Sosyal anket platformu poltio.com, aldığı 1 milyon TL’lik yatırımla yurt dışına açılıyor. Güncel veya farklı konularda kullanıcılara “toplumun nabzını” tutma yeteneği veren bir platform kurma hayaliyle ortaya çıkan ve 2014 Ağustos ayında kurulan Poltio’da bugüne kadar 110 binin üzerinde soru soruldu ve 150 milyonun üzerinde oy kullanıldı.
Yatırım dolu bir sene!
Teliasonera Eurasia eski CFO’su Tolga Köktürk’ün ve Karakaya Group yönetiminin melek yatırım sağladığı Poltio, StartersHub’ın liderlik ettiği yeni yatırım turunda MV Holding CEO‘su Ebru Dorman, Gedik Yatırım Yönetim Kurulu Üyesi Onur Topaç, Avrupa Holding Yönetim Kurulu Üyesi Murat Balcı, Avrupa Holding Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Müdürü Mert Balcı, Misli.com Genel Müdürü Barış Tekin, Girişim Türk’ten, toplam 1 Milyon TL’lik yatırım aldı.
2017 hedefi gerçekleşti
Global açılımında destek veren iki yeni takım arkadaşıyla New York’taki ekibini de kuran Poltio ortaklarından Vildan Ay, Özge Akçizmeci ve Banu Güler İstanbul’da kalmaya devam ederken, kurucu CEO’su Ahmet Tosun ve CTO’su Güney Gökoğlu Temmuz ayı sonunda Amerika’ya taşınıyor.
2017’deki en büyük hedeflerinin yurt dışına açılmak olduğunu ve bu hedefi gerçekleştirdiklerini söyleyen Poltio’nun Kurucu CEO’su Ahmet Tosun, “Poltio’nun sadece Türkiye’de değil, tüm dünyada kullanılan bir platform olacağına inanıyoruz.” dedi.
1967 yılında Otomarsan ismiyle İstanbul’da kurulan Mercedes-Benz Türk, 50. kuruluş yıldönümünü hikayesinin başladığı Davutpaşa Fabrikası’nda Daimler AG Yönetim Kurulu Üyelerinin de katılımıyla törenle kutladı.
Davutpaşa’daki eski fabrika binasında kurduğu özel bir dekorasyon ile katılımcıları 1967 yılına götüren Mercedes-Benz Türk, yarım asır önce ilk otobüsünü banttan indirdiği üretim holünde ise şirketin dünden bugüne yolculuğunu anlatan küçük bir müze kurdu.
Mercedes-Benz Türk Direktörler Kurulu Başkanı Süer Sülün, “Mercedes-Benz Türk olarak 50 yılda pek çok ilke, yeniliğe, başarıya ve rekora imza atarak sektörde öncü ve lider olduk. Kuruluşumuzdan bu yana üretime aralıksız devam ederek ülkemizin ekonomisine ve geleceğine katkı sağlamaktan gurur duyuyoruz” dedi.
1967 yılında Otomarsan ismiyle Davutpaşa’da kurulan ve bugün 1 milyar Avro’yu aşan yatırımıyla Türkiye’nin yabancı sermayeli en büyük şirketlerinden biri olan Mercedes-Benz Türk, Türkiye’de kesintisiz olarak üretim yaptığı yarım asrı geride bıraktı. Şirket, Türkiye’de kuruluşunun 50. yılını İstanbul Davutpaşa’da, faaliyetlerine başladığı eski otobüs fabrikasında görkemli bir törenle kutladı.
Mercedes-Benz Türk üretim tesislerinin 1995 yılından itibaren peyderpey Hoşdere’ye taşınması ve 2007 yılında Davutpaşa Fabrikası’nın tamamen boşaltılmasıyla Mengerler Mercedes-Benz Türk Yetkili Bayii olarak hizmet vermeye devam eden eski otobüs fabrikası, kuruluş yıldönümü kutlamaları nedeniyle film setlerini andıran bir tasarımla özel olarak dekore edildi.
Manavından bakkalına, kahvehaneden gazete bayine kadar eski İstanbul sokaklarının canlandırıldığı giriş bölümünde konuklar, Mercedes-Benz Türk’ün kurulduğu 50 yıl öncesinin Türkiye’sine doğru yolculuğa çıkarıldı. Davutpaşa’da eski imalat holleri arasında oluşturulan sokaklarda Türkiye’de üretilen ilk otobüse, yıllardır Türkiye’nin yükünü taşıyan Mercedes-Benz’in ilk modellerinden kırmızı bir kamyonuna, klasik araç niteliğindeki minübüsüne ve efsaneleşmiş otomobillere yer verildi.
Etkinlik sonunda Mercedes-Benz Türk’ün 50. kuruluş yılı kapsamında düzenlediği “50. Yılda 50 Startup” yarışmasında ilk üçe giren girişimcilere ödülleri verildi. Programın sonunda ise tüm katılımcılara şirketin 50’nci yılı onuruna hazırlanan ve şirket tarihini anılar ile konu alan “Benzersiz 50 Sene” kitabı hediye edildi.
Sülün: “Bizimle bu yolculukta birlikte olan tüm paydaşlarımıza sonsuz teşekkürler!”
Mercedes-Benz Türk Direktörler Kurulu Başkanı Süer Sülün, “Mercedes-Benz Türk’ün 50 yıldır gösterdiği üstün performansı, tarihi ve geleneği ile gurur duyuyoruz. Hikâyemiz 50 yıl önce şu an bulunduğumuz Davutpaşa Fabrikası’nda başladı. Bugün Mercedes-Benz Türk Hoşdere Otobüs Fabrikası’nda 3.500 çalışanımız ile günde 16 otobüs ve Aksaray Kamyon Fabrikası’nda 1.800 çalışanımız ile günde 58 kamyon üretiyoruz. Bizimle bu yolculukta birlikte olan hissedarlarımıza, müşterilerimize, tüm bayi ve servislerimize, yan sanayimize, tüm paydaşlarımıza ve tabii ki Türk halkına sonsuz teşekkürler.”
Daum: “Mercedes-Benz Türk’e ve Türkiye’ye yatırımlarımız devam edecek”
Daimler AG Yönetim Kurulu Üyesi, Kamyon ve Otobüs Grubu Başkanı Martin Daum ise törende yaptığı konuşmada“Mercedes-Benz Türk, bugün üretim, AR-GE ve IT ağı ile Almanya’daki merkez fonksiyonlarımız içinde çok önemli bir yere sahip. Şirket, kuruluşundan bugüne Türkiye’deki otobüs ve kamyon üretiminde sanayinin gelişmesine öncülük ederek dünyaya da örnek oldu. Mercedes-Benz Türk’e ve Türkiye’ye güveniyoruz, yatırımlarımızı sürdüreceğiz. Tüm Mercedes-Benz Türk çalışanlarını, 50. yıldönümleri ve 50 yıllık başarılarından dolayı tebrik ediyoruz” dedi.
“50. Yılda 50 Startup” yarışmasında İLK ÜÇ büyük ödülün sahibi oldu
Türkiye’nin 59 ilden 680 girişimcinin başvurduğu “50. Yılda 50 Startup” projesi, alanlarında uzman startup hub’lar, sivil toplum kuruluşu, teknoloji editörleri, şirket yöneticilerinden oluşan jürinin değerlendirmesi ile sonuçlandı. Temmuz ayı başında kazanan 50 startup’a ödülleri takdim edildi.
En beğenilen ilk üç proje sahibi Kadir Can Kırkoyun, Kadir Demircioğlu ve Umutcan Duman ise bu özel etkinlikte sahnede ödüllerini Daimler AG ve Mercedes-Benz Türk yöneticilerinden alarak onurlandırıldılar. “50. Yılda 50 Startup” yarışmasında Kadir Can Kırkoyun’ungeliştirdiği kodlama dersindeki platform ihtiyacına yardımcı olmak için oyunlaştırılmış mobil platform sağlayan Scode projesi; Kadir Demircioğlu’nun geliştirdiği kumaşları daha işlevsel hale getiren, akıllı kumaş projesi; Umutcan Duman’ın geliştirdiği atık toplama süreçlerini akıllı hale getirerek maliyetleri ve karbon salınımını yüzde 55’e varan oranda azaltan proje ilk üçe girerek 50’şer bin TL’lik büyük ödülün sahibi oldu.
Apple, Çin’deki varlığını sürdürmek için Çin devletinin baskılarına boyun eğmek zorunda kalmış gibi görünüyor. Şirket yeni yaptığı açıklamada, Çin’de veri merkezi kuracağını açıkladı. Böylece Çinli kullanıcıların verileri bu merkezde saklanacak ve elbette Çin devleti tarafından denetlenebilecek.
Çin’in Guizhou eyaletinde kurulacak olan veri merkezinin işletmesi için Çin devletinin sahip olduğu büyük veri şirketi Cloud Big Data ile
çalışacak. Diğer bir deyişle, Çin’deki iOS kullanıcılarının verilerini saklayacak olan Apple veri merkezi doğrudan Çin devleti tarafından işletilecek.
Guizhou’daki veri merkezi, ülkedeki iOS kullanıcılarının cihazlarından buluta yükledikleri fotoğrafları, videoları, ses kayıtlarını depolayacak. Gelip giden e-mail’leri, mesajları yönlendirecek. Dolayısıyla Çin’deki iOS kullanıcıları artık tam anlamıyla Çin devletinin kontrolünde olacak.
Amazon çok fazla mı büyüdü? Bu soruyu bütün dünya gibi ABD hükumeti de sormaya başladı. Fazla büyüyen bir şirketin, bir ülkedeki rekabeti olumsuz etkileyen, fiyatları kendi menfaati doğrultusunda yukarı çekebilen özelliği, onu anti-tekel yasalarıyla karşı karşıya getirebilir.
Kısa süre önce yayınladığımız bir makalede Amazon’un yakında ABD devleti tarafından anti tekel soruşturmasına uğrayabileceğini hatırlatmıştık. Şimdi ABD’den gelen haberler bu gelişmenin gerçekleşmek üzere olduğunu söylüyor.
ABD’de bir hedge fon yöneticisi olan Douglas Kass’ın ekonomi medyasına verdiği bir röportajda, Amazon hisselerini satmaya başlamasının nedeni olarak ABD hükumeti içinden aldığı duyumlara göre Amazon’a karşı anti tekel soruşturmasının başlatılmak üzere olduğunun altını çizmesi, Amazon’un büyüme konusunda sınırlara ulaştığı endişesini yeniden gündeme taşımış oldu. Kass’a göre bu soruşturmanın başlatılmasıyla Amazon hisselerinde en az %10’luk bir düşüş yaşanacak.
Hükumetin henüz resmen açıkladığı bir kararı bulunmuyor ancak Amazon’un tekel konumuna yükseliyor olmasının giderek daha fazla dile getirilmesinin şirketin soruşturmaya uğrama ihtimalini de yükseltiyor.
Geçtiğimiz günlerde Çin’in VPN servislerini tümüyle yasaklayacağı ile ilgili haberler gündemi meşgul etmişti. Ülkede hem iş, hem de kişisel olarak ciddi şekilde kullanılan bu servisler, haliyle oldukça önemli. Neyse ki bu haberlerin ardından Çin Sanayi ve Bilişim Bakanlığı’ndan yapılan açıklama, bir nebze de olsa endişelere su serpti.
Onaysız VPN’e geçit yok
Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre hem yerel hem de uluslararası şirketlerin kullandığı VPN’ler için herhangi bir yaptırım uygulanmayacak. Aynı şekilde son kullanıcılar için de böyle bir yaptırımın söz konusu olmayacağını söyleyen yetkililer, sadece “onaysız” servisler için aksiyon alınacağını söyledi.
Tabii ki bu noktada “onaysız” olarak belirtilen VPN servislere neye göre “onaysız” sayılıyor ve hangi VPN servislerini kapsıyor o önemli. Şimdilik bu düzenleme ile ilgili ne yazık ki herhangi bir detay paylaşılmadı. Ancak yetkililerin açıklamalarına göre durum korkulduğu kadar kapsamlı değil.
Bildiğiniz gibi Çin’de Google servisleri gibi birçok popüler internet hizmeti kapalı ve hem firmalar hem de son kullanıcılar VPN kullanımına ciddi şekilde ihtiyaç duyuyor. Bakalım bu açıklamadan sonra ülkede hangi VPN servislerine yaptırım uygulanacak ve ülke bundan nasıl etkilenecek.
Google bulut sistemi desteklemek ve ağını arttırmak adına Amazon Web Services ile aynı yola giriyor. Avustralya’da açılan veri tesislerinin ardından, şimdi de Londra’da bulut bilişime yönelik yeni bir tesis açılıyor.
Amazon’dan gelen genel bulut modeli, sunucu bilgisayarları kiralama, veri saklama ve ağ kapasiteleri üzerine müşterile hizmet veriyor. Her tesis bir bölgeyi temsil ediyor ve böylece müşteriler ile sağlıklı bir ortamın oluşması sağlanıyor. 2 yada 3 veri merkezinden oluşan bu tesisler kendi güç kaynaklarına ve güvenliklerine sahip oluyorlar.
Google bulut sistemleri Avrupa’yı kaplayacak
Google elbette bu noktada durma amacında değil. Şirket Belçika’da da üç farklı veri merkezini faaliyete geçiriyor. Aynı zamanda Almanya, Hollanda ve Finlandiya için de bulut tesislerin açılması planlanıyor. Böylece bölgedeki diğer güçlü rakipler Microsoft ve Amazon’a rakip olmak istiyor.
Microsoft, Amazon ve Google Avrupa’da veri merkezleri ve bulut tesisleri açmayı sürdürüyorlar. Yeni tesisler duyurulurken, diğerleri de hizmete açılıyorlar.
Büyük bilişim devlerinin büyük yatırımlarla Avrupa’ya açılmalarının bir sebebi var. Eğer Avrupa’ya yeterince tesis açabilirlerse, çok daha hızlı bir şekilde bulut çözümleri uygulayabilirler.
Paylaşım ekonomisinin en önemli yapı taşlarından biri olan ortak çalışma alanı (Co-Working Space), hızla yayılmaya devam ediyor. Bu alanda dünyanın en geniş ağına sahip olan WeWork, aldığımız duyumlara göre, Türkiye ofisi için gerekli imzaları atmış durumda.
Ortak çalışma alanı, girişimcilere sunduğu en önemli faydalar arasında; kira, mobilya, internet gibi uzun soluklu kiralamalar yerine, tüm bu hizmetlerin eksiksiz ve modern olarak verildiği, kısa / orta / uzun vadeli çalışma alanlarını ilk olarak söyleyebiliriz.
Sadece fiziksel ihtiyaçlar değil, birbirleriyle tanışıp işlerini büyütme imkanı bulunan girişimler, ortak çalışma alanlarındaki etkinliklere katılarak, ulaşmak istedikleri yerlere, tahmin ettiklerinden çok daha kısa sürede gelebiliyorlar.
Düzenlenen etkinlikler sayesinde birçok girişim, diğer girişimcilerin elde ettiği deneyimlerden faydalanarak, başarılı bir ürünü ortaya koymak için yanlış adımları atıp, deneme yanılma sürelerinden dolayı görebileceği zararları da en aza indirgeyebiliyor.
Son zamanlarda ülkemizden çıkış yapan yabancı yatırımların sayısında artış olurken, WeWork gibi geleceğin şirketlerinin cesur adımları, Türkiye’deki girişimcilik ekosistemini de heyecanlandırabilir.
Emergent Research’ün araştırmasına göre ortak çalışma alanı yükseliş trendi ve beklentiler, bu şekilde;
WeWork, dünya geneline yayılan bir politika üzerinden adımlarını atarken, bir yandan da iç yapılanmasında ciddi değişikliklere gidiyor. Firmada 3 yıldır farklı görevlerde çalışan ve geçtiğimiz günlerde COO görevine getirilen Jen Berret, bu politikaların yöneticisi olarak şu sıralar ülke ülke dolaşıyor.
Son dönemin en hızlı çıkış yapan şirketlerinden biri haline gelen WeWork, son turda aldığı 760 Milyon Dolar yatırımla beraber, değerini 20 Milyar Dolar’a yükseltmiş durumda.
Girişimcilik Vakfı ile birlikte ziyaret ettiğimiz Tel Aviv’de birkaç saatlik çalışma ihtiyacı için deneyimlediğim WeWork’ü, biraz pahalı (belki de dolar kurundan dolayı öyle hissettim) buldum ama sistemin içerisine dahil olduğunuzda size sunulan ağın verdiği katma değerli hizmetler, kesinlikle verdiğiniz fiyatlara değecek türden.
Ülkemizde, ortak çalışma alanları sektöründe adından bahsettiren şirketler arasında; Workinton, Kolektif House, Regus, Habita gibi markalar yer alıyor.
Emlak balonunun patlaması durumunda, şu anda tahmin edilenden çok daha fazla şirketin bu alanlarda çalışmak için başvuracak olması, kazançlı çıkmak isteyen yatırımcılar için şimdiden atılmış çok iyi bir seçenek olabilir.
Ortak çalışma alanları hakkında düşüncelerinizi aşağıdaki yorum kısmında bizimle paylaşmayı unutmayın lütfen.
Depolama çözümleri üreticilerinden Super Talent Technology firması, TwoDrive adını verdiği yeni nesil USB belleklerini duyurdu.
TwoDrive bellekleri pratik ve performanslı kullanım sunuyor
Super Talent tarafından hazırlanan TwoDrive USB bellekleri, USB 3.0 ve Lightning portlarını aynı birimde barındıran bir tasarıma sahip. Bu tasarımı sayesinde USB portuna ve Lightning portuna sahip olan cihazlar arasında hızlı bir şekilde veri aktarımı sunabiliyor.
iOS işletim sistemli cihazlarda kullanabilmek için ise AppStore’dan STT Mobile Manager isimli uygulamanın cihazda kurulu olması gerekiyor. Bu uygulamayı kurduktan sonra, USB belleğin Lightning portunu kullanarak iOS cihazlarda veri transferi sağlanabiliyor.
16 GB, 32 GB, 64 GB ve 128 GB kapasitelere sahip olan USB bellekler, Lightning girişi üzerinden 34 MB/s hızlara kadar okuma ve 16 MB/s hızlara kadar yazma hızı sunuyor. USB 3.0 portu ise 120 MB/s hızlara kadar okuma ve 60 MB/s hızlara kadar yazmaya olanak sunuyor.
Pratik bir kullanım sunan bu belleklerin fiyatlandırması ise henüz yapılmadı. Özellikle iOS cihazlara sahip olanların oldukça işine yarayacak bu bellekler, hızlı veri aktarımı için ideal olacaktır.
Truecaller, istenmeyen telefon aramalarına ilişkin 2017 yılı raporunu açıkladı. Rapora göre, Türkiye en çok istenmeyen arama sıralamasında 20 ülke arasında Meksika ve Peru ile birlikte beşinci sırada yer alıyor. Türkiye’deki bir kullanıcıya ayda gelen istenmeyen arama sayısı ortalama 12,2. Bu sayı sıralamada ilk sırada bulunan Hindistan’da 22,6 iken, ikinci sıradaki ABD ve Brezilya’da 20,7 seviyesinde bulunuyor.
Truecaller’ın, yılın ilk beş ayında kullanıcılar tarafından ‘spam’ olarak işaretlenen ya da uygulama tarafından otomatik olarak engellenen aramaları kapsayan raporuna göre, tüm dünyada 5,5 milyar istenmeyen arama gerçekleşti.
Aynı dönemde Türkiye’de gerçekleşen istenmeyen aramalarda ilk sırayı yüzde 49’la banka, kredi ve kredi kartı gibi konuları kapsayan finansal hizmetlere yönelik aramalar aldı. Telekom şirketlerinden gelen kampanya, tanıtım aramaları yüzde 31’le ikinci sırada yer alırken, tele-pazarlama aramaları yüzde 12’lik bir orana sahip. Kötü niyetli aramaların yanı sıra dolandırıcılığa, pazar araştırmasına ve sigorta ürünleri satmaya yönelik aramaların toplam oranı ise yüzde 8’de kaldı.
ABD’de rahatsızlık vermeye yönelik kötü niyetli aramaların yanı sıra dolandırıcılık amaçlı aramalar ilk iki sırada yer alırken, İngiltere’de tele-pazarlama ve sigorta aramaları, İtalya’da tele-pazarlama ve telekom aramaları öne çıktı.
Kaspersky Lab imzaladığı yeni stratejik ortaklık anlaşmasıyla birlikte, Segment, Türkiye’deki B2C ürün yelpazesinin dağıtımını yapan distribütörler arasına katıldı.
Güvenlik alanında yapılan bu anlaşma ile birlikte Segment, Geniş bir satış ve operasyon ağına sahip olan Segment’in faaliyetleri yazılım ve donanım çözümlerine odaklanıyor.
Kaspersky Lab yeni ortaklığı değerlendirdi
Yeni ortaklığı değerlendiren Kaspersky Lab Türkiye Genel Müdürü Ivan Romashko şunları söyledi:
“Türkiye bizim için önemlibirpazar. İş geliştirme tarafında kapsamlı planlarımız var. Satış kanallarımızın daha verimli olması amacıyla düzenlemeler yapmaya devam ediyoruz. Yeniden yapılanma çabalarımız doğrultusunda, Sagment’i B2C pazarı için onaylanmış distribütörlerimiz arasına kattığımız ve geniş satış ekibi aracığıyla perakende zincirlerindeki satışlarımızı artıracağımız için mutluluk duyuyoruz. Müşterilerimizin, Segment’in profesyonel satış uzmanlarından en üst düzeyde hizmet alabileceklerine inanıyoruz”
Şunu da unutmamak gerekiyor. Günümüz kullanıcıları, en değerli verileri zaten sürekli olarak risk altında. Bunun yanında, gizlilikleri ve kişisel bilgileri de tehlikeye sokan risk altına sokan fidyeyazılımları, kimlik avı girişimleri, Truvaatları ve daha pek çok sofistike siber tehdit bulunuyor.
Kaspersky Lab yıllardır kullanıcıların cihazlarını modern tehditlere karşı koruyor. Peki, fidye yazılımlarına karşı gerçekten kesin çözüm sunulabilir mi? Kaspersky her ne kadar dağıtım ağını genişletiyor olsa da artık her haftayı 2 veya 3 siber tehdit ile açıyoruz.
İnsanlar hayatlarını akıllı cihazlara bağladıkça IoT içerisinde biriken yığın hackerların ilgilisini günden güne cezbediyor. Bu yüzden anti virüs yazılımları kullananların da bağlı oldukları firmaya sürekli olarak geri bilgilendirmede bulunması hayati önem taşıyor.
Ekonomi Bakanlığı tarafından hazırlanan ve Resmi Gazete’de yayımlanan yönetmelikle ihracata destek ödemeleri başvurularında e-imza kolaylığı getirildi. İhracat yapan firmalar tarafından destek ödemesine ilişkin belgelerin elektronik ortamda e-imza uygulaması ile gönderilmesiyle orijinal evrakların başvuru yapılan kurum ve kuruluşlara ibrazına gerek kalmayacak. Zaman tasarrufu ve güvenlik avantajları sağlayan e-imza ile başvuru işlemleri daha hızlı ve kolay şekilde yapılacak.
İhracata destek ödemeleri başvurularında yeni bir döneme girildi. Ekonomi Bakanlığı tarafından hazırlanan “İhracata Yönelik Devlet Yardımları Kapsamında Destekleme ve Fiyat İstikrar Fonundan Yapılan Ödemelere İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliği” Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
Yeni uygulamayla destek ödemesine ilişkin belgelerin elektronik ortamda otomasyon sistemlerine firmalar tarafından e-imza uygulaması çerçevesinde yüklenmesi durumunda, orijinal evrakların başvuru yapılan kurum ve kuruluşlara ibrazına gerek kalmayacak.
Zaman ve maliyet tasarrufu sağlanacak
İhracata destek ödemeleri ihracatçılar açısından büyük öneme sahip. Destek ödemesiyle ilgili belgelerin elektronik ortamda e-imza uygulaması kullanılarak gönderilebilmesi, zamandan tasarruf elde edilmesini sağlayacak. Firmalar tarafından e-imza uygulaması çerçevesinde otomasyon sistemlerine yüklenen destek ödemesine konu belgelerin eksiksiz bir şekilde muhafaza yükümlülüğü ve denetime karşı sorumluluğu, destek başvurusunda bulunulmasından itibaren 10 yıl boyunca firma yetkililerine ait olacak.
İşlemler daha hızlı ve kolay yapılacak
Uygulamanın ihracata destek başvuruları alanında büyük kolaylık sağlayacağını söyleyen E-GÜVEN Genel Müdürü Can Orhun, “Elektronik ortamda gerçekleşen işlemlerde kişilerin kimlik bilgilerinin doğruluğunu garantileyen e-imza, ıslak imza ile aynı hukuki geçerliliğe sahip. E-imza, zaman ve maliyet konularında sunduğu faydaların yanı sıra, ticari işlemlerin geçerliliğini ve inkâr edilemezliğini sağlıyor ” dedi.
Sözlerine “ E-imzanın ihracat alanında yaygınlaşması, iş süreçlerinde iyileşme ve maliyet tasarrufuyla birlikte işlemlerin daha hızlı ve kolay bir şekilde yapılmasını beraberinde getirecek. İhracat yapan işletmeler, kırtasiye,yol, kargo masraflarını ve bürokratik işlemlerden kaynaklanan zaman kayıplarını geride bırakıyor. E-imza, aynı zamanda kağıt masraflarından tasarruf etmeyi sağlarken, arşivleme kolaylığı da getiriyor.” dedi.
Logitech, oyuncu kulaklığı üreticisi AstroGaming firmasını 85 milyon dolarlık bir anlaşma ile satın alıyor. Son yıllarda rekabetçi oyuncular arasında önemli bir popüleriteye ulaşan Astro Gaming firması, 2008 yılında A40 Audio System ürünü ile Major League Gaming lisansı almıştı.
Yapılan açıklamada bu satın alımın şirketin oyun pazarında uzun soluklu büyüme hedefini desteklediği belirtildi. 85 milyon dolarlık anlaşmanın önümüzdeki ay başı itibarıyla tamamlanması bekleniyor.
2016 yılında 50 milyon dolar ile son kullanıcı elektroniği şirketi Jaybird‘ü satın alan Logitech, bu satın alımdan beş ay sonra 13 milyon dolarlık bir satın alımla Saitek markasını da bünyesine katmıştı.
Özellikle PC kategorisinde uzun yıllardır faaliyet gösteren ve güçlü bir pazar payı bulunan şirket, bu satın alımla birlikte konsol tarafında da elini güçlendirmek istiyor. Bakalım yakın zamanda konsol özelinde yeni ürünler görebilecek miyiz.
Amazon’un yapay zekalı ev asistan servisi Alexa, kısa süre sonra kullanıcı mahremiyeti konusunda çok büyük kavgalara konu olacak gibi görünüyor.
Bu gelişmenin sebebi ise Amazon’un, tüm gün boyunca kullanıcıların evindeki sesleri dinleyen Alexa servisindeki ses kayıtlarına erişim için Amazon uygulama geliştiricilerine izin vermeye hazırlanıyor olması.
Diğer bir deyişle, birkaç yüz dolar ödeyip Amazon uygulama geliştiricisi hesabı alan herhangi birinin, istediği Amazon Alexa kullanıcısının evindeki sesleri 7/24 dinleyebilecek olması, büyük bir tartışma başlatacak.
Amazon, rakiplerine oranla daha fazla uygulama ve fırsat yaratarak Alexa’yı daha çekici hale getirmek isterken bu verilere ulaşacak olan uygulama geliştiricilerinin yetkinlikleri ve disiplinleri kullanıcılar açısından en büyük endişe konusu.
Şirket henüz endişelere cevap verecek bir açıklama yapmamış olsa da daha önce Samsung’un, üzerinde mikrofon olan akıllı televizyonlarına uygulama geliştiren üçüncü parti bir şirketin izinsiz olarak bazı evleri 7/24 dinlediğini itiraf etmiş ve bu geliştiriciyle bağlarını kestiklerini açıklamıştı. Dolayısıyla, Alexa benzeri hizmetlerden gelen verilere kimlerin rahatça erişebileceği konusu, sadece Alexa’ya özel değil, dijital çağın en büyük tartışmalarından biri olacak. Üstelik sadece Alexa ev asistanı veya üzerinde mikrofor ya da kamera olan akıllı televizyonlar değil, akıllı telefonlarımız da 7/24 içinde bulunduğumuz ortamdaki sesleri dinleyen cihazlar olarak, uygulama ve sistem geliştiricilerine veri aktarabiliyor. Dijtital pazarlama için çok kritik veriler üreten bu cihaz ve servisler reklamverenlerin hedef kitleye ulaşmasında yardımcı olurken mahremiyet açısından büyük riskler yaratıyorlar. Bu ürün ve hizmetlerin etik kullanımını denetleyen yasal bir düzenleme ise bulunmuyor.
Fidye virüslerinin saldırılarıyla şok yaşayan dünyada backup almak yeniden önem kazanmaya başladı. Bulut çağında ise bu işlemin artık çok daha kolay olduğu inkar edilemez. Bireyler ve işletmeler, backup almak yerine, dosyalarını bulut üzerinde saklayarak, teknik problemler veya dijital saldırılar sırasında önemli verilerin kaybetme riskini bertaraf ediyorlar.
Google şimdi bu süreci çok daha kolaylaştıracak bir masa üstü uygulamasını duyurdu. Google’ın Backup and Sync ismini verdiği yeni masa üstü uygulaması hem Windows hem de Mac sistemleri üzerinde çalışıyor ve dosyaların bulut üzerinde depolanmasını ve senkronize edilmesini çok kolaylaştırıyor.
Uygulamayı bilgisayarınıza kurduktan sonra, Google Drive hesabınızın şifresini girmeniz ve senkronize edilecek klasörlerinizi seçmeniz yeterli oluyor. Bu noktadan sonra seçtiğiniz klasörlerdeki tüm dosyalar buluta yükleniyor ve klasörlerde her değişiklik yaptığınızda, bir dosyayı save ettiğinizde, uygulama değişen dosyaları otomatik olarak senkronize ediyor.
İhracata destek ödemeleri başvurularında yeni bir döneme girildi. Ekonomi Bakanlığı tarafından hazırlanan “İhracata Yönelik Devlet Yardımları Kapsamında Destekleme ve Fiyat İstikrar Fonundan Yapılan Ödemelere İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliği” Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yeni uygulamayla destek ödemesine ilişkin belgelerin elektronik ortamda otomasyon sistemlerine firmalar tarafından e-imza uygulaması çerçevesinde yüklenmesi durumunda, orijinal evrakların başvuru yapılan kurum ve kuruluşlara ibrazına gerek kalmayacak.
Zaman ve maliyet tasarrufu sağlanacak
İhracata destek ödemeleri ihracatçılar açısından büyük öneme sahip. Destek ödemesiyle ilgili belgelerin elektronik ortamda e-imza uygulaması kullanılarak gönderilebilmesi, zamandan tasarruf elde edilmesini sağlayacak. Firmalar tarafından e-imza uygulaması çerçevesinde otomasyon sistemlerine yüklenen destek ödemesine konu belgelerin eksiksiz bir şekilde muhafaza yükümlülüğü ve denetime karşı sorumluluğu, destek başvurusunda bulunulmasından itibaren 10 yıl boyunca firma yetkililerine ait olacak.
Trend Micro gelişmekte olan teknoloji pazarlarını keşfetmek için oluşturduğu kurumsal girişim fonunu duyurdu. Trend Micro, 100 milyon dolarlık başlangıç yatırım fonu ile Nesnelerin İnterneti (IoT) gibi çok hızlı büyüyen alanlarda fikir üreten startupları destekleyecek.
Gartner’ın tahminlerine göre 2020 yılına kadar 26 milyar cihaz internete bağlanacak. Trend Micro’nun kurucusu ve CEO’su Eva Chen, “Cihaz sayısındaki hızlı artış, dünyanın çalışma, düşünme ve davranış şeklini değiştiriyor. Ekosistemin halen gelişmekte olduğu açık… Kurumların ve bireylerin bu yeni gerçeklikte güvenli bir şekilde faaliyet gösterebilmelerini ve yaşamalarını sağlamak için yapılması gereken şeyler var.” açıklamasında bulundu.
Trend Micro’nun bu girişimi, start up şirketlere finansal destek sağlamanın yanı sıra küresel tehdit istihbaratına, stratejik işbirliklerine ve dünya genelinde 28.000’den fazla iş ortağının yer aldığı kanalına erişim imkânı sunacak.
Ayrıca Trend Micro’nun bu fonundan faydalanabilecek firmalar; gelişmekte olan ekosistem fırsatlarını değerlendirmek, talepleri karşılayamayan iş modellerinin yerini alacak yeni iş modelleri yaratmak, pazardaki ihtiyaçlara göre yeni çözümler sunmak ve talepler için yeterli bir çözüm sunulamadığında gerekli olan bilgi birikimini yanlarında bulmak gibi sayısız faydalardan yararlanabilecekler. Edinilen bu bilgiler ve faydalar sayesinde Trend Micro da, şirket içindeki siber güvenlik çözüm planlamalarını da geliştirme imkanına kavuşacak.
Shoe4All projesi teknoloji ile insanlığı bir araya getiriyor. Suriye mültecileri için 3D baskı teknolojisi ile düzenlenen bir yardım çalışması oldukça ses getirecek gibi görünüyor. Londra’da faaliyet gösteren Brunel Üniversitesi’nden bir öğrenci bu sürecin başlamasını sağladı.
Shoe4All ile Suriye mültecilerine teknolojik destek
Son yılların en büyük olaylarından biri olan Suriye iç savaşından sonra milyonlarca insan evlerinden ve yaşadıkları şehirlerden ayrılıp mülteci kamplarında yaşamaya başladı. Bu süreçte ciddi anlamda, her türlü yardıma muhtaç hale gelen insanlar için birbirinden farklı çalışmalar yapıldı. Bunlardan biri ise 3D baskı teknolojisinin yardımıyla hayata geçecek.
Shoe4All adı verilen bir proje kapsamında, Suriye mültecileri için 3D baskı teknolojisinden faydalanılarak kişiye özel ayakkabılar üretilecek. Bunu gerçekleştirmek için ise her kampa bir 3D tarayıcı ve baskı makinesinin verilmesi planlanıyordu ancak projenin şekli daha farklı olacak.
Faisal Tayan isimli bir endüstriyel tasarım öğrencisi, Yunanistan ve Ürdün’deki mülteci kamplarında gönüllü oldu. Suriye asıllı Tayan, mültecilerin ayakkabı konusundaki ihtiyacını canlı canlı gözlemledi. Geliştirdiği fikir ise bir hayli ilginç oldu. Tek boyut herkese uymalı teması ile geliştirdiği tasarıma göre 3D baskı ile üretilecek olan ayakkabılar, giyen kişinin ayak boyutuna göre şekil alacak. Shoe4All adı altında tasarladığı bu ayakkabı, yetişkinlerde 6-11 numara arasında boyut değiştirebilecek.
Henüz prototip aşamasında olan bu projenin maddi destek ile birlikte çok büyük kitlelere ulaşabileceği tahmin ediliyor. Milyonlarca insanın tamamı olmasa bile belki de büyük bir kısmı orta vadede bu tip bir destek ile bir nebze de olsun mutlu edilebilir düşüncesi ile yola çıkan Faisal Tayan’ın projesi gerçek anlamda hayata geçerse dikkat çekici bir çalışma olarak hem insanlık hem de teknoloji için bir kilometre taşı olabilir.
3D baskı teknolojisinin hayatın her noktasına farklı ilham kaynakları ile dokunması, bu teknolojinin ne derece önemli olduğunu açık bir şekilde ortaya koyuyor. Şu ana kadar sağlık, tasarım, inşaat gibi alanlarda çok sık gördüğümüz bu teknolojinin ne gibi yeni alanlarda karşımıza çıkacağı ise merak konusu.
Halen Hepsiburada Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yapan Hein Pretorius, şirketin yeni CEO’su oluyor. Pretorius, Hepsiburada’nın hedefleri doğrultusunda büyümesine CEO olarak liderlik edecek.
Birçok ülkede internet ve e-ticaret markalarında üst düzey yöneticilik deneyimine sahip ve internet sektöründeki 23 yıllık deneyiminin 17 yılını e-ticaret sektöründe geçiren Hein Pretorius’un, Türkiye’deki gerekli bürokratik işlemlerin tamamlanmasının ardından göreve başlaması planlanıyor.
Kariyeri boyunca birçok uluslararası kuruluşta görev alan Hein Pretorius, Güney Afrika’nın ilk e-ticaret markası Kalahari.com’u kurdu. İnternet ve teknoloji grubu Naspers’da çeşitli üst düzey yöneticilik görevlerinin ardından Naspers Avrupa’nın CEO’su olan Pretorius, bir diğer teknoloji şirketi The Allegro Group’ta da CEO olarak hizmet sundu.
Seamless Distribution AB, PhotoBox Group, The Cloakroom, Mail.ru, Allegro Group, Nimbuzz, Netretail, eMag ve Ricardo Group gibi birçok teknoloji şirketinin yönetim kurullarında görev alan Hein Pretorius, halen Spil Games Group ve e-ticaret platformu Wehkamp’ta yönetim kurulu başkanlığı ve üyeliği görevlerini sürdürmekte.
Cepte POS uygulaması ile Türkiye’de ilk kez, işletmelere cep telefonları üzerinden banka ve kredi kartlarıyla ödeme ve tahsilat yapma kolaylığı sağlayan Ödeal, geliştirdiği yeni ürünü Ödeal POS ile, ödeme sistemlerine hem yeni bir bakış getiriyor ve hem de pazardaki faaliyet alanını genişletiyor.
Güngör: “Ödeal POS ürünümüzün, diğer cihazlarda kullanılan sistemlere göre çok önemli ve farklı avantajları var.”
Fevzi Güngör Ödeal POS hakkında konuştu
Şirketin yeni çıkardığı ürünle ilgili bilgi veren Ödeal Kurucu Ortağı Fevzi Güngör:
“Yeni ürünümüz sayesinde, ödeme sistemleri pazarında yeni bir alana girerek, pazar payımızı genişletmeyi hedefliyoruz. Ödeal POS ürünümüzün, diğer cihazlarda kullanılan sistemlere göre farklı avantajları var. Örneğin; Ödeal POS ile, anlaşmalı tüm bankaların kredi kartları için tek cihaz üzerinden taksit işlemi yapılabilirken, her banka için farklı komisyon oranları ödemenize gerek kalmıyor. Yapılan anlaşmalar dahilinde, şu an için, World, Maximum ve Paraf markalı kredi kartları ile taksitli işlem yapılabiliyor. Üstelik Ödeal POS için, ‘verimsizlik ücreti’, ‘minimum ciro şartı’ ve ‘kullanım taahhüdü’ de bulunmuyor. Ödeal POS, ilk etapta planda belirli sayıda yazar kasada kullanılacak ama yakın bir zamanda, diğer yazar kasalarla da kullanılması için çalışmalarımız devam ediyor.” şeklinde konuştu.
Profilo Ödeme Sistemleri ile birlikte yürütülen proje kapsamında, masaüstü yazar kasalara bağlanma özelliğine sahip ilk POS cihazı olma özelliğine sahip Ödeal POS ilk etapta, “Profilo YK-8200”, “YK PS-300”, “Telestar TLS-8100” ve “Farex FR-8300” cihazları ile kullanılacak.