Türkiye’de akıllı telefon değiştirme sıklığı 2,5 yıl

0
Hitay Holding firmalarından Türkiye’nin en büyük izinli veritabanına sahip online araştırma şirketi DORinsight tarafından “Teknoloji Araştırması”  gerçekleştirildi.  7-15 Nisan 2016 tarihleri arasında online olarak tamamlanan araştırmaya; Türkiye temsili, ABC1C2DE sosyo-ekonomik segmente mensup 9 bin 519 kişi katıldı. Araştırma kapsamında, katılımcılara hangi teknolojik ürünleri ne sıklıkla kullandıkları, teknoloji ürünlerinde hangi markaları tercih ettikleri, nelere dikkat ettikleri ve ayırdıkları bütçe gibi sorular soruldu.

Akıllı telefon için ne yaş fark ediyor ne de cinsiyet

Araştırma sonucuna göre katılımcıların yüzde 95’i akıllı telefon kullanıyor. Kadın-erkek oranlarına ve yaş dağılımına baktığımızda ise hemen hemen her yaş grubunun ve iki cinsiyetin de 10’da 9’unun akıllı telefon kullanıldığı dikkatlerden kaçmadı. Akıllı telefondan sonra en çok kullanılan diğer teknolojik ürünler ise yüzde 89 oy oranı ile bilgisayar ve yüzde 60 oy oranı ile tablet oldu. Ankete katılanların bu ürünleri kullanım sıklığı da günde ortalama 7 saat.

Akıllı telefonlarda değişim sıklığı 2,5 yılda bir

Araştırmaya katılanların akıllı telefonlarını ortalama 2,5 yılda bir değiştirdiğinin ortaya çıkması da araştırmanın bir diğer önemli sonucu oldu. Katılımcıların yüzde 39’u akıllı telefonlarını her 2 yılda bir değiştiriyor. Geriye kalan katılımcıların yüzde 44’ü 3 yıldan sonra telefonlarını değiştirirken, yüzde 11’i ise her yıl değiştirdiğini belirtti. Telefonunu değiştirmeyen katılımcılar ise yüzde 6 oranında kaldı. Akıllı telefon dışındaki teknolojik ürünlerin değişme sıklığı incelendiğinde ise katılımcıların yüzde 23’ü ürünlerini her 3 yılda bir, yüzde 19’u her 2 yılda bir, yüzde 43’ü 4 yıldan fazla bir süreden sonra yeni teknolojik ürünler satın alıp eskisini değiştirdiklerini dile getirdi.

En çok tercih edilen akıllı telefon markası: Samsung

Hem akıllı telefonlarda hem de diğer teknoloji ürünlerinde Samsung markası yüzde 42 ile en çok tercih edilen marka olurken ikinci sırada en çok tercih edilen marka ise yüzde 25 oy oranı ile Apple oldu. Bununla birlikte teknolojik ürünleri satın alırken tüketicilerin en çok dikkat ettiği unsurun ürünün dayanıklı ve kaliteli olduğuna dikkat etmesi gözlerden kaçmadı. Tüketicilerin dikkat ettiği diğer unsurlar ise ürünün sahip olduğu işletim sistemi (yüzde 13), marka bilinirliği (yüzde 12) ve son teknoloji ürünü olması (yüzde 11).

Müzik dinleme istasyonu internet!

Katılımcıların yüzde 66’sı bilgisayarları aracılığıyla internet üzerinden ve müzik indirme sitelerinden müziklerini dinlemeyi tercih ettiğini belirtirken geriye kalan katılımcıların yüzde 36’sının radyodan, yüzde 25’inin Spotify, Deezer gibi müzik uygulamalarından, yüzde 13’ünün de Apple Store’dan dinlediği tespit edildi. Çalışmada internet bağlantısında en çok tercih edilen marka yüzde 52 ile TTNET olurken, TTNET dışında en çok tercih edilen diğer markalar ise yüzde 18 ile Superonline ve yüzde 7 ile Uydunet oldu.

Neredeyse iki kişiden biri artık 4,5G kullanıyor

Yenilenen internet hızıyla beraber 4,5G’ye geçenlerin sayısı da oldukça arttı. Katılımcıların yüzde 49’u 4,5G’ye geçtiğini, yüzde 51’i de henüz geçmediğini belirtti.

En çok tercih edilen satış noktası teknoloji mağazaları

Tüketicilerin teknolojik ürünlerini en çok satın aldığı yerlerin başında fiziksel teknoloji mağazaları yer alırken diğer tercihleri ise yüzde 57 oy oranı ile internet, yüzde 20 ile operatör bayileri ve yüzde 16 ile süpermarketler. Katılımcıların yarısından çoğunun bu ürünler için ayırdıkları yıllık bütçe ise 1.001 – 5.000 TL arasında olurken harcadıkları ortalama bütçenin ise 3.102 TL olduğu ortaya çıktı.

Google için 3 milyar Euro cezayla yüzleşme zamanı

0
Google’ın Avrupa ile imtihanı bitmiyor. Snowden’in ortaya çıkardığı Prism Skandalı belgelerinde Avrupa’lı liderleri dinleyerek tüm bilgileri CIA ve NSA’ye teslim ettiği ortaya çıkan Google’a o günden beri Avrupa’yı dar eden Avrupa Komisyonu, şimdi de arama motoru devinin Avrupa yasalarına aykırı bir diğer eylemini mercek altına aldı. Avrupa Komisyonu, 2010 yılından beri devam eden soruşturmada, Google’ın arama sonuçlarında kendi ürünlerine yönelik linkleri üst sırada çıkardığını ve rakiplerinin sonuçlarını listede aşağıya ötelediğine emin oldu. Komisyon şimdi, Google’a 3 milyar Euro ceza kestiğini açıklayacak. Üstelik rakam tam olarak net de değil ve bu ceza 3 milyar Euro’yu da geçebilir. Komisyon açıklamasını Haziran başında yapmayı planlıyor. Google’ın ise Avrupa Birliği ile bugüne kadar yaptığı tüm uzlaşma girişimlerinin karşılıksız kaldığı konuşuluyor. Yani Avrupa Birliği Google’ın üstünü çizmiş durumda ve hiçbir uzlaşmayı kabul etmeyecek gibi görünüyor. Cezaya ek olarak Google’ın Avrupa sınırları içinde arama sonuçlarını maniple etmesi yasaklanacak. Karara uymaması halinde Google’ı daha büyük cezalar bekliyor olacak ve Avrupa’dan erişim kesilecek. Avrupa Komisyonu’nun bu tür cezalarda çok acımasız olduğu biliniyor. Firmaların yıllık satış rakamaının %10’una kadar ceza kesme yetkisi olan Avrupa Komisyonu dilerse Google’ın cezasını 6 milyar Euro’ya kadar çıkarabilir. Komisyon 2009 yılında da Intel’in rekabete aykırı hareket ettiğine karar vererek 1.1 milyar dolar ceza yazmıştı.

Pinterest satış özelliğini geri getiriyor

0
Pinterest, kullanıcıların site içindeki paylaşımlarından para kazanmasını sağlayan yöntemi geri getiriyor. Servis daha önce, kullanıcıların paylaştıkları fotoğraflar arasına satış linkleri yerleştirmesini yasaklamıştı. Çok sayıda kullanıcı paylaştığı moda fotoğrafları veya diğer ürün fotoğraflarının altına satış linkleri ekleyerek bu ürünlerin satışından para kazanıyordu. Ancak bu sistem aynı zamanda sitede Spam reklamların veya kırık linklerin artmasına sebep olmuştu. Pinterest ise sorunun çözümü olarak site içinden satış yapmayı yasaklamıştı. Ancak bu karar, sitedeki paylaşımları üzerinden gelir elde eden ve çok da zengin içerik sunan, yüksek takipçi sayısına sahip kullanıcıları kızdırmıştı. Yaklaşık bir yıl sonra servis artık Spam tespit edebilme teknolojisini geliştirdiğini öne sürerek site içinden satış yapma özelliğini yeniden açtı. Ancak bu geçen bir sene içinde müşterilerini kaybeden veya Pinterest’e ilgisini kaybeden kullanıcıların yeniden eski gelir seviyesini yakalayıp yakalayamayacağı soru işareti olarak duruyor. Bir diğer önemli nokta da web fotoğrafları paylaşım servisinin reklam alarak para kazanabilmesi için çok sayıda kullanıcının gönüllü olarak servis içinde kaliteli içerik paylaşımının büyük önem taşıması. Bu sayede daha fazla kullanı siteye ilgi gösterirken reklamları izleyen kullanıcı sayısı da artıyor ve servis bu sayede gelir elde ediyor. Ancak site satış eylemlerini yasaklayınca, Pinterest için özel içerik üreten ve takipçileri cezbeden çok sayıda profesyonel kullanıcı da Pinterest’ten uzaklaşmıştı. Şimdi o kitlenin geri dönmesi umut ediliyor.

İngiltere’de dijital ehliyet Apple Pay’a giriyor

0
İngiltere, sürücü ehliyetlerinin dijitalleştirilmesini tartışırken dijital ehliyet düzenleyen kamu kurumu ilginç bir fikir ortaya attı. Dijital ehliyetlerin Apple Pay hesabında, kredi kartı gibi saklanmasını öneren kurum, bir yandan destek alırken, sakıncalar konusunda da uyarı aldı. İngiltere’de ehliyetleri düzenleyen ve kontrol eden kurum olan DVLA, dijital ehliyetlerin Apple Pay cüzdanları içinde saklanabileceğini gösteren bir Tweet atınca, İngiltere’de tartışma alevlendi. Bu uygulamanın sürücüler için pratik bir yöntem olacağını savunanalar kadar Apple’ın bir ABD şirketi olması ve geçmişinde CIA ile ortaklık yaptığının ortaya çıkması gibi karanlık zamanlar olması nedeniyle, kimlik bilgilerini Apple’ın eline teslim etmek istemeyenler de bulunuyor. Öte yandan, Apple Pay sadece kredi kartı bilgileri saklamak için değil, üyelik kartları, kimlik kartları gibi bilgileri de saklayabilen bir yazılım ve DVLA ehliyetleri Apple Pay’e entegre etme işini hayata geçirecek gibi görünüyor. Eğer proje gerçekleşirse İngiltere hem dijital ehliyetler konusunda hem de ehliyetlerin Apple Pay üzerinde saklanması konusunda dünyada ilk olacak.

Google, Amazon Echo’ya rakip çıkarıyor

0
Google, ev otomasyonu konusuna büyük yatırım yapmışken, bu yatırımın görünürlüğünü sağlayacak en önemli enstrümanlardan sesli asistan konusundaki açığını kapamak için harekete geçti. Amazon’un büyük başarı sağlayan sesli asistan cihazı Echo’ya rakip olacak yeni bir cihaz geliştiren Google, cihazı sene sonunda piyasaya çıkaracak. Google’dan sızan bilgilere göre yeni cihazın ismi Chirp olacak. Google’ın sesli arama servisi Chirp’e entegre olarak gelecek. Kullanıcılar ev içinde dolaşırken “Okay, Google” diyerek arama fonksiyonunu ve komutları çalıştırabilecek. Cihaz bulduğu sonuçlar hakkında geri bildirimi sesli olarak yapacak. Ayrıca, tahminlere göre Google’ın yeni asistanı, Google’n ev otomasyon sistemi Nest ile de uyumlu olacak. Böylece kullanıcılar, “ısıyı yükselt” dediğinde Chirp bunu duyarak Nest ile iletişime geçecek ve evin ısısını yükseltecek. Chirp hakkındaki bir diğer sızıntıysa, cihazın ajanda ile de uyumlu olacağı. Bu sayede kullanıcılar sesli olarak ajandalarını kontrol edip randevularını düzenleyebilecekler. Google’ın önümüzdeki hafta düzenlenecek geliştiriciler konferansında Chirp hakkında bir duyuru yapması beklenmiyor ancak bir sürpriz de söz konusu olabilir.

FBI, WhatsApp’a kafayı taktı!

0
1 milyar kullanıcı sayısına ulaşan WhatsApp’ın başı FBI ile dertte. Şifrelenmiş iletişim teknolojisi kullanan WhatsApp’ın mesajlarını okuyamayan ABD’nin güvenlik birimleri, Facebook’u iş birliği yapmamakla suçluyor. WhatsApp’ı satın alan Facebook, uygulamanın şifreli iletişim yöntemini kaldırmamış ve kullanıcıdan kullanıcıya şifrelenmiş iletişimin arasına kimsenin giremeyeceğini, mesajların okunmasının mümkün olmayacağını vurgulamıştı. Ancak bu politika şu sıralar FBI’ı hiç memnun etmiyor. NSA gibi kurumların elinde yer alan dinleme teknolojileri ile dünyadaki iletişimin büyük bölümünü dinleyip kaydedebilen ABD güvenlik kurumları, teröristleri topladıkları bu büyük veri içindeki belirli anahtar kelimelere göre arıyor. Filtrelere takılan anahtar kelimeleri tespit eden yazılımlar daha sonra ilgili kullanıcıları izlemeye alarak muhtemel terörist saldırılar hakkında önceden bilgi sahibi olmayı amaçlıyor. Fakat WhatsApp gibi güçlü şifrelenmiş yazılımlarla ile yapılan iletişim ABD’nin dinleme istasyonlarındaki filtreleme yazılımlarını anlamsız kılıyor. Şifreleri çözemeyen yazılımlar, yazılanları okuyamıyor, analiz edemiyor. FBI’ın direktörü James Comey de bu şikayeti en üst düzeyde dile getirerek Facebook’un WhatsApp’daki şifrelemeyi çözmeleri için kendilerine yardımcı olmadığından yakındı. ABD’nin iletişim güvenliği komisyonunda konuşma yapan Comey, “WhatsApp’ta bir milyardan fazla iyi insan olduğuna eminiz ancak az sayıda da olsa terörizm bağlantılı kullancılar WhatsApp’ı yakalanmadan iletişim kurmak için kullanıyor ve WhatsApp ürünleri güvenliğimizi tehdit ediyor,” ifadelerini kullandı.

Endüstri 4.0 Türkiye’de %8 büyüme sağlayacak

0
Dijital Dönüşüm Derneği tarafından İstanbul’da düzenlenen Endüstri 4.0 Türkiye Forumu, Kadir Has Üniversitesi’nde gerçekleştirildi. Çok sayıda akademisyeni ve özel sektör temsilcisini buluşturan forumda dijitalleşen dünyanın bir parçası olabilmenin yol haritası çizildi. Dijital Dönüşüm Derneği Başkanı İsmail Hakkı Polat’ın açılış konuşmasıyla başlayan forumda Siemens Türkiye İcra Kurul Üyesi Ali Rıza Ersoy, Vestel Yönetim Kurulu Üyesi Cengiz Ultav, Endüstri 4.0 uygulamalarını ve bu konuda merak edilenleri anlattı. Açılış konuşmasını gerçekleştiren Dijital Dönüşüm Derneği Başkanı İsmail Hakkı Polat, yeni sanayi devriminin iş ve sosyal yaşamda büyük değişimler getireceğini belirtti. 4. Sanayi Devrimi’ni dijital dönüşümün büyük bir dalgası olarak gören Polat, ilerleyen yıllarda bu değişimin etkilerinin daha fazla hissedileceğini dile getirdi.

4. Sanayi Devrimi’nde insana ihtiyaç kalmayacağı endişesinden kurtulalım

Endüstri 4.0 Türkiye Forumu’nda konuşan Siemens Türkiye İcra Kurul Üyesi Ali Rıza Ersoy, işletmelerin en çok merak ettiği konulara açıklık getirdi. Makineler çağı olarak adlandırılan yeni sanayi devriminde insan unsurunun daha fazla önem kazanacağını belirten Ersoy, fabrikaların robotlaşacağı ve insana ihtiyaç kalmayacağı endişesinden kurtulmamız gerektiğine değindi. Ersoy: “Endüstri 4.0 makinelerin birbiri ile iletişimde olacağı bir dönemi işaret ediyor. Makinelerle ilk defa tanışmayacağız ancak üretim sürecinde makinelerin bu kadar etkili olacağı bir dönemi ilk kez yaşayacağız. Burada istihdamın azalacağı korkusu yerini güvene bırakmalı. Çünkü bahsettiğimiz 4. Sanayi Devrimi, 20 yıl içinde oluşumu tamamlanması planlanan bir süreç ve Almanya dahi bu devrimle istihdamın yüzde 6 artacağına vurgu yapıyor. Yeni dönemde makineleri tasarlayacak, programlayacak, algoritmalarını oluşturacak insan gücüne de ihtiyaç olacak. Bu nedenle diğer sanayi devrimlerinde olduğu gibi bu devrim de bir istihdam kaynağı olacak” diye konuştu.

28 milyar nesne internete bağlı hale gelecek

Endüstri 4.0’ı kısaca sanayinin dijitalleşmesi olarak tanımlayan Ersoy, 2020 yılına kadar 28 milyar nesnenin internete bağlı hale geleceğini belirtti. Oluşacak büyük verinin ve üretilen bilgilerin şirketleri bulut depolamaya daha fazla yönlendireceğini ve işletmelerini yüzde 35’inin bulut depolama sistemlerini kullanacağını ifade etti.

4. Sanayi Devrimi Türkiye’ye yüzde 5 ila 8 arasında bir büyüme şansı sunuyor

Ersoy, gerekli planlamaların hızlıca yapılması ile Türkiye’nin diğer sanayi devrimlerinde kaçırdığı uzun yıllara nazaran bu kez devrimi sadece birkaç yıl gerisinden yakalayabileceğini belirtti. Ersoy sözlerini şöyle sürdürdü: “Şirketler kadar ülkelerin de 4.0 sistemine geçmesinin konuşulması gerekiyor. Almanya 20 yılda bu devrimi gerçekleştirmeyi planlarken Türkiye’nin en geç 30 yıl içinde süreci tamamlaması lazım. Almanya’nın 3-5 yıl gerisinde kalmamız büyük bir kayıp ya da kapatılamayacak bir açık değil. Ancak bunun için hızlı adımlar atmamız gerekiyor. Bu adımlar ekonomide yüzde 5 ila 8 arasında bir büyüme şansı yakalayabilmemize fırsatlar sunabilir.” Sanayi 4.0’a geçiş konusunda Sanayi Bakanlığı’nın mevzuattaki engelleri kaldırmak için çalışmalar yaptığını kaydeden Ersoy, bugünden oluşturulacak altyapının 4.0’dan sonra gelecek 5.0 hatta 6.0’ın da altyapısını oluşturacağını kaydetti.

Önümüzdeki 20 yıl çok önemli

Türkiye’nin dünyada eşi olamayan birçok özelliğe ve avantaja sahip olduğunu dile getiren Vestel Yönetim Kurulu Üyesi Cengiz Ultav ise önümüzdeki 20 yılın çok önemi olduğunu ve inovasyonun harekete geçirilmesi gerektiğini vurguladı.

Lenovo kurumsal ürünlerinin üretimini Avrupa’ya taşıyor

0
Dünyanın lider PC üreticisi ve sunucu pazarının yükselen oyuncularından Lenovo, x86 sunucuları, depolama ürünleri ile veri merkezi ortamı da dahil olmak üzere kurumsal ürünlerinin üretimine Avrupa’da başlayacağını duyurdu. Lenovo’nun 6 yıldır stratejik ortağı olan Flex’in Macaristan’da x86 ürün gamı üretime başlamasıyla daha etkin çözümler üretilebilecek. EMEA (Avrupa, Ortadoğu ve Afrika) bölgesi müşterileri ve iş ortakları, beş güne kadar daha hızlı teslimat, daha düşük operasyon maliyeti ve taleplerinin karşılanmasında daha hızlı ve esnek çözümler sunulması gibi avantajlardan faydalanabilecekler. Bu aynı zamanda Lenovo’nun EMEA bölgesindeki rekabetçi gücünü artırarak, sunucu pazarındaki konumunu güçlendirecek. Lenovo’ya özel yapılanacak ve Macaristan’da yer alacak Flex tesisi 2016 yazıyla birlikte sistem kurulumu, depolama ve iletişim seçenekleri ve özel üretim sistemleri de dahil olmak üzere tüm x86 ürün gamını üretim yelpazesine katacak. Stratejik ortaklığı çerçevesinde bugüne dek PC, telefon ve ThinkServer üretiminlerine de destek veren Flex tesisi yakın zamanda Lenovo’nun EMEA bölgesindeki beş milyonuncu bilgisayarını ürettiğini duyurmuştu. Lenovo Veri Merkezi Grubu Başkan Yardımcısı ve Genel Müdürü Wilfredo Sotolongo konuyla ilgili şunları söyledi: “Üretimi Avrupa’ya taşımak, müşterilere somut faydalar sağlayacak stratejik bir karar. Müşterilerimiz Macaristan’da üretme başlama kararımızı oldukça olumlu karşıladı. Bu kararımızın, kurumsal pazardaki yetkinliğimizi artıracağına ve EMEA bölgesindeki müşterilerimize çok daha hızlı ve verimli bir hizmet sunmamıza yarayacağına inanıyoruz.”

WhatsApp ve Messenger artık rakipsiz değil

0
Facebook’a ait iki anında mesajlaşma yazılımı, WhatsApp ve Facebook Messenger, mesajlaşma piyasasındaki en büyük iki dev olarak kabul ediliyor ve hiç bir rakip onları geçemeyecekmiş gibi düşünülüyor. Ancak iki uygulama da 1 milyar düzeyinde kullanıcı sayısına sahip olmasına rağmen, peşlerinden gelen yeni mesajlaşma uygulaması Kik, ikilinin tahtına göz dikmiş görünüyor. Kik hakkındaki son bilgiler çok etkileyici. ABD’deki genç internet kullanıcılarının %40’ına ulaşan Kik’in toplam kullanıcı sayısı 300 milyonu geçti. Kik’in Ocak ayındaki kullanıcı sayısı 200 milyondu. Büyüme hızı ile rakiplerini korkutmaya başlayan Kik’in piyasa değeri ise 1 milyar doları geçmiş durumda. Kik için hazırlanan botların sayısı da 6000’i geçmiş durumda. Bot’lar sayesinde firmalar ürünlerini, hizmetlerini, mesajlaşma yazılımının kullanıcılarına sunabiliyorlar. Bir kullanıcı, pizzacının bot’una, “büyük boy bir karışık pizza istiyorum,” diye mesaj attığında, siparişi işleniyor ve adresine gönderiliyor. Kik’in bu hızlı yükselişi, anında mesajlaşma yazılımlarına milyarlarca dolar yatırım yapan Facebook’u da endişelendiriyor. Kik bu hızla büyümeye devam ederse bir yıl içinde WhatsApp ve Messenger’ı geride bırakabilir.

YouTube’da mobil mesajlaşma başlıyor

0
Dev video paylaşım servisi YouTube bugüne kadar kullanıcılar arasındaki doğrudan iletişim konusunu göz ardı ediyordu. Kullanıcılar birbirine mesaj atamadığı için, bir videonun yayıncısına ulaşmak bazen büyük sorun olabiliyordu. Şimdi ise YouTube’da yeni bir dönem başlıyor. Video paylaşım servisi, mobil uygulama üzerinde kişisel mesajlaşma özelliğini teste başladığını duyurdu. YouTube üzerinde mesajlaşma aynı zamanda YouTube kullanıcılarının video linklerini paylaşması için de yeni bir fırsat sunacak. Kullanıcılar beğendikleri veya yayınladıkları videoların linklerini paylaşmak için Facebook Messenger, WhatsApp, SMS veya benzeri mecraları kullanmak zorunda kalıyorlardı. Bunun için de önce YouTube uygulaması içinden linki alıp sonra mesajlaşma uygulamasına geçmek zorunda kalıyorlardı. YouTube’un yeni özeliği sayesinde artık kullanıcılar YouTube uygulamasından çıkmak zorunda kalmadan linkleri doğrudan arkadaşlarının YouTube hesaplarına mesaj olarak gönderebilecekler. Mesaj olarak gönderilen videolar, mesajı alan kullanıcının mesaj penceresi üzerinden oynatılabilecek, böylece kullanıcılar videoyu izlemek için mesajlardan uzaklaşmak zorunda kalmayacaklar. Mesaj özelliği şu anda beta testi aşamasında sınırlı sayıda kullanıcı tarafından denenebiliyor ancak test aşaması bittiğinde YouTube özelliği tüm kullanıcılara açacak.

Google, PC olmadan çalışan VR gözlüğü yapacak

0
Sanal gerçeklik pazarı henüz çok yeni oluştu ancak büyük bir rekabete sahne olacağı çok açık. Neredeyse bütün büyük teknoloji firmaları kendi sanal gerçeklik ve arttırılmış gerçeklik gözlüklerini piyasaya sürmüş veya sürmek üzereyken, şimdi bir adım da Google’dan geldi. Google’ın önümüzdeki hafta düzenlenecek geliştiriciler konferansı I/O’da PC olmadan çalışabilen, Android işletim sistemli, güçlü bir VR gözlüğü tanıtması bekleniyor. Google şu anda Google Glass gözlükleri ile arttırılmış gerçeklik alanında varlık gösterirken, sanal gerçeklik konusunda kartondan yapılmış telefon gözlükleri Cardboard’ı kullanıyor. Ancak şimdi yeni tanıtacağı gözlük ile telefon veya PC olmaksızın, kendi ekranı ve işlemcisi ile çalışacak yeni bir gözlüğe sahip olacak. Yeni gözlüğün Android işletim sistemiyle çalışacağı düşünülüyor. Ayrıca gözlüğün üzerindeki hareket sensörleri ile kullanıcının hareketlerini tespit etmesi ve yine harekete duyarlı Movidius kameraları ile kullanıcının konumunu takip etmesi bekleniyor. Öte yandan bir diğer kaynak Google’ın telefonla kullanılacak bir gözlük tanıtacağını iddia ediyor ancak bu gözlüğün Samsung VR gibi, sadece tek bir marka telefonla çalışmayacağını, tüm Android telefonlarla uyumlu olacağını vurguluyor. Bakalım, önümüzdeki hafta Google karşımıza nasıl bir gözlük çıkaracak?

Türk Büyüme ve İnovasyon Fonu kuruldu

0
Avrupa Yatırım Fonu, Hazine Müsteşarlığı, KOSGEB ve Türkiye Sınai Kalkınma Bankası (TSKB) tarafından yenilikçi, teknoloji odaklı ve hızlı büyüme potansiyeline sahip firmaları desteklemek amacıyla kurulan “Türk Büyüme ve İnovasyon Fonu” resmen hayata geçti. Türk Büyüme ve İnovasyon Fonu Tanıtım Toplantısı Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’in teşrifleriyle 12 Mayıs’ta İstanbul’da gerçekleşti. Avrupa Yatırım Fonu Başkanı Pier Luigi Gilibert, Hazine Müsteşarlığı Genel Müdürü Ali Arslan, KOSGEB Başkanı Recep Biçer, TSKB CEO’su Suat İnce’nin yanı sıra ülkemizdeki finans, girişimcilik ve yatırım ekosisteminin en önemli isimleri de toplantıya katılım sağladı. Türk Büyüme ve İnovasyon Fonu İstanbul Risk Sermayesi Girişimi’nin (iVCi) devamı niteliğinde Türkiye’nin yeni nesil fonların fonu olma niteliğini taşıyor. 2007’de kurulan İstanbul Risk Sermayesi Girişimi içlerinde Türkiye’nin en başarılı fonlarının da bulunduğu 10 fona yatırımını tamamladı. Türk Büyüme ve İnovasyon Fonu da güçlü bir inovasyon odağına sahip şekilde sermaye fonlarını desteklerken, erken dönem yatırımlara güç katmaya devam edecek. Fonun danışmanlığını ise Avrupa Yatırım Fonu yapacak. Türk Büyüme ve İnovasyon Fonu hakkında Avrupa Yatırım Fonu Başkanı Pier Luigi Gilibert, “Yeni nesil fonların fonu olarak nitelendirdiğimiz Türk Büyüme ve İnovasyon Fonu’nu iVCİ’nin yıllardır sürdürdüğü başarılı faaliyetlerden kazandığımız deneyimlerden elde ettiğimiz güç ile bugün hayata geçiriyoruz. Şunu belirtmeliyim ki, Avrupa Yatırım Fonu olarak hayata geçecek bu fon ile Türkiye’deki orta ve küçük ölçekli işletmeleri, hayata geçirilecek yeni girişimleri desteklemek için hazırız ve oluşturulacak 200 Milyon Avro’luk bu büyük fona yapacağımız 60 Milyon Avro’luk destek ile Türkiye’deki işletmelere ilk yatırımlarımızı yapmayı dört gözle bekliyoruz.” dedi. money2 Fonların fonu bizim çok önem verdiğimiz, girişimcilik eko sistemini tamamlayıcı çok önemli bir unsurdur diyen Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, ”Silikon vadisinde, ABD’nin doğusunda girişimcilere ne sunuluyorsa, nasıl bir eko sistem varsa, biz de onu oluşturmak için yoğun çaba içinde olduk. Türkiye’nin temel sorunlarından bir tanesi, katma değer zincirinde arzuladığımız yerde olmamamız. Yani Türkiye’deki üretim yapısına ve ihracat kompozisyonuna baktığımız zaman, maalesef ağırlıklı olarak yaklaşık 3’te 2’si düşük ve orta altı üretimden bahsediyoruz. Bu üretim ve ihracat yapısıyla yüksek gelir grubuna çıkmamız zor. En temel önceliklerimizden bir tanesi toplam üretimdeki kompozisyonda bilgi yoğun ve üretim yoğun bileşenini güçlendirmek. AR-GE teşviklerimiz var. Bunda hakikaten çok cömertiz. Önemli noktaya geldik. Ama tek başına yetmiyor. Bizim girişimcileri destekleyen fonlara ve girişimcilere destek vermemiz lazım. O nedenle buradayız. Avrupa Yatırım Fonu ile bu çok önemli bir birliktelik. Bu işin içinde Hazine, KOSGEB, TSKB ve birçok bileşen var. Önemli olan durum şu: biz güç birliğine gidiyoruz. Her birimiz bir miktar kaynak koyuyoruz. Şimdi 200 milyon Avro ama 300 milyon Avroya çıkarılabilir. Başlangıç olarak iyi. Hazine olarak biz bu konuya 500 milyon TL kaynak hazırladık. İnanıyoruz ki, bu sürecin sonucunda girişim sermayesi fonları hacmi 2 milyar dolara varır. Dolayısıyla heyecanlı bir dönem başındayız” diye konuştu. Hazine olarak bu gün bu fona 60 milyon Avro koyduklarını belirten Şimşek, ”Bu çok önemli bir başlangıç. Ben inanıyorum ki, burayla sınırlı kalmayacak. Bunlar ufak rakamlar. Başlangıçta İnşallah 2 milyar dolarlık bir yatırım hacmine ulaşırız. Daha sonra bu hızlı şekilde gelişir. Bizim hedefimiz çok basit. Hükümetimiz, 1’inci nesil reformları devreye soktu. 1’inci nesil reformlarla Türkiye alt orta gelir grubundan üst orta gelir grubuna sıçrama yaptı. Bu önemliydi. Kritik bir sıçramadır. Şimdi 2’nci nesil reformlarla biz, Türkiye’yi yüksek gelir grubu ülkeler arasına sokmayı hedefliyoruz. Aslında bu çabaların amacı Türkiye’yi üst gelir grubuna çıkartmak. Bütün paydaşlarımıza çok teşekkür ediyorum. Fonların fonu önemli bir konsept, çok önemli bir eşik. İnşallah ABD’de olan eko sistemi, Türkiye’de de gerçekleştiririz. Türkiye’de hızlı şekilde inovasyon odaklı, teknoloji odaklı yani gelecek vaat eden başlangıç aşamasındaki firmalara daha güçlü destek imkanı sunacağız” dedi. Hazine Müsteşarlığı Genel Müdürü Ali Arslan, “Türkiye girişim sermayesi bakımından oldukça büyük bir potansiyele sahiptir. Gerek kişi başına düşen girişim sermayesi yatırımlarının diğer ülkelere nazaran çok düşük olması, gerek bu alanda rekabetçi bir ortamın söz konusu olmaması Türkiye’yi cazip bir pazar haline getirmektedir” açıklamasında bulundu. KOSGEB Başkanı Recep Biçer, büyüme ve inovasyon potansiyeline sahip, ancak yeterli finansmanı temin etmede sıkıntı yaşayan KOBİ’ler için finansmana erişim mekanizmalarını geliştirmenin her zaman gündemlerinde yer aldığını, İstanbul Risk Sermayesi Girişimi ile yaşanan bu olumlu gelişmelerin bir sonucu olarak yakalanan başarı grafiğini daha yukarıya çekmeyi, Türkiye’de bir girişim sermayesi eko sisteminin gelişmesi yönünde daha da gelişmiş araçlara imza atmayı hedeflediklerini belirterek, bundan sonraki aşamada aralarında yer almayı arzu eden tüm kuruluşlar ile işbirliğinden büyük memnuniyet duyacaklarını ifade etti. TSKB CEO’su Suat İnce ise, “Ülkemizin sürdürülebilir kalkınması için çalışan bir banka olarak, ekonomik gelişme hedeflerinin gerçekleştirilmesinde, katma değer yaratan yenilikçi sektörlerin büyük payı olduğuna inanıyoruz. TSKB’nin yatırım bankacılığı alanındaki çok yönlü faaliyetleri çerçevesinde teknoloji ve büyüme odaklı firmaların sermaye ile desteklenmesi için gerçekleştirilen bu oluşumun içinde olmaktan mutluluk duyuyoruz.” açıklamasında bulundu.

Yahoo topuna Warren Buffett da girdi

1
Borsa simsarı, yatırımcı ve 70 milyar dolara ulaşan serveti ile dünyanın en zengin insanı olarak bilinen Warren Buffett, bir grup diğer yatırımcıyı da toplayarak oluşturduğu fonla, Yahoo’nun internet varlıklarına talip oldu. Yahoo’nun arama motoru ve haber servislerini satın almak isteyen Buffett’in şirkete ne kadarlık teklif yapacağı şimdilik bilinmiyor ancak Buffett’in oyuna dahil olmasıyla satın alma sürecinin çok kızışacağı ve fiyatın çok artacağı düşünülüyor. Öyle ki, haberin duyulmasıyla birlikte Yahoo’nun borsadaki hisseleri bir anda %1,32 değer kazandı. Yahoo gibi önemli bir internet ve haber servisi Buffett için büyük önem taşıyor. Buffett’in finans ve yatırım şirketleri topladığı fonları değerlendirerek kazanç elde ediyor ve Yahoo’nun finans haber servisleri, bu fonlara olan ilginin yüksek kalmasını sağlıyor. Son olarak Buffett’in yatırım şirketinin yatırımcıları için yaptığı yıllık toplantının canlı video yayını Yahoo haber servisinde 1.8 milyon kişi tarafından izlenmişti. Wall Street analizcileri, satın alma sürecinde yaşanan rekabet nedeniyle Yahoo’nun değerinin 4 milyar dolardan 8 milyar dolara çıktığını vurguluyorlar. Buffett’in haricinde, AOL (Verizone), Microsoft, AT&T, Comcast, SoftBank, ve Time gibi dev şirketler de Yahoo’nun peşinde.

İnternetten ev yemeği satarak bir yılda dört kart büyüdü

0

Türk insanının iştahına olan düşkünlüğü bu kez de Meal Box’un büyüme rakamlarıyla kanıtlandı. Gurme ev yemekleri konseptiyle iki yıl önce kurulan Meal Box, son bir yılda aldığı 390 binin üzerinde sipariş sayesinde yüzde 400 büyüme sağladı ve cirosunu 10 milyon TL’ye yükseltti.

Toplam siparişlerin %55’ini kadınların oluşturduğu Meal Box’ta en çok sipariş verilen gün Pazartesi olurken, saat 12.00-14.00 arası yemek siparişlerinin en yoğun şekilde gerçekleştiği görülüyor. 2015 Ağustos ayından itibaren yalnızca kendi kanallarından sipariş alan Meal Box’ta kullanıcılar öğle yemeklerindeki menülerinde çorbaları daha sık tercih ederken, öğlen daha çok sebze ağırlıklı, vejetaryen yemekleri sipariş ediliyor. Akşam ise yoğunluklu olarak etli yemekler öne çıkıyor.

En Çok Etli Yaprak Sarma ve Yoğurt

Toplamda 100 binin üzerinde müşteriye yemek servis eden Meal Box’ın en çok tercih edilen lezzeti Etli Yaprak Sarma ve Yoğurt olurken, Beğendi Yatağında Köfte, Kıymalı Ispanak Oturtma ve Yoğurt, Piliç Piccata ve Fettuccine ve Izgara Köfte ve Karışık Sebze sırasıyla en çok sipariş edilen diğer yemekler oldu. Çorbalarda ise Fırınlanmış Tereyağlı Mercimek Çorbası, Kaşarlı Domates Çorbası ve Sütlü Brokoli Çorbası sırasıyla tercih edildi.

Siparişler En Çok Beşiktaş’tan…

İstanbul’un hemen her yerinde hizmet veren Meal Box’tan en çok sipariş veren semt Beşiktaş oldu. Beşiktaş’ı ise İstanbul Anadolu yakası semtleri Kadıköy, Ataşehir, Üsküdar, Ümraniye ve Maltepe takip etti. Bu semtlerin ardından ise Şişli, Sarıyer, Bakırköy ve Güngöre, Meal Box’tan en çok sipariş veren semtler oldu.

Bu yazı Microsoft Türkiye ofisinde geçirin!

0
Her yıl Türkiye’nin çeşitli üniversitelerinden 100 öğrencinin katılımı ile Microsoft Türkiye ofisinde gerçekleştirilen Microsoft Türkiye Açık Akademi Yaz Okulu kayıtları başladı. Bu yıl 1-26 Ağustos tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan Yaz Okulu’nda ağırlıklı olarak üniversitelerin birinci ve ikinci sınıf öğrencilerine eğitim veriliyor. Katılımcılara bulut teknolojilerinden uygulama geliştirmeye kadar yoğun teknik eğitimlerin verildiği program, aynı zamanda gençleri farklı sektörlerin liderleriyle tanıştırırken profesyonel hayatın kapılarını onlara açmış oluyor. Geçtiğimiz yıl 1000’e yakın başvurunun olduğu Yaz Okulu’nda bu yıl başvuru sayısının 1000’inin üzerine çıkması bekleniyor. Microsoft Türkiye Açık Akademi Yaz Okulu’nda öğrenciler, teknoloji sektörünün önde gelen eğitimcileri tarafından hazırlanan yoğun bir ders programını takip ediyor. Teknik eğitimin yanı sıra gelecekte başarılı işler kurabilmeleri amacıyla pazarlama, iş geliştirme, satış gibi konularda da dersler alıyorlar. Microsoft Türkiye, Açık Akdemi Yaz Okulu ile Türkiye’nin çok düşük bir paya sahip olduğu küresel bilişim pazarına katma değer sağlayacak, Türkiye’nin kalkınmasında anahtar rol üstlenecek genç yazılımcılar yetiştirmeyi hedefliyor. Microsoft Açık Akademi Yaz Okulu’nda bu yıl, temel uygulama geliştirme becerilerinin yanı sıra Xamarin, Unity, Microsoft Cognitive, VR/AR gibi teknolojiler, Nesnelerin İnterneti, Büyük Veri ve Bulut Teknolojileri konuları sektörün önde gelen teknoloji liderleri tarafından aktarılıyor olacak. Microsoft Açık Akademi Yaz Okulu’na katılan her öğrenci 1 ayın sonunda büyük jüri önünde geliştirdiği projeyi sunma şansını da yakalayabilecek. Microsoft Türkiye, Açık Akademi Yaz Okulu eğitimlerini, internet üzerinden ücretsiz olarak tüm Türkiye’nin erişimine açtı. Geçen sene internet üzerinden 56 binin üzerinde öğrenciye eriştiği Yaz Okulu’nu bu yıl daha çok kişinin takip etmesi bekleniyor. Öğrenciler, program sonunda projelerini Microsoft Türkiye’nin yanı sıra bilişim dünyasındaki önemli firmalara sunma imkânı bulacak. Açık Akademi Yaz Okulu’na 27 Mayıs 2016 tarihine kadar http://aka.ms/yazokulu adresinden ücretsiz olarak başvurulabiliyor.

Apple, Uber’le rekabet için 1 milyar dolar ateşledi!

0
Apple’ın otomobil piyasasına girişi uzun zamandır bekleniyordu. Rakibi Google’ın akıllı otomobil teknolojileri üretiyor olması nedeniyle Apple’ın da kısa süre içinde akıllı otomobillere yöneleceği hatta otomobil üretmeye başlayacağı düşünülüyordu. Aslında bu noktada bazı ipuçları da gelmeye başladı. Apple’ın ABD’de dev bir depolama alanı aramaya başlaması, bu alanı otomobil ve yedek parça üretiminde depo olarak kullanacağının işareti olarak gösteriliyor. Ancak firmanın otomotiv sektöründe sadece üretici olmayacağı da anlaşılıyor çünkü Apple bugün sürpriz bir duyuruyla, Çinli otomobil paylaşım uygulaması Didi Chuxing’ 1 milyar dolar yatırım yaparak ortak olduğunu açıkladı. Didi Chuxing, Uber’in Çin’deki en büyük rakibi konumunda bulunuyor. Apple, Didi’ye sadece ortak olmakla da kalmayacak. Ayrıca şirketin teknolojik alt yapısını da yenileyecek, elbette uygulamanın yakında iPhone için standart hale gelmesi de sürpriz olmayacak. ABD’de fon arayışını sürdüren Didi’nin hedefi ise 25 milyar dolarlık fon bulmak. Apple sayesinde Didi Chuxing’in yakında Çin’den dünyaya açılması da kolaylaşacak. Öte yandan, Apple’ın Didi’ye yatırım yapması, otomobil üreteceği söylentilerinin daha da güçlenmesine neden oldu çünkü otomobil paylaşım servislerinin yakın gelecekte otomobil üreticilerinin en önemli otomobil satış yöntemi olacağı düşünülüyor. Uber ve Didi gibi servislerin ilk aşamada, özel taksi servisi vermek isteyen girişimcilerin yeni otomobil satın almalarını teşvik etmesi bekleniyor. Dolayısıyla bu servisler otomobil üreticilerinin en önemli müşterilerinden kabul ediliyor. Orta vadede ise, insanların otomobil satın alma maliyetine katlanmak yerine, sadece ulaşım ihtiyacı duyduğunda otomobile ulaşmak için paylaşımlı otomobil servislerine üye olmayı veya Uber gibi servisleri tercih edeceği düşünülüyor. Böylece, iş hayatına yeni başlayan bir kişi, bir anda 20-30 bin dolarlık bir kredi yükünün altına girmek yerine, sadece otomobil ihtiyacı olduğunda kullanmak için ayda 100 dolarlık bir bütçe ayırarak ulaşım ihtiyacını giderebilecek. GM gibi dev otomobil üreticileri de paylaşımlı otomobil servislerinin gelecekte otomobillerini satabilmek için en önemli yöntem olacağını düşünüyor.

IBM, Kuantum Bilişim ile inovasyonu hızlandıracak

0
IBM’deki bilim insanları, kullanıcıların herhangi bir mobil aygıt ya da masaüstünde IBM Bulut aracılığıyla sağlanan ve türünün ilk örneği olan bir kuantum bilişim platformuyla erişebilecekleri bir kuantum işlemcisi oluşturdu. IBM, kuantum bilişimin geleceğin bilişimini şekillendireceğini ve bugünkü süper bilgisayarlarda çözülmesi imkânsız olan bazı sorunları çözebilecek potansiyele sahip olduğunu düşünüyor. Bulutla etkinleştirilen kuantum bilişim platformu IBM Quantum Experience, kullanıcıların IBM’in kuantum işlemcisinde deneyler yapmasını ve algoritmalar çalıştırmasını, ayrı ayrı kuantum parçalarıyla (qubit; kübit) çalışmasını, kuantum bilişimle nelerin mümkün olabileceğiyle ilgili eğitici malzemeler ve simülasyonları keşfetmesini sağlayacak. Beş süper iletken özellikli kübitten oluşan kuantum işlemci, New York’taki IBM T.J. Watson Research Center’da bulunuyor. Beş parçadan oluşan bu işlemci, daha büyük kuantum sistemlerine ölçeklenebilen, IBM’in kuantum mimarisindeki en son gelişmeyi temsil ediyor. Ayrıca, evrensel kuantum bilgisayar oluşturmaya yönelik atılacak adımların da ilki olma özelliğini taşıyor. Evrensel kuantum bilgisayar, herhangi bir bilişim işlemini gerçekleştirmek üzere programlanabilir bir bilgisayar olma özelliğinin yanı sıra bilim ve iş amaçlı birçok önemli uygulama için klasik bilgisayarlardan çok daha hızlı olacak.

Gelecekte kuantum bilgisayarı

Hali hazırda kullanımda olmayan kuantum bilgisayarı ile ilgili olarak IBM, önümüzdeki 10 yıl içerisinde 50-100 kübitten oluşan orta ölçekli kuantum işlemcilerinin yapılabileceğini öngörüyor. Yalnızca 50 kübitlik bir kuantum bilgisayarın hızına günümüzdeki en iyi 500 süper bilgisayarın yaklaşamayacağı göz önünde bulundurulunca, teknolojinin olağanüstü potansiyeli ortaya çıkıyor. Kuantum bilgisayarla ilgilenen bilim insanları ve teorisyenlerin oluşturduğu topluluk, bu güçten yararlanmaya çalışıyor ve optimizasyon ve kimya alanındaki uygulamalar kuantum alanındaki hızlı gelişimin ilk görüldüğü alanlar olarak ön plana çıkıyor. ibm4 IBM Research Kıdemli Başkan Yardımcısı ve Direktörü Arvind Krishna bu konuyla ilgili olarak şunları söylüyor: “Kuantum bilgisayarlar hem görünümleri hem de içerikleri itibariyle günümüz bilgisayarlarından çok farklı, ancak daha da önemlisi işlevleri… İçinde bulunduğumuz zaman kuantum bulut bilişimin doğuşunu temsil ediyor. IBM’in deneysel kuantum sistemlerine uygulamalı erişim sağlayarak IBM Quantum Experience, araştırmacılar ve bilim topluluğu için kuantum alanındaki inovasyonların hızlandırılmasını kolaylaştıracak ve bu teknoloji için yeni uygulamaların keşfedilmesine yardımcı olacak.” Moore Yasası’nın enerjisinin tükenmesiyle birlikte kuantum bilişim, sektörler genelinde yeni bir inovasyon çağını başlatabilecek teknolojilerin arasında olacak. Bilişim alanındaki bu ilerleme, yeni farmasötik ilaçların keşfedilmesini sağlayacak ve bulut bilişim sistemlerini bütünüyle koruyabilecek. Diğer yandan gelecekte daha güçlü Watson teknolojileri gibi yapay zekânın yeni yüzlerini ortaya çıkarabilecek, sektörlerde dönüşüm yaratacak yeni malzeme bilimini geliştirecek ve büyük hacimlerdeki büyük veride arama yapabilecek.

IBM Quantum Experience

Kuantum bilgileri çok hassastır ve ısı ve elektromanyetik radyasyondan doğabilecek arızalara karşı korunması gerekir. Kuantum işlemcisinde operasyonların ölçülmesi için kriyojenik seyreltme soğutucusuna sinyaller gönderilir ve buradan sinyaller alınır. IBM ekibi, IBM Quantum Experience kullanıcılarına bu 5 kübitlik işlemcide benzersiz ve yüksek kaliteli performans sağlamak için hem aygıt düzeyinde hem elektronik denetimlerde mühendislik bakımından çok sayıda güçlü geliştirmeler yapmıştır. ibm3 IBM Reserach’ün yazılım alanındaki uzmanlığıyla birlikte bu ekip, bulut sayesinde kullanıcıların kolaylıkla kuantum donanımlarına bağlanmasını sağlayan IBM Bulut platformunda dinamik bir kullanıcı arabirimi oluşturmuştur. Ekip, kuantum bilişim kapsamının halka tanıtılmasını, kuantum dünyasını ve işleyişini benimseyen yeni bir kullanıcı topluluğunun başlangıcı olarak görüyor. Gelecekte kullanıcılar, IBM Quantum Experience’taki toplulukta sonuçları paylaşma ve inceleme fırsatına sahip olacak ve IBM’deki bilim insanları, yeni gelişmelerle ilgili daha fazla araştırma ve öngörü sunabilecek şekilde doğrudan katılım sağlayabilecek. IBM, kullanıcıların deneylerini geliştirebilmeleri ve teknoloji için yeni uygulamalar ortaya çıkarılmasına yardımcı olmaları için zaman içinde IBM Quantum Experience’a farklı işlemci düzenlemeleri ve daha çok kübit eklemeyi planlıyor.

Yeni bir düşünme yöntemi olarak kuantum bilişim

Klasik fiziğin deneyimlerimizi ve sezgilerimizi, son olarak da bilgileri işleyiş biçimimizi tanımladığı bir dünyada yaşıyoruz. Ancak atom düzeyinde doğayı, kuantum mekaniği olarak bildiğimiz farklı kurallar yönetir. Kuantum mekaniğin rolü olan ve doğada bulunan sorunların çözüme ulaşması için (örneğin, moleküllerin davranışının anlaşılması) günümüzdeki klasik bilgisayarlar yetersiz kalmaktadır. Bunun üstesinden gelmek için Richard Feynman 1981 yılında, kuantum mekaniği kurallarına göre bilgisayarlar üretmeyi önerdi. 30 yılı aşkın bir süre sonra IBM bunun gerçek olmasına yardımcı oluyor. ibm2 Kuantum bilişim, bugünün bilgisayarlarından önemli ölçüde farklı çalışıyor. Klasik bilgisayar, her bitin sıfır ya da 1’i temsil ettiği, bitleri kullanarak bilgileri işler. Öte yandan bir kübit, 1, 0 ya da aynı anda her ikisini de temsil edebilir. Buna da “superposition” (üstdüşüm) adı verilir. Diğer kuantum etkilerinin yanı sıra bu özellik, kuantum bilgisayarlarının bazı hesaplamaları normal bilgisayarlara göre çok daha hızlı bir biçimde yapabilmesini sağlar. Akademi ve sektörel çevrede yapılan kuantum bilişim araştırmalarının birçoğu, evrensel bir kuantum bilgisayarı oluşturulmasına odaklıdır. Karşılaşılan önemli engellerden bazıları yüksek kaliteli kübitler oluşturulması ve bunların ölçeklenebilir bir biçimde bir araya getirilmesidir; böylece, karmaşık hesaplamalar denetlenebilir bir biçimde gerçekleştirilebilir. IBM, standart silikon fabrikasyon teknikleriyle tasarlanabilen ve üretilebilen, silikon bir çipte süper iletken metallerle yapılan süper iletken kübitleri kullanıyor. Geçen yıl IBM’deki bilim insanları, kafesli düzende ve kuantum devre tasarımları daha büyük boyutlara ulaşabilen tek fiziksel mimari olan süper iletken kübitleri bir araya getirerek kuantum hatalarını saptamak amacıyla çığır açan başarılara imza attı. IBM’deki bilim insanları kafesli mimaride beş kübiti bir araya getirerek daha ileri düzeyde bir gelişme kaydetti, bu da birçok kuantum hatası düzeltme iletişim kuralının temeli olan parite ölçümü olarak bilinen temel işlemi gösterir. Evrensel kuantum bilişime doğru giden bu yol, kuantum hatalarının düzeltilmesi başarısına bağlıdır ve IBM ekibi, bu zorlu yolda başka bir önemli adım daha atmıştır.

Kuantum bilişimde yeni sınırlar

Son yıllarda kuantum bilişim alanında büyük bir ilerleme olmuştur. IBM Quantum Experience erişimi kullanıcılara sunularak işletmelerin ve kuruluşların teknolojilerin potansiyelini anlamaları sağlanmıştır. Üniversiteler için bu, kuantum bilişim ve ilgili konularda eğitim programlarının artırılması, öğrenciler için de gelecek vadeden yeni kariyer yollarının farkına varmaları anlamına gelir. IBM Research Bilim ve Çözümler Başkan Yardımcısı Dario Gil bu konuyla ilgili olarak şunları söylüyor: “İlk evrensel kuantum bilgisayarın üretilmesine giden yolda adım atmak güzel bir deneyim ancak bu, dünyayla ilgili algımızı değiştirmemizi gerektiriyor. Gelecekte uygulamaların tasarlanmasında ve geliştirilmesinde ilk kuantum bilişim prototiplerine erişim çok önemli olacak. Gerçek bir kuantum bilgisayarının sizin için ne yapabileceğini ve işleyişini anlamak istiyorsanız doğru yerdesiniz. Başka bir yerde bunu deneyimlemeniz mümkün değil.”

Hackquartes ve International Accelerator, girişimcileri ABD’ye gönderiyor!

0
ABD dışındaki girişimleri ABD piyasasıyla buluşturmaya hazırlanan International Accelerator’un programına kayıtlar başladı. 13 Haziran’a kadar Türkiye’den de girişimlerin başvurabileceği organizasyona katılmaya hak kazananlar, temmuz ayı sonu ile ağustos ayı ortaları arasında açıklanacak. Türkiye’den başvuracak girişimler yaz döneminde Hackquarters tarafından değerlendirilecek. Başvuru yapmayı düşünen girişimlerin öncelikle [email protected]’ya mail atmaları, ardından buradan gelecek geri bildirime göre başvurularını tamamlamaları gerekecek. Ülkemizde International Accelerator’un Türkiye partneri Hackquarters önderliğinde organize edilen programa katılmaya hak kazanan girişimler, International Accelerator’den yatırım, ABD’ye gitme ve orada iş kurma konularında legal destek alacak. Girişimciler, program başladığında Amerika pazarında daha önce şirketlerini satmış yatırımcı ve girişimcilerden de mentorlük almaya başlayacak ve ABD piyasaları hakkında detaylı bilgi edinebilecek. 6 ay sürecek program sonrasında isteyen girişimciler programlarını 6 ay daha uzatabilecek. Programın detaylarına göz atmak için www.internationalaccelerator.com adresini ziyaret edebilirsiniz.

Google’ın yeni iOS klavyesi ile arama yapılıyor

0
Google’ın bugün yayınladığı yeni iOS klavyesi Gboard, mobil cihazlarda metin yazma ve arama alışkanlarını değiştirecek çok önemli bir araç. Klavye üzerinde yer alan Google logosuna bastığında Google’un arama fonksiyonuna erişebilen kullanıcılar böylece bir metin yazarken arama yapma ihtiyacı duyduklarında klavyeyi kapatıp, metin uygulamasından çıkıp tarayıcıya girerek arama motoruna gidip arama yapmak ve sonuca ulaştıktan sonra tekrar metin yazdıkları uygulamaya geri dönmek sürecinden kurtuluyorlar. Doğrudan klavye üzerinde açılan arama formuna aradıkları ifadeyi yazabilen ve yine bu ekran üzerinden arama sonucuna ulaşabilen kullanıcılar ayrıca buldukları arama sonuçlarını kart görüntüsünde alıyorlar ve diledikleri kartı kopyalayıp yapıştırarak yazmakta oldukları metin dosyasına veya sohbet penceresine yapıştırabiliyorlar. Yeni klavye ayrıca, internet üzerinde GIF dosyaları aramayı da kolaylaştırıyor ve kullanıcı parmağını kaydırarak GIF arama penceresine ulaşabiliyor. Ardından yaptığı arama sonucunda bulunan GIF’ler hareketli olarak yine klavye üzerinde beliriyor ve seçim yapmayı kolaylaştırıyor. Tüm bu süreç içinde kullanıcının klavyeden çıkması gerekmiyor. gboard_still_emojiGifSearch Google ayrıca emojiler için de arama fonksiyonu getiriyor. Böylece artık kullanıcılar emoji seçerken bir liste içinde gözle tarama yapmak yerine, dans, kalp, yemek, aşk, üzüntü gibi kavramları aratıp ilgili emojilerin listesine ulaşabilecek. Yeni Gboard klavyesi, mobil iletişimde alışkanlıkları değiştirecek önemli bir gelişme olarak görülüyor. Google’ın uygulamayı Android’den önce iPhone üzerinde çıkarması ise uygulamanın yaratacağı ilk şokun etkisinin yenilikleri çok seven iOS kullanıcıları üzerinde daha büyük olacağını düşünmesi. Kısa süre sonra uygulamanın Android ve Windows cihazlar üzerinde de yayınlanması bekleniyor.