve fikirlerini geliştirme, büyütme, yeni müşteriler elde etme ve yatırım alma fırsatlarına ulaşmaları çok daha kolay şekilde mümkün olacak.
Merkezde ayrıca; yoğunlukla San Francisco’da yer alan girişimcilere yönelik olarak sunulacak olan “Birlikte Çalışma Hizmeti”, merkezin girişimciler tarafından aktif kullanılan bir yer olmasını sağlayacak. Öte yandan, ODTÜ TEKNOKENT ve projeye destek veren kuruluşlar tarafından yürütülen kuluçka/hızlandırma programlarının ABD ayaklarının merkez kapsamında düzenlenmesi planlanıyor. Türkiye’de belirli bir eğitim aldıktan sonra San Francisco’ya gelecek girişimciler için özel olarak hazırlanmış programlar ile girişimcilerin hızlı şekilde pazara uyum sağlaması amaçlanıyor.
Ekonomi Bakanlığı’nın desteği ve ODTÜ TEKNOKENT sahipliğinde kurulan ve T-Jump San Francisco adı verilen merkez, Türkiye’den yeni girişimciler ve belirli büyüklüğe ulaşmış şirketlerin ABD pazarına girebilmesini kolaylaştıracak. Merkezin iş ortakları arasında Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM), Türk Ekonomi Bankası (TEB) ve Intel yer alıyor.
ODTÜ TEKNOKENT’in teknoloji tabanlı girişimciliğin desteklenmesi kapsamında “Teknoloji Transfer Ofisi” ve “Projeler Ofisi”nin yanı sıra, kuluçka merkezleri ODTÜ KOSGEB TEKMER, ODTÜ-MEMs; ve Teknogirişimcilik Programı, ön kuluçka programları “Yeni Fikirler Yeni İşler Yarışması” ve “Animasyon Teknolojileri ve Oyun Geliştirme Merkezi – ATOM” ile teknoloji amaçlı girişimciliği desteklemek amacıyla bir finansal araç olarak geliştirilen “Teknoloji Fonu” ve “Teknokent Teknoloji Yatırımcıları Derneği” gibi çalışmaları da bulunuyor. Network güvenliği artık öncelikli konu haline geldi
Uzun yıllar güvenlik alanında çeşitli global şirketlerde yöneticilik yapan Tunç Çokkeser, Eylül 2014’ten bu yana Tnetworks ile girişimciliğe de adım atmış durumda. Tnetworks’ün network teknolojileri ve güvenlik teknolojileri alanında uzmanlaştığını söyleyen Çokkeser, finans, telko ve kamudaki büyük kurumsal müşterilere çözüm sunduklarını ifade ediyor.
5-6 yıl önce network güvenliğinin yalnızca firewall’dan ibaret olduğuna dikkat çeken Çokkeser, o tarihlerde güvenlik önlemleri arasında kendine ikinci, üçüncü sırada yer bulan network güvenliğinin bugün birinci öncelikli konu haline geldiğine vurgu yapıyor.
Bu kapsamda farklı ihtiyaçlar için halen 10’un üzerinde güvenlik çözümü sunduklarını belirten Çokkeser, Tnetworks’ün farklılaştığı noktayı temsil ettikleri global firmaların Türkiye’deki en yetkin iş ortağı olmaları olarak nitelendiren Tunç Çokkeser, 2015 ve sonrasındaki planları arasında tanınmış büyük firmalar ve belirli bir alana odaklanmış niş üreticilerle birlikte yol almayı planladıklarını söylüyor.
2016’dan itibaren Ortadoğu’ya da açılmak için hazırlık yaptıklarını kaydeden Çokkeser, Dubai’de açacakları ofisle çözüm ve hizmetlerini bölgedeki diğer ülkelere sunmayı amaçladıklarını da ifade ediyor.
TBV’de Başkan değişmedi
Türkiye Bilişim Vakfı (TBV), 21. Seçimli Olağan Genel Kurulu’nu İstanbul Kanyon İş Merkezi’nde gerçekleştirdi. Bu yıl 20. yılını kutlayan TBV’nin başkanı bir kez daha Faruk Eczacıbaşı olurken, Bilgi İletişim ve Telekominikasyon sektöründe faaliyet gösteren yerli ve uluslararası firmaların tepe yöneticilerinden oluşan 33 kişilik yeni yönetim kurulu da seçimle birlikte oluşturuldu.
2015 – 2017 döneminde görev alacak yeni yönetime başkanlık edecek olan Faruk Ezcacıbaşı’nın güven tazelediği 21. Seçimli Olağan Genel Kurul’da, TBV’nin 2014 değerlendirilmesi yapılırken, 2015 yılı hedefleri ve projeleri de masaya yatırıldı. Faruk Eczacıbaşı kurulda yaptığı konuşmada, “Bütün bu çalışmaların en tepe hedefi, borç alarak değil üreterek, veri temelli bir ekonomi yönetimiyle, hem ekonomik büyümeyi hem sosyal kalkınmayı herkese eşit biçimde sağlayacak bir düzeni oluşturmaya çalışmak. Bu, zaten 2015’te 20. yılını idrak eden vakfımızın vizyonu ve misyonuna uyan bir hedef” diyerek, TBV’nin yeni dönemine ilişkin hedeflerini özetledi.
TBV’nin yeni yönetim kurulunda bilişim sektörü firmalarının üst düzey yöneticileri dışında internet ve girişim dünyası ile üniversitelerden temsilciler de yer alıyor. Bu isimler arasında Girişimcilik Vakfı Başkanı Sina Afra ile eTohum kurucusu Burak Büyükdemir dikkat çekerken, akademik dünyayı temsilen Sabancı Üniversitesi’nden Cemil Arıkan, Bilkent Üniversitesi’nden Fikret Üçcan ve İstanbul Kültür Üniversitesi’nden Vural Yılmaz yer alıyor.
33 kişilik yeni yönetim kurulunun tamamı ise şu isimlerden oluşuyor
Faruk ECZACIBAŞI – Eczacıbaşı Holding Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı
Bülent GÖNÇ – Sistem Org Str ve Yön Dan, YKB Yardımcısı
Sina AFRA – Girişimcilik Vakfı YKB
Müjdat ALTAY – Netaş, Genel Müdür
Cemil ARIKAN – Sabancı Üniversitesi
Yasin BECENİ – BTS Hukuk, Ortak Kurucu
Berrin BENLİ – Novusens, Ortak Kurucu
Erol BİLECİK – Index, CEO
Burak BÜYÜKDEMİR – Goril Bilişim ve Yayıncılık A.Ş. , Yönetim Kurulu Başkanı
Kemal CILIZ – TUBİSAD Başkanı
Berç ÇUBUKCİYAN – HP Türkiye
Dr. Ramazan DEMİR – TürkTelekom A.Ş. Gn. Md. Yrd.
Behçet ENVARLI – Dijital Türkiye Platformu Koordinatörü
Erdem ERKUL – Samsung Türkiye Kamu Sektörü Direktörü
Ayşegül İLDENİZ – Intel Yeni Teknolojiler Bölümü Dünya Başkan Yardımcısı
Osman Hakan ERKAN – IBM , Türkiye Genel Müdürü Yardımcısı
Şekip KARAKAY – Sampaş Bilişim ve İletişim Sist. A.Ş., İcra Kurulu Başkanı
Cenk KIVILCIM – Cisco Turkiye Genel Müdürü
Mehmet NALBANTOĞLU – Koç Sistem Bilgisayar Sistemleri A.Ş. ,Genel Müdür
Ahmet ÖNGÜN – GANTEK Bilgisayar Danışmanlık TİC. A.Ş. ,Genel Müdür
Burak ÖZER – Xerox Türkiye Genel Müdürü
Zeynep ÖZBİL – Turkcell / Kurumsal Sosyal Sorumluluk Sponsorluklar ve STK İlişkileri Direktörü
Halil ÖZTÜRKÇİ – ADEO Bilisim Danismanlik Hizmetleri Kurucu Üyesi
Barış ÖZİSTEK – SHR Group/Joygame – CEO
Ali SAYDAM- Bersay İletişim Grubu Onursal Başkanı, İletişim Uzmanı
Hasan SÜEL – Türkiye Vodafone Vakfı İcra Kurulu Başkanı
Coşkun ŞAHİN – Türk Telekom Grubu Teknoloji Genel Müdür Yrd.
İlker TABAK – Türkiye Bilişim Derneği Başkanı
Tunç TAŞMAN – BİMSA, Genel Müdür
Cengiz ULTAV – Vestel, İcra Kurulu Üyesi
Fikret ÜÇCAN – Bilkent Üniversitesi, Öğretim Üyesi
Ruşen YAYKIN – INTERPRO Holding A.Ş., Yürütme Kurulu Başkanı
Vural YILMAZ – İstanbul Kültür Üniversitesi, Rektör Danışmanı Uber, New York’ta taksileri solladı
New York’taki taksilerin yönetimini üstlenen Taksi ve Limuzin Komisyonu’nun (TLC) raporuna göre özel taksi olarak tanımlanan Uber’e kayıtlı araçlar artık sarı rengiyle özdeşleşen taksilerden daha fazla.
Rapora göre şehirde TLC’ye kayıtlı 13 bin 587 taksi varken, Uber’e kayıtlı araçların sayısı 14 bin 88’e ulaştı. İlk olarak Mayıs 2011’de New York’ta hizmet vermeye başlayan Uber, yaklaşık 4 yılda bu noktaya gelmeyi başarmış durumda.
Raporda, Uber’de kayıtlı araç sahiplerinin kazancına da değinilmiş. New York Post’un görüş aldığı Joel Abreu isimli 24 yaşındaki Uber üyesi lüks SUV aracıyla yılda 85 bin dolar kazandığını belirtmiş. 61 yaşındaki taksi şoförü Shammi Sharma ise saatte ortalama 10 dolar kazandığını ifade ederken yıllık gelirinin 35 bin dolar seviyesinde olduğunu açıklamış. 








