EngageYa Türkiye yerel ofisini açtı!

Native reklamcılık platformu EngageYa (Engage Your Audience) Türkiye’de yerel ofisini açtı. EngageYa, yalnız güçlü algoritma tabanlı öneri motoru ile değil, aynı zamanda native widget’leri ile doğrudan ve programatik satın almaya dayalı reklamverenlerin bütçelerini kolayca birleştirme ve yönetme olanağı sağlayarak, premium yayıncıları ve medya satın alma ajanslarını güçlendiren benzersiz SaaS platformu çözümü ile tanınıyor.

EngageYa, her ay 10’dan fazla coğrafyada doğrudan en üst sıralardaki web sitelerinden gelen, yaklaşık 10 milyarı Türkiye’den olmak üzere 40 milyardan fazla gösterimi yönetiyor. NTV, ShiftDeleteNet, Habertürk, Listelist, Bloomberg, Sporx, CNN, CondeNast gibi web siteleri, okuyucularının bağlılığını sağlamak ve gelirlerini aydan aya artırabilmek için EngageYa widget’lerini kullanıyor.

2017 yılının başında EngageYa, daha önce Genart Medya bünyesinde Twitter’ın Türkiye Satış Direktörü olarak görev yapan İlter Avcı’yı Ülke Müdürü olarak atayarak, ajans ve doğrudan satış ekibi, operasyon ve ürün müdürleri istihdamı ile Türkiye ekibini büyüttü. EngageYa, yerel ofis ve profesyonel ekip üyeleri sayesinde GroupM, Zer, Vivaki, Carat, United People gibi önde gelen ajanslarla da güçlü iş birlikleri kurarak Türkiye’de aktif olan global ve yerel markalara hizmet vermeye başladı.

EngageYa’nın önümüzdeki dönem için ana hedefi, kullanıcıların etkileşimini artırmak ve native kampanyalarından yeni gelir yaratmak üzere web sitesi alanlarının akıllı kullanımını sağlayarak yayıncılara ve medya ajanslarına üstün içerik tabanlı çözümler sunmak olacak.

Teknolojisi ve iş operasyonları sayesinde odaklı ve hızla büyüyen EngageYa, 2015-2017 dönemi için trafik ve gelir hedeflerini aşıp, önde gelen yerel yayıncılardan oluşan ve hızla büyüyen bir ağ da kurdu. EngageYa Türkiye’ye ve dünyaya teknoloji tabanlı farklı çözümler getirdikçe, bu tür ağların sayısının artması da planlanıyor.

EngageYa’nın teknolojisi native alanında meydan okuyacak

Markalar ve reklamcılar, native reklamcılığın ne kadar güçlü olduğunun farkına varırken, EngageYa da salt performans faaliyetlerine değil, aynı zamanda ölçülebilir marka farkındalığı faaliyetlerine de odaklanıyor. Bu bağlamda, markalar ile kitleleri arasında doğru, ölçülebilir cazip içerik pazarlama çözümleri sunuyor.

EngageYa, faaliyetlerini gerçekleştirirken marka güvenliği ve şeffaflığın yanında kişiselleştirme, ölçülebilirlik ve marka görünürlüğünü de ön plana çıkarıyor.

EngageYa, her zaman yayıncı ve reklamveren ihtiyaçlarını uyumlu hale getiren yeni katma değerli çözümler getirerek native reklam alanına meydan okumanın yollarını da arıyor.

EngageYa, dört yeni ürününü tanıttı

2017 yılı içinde yeni tanıtılan ürünleri arasında olan Native Video, Sponsorlu Makaleler (Advertorial) ve Native Mobile SDK (Mobil IOs/Android Uygulamalar İçin Yazılım Geliştirme Kiti), High Impact Native formatları henüz kullanılmayan yayıncı varlıklarından faydalanılarak gelir elde edilmesi ve yerel-küresel kitlelerle iletişim kurulması için gerekli ölçeklenebilir çözümler sunuyor.

EngageYa, önümüzdeki aylarda daha fazla native içerik çözümleri tanıtacak ve hem yayıncılara hem de reklamverenlere SaaS platformu ile ileri teknoloji tabanlı çözümler sunacak.

Çeşitli analitik araçlar üzerinden içerik önerme alanında teknolojik üstünlüğünü kanıtlayan EngageYa ürünleri, içerik sağlayıcılara; sitede geçirilen süre, düşük çıkma oranı, yüksek kullanıcı etkileşimi gibi önemli faydalar sunmaya devam edecek.

Native reklamlar, 2021’de reklamcılık gelirlerinin yüzde 70’ini oluşturacak

Business Insider’a göre native reklamlar 2021’de tüm reklamcılık gelirinin yüzde 70’ini oluşturacak. ABD’de native reklamcılık gelirlerinin 2018’de 21 milyar dolara ulaşacağı tahmin ediliyor. Native reklam harcamalarının önde gelen alanları ise sosyal medya olarak gösteriliyor.

En hızlı büyüyen segment ise gelecek iki yılda yüzde 200’den fazla büyümesi beklenen native-display alanlar olacak. Türkiye’de ise IAB Türkiye’nin açıkladığı 2017 yılı ilk 6 ay verilerine göre, dijital reklam yatırımlarında 2016’nın aynı dönemine oranla en yüksek büyüme oranının native ve video reklamcılıkta olduğu görülüyor.

Adobe, yapay zeka ile yazı fontu arama hizmetini başlatıyor

0

Beğendiğiniz bir ilan panosunda veya posterde tasarımcının kullandığı yazı tipini bulmak istediğinizi varsayalım. Tasarımcılar bunu genellikle deneme yanılma yöntemiyle buluyor. Ancak şirketin abonelik yazı tipi servisi Adobe Typekit, bunu çok basit hale getiren yeni bir özellik başlatıyor.

Typekit’teki görsel arama seçeneği ile beğenilen yazı tipinin bulunduğu görüntü platforma yüklenebiliyor. Daha sonra şirketin Sensei Yapay Zeka platformu, o yazı tipini kitaplığındaki mevcut bir yazı tipi ile eşleştirmeye çalışıyor.

Bu hizmeti kullanabilmek için sadece Typekit’e resminizi yükleyin, resmin fontlar için taranmasını istediğiniz görüntünün kısmını işaretleyin ve geri kalanı servise bırakın.

Adobe, aynı özelliği fotoğraflardan renk paletleri ve desenleri çekmeyi sağlayan Capture CC mobil uygulamasında da kullanıyor. Adobe bu tip yapay zeka algoritmaları ile kullanıcıların tasarımlarındaki işlemlere daha kolay karar vermelerine sağlıyor.

Ampulden az enerji harcayan yeni imageRUNNER serisi!

0

Canon, çok işlevli yazıcı grubundan imageRUNNER ADVANCE serisine dahil olan en yeni ürünleri imageRUNNER ADVANCE C256i, imageRUNNER ADVANCE C356i ve imageRUNNER ADVANCE C356P’yi tanıttı.

En yüksek üretkenliği sağlamak için tasarlanmış olan serinin yeni yazıcıları ile Canon; her boyuttaki işletmelere göre özel olarak uyarlanan, toplam baskı maliyetini düşüren, enerji verimliliği sağlayan, iş akışını iyileştiren ve üstün görüntü kalitesi sunan yenilikleri ile dikkat çekiyor.

Kullanıcı yorumları ile şekillenen ve gelilşen imageRUNNER ADVANCE C255, imageRUNNER ADVANCE C355 serilerini temel alarak geliştirilen yeni imageRUNNER ADVANCE C256/356 serileri işletmelere, dakikada 35 sayfaya kadar baskı hızına sahip, modern ve hepsi-bir-arada cihazlar sunuyor.

Modern dizayn, pratik kullanım

Kullanımı oldukça kolay olan seriler 10,1 inç dokunmatik, renkli ekranla çalışıyorlar. Bunun yanı sıra ev, ofis kullanıcılarından KOBİ’lere ve büyük ofis binalarına kadar birçok modern iş ortamına uyacak şekilde kompakt olarak tasarlandılar.

Canon’un V2 renk teknolojisini, geliştirilmiş durum özelliklerini ve belge dayanaklılığı ile renk sabitliği sağlayan CS tonerlerini birleştiren imageRUNNER ADVANCE C256/356 serileri, yüksek hacimli baskı işlerinde bile tutarlı sonuçlar sunuyor. Tüketiciler, aynı zamanda profesyonel kalitede çıktılar elde etmek, zamandan tasarruf sağlamak, zımbalama ve sıralama işlevleri de dahil olmak üzere, cihazların çeşitli belge işleme özelliklerini de kullanabiliyorlar.

Çok yönlü imageRUNNER ADVANCE C256/356 serileri, tüm parkur genelinde baskı, taramayı kontrol etmeyi sağlayan ve merkezi bir çözüm sunan Canon’un uniFLOW ve Therefore yazılımları ile uyumluluğu sayesinde, zahmetsiz belge yönetimi de sağlıyor. Kullanıcıların hareket halindeyken baskı ve tarama işlerini yürütebilmelerine olanak tanıyan mobil baskı seçeneği de üretkenliği yükseltiyor.

Kullanıcılar, doğrudan bir kablosuz bağlantı ile Canon’un mobil uygulaması Canon PRINT Business, Apple AirPrint ve Mopria gibi uygulamalara erişebilmenin yanı sıra, Canon’un Evrensel Oturum Açma Yöneticisi (ULM) ile maliyetleri yönetebiliyor ve baskı politikası belirleyebiliyorlar.

Cihazların gelişmiş tarama işlevleri, güvenli kullanıcı erişimi sağlamanın yanında, belgeleri Google Drive, Evernote ve Dropbox gibi birçok bulut platformunda paylaşabilme olanağı sunuyor. Yeni MFP’lerde standart olarak gelen HDD Şifreleme, IP/MAC adres filtresi, IPSEC ve yeni kablosuz LAN doğrulama gibi en son güvenlik özellikleri, güvenlik ayarlarının yönetimi ve uygulanmasını kolaylaştırıyor.

imageRUNNER ADVANCE C256/356 serileri teknik özellikleri

• A4 renkli MFP’ler

• Dakikada 25 sayfa baskı hızı (imageRUNNER ADVANCE C256 serisi)/ Dakikada 35 sayfa (imageRUNNER ADVANCE C356 serisi)

• Kompakt tasarım

• 10,1 inç renkli dokunmatik ekran

• V2 renk ve CS toner teknolojileri

• Wi-Fi bağlanabilme

• Google Drive, Evernote ve Dropbox’un dahil olduğu bulut hizmeti eklentileri

• Apple Air Print ve MOPRIA Print ile uyumlu

• Düşük enerji tüketimi, Blue Angel sertifikalı

Intelligent Edge ile kurumların IoT değeri artıyor

Hewlett Packard Enterprise şirketi HPE Aruba, kurumların IoT değerini Intelligent Edge ile nasıl maksimuma çıkaracağını ele aldı.

Kurumların IoT’yi genel operasyonlarında gittikçe daha fazla benimsemesi ile birlikte, Gartner geçtiğimiz yıl 5 milyondan fazla yeni nesnenin her gün ağlara bağlandığını ve 2020 yılına kadar toplam 21 milyar cihazın bağlanmış olacağını tahmin ediyor. Bu çok fazla ‘nesne’ iken, günümüzün kurumsal IoT öyküsünün ise sadece bir bölümüdür.

Aynı zamanda, çalışan verimliliğine basit bir odaklanma ile, eski işyeri paradigmasından, ofis binalarında, üretim katında ve endüstriyel ortamlarda işbirlikçi bir dijital çalışma modeline doğru kayda değer bir kayma görüyoruz.

Bu iki eğilimin birleşmesi, çalışma alanlarını oluşturmak, çalışanları yönetmek ve akıllı bir teknolojiyi benimsemek için yeni yollar açıyor. Bina ve süreç otomasyonları için işverenler, bireysel çalışma alanlarında, operasyonlarda, BT içinde ve marka düzeyinde deneyimleri en iyi hale getirmek için daha değişebilir ve esnek stratejiler sunuyorlar.

Dönüştürülen işyerlerinin kazançlarını kullanma

Bu değişimlerin önemini göstermek için akıllı konferans odası yönetim uygulaması Robin’i inceleyin. Robin, bir toplantı yerinin saptanmasına ve birkaç tıklama ile rezervasyon yapılmasına yardımcı oluyor. Bu tür çözümler olgunlaşmaya devam ederken, odanın havasını ayarlayıp, odaya girdiğinizde Microsoft Skype for Business görüşmeleri de başlatılabilecek.

Benzer teknolojiler, İsviçre bankası UBS gibi işyerlerinin, sabit çalışma alanlarını bırakıp, çalışanların belirli çalışma yeri,  bilgisayar ünitesi veya telefon bulunmayan ‘hotdesk’ tarzında çalışmalarına olanak tanıyor. Bu, mekânların en geniş şekilde kullanılmasını sağlarken, aynı zamanda rekabetçi başarı için gerekli olan yeniliklerle sonuçlanan işbirliğine dayalı ortam türlerini de sağlıyor.

Sanayi ve imalat endüstrileri de IoT’nin doğasında bulunan fırsatları benimsiyor. Burada, operasyonel teknoloji (OT), maliyetleri düşürmek ve kârlılığı artırmak amacıyla daha etkin süreçleri desteklemek için bilgi teknolojisi (BT) ile bir araya geliyor.

Örneğin, modern enerji üretim platformları, giderek ileri teknolojili IoT sensörleri ve diğer cihazlarla donanıyor. Toplanan veriler hızlı bir şekilde işlenmeli ve daha sonra sistemlere ya da kişilere yerinde sağlanmalıdır. Gerekli hız, paketleri bir veri merkezine geri göndermek ve daha sonra bilgiyi alana tekrar göndermek için hiç zaman bırakmadığından, artık yerel veri işleme özellikleri zorunludur.

Bilgi işlem gücü bağlantı kaynağına taşınıyor

Tüm insanlar, yerler ve nesneler tarafından üretilen veri okyanusları şimdi, çok çeşitli dijital işyerlerinde bulunuyor. Verileri işlemek için gereken bazı bilgi işlem gücünü Intelligent Edge olarak adlandırdığımız ağ konumuna taşımak daha mantıklı.

Intelligent Edge’de bazı teknolojiler, akıllı binalar, fabrikalar ve daha fazlasını oluşturmak için, IoT özellikli aydınlatma, havalandırma, su dağıtımı, üretim süreçleri, endüstriyel sistemler ve çeşitli bağlantılı hizmetleri birbirine bağlıyor ve otomatikleştiriyor. Diğer yatırımlar, çalışanların işlerini yapmak için bağlı olduğu kesintisiz ve güvenli mobiliteyi sağlıyor.

Başka bir deyişle, Robin gibi aplikasyonlar, sadece mobil ve IoT cihazlarından gelen verileri iletmek ve bağlanmak için bir ana sisteme ihtiyaç duymuyor,

aynı zamanda tanımladığımız işyeri, operasyon, marka ve BT deneyimleri oluşturmak için çeşitli analitik ve diğer işlemleri de gerçekleştiriyor.

Dahası, bir genel merkez veya şubenin dört duvarının dışında, geniş alan IoT kullanımı (ağa bağlı arabalar, akıllı park sayaçları veya trafik kontrolü gibi) ile üretilen verileri birleştirmede sayısız fırsat var. Bu kullanım durumları, LTE veya LoRa düşük güçlü kablosuz sinyaller gibi harici bağlantı çözümlerini birleştirir.  

Bir Intelligent Edge için temel ilkeler

Intelligent Edge’nin üzerinde ek yazılım özellikleri olan bir grup donanım cihazı olduğunun varsayılması cazip gelebilir, ancak gerçekte durum bundan daha fazladır.

Intelligent Edge’yi üç katmandan oluşuyor şeklinde tanımlıyoruz.

Temelde LAN, WLAN ve WAN gibi tanıdık teknolojilerle birlikte Bluetooth Düşük Enerji (BLE) sensörleri ve birleşik kenar sistemleri gibi daha yeni teknolojiler, kenar altyapısını oluştururlar.

Orta katmanda mobilite ve IoT platformları, öncekinde yerel alan, sonrakinde ise geniş alan bulunur. Yerel alan platformlarına önce-mobil denir ve kuruluşunuzdaki cihazları yönetecek teknolojileri içerir. Geniş alan, evrensel IoT olarak geçer ve bir şehre veya başka bir coğrafi bölgeye yayılmış milyonlarca veya milyarlarca cihazın bağlanmasına odaklanır.

İlk iki katmanın üstünde sağlam bir iş ortaklığı ekosistemi vardır. Bu katman, işletmelerin dijital işyerlerini oluşturmak için ihtiyaç duydukları deneyimleri sağlamak için ihtiyaç duyulan  aplikasyonları ve hizmetleri geliştirmek için gereklidir. Tipik olarak bir ekosistem, Robin gibi yeni nesil yenilikçilerin yanı sıra Microsoft gibi güçlü ve pazar lideri çözümlere sahip daha geleneksel oyuncuları içerir.  

Başarıya doğru önemli adımlar

Kuruluşunuzdaki büyük ölçekli IoT potansiyelini gerçekleştirmeye başlamak için, aşağıdaki adımlarla başlayın:

Mevcut ortamınızı değerlendirin. Bugün nerede olduğunuzu anlamadan başarılı bir strateji geliştirmek imkânsızdır. Uç noktalarınızın, bunlara hizmet eden çözümlerin ve temeldeki altyapı ve mimarilerin profillerini çıkarın.

Mevcut tüm verileri aldığınızdan emin olun. Bu, veri merkezinden kenara kadar modern kablolu ve kablosuz teknolojilerin yanı sıra uzaktaki kullanıcıları ve sistemleri bağlamak için çözümler gerektirir.

İşletmenizi tamamen koruyun. Mobil ve sabit verileri koruyan teknolojileri benimseyin. Algılama için, şüpheli işlemler gösteren cihazların karantinaya alınması ve bağlantılarının kesilmesinin yanı sıra, makine öğrenimi ve yapay zekâyı kullanan yenilikçi çözümleri de bünyenizde bulundurun

Bilginin kilidini açın. Büyük ölçüde çalışanlarınız, müşterileriniz ve dünya hakkında bilgiler toplayan çözümler kullanın. Böyle teknolojiler, davranışları, para kazanabileceğiniz bilgilere dönüştürmeye yardımcı olur.

Kârlılığı artırın. Çalışanlarınızdan, müşterilerinizden, süreçlerinizden ve tedarik zincirinizden en iyi şekilde yararlanmanın yeni yollarını keşfetmek için, topladığınız verileri üçüncü bir tarafın değerlendirmesi ile birlikte analiz eden daha akıllı yenilikleri benimseyin.

Endüstriniz veya kuruluşunuzun tipi ne olursa olsun, modern bir Intelligent Edge mimarisini benimsemek için bu adımları atmak, bu ölçekte IoT’nin potansiyelini kullanmak için kritik öneme sahiptir. Çoğu güçlü fırsatta olduğu gibi, harekete geçebilenlerin kazanç elde ettiğini, tereddüt edenlerin ise geride kaldığını unutmayın.

Amazon, Hepsiburada’yı satın alacak mı?

Dünyanın en büyük online satış marketlerinden biri olan Amazon hakkında dikkat çeken bir gelişme gündeme geldi. Hepsiburada yönetimi Webrazzi 2017 oturumlarında, gündeme damga vuracak bir konuya açıklık getirdi. Amazon, Hepsiburada’yı satın alacak mı?

amazon

Amazon, Hepsiburada’yı satın alacak iddialarına en net yanıt!

Webrazzi 2017 oturumlarına konuşmacı olarak katılan Hepsiburada Yönetim Kurulu Başkanı Hanzade Doğan Boyner, bir süredir yüksek sesle dile getirilen satın alma söylentilerine en net cevabı verdi.

TechInside olarak yerinde takip ettiğimiz etkinlik sırasında Hepsiburada Yönetim Kurulu Başkanı Hanzade Doğan Boyner‘in yaptığı açıklamayı sizlerle sıcağı sıcağına paylaşıyoruz.

Whatsapp canlı konum bilgisi verecek!

Boyner, gündemde olan söylentilerin tamamen asılsız ve gerçeklikten uzak olduğunu, Hepsiburada’nın öncelikli hedefinin ülkenin dijitalleşme sürecine fayda sağlamak olduğunu açıkladı. Müşterilere, iş ortaklarına ve ülkeye sağladıkları fayda ile kazanan bir şirket olduklarını dile getiren Boyner, tüm odaklarının bu konular üzerine olduğunu açıkladı.

WhatsApp canlı lokasyon gösterecek

0

Facebook’un popüler mesajlaşma uygulaması WhatsApp bugüne kadar arkadaşların birbirine lokasyon bilgileri göndermek için kullandığı önemli bir platform olarak da kabul görüyordu. Ancak WhatsApp şimdi Facebook Messenger ve Apple’ın iMessage’ı ile de uyumlu çalışacak şekilde lokasyon bilgisi gönderecek. 

Ayrıca arkadaşlar birbirlerine izin vermeleri halinde, belli bir süre boyunca lokasyon bilgilerini anı anına alabilecek. Böylece birinin hangi yol üzerinden geldiği, hangi yöne gittiği anı anına görülebilecek ve daha sağlıklı yol bilgisi vermek veya hareket halindeki bir arkadaşı bulup ona yetişmek mümkün olacak. 

Canlı lokasyon bilgisi 15 dakika, 1 saat veya 8 saatlik üç farklı seçenekle paylaşılacak. Kullanıcı isterse bu yayını süre bitmeden de kesebilecek. 

Google Takvim baştan sona yenilendi

Google, popüler ajanda hizmeti Takvim’i baştan sonra yenilediğini ve daha modern özelliklerle donattığını duyurdu.

Özellikle iş dünyasında önemli kullanım alanlarına sahip olan Google Takvim sayesinde iş arkadaşları birbirlerinin programlarını görebiliyor, bu verilere göre yeni toplantılar düzenlenebiliyor ve çoğu iş sürecinde Google Takvim önemli bir rol oynuyor.

Desktop bilgisayarlar için hazırlanan Google Takvim uygulaması ise çağı yakalamak için şimdi yeni özelliklerle güncellenmiş görünüyor. Yeni yetenekleriyle Takvim uygulaması artık IT yöneticilerine ofis içinde belli odaları veya alanları toplantı mekanı olarak belirleme yeteneği kazandırıyor. Böylece çalışanlar, bu toplantı odalarında uygun olan saatlerde toplantı randevuları verebiliyorlar.

Çalışanlar ayrıca kendilerin uygun saatlerde boş olan toplantı odalarını aratabiliyorlar. Bir iki toplantı odasının bulunduğu küçük işletmeler için çok can alıcı bir özellik olmasa da dev binalarda, binlerce çalışana sahip, onlarca toplantı odası bulunan kurumlar için bu özellik çok büyük önem taşıyor. Dolayısıyla daha fazla büyük kurumun Google Takvim’i ve diğer Google iş uygulamalarını kullanmayı cazip bulması bekleniyor.

Toplantı katılımcıları ayrıca randevu saatlerine projelerle ilgili ofis belgelerini ataşlayabiliyorlar. Böylece toplantıya katılacak herkes, projeyle ilgili dokümanlara daha kolay ulaşarak toplantı öncesinde konuyu inceleyebiliyorlar.

Qualcomm, ilk 5G modem çipset testini başarıyla tamamladı

Qualcomm, yakın geleceğin en önemli teknolojik gelişmelerinden biri olacak 5G için çok önemli bir testi başarıyla tamamladı. İlk kez Snapdragon X50 5G modem çipseti ile 5G veri bağlantısı testi yapıldı ve sorunsuz geçildi.

Qualcomm Snapdragon X50 5G testi başarılı!

Tahminlere baktığımızda 5G teknolojisinin dünya için büyük bir etki yapması bekleniyor. Örneğin 5G ile birlikte 22 milyon yeni işin ortaya çıkması ile mal ve servisler noktasında 12.3 trilyon dolarlık etki yapması bekleniyor.

Gerçekleştirilen test ile ilgili konuşan Qualcomm Pazarlamadan Sorumlu Kıdemli Müdür Peter Carson, Snapdragon X50 5G modem çipsetinin ilk kez çalıştığını belirtirken, saniyede 1.25 Gbps hıza ulaşıldı. Teknoloji tamamen hazır olduğunda 5 Gbps verinin transfer edilmesi planlanıyor.

Şirketin beklentilerine göre ilk 5G ağları 2019 itibarıyla kullanılmaya başlanacak. Aynı yılın ilk yarısında ise akıllı telefonlar için de 5G teknolojilerini görüyor olacağız.

Google TV kanalı mı satın alacak?

0

İnternet üzerinde dev bir reklam mecrasına dönüşen ve tüm dünyadaki reklam satışlarıyla yılda 100 milyar dolara yakın para kazanan Google, şimdi gözünü TV sektörüne dikmiş olabilir.

ABD’deki 72 milyar dolarlık TV reklamları pazarından pay almak isteyen Google’ın bu amaçla bir TV kanalı satın almak istediğine dair haberler yaygınlaşıyor.

Şirket şimdiden ünlü TV kanalı CBS ile reklam satışı konusunda işbirliğine başlamış durumda. Google’ın ürün müdürü Rany Ng’ın açıklamasına göre, internet devi, CBS’in yeni ve hızla popüler olan Star Trek: Discovery dizisinin dijital dağıtımına reklam sağlamak üzere anlaşmaya varmış durumda. Bu Google için önemli bir zafer çünkü kendi reklam satış networkü olan bir tv kanalının reklamlarını satması için Google ile anlaşması, aynı zamanda Google’ın artık TV reklamverenlerine de hitap etmesi anlamına geliyor.

Google şimdilik TV kanallarına reklam hizmetleri için yazılım platformları satıyor gibi görünebilir ancak yüzlerce milyar dolar nakiti ve geliri olan Google’ın bununla yetinmeyeceğini ve TV sektöründe yeterince deneyim kazandıktan sonra kendi TV kanalını satın alarak, bu alandaki dev reklam pastasını kendi kasasına yönlendirmek isteyeceğini herkes tahmin edebiliyor.

Toyota yapay zekalı otomobillleri teste hazırlanıyor

0

Otomobil üreticileri uzun zamandır otonom araçlarını trafikte test ediyor. Bunların arasında Japon otomobil devi Toyoto da bulunuyor. Ancak Toyota şimdi otonom araçlarını bir sonraki aşamaya taşımak ve araçlara çok daha kompleks yapay zeka rutinleri yerleştirmek istiyor.

Japon devi bu amaçla geliştirecekleri yeni otomobili 2020 yılında teste başlayacaklarını da duyurdu. Yeni, yapay zekalı otomobiller, otonom araçlardan farklı olarak, kendi başına karar verebilen, daha ileri seviyede düşünen ve yolcularıyla diyalog kurabilen otomobiller olacak.

Toyota’nın geliştirdiği yapay zekalı asistanın ismi ise Yui. Amazon’un Alexa/Echo servisi gibi, Yui de kullanıcılarıyla sesle iletişim kuracak ancak aynı zamanda otomobili kullanacak ve kullanıcının sesli komutlarına göre otomobili yönlendirebilecek. “Sağdaki mağazanın önünde park et,” gibi komutları tanıyacak olan Yui, böylece aynı bir özel şoför gibi çalışacak. Aslında tüm otonom araç teknolojilerinin nihai hedefi, Level 5 olarak adlandırılan bu yapay zeka seviyesine ulaşmak. Toyota belki de bu teknoloji seviyesini örnekleyen ilk üretici olarak karşımıza çıkacak.

Netflix yeni içeriklere 8 milyar dolar ödeyecek

0

Netflix, artan rekabet nedeniyle içerik üretimine ayırdığı bütçeyi artırdığını duyurdu. 2017 içinde yaptıkları plana göre, 2018’de yeni içerikler üretmek için 6 milyar dolarlık bütçe ayıran şirket yeni kararıyla birlikte 2018 bütçesini 8 milyar dolara çıkardı.

Şirketin bu kararı almasında, Amazon, Facebook ve Apple’ın 2018’de içerik üretmek için attığı ciddi adımlar da etkili oldu. İzleyicilerini teknoloji devlerine kaptırmak istemeyen Netflix’in 2018’de sansasyonel yeni diziler ve şovlarla seyirci karşısına çıkması bekleniyor.

Şirketin şef içerik yöneticisi Ted Sarandos’un açıklamasına göre Netflix’in 2018’de 80 yeni film çekmesi ve online platformda yayına sokması bekleniyor.

Dünyanın ilk “negatif emisyonlu” santrali!

İsviçre şirketi Climeworks, dünyanın ilk “negatif emisyonlu” santralini oluşturmak için İzlanda’daki bir jeotermal enerji santraliyle bir araya geliyor.

Birkaç yıldır uluslararası bir bilim adamı ekibi, yakalanan karbondioksiti katı minerallere dönüştürmek için yeni bir yol üzerinde çalışmaktaydı. CarbFix olarak adlandırılan proje, karbondioksiti suya bağlamayı ve daha sonra 700 metrelik yer altı suyuna pompalamayı içeriyor. Bu karbondioksit çözeltisinin, derin bazalt kaya ile teması halinde hızlıca bir karbonat minerali oluşturduğu bulundu.

Bu keşiften önce bu mineralizasyon sürecinin yüzlerce hatta binlerce yıllık bir süre alabileceği düşünülüyordu. Ancak CarbFix projesiyle bunun 2 yıldan kısa sürede gerçekleştiği keşfedildi. Ayrıca mineralize edilme oranının yüzde 95-98 seviyelerinde olmasının da negatif emisyon için önemli bir avantaj olduğu belirtiliyor.

Zürih’teki ilk ticari tesis, bir filtre ile karbondioksiti toplayarak karbondioksite ihtiyaç duyan işletmelere satıyor.

Facebook LinkedIn’le rekabete hazırlanıyor

0

2 milyar kullanıcıya sahip sosyal medya ağı Facebook aynı zamanda dünyanın en büyük kariyer ağı olmak için de önemli bir adım atıyor. 

Microsoft’un LinkedIn servisi ile rekabete hazırlanan Facebook’tan sızan ekran görsellerine göre, test kullanıcıları Facebook üzerinde CV’lerini hazırlamaya başladılar.

Yeni CV özelliği sayesinde kullanıcılar profesyonel profillerini CV görünümüyle Facebook hesaplarında saklayabilecekler. Daha sonra ise Facebook üzerinde yayınlanacak iş ilanlarına bu CV’ler üzerinden başvurmak mümkün olacak. Facebook’un bu yeni sistemle eleman arayacak şirketlerin ilanlarıyla büyük gelir elde etmesi ve aynı zamanda LinkedIn’in en büyük rakibi olması bekleniyor.

Western 40 TB’lık sabit disk geliştirecek

Western Digital, geçtiğimiz dönemde Toshiba’nın flash bellek teknolojisini satın almak için girişimlerde bulunmuş ancak bu girişim olumsuz sonuçlanmıştı. Depolama teknolojilerine yönelik çalışmalarına hız veren Western Digital birkaç yıl içinde bu alanda yeni bir dönemi başlatabilir.

Western Digital, mikrodalga yardımlı manyetik kayıt olarak da bilinen MAMR teknolojisini kullanarak 40 TB’lık depolama kapasitesine sahip sabit disk sürücüleri geliştiriyor. Çekirdek teknolojinin 2019 yılına kadar veri merkezlerinde yaygın şekilde kullanılacağını belirten şirket, 40 TB’lık sabit disklerin en geç 2025 yılında kullanımda olacağına inanıyor.

Kullanılan program ve uygulama sayılarındaki artış, çok daha fazla veri üretilmeye başlanması beraberinde depolama ve yedekleme sorunun getiriyor. Western Digital, standart teknolojilerin dışına çıkarak yeni nesil sabit diskler geliştirmeye çalışıyor. Gerek şirketler, gerek bireysel kullanıcılar için 40 TB’lık sabit diskler, harici disk taşıma zorunluluğunu ortadan kaldırabilir.

Sao Paulo Belediyesi, Uber benzeri uygulama geliştiriyor

Sao Paulo şehri, taksi şoförlerinin paylaşım ekonomisinde rekabet etmesine yardımcı olmak için kendi uygulamasını başlatacak. Ulaştırma ve Prodam Bölümü tarafından yürütülen bir projeyle geliştirilen SPTaxi, Ocak 2018’den itibaren sınırlı sayıda sürücüye açık olacak.

SPTaxi ile sıradan taksi şoförleri, Uber gibi uygulamaların sunduğu özelliklerle donatılacak. SPTaxi uygulaması yolcu güvenliğini artırmak için coğrafi referanslı sürüş verileri, ücret tahminleri ve indirimleri gibi çeşitli özelliklerle sahip olacak.

38.000 taksi şoförü bulunan Sao Paulo’nun Belediye Başkanlığına göre SPTaxi, sürücülerin mevcut hareketlilik uygulamalarını iyileştirmelerine yardımcı olacak. “Akıllı Şehir” olma planları yapan Sao Paulo Belediyesi “akıllı ulaşım” için yenilikler geliştirmeye çalışıyor. Özelleştirme ve yerel altyapı dahil olmak üzere proje 633.000 dolara tamamlanacak.

Birçok ülkede vergi tartışmaları nedeniyle tartışmalara neden olan Uber’e yönelik belediye düzeyinde bu şekilde bir alternatif getirilmiş olması “çözüm odaklı” bir yaklaşım olarak karşılanıyor.

Sosyal medya reklamcılığı tabuları

0

Çağımızın en büyük haberleşme ve reklam kanalları olan sosyal medya için her geçen gün farklı çalışmalar yapılıyor. Özellikle sosyal medya reklamları için oluşan tabular da bir hayli dikkat çekici. Peki bu tabular nelerdir? Gerçekten başarılı bir sosyal medya reklamcılığı için gerekli mi?

Sosyal medya reklamları hakkında tabular!

Tabu 1: Güzel video için profesyonel düzenleme ve videolar gerektirir!

Markarlar reklam stratejileri için videolara çok büyük yatırımlar yapıyor. Profesyonel düzeyde video kurguları ve özel içerikler gibi. Tüm amaç reklam ile sosyal medya da etkileşim yaratabilmek ise bu yatırımlar gerçekten gerekli mi? Bir sosyal medya videosu üretebilmek için ciddi yatırımlar yapılması önemli bir tabu.

Aslında, amatörlük kokan videolar sosyal medya ortamında çok daha etkin bir viral etkisi yaratabilir. Ultra profesyonel düzeyde videolar üretmek yerine, amatörlük kokan, gerçek hayattan girişimler de hedefe ulaşmanızı sağlayabilir.

Tabu 2:  Mobil dostu videolar “dikey” olmak zorunda’

Mobil cihazların artan kullanımı, reklamcılığı da mobile hızlı bir şekilde taşıdı. Akıllı telefonlarda denenen farklı yöntemlere rağmen mobil dostu videolar halen daha en çok ilgi çeken reklam türlerinin başında geliyor. Bu noktada ise videoların yatay veya dikey modda oluşu ise bir yol ayrımına sebep olabiliyor.

Şu ana kadar 16:9 formatta hem yatay hem de dikey yayınlanan reklamların aksine, Facebook tarafından yayınlanan rapor ile desteklenen 1:1 gerçeği ortaya çıktı. Squarebox adı verilen 1:1 görüntü oranı, diğer görüntü tiplerine oranla çok daha ilgi çekerek dikey video hakkındaki tabuyu da yıkmış oldu.

Darkweb kullanıcıları risk altında!

 

Tabu 3: YouTube artık iş yapmaz!

Artan video paylaşım platformları ile YouTube’un değer kaybettiği yönünde bir tabu var ancak bu çok yanlış. Sosyal medya reklamcılığı için YouTube’un önemi çok kritik bir seviyede. Google tarafından satın alınan YouTube, aylık 150 milyon tekil izleyici gibi bir rakam ile sosyal medya ve video paylaşımları konusunda hala zirvede. 

 

Tabu 4: Video uzunluğu 3 dakikanın üstünde çıkmamalı!

Artan tüketimle birlikte, kullanıcıların videolara ve içeriklere gösterdiği odaklanma süresi de düşüyor. Ortaya çıkan ve kulaktan kulağa dolaşan yorumlara göre bir video 3 dakikadan daha uzun olmamalı. Peki bu doğru mu?

Wistia tarafından yapılan bir araştırmaya göre, izleyicilerin yarısı videoları maksimum 12-13 dakika süre boyunca izliyor. Sonrasında ise ilgi büyük oranda dağılıyor. Bu da 3 dakikadan uzun video olmamalı tabusunu yıkmak için yeterli bir veri.

Tim Cook: “İkinci bir dil değil, kodlama öğrenin”

Apple CEO’su Tim Cook, son Fransa gezisinde öğrencilerin ikinci bir dil öğrenmelerinden ziyade kodlama öğrenmelerinin daha faydalı olabileceğini belirtti. Cook, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile bir görüşme yaparken Fransız medya kuruluşu Konbini’ye açıklamalarda bulundu.

Tim Cook: “10 yaşında bir Fransız öğrenci olsaydım sanırım benim için kodlamayı öğrenmek, İngilizce öğrenmekten daha önemli olacaktı. Kodlama, dünyadaki 7 milyar insana kendinizi ifade edebileceğiniz bir dil” dedi.

Büyük bir iş arama web sitesi olan Glassdoor, son zamanlarda Cook’un önerilerini destekleyen bir rapor yayınlamıştı. Raporda, web sitesinde en çok ödeme yapılan işlerin üçte birinin programlama öğeleri gerektirdiği belirtilmişti.

Ancak Cook, kodlama öğrenmenin yararlarının yüksek ücretlerin çok daha ötesinde olduğunu, sadece bilgisayar bilimcilerin değil herkesin kodlama bilmesi gerektiğini söyledi. Kodlamanın temelinde yaratıcılık ve tasarım kabiliyeti yattığı için kodlama bilmek çalışanların yaptığı işlerde yenilikçi yaklaşımlarda bulunabilmelerini sağlıyor.

Dark web kullanıcıları şantaj altında

0

Dark web ile ilgili son zamanlarda hareketli günler yaşanıyor. Hollanda polisinin bu ağ üzerinden uyuşturucu ticareti yapan kişilerin izini sürmesinden sonra, şimdi de bilinmeyen bir kişi dark web üzerinden uyuşturucu alan kullanıcılara şantaj yapmaya başladı.

Bir Reddit kullanıcısı tarafından ortaya çıkarılan bilgilere göre kimliği bilinmeyen bir kişi, kullanıcılara 60 dolar değerinde Bitcoin talep eden şantaj mektubu gönderdi.

Dark Web kullanıcılarına şantaj mektubu

Gönderilen mektupta “Yasa dışı aktivitelerde bulundun ve gözümüz üzerindeydi” ifadesi yer alırken, kimliğin deşifre edilmemesi için bir Bitcoin hesabına 60 dolar değerinde ödeme yapılması isteniyor.

Dark web

Mektup, popüler uyuşturucu pazarı TradeRoute’ın kapanmasından tam dört gün sonra kullanıcılara ulaşmış. Şu ana kadar bu mektubun kaç kişiye gittiğiyle alakalı net bir veri yok. Ancak Bitcoin hesabına şimdiden bir kişi 60 dolar ödeme yapmış gibi görünüyor.

Vergi çanları teknoloji devleri için çalıyor

0

Apple, Google, Microsoft, Intel, Amazon gibi ABD teknoloji devlerinin tüm kazandıkları parayı İrlanda’daki ofislerine yönlendirerek İrlanda’daki düşük vergilendirmeden yararlanma kurnazlığının sonu gelmiş olabilir.

Avrupa Birliği ABD’nin dev teknoloji şirketleri için vergi usulsüzlüğü yaptıkları nedeniyle milyarlarca dolar cezalar açıklarken bu cezaların ödenmesinin önündeki en büyük engel olan ABD hükumetinin Avrupa Birliği’nin argümanlarını kabul etmeye yaklaştığı vurgulanıyor. 

Fransa Maliye Bakanı Bruno Le Maire yaptığı açıklamada, ABD’li meslektaşlarının cezalar konusundaki söylemlerinin yumuşadığını ve AB ile ABD arasında bir anlaşmanın mümkün olacağını açıklaması da teknoloji devlerinin köşeye sıkıştığını ortaya koyuyor.

AB kurumları Obama döneminde ABD şirketlerine dev vergi cezaları kestiğinde bu Obama yönetiminin sert tepkisiyle karşılaşıyordu ve şirketlerden önce Obama yönetimi, İrlanda’daki vergi yasalarını hatırlatarak şirketlerin yasa dışı bir işlem yapmadığını savunuyor ve ABD şirketlerini korumaları altına alıyorlardı. AB kurumları ise ABD ile arasındaki ticari ilişkileri zedelememek için sert manevralar yapmaktan çekinerek kestikleri cezaları tahsil edemeden dosyaları bürokrasi sürecinde bekletiyorlardı.

Ancak Trump’ın ABD şirketlerinin gelirlerini ülkeye getirmeleri konusundaki arzusu ABD devletinin teknoloji şirketleri için sağladığı koruma şemsiyesini devreden çıkarmış gibi görünüyor. Trump yönetimi şimdi dev teknoloji şirketlerini ABD’ye dönmeye zorlamak için Avrupa’daki avantajlı vergi ortamının sonlanmasına yardımcı olacağı ve Avrupa Birliği’nin kestiği dev cezalara karşı çıkmayacağı anlaşılıyor.

Bir diğer deyişler, teknoloji devleri için artık kazandıkları dev paralar için dev vergiler ödeme dönemi başlıyor gibi görünüyor.