Kaspersky Lab kripto para hırsızlıklarını önledi

Kaspersky Lab kripto para hırsızlıklarını önleme konusunda, bu yılın en başarılı şirketleri arasında bulunuyor. Kaspersky Lab kripto para hırsızlığından korunmak için kullanıcıların iyi bir seçim yapması gerektiğini belirtiyor.

Kaspersky Lab kripto para hesaplarını koruyor

Rusya merkezli antivirüs yazılım şirketi olan Kaspersky Lab, 2018 yılında kripto para hırsızlarına geçit vermedi. Yayınlanan verilere göre Kaspersky Lab, bu yıl içerisinde 100.000’den fazla kripto para hırsızlığını başarılı bir şekilde önledi.

Kaspersky Lab, yayınladığı raporda kripto para piyasasının siber suçluların ana hedefi haline geldiğini belirtti. Bu yıl içerisinde ise içinde 21.000 ETH bulunan toplam 1000 Ethereum cüzdanının siber suçlular tarafından çalındığını belirtti.  Toplam değeri 9 milyon dolardan fazla olan bu hırsızlıklar, kripto para sahiplerinin güvenlik önlemlerini çok sıkı tutması gerektiğini gösteriyor.

Kaspersky Lab, her yerde dijital ayak izimizin olduğu bu yıllarda, kullanıcıların mail adreslerine ulaşmanın çok kolay olduğunu belirtiyor. Siber suçlular, bu mail adreslerine kripto paralar hakkında mailler göndererek kullanıcıları yanıltabiliyor ve amaçlarına ulaşabiliyorlar. Bu nedenle Kaspersky Lab, kullanıcıların güvenli antivirüs yazılımları kullanmaları gerektiğini belirtiyor

Endüstriyel robot satışları artıyor

Endüstri 4.0 ve dijital dönüşüm, endüstriyel robot satışları konusunda önemli bir artış sağladı. Endüstriyel robot satışları konusunda, Asya ülkeleri Avrupa’nın önünde görünüyor.

Endüstriyel robot satışları lideri: Çin

Büyük bir sanayi ticaret grubu olan International Federation of Robotics, endüstriyel robot satışlarına yönelik verilerini yayınladı. Yayınlanan yeni veriler, önceki anekdot raporlarının yanı sıra Advancing Automation Derneği’nden (A3) gelen verileri doğruluyor.

Küresel pazarda en büyük payı yüzde 58 ile Çin aldı. ABD’de ise artışlar sadece yüzde 6 ile sınırlı kaldı. En güçlü büyüme sektörleri metal endüstrisi, elektronik endüstrisi ve biraz da şaşırtıcı bir şekilde gıda endüstrisi oldu.

Otomasyon, gıda endüstrisinde gıda hazırlama ve dağıtımını otomatikleştirmek için Domino’s ve Miso Robotics gibi şirketler ile fast food pazarında giderek büyüyen bir trend haline geldi. Gıda şirketleri, otomasyon ve robotik ile çalışan maliyetlerini azaltıyor.

Özellikle Avrupa’nın kendi markalarının üretim merkezlerini Asya’dan kendi ülkelerine taşımak için başlattığı robotikleşme süreci, Çin’in de bu alana yoğunlaşmaya başlamasıyla sekteye uğruyor.

Toyota Hawaii’de araç paylaşım servisi kurdu

0

Yakın gelecekte insanların otomobil almak yerine sürücüsüz akıllı otomobilleri ihtiyaçlarına göre kiralamayı tercih edecekleri gerçeği otomobil üreticilerini araç kiralama servisleri kurmaya itiyor.

Otomobil satın alma dönemi bitiyor

Dev otomobil üreticileri Uber, Lyft, Didi gibi büyük otomobil kiralama servislerine ortak olmuşken, yeni girişimlerde bulunmaktan da geri durmuyorlar.

Şimdi de Japon otomotiv devi Toyota, turistlerin popüler destinasyonu Hawaii’de bir otomobil kiralama/paylaşım servisi kurarak bu bölgedeki gelecek gelirlerini garanti alma yoluna gitti.

Toyota Hui adını alan servis şimdilik 70 araçla hizmet veriyor ancak dünya devi Toyota’nın Hui’yi geliştirerek Uber gibi devlerin karşısına kendi markası olarak çıkarma ihtimali de zayıf değil.

Tesla yeni fabrika için Çin’i seçti

Tesla yeni fabrika açmak için Çin’in Şangay şehrini seçti. Kurulacak olan fabrikada 500 bin adet araç üretileceği belirtiliyor. Ayrıca bu fabrikada üretilecek olan araçların direkt satışları ile uygulanacak olan ek vergilerden kaçınılacak.

Tesla yeni fabrika için anlaşma imzaladı

Tesla uzun yıllardır Çin’de fabrika kurmak için görüşmeler yapmaktaydı. Bloomberg tarafından da doğrulanan son haberlere göre, ABD’li otomobil üreticisinin Şangay’da fabrika açma planı resmiyet kazandı. Şangay’da açılacak olan fabrikada, yıllık 500 bin adet otomobil üretilmesi hedefleniyor.

Tesla geçtiğimiz yıl Çin’de 103 bin otomobil sattı ve 2 milyar dolarlık kazanç sağladı. ABD ve Çin arasında başlatılan ekonomik savaş, ek vergilerin uygulanmasına neden oluyor. Alınan yeni karar ile ABD’de üretilen araçların Çin’de satılması durumunda yüzde 40 oranında ek vergi uygulanacak. Bu gelişmelerin ardından Tesla Çin’e satılacak olan araçlarda yüzde 20 oranında zam yapma durumunda kaldı.

Tesla büyük bir satış potansiyeline sahip olduğu Çin’de daha uygun fiyatlara araç satarak ayakta kalabilmek için fabrika kurma planını devreye aldığı belirtiliyor. Bu şekilde ek vergilerden kaçınılarak, standart fiyatlarla araç satışlarını sürdürme planlanıyor.

Facebook artırılmış gerçeklik testleri yapıyor

0

Facebook artırılmış gerçeklik destekli reklamlar yayınlamak için testlere başladı. Facebook artırılmış gerçeklik ile reklam sektörüne yeni bir akım getirecek.

Facebook artırılmış gerçeklik için çağrıda bulunmuştu

Facebook bu yılın başlarındaki F8 geliştirici konferansında, Messenger’da ürünleri göstermek amacıyla AR’yi kullanmak için işletmelerle çalıştığını duyurmuştu. Ancak Facebook AR reklam politikasını bir adım öteye taşımaya hazırlanıyor. Reklam verenlere yapılan çağrı ile Facebook, haber akışlarında AR destekli reklamlar yayınlamaya başlıyor. Henüz test aşamasında olan bu stratejinin, tüm kullanıcılara ne zaman sunulacağı henüz bilinmiyor.

Facebook’un küresel pazarlama çözümleri için ürün pazarlama başkan yardımcısı olan Ty Ahmad-Taylor, şu an için alışveriş odaklı reklamlar üzerinde çalışıldığını belirtiyor. Örneğin; makyaj malzemeleri satan şirketler ve güneş gözlüğü şirketler ürünlerinin müşterilerde nasıl göründüğünü AR ile her kullanıcı için özelleştirilmiş olarak gösterecek.

Taylor, insanlar geleneksel olarak bunu yapmak için mağazalara girmek zorunda olduğunu ve aslında fiziksel deneyimi çok sevdiklerini belirtiyor. Ancak AR uygulamaları online’da yaşanan fiziksel deneyim eksikliğini giderebilecek potansiyele sahip.

Ahmad-Taylor, New York City etkinliğinde gazetecilere ve pazarlamacılara, Facebook’un reklam planlarını vurgulayan bir duyuru yaptı. Ayrıca, reklam verenlerin mevcut görselleri mobil video reklamlar için şablonlara dahil etmelerini sağlayacak yeni bir Video Creation Kit (video oluşturma seti) duyurdu. Bu araçları test eden Noom’a göre, elde edilen videolar statik görüntülerden yüzde 77 daha iyi performans gösterdi.

IBM depolama ürününü tanıttı

IBM depolama ürünü FlashSystem 9100 için bir tanıtım yaptı. IBM depolama ürününe, NVMe bileşeni ekleyerek, hızlandırılmış bir deneyim sunuyor.

IBM depolama: FlashSystem 9100

IBM,kurumsal şirketlere yönelik geliştirdiği yeni depolama ürün portföyünün tanıtımını yaptı. Yeni Spectrum ailesi, veri koruma, yazılım tanımlı depolama ve çoklu bulut özellikli depolama yazılımlarıyla birlikte IBM Spectrum Virtualize ve IBM FlashCore teknolojileri ile oluşturuldu.

NVMe kullanılmış olması, FlashSystem 9100’ın bir başka fark yaratan özelliği olarak karşımıza çıkıyor. IBM, NVMe’nin bilgi depolama ihtiyacı olan uygulamalardan, verileri depolayan flaş cihazlarına kadar tüm depolama sistemi yığınını optimize edeceğini belirtiyor. NVMe’nin en önemli özelliği ise ultra düşük gecikme veri işlemesi yapılabilecek olması.

IBM FlashSystem 9100 dizileri ayrıca, Storage Insights, IBM’in AI tabanlı tahmini analizleri, depolama kaynak yönetimi ve bulut üzerinden sağlanan destek platformu ile birlikte geliyor.

Şirketlerin bulut depolama yönelik yaptığı yatırımlardaki artış, IBM’in yeni ürününün potansiyelini oldukça güçlendiriyor. Ayrıca NVMe gibi inovatif teknolojilere yer verilmesi de rakiplerinden ayrı bir yere gelmesini sağlıyor.

IBM depolama

Samsung 256Gb V-NAND üretimine başladı

0

Samsung veri depolama ürün portföyünü bir adım öteye taşıyarak 256Gb V-NAND üretmeye başladı. Samsung 256Gb V-NAND ürünü ile iş piyasasını hedef alıyor.

256Gb V-NAND tasarım süreci bitti

Samsung Electronics, beşinci nesil V-NAND bellek çipinin seri üretimine başladı. 256Gb V-NAND, Toggle DDR 4.0 arayüzünün kullanımı sayesinde 1.4Gbps’lik veri aktarım hızı sunuyor. Yeni bellek çipi, çalışma gerilimi ise 64 tabakalı selefi ile 1.8 volttan 1.2 volta düşürüldü. Okuma-sinyali yanıt süresi 50 mikrosaniye düşürülürken, 500 mikrosaniyelik yazma hızına ulaşıldı.

V-NAND, dikey olarak delinmiş mikroskobik kanal deliklerine sahip bir piramidin içinde istiflenmiş 90 tabaka 3D yük yakalama flaşı (CTF) hücresine sahiptir. Bu yüz nanometre çapında kanal delikleri, her biri 3 biti saklayabilen 85 milyar CTF hücresi içerir.

Hücre tabakasının yüksekliğinin yüzde 20 azalmasıyla da daha küçük alanda, daha düşük gerilimle çalışan ve daha az ısınan bir bellek çipi elde edildi. Samsung, 1-terabit (Tb) ve dört aşamalı hücre (QLC) seçenekleri de sunmayı hedefliyor.

Güney Koreli teknoloji devi, rakipleri SK Hynix, Toshiba ve Micron’un önünde 90 katmanlı bir V-NAND’ı piyasaya süren ilk şirket oldu. Rakipleri ise şimdiye kadar en çok 72 katman sunabilmişti. Samsung’un yeni V-NAND serisi özellikle iş piyasasına yönelik önemli kolaylıklar sunacak.

Siemens endüstriyel IoT ortaklığı kurdu

Siemens endüstriyel IoT ortaklığı ile bağlantılı teknolojiler için yeni bir adım attı. Alibaba Cloud ile kurulan ortaklık, IoT piyasasına önemli yenilikler getirecek.

Siemens endüstriyel IoT için Çin’e yöneliyor

Alman Başbakanı Angela Merkel ve Çin Başbakanı Li Keqiang’in katılımıyla Berlin’de imzalanan ortaklık kapsamında, Siemens ve Alibaba Cloud birbirlerinin teknolojisini kullanmak için ortaklık kurdu.

Çin’deki müşteri potansiyelini çok iyi kullanan Alibaba, bu ortaklık ile bilgi ve birikimini Siemens ile paylaşacak. Ayrıca Çin dışına da çıkarak, Siemens’in küresel IT pazarındaki gücünden yararlanma fırsatı yakalayacak. Bu sayede sadece Çin’de değil, tüm dünyada farklı sektörlerde hizmet veren bir şirket olma potansiyeli izlenecek.

Dünya çapında geliştiriciler, AWS ve Microsoft Azure IoT platformlarını tercih ediyor. Genel kullanıma baktığımızda Alibaba’nın payının düşük olduğunu söyleyebiliriz. Ortaklık ile Siemens’in Çin’de, Alibaba’nın ise küreselde büyümesi hedefleniyor. Eğer ortaklıkta ilerleme sağlanabilirse, Alibaba Cloud yıllık 2.8 milyar dolarlık gelirini katlayabilir. Ayrıca Siemens de Dünyanın en kalabalık ülkesinde büyük bir pazar payı alabilir.

Nissan emisyon skandalına karıştı!

Japon otomotiv üreticisi Nissan emisyon skandalı ile gündeme geldi. Nissan emisyon testlerinde usulsüzlük yaptığını itiraf etti. Emisyon skandalının ardından Nissan’ı zor günler bekliyor.

Nissan emisyon test sonuçlarını değiştirdi

Son yıllarda otomotiv üreticileri, emisyon test sonuçlarında yaptıkları usulsüz değişiklikler ile gündeme geliyor. Alman devi VW’nün ardından, Japon otomotiv üreticisi Nissan da bu olaya karıştı. Geçtiğimiz ay veri yanlışlığı nedeniyle 1.2 milyon aracını geri çağıran şirket, emisyon testlerinde oynamalar yaptığını itiraf etti. Ancak bu oynamaların her fabrikadaki üretimlerini kapsamadığını belirtti.

Emisyon skandalı nedeniyle oldukça zor günler yaşayan Nissan, emisyon değerleriyle oynanmış araçların sadece Japonya’da satıldığını duyurdu. Yani usulsüz değer konulan hiçbir aracın şu an için Japonya dışında satılmadığını söyleyebiliriz. Bu araçların sadece Japonya içinde kalması, Nissan’ın ekonomik olarak alacağı darbeyi hafifletebileceği düşünülüyor. Ayrıca diğer ülkelerde herhangi bir yaptırım olmaması da söz konusu olabilir.

Nissan, salınım ve yakıt ekonomisi sonuçlarının gerçek değerlerinin de uyulması gereken sınırlar dahilinde olduğunu söylüyor. Ancak asıl test sonuçlarının ne olacağını hep birlikte göreceğiz.

Bitcoin ile BMW alınabilecek

Londra’da bir BMW yetkili bayisi, Bitcoin ile BMW satışlarına başladığını duyurdu. Bitcoin ile BMW satışı, kripto para ve otomotiv sektörünü ortak bir noktada buluşturuyor.

Bitcoin ile BMW ödemesi yapılabilecek

Bitcoin ve diğer kripto para birimleri 2018 yılında ciddi bir fiyat dalgalanması yaşıyor. Özellikle en düşük seviyelerine kadar gerileyen Bitcoin için acaba Bitcoin balon mu soruları? Gündeme geliyor. Ancak bir yandan dev şirketler Bitcoin ve diğer kripto para birimleriyle ticaret yaparak, bu sektörü destekliyor. Bunlardan sonuncusu ise Londra’daki en büyük BMW yetkili bayilerinden biri olan Stephen James’den geldi.

Stephen James Twitter üzerinden yaptığı açıklama ile artık isteyen müşterilerinin Bitcoin ile BMW alabileceğini duyurdu. BWM satışının yanı sıra bakım ve tamir üzerine de faaliyet gösteren şirket, kripto para ile otomotiv sektörünü buluşturan yeni bir adım atmış oldu.

Stephen James’in bu stratejisi daha önce ABD’de Ford yetkili servisi Classic Recreations tarafından başlatılmıştı. Recreations, Mustang satışlarında müşterilerinin Bitcoin, Bitcoin Cash, Litecoin ve Ethereum ile yaptığı ödemeleri kabul ediyor.

Kripto para ile otomotiv satış istatistiklerine baktığımızda ise bu alandaki lider ülkenin Japonya olduğunu söyleyebiliriz. 2017 yılı içerisinde Japonya’da Bitcoin ile 500 adet araba satın alındı.

Fosil yakıt kullanan şirketlere kısıtlama geliyor!

İsviçre merkezli bir sigorta şirketi, fosil yakıt kullanan şirketler için sigorta hizmetinde kısıtlama gidiyor. Böylelikle fosil yakıt kullanan şirketler için yapılan kısıtlamalara bir yenisi daha eklendi.

Fosil yakıt kullanan şirketlere sigorta kısıtlaması

Özellikle Avrupa ülkelerinde dizel araçların yasaklanmasının yanı sıra fosil yakıt kullanımına da bir takım kısıtlamalar getiriliyor. Kömür temelli fosil yakıt santralleri kapatılarak, yenilenebilir enerji kullanımına yönelik enerji politikası uygulanıyor. Üstelik bu enerji politikası sadece devlet kurumları ile sınırlı kalmayarak, özel şirketlere de sıçramış durumda. İsviçre merkezli Swiss Re isimli bir sigorta şirketi oldukça stratejik bir adım atarak, fosil yakıtlar kullanan şirketlere verdiği hizmette kısıtlamaya gitti.

Alınan karar ile Swiss Re, üretim faaliyetlerini yürütmek için yüzde 30 veya daha fazla kömür gücünden yararlanan şirketlere sigorta hizmeti vermeyeceğini duyurdu. Şirket, bu kararı ile sürdürülebilirlik risklerini en aza indirmeye çalışacağını belirtti.

Aslında Swiss Re, bu yönde karar alan ilk şirket değil. Earther, Allianz ve Dai-ichi Hayat Sigortası gibi sigorta şirketler de kömüre bağlı şirketlere yönelik kısıtlamalar uyguluyor.

Binance sel mağdurları için bağış yaptı

Kripto para piyasasının en önemli borsalarından biri olan Binance sel mağdurları için bağışta bulundu. Binance, Japonya’daki sel felaketi için mağdurlara yardımcı olacak.

Binance sel felaketi için 1 milyon dolar bağışladı

Japonya’yı etkisi altına alan sel felaketinde 70 kişi hayatını kaybetti. Bu selde 40’tan fazla kişi kayboldu ve kurtarma çalışmaları için binlerce asker görevlendirildi. Sel felaketi ile oldukça zor günler geçiren Japonya’ya kritpto para borsası Binance’dan destek geldi. Binance, bu felaket nedeniyle sel mağdurlarına toplamda 1 milyon dolarlık bağışta bulundu. Ayrıca bir bağış hesabı açan şirket, gelen bağışları da sel mağdurlarına ileteceğini duyurdu.

Açılan yardım hesabına, anonim olarak ETH ya da ERC20 uyumlu tokenler ile bağışta bulunulabiliyor. Binance, kendi ismiyle bağış yapmak isteyenlerin ise [email protected] adresine mail ile bilgilerini iletebileceğini belirtti. Ayrıca tüm yardım sürecinin tamamen şeffaf bir şekilde yürütüleceğini duyurdu.

Kripto para piyasasındaki şirketlerin bu tip yardımlarda bulunması medyada büyük ilgi uyandırıyor. Daha önce de Ripple, ABD’deki okullar için 29 milyon dolarlık XRP yardımında bulunarak dikkatleri üzerine çekmişti.

Arval Active Link ile aracınızı yakından takip edin

0

Kurumlara uzun dönem araç kiralama ve filo yönetimi çözümleri sunan TEB Arval, kendi bünyesinde araç takip sistemini geliştirerek sunan ilk ve tek kiralama şirketi olma özelliğiyle de öne çıkıyor.

Arval Active Link hakkında detaylar

Arval Active ile kilometre kullanımları kolayca takip edilebiliyor, hatta kiralama kontratları revize edilebiliyor.Arval Active Link

Araçlardan toplanan verileri otomatik ve eş zamanlı olarak sisteme işleyen Arval Active Link, filo yöneticisinin toplam kullanım maliyetini takip ve kontrol etme kabiliyetini de artırıyor. Sürücülerin araç kullanım durumuna göre kiralama kontrat şartlarını revize etme imkanı veren sistem, ekonomik ve güvenlik kriterleri ile sürücü davranışlarını analiz ediyor.

Bununla birlikte araç takip sistemi, sürücüler için de önemli avantajlar sağlıyor. Sürücüler için de önemli avantajlar sağlayan sistem, şahsi araç kullanımlarında veri gizliliğini de garanti altına alıyor.

Ayrıca, sürücülerin iş ve özel amaçlı seyahat tanımlamalarını kolayca yapmalarını sağlarken, çalınma vb. durumlara karşı sunulan alarm sistemi ile sürücü güvenliğini en üst seviyeye çıkarıyor. Sürüş istatistiklerini takip eden sistem, hem kurumların hem de sürücülerin verimliliğini artırıyor.

Araç filosuna sahip şirketlerin sadece %42’si araç takip sistemi kullanıyor

TEB Arval’in desteğiyle gerçekleştirilen ve otomotiv sektörünün önemli bir alanı olan filo yönetimi, konusundaki tek çalışma olan CVO (Corporate Vehicle Observatory) Barometre’nin 2018 sonuçlarına göre, araç filosuna sahip şirketlerin sadece %42’si araç takip sistemi kullanıyor.

Şirketlerin kullanım amaçlarına bakıldığında %70 ile ilk sırada araçları takip etmek, %39 ile ikinci sırada sürücü güvenliğini artırmak geliyor. Şirketlerin %25’i sürücü davranışlarını iyileştirmek isterken, %17’si ise bu sistem aracılığıyla filo maliyetlerini azaltmayı hedefliyor. 

Havalimanlarında yüz tanıma teknolojilerinin güvenliği ve kullanımı!

0

Havalimanlarında günlük olarak, milyonlarca insan bulunuyor. Bu sebeple, bunların takibini yapmak da zor olabiliyor. Bu bağlamda güvenliğin, yapay zeka destekli yüz tanıma sistemleriyle sağlanması, hem hızlı ve kolay bir şekilde kimlik denetiminin gerçekleştirilmesi hem de olası suçlara karşı caydırma oluşturulması açısından pek çok yarar sağlıyor. Biz de sizler için havalimanlarında  kullanılan yüz tanıma teknolojileri güvenliği ve kullanımı hakkındaki detayları sizlere aktarıyoruz.

Yüz tanıma teknolojileri güvenliği ve kullanımı

Bilişim güvenliği alanındaki dağıtım ve çözümleriyle pazarda lider konumda bulunan Komtera Teknoloji uzmanları, havalimanlarının güvenliği için yüz tanıma teknolojilerinin sunduğu 5 avantajı paylaşıyor.

Havalimanlarında Yüz Tanıma Teknolojilerini Kullanmanın 5 Faydası

1. Makine öğrenimi yapay zekayla entegre edilerek oldukça başarılı sonuçlar elde ediliyor. 

Makine öğrenimi ve yapay zekanın modern yüz tanıma teknolojisine katılması, yüz tanıma teknolojilerini daha da etkili hale getiriyor. Makine öğrenimi teknolojileri ile algoritmalar kandırılması daha zor hale gelir ve karşılaşılan veriler hem hız hem yeterlilik açısından en az birkaç kat daha doğru değerlendiriliyor. Biyometrik sistemler, yapay zekayla iç içe çalıştırılınca sonuçlar güvenlik endişelerini de ortadan kaldırıyor.yüz tanıma

2. İnsanlardan kaynaklanan hatalar ortadan kalkıyor.

Havalimanlarında yüz tanıma teknolojilerini kullanmak, insan hatalarını ortadan kaldırabiliyor. Birçok uçuşun ve yolcunun olduğu havalimanlarında bu tarz bir teknolojiyi kullanmak, güvenliği tam olarak sağlamak için şart. Ayrıca bir sahte nüfus cüzdanını ya da pasaportu kolayca fark etmek genelde yıllar boyu deneyim gerektiriyor. Görevlilerin en minik detayları bile fark etmesini beklemek yerine en yüksek teknolojiye sahip cihazları kullanmak hem kontrol için zaman kazandıracak hem de hataları azaltarak havalimanının güvenlik seviyesini artıracak.

3. Yüz tanıma teknolojileri ileri eşleştirme tekniklerinden faydalanarak fazla müdahale ihtiyacını ortadan kaldırıyor. 

Yüz tanıma teknolojilerinde, kimliğini ya da pasaportunu veren kişinin gerçekten de kimlik fotoğrafındaki kişi olup olmadığına dair genelde eşleştirmeye dayalı bir mantık uygulanıyor. Eşleştirme sistemiyle kimliklerin ya da pasaportların doğruluğunu ispatlamak, geleneksel yöntemlerin gerektirdiği fazladan çalışan müdahalesini de ortadan kaldırıyor.

4. Yüz tanıma sistemi, altyapı yatırımı sağlandığında gelecekteki ihtiyaçları karşılamaya hazır.

Güvenlikte geleceğin anahtarı olarak düşünülebilecek dijital kimliklere daha fazla yatırım sağlandıkça kimlik doğrulama işlemleri kolaylaşacak. Bununla birlikte, geleneksel kimlikler arka planda kalacak. Bu nedenle havalimanlarının şimdiden bu teknolojiyi kullanması, sektörü geleceğe yönelik hazırlayacak. Bu da güvenlik ile verimi artıracak.

5. Yüz tanıma teknolojileri, eski yöntemlerin işlevsizliğini geçmişte bırakıyor. 

Günümüzün teknolojik belge okuyucuları, kimlik kontrolü alanında bundan çok daha fazlasını başarmada yetkin olabiliyor. Teknolojik belge okuyucuları, kimlik ve pasaportların üzerindeki güvenlik işaretlerini de kontrol ederek uyguladıkları ileri düzey algoritmalarla tüm detayları içeren bir inceleme gerçekleştiriyor ve sahteciliği çok daha kolay ve hızlı şekilde açığa çıkarıyor. Ayrıca tek başına klasik güvenlik kameralarına da güvenilemez çünkü kameralar, kişilerin hareketlerini takip ederken maalesef genelde rastgele bir şekilde çekim yaptıklarından dolayı sistematik bir inceleme sunamaz. Bu nedenle havalimanı çalışanları da fazladan çalıştıkları halde güvenliği oluşturmada etkisiz kalırlar.

Öte yandan, 7/24 çalışabilen, gerçek zamanlı takip ve gerektiği zamanda alarm veren bir yüz tanıma sistemi ise suç oranını azaltabiliyor.

Turkcell Carrier Blockchain Study Group üyesi oldu

0

ABD merkezli Sprint’in ve Japonya merkezli Softbank gibi telekomünikasyon devlerinin kurucuları arasında yer aldığı telekom operatörlerinin küresel blockchain konsorsiyumu Carrier Blockchain Study Group’a (CBSG) Turkcell de dahil oldu.

Turkcell Carrier Blockchain Study Group üyesi oldu

Telekom operatörlerinin blockchain konsorsiyumu Carrier Blockchain Study Group (CBSG); Türkiye’nin lider dijital operatörü Turkcell’in yanı sıra Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği ve Güney Asya’da hizmet veren Axiata Group Berhad (Axiata), Filipinler’de hizmet veren PLDT Inc, Endonezya’da hizmet veren PT Telekomunikasi Indonesia International (Telin), Vietnam’da hizmet veren Viettel Group ve merkezi Kuveyt’te bulunan Zain Group’un yeni nesil küresel operatörler arası blockchain platformu ve ekosistemi oluşturmanın yollarını araştırmak üzere birlikte çalışma kararı aldıklarını açıkladı.

Turkcell, blockchain teknolojisinden faydalanacak!

Dünyanın en hızlı genişleyen ve sektöre liderlik eden Telekom Blockchain konsorsiyumu CBSG; ABD merkezli Blockchain teknolojileri şirketi TBCASoft, Inc. ve Japonya merkezli SoftBank Corp. liderliğinde, ABD merkezli Sprint Corporation ve Tayvan merkezli Far EasTone Telecommunications Co., Ltd.’nin (FarEasTone) ilk kurucu üyelikleriyle telekom operatörleri için özel olarak tasarlanmış yenilikçi bir Blockchain platformunun ortaklaşa geliştirilmesini sağlamak üzere 2017 yılının Eylül ayında kuruldu. Konsorsiyumun diğer üyeleri arasında Güney Kore merkezli LG Uplus Corp, KT Corporation ve Birleşik Arap Emirlikleri merkezli Etisalat Telecommunication Corporation da bulunuyor. CBSG, telekom operatörü üyelerine ve bunların müşterilerine Blockchain teknolojilerini kullanan güvenli küresel dijital ödeme, takas ve hesaplaşma sistemleri, kişisel kimlik doğrulama, IoT uygulamaları ve benzeri diğer hizmetleri sağlamayı amaçlıyor.

turkcell

 Konsorsiyum ayrıca, küresel para transferi hizmetlerine odaklanacak ek bir Blockchain çalışma grubunun oluşturulacağını da duyurdu. Bu tür işlemler için çok uygun olan Blockchain teknolojisi süreçleri kolaylaştırıyor, böylece müşterilere daha iyi hizmet verilebiliyor. CBSG Consortium tarafından önerilen, özellikle telekom operatörleri için tasarlanmış bu Blockchain platformu ve çözümleri, operatörlerin geleneksel pazarların dışında hizmetler oluşturabilmelerine ve bu hizmetleri sınırların ötesine taşıyabilmelerine yardımcı olacak. Geçen yıl kurulan kısa sürede dünyanın bu alanda öncü platformuna dönüşen CBSG Consortium her geçen gün eklenen yeni üyeleri ve yaklaşık 1 milyarı aşan toplam kullanıcı erişimiyle dikkat çekiyor. 

Blockchain, sağlık hizmetleri için kullanılacak

 “Blockchain teknolojisi yeni hizmetler geliştirmemize yardımcı olacak”

 Değerli dijital varlıkların mobil ağlardan güvenli ve şeffaf bir şekilde taşınabilmesi sayesinde blokchain teknolojisinin dijital ekonominin büyümesine hız katacağına ve yeni nesil hizmetlerin ortaya çıkmasına imkân sağlayacağına dikkat çeken Turkcell Genel Müdürü Kaan Terzioğlu, “Telekom şirketleri olarak mevcut altyapılarımızı geliştiriyor ve genişletiyor olmanın çok daha ötesini düşünmeliyiz. “Hizmet olarak Blockchain” ekosistemini en iyi biz operatörler sağlayabiliriz ve bu avantajı da en iyi biçimde kullanmalıyız. Bu nedenle, yeni nesil operatörler arası Blockchain platformu CSBG’de yer alarak deneyimlerimizi paylaşmayı sabırsızlıkla bekliyoruz. İnanıyorum ki CSBG’nin bir parçası olmak, dijital platformlarımızda sunduğumuz hizmetleri geliştirmemize ve müşteri deneyimini en üst düzeye çıkarmamıza yardımcı olacak” dedi.

Ofis güvenliği için yeni dönem

Ev ve iş yerlerindeki eşyaların, hırsızlar tarafından çalınması saniyeler içinde olabiliyor. Bu tarz sorunlara engel olmak için yüksek güvenlikli kilitleme sistemlerinde isim yapmış olan Mul-T-Lock, ofis veya evlerdeki iç kapı ve pencereleri kolayca dışarıdan kilitleyip güvenliği artıran elektronik Code-It ürünü, kötü niyetli kişilerin izinsiz girişini basit ama oldukça etkili bir şekilde engelliyor. İşte ofis güvenliği için yeni dönem ve detayları!

Ofis güvenliği için Mul-T-Lock

Ofislerinizde ya da evlerinizde bulunan iç kapı, pencere, balkon veya teras kapısı gibi genellikle güvenliği atlanan noktalar için tasarlanan Code-It, kablolama veya delme işlemine gerek olmadan kolayca kurulabiliyor. Kurulumun ardından Code-It’in üzerinde bulunan şifreli kilitleme mekanizması, dört ile altı basamak arasında dokuz farklı kullanıcı koduyla, elle ya da otomatik kilitleme yöntemiyle çalıştırılabiliyor.

ofis güvenliği 

Pil ile Çalıştığı İçin Kablolamaya Gerek Duyulmaz

Erişim için gereken özel kodu bilmedikleri için hırsızların mekana girişini engelleyen Code-It ile kişiler kendilerinin ve eşyalarının güvende olduğundan emin olurken istedikleri kapı veya pencereyi kolayca dışarıdan kilitleyebiliyor. Eski kapı ve pencere kollarıyla kolaylıkla değiştirebilen Code-It, halihazırda var olan kilitleme sistemleri ile bir arada çalışabiliyor ve toplamda 30.000 açma veya kapama kapasitesine sahip piliyle hiç elektrik harcamıyor.

 

GastroClub, üyelerine yılda 12 milyon TL tasarruf sağlıyor

0

35 bin üyesine yılda 12 milyon TL’ye varan indirimler sunan GastroClub, 6 ilde 700’den fazla restoran, cafe ve beach club’da avantaj sağlıyor. GastroClub’ın genel üyeliğinin yanı sıra; Yaz Paketi, 48 saat boyunca indirim sağlayan ‘Hesap Kurtaran’ ve 24 saatlik Çeşme Pass gibi gibi farklı üyelikleri de bulunuyor.

6 ilde 700’den fazla anlaşmalı mekanı ve 35.000’i aşkın üyesi olan GastroClub, Türkiye’de yeme-içme sektörünün en büyük sadakat platformu ve en geniş restoran ağı.

GastroClub’ın 35.000’i aşkın üyesi restoran harcamalarında yılda 12 milyon TL tasarruf sağlıyor. 2017 yılında üyelerine yılda ortalama 400 TL tasarruf sağlayan GastroClub’ın, yılda 5000 TL’den fazla tasarruf yapan üyeleri de var!

Üyelerine tasarruf ve avantajlar sunarken, yeme içme sektöründeki işletmelere de yeni ve sadıkmüşteriler kazandıran GastroClub’ın ; Türk Telekom, Diners Club International, Denizbank, Odeabank, Alternatif Bank ve Coca Cola gibi firmalarla iş ortaklıkları da bulunuyor.

GastroClub 35 bin üye sayısı ile dikkat çekiyor

Wagamama, Numnum, Köşebaşı, Krispy Kreme, Le Pain Quotidien, Chinese & Sushi Express, Punto, Bisquitte, Espressolab, TadındaAnadolu gibi yeme içme sektörünün büyük zincirleri de GastroClub üye işyerleri arasında.

GastroClub’a katıldıktan sonra ; GastroClub’ın anlaşmalı olduğu mekanları hemen keşfe başlayıp ve yüzde 10 – 50 arasında değişen indirim avantajlarından faydalanabilirsiniz. Üstelik mobil uygulama sayesinde bulunduğunuz yere en yakın GastroClub mekanlarını da hızlıca bulabilir, restoran hakkında bilgi alabilir, seçtiğiniz mekanlardaki GastroClub ayrıcalıklarını hemen öğrenebilirsiniz. GastroClub avantajlarından beraber yemek yediğiniz tüm arkadaşlarınız faydalanabilir, indirim toplam hesap üzerinden yapılır ve kartınızı sınırsız olarak kullanabilirsiniz!

Size yepyeni lezzet rotaları öneren GastroClub’ın anlaşmalı olduğu restoran,beach, cafe ve barlarda yüzde 50’ye varan indirimlerin, rezervasyon önceliği ve ikramları görmek için Gastro web sitesine girebilir veya GastroClub mobil uygulamasını indirebilirsiniz.

Biznet Siber Güvenlik Operasyon Merkezi için yeni isim!

0

Kurulduğu ilk günden bu yana siber güvenlik alanında çalışmalarını sürdüren ve bu alandaki gelişmeleri takip ederek, yeni ürün ve hizmetleri portföyüne dahil eden Biznet Bilişim, yeni bir girişime daha imza attı. Bununla birlikte, Biznet Siber Güvenlik Operasyon Merkezi için yeni bir isim getirildi.

Biznet Siber Güvenlik Operasyon Merkezi hakkında detaylar

Biznet, 2017 yılında Siber Güvenlik Operasyon Merkezi’ni faaliyete geçirerek müşterilerine 7/24 esasına göre izleme hizmetleri sunmaya başladı. Bu olayla birlikte, Bilişim Siber Güvenlik Operasyon Merkezi yöneticisi olarak ise, Mayıs 2018 itibariyle Mehmet Karahan atandı. 2018 Mayıs ayına geldiğimizde ise, yüzde 100 hissesi olan Faruk Eczacıbaşı’nın sahibi olduğu FVD İleri Teknoloji Yatırımları A.Ş tarafından devralındıktan sonra, yeniden yapılanma sürecine girildi. Yapılanma sürecine giren Biznet’in Genel Müdürlüğüne de Haziran 2018 itibariyle Serdar Yokuş getirilmişti.

Mehmet Karahan, çalışma hayatına 1997 yılında Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nda başladı. Hatta yaklaşık 16 yıl boyunca, çeşitli projelerde network tasarımı, kurulumu ve yönetimi sorumluluklarını üstlendi.

Siber Güvenlik Operasyon Merkezi

Zorunlu hizmetini tamamladıktan sonra TSK’dan ayrıldı. Bunun dışında, 2014 yılında Labris Networks’te Kıdemli Uzman olarak çalışmaya başladı. UTM, Log ve DDoS Mitigator cihazları alanında kıdemli olarak bir süre çalıştıktan sonra Siber Güvenlik Akademisi Yöneticiliği, Siber Güvenlik Operasyonları Merkezi Yöneticiliği, Destek Hizmetleri Yöneticiliği ve CERT (Computer Emergency Response Team) Yöneticiliğini de kapsayan Global Servis Operasyonları Müdürlüğü görevinde bulundu.

Son olarak, yeni görevi ile ilgili bilgi veren Mehmet Karahan; 7/24 izleme hizmeti ile birlikte müşterilere katma değerli bir hizmet sunacaklarını, yeni nesil siber güvenlik operasyon merkezlerinin gereksinimlerini yakından takip ettiklerini ve bu yenilikleri hayata geçirerek hizmet kalitesini sürekli artıracaklarını dile getirdi.

3D yüz tanıma teknolojisinde yeni dönem!

Geliştirilen yeni bir 3D yüz tanıma sistemi, 2D yüz tanıma teknolojilerine kıyasla daha yüksek doğrulukla çalışıyor. 3D yüz tanıma, daha önceden belirlenen bir kişiyi, toplu alanlarda tespit edebiliyor.

3D yüz tanıma için 3 milyondan fazla tarama yapıldı

University of Western Australia araştırmacılar 2D yüz tanımadaki eksikleri gidermek için yeni 3D yüz tanıma sistemi geliştirdi. UWA araştırmacıları, 100.000’den fazla insanın 3,1 milyon 3D taramasını analiz eden “FR3DNet” modelini geliştirdi. Örüntü tanıma kullanılan sistem, kayıtlı olan kişilerin kimliğini belirlemek için kullanılabiliyor. Örneğin bir kişinin profili sisteme daha önce öğretildiyse, karmaşık bir görüntü içerisinden bile o kişiyi bulabiliyor.

Üstelik bu model, kişinin şapka, bere, güneş gözlüğü hatta yüz maskesi takma durumlarında bile doğru bir şekilde çalışıyor. Araştırmacılar modelin, yüzün 3D hatlarının yanı sıra mimiklere de odaklanması sayesinde bunu başardığını belirtiyor.

Yüz tanıma sistemleri özellikle toplu alanlarda suçlu veya şüpheli tespiti için yaygın olarak kullanılıyor. Qantas, Sydney Airport’taki uluslararası yolcuların check-in işlemlerinde pasaport kullanma zorunluluğunu ortadan kaldıran yüz tanıma sistemini duyurmuştu. Bu sistemle yolcular, biyometrik imzaları olan yüzleri ile salona giriş ve uçağa biniş işlemlerini gerçekleştirebiliyorlar.